Nükleer Restleşme
Doksan Dördüncü Bölüm: 15.06.2005 tarihli çıkan bir haberde, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi, bazı üyelerin verdiği teklif doğrultusunda, Kongre, İran’a petrol ambargosu uygulanması konusunda harekete geçti. Ambargo fikrini onaylayan üyeler bunun, İran’ın nükleer programıyla ilgili sorunlara bir çözüm arayan Avrupa Birliği’ne destek vereceğini savunuyorlar. Ambargo teklifi Demokrat Kongre üyesi Rob Andrews ve Cumhuriyetçi Mark Kirk tarafından hazırlandı. İki Kongre üyesinin planları konusunda Bush yönetimiyle görüştükleri ve planlarına destek aldıkları anlaşılıyor.
İki siyasetçi, petrol üreten bir ülke olmasına rağmen, enerji sektöründeki kötü yönetimin İran’ı petrol ithal eden bir ülke konumuna getirdiğini belirtiyor. Mark Kirk’e göre, petrol ithalinin engellenmesi, İran ekonomisini birkaç hafta içinde çökertebilir ve bu durum İranlılar’ı sokaklara dökebilir.Ambargo uygulaması, Bush yönetimi için, Tahran üzerindeki baskıyı askerî güç kullanmadan arttırmanın ilginç bir yöntemi. Bu teklif, kısa vadede uygulanmayabilir ancak İran’la sorunlar devam ederse, önümüzdeki aylarda gündeme gelecek seçeneklerden biri olabilir.
Doksan Beşinci Bölüm: 02.07.2005 tarihli İNTERNETHABER web sitesinde çıkan “Nükleer Korku Dünyayı Sardı” başlıklı bir haberde, ABD, İran'ın açıkladığı gibi nükleer faaliyetlerine yeniden başlaması durumunda, İran ile müzakereleri yürüten 3 AB ülkesiyle danışmalarda bulunacağını bildirirken, Fransa, konunun BM Güvenlik Konseyi'ne götürülebileceğini belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı basın görevlisi Tom Casey, İran'ı, geçen yıl Kasım ayında Paris'te varılan, uranyum işleme ve diğer nükleer yakıt dönüştürme faaliyetlerini tümüyle durdurmayı vadettiği anlaşmayı tümüyle uygulamaya çağırdı. Casey, ''Eğer İran faaliyetleri durdurma kararından vazgeçerse, ilk adım olarak AB üyesi 3 ülke ve diğer ülkelerle görüşeceğiz, bundan sonra da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulu ile görüşeceğiz'' dedi.
ABD'nin uzun süredir, İran'ın Kasım 2004'te İngiltere, Almanya ve Fransa ile imzaladığı anlaşmaya uymazsa, konunun BM Güvenlik Konseyi'ne götürülmesi gerektiği görüşünü taşıdığını belirten Casey, İngiltere'nin, İran'ın uranyum dönüştürme çalışmalarına yeniden başlamasını ''gereksiz ve zarar verici bir adım'' olarak gören açıklamasını desteklediklerini kaydetti. İran yönetimi, kendilerinin İsfahan nükleer tesisindeki çalışmaları ''yeniden başlamış saydığını'' açıklamıştı. AB ise İsfahan tesisinde çalışmaların yeniden başlamasının Paris'te Kasım 2004'de varılan anlaşmayı ihlal edeceğini bildirdi. Almanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, düzenlediği basın toplantısında, Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer'in İran'ın nükleer faaliyetlere yeniden başlamasının ''Tahran'ın yaptığı bir hesaplama hatası'' olduğu uyarısında bulunduğunu söyledi.
Fransa Dışişleri Bakanı Philippe Douste-Blazy ise İran'ın nükleer faaliyetlerine yeniden başlaması durumunda, konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne götürmek zorunda kalabileceklerini söyledi. Douste-Blazy, İran'ın kararından vazgeçmemesi halinde, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) yönetim kurulunun özel toplantı yapmasını, hatta BM Güvenlik Konseyi'ne başvurulmasını planladıklarını söyledi. Fransız Bakan, İran'ın kararını açıklamasından sonra TV5 televizyonuna verdiği demeçte, ''Bu ültimatom, tek taraflı bir karar almak için bahaneye benziyor. İran'ın tercihinden vazgeçmemesi durumunda, UAEA yönetim kurulunun özel toplantı yapmasını istemeliyiz. Buna rağmen İran kararından dönmezse, BM Güvenlik Konseyi'ne başvurmak zorunda kalabiliriz'' diye konuştu. AB ve İran yetkililerinin görüşme sürecini sürdürmesi gerektiğini belirten Douste-Blazy, ''En iyisi İranlıların görüşme masasına dönmesi. Bizim için de, onlar için de en iyisi. Aynı zamanda bu, herkes için bir fırsat. İranlıların Avrupalılarla konuşmak için bu fırsatı değerlendirmesi lazım'' diye konuştu.
