Nükleer Restleşme

Elli İkinci Bölüm: 12.03.2005 tarihli bir haberde, İran, nükleer yakıt araştırmalarını durdurması karşılığında, ABD ve AB tarafından yapılan ekonomik teşvik önerilerini geri çevirdi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hamid Rıza Asefi, her türlü baskı, rüşvet ya da tehdide rağmen nükleer teknolojiyi barışçıl amaçlarla kullanmakta kararlı olduklarını söyledi. AB'nin İran ile yürüttüğü çabalara destek amacıyla bazı teşvik önerilerinde bulunan Amerikan yönetimi bu kapsamda, İran'ın, Dünya Ticaret Örgütü'ne üyeliğine itirazını kaldırmayı ve sivil havacılıkta kullanılmak üzere yedek parça satışına izin vermeyi önermişti.

Elli Üçüncü Bölüm: 12.03.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan Washington kaynaklı YASEMİN ÇONGAR’ın, Brüksel kaynaklı GÜVEN ÖZALP’in “İran'a Washington'dan 'havuç', AB'den sopa” başlıklı haberlerinde, ABD ile Avrupa Birliği (AB), İran'ın nükleer silahlanmadan vazgeçirilmesi çabasında ortak tutum geliştirdi. İngiltere, Fransa ve Almanya'dan oluşan AB troykası, Washington'ın bastırması üzerine, İran'la yaptığı müzakerelerde "sopa" göstermeyi kabul etti. Buna göre, müzakerelerin sonuçsuz kalması halinde, AB İran'a yönelik yaptırım talebiyle BM Güvenlik Konseyi'ne başvuracak. ABD ise, Tahran'a "havuç" uzatmaya, yani nükleer silahlanmadan vazgeçmesini özendirme amaçlı önlemlere razı oldu.Bush yönetiminin İran politikasında ciddi değişiklik yansıtan kararı yazılı açıklamayla duyuran Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, "ABD, İran'ın Dünya Ticaret Örgütü'ne üyelik başvurusuna itirazından vazgeçecek ve İran sivil uçakları için, özellikle de AB'den İran'a gidecek yedek parçaların lisanslarının verilmesini, tek tek her satış için ayrı ayrı değerlendirecek" dedi. Bu karar, İran ile doğrudan diplomatik ilişkisi bulunmayan ABD'nin uzun süredir karşı çıktığı konularda "geri adım" anlamına geliyor. Ancak ABD, bu önlemler için İran'ın "uranyumu zenginleştirilme çabasından tamamen vazgeçmesini" şart koşacak.

BM'ye havale İran'la soruna diplomatik bir çözüm bulunması amacıyla görüşmeler yürüten İngiltere, Almanya ve Fransa hazırladıkları raporda, "İşler beklediğimizden yavaş gidiyor. İşbirliği olmazsa konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne götürmekten başka çare kalmaz" mesajı verdiler. Avrupa Birliği'nin 3 büyük ülkesi Dönem Başkanlığı'nı yürüten Lüksemburg'a gönderdikleri raporda, İran ile ekonomik ve siyasi kazançlar karşılığında nükleer çalışmalarına son vermesine ikna için geçen aralıkta başlayan görüşmelerde, "umulduğu kadar hızlı yol alınmadığını" dile getirdiler. Sorunun ancak İran'ın tüm uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile tam işbirliği yapması halinde çözülebileceğini vurgulayan 3 ülke raporlarında, "aksi takdirde hareket etmesi durumunda konunun BM Güvenlik Konseyi'ne havale edilmesinden başka seçenek kalmayacağını" belirttiler.

Elli Dördüncü Bölüm: 13.03.2005 tarihli bir haberde, İran'ın geçici bir süre için uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurma kararı aldığı bildirildi. Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Venezüela'nın güneyinde bir traktör montaj fabrikasının açılış töreninde çevirmeni aracılığıyla yaptığı açıklamada, bu kararı dünyaya nükleer silahlar üretmeye çalışmadıklarını göstermek amacıyla aldıklarını belirtti. Hatemi, ''Uranyum zenginleştirme faaliyetlerimizi gönüllü ve geçici bir süreyle hiçbir yükümlülüğümüz olmamasına rağmen durdurduk. Nükleer silahlar üretmeyeceğimize ilişkin güven vermek amacıyla dünya ülkeleriyle işbirliği yapmaya hazırız'' diye konuştu.

