Nükleer Restleşme
Yetmişinci Bölüm: 06.04.2005 tarihli YENİÇAĞ gazetesinde çıkan “Vatikan, Tayvan ile İlişkileri Kesmeye Hazır” başlıklı bir haberde, Hong Kong Piskoposu Joseph Zen'in, ''Vatikan'ın Tayvan ile diplomatik ilişkileri kesip Çin'le başlamak üzere görüşmeye hazır olduğunu'' söylediği belirtildi. Zen, Vatikan'ın Çin'le diplomatik ilişki kurmaması durumunda, Katoliklerin gerçek anlamda özgürlüğe sahip olamayacağını da sözlerine ekledi. Tayvan ise Vatikan ile diplomatik ilişkilerinin ''tam'' olduğunu bildirdi.
Tayvan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Michel Lu, Vatikan'ın Çin ile diplomatik ilişki kurabilmesi için önce Tayvan ile ilişkiyi kesmesi gerektiğini söyledi. Vatikan'ın Tayvan ile ilişkisinin tam olup olmadığının sorulması üzerine, sözcü, ''Evet, her zaman öyleydi'' dedi. Lu, Zen'in ifadelerine ilişkin yorum yapmayı reddetti. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Li Ciençao, Çin hükümetinin Vatikan ile ilişkilerini ele alırken daima iki temel ilkede ısrar ettiğini, bunların Vatikan'ın Tayvan ile diplomatik ilişkilerini kesmesi ve Çin'in içişlerine karışmaması olduğunu söylemişti. Sözcü, Çin'in bu iki ilke temelinde Vatikan ile ilişkilerini iyileştirmeye hazır olduğunu kaydetmişti. Çin ve Vatikan arasında diplomatik ilişki bulunmuyor. Vatikan Tayvan''ı tanıyor.
Yetmiş Birinci Bölüm: 06.04.2005 tarihli bir haberde, Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Robert Zoellick, Avrupa Birliği'ni Çin'e silah ambargosunu kaldırmaması yolunda uyardı. Zoellick, bu durumda, Amerikan Kongresi'nin muhtemelen karşı bir karar alacağını söyledi. Zoellick, ambargonun kalkmasının, Kongre'nin bazı Transatlantik savunma projelerini iptal etme şansını artıracağını belirtti. Çin'e silah ambargosu, 1989'da Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda demokrasi yanlısı gösteri düzenleyen bazı Çinlilerin katledilmeleri üzerine konulmuştu.
Yetmiş İkinci Bölüm: 08.04.2005 tarihli bir haberde, Çin Halk Cumhuriyeti, gelecek 15 yılda 40 nükleer santral inşa etmeyi planlıyor. Yetkililer, böylece ekonomik büyüme nedeniyle ülkenin birçok bölgesinde elektrik sıkıntılarını önlemeyi hedefliyorlar. Yetkililer, nükleer santrallerin, Çin'in,ekonominin büyüdüğü kıyı şeridinde ana enerji kaynağı olacağını belirttiler. Çin'in, halen sahip olduğu enerji kaynaklarının üçte ikisinin kömüre dayalı olması nedeniyle ülkede ciddi boyutta bir hava kirliliği sorunu yaşanıyor. Bulgaristan, Tuna nehri kıyısındaki Belene'de yeni bir nükleer santral inşa etmeyi kararlaştırdı. Bu ülkenin ikinci nükleer santrali olacak.Bulgaristan Enerji Bakanı Miroslav Sevlieski,kurulması planlanan nükleer santralin bin megavat gücünde iki reaktörü olacağını bildirdi. Bulgaristan hükümeti, söz konusu projeyi 2.5 milyar avroluk bir maliyetle hayata geçirmeyi planlıyor.
