Derin Noktalar

Yüz Elli İkinci Bölüm: 10.02.2005 tarihli haberde, Kapatılan Diyarbakır 1 No’lu DGM tarafından idam cezasına çarptırıldıktan sonra cezası AB uyum yasaları kapsamında ömür boyu hapse çevrilen PKK'nın bir dönem iki numaralı ismi Şemdin Sakık’ın Topluma Kazandırma Yasası'ndan yararlanmak için yaptığı başvuru İçişleri Bakanlığı'nca reddedildi. İçişleri Bakanlığı'nın raporu bugün sabah saatlerinde mahkemeye ulaştı. Güneydoğu'da 191 silahlı eylemde başta Bingöl'de 33 silahsız erin şehit edilmesi olmak üzere çoğunluğu güvenlik güçlerinden oluşan 256 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulan Şemdin Sakık'ın Topluma Kazandırma Yasası'ndan yararlanmak için yaptığı başvuruya, ret yanıtı geldi. Sakık'ın yasadan yararlanma talebi kapatılan 1 No’lu DGM'nin yerine kurulan 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün ele alındı. Duruşmaya E Tipi Cezaevi'nde tek kişilik özel koğuşta tutulan Şemdin Sakık katılmadı. Sakık'ın Topluma Kazandırma Yasası'ndan yararlanabilmesi için 2 yıldan beri beklenen İçişleri Bakanlığı'nın raporu da duruşma öncesi bugün saat 08.00'de posta yoluyla mahkemeye ulaştı.

İçişleri Bakanlığı raporunda, Şemdin Sakık'ın her ne kadar güvenlik güçlerine mensubu olduğu örgütün çökertilmesine yönelik bilgiler verip yardımcı olsa bile, adı geçen hükümlünün örgütün yurtdışında gerçekleştirdiği kongre ve konferanslara katılarak burada merkez komite üyeliğine seçildiği belirtildi.Raporda, Sakık'ın merkez komite üyeliğinin yanı sıra örgütün sözde merkez komutanlığı görevini yaptığı, verdiği emir ve talimatlar doğrultusunda yüzlerce insanın ölümünden direkt sorumlu olduğu belirtilerek, 4959 Sayılı Topluma Kazandırma Yasası'nın 3'üncü maddesi uyarınca yasadan yararlandırılma talebinin reddine karar verildiği cevabı verildi. Bu rapor üzerine savcı da mütalaasını açıkladı ve Sakık'ın örgütün tamamı üzerinde etkin görev almasından dolayı örgütte kumandaya haiz kişi olma vasfı taşıdığı gerekçesiyle, yasadan yararlandırılmaması talebinde bulundu. Mahkeme heyeti ise ret kararının Sakık'ın yüzüne karşı okunmasına ve duruşmada hazır edilmesi için E Tipi Cezaevi'ne yazı yazılmasına karar verip duruşmayı 18 Mart'a erteledi.1998 yılı Mart ayından bu yana cezaevinde bulunan Şemdin Sakık, yasadan yararlanmış olsaydı 9 yıl hapis cezasına çarptırılıp, tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak serbest bırakılacaktı.

Yüz Elli Üçüncü Bölüm: 10.02.2005 tarihli haberde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Irak tarafındaki sabotajlar nedeniyle Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı'ndan petrol akışının sağlanamadığını bildirdi. Bakan Güler ''Buradan petrol akışının sağlanmasını hem biz hem Irak yönetimi hem de ABD'liler istiyor. Çünkü, buradan akış sağlanması onların da avantajına olacak. Ancak, bizim dışımızda gelişen faktörler sıkıntı yaratıyor'' dedi. Bakan Güler, dünya petrol fiyatlarının ne olacağı konusunda kimsenin tahminde bulunamadığını, fiyatları petrolün maliyeti dışındaki unsurların belirlediğini kaydetti.

Yüz Elli Dördüncü Bölüm: 10.02.2005 tarihli haberde, Irak Başbakanı İyad Allavi, bir taraftan, ''Amacımız şeriat, ya da bir Kürt devleti kurmak değil'' derken, Kerkük için de, "Şehirde yaşayanlar isterse Kürdistan'a bağlanabilir" ifadesini kullandı. Allavi, Erbil'de Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) lideri Mesut Barzani'yle görüştükten yaptığı açıklamada, demokrat ve federal bir Irak için görüş alışverişinde bulunduklarını söyledi. Allavi şunları kaydetti: ''Irak'ın yeniden yapılandırılması için Kürt kardeşlerimizle elbirliği çok önemli. Kürtlerle diktatörlüğü yıkarak, terörizmi yenmek ve demokratik bir Irak kurmak için çalışıyoruz. Amacımız, toprak bütünlüğü olan bir Irak'tır. Kerkük'ün Kürdistan'a bağlanıp bağlanmaması konusunda benim yapacak bir şeyim yok. Buna orada yaşayan halk karar verecek'' dedi.

