Nükleer Restleşme

Bu günkü yazımızda son haftalarda gündemi meşgul etmeye başlayan ve Irak tan sonra İran üzerine ABD nin askeri harekât sinyallerini vermesine sebep (bahane-kılıf) olan İran-Rusya-K.Kore arasındaki Nükleer teknoloji transferlerinin dünya açısından tehlike arz ettiğini iddia etmesini bölümler halinde sizlere aktarmaya çalışacağız.

Birinci Bölüm: 28.01.2005 tarihli haberde, İran Devrim Muhafızları'nın Komutan Yardımcısı General Muhammed Bagher Zolghard, Washington yönetimini askeri müdahale konusunda uyararak, ABD ile şehit olana kadar şavaşmaya kararlı olduklarını bildirdi. Günlük Kayhan gazetesinde yayınlanan demecinde Zolghard, "İran, bölgedeki en büyük askeri güçtür. Şehitlik operasyonları için 10 milyon gönüllü var. Bunlar Amerika Birleşik Devletleri için İran'ı korkunç bir kabusa dönüştürebilir" dedi. Zolghard, "Savaş istemeyiz. Fakat Amerikan yönetimi bir hata yaparsa, onlara bir daha hiç toparlanamayacakları bir ders veririz" şeklinde konuştu.

İkinci Bölüm: 07.02.2005 tarihli haberde, İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Hüccetülislam Hasan Ruhani, Washington ile sorunları çözmek istediklerini söyledi. Ruhani, 'Biz gerginlik aramıyoruz. ABD ile sorunlarımızı çözmek istiyoruz. Ancak Amerikalılar sorunların çözülmesini istemiyorlar. Bugünün dünyasında çözülemeyecek sorun yok' dedi. Ruhani, İran'ın nükleer teknolojisinin, ülkenin birden çok yerinde çeşitli merkezlerde korunduğunu belirtti. Hasan Ruhani, bu merkezlerin santrifüj üretebilme kabiliyetine sahip olduğunu, bu yüzden Amerikan ordusunun saldırıyla İran'ın nükleer tesislerini yok edemeyeceğini kaydetti.

Üçüncü Bölüm: 09.02.2005 tarihli haberde, ABD Dışişleri Bakanı Condellezza Rice'tan İran'a bir uyarı daha geldi. Rice, NATO Dışişleri Bakanları toplantısından sonra yaptığı açıklamada, İran'ın nükleer programı konusunda kendisine tanınan fırsatı iyi değerlendirmesi gerektiğini belirtti. Rice, "İran sorumluluklarını yerine getirmeli, bundan sonraki adımı da derhal atmalı. Sorun diplomasi ile çözülmezse, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne gider. Şimdilik diplomasiye öncelik veriyoruz ancak gerekirse ABD Başkanı, yetkileri çerçevesindeki hiçbir ihtimali göz ardı etmez" diye konuştu.

Dördüncü Bölüm: 10.02.2005 tarihli haberde, Kuzey Kore, muhtemel bir Amerikan saldırısından korunmak amacıyla nükleer silah ürettiğini açıkladı. Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı, nükleer silahların sayısının daha da artırılacağını kaydederek, Pyongyang'ın, nükleer programı durdurması için yapılan altılı görüşmelerden "süresiz" olarak çekildiğini belirtti. Kuzey Kore, nükleer programının durdurulması ile ilgili olarak 13 yıldır Güney Kore, ABD, Japonya, Rusya ve Çin ile altılı görüşmelerde bulunuyor. Ajanslar, Pyongyang'ın ilk defa nükleer silahlara sahip olduğunu resmen açıkça kabul ettiğine dikkat çekiyor.

Kuzey Kore, nükleer silahlara sahip olduğunu ve nükleer programıyla ilgili olarak sürdürülen altılı görüşmeleri askıya aldığını bildirdi. Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ''Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması'ndan çekilerek zaten kararlı davrandık ve Bush yönetiminin Kuzey Kore'yi baskı altına alma ve tecrit etmeye yönelik açık politikasıyla başa çıkmak için meşru müdafaa amacıyla nükleer silahlar imal ettik'' denildi.