Yetmiş Üçüncü Bölüm: 08.04.2005 tarihli bir haberde, İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, ABD'yi isteklerini zorla kabul ettirmek için şiddete ve askeri güce başvurmakla suçladı. 'ABD liderleri, istekleri için şiddete ve askeri güce başvuruyor. Terörizme neden olması açısından tehlikeli olan bir prensibe inanıyorlar; Karşı taraf saldırmadan saldırmak. Bu prensip, askeri müdahale için kullandıkları bahane. Irak'a saldırmalarının bahanesi olarak öne sürdükleri kitle imha silahları bulunamadı. ABD ile çatışmaya girmek istemiyoruz; ancak politik, askeri, ekonomik alanda hazırlıklar yapıyoruz. İran, Afganistan ya da Irak değildir. ABD Irak'ta olanlara bakarak, kendisini karmaşık bir durum içine sokarsa, şaşırırım' dedi. Hatemi, Tahran'a karşı Avrupalılar'ın izlediği politikaları ise memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, "Avrupalılar'ın bizimle bir diyalog başlatma yönündeki çabalarını takdirle karşıladık. Bu konuda ilerleme yavaş oldu; ancak hayal kırıklığına sebep olacak bir durum yok" ifadelerini kullandı. İsrail'i bütün Ortadoğu için bir tehdit olmakla suçlayan Hatemi, bölgedeki en büyük nükleer silah deposunun İsrail'de olduğunu söyledi.
Yetmiş Dördüncü Bölüm: 14.04.2005 tarihli bir haberde, İsrail Başbakanı Ariel Şaron, ''İran'ın nükleer kapasitesini yok etmek için tek yanlı saldırıda bulunmayız'' dedi. CNN International televizyonunun sorularını cevaplayan Şaron, "Tek yanlı saldırıyı seçenek olarak görmüyorum" diye konuştu. İran'ın nükleer silahlanma isteğiyle ilgili olarak "İsrail'in öncü rol oynamak istemediğini"' belirten Şaron, "Uluslararası koalisyon halinde ilgilenilmeli" ifadesini kullandı. İran'ın nükleer silah yapmak için "yıllara ihtiyacı olduğunu" belirten Şaron, "Ancak nükleer silah yapmaya yönelik teknik sorunları çözmeleri için aylar yeterli olacak. Bu teknik sorunları çözmelerinin ardından da artık geri dönülmez bir nokta geçilmiş olacak" dedi.
Yetmiş Beşinci Bölüm: 19.04.2005 tarihli bir haberde, Kuzey Koreli üst düzey bir diplomat, Yongbyon'daki nükleer reaktörün kapatıldığını açıkladı. Kuzey Kore'nin Birleşmiş Milletler büyükelçi yardımcısı Han Songriol, bu reaktördeki kullanılmış yakıt çubuklarının yeniden işlenerek nükleer silah yapımında kullanmayı planladıklarını belirtti. Songriol, muhtemel bir Amerikan saldırısına karşı caydırıcılıklarını artırmak için bu yönde davrandıklarını açıkladı. "Topun şimdi Amerika Birleşik Devletleri'nin sahasında olduğunu" vurgulayan Songriol, nükleer silahların ortadan kaldırılması için öncelikle Washington yönetiminin, Kuzey Kore'ye düşmanca yaklaşımına son vermesi gerektiğini söyledi. Pyongyang yönetimi Şubat ayında yaptığı açıklamada nükleer silah geliştirdiğini ve nükleer silah programını sona erdirmeye yönelik çok taraflı görüşmelere katılmayacağını açıklamıştı. Bu görüşmelere, ABD ve Kuzey Kore dışında Çin, Güney Kore, Rusya ve Japonya katılıyor. Taraflar son olarak Ağustos'ta bir araya gelmiş ancak görüşmelerden sonuç çıkmamıştı.