Yüz Elli Beşinci Bölüm: 10.02.2005 tarihli haberde, Avusturya'nın Steyr Mannlicher Gmbh firmasının, İran ile 800 adet keskin nişancı tüfeği satışı konusunda anlaştığı bildirildi.Firma müdürü Wolfgang Führlinger, silah satışı konusunda İranlı yetkililerle anlaştıklarını doğrularken, Amerikalı yetkililer, silahların, Irak'taki Amerikan askerlerine karşı kullanılmasından endişe edildiğini belirtti.Führlinger, Avusturya basınında yer alan, kalın metali delebilen, yüksek teknolojiyle üretilmiş uzun menzilli yarı otomatik 800 adet silahın bir kısmının İran'a geçen ay gönderildiği şeklindeki haberleri doğrulayamayacağını söyledi.12.7 x 99 mm'lik ''Steyr 50 HS'' tipi silahların, başparmak kalınlığındaki metali delebildiğini ifade eden Führlinger, ABD Büyükelçiliği yetkililerinin kendisiyle irtibata geçerek, İran'ın, silahların en azından bir kısmını Irak'a gönderme ihtimalinden duyulan endişeyi dile getirdiklerini kaydetti.Avusturya İçişleri Bakanlığı sözcüsü Rudolf Gollia, silah satışının, Avusturya Dışişleri Bakanlığı ile müzakere edildiğini ve İranlı yetkililerle yapılan anlaşmanın Kasım ayında onaylandığını belirtti.

Gollia, İran'ın, silahların ülke dışına çıkarılmayacağına ve uyuşturucu ticaretiyle ilgili olaylar ile İran'ın sınır güvenliğinin sağlanmasında kullanılacağına dair yazılı teminat verdiğini ifade etti.ABD'nin Viyana Büyükelçiliği sözcüsü Bill Wandlund, silah satışı konusunda doğrudan açıklama yapmaktan kaçındı ve ''ABD, İran dahil, terörizmi destekleyen herhangi bir ülkeye silah satışına karşıdır'' demekle yetindi.Nükleer programından vazgeçmeyi reddeden İran, ABD'nin, Afganistan ve Irak'tan sonraki olası hedefleri arasında gösteriliyor. İran ise nükleer çalışmalarının barışçıl amaçlı olduğunda ısrar ediyor.

Yüz Elli Altıncı Bölüm: 11.02.2005 tarihli haberde, Sözde Kürt Hakları Projesi Başkanı Kerim Yıldız ın, Azerbaycan topraklarına girmesine izin verilmedi. Merkezi Londra da bulunan örgüt, bir süre önce yayınladığı bildiride, Sayın Mesut Barzaninin rüyasının rüyamız, istemlerinin istemimiz olduğunu belirtiyor ve kendisiyle omuz omuza olduğumuzu deklare ediyoruz açıklaması yayınlamıştı. 10.02.2005’te geldiği Bakü Havaalanı'ndan 11.02.2005’de geri gönderilecek olan bölücü örgütün lideri, "hukukçulara yönelik bir eğitim semineri" için geldiğini öne sürdü. Böyle bir seminerin olmadığını belirten Azerbaycanlı yetkililerin Bakü'ye giremeyeceğini bildirdiği Yıldız, bunun üzerine yandaşı olan gazetecilerle bir basın toplantısı yapacağını açıkladı.

Yüz Elli Yedinci Bölüm: 11.02.2005 tarihli haberde, Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Irak'a, daha önce açıklanmayan bir ziyaret gerçekleştiriyor. Fransa'da yapılan NATO Savunma Bakanları toplantısının ardından Irak'a geçen Rumsfeld, ilk olarak Musul'daki bir hastanede yaralı askerleri ziyaret etti. Rumsfeld'in, bir günlük ziyareti sırasında, Irak güvenlik güçlerinin durumunu inceleyeceği, Iraklı ve Amerikalı yetkililerle görüşmeler yapacağı bildirildi.

Yüz Elli Sekizinci Bölüm: 11.02.2005 tarihli haberde, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Marc Grossman, Irak konusunda Türkiye'de bazı medya ve siyaset çevrelerinde görülen Amerikan karşıtlığından kaygı duyduklarını söyledi. Grossmann, Amerikan Türk Toplumu'nun düzenlediği toplantıda yaptığı konuşmada, ABD ile Türkiye arasında zaman zaman anlaşmazlıklar olabileceğini belirterek, ''Ancak ilişkilerimiz bunların üstesinden gelecek olgunlukta'' dedi. Grossman, Condoleeze Rice'ın Türkiye ziyaretinde vurguladığı gibi birleşik ,barışçıl, demokratik ve refah içinde bir Irak'ın herkesin çıkarına olduğunu kaydetti. Bu bölümle ilgili olarak, Sayın Marc Grossman, Irak konusunda Türkiye’de bazı medya ve siyaset çevrelerinde görülen Amerikan karşıtlığından kaygı duyduklarını söylemiş.Sayın Marc Grossman Türkiye’de ki o bazı dediği basından ve yine o bazı dediği siyasetçilerden Amerika’ya karşı ne tür bir ilgi bekliyor acaba?Amerika’ya karşı her zaman herkesin el pençe divan olmasını, her yapılana karşı olur paşam, emrin olur paşam denmesini mi bekliyor acaba?

Yüz Elli Dokuzuncu Bölüm: 11.02.2005 tarihli haberde, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, son zamanlarda özellikle Amerikan ve Avrupa basınında Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerde soğukluk yaşandığına ilişkin yorumlar çıktığını belirterek, ''Ülkemizi düşman gibi göstermeye çalışıyorlar'' dedi. Lavrov, yaptığı açıklamada, geçen yılın dünyaya zor bir miras bıraktığını, uluslararası terör saldırılarının sürdüğünü kaydederek, ''Hint Okyanusu'nda şimdiye kadar eşi görülmedik bir facia yaşandı. Irak'taki savaş yarası kanamaya devam ediyor. Dünyanın birçok yerinde çatışmalar sürüyor. Bütün bu trajik olaylar insanlığı birleşmeye çağırıyor. Bu tehditlerle sadece birlikte başa çıkabiliriz'' diye konuştu.