Resmi Kore merkezi haber ajansında yayınlanan açıklamada, Kuzey Kore'nin, nükleer programından vazgeçmesi için yapılan altılı görüşmeleri ''belirsiz bir süre'' askıya aldığını duyurdu. Söz konusu görüşmelere Kuzey ve Güney Kore ile ABD, Japonya, Rusya ve Çin katılıyordu. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Kuzey Kore'nin nükleer programıyla ilgili görüşmeleri askıya alma kararının, yalnızca uluslararası alanda tecridini
derinleştireceğini söyledi.

Rice, AB'nin dönem başkanı Lüksemburg'da RTL televizyonuyla yaptığı söyleşide, ''Kuzey Koreliler, sadece tecritlerini derinleştiriyorlar, çünkü herkes, Kore yarımadasında nükleer silah olmaması gerektiği konusunda çok kararlı'' dedi. Kuzey Kore, nükleer silahlara sahip olduğunu ve nükleer programıyla ilgili olarak sürdürülen altılı görüşmeleri ''süresiz'' askıya aldığını açıklamıştı. Söz konusu görüşmelere Kuzey ve Güney Kore ile ABD, Japonya, Rusya ve Çin katılıyordu.

Beşinci Bölüm: İngiltere'de yayımlanan Independent gazetesi Adana'daki İncirlik Üssü'nde 90 nükleer bomba olduğunu yazdı. Natural Resources Defence Council'in raporuna yer verilen habere göre, Amerika, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 6 Avrupa ülkesinde 480 nükleer bomba bulunduruyor. Independent gazetesi, nükleer silahların yayılmasının engellenmesi konusunun da ele alınacağı NATO toplantısı öncesinde ABD'de yayımlanan bir araştırmanın Washington'u zor durumda bıraktığını yazıyor.

Gazete, merkezi Washington'da bulunan ve silahsızlanmayla çevre konularında faaliyet gösteren 'Natural Resources Defence Council' adlı bağımsız kuruluşun raporuna dayanarak Amerika'nın, soğuk savaşın üzeriden onca yıl geçmesine rağmen aralarında Türkiye'nin de bulunduğu altı Avrupa ülkesinde 480 nükleer bomba bulundurduğunu belirtiyor. Independent'a göre, Amerika'daki Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası çerçevesinde ulaşılan belgelerden hazırlanan rapordaki bazı veriler şöyle: Daha önce Amerika'nın Avrupa'daki üslerinde 200 civarında nükleer bombası olduğu sanılıyordu.

Pentagon yetkilileri, bu bombaların İran ve Suriye'den gelebilecek nükleer tehditlere karşı kullanılacağını söylüyor. Nükleer bombalardan 150'si Almanya'da, 110'u İngiltere'de bulunuyor. Adana'daki İncirlik Üssü ve İtalya`da 90'ar bomba var. Belçika ve Hollanda'da ise 20'şer nükleer bomba konuşlandırılmış. Bir savaş durumunda bu bombalardan 300'ünün Amerikan uçakları, 180'inin ise adı geçen ülkelerin hava kuvvetleri tarafından kullanılması planlanmış. The Guardian gazetesi de, Amerika'nın bu ülkelere bomba konuşlandırarak, nükleer silahların yayılmasına engellemeye yönelik anlaşmanın hükümlerini ihlal ettiğine dikkat çekiyor.

Altıncı Bölüm: 11.02.2005 tarihli haberde, Nükleer faaliyetlerde bulunduğu iddiasıyla Amerikan yönetiminin baskısı altında bulunan İran, İslam devrimin 26. yıldönümünde, Washington'a sert çıktı. Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Washington'un silahlı bir müdahaleye kalkışması halinde, İran'dan gerekli cevabı alacağını söyledi. Coşkulu bir kalabalığa hitap eden Hatemi, İran'ın hiçbir şekilde savaş ya da şiddet istemediğini, ancak İran halkının kendisine yönelen bir saldırganlığa da tahammül göstermeyeceğini söyledi. "Gelmeye kalkışırlarsa, burayı onlara cehenneme çeviririz" diye konuşan Hatemi, İran'ın nükleer programının barışçıl olduğunu, bunu kanıtlamak için de Batı ile her türlü işbirliğini yaptığını, ancak daha fazlasını kabul etmeyeceğini belirtti.