Yetmiş Altıncı Bölüm: 20.04.2005 tarihli bir haberde, Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, nükleer tesislerde yabancıların denetim yapmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Müşerref, ziyaret için bulunduğu Filipinler'in başkenti Manila'da düzenlediği basın toplantısında, nükleer tesislerin denetiminin Pakistanlılar açısından çok hassas bir konu olduğunu belirterek, ''Halkımız yabancıların gelip soru sorması karşısında çok hassastır'' dedi. ''Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın sormak istedikleri varsa, istediği bütün bilgileri veririz'' diyen Devlet Başkanı Müşerref, ''Ama tesislerimizi denetlemelerine, yetkilileri sorguya çekmelerine izin veremeyiz'' ifadesini kullandı. Müşerref, Hindistan ile barış sürecini ilerletmek için tartışmalı Keşmir eyaletindeki ayrılıkçıların saldırılarını durdurma sözü de verdi. Pakistan'ın, ayrılıkçıların, Keşmir'deki ateşkes hattından Hindistan'la karşılıklı yapılan otobüs seferlerine saldırılarını da durduracağını söyleyen Müşerref, taraflardan, barış sürecini ilerletmek için daha çok güven artırıcı önlemler almasını istedi. Müşerref, ülkesinin ayrılıkçılara destek verdiği ve Usame Bin Ladin'in El Kaide terör ağına yardım ettiği yolundaki yanlış kanıları düzeltmek istediğini de kaydetti.
Yetmiş Yedinci Bölüm: 28.04.2005 tarihli bir haberde, İsrail'i ziyaret eden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran'la ülkesinin nükleer işbirliğinin askeri alanı kapsamadığını söyledi. Bugün ilk olarak İsrail Cumhurbaşkanı Moshe Katsav'la görüşen Putin, gazetecilere, İran'la ülkesi arasındaki nükleer işbirliğinin tamamen askeri alanın dışında olduğunu söyledi. İran'a da, nükleer tesislerini uluslarası denetime açması uyarısında bulunan Putin, Suriye konusunda ise geri adım atmadı ve bu ülkeye satmayı planladıkları kısa menzilli füzelerin İsrail için tehdit oluşturmadığını söyledi. İsrail Cumhurbaşkanı ise, bu konuda, tarafların aynı fikirde olmadıklarını belirtti. Bu konuların Putin'in Şaron'la yapacağı görüşmede de gündeme gelmesi bekleniyor. Şaron'un özellikle, Suriye'ye kısa menzilli füze, Filistinlilere de zırhlı personel taşıyıcı satışları ve İran'la Rusya arasında nükleer alandaki işbirliği konularında Putin'e rahatsızlıklarını ileteceği belirtiliyor. İsrail, Putin'in Mısır ziyareti sırasında gündeme getirdiği uluslararası Ortadoğu Konferansı'nın da zamansız olduğunu düşünüyor.
İsrail tarafına göre, yol haritası olarak bilinen barış planında yeterli ilerleme sağlanmış değil ve İsrail, Filistinlilerin yükümlülüklerini yerine getirmediklerini savunuyor. Gözlemcilere göre, İsrail de, yerleşim merkezleri kurma faaliyetlerini durdurmak konusunda yeterli adımları atmış değil. Putin, resmi temaslarının öncesinde dün akşam Yahudilerin en kutsal mekanlarında Ağlama duvarı ve İsa peygamberin çarmıha gerildiği düşünülen kiliseyi ziyaret etti. Putin'in ziyaretinde Rusya'nın Orta Doğu'daki rolünü geliştirme amacında ısrarlı olduğu, ancak, uluslararası Orta Doğu konferansı toplama önerisinin İsrail tarafından ihtiyatla karşılandığına dikkat çekiliyor. Putin'in, yaklaşık 1 milyon Rusya göçmeni Yahudi'nin yaşadığı İsrail'i ziyareti, geçmişin iki amansız düşman ülkesi için önemli bir gelişme olarak görülüyor.
Ancak, ziyaret sırasında ciddi görüş ayrılıklarının ortaya çıkmasının beklendiği aktarılıyor. Kendisinin de nükleer bir güç olduğu düşünülen İsrail'in, Moskova yönetiminin İran'ın nükleer programına verdiği destekten rahatsız olduğuna işaret ediliyor. İsrail'in rahatsız olduğu bir konu da, Rusya'nın Suriye'ye satmayı kabul ettiği Strelets hava savunma füzeleri. İsrail, bu füzelerin militan grupların eline geçmesinden endişe ettiğini savunuyor. Putin cuma günü de, Batı Şeria'da Filistin lideri Mahmud Abbas'la bir araya gelecek. Ramallah'taki görüşme öncesinde Putin, geçen yıl ölen Filistin lideri Yaser Arafat'ın mezarını ziyaret edecek. Filistin'in Moskova'daki temsilcisi, Putin'in Abbas'a 50 adet zırhlı personel taşıyıcısı satma önerisinde bulunmasının beklendiğini söylüyor. İsrail bu satışa da karşı.