Elli Beşinci Bölüm: 13.03.2005 tarihli bir haberde, İngiltere'de yayımlanan Sunday Times gazetesi, İran'ın nükleer programının durdurulması için harcanan diplomatik çabaların sonuç vermemesi halinde, İsrail'in bu ülkeye hava ve kara saldırısı yapacağını öne sürdü. Ariel Şaron'un kabinesinin, çok özel bir toplantıda yetkili kişilere bu konuda ''gerekli izni verdiğini'' de kaydeden Sunday Times, İsrail güçlerinin İran'ın Natanz Nükleer Tesisi'nin modelleri üzerinde ''saldırı planları'' yaptığını bildirdi. İsrail güçlerinin taktikleri arasında seçkin komandoların saldırılarının, F-15 jetleriyle hava saldırısı ve yeraltı tesislerini de tahrip edecek güçte bombaların kullanılmasının bulunduğunu yazan Times, planların ABD komuta kademesiyle de paylaşıldığını öne sürdü. Gazete, ABD komuta kademesinin İsrailli muhataplarına ''İran'ı diplomatik olarak yola getirmek mümkün olmazsa biz sizin önünüze engel olarak çıkmayız'' şeklinde garanti verdiğini de iddia etti.

Aynı konuya ilişkin 14.03.2005 tarihli AKŞAM gazetesinde çıkan “İsrail, İran'a saldırmaya hazırlanıyor” başlıklı bir haberde, İran'ın nükleer programının durdurulması için harcanan diplomatik çabaların sonuç vermemesi halinde, İsrail'in bu ülkeye hava ve kara saldırısı düzenleyeceği öne sürüldü. İngiltere'de yayımlanan Sunday Times gazetesinin haberine göre, İran'ın 6 ay içinde atom bombası yapabileceğini iddia eden İsrail, bu saldırı için gizli planlarını hazırladı.

İzin çiftlikte çıktı Habere göre, Başbakan Ariel Şaron'un kabinesi, geçtiğimiz ay Şaron'un Necef Çölü'ndeki çiftliğinde çok özel bir toplantı düzenledi. Kabine bu toplantıda yetkili kişilere saldırı konusunda 'gerekli izni' verdi. İsrail güçleri de, 'vur izninin' çıkmasının ardından, İran'ın güneyindeki Netenz Nükleer tesisinin çölde bir maketini hazırlayarak 'saldırı tatbikatı'' yaptı.

İşte saldırı planı Plana göre, seçme Şaldag (Balıkçıl) komandolarının karadan düzenleyeceği saldırılar, F-15 jetlerinin hava saldırısı ile desteklenecek. F-15 jetleri, yeraltı tesislerini tahrip edecek güçte sığınak delici bombalar kullanacak. İşte gazetenin tüm detaylarını verdiği söz konusu tatbikat: 'İran'ın Pasdaran milislerinin üniformalarını giyen seçme Şaldag komandoları ile İsrail Ordusu'nun standart teçhizatını bulunduran askerleri taşıyan helikopter çöl üzerinde alçaktan uçtu. Helikopterler hedefe bir kaç kilometre uzakta inişe geçti. Askerler iki gruba ayrıldı ve MOSSAD'ın daha önce hazırladığı kamyonlara bindi. Oketz birliği yanlarındaki iki köpeğin bellerine patlayıcıları bağladı.

Netenz'ın kapısındaki 7 nöbetçi keskin nişancılar tarafından etkisiz hale getirildi. Kamyonlar kapılara yaklaş tı, askerler tünellere patlayıcıları yerleştirdi. Köpekler tünellerin iç kısımlarına gönderildi. Kamyonlar bölgeyi terk etti. 10 dakikalık sessizliğin ardından bir dizi patlama gerçekleşti. Birkaç dakika sonra F-15 jetleri, sığınak delici bombalarla tesisi vurup uzaklaştı.' Sunday Times'a göre, planlar Amerikan komuta kademesiyle de paylaşıldı. ABD komuta kademesi, İsrailli muhataplarına 'İran'ı diplomatik olarak yola getirmek mümkün olmazsa biz sizin önünüze engel olarak çıkmayız'' şeklinde garanti verdi. 1981 yılında Irak'ın Osirak nükleer reaktörünü vuran İsrail, 1976 yılında da Uganda'ya tek başına bir operasyon düzenlemişti.

