Nükleer Restleşme

Yüz On Yedinci Bölüm: 22.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, İngiltere Başbakanı Tony Blair, nükleer silah geliştirdiği takdirde İran’ın dünya istikrarına tehdit oluşturabileceğini söyledi. İngiltere Başbakanı Tony Blair, Avam Kamarası’nın bir komisyonunda yaptığı konuşmada, ”İran’ın, nükleer silah kapasitesini geliştirdiği takdirde dünya istikrarına ve barışına çok ciddi tehdit oluşturabileceğini düşünüyorum” dedi. Tony Blair, insanları İran konusunda endişelendiren üç konu bulunduğunu belirterek, bunların, nükleer silah kapasitesi ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) ile işbirliğini reddetmesi; Ortadoğu’da terörizmi desteklemesi; Irak’a karışması olduğunu söyledi. Askeri müdahalenin söz konusu olmadığını belirten Blair, eninde sonunda İran’ın değişmesinin iyi olacağını ifade etti. Blair hükümeti, yakın zamanda İran Devrim Muhafızları’nı, Iraklı direnişçilere bomba yapımında kullanılan teknolojiyi vermekle suçlamış ve silahlar ile savaşçıların çok kötü korunan sınırdan kaçırıldığını bildirmişti. Başbakan Blair, El Kaide terör örgütünün, Afganistan’daki aşırı uçları yeniden canlandırmaya çalıştığını da bildirdi. Blair, ancak Afganistan’daki demokrasi beklentilerinin iyi olduğunu ifade etti.

Yüz On Sekizinci Bölüm: 23.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, nükleer programlarıyla ilgili sorunun BM Güvenlik Konseyi´ne taşınması durumunda hükümetin uranyum zenginleştirme programına başlayacağını, BM gözlemcilerinin nükleer tesislere habersiz denetimlerine son verileceğini bildirdi. Ahmedinecad, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, parlamentonun pazar günü bu yönde aldığı kararı dikkate alacaklarını ve kesinlikle uygulayacaklarını söyledi. İran´ın nükleer konulardaki haklarını korumaya hazır olduğunu belirten Ahmedinecad, Tahran´a, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini İran yerine Rusya´da yürütülmesi planına değinmeden, "Bağımsızlığımızdan, özgürlüğümüzden ve toprak bütünlüğümüzden geri adım atacak mıyız? Bunu yapacak mıyız?" diye konuştu.

İran Meclisi, nükleer dosyanın BM Güvenlik Konseyi´ne gönderilmesi durumunda, bütün gönüllü girişimleri askıya alması için hükümete yetki veren tasarıyı pazar günü büyük çoğunlukla kabul etmişti. ABD ve Avrupalı müttefikleri, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu´nun (UAEK) perşembe günü yapılacak yönetim kurulu toplantısında, İran´ın nükleer programıyla ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi´ne havale edilmesi konusunu gündeme getirmeyeceklerini belirtmişlerdi. Amerikalı ve Avrupalı yetkililer, Tahran´a, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini İran yerine Rusya´da yürütmesi planını kabul etmesi için daha çok süre tanınacağını ifade etmişlerdi.

Yüz On Dokuzuncu Bölüm: 25.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) bugün Viyana’da başlayan olağan yönetim kurulu toplantısında, nükleer enerji programına ilişkin ABD ve AB üyesi ülkelerin yoğun suçlamalarına hedef olan İran, "AB ile müzakerelere yeniden başlamaya hazır olduğunu" açıkladı. Toplantıdaki İran heyeti başkanı Muhammed Mehdi Ahonzade, basına yaptığı açıklamada, "İran, AB’nin üç büyükleri Almanya, Fransa ve İngiltere ile bir süre önce kesilen müzakerelere yeniden başlamaya hazır" dedi. Ahonzade, "İran’ın nükleer programına yönelik suçlamaların doğru olmadığını, ülkesinin nükleer enerjiyi barışçı amaçla kullanma hakkını sonuna kadar kullanacağını" belirtti. Ahonzade, AB ile müzakerelere ne zaman başlayacakları konusunda somut bir açıklama yapmadı. UAEK yönetim kurulu toplantısı çerçevesinde basına açıklama yapan ABD heyeti başkanı Büyükelçi Gregory Schulte ise İran’ı, "Uluslararası terörizmin en önde gelen destekleyicisi olmakla" suçladı ve "Hiç kimse bu tehlikeli rejimin en ölümcül silahlara (nükleer silah) sahip olmasını istemiyor" dedi.