Yetmiş Sekizinci Bölüm: 28.04.2005 tarihli TÜRKİYE gazetesinde çıkan “Annan,Hindistan'dan nükleer denemeleri yasaklayan anlaşmayı imzalamasını istedi” başlıklı bir haberde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Hindistan'dan, nükleer denemeleri yasaklayan anlaşmaya imza koymasını istedi. Annan, ziyarette bulunduğu başkent Yeni Delhi'de yaptığı açıklamada, Hindistan'ın nükleer denemeleri yasaklayan anlaşmaya imza atarak, örnek olmasını umduğunu söyledi. Nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmasını imzalamayan Hindistan, 1998'de 5 nükleer deneme yaptı ve ''dünyanın açıklanan 5 büyük gücünün atom bombasına sahip olmasını meşru kıldığı'' gerekçesiyle ayrılıkçı bulduğunu açıkladığı nükleer denemeleri yasaklayan anlaşmayı da reddetti.
Yetmiş Dokuzuncu Bölüm: 29.04.2005 tarihli bir haberde, İran eski Devlet Başkanı Ekber Haşimi Rafsancani, Avrupa ile yapılacak nükleer görüşmeleri öncesi yaptığı açıklamada, Tahran'ın, her ne pahasına olursa olsun, uranyumun zenginleştirilmesi dahil atom enerjisi programına devam edeceğini söyledi. Rafsancani, 'İran, nükleer teknolojinin bütün branşlarına sahip olmak istiyor buna, zenginleştirme de dahil. Bedeli ne olursa olsun, İran bunu yapacak' dedi. İran ulusunun, haklarını korumak için kendisini kuvvetli gördüğünü söyleyen Rafsancani, 'İran, Avrupalılar'ın yaptığı uranyum zenginleştirmeyi askıya alma baskısına izin vermeyecek' dedi. Rafsancani şöyle devam etti; 'Avrupalılar'a şunu söylemek istiyorum; ABD'nin baskısıyla bir sonuç almaya çalışmak iyi neticeler vermez. Sabırlı olacağız. Ta ki sizi nükleer silahlar yapmaya çalışmadığımıza inandırıncaya kadar, bu uzun ve faydasız görüşmeler devam edecek. Avrupalılar ve Amerikalılar, size söylüyorum; güçlü bir Müslüman ülke ile karşı karşıyasınız. Amaçlarınızı gerçekleştirmek için kabadayılık yapacağınıza, görüşmeniz dahi iyi olur'
Sekseninci Bölüm: 03.05.2005 tarihli bir haberde, İran, askıya almış olduğu bazı nükleer faaliyetlere yeniden başlayacağını bildirdi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hamid Rıza Asefi, 'Bazı faaliyetlere tekrar başlayacağız bu çok açık' dedi, ancak uranyum zenginleştirme faaliyetinin askıda kalmaya devam edeceğini, AB ile müzakerelerin de süreceğini belirtti. Sözcü, hangi faaliyetlere yeniden başlayacaklarının bir hafta sonra belli olacağını söyledi. İran'ın meşru haklarından vazgeçmeyeceğini bildiren sözcü, sivil nükleer teknolojiye sahip olma kararından dönmeyeceklerini kaydetti.
Seksen Birinci Bölüm: 03.05.2005 tarihli bir haberde, Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ABD'nin Kuzey Kore'yi 'terörü destekleyen ülkeler arasında saydığını' hatırlatarak, 'Bizim terör geçmişimiz yok' dedi 'Devlet terörizminin babası George Bush'tan başkası değil' diyen sözcü, 'Bush yönetiminin de aslında Kuzey Kore'nin terörist geçmişi olmadığını kabul ettiğini, ama onu suçladığını' belirterek, 'Bu da ABD'nin Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ni devirmek isterken ne denli ümitsiz bir çaba içinde olduğunu gösteriyor' diye konuştu. Sözcü, ABD'nin gittikçe daha alenileşen çabalarının, 'Kore'nin seçtiği yoldaki kararını ancak daha da pekiştireceğini' söyledi.