İRAN FAALİYETİ DURDURDU

İran'ın, geçici bir süre için uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurma kararı aldığı bildirildi. İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, İran'ın bu kararı dünyaya nükleer silahlar üretmeye çalışmadığını göstermek amacıyla aldığını belirtti. Hatemi, 'Uranyum zenginleştirme faaliyetlerimizi gönüllü olarak ve sadece geçici bir süreyle, hiçbir yükümlülüğümüz olmamasına rağmen durdurmayı kabul ettik. Nükleer silahlar üretmeyeceğimize ilişkin daha fazla güven vermek amacıyla dünya ülkeleriyle işbirliği yapmaya hazırız'' diye konuştu.

Elli Altıncı Bölüm: 14.03.2005 tarihli bir haberde, Tayvan'ın kendi toprağı olduğunu savunan Çin, Tayvan'a yönelik askeri seçeneği de içeren "Devleti Bölme Girişimleriyle Mücadele Yasası" tasarısını onayladı. Yasa, Tayvan'ın bağımsızlığını ilan etmesi durumunda, Çin'in Tayvan'a askeri müdahalede bulunmasına imkan sağlıyor. Çin Başbakanı Wen Jiabao, Tayvan'ın bağımsızlığına karşı çıkan yasanın, bir savaş yasası olmadığını, ilişkileri güçlendirmeyi hedeflediğini söyledi. Amerika ise Çin yönetiminden yasayı yeniden gözden geçirmesini istemiş, Tayvanlı liderler de bu girişimin bölge istikrarına zarar vereceğini ifade etmişti.

Bu haberin devam niteliğindeki aynı tarihli diğer bir haberde de, Çin Başbakanı Ven Ciabao, Tayvan sorununun Çin'in iç işi olduğunu belirterek, ''Yabancı güçlerin müdahalesini görmek istemiyoruz, kimseden de korkmuyoruz'' dedi. Başbakan Ven, Çin Ulusal Halk Meclisi'nin (ÇUHM) yıllık toplantısının kapanmasından sonra düzenlenen ve 700 yerli ve yabancı gazetecinin katıldığı basın toplantısında, ÇUHM'de kabul edilen ''Devleti Bölme Girişimleriyle Mücadele Yasası''nın Tayvan'ın bağımsızlığına karşı olduğunu ve bir savaş yasası olmadığını söyledi. Yasanın barışçı birleşmeyi hızlandırdığını ve Tayvanlıları hedef almadığını belirten Ven, "Tayvan boğazının iki yakası tek ülkedir" diye konuştu. Pekin hükümetine Tayvan sorununa gerektiğinde ''barışçı olmayan yöntemlerle'' müdahale yetkisi veren Devleti Bölme Girişimleriyle Mücadele Yasası, ÇUHM'nin yıllık toplantısının son oturumunda 2896 kabul ve 2 çekimser oyla kabul edildi.

Elli Yedinci Bölüm: 14.03.2005 tarihli bir haberde, Eski İran Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani, haziran ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde 'adaylık için hazır' olduğunu söyledi. Düzenin Yararını Teşhis Heyeti (DYTH) Başkanı Rafsancani, 'Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylık için tamamen hazırım, ancak karar vermek için çok erken olduğuna inanıyorum' dedi. Rafsancani, 17 Haziran'da yapılacak seçimde göreve dönmesi için üzerinde fazla baskı hissettiğini söyledi. Rafsancani şunları kaydetti: 'Bu sorumluluk bana kalır ve halkın katılmam için bana ihtiyacı olduğunu hissedersem bunu reddetmem. Seçime yaklaştıkça sorumluluğumun daha da arttığını hissediyorum.' Rafsancani, adaylar arasında yetenekli ve halkın taleplerine yanıt verecek biri çıkarsa iyi olacağını, ancak böyle bir kişi olmazsa geri döneceğini belirtti.

