Derin Noktalar

Yüz Sekizinci Bölüm: 03.02.2005 tarihli haberde, Iraklı Kürt lider Talabani, "Türkler, Kerkük üzerinde hak iddia ederse yarın Araplar Antakya, diğer Kürtler de Diyarbakır üzerinde hak iddia eder" tehdidini savurdu.Talabani, Erdoğan'ın Kerkük'e ilişkin açıklamalarına yönelik soruları cevaplarken, “Ben Erdoğan'ı tanıyorum. İyi bir siyasetçidir. Sanırım, bu açıklamanın tercümesinde bir yanlışlık var. Bu açıklamadan hoşlanmadık" dedi. Talabani şöyle devam etti: "Bu ülkenin sınırları vardır. Bir başka ülkenin iç işlerine müdahale etmeye kimsenin hakkı yoktur. Şu unutulmamalı ki, Irak'ta Kürtler olmazsa demokrasi de olmaz. Kerkük yöresinde '4 milyon Türkmen var' deniliyordu. Oysa, seçimlerde öyle olmadığı ortaya çıktı. Kerkük'te kimse kimseyi etkilemedi. Ortaya çıkan sonuç gerçek sonuçtur. Kerkük'ün Kürdistan'a bağlanması meselesi, siyasi ittifak kurulabilmesi bakımından çok önemli.” Iraklı Kürt liderlerinden Celal Talabani, Irak devlet başkanlığı ya da başbakanlığa aday olduğunu açıkladı.. KYB lideri Talabani, Salahaddin kentinde KDP lideri Mesut Barzani ile görüştükten sonraki basın toplantısında, 'Demokratik Kürt listesinin başbakan ya da devlet başkanı adayıyım' dedi. Talabani, devlet ya da hükümet başkanlığına adaylığını resmen açıklamış oldu.

BARZANİ DE ÖZERK BÖLGE BAŞKANLIĞINA ADAY

Iraklı Kürt liderlerden Celal Talabani, Irak devlet başkanlığına ya da başbakanlığa aday olduğunu açıkladı. Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) lideri Talabani, Salahaddin kentinde Irak Kürdistan Demokrat Parti (IKDP) lideri Mesut Barzani ile görüştükten sonraki basın toplantısında, ''Demokratik Kürt listesinin başbakan ya da devlet başkanı adayıyım'' dedi. Talabani, devlet ya da hükümet başkanlığına adaylığını resmen açıklamış oldu. Talabani, ''IKDP lideri Barzani'nin de, Süleymaniye, Erbil ve Dohuk'tan oluşan özerk Kürdistan bölgesinin başkanlığına aday olduğunu'' açıkladı. ''Barzani'nin Kürt bölgesi başkanlığına adaylığını takdim ettik'' diyen Talabani, ''Barzani'nin yeğeni Neçirvan Barzani'nin de, yerel hükümeti kurmakla görevlendirileceğini'' söyledi. Talabani, Kerkük konusuna da değindiği konuşmasında, ''Kerkük'ün Kürdistan'a bağlanması meselesinin, siyasi ittifak kurulabilmesi bakımından çok önemli olacağını'' belirtti. IKYB ve IKDP, geçen pazar yapılan seçimlere ortak listeyle katılmıştı.

03.02.2005 tarihli bir başka haberde, Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) lideri Celal Talabani, önceki gün ''Kerkük'ün Kürtler ve Türkmenler arasında bir kardeşlik kenti olacağını'' açıklamıştı. Talabani, Süleymaniye'deki karargahında yaptığı açıklamada, ''Kerkük'ün Irak Kürdistanı'nın bir kenti olduğunu, pek çok belgelerle Osmanlı belgelerinin de bunu söylediğini'' kaydetti.. ''Kerkük'ün halkların ve kardeşliğin şehri olduğunu savunduklarını'' belirten Talabani, ''bunun için çalıştıklarını ve herkesin hakkını beklediğinden fazla almasını istediklerini'' söyledi ve şunları kaydetti: ''Kerkük'ün Kürtler ve Türkmenler arasındaki bir kardeşlik kenti olacağına inanıyorum. İnanıyorum ki bunu gelecek de gösterecektir. Bizim Kerkük için aldığımız model Brüksel modelidir. Demokratik ve barış ortamı bu istediğimiz modele yardımcı olacak. Biz Kürtler inanıyoruz ki; Bu coğrafyada, özellikle Kerkük'te hepimiz kardeşiz. Kerkük'te, Kürt çoğunluğun öbür azınlıklara baskı kurmasını biz de istemiyoruz. Çünkü Kerkük'te yaşayan Kürtler, Türkmenler ve Araplar barış içinde yaşadılar ve hep öyle kalacaklar.''