Seksen İkinci Bölüm: 04.05.2005 tarihli bir haberde, İngiltere Başbakanı Tony Blair, İran'a saldırı planları bulunmadığını tekrarladı. İngiltere'de perşembe günü yapılacak genel seçimlerde, üçüncü dönem iktidar için mücadele edecek olan ve Irak savaşı konusundaki eleştirileri bertaraf etmekte zorlanan Blair, televizyondan yaptığı açıklamada, "İran, Irak değil. İran'ın nükleer tesislerini ya da başka bir yerini bombalama amacımız yok" dedi. Tony Blair, İran konusunda Fransa, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri ile ortak hareket ettiklerini söyledi.
Seksen Üçüncü Bölüm: 07.05.2005 tarihli bir haberde, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed El Baradei, dünya liderlerinden, Kuzey Kore'ye nükleer silah denemesi yapmaması için baskı yapmasını istedi. Baradei, "Kuzey Kore'nin nükleer denemelerinin, Asya'da ve dünyanın geri kalanında korkunç siyasi yansımaları olur. Büyük radyoaktif sızıntıya yol açabilir'' dedi. Baradei, tüm liderlerin, bu ülkeyi böyle bir denemeden vazgeçirmeye çalışmasını umduğunu kaydetti. Medyada yer alan iddialara göre, Kuzey Kore, yeni bir nükleer deneme tesisi kurma aşamasında.
Seksen Dördüncü Bölüm: 07.05.2005 tarihli bir haberde, Rusya lideri Vladimir Putin, ''ABD'nin örnek bir demokrasiye sahip olmadığını ve Rusya'yı eleştirmeden önce kendi kapısının önünü süpürmesi gerektiğini'' söyledi. Putin, Amerikan CBS televizyon kanalında pazar günü yayınlanacak açıklamasında, Amerikan başkanlık seçimi sistemine değinerek, ''Seçimlerinizle sorunlarınız var'' dedi. ''Bush'un, yüksek mahkemenin verdiği tartışmalı bir karar sayesinde 2000'de zafer kazandığını'' hatırlatan Putin, ''4 yıl önce bir mahkeme sizin başkanlık seçiminize karar verdi. Ancak biz sizin demokratik sisteminize burnumuzu sokmayacağız, çünkü bu Amerikan halkını ilgilendiriyor. Demokrasi başka yerlere ihraç edilemez'' diye konuştu.
Seksen Beşinci Bölüm: 09.05.2005 tarihli bir haberde, İran 37 ton ham uranyumu, uranyum zenginleştirmede kullanılan gaza çevirdiğini açıkladı. İran Atom Enerjisi Kurumu Başkan Yardımcısı Muhammed Saidi, bu işlemi uranyum zenginleştirme çalışmalarını askıya almadan önce geçen yıl yaptıklarını söyledi. Saidi, 'İsfahan'daki uranyum zenginleştirme tesislerinde, 'yellowcake' (uranyum oksit) diye bilinen 37 ton katı uranyumun tamamını, tesislerdeki çalışmaları durdurmadan önce UF-4 gazına dönüştürdük' dedi. UF-4, uranyum zenginleştirmede kullanılan, uranyumun işlenmiş bir biçimi. Düşük düzeylerde zenginleştirilmiş uranyumdan, nükleer reaktörlerde elektrik üretiminde yararlanılırken, daha fazla zenginleştirilmiş uranyum nükleer bomba yapımında kullanılıyor.