Yedinci Bölüm: 11.02.2005 tarihli haberde, NÜKLEER programını savunan İran Cumhurbaşkanı Hatemi, ABD'yi psikolojik savaş yapmakla suçladı ve uyardı: Topraklarımıza saldırırsanız bu ülkeyi size cehenneme çeviririz!.. İran'ın nükleer programını savunan Cumhurbaşkanı Hatemi, ABD'yi psikolojik savaşla'' suçladı ve "İran'ın topraklarına saldırıldığı takdirde bu ülkeyi onlara cehenneme çeviririz''dedi. İran''da 1979 yılındaki İslam Devrimi'nin 26.yıldönümü başkent Tahran ve ülkenin diğer kesimlerinde dün düzenlenen törenlerle kutlandı. Ülkesinin nükleer programıyla ilgili tartışmalar hakkında günlerdir yorum yapmayan İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi sessizliğini bozdu.

Hatemi ,Tahran'ın güneyinde Azadi Meydanı'nda ki törende yaptığı konuşmada, ''Ükesine Bir saldırı ya da tehdit durumunda İran halkı yekpare olacaktır.İran'ın topraklarına saldırıldığı takdirde bu ülkeyi onlara cehenneme çeviririz''diye konuştu. ''İsrail'e ölüm'' Amerikalı yetkililerin son zamanlarda İran halkına ve rejimine hakaret dolu açıklamalar yaptığını belirten Hatemi, ''Bu açıklamalar ABD'nin izlediği radikal politikaların başarısızlığını örtbas etmek için yapılıyor.Amerikalı yeni muhafazakarlar yenilgiye uğradıkları için psikolojik savaş amacı güden açıklamalar yapıyorlar.

Yenilgileri arttıkça hakaret dolu açıklamaları da artıyor" dedi. Tahran'da kar yağışı ve soğuğa rağmen Azadi Meydanı'nda yapılan törene on binlerce kişinin yanı sıra üst düzey devlet adamları, askerler, milletvekilleri, savaş gazileri, Besicler (gönüllü milisler), öğretmenler, öğrenciler ve dini azınlıklar katıldı. Törene katılanlar, Ayetullah Ruhullah Humeyni, Dini Lider Ayetulllah Ali Hamaney ve Hatemi''nin fotoğraflarını taşıdılar ve ''Amerika'ya Ölüm'', ''İsrail'e Ölüm'', ''İngiltere'ye Ölüm'' sloganları attılar.

Sekizinci Bölüm: 14.02.2005 tarihli haberde, İran, Avrupa ülkelerinin, uranyum zenginleştirmesinde de kullanılabilecek ağır su ile çalışan nükleer reaktör yerine normal su ile çalışan nükleer santral önerisini reddetti. İran, kendisine saldırı tehdidinde bulunan ABD'yi de "ateşle oynamaması" konusunda uyardı. İran Dışişleri Bakanlığı, 15 yıl içinde nükleer enerji alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olmayı amaçladıklarını kaydederek, nükleer programlarını asla iptal etmeyeceklerini bildirdi. Dışişleri sözcüsü, ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın tehditlerini ciddiye almadıklarını, İran'ın kapasitesini Washington'ın çok iyi bildiğini belirtti.