Talabani, ''geçici konseyde Türkmen haklarını savunduklarını ve Türkmenlerin kültürel haklarını da desteklediklerini'' belirterek, ''Türkmenlerin Irak Ulusal Meclisi'ne katılmasına ve Irak genelinde Türkmen temsilinin en üst düzeyde olmasını da desteklediklerini'' söyledi. Herkesin kendilerine inanmasını isteyen Talabani, ''Biz herkes için çalışacağız. Ayrım yapmadan'' dedi.''Seçimlere katılımın iyi olduğunu ve bazı yerlerde yüzde 90'ı geçtiğini, halkın özveriyle seçim sandıklarına gittiğine'' de değinen Talabani, ''ortaya çıkan sonucun görülmeye değer olduğunu ve katılımın beklediklerinden daha fazla olduğunu'' anlattı. ''Seçilecek milletvekillerinin en önemli görevlerinin geleceğin Irak hükümetini kurmak ve anayasayı hazırlamak olduğunu'' kaydeden Talabani, ''bütün Irak'ta yaşayan halklar için anayasanın çok önemli olduğunu'' belirtti. Talabani, ''Irak'ta yaşayan halkların aynı haklara sahip olduğunu'' ifade ederek, ''seçime katılmayan grup ve partilerin anayasayı hazırlayacak komisyonlara katılmalarını istediklerini'' kaydetti. ''Anayasadan sonra devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması için çalışmalara başlanılacağını'' söyleyen Talabani, ''seçim öncesi bazı gruplarla görüşmeler yaptıklarını, ancak bir anlaşmaya varamadıklarını, seçimden sonra, tablonun netleşmesiyle geleceğin hükümeti için görüşmeler yapacaklarını'' anlattı.

TALABANİ: 'OLAYLARIN BİTECEĞİNE İNANIYORUM'

Talabani şöyle devam etti: ''Herkesle görüşeceğiz. Biz Kürtler olarak Şiiler ve Sünniler arasında ortak payda oluşturmak istiyoruz. Hükümet kurmak için sonuç netleştikten sonra çalışmalara başlanacak ve bu görüşmeler herkesle olacak. Olumlu havada geçecek. Allavi hükümeti başarılı bir hükümet. Beklentimiz gelecek hükümetin çok güçlü bir koalisyon hükümeti olması. Bu hükümetin en önemli görevlerinden biri Irak'taki terörizmi bitirmek. Sünni bölgelerindeki terör olaylarından halk nefret ediyor. Bütün Irak terörü lanetliyor. Beklentimiz seçimden sonra, hükümet kurulduktan sonra bu olayların azalması yönünde. Yakında bu olayların biteceğine inanıyorum. Bunları bitireceğiz.''

TÜRKİYE İLE İLİŞKİLER

Talabani, ''seçimlerin çok olumlu sonuçları olacağını, Irak halkları arasındaki dayanışma ve işbirliğini güçlendireceğini'' söyledi. ''Türkiye Cumhuriyeti ile iyi ilişkileri devamlı olarak istediklerini ve desteklediklerini'' anlatan Talabani, şunları kaydetti: ''Bütün detayıyla siyasi, ekonomik ve her türlü ilişkinin gelişmesini istiyoruz. Türkiye ile ilişkilerin bütün Irak için iyi olmasını istiyoruz. Bu ilişkilerin iyi olacağına inanıyorum. Çünkü iki demokratik ülkenin ilişkileri olacak. Ortak paydalarımız, hedeflerimiz var. Biz Kürtlerin ne istediğini artık herkes anlamış bulunuyor. Saddam'a karşı çıktığımızda Kürtlerin ayrılmak istendiği söylendi. Fakat öyle değil. Biz Irak'tan ayrılmak için bir şey yapmadık. Tam tersi Irak içinde kalmak istedik. Saddam gittikten sonra herkes sandı ki Kürtler bağımsızlığı ilan edecekler. Tam tersi olarak Bağdat'a gittik. Pek çok Iraklı Kürdistan bölgesine gelip yaşamımızı yakından incelediler ve ne kadar demokratik olduğumuzu gördüler. Buradaki demokratik ortamı bütün Irak'a yaymak istediler.''

