Derin Noktalar
Yüz Otuz Dördüncü Bölüm: 06.02.2005 tarihli haberde, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, ''Kerkük'ün, tüm Iraklıların korkmadan birlikte yaşayabilecekleri bir kent olması gerektiğini'' söyledi. NTV'nin sorularını yanıtlayan Rice, Irak'ın toprak bütünlüğü konusunda ABD'nin tutumunun açık olduğunu, tüm Iraklıların temsil edilmesi ve haklarına saygı gösterilmesiyle ''bütünleşmiş, tek bir Irak'' istediklerini kaydetti. Rice, tüm taraflarla yaptıkları görüşmelerde, Kerkük'te her kesimden Iraklıların birlikte yaşayabilmesi gerektiğini ifade ettiklerini söyledi. Kerkük'ün statüsüne ilişkin bir soru üzerine Rice, bu konudaki nihai kararı Iraklıların vereceğini belirterek, Kerkük ile ilgili birçok tarafın olduğunu, bu tarafların yoğun istişare içinde bulunacağını kaydetti. Rice, ''Kerkük, tüm Iraklıların korkmadan birlikte yaşayabilecekleri bir kent olmalı'' dedi. Rice, bu konuları, görüştükleri liderlerle de ele aldıklarını belirterek, ''Iraklılar sonuçta bazı tercihler yapmak zorunda. Iraklılar olarak sorumluluklarının farkındalar, uluslararası anlamda da sorumlulukları olduğunun farkındalar'' diye konuştu.
PKK/KONGRA-GEL Rice, terör örgütü PKK/Kongra-Gel'e ilişkin bir soru üzerine, ''Türk yetkililere ve Türk halkına bu konuda mesaj getirdiğini'' kaydederek, ''Irak topraklarından kaynaklanan terörizme hiçbir şekilde göz yumulamaz'' dedi. ABD'nin tavrının son derece açık olduğunu ifade eden Rice, PKK/Kongra-Gel'in bir terör örgütü olduğunu ve ABD'nin terör listesinde de yer aldığını hatırlattı. Rice, bu örgüte karşı ''askeri olmayan yöntemleri'' de kullandıklarını belirtti ve bunlar arasında, örgütün finansmanının kesilmesi ve dışarıdan mesaj almamalarını sağlama gibi yöntemleri saydı. Irak'ın genelinde hala savaşın sürdüğüne işaret ederek, zor bir durumla karşı karşıya olduklarını bildiklerini kaydeden Rice, ''Türk halkı bu konudaki kararlılığımızı anlamalı'' ifadesini kullandı. ABD Dışişleri Bakanı, terörist faaliyetlerle mücadelede Türkiye, ABD ve Irak arasındaki üçlü mekanizmayı da kullanmaları gerektiğini söyledi. Rice, Iraklıların, güvenlik güçlerini yeni yeni inşa ettiklerini, onlarla terörle mücadeleye ilişkin sorumluluklarını konuştuklarını, zaman içinde güvenlik konusunda son derece yoğun bir çaba olacağını kaydetti.
''TÜRKİYE'Yİ HER ZAMAN DESTEKLEDİK'' Rice, TBMM'nin 1 Mart tezkeresine ilişkin bir soru üzerine, o dönemde biraz hayal kırıklığına uğradıklarını söyledi, ancak Türkiye'nin bir demokrasi olduğunu, kendi kararlarını kendisinin verdiğini kaydetti. Amerikalı Bakan, ''Evet, biraz hayal kırıklığına uğramıştık. (Tezkere olayının) sonuçlarıyla ilgili spekülasyonlar var, ama gerçek şu ki, biz her zaman Türkiye'yi destekledik, ilişkilerimiz ilerledi. Bütün bunları aşmamış olsaydık, ABD Türkiye'nin AB'ye katılımına bu kadar destek verir miydi? IMF konusunda da Türkiye'ye destek verdik'' ifadelerini kullandı. Rice, İran'a ilişkin bir soru üzerine de, ''İranlıların, kendilerine sunulan fırsatı iyi değerlendirmesi gerektiğini'' daha önce söylediğini, bu konunun diplomatik yollardan çözülebileceğine inandıklarını belirtti. Condoleezza Rice, ABD'nin Avrupalı ortaklarıyla, Ruslarla ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile birlikte çalıştığını, İranlıları ikna etmek için çaba gösterdiklerini kaydetti.
İran'a saldırının düşünülüp düşünülmediğinin sorulması üzerine de Rice, Başkan George Bush'un önünde bazı seçeneklerin bulunduğunu, ancak bu sorunun diplomatik yöntemlerle çözülebileceğine inandıklarını tekrarlayarak, gündemde herhangi bir saldırı olasılığının bulunmadığını söyledi. Rice, ABD'nin İncirlik Üssü'ne ilişkin taleplerine dair bir soru üzerine de, ''Bu, başta bir Türk üssü. Bu nedenle yapılacak her şey Türk hükümetiyle koordinasyon içinde yapılmalı. Türkiye terörle mücadelede iyi bir müttefik'' diye konuştu. Amerikalı Bakan, Kıbrıs konusunda ABD'nin ne gibi somut adımlar düşündüğü sorusunu yanıtlarken de, Annan Planı'nın kabul edilmemesinin hayal kırıklığı yarattığını kaydederek, KKTC'ye yönelik izolasyonların kaldırılması için fırsatları gözden geçirdiklerini ve bazı adımlar üzerinde durduklarını söyledi. Rice, İsrail-Filistin konusunda da, Ankara'daki temaslarının ardından bu bölgeye de gideceğine dikkati çekerek, bu konuda bir umut olduğunu, hala önlerinde çok uzun bir yol olsa da, tarafların olumlu adımlar atmaya başladığını belirtti. Rice, tarafların ''yol haritası''na dönmeleri ve gerekli adımları atmaları umudunu dile getirdi.