Almanya Dışişleri Bakanı Joscka Fischer ise, İran'ı uranyumu zenginleştirme programına yeniden başlamama konusunda uyararak, aksi halde konunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne gideceğini belirtti. İran, Avrupa ülkeleriyle vardığı anlaşma gereği nükleer programını askıya aldı, ancak tamamen iptal etmeyi reddediyor. İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, barışçıl nükleer teknolojiden vazgeçmeyeceklerini söyledi. İRNA'nın haberine göre Hatemi, çeşitli ülkelerin büyükelçilerine yaptığı konuşmada, İran'ın nükleer silah üretmeyeceği konusunda garanti verdiğini, çünkü nükleer silahları güç kaynağı olarak görmediklerini belirterek, ''Ancak barışçıl nükleer teknolojiden vazgeçmeyeceğiz'' dedi. ''Ne benim hükümetim ne de bir başka hükümet, barışçıl nükleer teknolojiden vazgeçme konusunda halkı ikna edecek bir yanıt veremez'' diyen Hatemi, İran halkının barışçıl nükleer teknolojinin tamamlanması ve bu yolda devam edilmesinden yana olduğunu belirtti.

İran'ın bütün alanlarda gelişmeye karar verdiğini ve teknolojinin gelişmesinin önünü açacak alanın nükleer teknolojide ilerleme kaydedilmesi olduğunu söyleyen Hatemi, şöyle konuştu: ''Nükleer teknolojiyi kendimiz elde ettik, bu yüzden başkalarının meşru olmayan talepleriyle nükleer teknolojiyi gözden çıkarmayacağız. Bu teknoloji bir dönem baskılara maruz kalan bir ülkenin fedakar insanlarının çalışmasıyla elde edilmiştir. Uranyum zenginleştirmeyi açık hakkımız olarak görüyoruz ve bundan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Biz iyi niyetimizi göstermek için uranyum zenginleştirme çalışmalarını gönüllü olarak askıya aldık.''

İran'ın bütün sabrına rağmen, karşı tarafın sözlerini yerine getirmediğini hissederse, hiçbir koşul altında verdiği taahhütleri sürdürmek mecburiyeti olmayacağını söyleyen Hatemi, ''Sonuçları ağır ve sorumluluğu taahhütlerini yerine getirmeyenlere ait olacak yeni bir siyaset benimseyeceğiz'' dedi. Nükleer ve kitle imha silahlarının günümüz dünyasının en büyük belası haline gelmesi nedeniyle bu silahların yayılmasından kaygı duyanlara hak verdiğini belirten Hatemi, bu yüzden Ortadoğu'nun nükleer silahlardan arındırılması gerektiğini, ancak Nükleer Silahların Yayılması Önleme Anlaşması'na (NPT) imza koymayan ve uluslararası taahhütleri yerine getirmeyen İsrail konusunda hiçbir şey yapılmadığını kaydetti.

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, İran'ın, AB'nin nükleer çalışmalarından vazgeçmek karşılığında ticaret ve diğer bazı teşvikleri kapsayan önerisini kabul etmesi gerektiğini, aksi taktirde nükleer dosyasının BM Güvenlik Konseyi'ne gönderilmesiyle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunmuştu.

Dokuzuncu Bölüm: 14.02.2005 tarihli haberde, İran, kendisine saldırı tehdidinde bulunan Amerika Birleşik Devletleri'ni, "ateşle oynamaması" konusunda uyardı. Diğer yandan İran, Avrupa ülkelerinin; uranyum zenginleştirmesinde de kullanılabilecek ağır su ile çalışan nükleer reaktör yerine, normal su ile çalışan nükleer santral önerisini reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hamid Rıza Asefi, 15 yıl içinde nükleer yakıt alanında dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olmayı amaçladıklarını kaydederek, nükleer programlarını asla iptal etmeyeceklerini bildirdi. Sözcü, Amerikan Dışişleri Bakanı Condolezza Rice'ın yaptığı tehditleri ciddiye almadıklarını, İran'ın kapasitesini Washington'ın da çok iyi bildiğini belirtti.

Onuncu Bölüm: 16.02.2005 tarihli haberde, Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı, Suriye ile kısa menzilli füze satışı konusunda görüştüklerini açıkladı. Görüşmeler, Strelet tipi kısa menzilli uçaksavar füzeleri üzerinde yoğunlaşıyor. Suriye'ye toplam kaç füze satılacağı ya da tarafların anlaşmaya ne kadar yakın olduğu ise netlik kazanmış değil. 'Strelet'ler araca monte edilen ve buradan ateşlenen füzeler. Rusya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, söz konusu füzelerin araçtan sökülerek omuzdan fırlatılmasının mümkün olmadığı belirtildi. Rusya'nın, omuzdan fırlatılan İgla füzeleri ya da daha uzun menzilli taktik füze sistemi İskender'in Suriye'ye satışına yönelik bir planı olduğu ise yalanlandı.