Elli Sekizinci Bölüm: 15.03.2005 tarihli bir haberde, Kuzey Kore, daha fazla nükleer silah üretebileceklerini bildirdi. Adı açıklanmayan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, 'Gerçekler kanıtladı. Nükleer silahlara sahip olmamız, bölgedeki güç dengesini garanti altına alıyor ve barışın sürdürülebilmesi için, savaşın patlak vermesinin önünde güçlü bir caydırıcı işlevi görüyor' dedi. Kuzey Kore'nin olası bir saldırıya karşı gerekli tedbirleri alacağını ifade eden sözcü, bunların arasında 'sistemi çökertmek isteyen ABD'nin düşmanca girişimleriyle baş etmek için nükleer silahları artırmanın bulunduğunu' belirtti. ABD ve Güney Kore'nin bu hafta yapmayı planladığı ortak askeri çalışmaları da kınadığını belirten bakanlık sözcüsü, bu çalışmaların Kuzey Kore'ye saldırma amacı güttüğünü söyledi. Kuzey Kore, 10 Şubat'ta ilk kez resmi olarak nükleer silahlara sahip olduğunu açıklamış ve nükleer programıyla ilgili olarak sürdürülen altılı görüşmeleri askıya aldığını bildirmişti.

Elli Dokuzuncu Bölüm: 16.03.2005 tarihli bir haberde, Nükleer programları dolayısıyla ABD'nin baskı altına almaya çalıştığı İran'da hükümetin enerji danışmanı ve Petrol İhraç Eden Ülkeler OPEC'teki temsilcisi Hüseyin Kazempur, "Amerikalılar, İran nükleer programına yüzde 50 ortak olabilir" dedi. The Financial Times gazetesine verdiği demeçte, nükleer programlarının barış amaçlı olduğunu kaydeden Kazempur, "Teklif masada, ancak kuşkulular. Bu kuşkuları da programda yer almalarıyla ortadan kalkar" dedi. Ancak Kazempur'un ifadelerinin, Tahran yönetiminin resmi görüşü olup olmadığı bilinmiyor.

Altmışıncı Bölüm: 17.03.2005 tarihli bir haberde, İran Devlet Başkanı Muhammet Hatemi, ülkesini nükleer teknolojiden kimsenin vazgeçiremeyeceğini söyledi. İsfahan'da basın toplantısında konuşan Hatemi, ''Nükleer yakıt elde etmekte ancak kendimize güvenebiliriz, başkalarına asla değil'' dedi. AB, geçtiğimiz aralık ayından bu yana İran'dan atom bombası yapmadığına ilişkin garanti istiyor. Tahran yönetimi ise, uranyum zenginleştirmeyi bir süreliğine durdurmayı geçtiğimiz yılın sonlarında kabul etmiş, tamamen durdurmaya ise yanaşmayacağını bildirmişti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Muhammed el Baradey ise, İran'ın "nükleer denetim"lere daha açık olması çağrısı yaptı.

Washington yönetiminden gelen, "bu konuda işbirliğini artırması halinde İran'a ticari tavizler verilmesi" önerisini memnuniyetle karşıladığını belirten Baradey, İran'ın nükleer denetimler konusunda uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmek için elinden gelenin en azını yaptığını vurguladı. Muhammed El Baradey, nükleer denetimlere ilişkin olarak, ''aktif bir şeffaflık görmek istiyorum'' dedi. AB'nin üç büyüğü Almanya, İngiltere ve Fransa, ekonomik ve teknik yardımın yanı sıra Dünya Ticaret Örgütü gibi uluslararası kuruluşlara katılmasını destekleme karşılığında, İran'ı uranyum zenginleştirme çalışmalarından tamamen vazgeçirmeye çalışıyor. ABD, İran'ı nükleer silah üretmeye çalışmakla suçlarken, İran nükleer programının enerji elde etmeye yönelik, barışçıl amaçlar taşıdığında ısrar ediyor. Nükleer programı konusunda ABD yönetiminin baskısına maruz kalan İran'ın Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi,13.03.2005 tarihinde yaptığı açıklamada uranyum zenginleştirme faaliyetlerini geçici olarak askıya aldıklarını açıklamıştı.

Altmış Birinci Bölüm: 21.03.2005 tarihli HALKA VE OLAYLARA TERCÜMAN gazetesinde çıkan “ABD, Çin ve K.Kore’yi Tehdit Etti” başlıklı bir haberde, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, “ABD’nin, Kuzey Kore’nin nükleer programıyla ilgili altılı görüşmelere dönmesini sonsuza kadar bekleyemeyeceğini” söyledi. Rice, Güney Kore’nin başkenti Seul’de Devlet Başkanı Roh Moo-hyun ve Dışişleri Bakanı Ban Ki-moon ile görüştükten sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD’nin ve bölge ülkelerinin, Kuzey Kore ile altılı görüşmelerin yeniden başlatılması için çabalarını artıracağını belirtirken, “Bu sorunu çözmemiz gerektiği doğrudur. Sonsuza kadar böyle süremez” dedi. ABD Dışişleri Bakanı Rice, Çin’in artan askeri gücünün, Pasifik’te istikrara yönelik endişeye yol açtığını da söyledi. Rice, AB’nin Çin’e silah satışına yeniden başlamasının bölgede güç dengesini bozacağını da belirtti.