Seksen Altıncı Bölüm: 12.05.2005 tarihli bir haberde, İran, kasım ayında Avrupa Birliği'nin isteği üzerine durdurduğu uranyum dönüştürme faaliyetinin önemli bir bölümüne yeniden başlamaya karar verdiğini açıkladı. İran Devlet Başkan Yardımcısı ve Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Gulamrıza Agazade, aldıkları karar doğrultusunda, askıdaki nükleer faaliyetlerinin bir bölümüne yeniden başlayacaklarını belirtti. 'Bu, olasılıkla İsfahan tesislerindeki uranyum dönüştürme işleminin önemli bir kısmı olacak' diyen Agazade, nükleer faaliyete yeniden başlama tarihinin kısa süre sonra açıklanacağını kaydetti. Sivil nükleer santraller için yakıt üretmek amacıyla zenginleştirilen uranyum, atom bombası yapımında da kullanılabilir. İran, Avrupa Birliği ile yapılan görüşmeler sonrası, uranyum zenginleştirme programını askıya aldığını açıklamıştı. İran'ın bu çalışmalara yeniden başlaması halinde, AB'nin ve ABD'nin konuyu BM Güvenlik Konseyi gündemine getirmesi olasılığı bulunuyor.
Seksen Yedinci Bölüm: 19.05.2005 tarihli bir haberde, İran’ın nükleer enerji konusundaki üst düzey yetkilisi Hüseyin Musaviyan, “İran’ın bazı nükleer faaliyetlerine yeniden başlama kararının, Avrupalıların tehditlerine rağmen geri döndürülemez olduğunu” belirtti. Musaviyan, yaptığı açıklamada, İsfahan tesislerindeki uranyum dönüştürme faaliyetlerine yeniden başlama kararından dönmeyeceklerini vurguladı. Yetkili, İran ile AB’nin 3 büyük ülkesi Almanya, İngiltere ve Fransa arasında Salı günü Brüksel´de yapılması planlanan “henüz kesin olmadığını” belirterek, “Toplantının olabilmesi için uzmanların her şeyden önce her iki taraf için de kabul edilebilir olan bir anlaşmanın ilkeleri üzerinde uzlaşmaya varmaları gerekir” dedi. İran, Kasım ayında AB’nin isteği üzerine durdurduğu uranyum dönüştürme faaliyetinin önemli bölümüne yeniden başlamaya karar verdiğini açıklamış, İngiltere, Almanya ve Fransa da İran’ın nükleer faaliyetlerine yeniden başlaması durumunda görüşmeleri sona erdirerek konuyu BM Güvenlik Konseyi´ne götüreceklerini belirtmişti.
Seksen Sekizinci Bölüm: 31.05.2005 tarihli bir haberde, İran 29.05.2005 pazar günü 2 bin kilometreyi aşan menzile sahip, katı yakıtla çalışan bir füze denedi. İran basını Savunma Bakanı Tuğamiral Ali Şamhani’nin ’’Şahab-3 füzesinin menziline eşdeğer, katı yakıt kullanan füzenin denemesi yüzde 100 başarıyla yapıldı’’ dediğini yazdı. Şamhani füze hakkında ayrıntılı bilgi vermedi. Katı yakıt kullanımı, füzenin kolayca yer değiştirmesine imkan veriyor. İran geçtiğimiz yıl da , benzer özelliklere sahip olan Şahab-3 füzesinin geliştirilmiş bir modelini denemişti. Söz konusu füze, bir Kuzey Kore füzesinden türetilmişti.
Seksen Dokuzuncu Bölüm: 01.06.2005 tarihli çıkan bir haberde, Rusya ve Çin, Orta Asya’da istikrarın bozulmasını engellemek için birlikte çalışmak istediklerini bildirdii. Rusya’nın Vladivostok kentinde Çin Dışişleri Bakanı Li Caoşing ile bir araya gelen Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Şanghay İşbirliği Örgütü’nü (ŞİÖ) daha etkili kılmak için daha fazla çaba sarf etmenin gerekliliği konusunda aynı fikirde olduklarını söyledi. Lavrov, bu sayede ŞİÖ’nün Orta Asya’da istikrarsızlığın engellenebilmesi için kullanılabileceğini belirtti. Li ile Lavrov’un görüşmesinde, Orta Asya’da güvenlik ile iki ülke arasındaki ekonomik ve siyasi işbirliğinin ele alındığı kaydedildi.