Rusya'nın bütün bu sorunlara karşı üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini ve amacının kendini ''süper güç'' olarak göstermek ya da ''etki alanları'' yaratmak olmadığını kaydeden Lavrov, şunları söyledi: ''Çağdaş dünyada Rusya'nın çıkarlarının, özellikle güvenlik alanındaki çıkarlarının sadece diğer ülkelerle işbirliği halinde sağlanabileceğini çok iyi biliyoruz. Bu nedenle önceden tahmin edilebilir dış politika izleyen, güçlü, demokratik ve özgür bir Rusya kurmaya çalışıyoruz. Zaten uluslararası toplumun ihtiyaç duyduğu da böyle bir Rusya. Bu duruma karşın, son aylarda özellikle Amerikan ve Avrupa medyasında Rusya ile Batı arasındaki ilişkilerde ''soğukluk'' yaşandığına ilişkin yorumlar çıkıyor; ülkemizi düşman gibi göstermeye çalışıyorlar.'' Batı ile ilişkilerinin kusursuz olmadığını ve elbette görüş ayrılıklarının bulunduğunu kaydeden Lavrov, açıklamasını şöyle sürdürdü: ''Ancak bunların hepsi cepheleşme gerektirmeyen, kolayca çözülebilecek sorunlar. Irak savaşının başlamasından önce yaşanan görüş ayrılıklarına karşın ABD ile işbirliğimizin bize sağladığı deneyim, ilişkilerin sürdürülebileceğine örnektir. Pek çok başkentte Rusya'ya karşı gazetecilik, hatta insanlık etiğinin sınırlarını aşan bir düşmanlık kampanyası yürütülmesi soru işaretleri yaratmaya başlıyor.''

Yüz Altmışıncı Bölüm: 11.02.2005 tarihli haberde, İsrail'in İstanbul Başkonsolosu Amira Arnon, Türkiye'nin İsrail ve Filistin'le dostluğu bulunduğunu belirterek, ''Bölgede barışı sağlayacak tek ülke Türkiye'dir'' dedi. Arnon, Bursa Valisi Oğuz Kağan Köksal'ı ziyaretinde, Bursa'da bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Yeni ekonomik ilişkiler kurmak ve mevcut ilişkileri de geliştirmek için Bursa'ya geldiklerini anlatan Arnon, ''Bursa Ticaret ve Sanayi Odası yetkilileriyle görüşme yapacağız. Bursa ve İsrail arasında neler yapabiliriz, bunu görmek için buradayız. Amacımız ekonomik ilişkilerimizin gelişmesi'' dedi. Arnon, bir gazetecinin, ''Türkiye'nin Ortadoğu barışındaki rolünü nasıl buluyorsunuz?'' yönündeki sorusu üzerine, ''Bir beyaz sayfa açtık. Filistin'le ilgili sorunlarımız halletmek için yeni bir yol üzerindeyiz. Barışı sağlamaya çalışıyoruz. Filistin lideri Mahmut Abbas ile İsrail Başbakanı Şaron görüşüyor, barışı sağlamaya çalışıyor'' dedi. Türkiye'nin bölgede çok stratejik konumu olduğunu, bunun için de bölge barışının sağlanmasında önemli rol oynaması gerektiğini ifade eden Arnon, ''Türkiye, İsrail için çok önemli ülke. Bölge için de çok stratejik. Türkiye'nin, Filistin ve bizimle dostluğu var. Bölgede barışı sağlayabilecek tek ülke Türkiye'dir. Türkiye'nin barış için daha etkin bir rol alması gerekmektedir'' diye konuştu.

Yüz Altmış Birinci Bölüm: 11.02.2005 tarihli haberde, Kerkük'te Türkmenler ve Araplar, seçimlerde yapılan ''usulsüzlükleri'' protesto etti. Şehirdeki Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) ve Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) bürolarının önünden geçen göstericiler, seçimin yenilenmesini istediler. Göstericilerin dağıttığı, Türkmen ve Arapların 16 parti ve örgütünün imzasını taşıyan bildiride, ''Kerkük'te seçimlere hile karıştırıldığını gösteren kanıtlar ve belgeler bulunduğu'' belirtildi. ''Kerkük'te yeniden dürüstçe seçim yapılmasını istiyoruz. Kerkük ateş çukurunun eşiğinde'' ifadesi kullanıldı. Göstericiler, Kerkük'ün ''bütün Iraklılara ait bir kent olduğunu'' vurguladılar. Yüzlerce güvenlik görevlisinin gösteri sırasında önlemler aldığı, herhangi bir olayın meydana gelmediği belirtildi.

Yüz Altmış İkinci Bölüm: 11.02.2005 tarihli haberde, Bağdat'ın kuzeydoğusundaki Beled Ruz'da bir Şii camiine bombalı araçla düzenlenen intihar saldırısında, ilk belirlemelere göre 13 kişi öldü. Görgü tanıkları, cemaatin cuma namazından çıktığı sırada düzenlenen saldırıda 40'tan fazla kişinin de yaralandığını belirtti. Polis yetkilileri de ölenler ve yaralananlar arasında Irak Ulusal Muhafızları'nın bulunduğunu açıkladı. Bağdat'ta da, bir fırından ekmek alan müşterilere iki araçtan açılan ateş sonucu 9 kişi hayatını kaybetti.