Yüz Dokuzuncu Bölüm: 03.02.2005 tarihli haberde, Irak'ın Bakü Büyükelçisi Erşad Ömer İsmail, Kerkük'ün bir Türkmen şehri olduğunu belirterek, bunu kimsenin değiştiremeyeceğini söyledi. İsmail, yaptığı açıklamada, Irak'taki seçimlerin kanlı geçtiğini ancak katılım oranının yüksek olduğunu belirtti. Iraklıları yeni parlamentoya sahip çıkmaya çağıran İsmail, 'Yeni yasalar hazırlanacak halkımız bunlara iştirak etmelidir. Din, dil gözetmeden Irak hepimiz ülkesidir' dedi. Ömer İsmail, Mesut Barzani'nin 'Kürt devleti' yaratılacağı açıklamalarının hatırlatılması üzerine de şunları söyledi: 'Saddam rejimi devrildikten sonra Irak'ı parçalamaya yönelik birçok açıklama oldu. Bunlar yanlış şeylerdir. Ben Kürtlerin Irak'ta bir devlet kuracağına inanmıyorum. Kerkük Türkmen şehridir. Kimse değiştiremez' diye konuştu.

Yüz Onuncu Bölüm: 03.02.2005 tarihli haberde, Hollanda'da çeşitli suç olaylarına karıştıkları ve terör örgütü PKK için zorla para topladıkları gerekçesiyle gözaltına alınan iki sanıktan biri serbest bırakıldı. Sanıklar, tehdit ve suç örgütüne üye olmakla suçlanıyor. Savcılığa göre, PKK'lı sanıklar, örgüte parasal destek sağlamak amacıyla bir fon oluşturulması yönünde faaliyet gösterdi, fona uyuşturucu ticareti yoluyla para aktardı, Kürt kökenli işadamlarından para topladı. Toplanan paraların da, PKK'nın Türkiye'deki terör eylemlerinin finansmanında ve Hollanda'daki Kürt Kültür Merkezleri aracılığıyla teröristlerin masraflarının karşılanmasında kullanıldığı belirtildi.

Yüz On Birinci Bölüm: 03.02.2005 tarihli haberde, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İller Bankası Sosyal Yardımlaşma ve Emeklilik Vakfı tarafından bastırılan 2005 yılı ajandası ile ilgili soruşturma başlattı. Başsavcılık, ajanda da bir firmaya ait tanıtım sayfasında, 'sözde Kürdistan ve Anadolu'nun bir kısmını kapsar şekilde Ermenistan haritasının' yer aldığına ilişkin haberleri ihbar kabul ederek, soruşturma başlattı. Konuyla ilgili olarak Basın Savcısı Hamza Uçar görevlendirildi. İller Bankası Mensupları Sosyal Yardımlaşma ve Emeklilik Vakfı'nın 2005 yılı ajandasına alınan bir reklamda yer alan ve Türkiye topraklarının bir bölümünü Kürdistan, bir bölümünü de Ermenistan olarak gösteren haritayla ilgili soruşturma sürerken, ajandanın basım işini Çevre Bakanı Osman Pepe'nin kardeşinin sahibi olduğu şirketin yaptığı iddia edildi. Reklamı veren şirket yetkilileri ise, "Biz sadece ilanı verdik, düzenlemesine karışmadık" diyerek, yayımlanmasından vakfın sorumlu olduğunu öne sürdü.

Yüz On İkinci Bölüm: 03.02.2005 tarihli haberde, ABD Başkanı, "terörist" diye nitelediği İran ve Suriye'yi açıkça hedef alarak, "Mısır ve Suudi Arabistan da demokrasiye geçsin" dedi. ABD kongresinde yaptığı konuşmasının büyük bölümünde İran ve Suriye'ye yüklenen Bush şunları söyledi: “Ortadoğu'da barışı desteklemek için, teröristleri barındıran ve kitle imha silahı arayışındaki ülkelerin karşısına çıkmalıyız. Suriye halen topraklarını ve Lübnan'ın bazı bölümlerini, barışı yok etme arayışındaki teröristlere kullandırıyor. İran, teröre devlet desteği sağlıyor. Halkını özgürlükten mahrum ederken, nükleer silah arayışını sürdürüyor. Avrupalı müttefiklerimizle, İran rejiminin uranyum zenginleştirme ve plütonyumun işlenmesi sürecini, teröre desteğini kesmesini sağlamaya çalışıyoruz.” ABD Başkanı Bush, İran halkına da seslenerek şöyle dedi: “Kendi özgürlüğünüz için ayağa kalktığınızda Amerika sizin yanınızda olacak. Özgürlüklerin özellikle Ortadoğu'da ilerletilmesine yönelik sözümüz şimdi Irak'ta test edildi ve onaylandı. Bu ülke, terörizmle savaşta hayati bir cephe, bu yüzden teröristler orayı seçti.