AB TEKLİFİ SUNACAK MI? Bazı AB diplomatları ve politikacıları, İran'ın son krizi, bir teklif sunacağını bildiren AB üzerinde baskıyı artırmak için çıkardığını öne sürüyor. İngiltere, Almanya ve Fransa hükümetlerinin, İran'ın son açıklamaları üzerine, sunacaklarını açıkladıkları teklifi İran'a sunup sunmama konusunda acil görüşmeler yaptıkları da bildirildi. Avrupa Komisyonu sözcüsü Stefaan de Rynck, AB yönetiminin Paris anlaşmasında verilen sözlerin hayata geçirilmesini beklediğini söyledi. AB'nin İran ile yürütülen ticaret anlaşmasına ilişkin görüşmeleri kesip kesmeyeceği sorulan sözcü, ''Böyle bir anlaşma konusunda ilerleme sağlamak, Paris anlaşmasında sağlanan olumlu ortamın başarıyla sürdürülmemesi durumunda olası değildir'' dedi. Avrupa Birliği yetkilileri, İran'ın ''AB'nin teklifini Temmuz sonunda vermeyi taahhüt ettiği'' iddiasını da, ''böyle bir kesin tarih verilmediğini'' söyleyerek reddediyor.
İRAN'IN HEDEFİ Bir AB yetkilisi, ''İranlılara teklif paketinin hazır olduğunu ve kendilerine Pazar günü sunacağımızı söylediğimiz için, niye böyle davrandıkları açık değil'' dedi. Bazı gözlemciler, İran'ın, yeni Cumhurbaşkanı Muhammed Ahmedinecad'ın göreve başlaması beklenen Cumartesi gününden önce böyle küçük bir kriz yaratarak, Ahmedinejad'ın göreve başlarken yaptığı konuşmada AB ile görüşmelere devam edileceğini açıklayarak bu krizi çözmesi, böylece ''devlet adamı'' gibi görünmesi ve Batı karşıtı imajını yumuşatmasına fırsat yaratmayı amaçlamış olabileceğini ileri sürüyor.
Doksan Altıncı Bölüm: 19.07.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “NYT: Türkiye Nükleer Silahları Üretebilen Ülkelerden Biri” başlıklı bir haberde, ABD Yönetiminin nükleer teknoloji konusunda Hindistan ile vardığı anlaşmanın yankıları sürerken New York Times gazetesi, bu anlaşmanın, nükleer silahları üretebilme yeteneği olan, ancak şimdiye kadar bunu yapmayan ülkeleri etkileyebileceği kaygılarını dile getirdi. Gazete, bu yedi ülke arasında Türkiye’yi de saydı. New York Times gazetesi, ABD Başkanı George W. Bush’un Hindistan Başbakanı Manmohan Singh ile nükleer teknoloji konusunda vardığı anlaşmanın olası etkilerini değerlendirdi. Anlaşma sayesinde Hindistan’ın nükleer silahları olan devletler kulübüne daha da yakınlaştıracağını belirten gazete, anlaşmanın ABD Kongresi ve diğer nükleer silahları olan ülkelerce onaylanması halinde Hindistan’a uygulanan sivil nükleer teknoloji satış yasağının kalkacağına dikkat çekti.
Söz konusu anlaşmayı gazete için değerlendiren uzmanlar da anlaşmanın İran, Kuzey Kore ve Pakistan’dan çok, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’na taraf olan ülkeleri etkileyebileceğini belirttiler. NYT, "Nükleer silahları üretebildikleri halde antlaşmanın yükümlülüklerine uymak istediklerini için bunu yapmadıkları bilinen veya sanılan ülkeler arasında Brezilya, Güney Afrika, Türkiye, Suudi Arabistan, Güney Kore, Japonya ve Tayvan bulunuyor" diye yazdı. Gazete, bu ülkelerin Hindistan ile varılan anlaşmayı görünce nükleer silahları elde etme isteğini duyabileceğini öne sürdü. ABD’li nükleer uzmanı Leonard S. Spector da gazeteye yaptığı açıklamada "Hindistan için kapıyı açarsanız diğer ülkelerin kapıdan içeri girmeleri beklenebilir" ifadesini kullandı.
Doksan Yedinci Bölüm: 29.07.2005 tarihli çıkan bir haberde, Beyaz Saray Sözcüsü Scott McClellan, "İran uranyum zenginleştirme ve işleme faaliyetlerini askıya alma taahhüdünde bulunmuştu. Bu taahhüdüne uymasını bekliyoruz" dedi.McClellan, İran verdiği sözleri yerine getirmezse, Avrupalılarla konuyu ele alacaklarını ve BM Güvenlik Konseyi´ne gideceklerini söyledi. Sözcü, İran´ın yeni seçilen cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecat´ın Amerikan elçiliğine 1979´da saldırı düzenleyen öğrenci hareketinin liderlerinden olduğunu bildiklerini söyledi. McClellan, bununla birlikte Ahmedinecat´ın rehin alma eylemine bizzat katılıp katılmadığını araştırdıklarını belirtti.
Doksan Sekizinci Bölüm: 01.08.2005 tarihli çıkan bir haberde, İngiltere, uranyum zenginleştirmeye yeniden başlayacağını açıklayan İran’a böyle bir adım atmama uyarısında bulundu. Londra, bunun görüşmelere zarar vereceğini belirtti. İran Avrupalılara konuya ilişkin önerilerine bir an önce sunmazlarsa çalışmaların yeniden başlayacağı tehdidinde bulunmuştu. İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise böyle bir adımın gereksiz ve zararlı olacağı belirtildi. İran’ın açıklaması yeni Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad’ın göreve başlamasından birkaç gün önce geldi. Ahmedinecad görevi bırakacak olan reformcu kanattan Muhammed Hatemi’ye göre daha katı bir çizgiden. Bu kesim Batılılara güvenmiyor ve Avrupa Birliği’nin İran’ı nükleer enerjiden yoksun bırakabilmek için görüşmeleri kasıtlı olarak sürüncemede bıraktığını düşünüyor.