On Birinci Bölüm: 17.02.2005 tarihli haberde, Rusya'nın, gelecek hafta İran'a nükleer yakıt transferi anlaşmasını imzalayacağı bildirildi. Yakıt, İran'da Rusya tarafından kurulan Buşehr Nükleer Santralinde kullanılacak. ABD'nin baskılarına rağmen, Rusya ile İran arasında nükleer yakıt transferini öngören anlaşmanın 26 Şubat'ta imzalanacağı bildiriliyor. Verilen bilgiye göre, Buşehr Nükleer Santrali'nde kullanılacak nükleer yakıt için yıllardır süren görüşmelerde uzlaşmaya varıldı. Rusya Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Aleksander Rumyantsev'in anlaşmaya imza koymak için Tahran'a gideceği belirtiliyor.

On İkinci Bölüm: 18.02.2005 tarihli haberde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran'ın nükleer silah sahibi olmak niyetinde olmadığına inandığını ve bu ülkeyle nükleer enerji konusunda işbirliği yapmaya devam edeceklerini söyledi.Kremlin'de İran'ın nükleer konulardaki baş müzakerecisi Hasan Ruhani'yle görüşen Putin, "İran tarafından atılan son adımlar, İran'ın nükleer silah geliştirmeye niyetli olmadığı hususunda bizi ikna etti. Bundan dolayı, nükleer enerji de dahil, İran'la her alanda işbirliği yapmaya devam edeceğiz" dedi.

On Üçüncü Bölüm: 18.02.2005 tarihli haberde, İran'ın Kuzey Kore'ye destek mesajı göndererek, Pyongyang yönetimini "barışı koruduğu için" övdü. İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin, Kuzey Kore'nin İran'la dayanışma mesajı göndermesinden bir süre sonra Pyongyang yönetimine bir mesaj göndererek, "İran hükümeti ve halkı, Kuzey Kore hükümeti ve halkını, ülkenin güvenliğini ve barışı korumak için gösterdiği çabalarda tam desteklemektedir" dediği bildirildi. Hatemi, ayrıca Kuzey'in, bölünmüş Kore yarımadasının birleşmesi için sarf ettiği çabaları desteklediklerini kaydetti.

On Dördüncü Bölüm: 19.02.2005 tarihli haberde, Uluslararası Atom Enerji Ajansı (UAEA) Başkanı Muhammed El Baradey, İran ile nükleer programı konusundaki müzakerelere, ABD'nin de katılmasının şart olduğunu söyledi. Alman Der Spiegel dergisine konuşan Baradey, ''İran ile müzakerelerde ancak Avrupalıların çabasına ABD de katılır ve ağırlığını koyarsa başarı sağlanabilir. Ortak bir cepheye ihtiyacımız var. İranlılar daha fazla askeri güvenlik, ekonomik kolaylık ve teknoloji transferi istiyor. Washington olmadan ilerleme sağlanması çok zor'' şeklinde konuştu.

İran'ın nükleer tesislerini hedef alacak askeri bir müdahalenin çözüm yaratmayacağını belirten Baradey, böyle bir saldırı halinde İran'ın gizli olarak silah üretmeye çalışacağının altını çizdi. İran’ı 'nükleer silah üretmeye çalışmakla suçlayan ABD, bu ülke üzerindeki baskısını uluslararası platformda artırıyor. Son olarak ABD Başkanı George W. Bush, "İran için askeri hareket ilk seçenek değil, ama bir başkan asla, 'asla' dememeli. Bir başkanın ilk tercihi her zaman diplomasidir, her halükârda diplomasi benim ilk tercihim" dedi.