El-Kaide ve PKK'nın yaptıkları modern dünyada kabul edilemez ABD Dışişleri Bakanı Condollezza Rice, ''El Kaide ve PKK gibi terör örgütlerinin modern dünyada yaptıklarının kabul edilemez olduğunu'' söyledi. Ankara'daki temaslarını tamamlayan Rice ile Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Esenboğa Havaalanı'nda ortak basın toplantısı düzenlediler. Rice, Ankara ziyaretini ''memnuniyet verici'' olarak nitelendirdi ve yakın zamanda Türkiye'ye yeniden gelmek için hazırlık yapacağını belirtti. Türkiye ile ABD'nin ortak çıkarlar ve değerlere dayalı, uzun geçmişe sahip ilişkileri olduğunu ifade eden Rice, Gül ile görüşmesinde öncelikli olarak Irak'taki gelişmeleri ele aldıklarını söyledi. ''Toprak bütünlüğüne sahip, bütün komşularıyla iyi ilişkiler içinde olan, dinsel ve etnik geçmişlerinden bağımsız olarak bütün azınlıkların iyi muamele ve saygı gördükleri bir Irak'' arzu ettiklerini dile getiren Rice, Irak'tan komşularına yönelik terör faaliyetlerine de göz yumulamayacağını kaydetti. Rice, ''El Kaide ya da PKK gibi terör örgütlerinin yaptıkları, modern dünyada kabul edilemez'' diye konuştu. Rice, Ankara'nın ABD'nin bölgeyi terörden temizleme konusundaki kararlığından haberdar olduğunu belirtti. Görüşmelerde ayrıca Kıbrıs ve Ortadoğu barış süreci konularını ele aldıklarını kaydeden Rice, her iki konunun da barışçı şekilde çözülmesini arzu ettiklerini belirtti. Rice, Gül'ün bir süre önce Ortadoğu'da temaslarda bulunduğunu hatırlatarak, kendi Ortadoğu gezisi öncesinde Gül'ün görüş ve önerilerini dinlediğini kaydetti.
Yüz Otuz Beşinci Bölüm: 06.02.2005 tarihli haberde, Irak’ta geçen hafta yapılan seçimlerde Barzani ve Talabani güçlerinin hile yaptığı gözlemci raporlarıyla ortaya çıkarıldı. Buna göre eli silahlı peşmergeler defalarca oy kullanırken, Türkmenler’e oy kullandırılmamış... Irak’ta yapılan seçimlerin yankıları sürerken, seçimleri gözlemci sıfatıyla izleyen uluslararası heyetin hazırladığı rapor hile tartışmalarına yeni boyut getirdi. Yabancı heyetin Irak genelinde yaptığı araştırmaya göre seçimlerde Kürt gruplar açıkça hile yaptı. Türkmenlerin haklarının gasp edildiğini gözler önüne seren raporda, seçim sandıklarının çalındığı, eli silahlı muhafızların defalarca oy kullandığı, türlü hilelerle Türkmenler’e oy kullandırılmadığı tespit edildi. Barzani ve Talabani güçlerinin açık şekilde hile yaptığını kanıtlayan gözlemci raporunda yer alan bazı çarpıcı ifadeler şöyle:
30 bin seçmen, 90 bin oy Peşmergeler seçim sandıklarını çaldı. Eli silahlı Ulusal Muhafızlar, çeşitli sandıklarda ikinci kez oy kullandılar. Daha önce 30 bin seçmenin kayıtlı olduğu Azadi’de 90 bin 648 kişi oy kullandı. Daha önce 20 bin seçmenin kayıtlı olduğu Rahimova’da 76 bin kişi oy kullandı. Türkmenler’e oy verecekleri bilinen ve 80 bin seçmeni bulunan Al Havice’ye 20 bin adet oy pusulası gönderildi, 60 bin seçmenin oy kullanması engellendi. 50 dolara oy satın aldılar Yüksek Seçim Komisyonu’nun izni olmadan 130 nolu listeye ait Peşmerge Koalisyonunu temsil eden bir grup seçim merkezine girerek halkı 130 nolu kuruluşa oy vermeye yönlendirdi. Türkmen gözlemcilerin oy sayımına katılması engellendi, merkez dışına atıldılar. Reşit olmayanlara oy kullandırıldı. Seçmenlere zorbalık eden Yeşil kart taşıyan KYB ve sarı kart taşıyan KDP militanları, gözlemciler ayrıldıkları halde seçim merkezinden ayrılmadılar. Bazı seçmenler, parmaklarında oy kullandıklarına dair mürekkebin olmasına rağmen 130 No’lu liste için oy kullandı. Seçim merkezi dışında çadır kuran KYB militanları, seçmene 50 dolar dağıtarak 130 nolu kuruluşa oy vermelerini istedi. 5 kez ard arda oy kullanan var 130 no’lu merkezde, resmi belge olmayan ancak Peşmerge partileri tarafından dağıtılan küçücük evraklarla oy kullandılar.