Avrupalılar da önerilerini ortaya koymada pek aceleleri yokmuş gibi bir görürüm arzediyor; yeni cumhurbaşkanı ve göreve getireceği kişilerin nasıl bir tutum takınacağını görmek istiyorlar. İran geçmişte de nükleer etkinlikleri yeniden başlatma tehdidinde bulunmuş ancak Avrupa Birliği’nin böyle bir durumda İran’ı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne şikayet edeceği tehdidi üzerine geri adım atmıştı. Birçok gözlemci son tehditlere karşın İran’ın görüşme masasına döneceğini düşünüyor. Bu görüşmeler ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in de onayını almış durumda.
Doksan Dokuzuncu Bölüm: 09.08.2005 tarihli çıkan bir haberde, İran’ın İsfahan’daki tartışmalı nükleer santralindeki çalışmaları yeniden başlatmasının ardından Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu bugün Viyana’da olağanüstü toplandı. İran’ın nükleer faaliyetlerine yeniden başlamasının, Tahran’la Avrupa Birliği’ni karşı karşıya getireceği yorumları yapılıyor. İran’ın, böyle bir durumda, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yaptırımlarına maruz kalabileceği belirtiliyor. Fransa Dışişleri Bakanı Dust-blazi, durumu ’önemli bir kriz’ olarak değerlendirdi. Bakan, İran’ın akıllıca davranarak, nükleer faaliyetlerden vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Washington’da Tahran yönetimine tepki gösterdi. Dışişleri bakanlığı sözcüsü Adam Ereli, İran’ın kararından vazgeçmesi için Avrupa Birliği’nin girişimlerini destekleyeceklerini açıkladı.İran’ın nükleer programıyla ilgili yeni iddialar da ortaya atıldı. Associated Ppress haber ajansına konuşan İranlı muhalif Ali Rıza Caferzade, "Tahran’ın elinde 4 bin hazır santrfuj var" dedi.Santrfujlar, uranyum zenginleştirmede kullanılıyor. Zenginleştirilmiş uraynum ise nükleer silah yapımında kullanılıyor.
Caferzade 2002’de İran’ın nükleer programını tüm dünyaya açıklayan isimdi. ABD, İran’ı nükleer silah üretmeye çalışmakla suçluyor ve nükleer programını durdurmasını talep ediyor.İran ise, görüşmelerin sürmesinin bir yarar sağlamayacağını düşünüyor. Yetkililer, barışçı nükleer dönüşüm çalışmalarının İran’ın yasal hakkı olduğunu belirtiyor. Eylül 2002: Çalışmalar İran’ın ilk nükleer reaktörü olan Buşehr’de başladı.Aralık 2002: ABD televizyonlarında yayınlanan uydu görüntülerinde, Arak ve Natanz’da da çalışmalar olduğunun görülmesi üzerine Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEA) denetimini kabul etti. Eylül 2003: UAEA, İran’ın çalışmalarının nükleer silah üretmeye yönelik olmadığını ispatlamasını istadi. Kasım 2003: İran çalışmalarını askıya alarak dajha detaylı incelemeye izin verdi. UAEA, İran tesislerinde nükleer silah üretme çabasına rastalanmadığını açıkladı. Haziran 2004: İran, UAEA tarafından denetimlere yardımcı olmamakla suçlandı. Kasım 2004: İran çalışmalarını bir kez daha askıya aldı.
Ağustos 2005: İran AB’nin önerilerini reddederek İsfahan’daki çalışmalara yeniden başladı. İsfahan’daki tesisler, İran’ın en büyük nükleer dönüştürme tesisi olma niteliğini taşıyor. Nükleer yakıt üretme projesinin ilk aşamlarından biri olan nükleer dönüştürme çalışmalarında ham uranyum işlenerek zenginleştiriliyor. Üretilen ’zengin uranyum’ ise nükleer yakıt olarak kullanılıyor. Daha ileri bir zenginleştirme çalışmasıyla da nükleer silahlar üretilebilecek uranyum elde edilebiliyor.
Yüzüncü Bölüm: 10.08.2005 tarihli çıkan bir haberde, Atom Enerjisi Kurumu İran’la ilgili olarak ne adım atılacağını değerlendirirken, Tahran yönetimi, İsfahan nükleer tesislerinde geçen yıl uluslararası denetçiler tarafından mühürlenen tüm bölümleri açarak tam faaliyete geçeceğini duyurdu. İran Nükleer Enerji Kurumu’nun başkanı Gulam Rıza Ağazade, "İsfahan’da şu ana kadar açılmayan mühürler bugün açıldı" diye konuştu. Daha sonra Reuter ajansına mülakat veren İran Nükleer Enerji Kurumu Başkan Yardımcısı Muhammed Saidi ise İsfahan’daki mühürlerin Atom Enerjisi Kurumu’nun izniyle açıldığını söyledi. Saidi "birkaç dakika önce Atom Enerjisi Kurumu’ndan İsfahan tesislerindeki mühürlerin sökülmesine izin veren mektubu aldık" diye konuştu ve iznin, kurum tarafından denetim amaçlı kamera ve teçhizatın tesise yerleştirilmesi işlemlerinin tamamlanması ardından verildiğini söyledi. İran, İsfahan tesislerindeki nükleer faaliyetlerini AB ile başlattığı görüşmelerde bir iyi niyet jesti olması amacıyla 2004 yılında askıya almış, tesisler Atom Enerjisi Kurumu denetçileri tarafından mühürlenmişti.