Rice protesto edildi GÜNEY Asya ülkelerini kapsayan gezisi dolayısıyla Güney Kore’nin başkenti Seul’e de uğrayan ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın basın toplantısı sırasında bağırarak ve pankart açarak olay çıkaran bir gösterici polis tarafından etkisiz hale getirildi. “Kuzey Kore halkı ölüyor ve sizin yardımınız için haykırıyor Bayan Rice” diye bağıran göstericinin üzerinde, “Kuzey Kore’ye özgürlük: 50 Yıl Gecikti” yazan bir pankart açtığı gözlendi. Vollerten’ın açtığı pankart bir ABD Büyükelçiliği görevlisince yırtıldı.

Altmış İkinci Bölüm: 22.03.2005 tarihli bir haberde, Tahran yönetimi nükleer faaliyetleri sebebiyle gerginlik yaşadığı ABD'ye meydan okudu. İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, savaş kışkırtıcılığıyla suçladığı ABD'yle savaşmaya şahsen hazır olduğunu söyledi. Hamaney, savaş yanlısı olmadıklarını, ancak İran'ın onuru ve menfaatleri söz konusu olduğunda kendilerini feda edeceklerini ifade etti. ABD'li liderlerin 11 Eylül saldırıları sonrasında üç gün saklandıklarını iddia eden Hamaney, böyle bir saldırıyla karşılaşmaları durumunda asker elbiseleri giyip savaşacaklarını ifade etti. Hamaney'in konuşması sık sık, "Kahrolsun Amerika" sloganlarıyla kesildi.

Altmış Üçüncü Bölüm: 22.03.2005 tarihli bir haberde, Kuzey Kore, 'olası bir Amerikan saldırısını önlemek amacıyla nükleer gücünü arttırdığını' açıkladı. Kuzey Kore resmi haber ajansının haberine göre, 'düşmanın kışkırtıcı bir hareketine karşı önlem olarak nükleer silah stoklarımızı arttırma yönünde ciddi adımlar attık' denildi. Ayrıca, tüm birliklerin, seferberliğe hazır hale getirildiği kaydedildi. Bu arada Kuzey Kore Başbakanı Pak Pong-ju, Çin'e gitti. Ziyarette, ekonomik işbirliğinin yanı sıra, gerginlik yüzünden kesilen nükleer görüşmeler ele alınacak.

Altmış Dördüncü Bölüm: 23.03.2005 tarihli İNTERNETHABER sitesinde çıkan “AB Çin’e Ambargoyu Bozmayacak” başlıklı haberinde, Avrupa Birliği'nin Çin'e uyguladığı silah ambargosunuı kaldırma planları tüm Avrupa'da ateşli bir tartışma başlattı. Gazeteler bu yeni konuyu gündeme taşıdı. Gazeteler Washington'dan gelen "Asya'da dengeleri bozmama" uyarıları ardından ambargoyu kaldırma planlarının rafa kalktığı konusunda hemen hemen hemfikir.

Almanya'da yayımlanan Süddeutsche Zeitung, Avrupa Birliği'nin Çin'e yönelik ambargoyu kaldırması için yeterince iyi bir neden olmadığını savunuyor. Der Tagesspiegel, Paris ve Berlin yönetimlerinin ambargonun kalkması talebinde gitgide yalnız kaldığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor "Fransa ve Almanya gibi küresel iddiaları olan Avrupa devlerine, Asya'da küresel bir sorumluluk taşımak gerektiğini İsveç ve Belçika gibi küçük üyelerin anımsatması utanç verici." Financial Times, Washington'un Çin'i sınırlamaya çalışmak yerine diyaloga girmesi gerektiğini savunuyor, "Orta Doğu'da yapılan hatalar, Çin'in yükselişi karşısında izlenecek tavrı yanlış seçmenin yanında, hiç kalabilir" uyarısında bulunuyor.