Kerkük, Musul, Selahaddin ve Erbil illerindeki oylama merkezlerinde ve seçim sandıklarında illegal uygulamalar yaptılar. Çok sayıda Erbil ve Süleymaniyeli Peşmerge, KYB tarafından seçim gününden önce Kerkük’e getirilerek bölgedeki okullarda ve bazı evlerde imisafir edildi. Rahimova bölgesinde çok sayıda seçmen, gözlemcilerin gözü önünde beş veya daha fazla kez oy kullandı ve parmaklarını seçim boyası ile boyamadılar. Bazı şahıslar, bir yıl önce vefat eden kişilerin yerine oy kullandı. Ulusal Muhafız ordusu mensubu olan ve Peşmerge asıllı olan 2 bin kişi, hem görev yerlerinde hem de ikamet bölgelerinde ikişer kez oy kullandı. Erbil’deki Türkmenler, kolayca silinebilecek kurşun kalem ile oy kullanmaları için zorlandılar, tehdit edildiler... Bir tek peşmergenin bulunmadığı Tuzhurmato’ya bağlı Süleyman Bek nahiyesinde bazı seçim listelerinde ulusal muhafızların baskınları nedeniyle Peşmerge ittifak listesine oy verilmesini sağladılar.
Kaçak seçim merkezi kuruldu Seçim günü Kerkük’ün peşmerge bölgelerine yasal olmayan 8 adet yeni seçim merkezi kurdular. Böylece peşmerge partilerine daha fazla oy çıkmasını sağladılar. Kerkük’teki Türkmen bölgelerinde bulunan seçim merkezlerinde yeterli sayıda oy pusulası konulmadığı için pek çok Türkmenin oy kullanmasını engellediler. Türkmen çoğunluğunun yaşadığı 400 bin nüfuslu Telafer şehrinde sadece iki seçim merkezi kurdular. Bu nedenle seçim sandıklarına ulaşamayan çok sayıda Türkmen’in oy kullanmasını engellediler. El Mensuriye’de seçim pusulaları çalındığı için 3 bin Türkmen oy kullanamadı. Seçimden bir gün önce Erbil ve Süleymaniye hariç diğer şehirlerarası yollar trafiğe kapatıldı, binlerce Peşmergenin Kerkük’e gelerek oy kullanıp geri dönmeleri sağlandı. Seçim komiserliği denetçilerinin arabaları için hazırlanan 150 adet özel kartın çoğu komiserlikle ilişkisi olmayan şahıslara dağıtıldı. Böylece bu şahısların Kerkük’te istedikleri gibi gezip oylama işlemlerine müdahale etmelerini sağladılar.
Yüz Otuz Altıncı Bölüm: 07.02.2005 tarihli haberde, Irak seçim komisyonu, Musul da usulsüzlükler yüzünden çok sayıda seçmenin oy kullanamadığını bildirdi. Komisyon yetkilisi İzzeddin el Mahmudi, Musul da ve Nineveh ta seçim görevlilerinin çalışmaması ve oy pusulalarının yetersizliği yüzünden 15 bin 188 seçmenin oy kullanamadığını söyledi. Bağdat'ta açıklama yapan El Mahmudi, seçim görevlilerine rüşvet teklif eden silahlı kişilerin bazı seçim merkezlerini yağmaladığını ve oy pusulaları ile sandıkları çaldığını da ifade etti. 30 Ocak'ta yapılan seçimin ardından Oy sayımının devam ettiği Irak'ta Kürt ittifakının ikinciliğe yükseldiği bildirildi. 18 seçim bölgesinden 13'ünde yapılan oy sayımlarına göre Şiilerin "Birleşik Irak İttifakı" 2 milyon 300 bin, Kürt partilerinin oluşturduğu koalisyon bir milyon 100 bin ve Irak geçici Başbakanı Ayad Allavi’nin başını çektiği grup ise 620 bin oy aldı. Irak seçim komisyonundan yapılan açıklamada, oy sayımlarının yine de kesin sonuçları yansıtmadığı belirtildi.Irak'ta seçim sonuçlarının en geç perşembe günü açıklanması bekleniyor. Bu açıklama yapılmadan önce, Irak'taki farklı etnik gruplar yönetime ilişkin isteklerini net şekilde dile getirmeye başladı. Seçimden önce "hedefimiz şeriat devleti değil" diyen Şii Uleması şimdi yeni anayasada İslamın temel alınmasını istiyor.
Irak'ın önde gelen Şii lideri Ayetullah Ali Sistani ve üst düzey bir başka Şii din adamı, Irak'ın yeni anayasası hazırlanırken İslamın temel alınması gerektiğini resmen bildirdi. Şii grupların bu isteği dile getirebileceği bekleniyordu. Ancak Irak seçiminden zaferle çıkması beklenen Şii oluşumu, Birleşik Irak İttifakı seçim öncesinde "hedefimiz İslam devleti değil" mesajını vermişti. Şimdi durum değişmiş görünüyor. Irak'ın en önemli beş şii liderinden oluşan mercii taklitte yer alan büyük ayetullah muhammed ishak'ın sözcüsü de necef'te yaptığı açıklamada "tüm Şii din adamları ve Irak halkının çoğunluğu , ulusal meclisin yeni anayasayı hazırlarken İslamı temel almasını istiyor. İslama karşı olan yasaları reddediyor" dedi. Şii din adamları, yeni anayasa hazırlanırken ABD yönetiminin de tamamen safdışı bırakılmasından yana.