Askerlerimiz Irak'ta teröristlerle savaşıyor ki, bu sayede onlarla kendi evimizde yüzleşmek zorunda kalmayalım. Irak'ta özgürlüğün zaferi, terörizme karşı savaşta yeni bir müttefiki güçlendirecek, Şam ve Tahran'daki demokratik reformculara esin verecek ve zorlu bir bölgeye umut ve gelişmeyi getirecek. Böylece çocuklarımızın ve torunlarımızın hayatından korkunç bir tehdit kaldırılacak. Başarılı olacağız çünkü Irak halkı, geçen Pazar bütün dünyaya gösterdiği gibi kendi özgürlüğüne değer veriyor.” ABD Başkanı, Irak'tan Amerikan askerlerinin çekilmesiyle ilgili takvim açıklamayacaklarını da vurguladı. Bush, “Irak'tan ayrılmak için suni bir takvim açıklamayacağız, çünkü bu teröristleri güçlendirecek ve bizim çıkmamızı bekleyebileceklerine inandıracak” dedi. Irak'ta demokratik, bütün halkları temsil eden, komşularıyla barış içinde ve kendisini savunabilen bir ülkenin olmasının ABD'nin temel hedefi olduğunu vurgulayan Bush, “bu sonuçlar elde edildiğinde Irak'ta hizmet veren adamlarımız hak ettikleri onurla eve dönecek” diye konuştu. Bush, konuşmasında ayrıca Mısır'a da demokrasi çağrısında bulunarak, “Ortadoğu barışında yol gösteren büyük ve gururlu Mısır milleti şimdi Ortadoğu'da demokrasi için yol gösterebilir” dedi.

Geniş Ortadoğu'da barış ve istikrarı geliştirmek için ABD'nin bölgede dostlarıyla birlikte ortak terör tehdidine karşı savaşacağını ve daha yüksek bir özgürlük standardını cesaretlendireceğini belirten Bush, Fas, Ürdün ve Bahreyn'de reformların başladığını, Suudi Arabistan hükümetinin de bölgede kendi halkının geleceğini belirlemedeki rolünü artırarak liderliğini sergileyebileceğini kaydetti. ABD Başkanı, “korkusuz yaşamanın” önemini vurgulayarak, terörizme karşı savaşta Amerikan ordusunu desteklemeyi ve ihtiyaç duyduğu donanımı sağlamayı bir görev bildiğini anlattı. Bush, “gelecek 4 yılda yönetimim bizim zamanımızın tehlikelerini yenecek koalisyonlar kurmayı sürdürecek. Uzun dönemde aradığımız barış, sadece radikalizm ve cinayet ideolojilerini besleyen koşulları ortadan kaldırmakla kazanılabilir. Diktatörlük ve terörün yükselişini durdurmaya ve nefreti umutla değiştirmeye yetecek en güçlü yegane yol, insan özgürlüğünün gücüdür” dedi.

ABD'nin, kendi yönetim şeklini başkalarına zorla kabul ettirme amacı taşımadığını belirten Bush, ancak baskıcı rejimlerin, dünyada "baskı imparatorluğu” kurmaya çalıştığını savundu. Yan yana barış içinde yaşayan İsrail ve Filistin'in iki demokratik devlet olması amacına ulaşılabileceğini ifade eden Bush, ABD'nin, bu amacın kazanılmasına yardım edeceğini kaydetti. Bush, Filistinlilere 350 milyon dolar yardım yapılacağını da söyledi. “Birliğin Durumu” konuşması, ABD'nin iki büyük partisi olan Demokrat Parti ve Cumhuriyetçi Parti arasındaki keskin bölünmüşlüğü de sergiledi. Bush, sosyal güvenlik, hakim atamaları, vergi politikası gibi konularda konuşurken, salonun sol tarafında oturan Demokrat Partililerin alkışlamadığı ve yerinde oturduğu görüldü. Bush'un konuşmasına, kabinenin diğer bakanlarıyla yeni Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da katıldı. Rice, konuşmanın tamamlanmasının ardından bugün başlayacak Avrupa ve İsrail ziyareti için yola çıktı. ABD Başkanı'nın eşi Laura Bush'un, Afganistan seçiminde oy kullanan Afganlı bir kadını bir yanına, Irak seçiminde oy kullanan Iraklı bir kadını ise diğer yanına oturttuğu görüldü.