Daily Telegraph; AB ikiyüzlü Yine İngiltere'de yayımlanan Daily Telegraph ise Avrupa Birliği'ni iki yüzlülükle suçluyor."Avrupa Birliği Çin'e uygulanan silah ambargosu konusunda hem beceriksiz hem ilkesiz davrandı. Ambargoyu kaldırma girişimini, bunu mantıksız bulan Chirac başlattı, Avrupa'dan Çin'e en büyük ihracatçı olan Almanya destekledi. İngiltere Dışişleri Bakanı Straw ise benzer yaptırımlara tabi olan Burma ve Zimbabve ile Çin'i aynı kefeye koymanın 'uygunsuz' olacağını savundu. "Ancak", diyor gazete, "Çin'de, yaptırıma gerekçe olan Tianenmen Katliamı'ndan bu yana ülkede insan hakları konusunda bir değişiklik olmadı ve ülke Tayvan'a karşı saldırgan tavrını" sürdürüyor. Bu nedenle gazete liderleri ambargoyu kaldırmaktan vazgeçmeye çağırıyor.

Altmış Beşinci Bölüm: 23.03.2005 tarihli bir haberde, ABD'nin nükleer silah programı görüşmelerine dönmesi için Kuzey Kore'ye Haziran ayına kadar süre tanıdığı bildiriliyor. Çıktığı Asya turunda Kuzey Kore'ye yönelik sert açıklamalarda bulunan Amerikan Dışişleri Bakanı Condolezza Rice'a yakın kaynaklar, Washington'un Haziran ayına kadar PyongYang'a süre tanıyacağını kaydetti. Rusya ve Çin'in vetosu yüzünden Kuzey Kore'ye yaptırım kararı alamayan Amerika Birleşik Devletleri'nin tek başına hareket edebileceği bildiriliyor. Ancak Rice, Kuzey Kore'yi işgal niyetlerinin olmadığını söyledi. Kuzey Kore ise, önceki gün nükleer silahları bulunduğunu ve tehditlere karşı bunları arttırdıklarını açıkladı. Nükleer silah programı konusunda Kuzey Kore, Güney Kore, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Rusya ve Çin arasındaki altılı görüşmelerin son turu, geçen yıl Haziran ayında yapılmıştı. Daha sonra Kuzey Kore, altılı görüşmelerden çekildiğini, ancak koşulların oluşması halinde yeniden başlanabileceğini bildirmişti.

Altmış Altıncı Bölüm: 25.03.2005 tarihli bir haberde, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek, ABD'yi, İran'a askeri müdahalede bulunmaması konusunda uyardı. Fransa'nın başkenti Paris'te bulunan Mübarek, ''ABD'li dostlarımıza, kendimizi yıkıcı bir savaştan uzak tutmamız gerektiğini söylüyoruz. Askeri bir girişimin, tüm bölge için bir yıkım teşkil edeceğini düşünüyorum'' dedi. Fransa'da çıkan Le Figaro gazetesine de demeç veren Mübarek'in ayrıca, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad'dan Lübnan'da hükümetin kurulmasına müdahale etmemesini istediği, Esad'ın da ''Karışmayacağım'' dediği belirtildi. Mübarek ve Esad, en son Arap Birliği zirvesine katılmak üzere Cezayir'in başkenti Cezayir'de bir araya gelmişti. İran’ı 'nükleer silah üretmeye çalışmak'la suçlayan ABD, bu ülke üzerindeki baskısını uluslararası platformda artırıyor.

Son olarak ABD Başkanı George W. Bush, "İran için askeri hareket ilk seçenek değil, ama bir başkan asla, 'asla' dememeli. Ancak askeri seçenek, hiçbir zaman bir başkanın ilk tercihi değildir. Bir başkanın ilk tercihi her zaman diplomasidir, her halükarda diplomasi benim ilk tercihim" dedi. Bush, bir başka mesajında ise, ''İran, hür dünyanın kendisinden yapmasını istediğini yapmalı. Bu istek de gayet açık: Atom bombası programından vazgeç'' ifadesini kullandı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da, Alman Bild gazetesine verdiği demeçte, İran'ın gittikçe yolun dışına çıktığını ve uluslararası topluluk için sorun olmaya başladığını söylemişti.