Yüz Altmış Üçüncü Bölüm: 12.02.2005 tarihli haberde, Londra’daki Kürtler, önderleri Abdullah Öcalan’ın 1999 yılında yakalanıp Türkiye’ye teslim edildiği gün olan 15 Şubat’ın altıncı yıldönümünde protesto eylemine hazırlanıyor. 15 Şubat Salı günü saat 13.00’te Kuzey Londra’daki Seven Sisters Tren İstasyonu önünden başlayacak protesto yürüyüşü, Tottenham High Road, Bruce Grove, Lordship Lane, Wood Green High Road güzergahında devam edip, Green Lanes – Haringey’de sona erecek. 15 Şubat Tertip Komitesi’nden Selim Babahan, İngiltere Kürt Dernekleri Federasyonu’ndan Ercan Akbal, Halkevi Başkanı İbrahim Doğuş ve Haringey Kürt Toplum Merkezi yöneticilerinden İlhan Genç geçtiğimiz Pazartesi günü Toplum Postası’nı ziyaret edip, 15 Şubat Protesto yürüyüşü ve Mart ayındaki Newroz kutlamaları hakkında bilgi verdiler. Ercan Akbal, 1999 yılında Öcalan’a komplo düzenlendiğini ve hala bu komplonun devam ettiğini belirtti. Akbal, “Halkları birbirine düşürmek için gerçekleştirilen bu komplo hala devam etmektedir” dedi ve “Başkan Apo, Türkiye’de ve bölgede hakların kardeşliği için çaba harcayan bir liderdir” diye konuştu.

Akbal, “Biz Türkiye’de tüm halkların demokratik bir ortamda, kardeşçe ve bir arada yaşamasını istiyoruz, yürüyüşümüzde bunları dile getireceğiz, tüm Kürtleri ve demokratik güçleri protesto yürüyüşümüze katılmaya davet ediyoruz” dedi. Bu arada İbrahim Doğuş da Mart ayında şenlik haftası gibi kutlanacak Newroz’la ilgili bilgiler verdi. Doğuş, Newroz’un 20 Mart ile 28 Mart arasında çeşitli etkinliklerle kutlanacağını anlattı. 20 Mart akşamı Haringey Kürt Toplum Merkezi’nde ateş etkinliği gerçekleştirileceğini belirten Doğuş, her yıl Newroz’u kutladıkları Finsbury Park’ın bu yıl dolu olması nedeniyle, asıl etkinliğin 28 Mart akşamı Alexandra Palace’ta yapılacağını ve en az 15 bin kişinin bu etkinliğe katılacağını kaydetti. Doğuş, Hatip Dicle’nin de aralarında bulunduğu çok seçkin konuşmacıların katılacağı panellerin düzenleneceğini de anlatırken, ayrıca Londra Büyükşehir Belediye Başkanı Ken Livingstone’un ev sahipliğinde, Belediye Sarayı’nda resepsiyon verileceğini de açıkladı. City Hall’daki bu resepsiyon öncesinde Türk, Kürt ve Kıbrıslı Türklerin ortak ihtiyaçlarına yönelik bir panel düzenleneceğini ifade etti.

Öte yandan Londra büyük şehir Belediyesi tarafından İngiltere başkentinde kutlanan resmi bayramlardan biri olarak kabul edilen Newroz’un okullarda da çeşitli etkinliklerle kutlanması için girişim yaptıklarını dile getiren Doğuş, “çok yoğun bir çalışma başlattık, bu yıl Newroz önceki yıllardan daha görkemli olacak” dedi. Bu haberle birlikte yine aynı habere ilişkin olarak 14.02.2005 tarihli haberde de, Bakırköy ve Gaziosmanpaşa'da terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan lehine gösteri yapan gruplar, bazı banka şubeleri ile işyerlerine zarar verdi. Bakırköy İstanbul Caddesi üzerinde toplanan bir grup, terör örgütü ele başı lehine sloganlar attı. Caddeye molotof kokteyller de atan grup, taşladıkları üç banka şubesi ile bazı işyerlerinde hasara neden oldular. Polisin müdahale ettiği gruptan 10 kişi gözaltına alındı. Bu arada, Gaziosmanpaşa'nın Gazi Mahallesi'nde toplanan başka bir grup da, yine aynı amaçla yasadışı gösteri yaptı. Attıkları taşlarla bir banka şubesinin camlarını kıran grup, polisler olay yerine gelmeden dağıldı. Bu iki habere dikkat etmenizi salık vermekle birlikte iki haberi harmanladıktan sonra oluşan senaryonun yönünü, zamanını, karar mekanizmasına bağlı uygulatma mekanizmalarını görebilir ve algılayabilirsiniz. Mesajı almış olmanız düşüncesiyle.

Yüz Altmış Dördüncü Bölüm: 14.02.2005 tarihli haberde, Kuzey Irak'ta bir petrol ve bir doğalgaz boru hattına düzenlenen sabotajlar sonucu Kerkük kentini kalın bir duman tabakası kapladı. Kuzey Petrol Şirketi (NOC) yetkilileri, gece Kerkük'ün 40 km kuzeyindeki doğalgaz boru hattında meydana gelen ilk patlama sonucu yangın çıktığını belirttiler. İlk patlamanın ardından yakındaki petrol boru hattında da bir patlama meydana geldiği, bunun sonucunda içme suyu şebekesinde hasar oluştuğu kaydedildi.