Şiiler seçimde önde gitse de Irak'ta Sünniler, Kürtler ve Türkmenlerin varlığını unutmamak gerek. ABD yönetimi bu noktada Sünnilerle, Kürtlerin Şiilerin şeriat devleti isteğine karşı çıkmasını bekliyor. Anayasa tartışmaları sürerken, seçimi büyük ölçüde boykot eden Sünniler de anayasa hazırlık çalışmalarına katılmaktan yana olduklarını bildirdi. Şii partiler de Sünnilerin bu isteğine sıcak bakıyor. Yeni yönetimde etkin görevler üstlenebilecekleri belirtilen Kürt gruplar ise ılımlı mesajlar veriyor. Son olarak Irak Kürdistan Yurtsever Birliği lideri Celal Talabani, yeni dönemde Irak'ta uzlaşma ve güven ortamı için tüm kesimlerle işbirliği içinde olacaklarını söyledi. Talabani, ''Kürtler devlet başkanlığını alırsa Şiiler başbakanlığı, Sünniler de meclis başkanlığını alabilir'' diye konuştu. Türkmenler ise, Irak Türkmen Cephesi koalisyonu seçimle ilgili itirazlarını Irak Yüksek Seçim Kurulu’na iletti. Türkmen Cephesi imza kampanyası da başlattı. Türkmen Cephesi koalisyonu başkanı hafta sonunda , "Burası bir barut fıçısı halindedir, ne olacağını bilmiyoruz. Zaten haksızlık olan yerde adalet de olmaz'' demişti.
Yüz Otuz Yedinci Bölüm: 07.02.2005 tarihli haberde, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu (İHDK) Başkanı İbrahim Kaboğlu ve Başkanlık Divanı üyelerinin görevlerine son verildi. ''Görevimizi ihmal ettiğimiz için değil, yaptığımız için kovulduk'' ifadesini kullanan Kaboğlu, Türkiye Barolar Birliği'ndeki basın toplantısında, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı imzasıyla İHDK'nın, kendisinin de aralarında bulunduğu 14 üyesinin görev süresinin 5 Şubat'ta sona ereceğine ilişkin elektronik posta aldıklarını kaydetti. Rapordaki "Sevr sendromu bitmeli, Türkiyelilik kavramı ve devletin dili olmaz" ibarelerinin altına imza atan Kaboğlu, görevinin sona erdirilmesine karşı avukatının dava açtığını belirtti.
Kaboğlu şöyle konuştu: 'Karar aldık, tepki çektik. Önerdik, kızdırdık. Rapor yazdık, yasamadan küfür aldık, yargı tarafından sorgulandık, yürütme tarafından dağıtıldık. Kısacası 4643 sayılı Yasa'nın gereklerini engellemeler nedeniyle ancak asgari olarak yerine getirebildik. Görevimizi ihmal ettiğimiz için değil, yaptığımız için kovulduk. Yasa ile kurulmuş resmi bir birimle insan haklarını ilerletme uğraşı içine girenlerin madden, fiziken ve manen maruz kaldıkları olumsuzluklar, sıkıyönetim ortamında benzer konumda bulunanların başına gelir miydi? İnsan hakları mağdurlarının haklarını ilerletmek için 26 Şubat 2003'te Ankara Palas'ta göreve başlayan insan hakları savunucuları, 2 yıl içinde kendi haklarını savunma meşguliyeti içinde bırakıldılar.Devlet organları tarafından İHDK'ya adeta suçlanarak çökertilme yöntemi uygulanmıştır. Bunu başka türlü açıklamak mümkün değildir. Bir görevin yerine getirilmesi çerçevesinde kullanılan ifade özgürlüğünü ve öne sürülen görüşlerin bedeli bu denli ağır olamazdı. 4643 sayılı yasa çerçevesinde görev yapan yöneticiler olarak suçluyuz. Çünkü, seçimle geldik, insan hakları ilkelerine uygun davrandık, insan hakları danışma kurulunu bir insan hakları meclisine çevirdik.''
Geçtiğimiz yılın kasım ayında Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun hazırladığı azınlık hakları ile ilgili rapor tartışmalara yol açmıştı.Raporda "Sevr sendromu" nun bitmesi, Lozan Anlaşması'nın gerektiği gibi uygulanması isteniyor, "tek kültürlü ulus-devlet" yerine "Türkiyelilik üst kimliği"nin benimsenmesi öneriliyordu. Türkiye'nin azınlıklar konusundaki sınırlayıcı tutumunun dünyadaki eğilimlere ters düştüğüne vurgu yapılan raporda, Türkiye'nin Lozan Anlaşması'nın bazı hükümlerini ihlal ettiği ileri sürülüyordu.Raporda, anayasanın "değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek" maddeleri arasında yer alan "Türkiye devletinin dili Türkçe'dir" ifadesi de eleştirilerek "devletin dili olmaz" ifadesi yer alıyordu.
Yüz Otuz Sekizinci Bölüm: 07.02.2005 tarihli haberde, Irak Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani, ''Dünyada hiçbir güç veya devlet benim Kerkük'ten vazgeçmemi sağlayamaz'' dedi. Bir internet sitesindeki röportajında seçimlerin Kürt halkına geniş bir ufuk açtığını söyleyen Barzani, ''Ölümün dışında hiçbir güç veya devlet benim Kerkük'ten vazgeçmemi sağlayamaz. Bu kesindir ve vazgeçmemiz mümkün değildir. Ayrıca bu seçimler de Kerkük kimliğinin ne olduğunu gösterdi'' dedi. ''Bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasının Kürtlerin hakkı'' olduğunu savunan Barzani, ''komşu ülkelerin bunu bir günah gibi gördüğünü'' iddia etti. Barzani, ''Biz, kendi ülkemiz olan Kürdistan'ı birleştirmek istiyoruz. Irak, Türkiye, İran ve Suriye topraklarından birer parça koparalım demiyoruz. Daha yumuşak olmak ve Kürtlere dostluk elini uzatmak Türkiye'nin çıkarınadır. Temennim, Türkiye'nin dostluk politikasını seçmesidir'' diye konuştu.