"Devletler topluluğu kitle imha silahlarının yayılmasını önlemeye çalışırken, İranlılar bu konuda sorun oluşturuyor ve bu nedenle uluslararası topluluktan tutumlarının sorunlu olduğu mesajını almalılar'' diyen Rice, "uluslararası sorumluluklarını yerine getirmediği takdirde İran'ın uluslararası topluluk içinde yerini alamayacağı" uyarısında bulunmuştu. İran ise, nükleer faaliyetlerinin yasal olduğunu, bu çalışmalarını herhangi bir dış gücün etkisiyle değiştirmeye niyeti olmadığını her fırsatta sert bir şekilde dile getiriyor.İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, ABD'nin açıklamalarına karşılık, "İran'a saldırıldığı taktirde ülkeyi düşmana karşı cehenneme çevirme" tehdidinde bulunuyor.

Altmış Yedinci Bölüm: 31.03.2005 tarihli MHA / PARİS kaynaklı bir haberde, İran Ulusal Direniş Konseyi Paris’te düzenlediği bir basın toplantısında İran’ın nükleer programını açıkladı. Tahran yönetiminin mecliste görüştüğü belgeleri açıklayan Direniş Konseyi Dış ilişkiler Konseyi Başkanı Muhammed Muhadessin yaptığı açıklamada İran’ın atom bombası yapmak için plutonyum aradığını bildirdi. Champs Elysee’deki Four Season Otel’de yapılan basın toplantısında konuşan İran Ulusal Direniş Konseyi Dış ilişkiler Komisyonu Başkanı Muhammed Muhadessin, “uranyum bakımından çok fakir bir ülke olan İran’ın atom santrali ve uranyum zenginleştirme programlarına büyük paralar yatırarak devrimden önceki gibi İran halkının parasını israf ettiğini” kaydetti.

İran’daki molla rejiminin mecliste görüştüğü belgeleri basına açıklayan rejimin Avrupa’daki muhalifi Halkın Mücahitleri Örgütü’nün legal vitrini İran Ulusal Direniş Konseyi Dış ilişkiler Komisyonu Başkanı İran’ın Muhaddesin, İran’ın merkezindeki Arak’taki Qatran tesislerini tamamlamak üzere olduğunu belirtti. Basın açıklamasının ardından MHA’nın sorularını cevaplayan Muhammed Muhadessin İran’ın atom bombası yapmak için plutonyum aradığını bildirdi. Atom bombası oluşturulması programının detaylarını da açıklayan Muhadessin iki bölümden oluştuğunu söyledi. Muhadessin bunun ağır su makineleri ve 40 megawattlık reaktörlerden oluştuğunu, reaktörlerin 8 ile 10 kg arasında plutonyum üretebileceğini ve bunun da bir atom bombasını tamamlamaya yettiğini belirtti.

Program Eylül’de hazır Açıklamasını İranlı uzmanların bilgilerine dayandıran Muhammed Muhadessin programın önümüzdeki Eylül ayında tamamlanmasının beklendiğini de bildirdi. 2004 yılının Kasım ayında çalıştırılması gereken operasyonun teknik problemler ve gaz kaçağından dolayı geciktiğini kaydeden Muhadessin, Arak tesislerinde üç ünite halinde ağır suyun nakledildiğini de sözlerine ekledi. İran’ın nükleer programına ilişkin programlarda çalışan mühendislerin adlarına kadar çok ince detaylara kadar bilgi veren Muhadessin, nükleer silah üretmek için reaktörlerin aylardır çalışmakta olduğunu da açıkladı. Komisyon Başkanı ayrıca kendilerinin reaktörleri kuran fabrikanın adresini açıklamalarının ardından, Tahran’daki Arjantin Meydanı’nın Kuzey Batısındaki, Zagros yolu 23 numaraya taşındığını da söyledi.

Tahran rejiminin sadece nükleer silah üretmekle kalmayıp yeni alternatif projeler hazırladığını ifade eden Muhadessin, bu projeler hakkında da programların bazı formüllerine kadar detaylı bilgileri açıkladı. Aldıkları bilgilerin kaynağını açıklamayan Muhadessin, bilgileri sağlam kaynaklarca doğrulattıklarını da ifade etti. İran Ulusal Direniş Konseyi’nin nükleer programa karşı olduğunu da vurgulayan Muhadessin, kendileri iktidara geldikleri takdirde bu projeleri durduracaklarını ve bölgenin barışı için ellerinden geleni yapacaklarını vurguladı.