Yüz Altmış Beşinci Bölüm: 14.02.2005 tarihli haberde, The Washington Post gazetesi, ABD Başkanı George Bush yönetiminin, Irak'a savaş başlatırken, İran'a benzemeyen laik bir rejim kurulmasını öngördüğünü ancak son seçimle ortaya çıkan tablonun güçlü bir dini temeli bulunduğunu yazdı. Gazetede Robin Wright imzasıyla çıkan analizde, Bush yönetiminin, Irak'ta çabuk bir yönetim değişikliğinin ardından, elle seçilmiş müttefiklerle, İran'daki dini temelli yapının tam tersine laik bir hükümet kurmayı umduğu kaydedildi. Yorumda, ''Ancak Amerikan müdahalesinin en büyük çelişkisi, bunun yerine Irak'ın seçime gidip dini temeli kuvvetli ve komşu İran ile yakın bağları olan bir hükümet seçmesi oldu. Amerikalı ve bölgesel yorumculara göre Bush yönetiminin şu ana kadar faturası 300 milyar doları bulan Irak politikasından en son beklediği şey buydu'' denildi. Gazeteye konuşan Michigan Üniversitesi Irak uzmanı Juan Cole, ''Bu hükümetin İran ile çok iyi ilişkileri olacak. Bölgesel jeopolitik açısından ABD bunu ummuyordu'' dedi.

Yüz Altmış Altıncı Bölüm: 14.02.2005 tarihli haberde, ABD eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Strobe Talbott, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğine dikkati çekerek; "Amerika'da Irak'ın 3'e bölünmesini düşünenler de var; ama bu benim duyduğum en kötü fikir" dedi. Strobe Talbott, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından Irak'taki gelişmeleri değerlendiren Talbott, "Washington'da bazı akıllı adamlar son derece aptalca fikirler de ortaya koyabiliyor. Bunlar, Irak'ın 3'e bölünmesini düşünüyor ama bu benim duyduğum en kötü fikir, üstelik Bush yönetimi de Irak'ın toprak bütünlüğünü istiyor" dedi. İran gerginliğine de değinen Talbott, "Türkiye'nin, İran yönetimi üzerindeki etkisini ortaya koyarak, İngiltere-Fransa ve Almanya ile sürdürülen görüşmelere olumlu katkı vermesi gerekir" dedi.

Yüz Altmış Yedinci Bölüm: 14.02.2005 tarihli haberde, Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) lideri Celal Talabani, seçimlerde Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) ile oluşturdukları Irak Kürdistan İttifakı'nın, yeni hükümetin devlet başkanlığını almakta ısrarlı olduğunu belirterek, bunun Şiiler tarafında da desteklendiğini iddia etti. Sünnilerin ABD öncülüğündeki koalisyona ve ABD destekli hükümete destek vermemekle ''büyük hata'' yaptığı söyleyen Talabani, ''kendilerinin, bir blokun yanında, diğerinin karşısında bir rol oynamadıkları'' ifadesini kullanarak, ''Ancak, anlaşma olmadan bir tür uzlaşma var. Şiiler başbakanlık görevini üstlenmek için ısrar ediyor ve Kürtlerin devlet başkanlığı görevine gelmesine itiraz etmiyor" ifadesini kullandı. Kürtlerin, büyük bölümünün seçimleri boykot etmesi nedeniyle katılımlarının çok düşük olması sonucu mecliste çok az temsilcisi olan Sünnilerle de iyi ilişkiler kurarak, Irak'ın birliğinde önemli rol oynayabileceğini öne süren Talabani, Kürtlerin bağımsızlık taleplerinin ''uygulanamaz olduğunu'', ''bağımsız bir Kürt devletine ihtimal vermediğini'' söyledi.

Yüz Altmış Sekizinci Bölüm: 14.02.2005 tarihli haberde, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, seçimler sonrası devlet başkanlığı görevinin Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) lideri Celal Talabani'ye verilmesi gerektiğini savundu. Zebari, İtalyan gazetelerinden La Repubblica'da yayımlanan demecinde, ''Irak Kürtleri, ulusal bazda oyların yüzde 25'ini almıştır. Bizim açımızdan harika bir sonuç. Şimdi Talabani devlet başkanı olmalı'' dedi. Zebari, IKYB'nin Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) ile oluşturduğu Irak Kürdistan İttifakı'nın 250 sandalyelik Irak Meclisi'ne 70'i aşkın milletvekili soktuğunu kaydederek, ''Dolayısıyla gerek Meclis'te gerekse yönetimde bize gerekli düzeyde temsil imkânı tanınmalıdır'' diye konuştu. Zebari, Talabani'nin devlet başkanlığına talip olduğu ile ilgili bir soru üzerine şunları söyledi: ''Talabani, büyük bir sorumluluk isteyen bu makama aday olduğunu açıklamıştır. Kendisini tümüyle destekliyoruz. Bu, olması imkansız bir talep değildir. Yeni Irak'ın oluşturulmasında Kürtler olarak bizler ciddi bir mücadele verdik.'' Dışişleri Bakanı Zebari, bu konuda Irak seçimlerinin galibi olan Şiilerle müzakerelere başlamadıklarını da söyledi. Zebari, kuzey Irak'taki Kürtler arasında bağımsızlık yanlısı ayrılıkçı eğilimlerin son derece güçlü olduğuna ilişkin soruya karşılık ise ''Ben bağımsızlık yanlısı akım için hiçbir lobi faaliyeti yapmadım. Birleşik, demokratik ve federal bir Irak için çalıştım. Bu yöndeki mücadelemi de sürdüreceğim'' dedi. Zebarinin yaptığı açıklamaya ilişkin bir diğer haberde de, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, seçimler sonrası devlet başkanlığı görevinin Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) lideri Celal Talabani'ye verilmesi gerektiğini savundu.