Yüz Otuz Dokuzuncu Bölüm: 08.02.2005 tarihli haberde, Terör örgütü PKK/KONGRA-GEL, Avrupa ve Türkiye'de "Abdullah Öcalan'a özgürlük"' adı altında bir kampanya başlatıyor. Öcalan yandaşları, kampanyayı Fransa'da başlatmayı planlıyor. Bu gelişme Türkiye ile Fransa'yı yeniden 'terör' nedeniyle karşı karşıya getirecek. Türkiye, Paris Büyükelçiliği aracılığıyla Fransa'yı uyarmaya hazırlanıyor. Strasbourg'da 12 Şubat'ta düzenlenecek olan "yürüyüş"le ilgili bilgiler Türk istihbarat birimlerine ulaşmaya başladı.Gösteriye Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya, Yunanistan, Belçika ve İtalya'da faaliyet gösteren 81 derneğin yöneticileri ve üyeleri, terör örgütü PKK/KONGRA-GEL'in yöneticileri ve taraftarları katılacak. Yürüyüşe Avrupa Parlamentosu'ndan 23 milletvekili, Türkiye'den bazı yazar, gazeteci ve sanatçılar da davet edildi. Bir süre önce de terör örgütü DHKP/C'nin elebaşı Dursun Karataş'ın yakalanıp serbest bırakılması, Fransa hükümeti ile Türkiye arasında soruna yol açmıştı.
Yüz Kırkıncı Bölüm: 08.02.2005 tarihli haberde, ABD'nin Irak'ı işgalinde en yakın müttefiki olan İngiltere'nin Başbakanı Tony Blair, Washington'un, İran'ın terörizme destek vermesiyle ilgili görüşünü paylaştığını söyledi. Avam Kamarası'nın üyelerine açıklama yapan Blair, İran rejimine, Ortadoğu'daki barış çabalarını baltalamaktan vazgeçme çağrısında bulundu. Blair, bir soru üzerine İran'ın terörizme kesinlikle destek verdiğini ve bu konuda George Bush'a katıldığını söyledi. İran ile Suriye'yi uyararan Blair, direnişçilerin bu ülkelerin sınırlarından Irak'a geçmesine izin vermenin, Tahran ile Şam yönetimlerinin yararına olmayacağını sözlerine ekledi.
Yüz Kırk Birinci Bölüm: 08.02.2005 tarihli haberde, Resmi olmayan sonuçlara göre Kerkük Valiliği'ni Kürt partilerinin desteklediği Abdurrahman Mustafa kazandı. Irak'ın kuzeyinde 30 Ocak'ta genel seçim ile yapılan valilik seçimlerinde oy sayma işleminin büyük kısmı tamamlandı. Seçim kurulu yetkililerinden alınan bilgilere göre, Erbil ve Duhok'ta Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) adayları, Süleymaniye'de ise Celal Talabani liderliğindeki Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) desteklediği aday kazandı. Kerkük ve Musul'da ise Kürtlerin ortak adayları kazandı. Kerkük'te Kürt partilerinin desteklediği ve halen valilik görevini yürüten Abdurrahman Mustafa'nın geçerli 325 bin oyun 281 binini aldığı bildirilirken, Türkmen partilerinin Kerkük'te toplam 25 bin oy aldığı kaydedildi. Kerkük'ün Havica bölgesinde oy sayım işleminin sürdüğünü bildiren yetkililer, bu bölgede sayılmayan oy oranın yüzdeliği değiştirmeyecek kadar az olduğunu söylediler. Arapların yoğun olarak yaşadığı Musul'da da Kürtlerin ortak listesinin yüzde 65.5 oranında oy aldığı belirtildi.
Öte yandan, Musul'da Kürtlerin, şimdiki Vali Yardımcısı Husro Goran'ın vali seçilmesine rağmen, Araplarla aralarındaki gerginliği azaltmak için valilik görevini Arap kökenli şimdiki Vali Dured Keşmula'ya bırakacağı kaydedildi. Bu arada, Bağdat'ta sayımı devam eden genel seçimlerde Kürtlerin 70'i aşkın sandalye kazanacağı belirtiliyor. Irak'ın kuzeyindeki 111 sandalyeli “bölge parlamentosunda” KDP ve KYB'nin 42'şer sandalyeyi kendi aralarında bölüşeceği, 9 sandalyeyi İslamcı Kürt partilerine, kalanını ise diğer partilere vereceği belirtiliyor. “Başbakanlığa” Neçirvan Barzani'nin, “meclis başkanlığına” da IKYB'li Adnan Müftü'nün getirileceği belirtildi. Irak'ta 30 Ocak'ta yapılan seçimlerin üzerinden 9 gün geçmesine rağmen Kürtlerin özellikle genel seçim sonuçlarına ilgi göstermediği gözlendi. Kendilerini daha çok yerel parlamentonun ilgilendirdiğini ifade eden Kürtlerin, Irak Dinarı'nın ABD Doları karşısındaki yükselişini daha önemsediği gözleniyor. Bu arada, Kerkük'te Türkmen partileri, seçimde haksızlığa uğradıklarını belirterek, Araplarla seçime itirazlarını sürdürüyor.