Fakat, İran geçen pazartesi gününden itibaren faaliyetleri kısmen yeniden başlattığını açıklamıştı. İran’ın Natanz kentindeki diğer nükleer tesisinde halen faaliyete geçilmiş değil. Fakat yetkililer, burada da faaliyetin başlıyabileceğini söylüyorlar. İran AB üçlüsü diye bilinen İngiltere, Almanya ve Fransa ile sürdürdüğü görüşmelerde bir anlaşma umudu görmediğini söyleyerek faaliyetlerini başlatma kararı almış, AB tarafından iletilen son uzlaşma teklifini de reddetmişti. Birleşmiş Milletlerin nükleer enerjiyle ilgili kolu Atom Enerjisi Kurumu şimdi Viyana’daki merkezinde dün başlattığı toplantıyla son gelişmeleri ve atılacak adımları değerlendiriyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun 35 üye ülkenin temsilcilerinden oluşan yönetim kurulu gayri resmi temaslarla İran ile ilgili olarak yapılacak açıklamanın tonu üzerinde anlaşma sağlamaya çalışıyor. Bu uzlaşma sağlandığında resmi bir toplantıyla, atılacak adımlar onaylanacak. İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad, ülkesinin nükleer programıyla ilgili görüşmeleri yürütmeye ve yeni öneriler getirmeye hazır olduğunu bildirdi. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği ise Tahran’ın AB üçlüsü diye adlandırılan İngiltere, Almanya ve Fransa ile iki yıldır sürdürdüğü görüşmelere geri dönmesini istiyor.
ABD ve AB ayrıca ekonomik ve siyasi bazı teşvikler karşılığında, İran’ın nükleer faaliyetlerini de derhal yeniden durdurmasını istiyor. Washington ve Brüksel Tahran’ın sivil amaçlı faaliyetlerin perdesi altında nükleer silah üretmeyi hedeflediğinden bu amaçla silahlarda kullanılabilecek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum elde etme teknolojisine ulaşmaya çalıştığından kuşkulanıyor. İran ise imzalamış olduğu Nükleer Silahların Yaygınlaşmasını Önleme Anlaşması’nın kendisine, barışçıl amaçlarla nükleer faaliyetlerine devam etme hakkı verdiğini, dolayısıyla faaliyetlerinin tamamen meşru olduğunu söylüyor. Kuşkuların ötesinde, Atom Enerjisi Kurumu’nun itirazlarının zeminini ise daha çok İran’ın bu faaliyetlerini bir süre kurumun denetiminden uzak, gizli şekilde yürütmüş olması oluşturuyor. İngiltere’nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu nezdindeki temsilcisi Peter Jenkins, şu anda İran’ın ikna edilmesinin imkansız gibi göründüğünü söyledi. Jenkins, bu durumda başka seçenekleri değerlendirmek zorunda kalabileceklerini bunlar arasında konunun BM Güvenlik Konseyi’ne havale edilmesinin de bulunduğunu söyledi.
Bu arada, Rusya da İran’a, uranyum dönüştürmeye yönelik çalışmalarını derhal durdurma çağrısı yaptı. İran’a, elektrik üretme amacıyla reaktörler inşa etmesinde yardımcı olan Rusya, Tahran’dan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’yla işbirliğine devam etmesini istiyor. İran’la ilgili diplomatik süreçte geri plana çekilmiş gibi görünen ABD’de de Başkan George Bush bir açıklama yaparak, İran’ın yeni cumhurbaşkanının, görüşmelere oturmaya hazır olduğunu bildirmesini olumlu bir gelişme olarak niteledi. Ancak George Bush, İran’ın nükleer silah geliştirmek istediği konusunda hala derin kuşkuları olduğunu söyledi. İran’ın İsfahan’daki tesisleri, uranyum dönüştürme işleminin yapıldığı bir yer. Dönüştürme, ham uranyumdan zenginleştirilmiş uranyuma kadar uzanan nükleer yakıt döngüsünde ilk aşamalardan biri. Uranyum düşük düzeyde zenginleştirildiğinde nükleer enerji sahasında kullanılabiliyor. İran’ın hali hazırda bu teknolojiye sahip olduğu düşünülüyor. Ama silah yapımında kullanılabilen uranyumun çok daha yüksek düzeyde zenginleştirilmesi gerekli. Amerikan istihbarat örgütlerinin son zamanlarda basına sızan bir değerlendirmesinde İran’ın bu teknoloji ve yeteneğe ulaşmasının 10 yılı bulabileceği belirtilmişti.
Yüz Birinci Bölüm:
22.08.2005 tarihli çıkan bir haberde, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’dan, ülkesinin nükleer programını durdurmasını isteyen Avrupa Birliği ülkelerine eleştiri.... Ahmedinecad, parlamentoda yaptığı konuşmada, Avrupalıların mal satabildikleri için minnettar olmaları gerekirken, İran’ın meşru haklarını tanımadıklarını ileri sürdü. İran’ın ticari ortaklarıyla iyi ilişkilerden yana olduğunu söyleyen Ahmedinecad, ancak ekonomik ilişkilerin siyasi ilişkilerden ayrılamayacağını belirtti. Bu arada İran parlamentosu, cumhurbaşkanının sunduğu 21 kişilik yeni kabineyi tartışıyor. Bazı milletvekilleri, bakan adaylarının radikal isimlerden oluştuğu yönünde eleştiride bulundu. Kabinenin, gelecek hafta sonuna kadar oylanması bekleniyor.