Zebari, İtalyan gazetelerinden La Repubblica'da bugün yayımlanan demecinde, ''Irak Kürtleri, ulusal bazda oyların yüzde 25'ini almıştır. Bizim açımızdan harika bir sonuç. Şimdi Talabani devlet başkanı olmalı'' dedi. Hoşyar Zebari, IKYB'nin Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) ile oluşturduğu Irak Kürdistan İttifakı'nın 250 sandalyelik Irak Meclisi'ne 70'i aşkın milletvekili sokmayı başardığını anımsatarak, ''Dolayısıyla gerek mecliste gerekse yönetimde bize gerekli düzeyde temsil imkanı tanınmalıdır'' diye konuştu. Zebari, Talabani'nin devlet başkanlığına talip olduğu ile ilgili bir soru üzerine şunları söyledi: ''Talabani, büyük bir sorumluluk isteyen bu makama aday olduğunu açıklamıştır. Kendisini tümüyle destekliyoruz. Bu, olması imkansız bir talep değildir. Yeni Irak'ın oluşturulmasında Kürtler olarak bizler ciddi bir mücadele verdik.'' Dışişleri Bakanı Zebari, bu konuda Irak seçimlerinin galibi olan Şiilerle müzakerelere başlamadıklarını da söyledi. Zebari, kuzey Irak'taki Kürtler arasında bağımsızlık yanlısı ayrılıkçı eğilimlerin son derece güçlü olduğuna ilişkin soruya karşılık ise ''Ben bağımsızlık yanlısı akım için hiçbir lobi faaliyeti yapmadım. Birleşik, demokratik ve federal bir Irak için çalıştım. Bu yöndeki mücadelemi de sürdüreceğim'' dedi.

Yüz Altmış Dokuzuncu Bölüm: 14.02.2005 tarihli haberde, The Washington Post gazetesi: "Bush yönetiminin beklentisinin tersine Irak seçimlerinden sonra dini temelli bir siyasi tablo ortaya çıktı." The Washington Post gazetesi, ABD Başkanı George Bush yönetiminin, Irak'a savaş başlatırken, İran'a benzemeyen laik bir rejim kurulmasını öngördüğünü ancak son seçimle ortaya çıkan tablonun güçlü bir dini temeli bulunduğunu yazdı. Gazetede Robin Wright imzasıyla çıkan analizde, Bush yönetiminin, Irak'ta çabuk bir yönetim değişikliğinin ardından, "elle seçilmiş müttefiklerle", İran'daki dini temelli yapının tam tersine laik bir hükümet kurmayı umduğu kaydedildi. Yorumda, “Ancak Amerikan müdahalesinin en büyük çelişkisi, bunun yerine Irak'ın seçime gidip dini temeli kuvvetli ve komşu İran ile yakın bağları olan bir hükümet seçmesi oldu. Amerikalı ve bölgesel yorumculara göre Bush yönetiminin şu ana kadar faturası 300 milyar doları bulan Irak politikasından en son beklediği şey buydu” denildi. Gazeteye konuşan Michigan Üniversitesi Irak uzmanı Juan Cole, “Bu hükümetin İran ile çok iyi ilişkileri olacak. Kürtlerin seçimde kazandığı zafer de bu sonucu kuvvetlendiriyor. Bölgesel jeopolitik açısından ABD bunu ummuyordu” dedi.

"İYAD ALLAVİ ELLE SEÇİLDİ" Cole, “ABD üç yıl önce İran'ı bombalamaya kalksaydı bu durum Bağdat'ta memnuniyetle karşılanırdı. Şimdi böyle bir şey Bağdat'ın güçlü protestosuna neden olabilir” ifadelerini kullandı. Washington Post, Bush'un ABD kongresinde yaptığı geçen yılki ”Birliğin Durumu” konuşmasında, Sünni politikacı Adnan Paçacı'nın, First Lady Laura Bush'un yanında oturduğu ancak Paçacı'nın Irak seçiminde ulusal mecliste sandalye kazanmayı bile başaramadığını belirtti. Gazete, Irak Başkanı İyad Allavi'nin de ABD ve BM yetkilileri tarafından “elle seçilmiş” bir isim olarak başbakanlık görevine gelmesine karşın, seçimlerin sonunda ancak üçüncü gelebildiği anlatıldı. Gazeteye konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bir yetkilisi de Şiilerin kazandığı yüzde 48'lik oyun, çoğunluk demek olmadığına işaret etti. Washington Post, “Şimdilik ABD, Irak seçim sonuçlarını kabul etmiş görünüyor. Muhtemelen, başka şansı olmadığı için böyle” ifadesini kullandı. Gazete, Irak seçim sonuçlarının, ABD'nin İran'ın nükleer silah elde etme hedefine karşı gerginliğin arttığı bir zamanda geldiğine işaret etti.