Yüz Yirminci Bölüm: 05.12.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “Baradai: İran Birkaç Ayda Nükleer Silah Üretebilir” başlıklı bir haberde, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) Başkanı Muhammed El Baradei, İran'ın diğer tesislerde uranyum zenginleştirmeye başlaması durumunda, birkaç ay içinde nükleer silah üretmeye hazır hale gelebileceğini söyledi. El Baradei, The Independent gazetesine verdiği demeçte, UAEK yetkililerinin en az iki yıl içinde tam faaliyete geçebileceğini söyledikleri Natanz tesisinin çalışmaya başlaması halinde, İran'ın birkaç ay içinde nükleer silah üretecek duruma gelebileceğine inandığını söyledi. Bu nedenle uluslararası topluluğun endişe duymakta olduğunu söyleyen El Baradei, İranlıların nükleer silah üretme konusundaki niyetlerini tahmin etmenin zor olduğunu, ancak kendilerinin her şeyin barışçı amaçlı olmasını sağlayacak program doğrultusunda hareket etmeyi sürdürdüklerini belirtti.. ''Tam yakıt döngüsünü elde etmeyi amaçladıklarını biliyorum.

Tam yakıt döngüsünü sağlayan bir ülkenin de birkaç ay sonra nükleer silah üretebilecek duruma gelebileceğini biliyorum'' diyen El Baradei, krizin derinleşmesi halinde herkesin zarar göreceği uyarısında bulundu. El Baradei, ''Herkes zarar görecek. Pandora'nın kutusu açılacak. İran'ı izole etme çabaları olacak, İran karşılık verecek ve sonunda bir çözüm bulmak için görüşme masasına dönmek zorunda kalacaksınız'' diye konuştu. İran'ın Rusya'nın önerisini halen reddetmediğini ve gelecek aydan önce ''görüşmeler için görüşmelerin'' başlamasını beklediğini kaydeden Muhammed El Baradei, İran'ın ''naftalinleyip bir kenara koyduğu'' Natanz yeraltı uranyum zenginleştirme tesisini faaliyete geçirme tehdidini sürdürmesinin, krizi derinleştireceği uyarısında bulundu.. El Baradei, İran'ın bunda ısrarının nükleer niyetlerinin barışçı olup olmadığı konusunda yeni sorular ortaya çıkmasına neden olacağını belirterek, ''Eğer zenginleştirme işlemine başlarlarsa bu uluslararası topluluk için en önemli gündem maddesi ve ciddi bir endişe haline gelir'' diye konuştu.

Yüz Yirmi Birinci Bölüm: 05.12.2005 tarihli çıkan bir haberde, İsrail Başbakanı Ariel Şaron, İran’ın nükleer bir güç olmasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Şaron, İşçi Partisi’nden istifa ederek, seçimlerde kendisini destekleyeceğini açıklayan Başbakan Yardımcısı Şimon Peres ile Kudüs’te ortak basın toplantısı düzenledi. Başbakan Şaron, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir soru üzerine, "nükleer güç sahibi bir İran’ın sadece İsrail için değil, bütün dünya için bir tehlike oluşturacağını" belirtti. Öte yandan, ortak basın toplantısında Peres’i öven Şaron, Mart ayında yapılacak erken genel seçimleri kazanması halinde Peres’in istediği her görevi vermeye hazır olduğunu, Peres’in hükümetinde İsrail-Filistin barışında kilit rol oynayacağına inandığını kaydetti.. Peres de, "Ortada kaçırmamamız gereken bir fırsat var" diyerek, "Ariel Şaron ile büyük bir ortaklık oluşturduklarını ve birlikte, Ortadoğu barışı ile bölgesel ekonomik fırsatları gerçekleştirmeye çalışacaklarını" belirtti.

Yüz Yirmi İkinci Bölüm: 08.12.2005 tarihli çıkan bir haberde, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, Hitler’in Yahudileri yaktığı iddialarının doğru olmadığını savundu. Ahmedinecad, "eğer Avrupalılar çok istiyorlarsa Avrupa’dan siyonistlere yer versinler" dedi. İslam Konferansı Örgütü’nün (İKÖ) Mekke’deki olağanüstü zirvesinden sonra gazetecilere açıklama yapan Ahmedinecad, dünyanın bugün Filistin diye sorunla karşı karşıya olduğunu söyledi. Filistin’de her gün çocuklar, kadınlar ve günahsız insanların öldürüldüğünü söyleyen İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, Filistin’de milyonlarca halkın kendi topraklarından çıkarıldığını hatırlattı.

Bazı Avrupa ülkelerinin, Hitler’in milyonlarca mazlum Yahudi’yi fırınlarda yaktığında ısrar ettiğini dile getiren Ahmedinecad, Batı’nın bunun aksini söyleyeni yargılayıp cezaevine gönderdiğini bildirdi. Ahmedinecad, “ama biz bu iddiaları kabul etmiyoruz. Eğer böyle bir şey varsa bizim Avrupalılara sorumuz şudur: Acaba mazlum Yahudilerin Hitler tarafından öldürülmesi işgalci siyonist rejimi desteklemelerinin bir nedeni mi? Eğer Avrupalılar doğru söylüyorlarsa kendileri Avrupa’da, mesela Almanya’da, Avusturya’da veya başka Avrupa ülkelerinde birkaç eyaleti siyonistlere versinler ve siyonistler kendi devletlerini Avrupa’da kursunlar” şeklinde konuştu.