Yüz İkinci Bölüm:
23.08.2005 tarihli çıkan bir haberde, Avrupa ülkelerinin, İran’ı, nükleer silah üretme çabalarının ön adımları olabileceğinden şüphelenilen nükleer programını durdurmaya ikna için ortaya koyacağı önerilerle ilgili olarak Tahran ile 31 Ağustos’ta yapacağı görüşmeleri iptal ettiği bildirildi. Fransa Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jean-Baptiste Mattei, Avrupa’nın İran’a nükleer programını durdurmasıyla ilgili resmi önerisinin bu ay iletildiğini, ancak Tahran’ın nükleer faaliyetlerine yeniden başlaması nedeniyle bu sürecin devam ettirilmeyeceğini kaydetti. İran’ın görüşmeler sürerken nükleer çalışmalarını dondurma sözünü tutmadığını ifade eden Mattei, ’’İran, Paris Anlaşması’nın uygulanmasını askıya almaya karar verdiği için 31 Ağustos’ta görüşme olmayacak’’ dedi.
Yüz Üçüncü Bölüm:
24.08.2005 tarihli çıkan bir haberde, ABD’nin ortaya attığı, İran’ın nükleer silah geliştirdiği iddiaları boşa çıktı. İki yıl önce bulunan ileri derecede zenginleştirilmiş uranyum izlerinin, nereden geldiği anlaşıldı. Washington Post gazetesi ve Associated Press ajansının haberine göre, Batılı diplomatlar, uzmanların cihazlardaki uranyum izlerinin, İran içindeki nükleer çalışmalarla ilgisi olmadığı sonucuna vardıklarını açıkladı. İran, nükleer silah üretiminde kullanabilecek düzeydeki uranyum izlerinin Pakistan’dan aldığı santrifüj parçalarına ait olduğunu savunuyordu. Bush Yönetimi ise uranyum izlerinin, İran’ın gizlice nükleer silah üretme çalışmaları yaptığının kanıtı olduğunu öne sürüyordu. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Amerika’nın ve uluslararası toplumun İran’ın nükleer programıyla ilgili kaygılarının tamamının giderilmediğini bildirdi. Sözcü, Avrupa’nın Tahran’ın nükleer programıyla ilgili sürdürdüğü görüşmelere son verme kararını da destekledi. Uluslararası Atom Enerjisi Dairesi Başkanı Muhammed el Baradey, İran’ın nükleer programıyla ilgili yeni raporunu, 3 Eylül’de açıklayacak.
Yüz Dördüncü Bölüm:
24.08.2005 tarihli çıkan bir haberde, Son bir haftadan bu yana Avrupa´nın ülkelerine karşı tutumunu protesto eden İranlılar, İngiltere´nin Tahran Büyükelçiliği önünde toplanarak, ´Kahrolsun İngiltere´ sloganları attı, büyükelçiliğin kapatılmasını istedi. Gösterilerin amacının, İran´ın barış amaçlı olduğunda ısrar ettiği nükleer programa destek vermek olduğu bildirildi. Isfahan´da ise çevrim tesisleri önünde kadın ve öğrenciler insan zinciri oluşturdu. Benzeri bir gösteri Natanz´daki uranyum zenginleştirme tesisinde de yapıldı.İran´ın yeni Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, nükleer programa ilişkin görüşmeleri yürütmek üzere daha katı tutumlu bir kişiyi atadı. İran yönetimi Avrupa Birliği´nin son öneriler paketini kendilerine yönelik bir hakaret olarak yorumluyor. Son günlerde de bir dizi İranlı yetkili, İsfahan´daki çevrim işleminin pazarlığa açık olmadığını savunuyor. Bazıları ise Avrupa´nın yeni öneriler sunmasını istiyor. İran´ın yeni yönetiminin de yeni önerilerin hazırlığını yaptığı söyleniyor. Batılı diplomatlar ise, İran İsfahan´a ilişkin kararını gözden geçirme eğilimi göstermezse, Avrupa Birliği´nin görüşmeleri sürdürmek için bir neden görmediğini belirtiyor.
Yüz Beşinci Bölüm: 14.09.2005 tarihli çıkan bir haberde, ABD Hava Kuvvetleri, bu yıl dördüncü ve son kez olmak üzere, kıtalararası balistik bir füzeyi başarıyla test etti. California´daki Vanderberg Hava Kuvvetleri üssünden açıklama yapan Amerikalı bir yetkili, sahte savaş başlığı taşıyan ´´Minuteman 3´´ füzesinin başarıyla fırlatıldığını söyledi. Pasifik Okyanusu´nda önceden belirlenen bir hedefe yöneltilen füzenin, yaklaşık 30 dakikada 4 bin mili (6400 kilometre) aşkın bir yol kat ettiği belirtildi.