Bush, bir başka mesajında ise, ''İran, hür dünyanın kendisinden yapmasını istediğini yapmalı. Bu istek de gayet açık: Atom bombası programından vazgeç'' ifadesini kullandı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da, Alman Bild gazetesine verdiği demeçte, İran'ın gittikçe yolun dışına çıktığını ve uluslararası topluluk için sorun olmaya başladığını söylemişti. "Devletler topluluğu kitle imha silahlarının yayılmasını önlemeye çalışırken, İranlılar bu konuda sorun oluşturuyor ve bu nedenle uluslararası topluluktan tutumlarının sorunlu olduğu mesajını almalılar'' diyen Rice, "uluslararası sorumluluklarını yerine getirmediği takdirde İran'ın uluslararası topluluk içinde yerini alamayacağı" uyarısında bulunmuştu.

İran ise, nükleer faaliyetlerinin yasal olduğunu, bu çalışmalarını herhangi bir dış gücün etkisiyle değiştirmeye niyeti olmadığını her fırsatta sert bir şekilde dile getiriyor. İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, ABD'nin açıklamalarına karşılık, "İran'a saldırıldığı taktirde ülkeyi düşmana karşı cehenneme çevirme" tehdidinde bulunuyor. Kuzey Kore'yle ilgili nükleer silah krizine de değinen Baradey, ''Kuzey Kore rejimi, atom bombasını müzakereler için tek koz olarak görüyor. Bu böyle devam edemez. Herkes güçlü ülkeler arasına katılabilmek için atom bombasına sahip olmak istiyor. El Kaide bile atom bombasını istiyor. Böyle bir senaryonun gerçekleşmemesi için dua ediyorum'' diye konuştu.

On Beşinci Bölüm: 20.02.2005 tarihli haberde, İran, nükleer programıyla ilgili pazarlıklarda Rusya'ya daha aktif bir rol üstlenme çağrısı yaptı. Tahran yönetiminin nükleer konulardaki baş müzakerecisi Hasan Ruhani, Moskova ziyareti dönüşünde yaptığı açıklamada Rusya'nın bugüne kadar "Avrupalı müzakerecilerle birlikte, ya da onların bir adım gerisinde" hareket ettiğini, ancak aslında bir adım önde olması gerektiğini söyledi. Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'in yakında yapacağı Tahran ziyaretinde konunun etraflıca ele alınacağını da söyleyen Ruhani, Rusya'dan ikinci bir nükleer enerji tesis kurmasını isteyeceklerini, ayrıca yeni yolcu uçakları almayı planladıklarını da sözlerine ekledi. Buşehr'deki ilk nükleer enerji tesisinin kurulmasına yaptığı katkı yüzünden Moskova, ABD'nin yoğun baskısına maruz kalmıştı.

Washington yönetimi, nükleer silah elde etmeye çalışmakla suçladığı İran'ın Avrupalı ülkelerle yürüttüğü görüşmelerden sonuç çıkmazsa konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne taşıyacağını söylüyor.Bu durumda veto yetkisine sahip daimi üyelerden biri olarak Rusya'nın oyu önem kazanıyor. Tahran yönetimi, barışçı amaçlı enerji üretimine yönelik olduğunda ısrar ettiği nükleer programını durdurmayı reddediyor.

On Altıncı Bölüm: 22.02.2005 tarihli haberde, İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi, nükleer enerjinin barışçı kullanımına ilişkin uluslararası hukuku ihlal etmediklerini yineleyerek, ABD'nin tehditleri karşısında, ''kendilerini savunma gücüne sahip olduklarını'' söyledi. Harrazi, ülkesinin nükleer program geliştirme hakkı olduğunu ve çalışmaların Uluslararası Atom Enerji Ajansı'nın düzenlemeleriyle uyum içinde yürütüldüğünü kaydetti. Ülkesinin nükleer programından vazgeçmeyeceğini vurgulayan Harrazi, İran'ın diğer ülkelerden farklı olduğunu ve ABD'nin tehditlerinin kendilerini endişelendirmediğini belirtti. Harrazi, ''Kendimizi savunma gücüne sahibiz'' dedi. Ortadoğu sorununun Filistinlilerin hakları verilmedikçe çözülemeyeceğini belirten Harrazi, bölgeye barış getirecek herkesle görüşmeye hazır olduklarını ancak ABD Başkanı Bush yönetiminde böyle bir isteklilik görmediğini söyledi.