Avrupa’nın siyonistlere yer vermesi halinde bunu destekleyeceklerini dile getiren İran Cumhurbaşkanı, İran olarak, ‘Siyonistler ve Yahudiler’ diye bir ayrım yaptıklarını vurguladı. Ahmedinecad, dünyada bütün Yahudilerin Filistin taraftarı olduğunu da iddia ederek, "bundan 70 yıl önce dünya haritasında siyonist bir ülke göremiyoruz" dedi. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, Filistin’de Müslümanlar, Hıristiyanlar, Yahudiler ve başka dinlere mensup insanların katılımıyla halkoylaması yapılmasını önerdi.. Ahmedinecad, "burada yaşayan herkes bu referanduma katılsın ve kendi kaderlerini belirlesinler. Onların kararı tüm dünya halkı tarafından kabul edilecek. Bu, demokratik bir yöntemdir ve tüm uluslararası kurallara uygundur" şeklinde konuştu.

Aynı konuya ilişkin 09.12.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad : İsrail Avrupa’ya Taşınsın” başlıklı haberinde; İRAN Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, İsrail devletinin Avrupa’ya taşınmasını önerdi. İran Resmi Haber Ajansı’nın (İRNA) haberine göre Ahmedinecad, Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde bugün sona eren İslam Konferansı Örgütü zirvesinin ardından düzenlediği basın toplantısında, Yahudi soykırımı konusundaki ’şüphelerini’ dile getirdi.. Bazı Avrupa ülkelerinin, Hitler’in milyonlarca masum Yahudi’yi fırınlarda yaktığında ‘ısrar ettiğini’ söyleyen Ahmedineced, bu ısrarın soykırım tezini reddedenleri hapse atacak dereceyi bulduğunu savundu. İran lideri, "Biz bu iddiayı kabul etmesek de, doğru olduğunu varsayarsak, Avrupalılara şunu soruyoruz: Kudüs’ü işgal edenlere verdikleri desteğin gerekçesi masum Yahudilerin Hitler tarafından öldürülmesi midir?" dedi. Avrupa’yı dürüstlüğe çağıran Ahmedinecad, "Eğer Avrupalılar dürüstse Avrupa’da bazı bölgeleri Siyonistlere vermeliler. Siyonistler Avrupa’da kendi devletlerini kurabilir. Avrupa’nın bir kısmını verin, biz de destekleyelim" dedi.

İSRAİL VE ABD’DEN TEPKİ İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın "Hitler’in Yahudileri yaktığı iddialarını kabul etmedikleri" ve İsrail’in Avrupa’ya taşınması önerisiyle ilgili açıklamalarına İsrail ve ABD tepki gösterdi. Ahmedinejad’ın, İslam Konferansı Örgütü’nün (İKÖ) Mekke’deki olağanüstü zirvesinden sonra gazetecilere yaptığı söz konusu açıklamasıyla ilgili olarak İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mark Regev, "Maalesef, İran Cumhurbaşkanı, Yahudileri ve İsrail’i ilgilendiren öfke uyandırıcı, hatta ırkçı düşüncelerini ilk defa dile getirmiyor" dedi.. Regev, "Ahmedinejad’ın sadece İsrail’i ilgilendiren bir sorun olmadığı bütün uluslararası toplum için kaygı verici olduğu" ifadesini kullandı. İsrail Başbakanı Ariel Şaron’un sözcülerinden Raanan Gissin de "Ahmedinejad’ın Arap dünyasındaki bir çok grupta olan, Yahudilerin atalarından kalma topraklarda bir Musevi, demokratik devlet kurma hakkı olmadığı yönündeki ortak anlayışı seslendirdiğini" söyledi.

"Sayın Ahmedinejad, sizin atalarınızdan çok önce bizlerin burada olduğunu unutmayın"diyen Gissin, atalarının topraklarında yaşama hakları bulunduğunu ifade etti ve "Tanrıya şükür ki, böyle bir açıklamanın gerçeğe dönüşmesini engelleyecek gücümüz var" diye konuştu. ABD’den de Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan tarafından yapılan açıklamada, "Bunun (Ahmedinejad’ın açıklaması), Washington’un İran’daki rejime ilişkin kaygılarını vurgulayan yeni bir unsur ve bu rejimin neden nükleer silah geliştirme gücünün olmaması için daha fazla neden olduğu" kaydedildi. Ahmedinejad, Mekke’de İKÖ zirvesi sonrasında yaptığı açıklamada, "Hitler’in Yahudileri yaktığı iddialarını kabul etmediklerini" ifade ederek, "Eğer Avrupalılar çok istiyorlarsa Avrupa’dan siyonistlere yer versinler" demişti. İran Cumhurbaşkanı, "Bazı Avrupa ülkeleri, Hitler’in milyonlarca mazlum Yahudi’yi fırınlarda yaktığında ısrar ediyor. Bunun aksini söyleyeni yargılayıp cezaevine gönderiyorlar, ama biz bu iddiaları kabul etmiyoruz.