Yüz Altıncı Bölüm: 16.09.2005 tarihli çıkan bir haberde, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, ellerindeki nükleer teknolojiyi diğer İslam ülkeleri ile paylaşmaya hazır olduklarını söyledi.. BM zirvesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinden sonra habercilere bir açıklama yapan Ahmedinecad, ülkesinin nükleer silah imal etme peşinde olmadığını savundu. İran cumhurbaşkanı bununla birlikte, "ihtiyaçlarına göre İslam ülkelerine elimizdeki teknolojiyi vermeye hazırız" dedi. Ahmedinecad, AB ile İran arasındaki nükleer görüşmeleri yürüten Fransa, Almanya ve İngiltere’nin dışişleri bakanları ile görüştü. İran cumhurbaşkanının AB’nin önerilerine yarın BM Genel Kurulu’nda cevap vermesi bekleniyor.
İran, Avrupa’nın sınırlama getirme çabalarına rağmen nükleer enerji üretmek için çalışmalarını sürdürüyor. ABD yönetimi ise Tahran’ı gizlice nükleer silah geliştirmekle suçluyor. Tartışmalar devam ederken Fransa, Almanya ve İngiltere, İran’a nükleer programı ile ilgili daha önce yaptıkları öneriyi dün tekrarladı. Fransa, Almanya ve İngiltere dışişleri bakanları Philippe Douste-Blazy, Joschka Fischer ve Jack Straw, BM zirvesinde İranlı yetkililere, uranyum zenginleştirme çalışmalarının durması karşılığında ekonomik ve diğer konularda yardım ve işbirliği önerilerinin hala masada olduğunu söyledi. BM sözcülük bürosu, tarafların üzerinde karşılıklı anlaşılmış bir çözüm bulunması için diyalogun sürdürülmesi konusunda samimi bir görüşme yaptığını kaydetti.
Yüz Yedinci Bölüm: 18.09.2005 tarihli çıkan bir haberde, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad, "ülkesinin, nükleer enerjiye sahip olma hakkından hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini" söyledi. New York’taki BM Dünya Zirvesi’ne katılan ve bugün ülkesine dönen Ahmedinecad, İran’ın nükleer enerji programına ilişkin BM Genel Kurulu’nda sunduğu yeni önerinin, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) için "iyi bir perspektif" oluşturduğunu söyledi. "Bu öneriyle artık hiçbir bahaneleri kalmadı" diyen Ahmedinecad, "Yabancı ülkelerin özel ve kamu şirketlerine İran’ın nükleer programına katılma izni vermemiz, sunduğumuz önerinin en önemli kısmıdır. Bu aynı zamanda genel bir katılım ve denetim güvencesidir" dedi.. "Nükleer yakıta sahip olmanın tüm milletlerin özellikle de İran milletinin hakkı olduğunu" söyleyen Ahmedinecad, "İran, uluslararası kurallar ve UAEK denetimi altında nükleer enerjiye sahip olma hakkından hiçbir zaman vazgeçmeyecek. Bu enerjiye sahip olmak için de müzakerelere devam edecek" diye konuştu.
"BM Dünya Zirvesi’nda İran’ın lehine bir hava olduğunu" ileri süren Ahmedinecad, görüştüğü 30’a yakın ülke liderinin İran’ın tutumunu olumlu karşıladığını iddia etti. Ahmedinecad, ayrıca New York ziyareti sırasında BM Genel Sekreteri Annan’la görüştüğünü hatırlatarak, "Annan nükleer enerji programımız konusunda bizim tutumumuzu onayladı, ama bize hakkımızdan vazgeçmemizi tavsiye etti" dedi.
Yüz Sekizinci Bölüm: 19.09.2005 tarihli çıkan bir haberde, ABD’nin ’şer ekseni’ içinde saydığı Kuzey Kore, nükleer programından vazgeçti. Karanın ardından Washington yönetimi, Kuzey Kore ile diplomatik ilişki kurmaya hazırlanıyor. Kuzey Kore bu kararı Çin’in başkenti Pekin’de sürdürülen toplantıda aldı. Toplantıya katılan Güney Kore, ABD, Rusya, Japonya ve Çin, Kuzey Kore’ye nükleer programından vazgeçmesi karşılığında petrol ve enerjinin yanısıra güvenlik garantisi sağlamaya hazır olduklarını söyledi. Washington ve Tokyo yönetimleri de, ’Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’na yeniden taraf olacağını açıklayan Kuzey Kore ile diplomatik ilişki kurmaya karar verdi. Pekin’deki toplantıya katılan müzakereciler, Kuzey Kore’nin kararının iki yıldır sürdürülen görüşmelerde bugüne dek alınan en iyi sonuç olduğunu kaydetti. Kuzey Kore, şubat ayında yaptığı açıklamada ilk kez nükleer silahlara sahip olduğunu duyurmuş ve nükleer silah programlarıyla ilgili yapılan altılı görüşmelerden ABD’nin düşmanca tutumuna karşı savunmaya ihtiyacı olduğu gerekçesiyle süresiz çekildiğini açıklamıştı.
Kuzey Kore’nin bu açıklaması ABD dahil tüm dünyanın tepkisini çekmişti. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, 20 martta yaptığı açıklamada Kuzey Korelilerin arzu ettikleri saygıyı görebilecekleri ve ihtiyaçları olan yardımı alabilecekleri yerin altılı görüşmeler olduğunu ifade ederek, ABD’nin altılı görüşmeler dışında Kuzey Kore ile doğrudan diyalog kurmayacağını belirtmişti. Rice, ABD’nin Kuzey Kore’ye askeri operasyon düzenleme niyeti bulunmadığını da yinelemişti. Kuzey Kore, 21 martta yaptığı açıklamada ise olası bir ABD saldırısını önlemek amacıyla nükleer gücünü arttırdığını duyurmuştu.