Yüz Kırk İkinci Bölüm: 08.02.2005 tarihli haberde, Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Suriye'yi terörizme destek vermekle suçladı ve bu ülkeyi tecrit etmekle tehdit etti. Rice, Roma'da italyan meslektaşı Gianfranco Fini ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Suriye'nin Ortadoğu'da yardım etmediğini söyleyerek, ''özellikle Lübnan'ın güneyinde terörizme destek olduğu söylenebilir'' dedi. Amerikan Dışişleri Bakanı, ''Suriye eğer tecrit edilmek istemiyorsa, eğer ABD ile kötü ilişkiler istemiyorsa işbirliği göstermelidir'' diye konuştu. Rice, Suriye hükümetinin Güney Lübnan'ın bir bölümünü kullanan teröristlere karşı harekete geçmesi gerektiğini söyledi.
Yüz Kırk Üçüncü Bölüm: 08.02.2005 tarihli haberde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Kuzey Iraklı Kürt liderlerin bağımsızlık söylemlerini, 'hayali retoriklerle hiçbir yere gidilmez' sözleriyle değerlendirdi. Tunus Dışişleri Bakanı Abdülbaki Hermassi ile Ankarada görüşen Gül, Irak seçimleriyle ilgili yaptığı değerlendirmede, 'artık herkes yüzünü Bağdat'a çevirmeli. Herkes Irak'ın bütünlüğüne sahip çıkmalı' dedi. Türkiye'nin söz düellosu içine girecek bir ülke olmadığını ifade eden Bakan Gül, Ortadoğu'da ve Irak'ta yanlış liderlerin, hayali projelerin, irrasyonel hareketlerin ve retorik sloganlarla hareket edenlerin Iraklılara büyük belalar açtıklarını söyledi. Bakan Gül, İnsan Hakları Danışma Kurulu ile ilgili, 'Hükümetin sorunlara yeni düzenlemelerle köklü çözüm getirmeye kararlı olduğunu' belirtti. 'İnsan hakları ile ilgili kurumları ilgilendiren bazı idari uyumsuzlukların sürdüğünü' kaydeden Gül, “Hükümetimiz bu sorunları diyalog yoluyla ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde gidermeye ve bunlara yeni düzenlemelerle köklü çözüm getirmeye kararlıdır. Bu idari anlaşmazlıkların, hükümetimizin toplumun tamamıyla el ele yürütmekte olduğu ve dünyada takdirle izlenen insan hakları reformlarını gölgelememesini sağlamak herkesin sorumluluğu olması gerekir” diye konuştu.
Yüz Kırk Dördüncü Bölüm: 09.02.2005 tarihli haberde, Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı görevine başladıktan sonra ilk yurtdışı gezisinde Türkiye'yi de ziyaret eden Condoleezza Rice, 1947 yılında Yunanistan'ın yanı sıra Türkiye'de de iç savaş yaşandığını söyleyerek gaf yaptı. Gezisinin Fransa ayağında Paris'te yaptığı bir konuşmada, Rice, 1946 yılında Avrupa'nın büyük kısmının yıkıntı halinde olduğunu, eski Sovyetler Birliği'nden Avrupa'ya komünizmin ihraç edilmesinden endişe edildiğini belirtirken, 1947 yılında Yunanistan ve Türkiye'deki iç savaşları da o dönemin sıkıntıları arasında saydı. Ancak Rice'ın bahsettiği iç savaş, Yunanistan'da yaşandı.
Yüz Kırk Beşinci Bölüm: 09.02.2005 tarihli Halka ve Olaylara Tercüman gazetesinin haberinde, DEHAP Batman İl Başkanı Mehdi Öztüzün, ABD ve AB’lilerin sinsi bir tezgâh düzenlediğini iddia etti: "Bizi, Türkiye’ye karşı kışkırtıyorlar. Amaç, Türk-Kürt savaşı çıkartmak." Atatürkçü oluşuyla övünen Öztüzün, “Türkiye’de uluslararası bir komplo yapılmak isteniyor. Dün Kerkük’te yaptıklarını yarın ülkemizde gerçekleştirmek isteyecekler. ABD’nin ve Avrupa’nın oyunları yetkili ve ilgililerce görülmez ise korkarım ki, Türkiye ikinci Yugoslavya olur” diye konuştu. Hem Kuzey Irak’ta, hem de Doğu ve Güneydoğu’da Kürtler üzerinde uluslararası bir komplo kurulmak istendiğini ifade eden Öztüzün, komplonun merkezinde Türkiye’deki Kürtlerin bulunmasının tek sebebinin mücadele olmadığını söyledi. Öztüzün, komployla elde edilmek istenenin, geçmişte ve bugün Ortadoğu’da olduğu gibi milliyetçiliği körüklemek, Türkler ile Kürtler arasında savaş çıkarmak olduğunu, ancak bunun hiçbir halka fayda sağlamayacağını belirtti.