On Yedinci Bölüm: 22.02.2005 tarihli haberde, İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı General Eliezer Şkedi, ülkesinin İran’ın nükleer tesislerine bir hava saldırısı düzenlemeye hazırlıklı olması gerektiğini söyledi. İsrail askeri radyosunun haberine göre, General Şkedi, İsrail’in 1981’de Bağdat yakınlarında bir nükleer santrale yönelik saldırıya benzer, saldırıyı tek başına düzenleme kapasitesinde olup olmadığına yanıt vermedi.

On Sekizinci Bölüm: 22.02.2005 tarihli haberde, Kuzey Kore lideri Kim Jong İl, ülkesinin nükleer programıyla ilgili altılı görüşmelere yeniden başlamak için ABD'ye samimiyet çağrısında bulundu. Kim, kendisini ziyaret eden Çin Komünist Partisi uluslararası ilişkiler daire başkanı Wang Jiarui'ye, ABD'nin samimi adımlar atmasını istediklerini söyledi.

On Dokuzuncu Bölüm: 23.02.2005 tarihli haberde, Amerikan Başkanı George Bush ile AB üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getiren zirvede uzlaşma havası yansıtıldı. Bush, toplantıdan sonra düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada ABD nin, Avrupa projesine büyük önem ve destek verdiğini belirterek, fikir ayrılıklarının çözümlenmesinin önemine değindi. ABD nin Ortadoğu da barış ve istikrarı sağlamak için güçlü bir şekilde çaba harcayacağını, yan yana, barış içinde yaşayan iki devlet görmek istediklerini kaydeden Bush, bu hedefe Avrupalı müttefiklerle el ele gitmeyi arzuladıklarını ifade etti.

Bush, bir soru üzerine, Almanya ve Fransa örnekleri çerçevesinde, bazı Avrupalı müttefiklerin ''Tahran'daki mollalar ile görüşmeleri sürdürmek istediklerini'' söyleyerek, ''İran'ın nükleer silahlara sahip olmaması hepimizin menfaati icabıdır. Hizbullah gibi terör örgütlerine verdikleri destek ile Ortadoğu'da barışı engelliyorlar'' dedi ve bu durumun son bulması gerektiğini anlattı. Başkan Bush, ''Bazıları bizim İran'a saldıracağımızı düşünüyor. Bu komik bir düşünce ancak tüm seçenekler açıktır'' diye konuştu.

AB Dönem Başkanı Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker ise aynı değer ve hedefleri savunan ABD ve AB'nin güç birliği yapmalarının ''fark atmalarını'' sağlayacağını söyledi. AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Durao Barroso da ''AB ve ABD tekrar temas kurdular'' diyerek, bu işbirliğinin stratejik açıdan çok önemli ve kaçınılmaz olduğunu anlattı.

Yirminci Bölüm: 23.02.2005 tarihli haberde, ABD, Güney Kore ve Japonya'dan üst düzey yetkililerin, Kuzey Kore nükleer kriziyle ilgili görüşmelerin yeniden başlatılmasını görüşmek için Güney Kore'nin başkenti Seul'de bir araya geleceği bildirildi. Görüşmenin, 26 Şubat Cumartesi günü yapılacağı belirtildi. Kuzey Kore, 10 Şubat'ta, nükleer silahı bulunduğunu ve çokuluslu nükleer silahsızlanma görüşmelerinden çekildiğini açıklamıştı. Kuzey Kore lideri Kim Jong İl, önceki gün Pyongyang'ı ziyaret eden Çinli elçiye, koşullarının karşılanması halinde müzakere masasına dönebileceğini söylemiş, ancak koşullarını bildirmemişti.