Yüz Dokuzuncu Bölüm: 27.09.2005 tarihli AA kaynaklı SABAH gazetesinde çıkan “ABD’den İran’a Uyarı” başlıklı bir haberde, Amerikan yönetimi, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (UAEK) Yönetim Kurulu'nda oylama sonucu kabul edilen karar tasarısının ardından İran'ın, BM Güvenlik Konseyi'nin olası ekonomik kısıtlamalarından korunmak için tek bir şansı kaldığı uyarısında bulundu. Beyaz Saray sözcüsü Scott McClellan, ''Dünya İran'a, kurallara uyma zamanının geldiğini söyledi ve uyarıda bulundu. İran'ın tavrı kabul edilemez'' dedi. ''İran'ın itaatsizliğine bir cevap verilmesi gerektiğini düşünen ülke sayısının giderek arttığını'' ifade eden McClellan, ''ABD'nin, Tahran yönetiminin hilelerine daha fazla müsamaha göstermeyeceğini'' kaydetti. UAEK'nın Yönetim Kurulu'nda oylama sonucu kabul edilen ''yumuşatılmış karar tasarısı'', İran'ın nükleer dosyasının ''derhal değil'', ancak İran'ın taraf olduğu NPT ve ek protokolü ihlal etmesi halinde BM Güvenlik Konseyi'ne havale edilmesini öngörüyor.
Yüz Onuncu Bölüm: 28.09.2005 tarihli çıkan bir haberde, İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw, İran’a askeri müdahalenin olanaksız olduğunu söyledi. Straw, BBC radyosuna yaptığı açıklamada, tüm Amerikan başkanlarının her zaman her seçeneğin mümkün olduğunu dile getirdiğini, ancak İran konusunda bunun hiç kimsenin gündeminde olmadığını belirterek, ’’Bunun olanaksız olduğunu düşünüyorum’’ dedi. Straw, İran’ın nükleer programıyla ilgili uluslararası sorunun halen diplomatik yollarla çözülebileceğine inandığını kaydetti. İngiltere İşçi Partisi’nin kongresi için ülkenin güneyindeki Brighton’da bulunan Straw, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun İran konusunda kabul ettiği önerinin, yeni diplomatik girişimlere açık kapı bıraktığını da ifade etti.
Yüz On Birinci Bölüm: 28.09.2005 tarihli çıkan bir haberde, Rusya, kıtalararası balistik füze denemesi yaptı. Deniz Kuvvetleri’nden verilen bilgiye göre, katı yakıtlı "Bulava" adlı füze, Beyaz deniz’deki Dimitri Donskoy nükleer deniz altısından fırlatıldı ve Kamçatka yarımadasındaki belirlenen hedefi vurdu. Başarıyla fırlatılan füzenin 8 bin kilometre menzilli olduğu ve bu füzelerin 3 yıllık deneme programının ortasında bulunulduğu belirtildi.
Yüz On İkinci Bölüm: 01.10.2005 tarihli çıkan bir haberde, ABD’yi ziyaret eden bir grup İsrailli milletvekili, Washington yönetiminden ve müttefiklerinden İran’ın nükleer çabalarını gerekirse güç kullanarak durdurmalarını isteyerek, "yoksa en kötü ihtimalde bunu İsrail’in yapacağı" mesajını verdi. Sağ eğilimli Ulusal Birlik Partisi milletvekili Arieh Eldad, The Washington Times gazetesine yaptığı açıklamada, İran’ın, güç kullanımı dışında hiçbir tehditle durdurulamayacağını savundu. İsrail’in İran’a karşı tek yanlı harekete geçmesini "en kötü senaryo" olarak nitelendiren ve bunun İslam dünyasında infiale yol açacağını belirten Eldad, "Yine de yapmamız gerekirse bunu yaparız. Ancak bunu ABD ve uluslararası toplum yaparsa tepkilerin sınırlı kalması şansı var" dedi. İktidardaki Likud Cephesi milletvekili, parlamento savunma ve dışişleri komitesi başkanı Yuval Steinitz de İran’ın 2-3 yılda nükleer silah sahibi olacağını savunarak, "Biz, İran’ın nükleer silahlarını, İsrail’in varlığına, tüm Ortadoğu’ya ve Ortadoğu’daki tüm Batı çıkarlarına karşı bir tehdit olarak görüyoruz" diye konuştu.
Yüz On Üçüncü Bölüm: 06.10.2005 tarihli çıkan bir haberde, İngiltere, İran’ı Iraklı direnişçilere yardım etmekle suçladı. İran ise iddiaları reddetti. İddiaya göre, Iraklı direnişçiler yaz aylarında İngiliz askerlere karşı gerçekleştirdiği birçok saldırıda İran devrim muhafızlarından teknolojik destek aldı. İsminin gizli kalmasını isteyen bir İngiliz yetkili, İran’ın Iraklı direnişçilere yardım ettiğine kanıt olarak saldırılarda kullanılan patlayıcı maddeleri gösterdi. Yetkili, İran’ın atom programını İngiltere’ye kabul ettirmek için böyle bir yol izlediğini öne sürdü. İngiliz yetkili, İranlı üstdüzey bazı Şiilerin, Irak’taki Sünni direnişine destek verdiğini de ileri sürdü. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hamid Reza Assefi ise, İran’ın Iraklı direnişçilere yardım ettiğini gösteren delilleri kamuoyuna açıklamasını talep etti. İran haber ajansı IRNA’ya açıklama yapan Assefi, Irak’ın bu duruma düşmesinden sorumlu olanların başkalarını haksızca suçlamasının doğru olmadığını söyledi.