ABD Başkanı Bush konuşmasında, özgürlüklerin ilerletilmesi yönünde ABD'nin çabalarından bahsederken Afganistan ve Irak seçimlerinin yanı sıra, Filistin ve Ukrayna seçimlerini de saydı. ABD Başkanı konuşmasının konusunu teşkil eden “birliğin durumunun” ise, “güçlü ve güvenli” olduğunu söyledi. Başkan Bush konuşmasında, gençlerin çetelere katılmasını engelleyecek ve genç erkeklere, şiddetten uzak durmayı, kadınlara saygılı davranmayı gösterecek kuruluşlara yardım edilmesine yönelik 3 yıllık bir girişim başlattığını da açıkladı. ABD Başkanı, bu girişimin başına da eşi Laura Bush'u getirdiğini bildirdi. 03.02.2005 tarihli bir başka haberde, Suriye, ABD Başkanı George Bush'un terörü destekledikleri şeklindeki suçlamasının yanlış ve asılsız olduğunu açıkladı. Suriye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Buşra Kanafani, yaptığı açıklamada, Bush'un suçlamalarının yanlış bilgilere dayandığını belirtti ve 'barışı desteklemedeki konumumuz açıktır' dedi. Kanafani, Irak'la bir güvenlik anlaşması yapmayı istediklerini, ancak geçici Irak hükümetinin bu anlaşmayı imzalamak için bir yetkili göndermediğini kaydetti. ABD Başkanı Bush, ABD'yi daha güvenli yapacağını söylemiş ve İran ile Suriye'yi uyarmıştı. Bush, 'Suriye hükümetinden teröre verdiği tüm desteği kesmesini ve özgürlüğe kapı açmasını bekliyoruz' demişti.

Yüz On Üçüncü Bölüm: 29.12.2004 tarihli haberde, İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, 2004 yılında cezaevlerinde yaşanan sağlık sorunlarına ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. İHD İzmir Şube Başkanı Mustafa Rollas, dernek binasında yaptığı açıklamada 2004 yılı içinde cezaevlerinde yaşanan sağlık sorunlarına ilişkin İHD ye yapılan başvuruları açıkladı. 2004 yılında cezaevlerinde yaşanan sorunlara dair bir rapor hazırladıklarını ifade eden Rollas, derneğe aktarılan sorunların en başında tedavinin aksatılmasının geldiğini belirterek, cezaevi idaresinin ve doktorların şikayet konusu olduğunu söyledi. Cezaevi koşullarının sağlık sorunlarının oluşmasında büyük pay sahibi olduğunu kaydeden Av. Rollas, "Yemeklerin bozuk olması, kalınan koşulların sağlıksızlığı sıkça dile getirilen sorunlar arasında yer aldı. F Tipi cezaevlerinden gelen yakınmalar koşulların en ağır yerler olduğunu ortaya koymaktadır" dedi.

17 Aralık Zirvesi öncesinde AB'ye uyum adı altında bir dizi değişikliğin yapıldığını hatırlatan Rollas, Ceza İnfaz Yasası'nda geçen maddelere ilişkin kaygılarının olduğunu dile getirdi. Bu yasaya göre hükümlülerin 'hasta' olarak görüldüğünü dile getiren Rollas, "Yasada tutuklu ve hükümlüler iyileştirilmesi gereken hastalar olarak görülmektedir. Ancak burada bahsedilen iyileştirme tıp bilimi açısından hastalıkların iyileştirilmesi olmayıp, en temelde düşüncelerin iyileştirilmesidir" şeklinde konuştu. Cezaevlerinin yıllardır Türkiye'nin kanayan yarası olduğunu vurgulayan Rollas, çeşitli dönemlerde yapılan operasyonlarla kanayan yaranın sürekli azdırıldığını söyledi. Bu bölümle ilgili olarak, İnsan Hakları denen sözde derneklerin malumunuz ülkemiz Türkiye’de kimlerin haklarını savundukları ve hangi siyasi düşünceleri destekleyerek onlara masum insan süsü verdirerek suçsuz göstermeye çalıştıkları apaçık ortadadır. Hatırlarsanız zamanında İnsan Hakları Derneği başkanı Akın Birdal liderliğindeki sözde dernek takımı her öldürülen yasadışı sol terör örgütlerinin militanlarının cenaze törenlerine ve evlerine taziye ziyaretlerinde bulunurlardı.