DEHAP'lı Öztüzün şöyle konuştu: “ABD heyetleri gelip, bizimle görüşüyorlar. Doğu ve Güneydoğu’ya gelen heyetlerin neredeyse tamamı son yıllarda bu bölgede tesis edilen barış ortamından rahatsız oluyorlarmış gibi bir izlenim edindim. Bizim bütün bu komploları iyi görmemiz lâzım. Kurtuluş Savaşı’nı Mustafa Kemal Atatürk, Kürtler’le birlikte kazanmıştır. Cumhuriyet’in temel ilkelerine dinamit konulmasına müsaade edilmeyip, tehlikelerin görülmesi gerekmektedir.” Kerkük’teki olayların Kürtler üzerindeki komplonun bir parçası olduğunu da öne süren Öztüzün, “Ne ABD’nin, ne Türkiye’nin, ne de çok uluslu emperyalist şirketlerin Türkmenler ile ilgisi var. ABD, Kürtler’e özgürlük vermek amacıyla operasyon yapmadı. Orada halkların başına bela olmuş bir petrol var. Tüm hesaplar petrol üzerindedir. Kerkük’te petrol kadar kan akıtılması ihtimali vardır” dedi. Öztüzün, “Türkiye sorunları çözmeye yanaşmazsa, Kürtler’in gözü, ABD’nin, Avrupa’nın çokuluslu emperyalist şirketlerin arzusu olan Irak’taki yapılanmada olur” diye konuştu. DEHAP Batman İl Başkanı Mehdi Öztüzün, kendilerini ziyarete gelen ABD ve AB heyetlerinin, "ayrı yönlerinizi öne çıkarın" telkininde bulunduklarını söyledi.
Yüz Kırk Altıncı Bölüm: 09.02.2005 tarihli haberde, Almanya Başbakanı G.Schröder, İran a siyasi açıdan yardım etmek ve ekonomik işbirliği yapmak istiyoruz. Bunun için de diplomatik çözüm şart. İran a yönelik askeri müdahale istemiyoruz dedi. Gerhard Schröder, nükleer silahların yaygınlaştırılmasını ve İran'ın eline geçmesini istemediklerini belirtti. Dünyadaki krizlerin barışçı şekilde çözülebilmesi için BM'nin reformlarla güçlendirilmesinin şart olduğunu ifade eden Schröder, uluslararası sorumluluklarını yerine getirmek amacıyla Afganistan'daki çabalarını da sürdürdüklerini söyledi.
Yüz Kırk Yedinci Bölüm: 10.02.2005 tarihli haberde, Amerika'da yayınlanan New York Times gazetesi, "Kuzey Irak'ta Kürtlerin Kerkük'ün kontrolünü ele geçirmesi durumunda Türk Ordusu'nun bölgeye müdahale edebileceğini" öne sürdü. Sandra Mackey imzasıyla yayınlanan makalede, 2003'ün Mart ayında Amerikan işgalinin başlamasından sonra Kürtlerin Amerikalılarla müttefiklik konumlarını kullanarak Kerkük'e girdiği ve çok sayıda Kürt aileyi bu şehre yerleştirdiği ifade edildi. Kerkük'ün nüfus yapısıyla oynanmaması konusunda Türk Ordusu'nun Iraklı Kürtleri defalarca uyardığı belirtilen makalede, Türk ordusunun, "Kerkük'ün özerk Kürt bölgesine dahil edilmesi durumunda Türkiye'nin asker gönderme planları yaptığını saklama ihtiyacı duymadığı" kaydedildi.
Yüz Kırk Sekizinci Bölüm: 10.02.2005 tarihli haberde, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi'nde Türkiye Çalışma Grubu oluşturuldu. Çalışma Grubu, Kongre üyeleriyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, hükümet ile özel sektör ve sivil toplum yetkilileri arasında yakın ilişkiler geliştirmek amacıyla etkinlikler yapacak. Çalışma grubunun faaliyetlerine başlaması dolayısıyla bir resepsiyon düzenlendi. Resepsiyona, iktidar ve muhalefete mensup bazı milletvekilleri ile Amerikan Kongresi üyeleri katıldı.
Yüz Kırk Dokuzuncu Bölüm: 10.02.2005 tarihli haberde, ABD Başkanı George W.Bush'un ikinci dönem yönetiminde görev alan ve ilk yurt dışı gezisinde Türkiye''yi de ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, ziyaretinin Fransa ayağında, 1947 yılında Yunanistan'ın yanı sıra Türkiye''de de iç savaş yaşandığını söyleyerek gaf yaptı. Rice'in, Amerikan Dışişleri Bakanlığı tarafından da yayınlanan konuşmasında, İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda verilen yerinde kararlar sayesinde bugünkü özgür ve demokratik Avrupa'nın ortaya çıktığını anlattı. Condoleezza Rice, 1946 yılında Avrupa'nın büyük kısmının yıkıntı halinde olduğunu, eski Sovyetler Birliği'nden Avrupa'ya komünizmin ihraç edilmesinden endişe edildiğini belirtirken, ''1947 yılında Yunanistan ve Türkiye''deki iç savaşları da'' o dönemin sıkıntıları arasında saydı.
Ancak Rice'in bahsettiği iç savaş sadece Yunanistan''da yaşandı. Yunanistan''da 1947 yılında iki büyük siyasi güç bulunuyordu. Bunlardan biri, ulusal birlik koalisyon hükümeti ve diğeri de ülkenin büyük kısmında kontrolü elinde bulunduran ''Demokratik Ordu'' adlı komünist direniş örgütüydü. ABD''de dönemin Başkanı Harry Truman, komünizm tehdidinin Avrupa''ya yayılması endişesiyle Marshall yardımını Yunanistan ve Türkiye''ye kadar uzatmıştı. ABD Dışişleri Bakanı, aynı gafı, Senato''dan onay almasının ardından Amerikan Dışişleri Bakanlığı' n da yemin ederek göreve başladığı ilk günde de yaptığı görüldü. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yayınladığı metne göre Rice, buradaki konuşmasında da, ''Türkiye ve Yunanistan'da 1947 yılında gerçekleşen iç savaşlar” sözlerini kullandı. Rice, Paris'te ki konuşmasında, İslam ve demokrasi arasında çatışma olmadığının iyi anlaşılması gerektiğini söyledi. Condoleezza Rice, ''İslam ve demokrasi yan yana var olabilir.Örneğin Türkiye'de olduğu gibi''dedi.