Eğer böyle bir şey varsa bizim Avrupalılara sorumuz şudur: Acaba mazlum Yahudilerin Hitler tarafından öldürülmesi işgalci Siyonist rejimi desteklemelerinin bir nedeni mi? Eğer Avrupalılar doğru söylüyorlarsa kendileri Avrupa’da, mesela Almanya’da, Avusturya’da veya başka Avrupa ülkelerinde birkaç eyaleti siyonistlere versinler ve Siyonistler kendi devletlerini Avrupa’da kursunlar. Siz Avrupa’da onlara bir yer verin o zaman biz de bunu destekleriz. Biz onların aleyhine hiçbir şey söylemeyiz" diye konuşmuştu. Ahmedinejad’ın, Ekim ayında, "Siyonistsiz Dünya" başlıklı bir konferansta yaptığı konuşmada da "İsrail haritadan silinmeli" şeklindeki sözleri tepkilere yol açmıştı.

AVUSTURYA’DAN SERT TEPKİLER İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın, "Hitler’in Yahudileri yaktığını kabul etmedikleri" şeklindeki açıklamasına sert tepki gösteren Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel, Ahmedinejad’ın açıklamasını, "Akıl almaz densizlik" olarak niteledi. Resmi ziyaret için Washington’da bulunan Schüssel, Avusturya Devlet Televizyonu’na (ORF) yaptığı açıklamada, "Ahmedinejad’ın sözlerini şiddetle reddettiğini" belirterek, "İran Cumhurbaşkanı’nın açıklaması akıl almaz bir densizliktir. Ahmedinejad, bu sözleriyle Yahudi soykırımının varlığını da tartışmaya açmıştır ki soykırımı reddetmek Avusturya yasalarında suçtur ve cezai takibat gerektirir" dedi. Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik de yaptığı açıklamada, "İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın sözlerine büyük bir kararlılıkla yanıt verilmesi gerektiğini" ifade ederek, Ahmedinejad’ın geçen Ekim ayında yaptığı açıklamasını da "kabul edilemez" olarak değerlendirdiğini ve İsrail’in varlığının tartışılamayacağını bildirdiğini anımsattı.. Plassnik, ülkesinin Tahran Büyükelçisi’nden detaylı bilgi istediğini ve aynı zamanda İran’ın Viyana Büyükelçisi’nin de Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak bilgi istendiğini söyledi.

"İRAN İLE NÜKLEER GÖRÜŞMELER KOLAY OLMAYACAK"

İran cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın açıklamalarını "şiddetle reddettiğini" bildiren Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier da "İran Cumhurbaşkanı’nın son açıklamalarından sonra İran ile AB üçlüsü (Almanya, Fransa, İngiltere) arasındaki nükleer programıyla ilgili görüşmelerinin kolay olmayacağını" kaydetti. İran’ın nükleer programına ilişkin AB ile süregelen soruna işaret eden Steinmeier, "İran’ın, uluslararası camianın sabrının sonsuz olmadığını artık anlamış olduğunu sanıyorum" dedi. Ahmedinejad, İslam Konferansı Örgütü’nün (İKÖ) Mekke’deki olağanüstü zirvesinden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, "Hitler’in Yahudileri yaktığı iddialarını kabul etmediklerini" ifade ederek, "Eğer Avrupalılar çok istiyorlarsa Avrupa’dan siyonistlere yer versinler" demişti. İran Cumhurbaşkanı, "Bazı Avrupa ülkelerinin, Hitler’in milyonlarca mazlum Yahudi’yi fırınlarında yaktığında ısrar ettiklerini de" ifade ederek, "Eğer Avrupalılar doğru söylüyorlarsa kendileri Avrupa’da, mesela Almanya’da, Avusturya’da veya başka Avrupa ülkelerinde birkaç eyaleti siyonistlere versinler ve siyonistler kendi devletlerini Avrupa’da kursunlar" diye konuşmuştu.

Yüz Yirmi Üçüncü Bölüm: 12.12.2005 tarihli çıkan bir haberde, İngiltere'de yayımlanan Sunday Times gazetesi, İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un İsrail ordusuna, 2006'nın mart ayı sonuna kadar İran'ın nükleer tesislerinin vurulması için hazırlık yapmaları talimatını verdiğini iddia etti. Haberde, "İsrail ordusu yetkililerinin doğruladığı saldırı planının, geçen hafta en yüksek hazırlık durumuna geçtiği" de ifade edildi. Gazeteye göre, Savunma Bakanlığı yetkilileri, İran'ın "2005'in en öncelikli" konusu haline gelmesinden bu yana, yoğun bir istihbarat toplama çabasına girişti ve Kuzey Irak'ta kurulan İsrail üslerinden istihbari bilgiler topladı. İsrailli yetkililer ise, "Böyle bir şey yok, hiç planlanmadı" diyerek, iddiayı "hayal mahsulü" olarak nitelendirdi.