Doksanıncı Bölüm: 08.06.2005 tarihli çıkan bir haberde, Kuzey Kore, bir yıl aradan sonra nükleer silah programının sona erdirilmesi konusundaki görüşmelere geri dönüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sean McCormack, ABD’li diplomatlarla New York’ta bir araya gelen Kuzey Koreli yetkililerin, altılı görüşmelere döneceklerini bildirdiklerini söyledi. Sözcü, Kuzey Kore’nin, görüşmelere ne zaman döneceği konusunda kesin tarih vermediğini belirtti. Beyaz Saray Sözcüsü Scott McClellan, Kuzey Koreli ve ABD’li yetkililerin, Kuzey Kore’nin nükleer programıyla ilgili görüşmelerin yeniden başlaması konusunu değerlendirmek üzere New York’ta bir araya geldiği toplantıda, bu ülkenin görüşmelere döneceği sinyalinin verilmediğini kaydetmişti. Çin’in BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Wang Guangya ise, Küzey Kore’nin nükleer silah programıyla ilgili altılı görüşmelerin birkaç hafta içinde Pekin’de başlayabileceğini açıkladı.
Büyükelçi Wang, basına yaptığı açıklamada, nükleer alandaki gerginliğin çözümünde en iyi yöntemin müzakereler olduğunu hatırlattı ve sürecin ilerleyeceği umudunda olduğunu söyledi. Kuzey Kore’nin nükleer silah programına ilişkin altılı görüşmelere Kuzey ve Güney Kore’nin yanı sıra, ABD, Çin, Japonya ve Rusya katılıyor. Bu konuya ilişkin aynı tarihli ikinci bir haberde, Kuzey Kore, nükleer silah programıyla ilgili altılı görüşmelerin başlayabileceği açıklamasını yalanladı. Kuzey Kore resmi haber ajansı KCNA’nın bildirdiğine göre, Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili, ’’ABD adım atmadan, nükleer silah programıyla ilgili görüşmelerin başlamayacağını’’ belirtti. Yetkili, altılı görüşmelerin başlamasının, uygun şartlar ve ortamın oluşturulması yönündeki çağrılarına ABD’nin vereceği cevaba bağlı olduğunu söyledi. Çin’in BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Wang Guangya, Kuzey Kore’nin nükleer silah programıyla ilgili altılı görüşmelerin birkaç hafta içinde Pekin’de başlayabileceğini açıklamıştı. Kuzey Kore’nin nükleer silah programına ilişkin altılı görüşmelere Kuzey ve Güney Kore’nin yanı sıra ABD, Çin, Japonya ve Rusya katılıyor.
Doksan Birinci Bölüm:
08.06.2005 tarihli çıkan bir haberde, Rusya Savunma Bakanı Sergey İvanov, ’’Gürcistan sınırına yakın Dağıstan ve Karaçay-Çerkez bölgelerine iki yeni üs kuracaklarını’’ söyledi. İvanov, Rusya’da yayımlanan ’’Profil’’ dergisine yaptığı açıklamada, Gürcistan’da halen Batum ve Ahalkalaki’de olmak üzere iki üsleri bulunduğunu hatırlatarak, Tiflis ile yapılan uzlaşma sonucunda önce 2007 yılına kadar bu ülkenin Ermenistan sınırına yakın Ahalkalaki’deki üssün boşaltılacağını, daha sonra Batum’daki üssün boşaltılma sürecinin tamamlanacağını kaydetti. Rusya’nın Gürcistan ile sınırına yakın bölgelerde 3,5 yıl içinde iki üs kuracaklarını söyleyen İvanov, birinin Azerbaycan ve Gürcistan sınırına yakın Dağıstan’ın Botlih bölgesinde, diğerinin de yine Karaçay-Çerkez bölgesinde bulunacağını ifade etti.Bu üslerin konum ve yapılanma itibarıyla farklı olacağını ifade eden İvanov, üslerdeki askeri personelin sınır muhafaza ekipleriyle birlikte çalışacağını söyledi.