Yüz On Dördüncü Bölüm: 01.11.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde Utku ÇAKIRÖZER/ANKARA kaynaklı çıkan “İsrail, Ankara’dan ‘Kınama’ Bekliyor” başlıklı bir haberde, İsrail Dışişleri Bakanı Silvan Şalom'un, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e bir mektup göndererek İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın 'İsrail'in haritadan silinmesi'ne ilişkin açıklamalarından duyduğu rahatsızlığı ilettiği öğrenildi. Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan tarafından yapılan açıklamalardan tatmin olmadıklarını belirten İsrail yetkilileri, "Ankara, Ahmedinecad'ın sözüne değil, İsrail'le ilişki kuran ülkelere yönelik sözlerine tepki gösterdi. Beklentimiz diğer ülkelerle benzer bir yaklaşımla İsrail'i yok etme yönündeki tehlikeli açıklamaların kınanmasıdır" bilgisini verdiler. Yazılı 'nota' verildi. Şalom'un da Gül'e gönderdiği mektupta, açıklamalardan duydukları kaygıları vurguladığı belirtildi. Mektupta, İran liderinin açıklamalarının ve nükleer programlarını devam ettirme tutumlarının 'çok tehlikeli' olduğunu vurgulayan Şalom'un, Ankara'dan dayanışma beklentisini dile getirdiği kaydedildi.. İsrail'in Ankara Büyükelçisi Pinhas Avivi de hem mektubu iletmek hem de Tahran'a daha sert tepki verilmesi yönündeki beklentilerini iletmek için 28 Ekim'de yazılı bir nota vererek Dışişleri Bakanlığı'na başvurdu.
Yüz On Beşinci Bölüm: 17.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, ABD Başkanı George W. Bush ile Güney Kore Cumhurbaşkanı Roh Moo-Hyun, Kuzey Kore’nin nükleer silah programına hoşgörü gösterilmeyeceğini söylediler. Güney Kore’de bulunan Bush ile Roh düzenledikleri ortak basın toplantısında, ayrıca problemin barışçı ve diplomatik yöntemlerle çözülmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladılar. Güney Kore’ye eski devirlerde başkentlik yapmış Gyeongju kentinde düzenlenen basın toplantısının yapıldığı binanın önünde ellerinde, ”Bush defol” şeklinde pankartlar taşıyan 40 kadar göstericinin, Bush’un ziyaretini ve ABD’nin Güney Kore’deki ana üssünü başkent Seul’ün dışındaki bir kente yeniden yerleştirmesini protesto etmek amacıyla gösteri düzenledikleri görüldü.
Yüz On Altıncı Bölüm: 18.11.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “İran Casus Uydusuyla İsrail’i Gözetleyecek” başlıklı bir haberde, Tahran yönetimi, İran'ın ilk uydusu Sina 1'in fırlatılmasından 1 ay sonra, Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın da, "İsrail haritadan silinmelidir" açıklamasından da yaklaşık 10 gün sonra, Uzay Programı Başkanı Ahmed Talebzade, ilk İran uydusunun İsrail'i gözetleyebilecek kapasitede olduğunu açıkladı. İran, ilk İran uydusu Sina 1'in, askeri amaçlarla kullanımının mümkün olmadığını, uydunun tamamen bilimsel amaçlara hizmet edeceğini duyurmuştu. "Kosmos 3 M" tipi Rus roketiyle dünya yörüngesine taşınan Rus-İran ortak yapımı Sina 1'ın fırlatılması, İran'ın uzay programının başladığını işaret ediyordu. Tahran, bu gelişmeyi, Sina 1'in İran'daki doğal afetleri gözlemleyeceğini açıklayarak ilan etmişti. İran'ın uzaya erişmesi İsrail'de kaygıyla izlenirken, Tahran 2 ay içinde 2. bir uydunun daha fırlatılacağını açıklamıştı.
Uzay Programı Başkanı olan İletişim Bakan Yardımcısı Ahmed Talebzade'nin, uydunun İsrail'i gözetleyebilecek kapasitede olduğunu açıklaması ise, hem Tahran yönetiminin önceki açıklamalarıyla çelişti hem de dünya gündeminde ses getirdi. Talebzade, Sina 1 hakkında şunları dedi: "Teknik olarak söylersek, evet, İsrail'i izleyebilir. Ancak buna ihtiyacımız yok. İsrail caddelerinin uydu fotoğraflarını pazardan alabilirsiniz". Dünya çevresinde, yerden 1000 km yükseklikte, 1 günde 14 tur yapan Sina 1, yerden kumanda edilen kameralarını her yöne çevirebiliyor. Uydunun, İsrail dahil Ortadoğu'nun büyük bölümünü izleyebilecek teknik özellikleri var. İranlı yetkililer daha önce, Şahab-4 füzesinin yörüngeye uydu taşıyabilecek şekilde modifiye edildiğini açıklamıştı. İran, 2010'a kadar uzaya 4 uydu daha göndermeyi düşünüyor.
|