Yüz Yirmi Dördüncü Bölüm: 14.12.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “Ahmedinecad konuştu, yine ortalık karıştı” başlıklı bir haberde; Daha önce yaptığı 'İsrail haritadan silinmeli' açıklamasıyla ortalığı birbirine katan İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'tan bugün yeni bir açıklama geldi: "Yahudi soykırımı, İsrail'i İslam dünyasının merkezinde yaratmak için Avrupa tarafından üretilen bir efsane''. Açıklamaya İsrail ve Almanya anında tepki gösterirken, uluslararası tepkilerin sert olması bekleniyor. Ahmedinejad, İsrail aleyhine ilk açıklamasını Ekim ayında "Siyonistsiz Dünya" başlıklı konferansta yapmış ve "İmam’ın da (İmam Humeyni) dediği gibi İsrail haritadan silinmeli" demişti. Mahmud Ahmedinejad, Hitler’in Yahudileri yaktığı iddialarını kabul etmediklerini söylemiş ve "Eğer Avrupalılar sözlerinde samimilerse, siyonistlere Avrupa’dan yer versinler" demişti.

İsraili’i tümöre benzeten Ahmedinejad, bu ülkenin Avrupa’ya taşınmasını önermişti. Ahmedinejad, bugün de Sistan-Belucistan eyaletinin başkenti Zahedan’da halka hitaben yaptığı konuşmada da, ''Bugün, soykırım adında bir efsane yarattılar ve buna Allah'ın, dinin ve peygamberlerin üzerindeymiş gibi bakıyorlar'' dedi. Yahudilere karşı Avrupalıların suç işlediğini belirten Ahmedinejad, devlet kurabilmeleri için Yahudilere ABD ve Kanada'nın kendi topraklarını vermesi gerektiğini kaydetti. Batı ülkelerine, ''Madem suçu siz işlediğiniz, bunun cezasını neden Filistin ulusu ödüyor?'' diye soran Ahmedinejad, ''Bedeli siz, Avrupalılar ödemelisiniz'' şeklinde konuştu. İsrail'e Avrupa, ABD veya Alaska'dan toprak verilsin. Yahudi soykırımını, ''İsrail'i İslam dünyasının merkezinde yaratmak için Avrupa tarafından üretilen bir efsane'' olarak niteleyen Ahmedinejad, önerisinin İsrail'e Avrupa'dan, ABD'den, Kanada'dan veya Alaska'dan toprak verilmesi olduğunu ifade etti.

İran Cumhurbaşkanı, ''Batı'nın Müslümanlara zarar verdiğini, ülkelerini işgal ettiğini ve zenginliklerini yağmaladığını'' savunarak, ''Uygarlığınız şiddet içeriyorsa, baskı altında ezilmiş insanları evsiz bırakıyorsa, adalet taleplerini bastırıyorsa ve dünyanın büyük bölümüne yokluk getiriyorsa, 'Kof uygarlığınızdan nefret ediyoruz' diye yüksek sesle bağırıyoruz'' dedi. Nükleer enerji bir haktır. Mahmud Ahmedinejad, ''hükümet olarak, Allah'ın yardımı ve halkın iradesiyle dünya sahnesinde nükleer enerji hakkını savunup elde edeceklerini'' söyledi. Ahmedinejad, ''nükleer silaha sahip olanların başka milletleri barışçıl amaçlı nükleer enerjiden mahrum etme hakları olmadığını ve onlara bu yönde talimat veremeyeceklerini'' ifade etti.

''Nükleer enerji bizim milletimizin vazgeçmeyeceği bir haktır'' diyen Ahmedinejad, şöyle konuştu: ''Nükleer silahları üretenler ve onu kullananlar, yüzlerce nükleer santrale sahip olanlar, bizim halkımızın barışçıl nükleer teknolojiyi elde etmesine engel olamazlar, böyle bir hakları yok. Bugünkü teknolojiyi bizim gençlerimiz ve bilim adamlarımız kendi çabalarıyla ve Allah'ın yardımıyla elde ettiler. Milletimiz bu büyük kazancı koruyacaktır.''

İsrail'den sert tepki Ahmedinejad’ın, yeni konuşmasına İsrail’den tepki gecikmedi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mark Regev, "İran Cumhurbaşkanı’nın aşırı uçtaki bu söylemlerinin, uluslararası toplumun gözlerini açacağını ve bu rejim hakkındaki tüm yanılsamaları dağıtacağını umuyoruz" dedi. Başbakanı Ariel Şaron’un sözcüsü de, "İsrail’in İran’a karşı kendini savunacak olanakları" olduğunu söyledi. Sözcü Gissin, "Tanrıya şükürler olsun ki İsrail İran’daki aşırı rejimi başarısızlığa uğratacak olanaklara sahip" dedi. Gissin, "Dünyanın, bu aşırı uçtaki açıklamalarla bu rejimin yapısını ve özellikle de İran’ın nükleer programı ve bu ülkenin uluslararası teröre verdiği desteğin, sadece İsrail için değil, bütün batı medeniyeti için bir tehlike olduğunu anlayacağını umuyoruz" dedi. Sözcü, "İran’ın ister hoşuna gitsin ister gitmesin, İsrail, Yahudi halkının binlerce yıllık evi ve bu böyle kalacak" dedi.