ALLAVİ, IRAKLI KÜRTLERLE KOALİSYON PEŞİNDE Öte yandan Fox News televizyonunda bir programa katılan Demokrat Parti Delaware Senatörü Joe Biden, seçimlerin ardından hem İyad Allavi'nin hem de Şiiler'in, Iraklı Kürtlerle işbirliği arayışında olduğuna işaret etti. Biden, Kürtlerin, yeni kurulacak yapıda çok önemli rol oynayacağını söyledi. CBS televizyonunun Bağdat muhabiri de Allavi'nin bir kaç kez iki Kürt parti yetkilileriyle görüşmek üzere Irak'ın kuzeyine gittiğini ve seçimden sonra çoğunluk sağlamayı başaramayan Allavi'nin, “Kürtlerle koalisyon” arayışında olduğunu duyurdu. Allavi'nin böylece, yeni anayasanın ortaya çıkarılmasının ardından bir sonraki seçimde Irak hükümetinin başına gelmeyi hedeflediği de belirtildi.

Yüz Yetmişinci Bölüm: 14.02.2005 tarihli haberde, Irak'ta 30 Ocak tarihinde yapılan genel seçimlerden Şiiler zaferle çıktı. Devrik Irak lideri Saddam Hüseyin döneminde büyük baskıya uğrayan Şiiler, modern Irak devletinin kurulduğu 1. Dünya Savaşı'ndan beri ilk kez ülke yönetiminde yer edinecek. Irak Seçim Komisyonu'nun dün açıkladığı nihai sonuçlara göre, Şiilerin dini lideri Ayetullah Ali Sistani tarafından desteklenen Birleşik Irak İttifakı oyların yüzde 47.6'sını aldı. Şiilerin mecliste 130 sandalyeye sahip olacağı hesaplanıyor. Ancak Şiiler tek başına hükümeti kurmak için gerekli çoğunluğu sağlayamadı. Kürtler veya Allavi'nin partisi ile koalisyon kurmak zorundalar. Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) ve Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (IKYB) oluşturduğu Kürt ittifakı oyların yüzde 25.7'sini alarak 71 sandalyeye, Başbakan İyad Allavi'nin Irak Listesi ise yüzde 13.8 ile 38 sandalyeye sahip olması bekleniyor.

Kürtler Kuzey'de ezdi geçti Devlet Başkanı Gazi El Yaver'in listesinin Meclis'te 5 milletvekili alması bekleniyor. Kuzeyde Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerde 1 milyon 750 bin oy kullanılırken, oyların yüzde 89.5'ini seçime ortak listeyle katılan IKDP ve IKYB aldı. 50 yıldan beri yapılan ilk parlamento seçimlerine katılım oranı yaklaşık yüzde 59 oldu.Sünnilerin çoğunlukta olduğu eyaletlerde katılımın çok düşük olduğu açıklandı. El Anbar Eyaleti'nde katılım sadece yüzde 2 oldu.

Özgür Irak doğuyor Şiiler ve Kürtlerin çoğunlukta olacağı 275 sandalyeli Ulusal Meclis, yeni anayasayı hazırlayacak. Seçim Komisyonu yetkilisi Ferid Ayar, açıklanan sonuçların kesin olmadığını belirterek, 'İtirazları değerlendirmek için 3 gün daha bekleyeceğiz. Eğer itiraz olmazsa, bu sonuçlar kesinleşecek' dedi. Ferid Ayar, 'Bugün yeni bir Irak ve özgür bir halk doğuyor' dedi. Hiçbir bloğun tek başına parlamento çoğunluğunu elde edememesi sonucu, blokların kendi adaylarının devlet başkanlığını ya da başbakanlığı alması pazarlığının başlaması bekleniyor. Kürtlerin kendi adayları Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani'nin devlet başkanı ya da başbakan olmasını istediği kaydediliyor. Öte yandan, Reuters haber ajansı, bir senaryoya göre iki bloğun bir Şii adayın başbakanlık koltuğuna oturması, Talabani'nin de devlet başkanı olması için anlaşmaya varabileceğini duyurdu.

Türkmenlerden usulsüzlük isyanı Irak'ın başkenti Bağdat'ın merkezinde, 150 kadar Türkmen, 30 Ocak'ta yapılan seçimlerdeki 'usulsüzlüğü'' protesto etti. Dicle Nehri üzerindeki El Cumhuriye Köprüsü'nden geçen göstericiler, Seçim Komisyonu binalarının bulunduğu bölgeye yürüdü. Türkmen bayrağının renklerini taşıyan pankartlarla yürüyen göstericiler, federal sistem karşıtı sloganlar attı. Pankartlardan birinde, 'Türkmen bölgelerinde yapılan seçim usulsüzlüğünün giderilmesini istiyoruz'' yazısı görüldü. Göstericiler arasındaki Türkmen Kadınları Birliği Üyesi Neval Muhammed, yaptığı açıklamada, 'Kuzeydeki Kerkük kentinde oy sandıklarının çalındığını'' iddia etti. Kerkük'te 2 gün önce de Türkmenler ve Araplar ortak gösteri düzenlemişti. Kerkük'te Kürt ittifakı oyların 237 binini alırken, Türkmenler oyların 73 binini kazandı. Sünni Araplar ise 12 binin üzerinde oy aldı.