Yirmi Birinci Bölüm: 23.02.2005 tarihli haberde, İran Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, ''Amerikan yönetiminin İran'ın bağımsızlığına el uzatması halinde ağır bedel ödeyeceğini'' söyledi. Hatemi, ''Amerikan yönetiminin İran'ın bağımsız olmasından hoşlanmayacağını, İran'ın bağımsızlığı elinden alındığında bedelinin ne olacağının sorun olduğunu'' belirtti. Hatemi, ABD Başkanı George Bush'u kastederek, ''Onun birazcık aklı varsa İran'ın bağımsızlığını elinden alamayacaklarını bilmelidir ve bunu yapabilirlerse onların ödeyeceği bedel, bizimkinden daha ağır olacaktır'' dedi.

Hatemi, Avrupalıların İran'ın güvenliği ve barışçı nükleer teknolojiye sahip olması konusunda Tahran yönetimine garanti vermesi halinde, İran'ın da nükleer faaliyetlerinde barışçı amaçlar dışına çıkmayacağına dair garanti vereceğini söyledi. Bu arada Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi de İran'ın uranyum zenginleştirme sürecine devam etmeye kararlı olduğunu söyledi. AB'nin üç büyüğü Almanya, İngiltere ve Fransa ile yapılan görüşmelerin, AB'nin İran'ın nükleer silah üretme olasılığı konusundaki kaygılarını ortadan kaldırmak için yapıldığını belirten Harrazi, ''Diğer ülkeler, İran'ın uranyum zenginleştirme programını durduramayacak. İran'ın nükleer silah üretmek gibi bir niyeti bulunmamaktadır'' diye konuştu.

Yirmi İkinci Bölüm: 23.02.2005 tarihli haberde, Avrupa turunun ilk durağı Brüksel'de ABD Başkanı George Bush'un Moskova yönetimine yaptığı 'demokrasini geliştir' çağrısına Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ''Rusya kendi demokrasi modelini geliştirecek'' cevabını verdi. Putin, yaptığı açıklamada, ''demokrasinin temel ilkeleri ve kurumları, bugünkü Rus yaşamının gerçeklerine, geleneklerimize ve tarihimize adapte edilmelidir. Ve biz bunu kendimiz yapacağız'' dedi. Rusya lideri, ülkesinin demokrasiyi 14 yıl önce herhangi birini memnun etmek için değil ulusu için benimsediğini söyledi.

Yirmi Üçüncü Bölüm: 24.02.2005 tarihli haberde, ABD Başkanı George Bush ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, liderler arasında son yıllardaki en gergin zirve toplantısı için bugün Slovakya’da bir araya geliyor. Bush, Putin’den, Rusya’nın, İran’a nükleer yakıt, Suriye’ye de hava savunma füzeleri satmamasını isteyecek. Görüşmede, nükleer silahların teröristlerin eline geçmemesi için ortak bir planın açıklanması bekleniyor. Eski Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından bu yana, ABD-Rus zirveleri genellikle sıcak bir ortamda gerçekleşirdi. Bu defa ise, Washington ile Moskova arasında neredeyse soğuk savaş dönemini hatırlatan bir gerginlik yaşanıyor.

Başkan Bush böyle bir ortamda, Avrupa gezisinin son durağı olan Bratislava’da bugun Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelecek. Zirve öncesindeki gerginlik, son birkaç günde de kendini hissettirdi ve Bush, zirve öncesinde hiç gelenek olmamasına karsın, Brüksel’den Rusya’ya ağır eleştiriler yöneltti. Bugünkü toplantıda, ABD için bir numaralı gündem maddesi İran ve Suriye olacak. Bush, Putin’den, Rusya’nın İran’a nükleer yakıt, Suriye’ye de hava savunma füzeleri satmamasını isteyecek. Putin’in ise bugün bu konularda geri adım atması beklenmiyor. Bush, Putin’den, Rusya’nın demokrasi ve liberal ekonomi ilkelerinden uzaklaşmamasını talep edecek. Putin ise, Ukrayna devlet başkanlığı seçimini batı yanlısı Viktor Yuşçenko’nun kazanmasında batı ve Amerikan parmağı görüyor. Bu ortamda Rusya, batı tarafından köşeye sıkıştırılmak istendiğini düşünüyor

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com