İran'daki reformcular da tepki gösterdi İran’daki reformcular, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın İsrail açıklamalarına, "ülke güvenliğini tehlikeye soktuğu" gerekçesiyle karşı çıktı. Başkanlığını eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin kardeşi Rıza Hatemi’nin yaptığı İran Katılım Cephesi, bir bildiri yayımlayarak, Ahmedinejad’ın açıklamalarını eleştirdi. Ahmedinejad’ın İsrail aleyline yaptığı açıklamaların ülkenin dış siyasetinde "bir sorun yarattığı" ifade edilen bildiride, bu sözlerin "ülkenin resmi dış siyaseti olarak algılandığı ve milli çıkarlara zarar verdiği" kaydedildi. Bildiride, "Hiç neden yokken yapılan ve Batı’nın tepkisini çeken bu açıklamaların Filistin halkına da bir yararı yoktur. Böylesi açıklamalar sadece siyonist rejimin ve destekçilerinin İran’a karşı birleşmelerine neden olur" denildi.

Almanya: Sözler şoke edici Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ise, Ahmedinejad’ın Yahudi karşıtı açıklamalarının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini söyledi. Steinmeier, bu tür açıklamaların sadece ikili ilişkilere değil, İran’ın nükleer programı konusunda yapılacak müzakerelere de zarar vereceğini belirterek, "İran Cumhurbaşkanı’nın sözleri şoke edici ve kabul edilebilir gibi değil" dedi. Steinmeier, ayrıca Dışişleri Bakanlığı’na çağrılan İran Büyükelçisi’ne Alman hükümetinin protestosunun iletildiğini bildirdi.

Fransa ve İngiltere kınadı Fransa, Ahmedinejad'ın İsrail'e ve İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin son açıklamalarını sert bir dille kınadı. Fransa Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, bu açıklamaların İran ile uluslararası toplum arasındaki güven ortamına katkıda bulunmadığını belirtti. Sözcü, "İran Cumhurbaşkanı'nın bu son açıklamalarını şiddetle kınıyoruz. Bu türden konuşmalar kabul edilemez" dedi. Avrupa Birliği dönem başkanı İngiltere de, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın İsrail'e ilişkin son açıklamalarını sert bir dille kınadı. İngiltere'nin Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Douglas Alexander, İran'ın tavrının "medeni siyasi tartışmayla bağdaşmadığını" söyledi. İran'ın tavrını kesinlikle kabul edilemez bulduklarını ifade eden İngiliz bakan, "Çekincesiz, bu açıklamaları kınıyoruz" dedi.

Rice: İran, çözülmesi gereken bir sorun ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, İran’ın, Ortadoğu istikrar için "sorun" haline geldiğini ve uluslararası toplumun bu soruna çözüm getirmesi gerektiğini söyledi. Rice, İran’ın nükleer faaliyetlerini ve İran rejimini kastederek, "İran, istikrarlı bir Ortadoğu ve demokrasi için bir sorundur. Uluslararası toplumun bu soruna ilaç olması gerekir" diye konuştu. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın İsrail hakkındaki açıklamalarını da eleştiren Rice, "bu açıklamaların, İran’ın, uluslararası toplumun dışında bir ülke olduğunu açıkça gösterdiğini" belirtti.

Müzakereler Ağustos ayında yarıda kalmıştı Almanya, İngiltere ve Fransa ile İran arasında yürütülen nükleer müzakereler, İran'ın Ağustos ayında askıya aldığı çalışmalara yeniden başlaması nedeniyle kesilmişti.. İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi (UYGK) Genel Sekreteri Ali Laricani, Kasım ayının ilk günlerinde üç AB ülkesi dışişleri bakanlarına mektup yazarak, görüşmelere yeniden başlamak istediklerini bildirmiş, AB ülkeleri de olumlu yanıt vermişlerdi.. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hamid Rıza Asefi, AB ülkeleriyle ilk görüşmenin 21 Aralık'ta Viyana'da yapılacağını açıklamıştı.

Yüz Yirmi Beşinci Bölüm: 16.12.2005 tarihli çıkan bir haberde, ABD Başkanı George W. Bush, İran'ı "gerçek bir tehdit" olarak niteledi. Fox News'a konuşan Bush, "Saydamlığı çok az olan bir teokrasiden, İsrail'in yok edilmesinin dış politikalarının bir parçası olduğunu açıklayan bir cumhurbaşkanına sahip, özgür dünyanın nükleer silah hırslarından vazgeçmesi taleplerini dinlemeyen bir ülkeden endişeliyim" dedi. İran'la nasıl başa çıkacağının sorulması üzerine Bush, "Diplomatik cepheden çalışmaya devam edecekleri" yanıtını verdi. Bush, İranlı yetkililere hitaben, "Halkı dinlemeye başlayacak kadar akıllı olmalarını ve halkın hükümette yer almasına izin vermelerini umuyorum" dedi.