Yüz Ellinci Bölüm: 10.02.2005 tarihli haberde, Mesut Barzani'nin Kerkük konusunda üslubunu sertleştirmesi ABD'lileri rahatsız etti. New York Times Gazetesi, “ABD'nin silahı Kürtlere dönebilir" yorumunu yaptı. Iraklı Kürt lider Mesut Barzani geçen pazartesi, ‘Dünyada hiçbir güç veya devlet benim Kerkük’ten vazgeçmemi sağlayamaz. Sadece ölüm yolumu kesebilir’ dedi. Dün NY Times gazetesinde ise şu analiz yer aldı: ‘ABD, kuzeydeki üslerini güçlendirdi. Kürtler, Kerkük’ün statüsünü değiştirmeye çalışırsa ABD, askeri gücünü onlara yönlendirmek zorunda kalabilir.’ New York Times gazetesine göre, Washington Kürtlere, Kerkük’ü kontrol altına almalarına izin verilmeyeceğini sessizce bildirdi ve Kuzey Irak’taki Amerikan askeri üsleri güçlendirildi. Kerkük’e olası Türkiye müdahalesinin de değerlendirildiği analizde, ‘Eğer Kürtler, Kerkük’ün statüsünü değiştirmeye çalışırlarsa ABD, askeri gücünü onlara yönlendirmek zorunda kalabilir’ denildi.
Irak uzmanı Sandra Mackey imzalı, ‘Kerkük konusunda yaklaşan çatışma’ başlıklı makalede, Irak’ın birleşik kalması veya bölünmesinde belirleyici konunun Kerkük olabileceği belirtildi. Makalede, Kürtlerin Kerkük üzerinde hak talebinin Araplar ile sorun çıkarttığı belirtildi ve ‘Ancak ABD için daha ciddi olan konu, Kerkük için Kürtler ile Türkmenler arasındaki çekişmedir, çünkü Türkmenlerin Kürtlere karşı kullanabileceği tek kart Türkiye’dir. Ankara, Türkmenlerin bu kartı masaya koymalarına izin vermeye istekli’ görüşü savunuldu. Makalede, Türk askerlerinin, Kerkük’ün demografik yapısının değiştirilmesi konusunda defalarca Kürtleri uyardığı belirtilerek ‘Askerler, Kürtlerin Kerkük üzerinde hak taleplerini engellemek için gerekirse kuvvet gönderme planlarını gizlemiyor’ diye yazıldı.
RİSKE DEĞEBİLİR Makalede, Irak’a askeri müdahalenin diplomasi açısından Türkiye için ‘risk’ olduğu öne sürülürken de AB’den müzakere tarihini alan Ankara’nın ihtiyatlı davranacağı belirtildi. ‘Ancak Türkiye için potansiyel petrol zengini bir Kürt siyasi oluşumunun ortaya çıkmasını önlemek, riske değer olabilir. Avrupa ise, Iraklı Kürtlerin Irak’ın sınırlarının içinde tutulmasını, Türkiye’nin Irak’ın dışında tutulmasından daha önemli olarak görebilir’ yorumu yapıldı. Washington’un, Türk askeri müdahalesini bir olasılık olarak gördüğü belirtilen makalede ‘Washington, sessizce Kürtlere, Kerkük’ü kontrol altına almalarına izin verilmeyeceğini söyledi. Kuzey Irak’taki Amerikan askeri üsleri dikkat çekmeden güçlendiriliyor’ diye yazıldı. Makalenin son bölümünde şu ifadelere yer verildi: ‘Eğer Kürtler, Kerkük’ün statüsünü değiştirmeye çalışırlarsa ABD, askeri gücünü onlara yönlendirmek zorunda kalabilir. Amerika, Kerkük’ü tutmak için bir şey yapmazsa, kendisini başka bir kriz içerisinde bulabilir. Ancak bu kriz Irak ile sınırlı kalmaz.’
Yüz Elli Birinci Bölüm: 10.02.2005 tarihli haberde, ABD Başkanı George W. Bush'un Amerikan Kongresi'ne sunduğu 2006 bütçesinde, dış yardımlar kapsamında Türkiye'ye 'insan hakları ve ekonomik istikrarı destek için' 10 milyon dolar ve NATO kapsamındaki faaliyetler çerçevesinde, 'Türk silahlı Kuvvetleri'nin modernizasyonuyla, terörizme karşı savaşa desteği, Irak ve Afganistan'a yapıcı katkılarının devamı için' 25 milyon dolar ayrıldı. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bütçesinde, bunların dışında, Avrupa ve Avrasya bölgesinde, NATO müttefiklerine ve koalisyon ortaklarına destek kapsamında Avrupa ve Avrasya'ya toplam 203.4 milyon dolar fon ayrıldığı görüldü. Bu fonların en büyük kısmının Türkiye ve Polonya'ya ayrıldığı kaydedildi. Bütçede Kıbrıs için de, BM'nin Nisan 2004'teki referandum planının başarısızlığının ardından barış sürecine destek ve nihai olarak adanın birleşmesi için 20 milyon dolar ayrıldı. Bu paranın aynı zamanda, Kıbrıs Türk ekonomisi ve adanın ekonomik entegrasyonunu güçlendirecek faaliyetlerde kullanılmasına devam edileceği kaydedildi.
|