Sokağa döküldüler Seçim sonuçları, Irak'ın kuzeyindeki Kerkük'te bayram havası estirdi. Oyların yüzde 25.7'sini alan Kürt seçmenler Barzani'nin posterleri ile sokaklarda tur attılar. Kentte daha sonra sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Öte yandan, Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi lideri Abdülaziz El Hekim, seçim sonuçlarının ardından gözyaşı döktü. Sandıktan tek parti olarak çıkmayı uman Şii lider, diğer partilerle anlaşma sözü verdi. El Hekim'in yardımcısı Şeyh Humam Hamudi ise, 'Bizim hesaplarımıza göre en az yüzde 50 oy bekliyorduk. Hayal kırıklığına uğradık' dedi.

Partilerin aldığı oyların dağılımı

Birleşik Irak İttifakı 4.075.295
Kürdistan İttifakı 2.175.551
Irak Listesi (Başbakan İyad Allavi'nin listesi) 1.168.943
Iraklılar (Devlet Başkanı Gazi el Yaver'in listesi) 150.680
Komünist Parti 69.920
Asurilerin listesi 36.255
Irak İslami Partisi (Sünni bir grup) 21.342
Bağımsız Demokratlar Meclisi (Adnan Paçacı'nın listesi) 12.728
Toplam kullanılan oy 8.456.266
Geçersiz oy 94.305

Irak'ın yeni siyasi takvimi Meclis, sembolik nitelikteki devlet başkanı ile 2 yardımcısını seçecek. 11 ay görev yapacak olan Ulusal Meclis, daimi anayasayı hazırlayacak. Anayasa, Ekim'de halk onayına sunulacak, bunun için referandum yapılacak. Anayasa onaylanırsa, anayasaya göre daimi bir hükumetin kurulması için Aralık ayında seçime gidilecek. Anayasa reddedilirse, tüm süreç yinelenecek ve Iraklılar yeniden anayasayı hazırlayacak, kurucu nitelikteki geçici bir meclis için sandık başına gidecek. Bu bölümle ilgili olarak söylenecek fazla söz yok.Tek söz bu seçim sonuçlarının bir aldatmacadan öteye giden bir yanı yoktur ve ABD bu seçimde çok güzel oyunlar oynayarak seçimlerin seyrini ve sonuçların değiştirilmesi yönünde etki yapmıştır.

Seçimlerin sonuçları gerçek yönüyle bu şekilde değil aksine seçim sonuçlarından çıkacak asıl sonuç ABD’nin, İngiltere’nin, İsrail’in istediği Kürtler idi.Fakat seçimlerden hemen sonra seçim günü kamyonlarla Kürtlerin Kerkük’e getirtilerek oy kullanmaları ve buna o günü araç kullanma yasağı olduğu halde ABD’nin izin vermesi. Daha sonra oy kullanılacak seçim bürolarında güvenlik ayağıyla Kürt peşmergelerin bulunması ve bunların Kürt olmayanlar dışındaki seçmenleri seçim bürolarına girmelerine engel olmaları,…..vb. ve bununla birlikte seçimin hemen ertesi günü Barzani ve Talabani’nin basına açıklama yaparak seçimin galibinin kendilerinin olduğunu söylemeleri seçimin sonuç kısmını etkilemişlerdir.ABD’de daha fazla tepki almamak ve gönül almak için sonuçların değiştirilmesini sağlamışlardır.Mesajı algılamış olmanız dileklerimizle.

Yüz Yetmiş Birinci Bölüm: 29.01.2005 tarihli haberde, Irak ın İngiltere Büyük elçisi Edward Caplin Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) lideri Celal Talabani ye gönderdiği mektupta İngiltere Kerkük normalleştirmesini öngören 58 nci maddenin uygulanması konusunda destek verdiği ortaya çıktı. Geçen hafta Kerkük konusunda yazılı güvence aldığını açıklayan YNK lideri Celal Talabani’ye İngiliz elçisi Caplin gönderdiği mektupta İngiltere Dışişleri Bakanı Jack Straw’ın sorunun çözülmesini istediğini belirtiyor. Güney Kürdistan’da yayın yapan Kurdistanî Niwê gazetesinde yayınlanan mektup şöyle: ‘’İkimizin 12 Eylül günü, Amerika'nın Bağdat Büyük Elçisi, Sayın Negroponte ve Irak Başbakan yardımcısı Dr. Berhem Saleh ile olduğumuz toplantıda, ben Britanyan'ın ‘Irak Geçici İdare Yasası’nın tüm maddelerinin uygulanmasına önem verdiğini taahhüt etmiştim. Bu Britanya'nın tavrıdır, ki söz konusu yasanın tüm maddeleri ve 58. maddenin tüm bentleri de dahil olmak üzere tatbik edilmek zorundadır. Bunun için yardım etmeye hazırız. Britanya Dışişler Bakanı, Jack Straw'la yapmış olduğum görüş alış verişinde, bana sizlere bu meselenin çözülmesi için kendisinin kişisel önem verdiğini; ayrıca tüm tarafların Ulusal Meclis ve İl Meclis seçimlerine katılması olayına büyük önem verdiğini, bildirmemi istedi. Saygılarımla

Britanya Büyük Elçisi Edward Caplin
Bağdat/15.01.2005’’

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com