Yüz Yirmi Altıncı Bölüm: 19.12.2005 tarihli çıkan bir haberde, İsrail’i hedefleyen son açıklamalarıyla, Batı’da çok ciddi kaygılara yol açan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’a suikast girişiminde bulunulduğu ileri sürüldü. Haberi, İran’da yayınlanan yarı-resmi ‘Cumhuri İslami’ gazetesi verdi. Habere göre, Mahmud Ahmedinecad’ın araç konvoyuna yönelik silahlı saldırı, geçen Perşembe günü İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın Sistan-Beluçistan bölgesine yaptığı ziyaret sırasında gerçekleşti. Cumhuri İslami, saldırının, Zobol-Saravan karayolunda ve akşam saatlerinde yaşandığını ve çatışma çıktığını bildirdi. Gazete, saldıranları ‘silahlı eşkiyalar’ olarak niteledi. Buna göre, Ahmedinecad’ın şöförü ve bir koruması ölürken, bir diğer koruması da yaralandı. Saldırı esnasında, Mahmud Ahmedinecad aracında değildi, ancak o sırada nerede olduğu belirtilmedi. Silahlı saldırganlara ne olduğuna da haberde yer verilmedi.

Yüz Yirmi Yedinci Bölüm: 23.12.2005 tarihli çıkan bir haberde, Sudan bahanelerle Irak’a saldıran ve ülkeyi Kürt, Şii ve Sünni olarak üçe bölen ABD, şimdi gözünü İran ve Suriye’ye dikti. Bu tehlikeyi gören iki ülke güç birliği için stratejik işbirliği anlaşması imzaladı. Türkiye, komşularıyla müttefiki arasında sıkışıp kaldı. İran ile Suriye arasındaki anlaşmaya göre; Şam, Tahran’ın kitle imha silahlarını koruma altına almaya söz verdi. "Jane’s Defense" dergisinin haberine göre, anlaşma ile uluslararası bir baskı durumunda her iki ülkenin de silah programlarının korunması amaçlanıyor.

BM’nin İran’a yaptırım uygulamaya karar vermesi halinde, Suriye, nükleer nitelikteki malzeme dahil olmak üzere Tahran’ın kitle imha silahlarını ve bununla ilgili teçhizatı depolayacak. İran da, BM ya da Lübnan tarafından resmen suçlanacak Suriye istihbarat yetkililerine güvenli barınma imkânı sağlayacağına söz verdi. İran, nükleer faaliyetleri nedeniyle giderek dünyadan tepki alırken, Suriye de eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri’ye yönelik suikast nedeniyle dışlanıyor. Aynı anlaşmaya göre, Suriye, Lübnan’daki İran yanlısı Hizbullah örgütüne silah ve cephane sağlanmasında da kolaylık göstermeye ve geçiş yolu olmaya devam edecek. Komşuları ile müttefiki arasında arasında sıkışıp kalan Türkiye, FBI ve CIA buluşmaları, ABD - İsrail ziyaretleriyle çıkış yolu arıyor.

Ateş çemberinde bu gelişmeler yaşanırken, ABD’nin eski Ankara büyükelçilerinden Mark Parris, Türkiye-ABD ilişkileri ile Irak, İran, Suriye ve PKK terörüne yönelik yaptığı değerlendirmelerde, önemli mesajlar verdi. Parris, Türkiye-ABD ilişkilerinin üç yıl öncesine göre daha iyi durumda olduğunu belirtti. Terör örgütü PKK konusunda ABD ile Türkiye arasında, nereye gelindiği ve ne kadar hızlı hareket edildiği konusundaki farkın devam ettiğini ifade eden Parris, "Ancak modalite konusunda bir farklılık olduğundan emin değilim. Türkiye’ye ziyaretlerim ve benim Amerikalı yetkililerle temaslarımdan edindiğim izlenim, Türk yetkililerin, şu sırada ABD’nin pek çok nedenden dolayı askeri operasyonla PKK kamplarının üzerine gidemeyeceğini kabul ettiği yönünde" diye konuştu.

PKK’nın Kuzey Irak’taki liderlerinden en azından bazılarının yakalanmasının Türk tarafınca olumlu bir adım olarak algılanabileceği yönündeki görüşlerin hatırlatılması üzerine Parris, kimsenin böyle bir jeste karşı olmadığını bildirdi. Parris, "Kuzey Irak’ta PKK liderlerini yakalama gibi fırsatların çıkıp çıkmadığını bilmiyorum" dedi. İran ve Suriye’ye yönelik açıklamalarda da bulunan Parris, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın açıklamalarının, bölgede Türk çıkarlarına ne tür bir zarar gelebileceği konusunda Türkiye’nin yaklaşımına "realite enjekte ettiğini" söyledi.