Doksan İkinci Bölüm:
09.06.2005 tarihli çıkan bir haberde, Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Yardımcısı Kim Gye Gwan, ülkesinin nükleer bomba üretmeyi sürdürdüğünü açıkladı. Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanma görüşmelerine katılan üst düzey yetkilisi Kim, Kuzey Kore’de Amerikan ABC televizyonuna verdiği demeçte, füzelerine nükleer savaş başlığı yerleştirme gücüne sahip olduklarını söyleyerek, kaç nükleer silaha sahip oldukları konusunda bilgi vermedi. ’’ABD saldırısına karşı kendimizi savunmak için yeteri kadar nükleer bombaya sahip olduğumuzu söylemeliyim. Özel olarak kaç nükleer bombaya sahip olduğumuza gelince, bu bir sır’’ diyen Kim, ’Kuzey Kore nükleer bomba üretimi çalışmalarını sürdürüyor mu?’ sorusuna ’evet’ cevabını verdi. Ülkesinin nükleer programının ABD’ye saldırma amacı gütmediğini söyleyen ve uzun menzilli füzelerinin ABD’ye ulaşıp ulaşmayacağı konusunda fikir beyan etmekten kaçınan Kim, füzelerine nükleer savaş başlığı yerleştirme yeteneği bulunduğunu, bu konuda Kuzey Koreli bilim adamlarının dünyadaki diğer bilim adamlarıyla karşılaştırılabilir bilgiye sahip olduğunu söyledi.
Doksan Üçüncü Bölüm:
09.06.2005 tarihli çıkan bir haberde, BM, Pakistanlı bilim adamı Abdül Kadir Kaan’ın başı çektiği en büyük nükleer kaçakçılık çetesi soruşturması sırasında, ortadan kaybolduğu belirlenen nükleer planların satılmasından endişe ediyor.Nükleer bir bombanın nasıl imal edildiğini ve bunun için ne tür araç ve gereçler gerektiğini ayrıntılı bir şekilde gösteren elektronik planlar ortadan kayboldu. BM müfettişleri planların uluslararası kara borsada satışa çıkmasından korkuyor. Yüzlerce sayfadan oluşan planlar uranyumu zenginleştirmek için nasıl santrifüj yapıldığını gösteriyor. Müfettişler, nükleer savaş başlığı yapılmasını mümkün kılan planların bir yerlerde saklanıp bir yandan da pazarlanmasına başlandığından şüphe diyor. BM’nin nükleer otoritesi olan, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişleri Pakistanlı bilim adamı Abdül Kadir Kaan’ın başı çektiği en büyük nükleer kaçakçılık çetesi soruşturması sırasında, planların ortadan kaybolduğunu farketti. İki yıl önce Abdül Kadir Kaan’ın Libya ve İran’a hassas nükleer teknoloji sattığı belirlenmişti.
Bir üst düzey yetkili Kaan ve ekibi tarafından hazırlanış olan ve P-1 ve daha gelişmişine de P-2 sistemleri adı verilen uranyum santrifüj sistemlerinin ortadan kaybolduğunu duyurdu.Yetkili, "bunlardan bir kaç takım hazırlandığını biliyoruz. Bu elektronik şemaları kim aldı? Sadece Libya’dan bir tam seti geri almayı başardık. Diğer kopyalar kimin elinde? Bunların imha edildiğine dair elimizde hiçbir kanıt yok. Başka bir müşteri olması olasılığı var. Ama bunun kim olduğunu, bu planların nerede olduğunu bilmiyoruz" dedi. Kaan şebekesini soruşturan batı istihbaratına yakın bir diplomat ise "bu, insanları geceleri uyutmayan bir gelişme. Çok hassas bir konu. Nükleer silah yapım kılavuzlarının ortalıkta dolaşıyor olması çok rahatsız edici bir durum" dedi. Planlarda uranyum santrifüjü parçalarının nasıl imal edilebileceği, ne tür maddeler gerektiği ve makinelerin nasıl monte edileceği ve daha sonra nasıl test edilebileceği ayrıntılı bir şekilde gösteriliyor.
Birleşmiş Milletler şimdi İran ve Libya’nın dışında bu planları başka kimin almış olabileceği sorusuna yanıt arıyor. Bir diplomat Kaan’ın şebekesinin merkezinin Orta Doğu olduğunu ve Kaan’ın İslami bombanın babası olarak bilindiğini hatırlatarak, eğer bu planlar hala piyasada ise başta gelen müşterilerin Suriye ve Mısır olabileceğini söyledi.
|