Altmış Sekizinci Bölüm: 31.03.2005 tarihli bir haberde, Kuzey Kore'nin, nükleer güce sahip olmasından ötürü çok yönlü silahsızlanma görüşmeleri istediği bildirildi. Güney Kore'nin Yonhap ajansı, Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı sözcüsüne dayandırdığı haberinde, ülkenin nükleer programlarına ilişkin olarak sürdürülen altılı görüşmelerin, çok yönlü silahsızlanma görüşmelerine çevrilmesi gerektiğini belirtti. Haberde, 'Altılı görüşmelere katılan Kuzey ve Güney Kore, ABD, Japonya, Rusya, Çin, Kore yarımadasının nükleer silahlardan arındırılması görüşmelerinde denk kabul edilmelidir' denildi.

Altmış Dokuzuncu Bölüm: 31.03.2005 tarihli bir haberde, Eski ABD Başkanı Jimmy Carter'ın Ulusal Güvenlik Başdanışmanı Zbigniew Brzezinski, "Ukrayna, Gürcistan ve Kırgızistan'daki ayaklanmalar Moskova'ya dayandı. Bu, Rusya içindeki baskıları geri dönülmez şekilde güçlendirecektir. Ve kırılma, çok uzun bir zamanı da gerektirmeyecek'' dedi. Rus gençliğinin sabrının tükendiğini, Rusya'nın da demokrasiye geçmesinin yakın olduğunu kaydeden Brzezinski, Bush 'un Mayıs'ta Moskova'dan önce Letonya ve Gürcistan'a gitmesinin sembolik anlamlar içerdiğini belirtti. Wall Street Journal gazetesi, Brzezinski imzalı, ''Rus ruleti'' başlıklı bir makaleye yer verdi. Brzezinski, makalede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in eski SSCB ülkeleri üzerinde Moskova'nın kontrolünü yeniden inşa etme gayretleri içinde olduğunu söyledi. Brzezinski yazısında şunları kaydetti: "Bu ülkelerin sergilediği örnek, Moskova'daki siyasi elitin kafa yapısına hâkim olan baskıcı şovenist gelenekte köklü bir kırılmaya yol açmak üzere Rusya içindeki baskıları geri dönülmez şekilde güçlendirecektir.''

Brzezinski, Sovyet yıllarından sonra genç neslin hâlâ bölgeye hâkim olan yozlaşmış ''bürokratik otoriteryanizme'' yönelik rahatsızlığının her geçen gün arttığını ve sabrının tükendiğini ileri sürdü. Yeni siyasi muhalefetin gücünü nesiller arasındaki kırılmadan aldığını belirten Brzezinski, yazısında şunları kaydetti: ''Demokratik jeo-politik çoğulculuk, Rusya'nın çevresini kuşatıyor. Bu yeni devletler çok güçsüz olduğu için, yeni ortamın kendi başına Rusya'yı ciddi tehdit etme kapasitesi bulunmuyor. Ancak bu ülkelerin sergilediği örnek, Moskova'daki siyasi elitin kafa yapısına hâkim olan baskıcı şovenist gelenekte köklü bir kırılmaya yol açmak üzere Rusya içindeki baskıları geri dönülmez şekilde güçlendirecektir. Ve bu kırılma, çok uzun bir zamanı da gerektirmeyecektir.'' Rus gençliğinin son derece iyi eğitimli olduğuna dikkati çeken Brzezinski, her geçen gün bu gençlerden daha fazlasının, Batı'ya giderek eğitim aldığını belirtti.

Bugün bir KGB mezununun doldurduğu Kremlin'deki koltuğun yakın gelecekte Harvard ya da London School of Economics mezunu genç bir Rus tarafından doldurulacağını öngören Brzezinski, tarihin akışının hızlandığı bir dönemde bunun gerçekleşmesinin, hiç kimsenin hayal edemeyeceği kadar hızlı olacağını ileri sürdü. ABD Başkanı George Bush 'un mayıs başlarında Moskova'ya yapacağı ziyarete de dikkat çeken Brzezinski, Bush'un Moskova'dan önce Letonya ve Gürcistan'ı ziyaret etmesinin sembolik anlamlar içerdiğini belirtti. Gezinin amacının, Nazilerin yenilmesinin 60. yılı kutlamalarına katılmak olduğunu belirten Brzezinski, gezinin, ''Stalin'in mirasını nihai olarak gömme sürecine hız kazandırabileceğini'' ileri sürdü.

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com