Suriye konusunda ise Türk tarafında, bazı tedbirlerle bu ülkeye olumlu şekilde nüfuz edilebileceği yönünde bir algılama bulunduğunu, ancak Washington’da pek çok kişinin bu görüşü paylaşmadığını kaydeden Parris, "Türkiye ve ABD’nin Suriye’den beklentisinin aynı olduğunu ancak bunun ifade ediliş tarzında fark bulunduğunu" ifade etti. Öte yandan, İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav, Kudüs’te Türk gazetecileri kabulünde yaptığı açıklamada Türkiye ve İsrail ilişkilerinin memnuniyet verici olduğunu söyledi. İki ülkenin stratejik alanda ilişkilerinin çok iyi olduğunu belirten Katsav, "Aynı değerlere inanıyoruz. Demokratik ülkeleriz. Pek çok alanda karşılıklı ortak çıkarlarımız var" dedi. Moşe Katsav, Türkiye’nin hem kendileriyle hem de Arap dünyasıyla iyi ilişkileri olduğuna dikkat çekerek, Filistinlilerle barışın sağlanmasında Türkiye’nin olumlu katkıda bulunabileceğini vurguladı. Katsav, hastalanan İsrail Başbakanı’nı arayarak ‘geçmiş olsun’ dileklerini iletmesinden duydukları memnuniyeti de dile getirdi.

İSRAİLLİ KONUK CIA ve FBI başkanlarından sonra İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halutz Ankara’ya geldi. Halutz, Cumhurbaşkanı Sezer ile Orgeneral Özkök’ü ziyaret etti. Ankara’da yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor. Trafik, FBI Başkanı Robert Mueller ile başladı. 8 Aralık’ta gelen Muller, bir gün kaldıktan sonra geri döndü. Ardından 11 Aralık’ta, CIA Başkanı Poter Goss Ankara’ya geldi. Bu iki kritik ziyaretten hemen sonra ise NATO Genel Sekreteri Jaah de Hoop Scheffer ve Fransa Savunma Bakanı Michelle Türkiye’deydi. Yoğun trafik İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Dan Halutz ile devam etti. Korgeneral Halutz, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ün davetlisi olarak Ankara’ya geldi. Halutz, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök’ü ziyaret etti.

Bu günkü yazımızla ilgili olarak; Öncelikle ABD ve İsrail’in son zamanlarda İran üzerine oynadıkları oyun bir yanıltmacadır. ABD ve İsrail şu an için İran’a askeri bir harekat yapma olanağına sahip bulunmamaktadırlar. İsrail ABD’den sipariş ettiği gelişmiş F-16’ları tam olarak teslim alamamıştır. ABD, Bulgaristan’da kurmayı planladığı 5 askeri üssü daha tamamlamamıştır. ABD, Azerbaycan’da yapılan seçimlerde üzerine oynadığı adayın kazanamamasından ötürü Azerbaycan işini daha halledememiştir. ABD, Irak’ta şuan için tam anlamıyla istediği duruma gelememiştir.

ABD, Irak’ta piyonlarıyla Sünnilere ve Şiilere ait camilere, türbelere bombalı saldırılar düzenlemesiyle Irak’lı Sünnileri ve Şiileri birbirleri üzerine kışkırtmaya ve İran’ın da bu durumla ilgili hareketlerini tespit etmeye çalışsa da istediği durumu yakalamış gözükmemektedir. Çünkü hem Sünni hem de Şii dini liderler oynanmak istenen oyunu görmüşler ve taraftarlarına çatışmamaları üzerine emirler vermişlerdir. ABD ve İsrail ileride yapmayı planladıkları İran’a askeri bir operasyon için Türkiye’yi şimdiden ayartmaya çalışmaktadır. Damat Ferit Paşa hazretleri ve kabinesi bu ayartma işine olumlu yanıt verdirilecek. Çünkü, ABD Türkiye’yi Damat Ferit Paşa hazretleri ve meşhur danışman takımı sayesinde kıskacı altına almış bulunmaktadır. Türkiye ekonomisi basından aksedildiği gibi iyi değildir.

Ayrıca Emniyet Teşkilatı (Polis) ve TSK’ni de çeşitli yasa düzenlemeleriyle OHAL kaldırılmış ve terörle mücadeleye baskılar sonucu etkisi ve gücü pasifleştirilerek asker kışlaya, karakola hapsedilmeye başlanmıştır. ABD, ayrıca Türkiye’de bazı tehditlerle yeni askeri üsler kuracaktır (İncirlik Üssü dışında). Sevgili okur artık üzerimize oynanan oyunu görmeniz dileklerimizle ve yeni yazımızda görüşmek dileklerimizle.

Sağlıcakla kalın. , Saygılarımla,

ŞEHİTLERİN SESI

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com