Fakat aynı dernek takımı hiçbir zaman şehit edilen Mehmetçiklerimizin, polislerimizin, öğretmenlerimizin, memurlarımızın cenaze törenlerine veya ailelerine taziye ziyaretinde bulunma zahmetine bile katlanmazlardı.Sonra da basının karşısına geçip bizler barıştan yanayız ve bunun için mücadele ediyoruz diye de demeçler verirlerdi.Şimdi söyleyin hangi İnsan Haklarından söz etmemiz gerekiyor.Dernek takımının desteklediği, her fırsatta arka çıktığı vatan haini örgüt militanlarının haklarından mı yoksa şehitlerimizin yani bu kutsal vatanı savunan, bekçilik eden insanlarımızdan mı?Ayrıca burada şunu da eklemek gayet yerinde olacaktır ki bu sözde dernek takımlarına TBMM’de ki bazı siyasilerimizde desteklemektedirler ve onların faaliyetlerine de kendi nüfuzlarını kullanarak devletin memurlarına engel olmaktadırlar.

Yüz On Dördüncü Bölüm: 28.01.2005 tarihli haberde, Kürt siyasetçi Remzi Kartal’ın serbest bırakılması talebiyle Almanya’da protesto gösterileri düzenlendi. Almanya’nın başkenti Berlin, DÜsseldorf ve Hamburg kentlerinde bugün eylem yapan Kürtler KONGRA-GEL Başkan Yardımcısı Kartal’ın serbest bırakılmasını istedi. Yoğun güvenlik önlemlerinin dikkat çektiği eylemlerden Hamburg’da polis halka saldırdı, iki kişi gözaltına alındı.Almanya’nın Düsseldorf kentinde Kartal’ın serbest bırakılması talebiyle bir miting düzenlendi. Düsseldorf Eyalet Parlamentosu önünde düzenlenen mitinge aralarında aydın, siyasetçi ve yazarların da bulunduğu yüzlerce kişi katıldı. Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) tarafından “Remzi Kartal’a Özgürlük” sloganıyla organize edilen mitinge Kuzey Ren Vestfalya eyaletinden katılım oldu. Düsseldof ve çevresinde yaşayan Kürdistanların Eyalet Parlamentosu önünde yaptığı mitingde, Kartal’ın acilen serbest bırakılması istendi. Yoğun güvenlik önlemlerinin dikkat çektiği eylemde, “Kürtler Barış İstiyor ya Siz”, “Remzi Kartal’a Özgürlük”, “Nerede Kaldı Adalet”, “Kürtler Üzerindeki Kriminilizasyona Son” yazılı pankartlar dikkat çekti. Mitingde sık sık “Remzi Kartal’a Özgürlük”, “Biji Serok Apo”, “Savaşta da Barışta da Seninleyiz Öcalan” sloganları atıldı.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterlerinin de dikkat çektiği eylemde, Kartal’ın serbast bırakılması talebini içeren bildiriler dağıtıldı. YEK-KOM Başkanı Mehmet Demir, parlamento önünde yaptığı konuşmada, “Kürtlere yönelik her türlü yönelime karşı cevabımızı açık ve net belirteceğiz” diyerek tepkisini dile getiren Demir sözlerine şöyle devam etti: “Bizler her zaman söyledik. Barış, demokrasi insan hak ve özgürlükleri için bu güne kadar olduğu gibi bundan sonrada mücadelemizi devam ettireceğiz. Barış sadece efendiler için değil, başta mazlum Kürdistan halkı içindir. Almanya ve Türk devleti bir takım mutabakatlara varmış olabilirler. Ama bizim olmadığımız hiç bir mutabakat, hiç bir belge bizi bağlamaz.” Kürt halkını kriminalize çabalarından vazgeçilmesini isteyen Demir, “Kürdistan halkı bütün güçleriyle dimdik ayakta, ne kendi içerisinde ki ihanete ne de dışarıda dayatılan hiç bir teslimiyete boyun eğmeyecektir” dedi. Ardından YEK-KOM yöneticilerinden Ayten Kaplan miting alanına gelen Alman Yeşiller milletvekili Johannes Rommel Moll ile görüşerek, Remzi Kartal’ın serbest bırakılması talebiyle, Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve uygulamaları, KONGRA GEL temsilcileri ve Kartal'ın avukatının açıklamalarının yer aldığı bir dosya sundu. Kaplan Moll ile görüşmesinde, Avrupa'nın AB'ye almak istediği bir Türkiye'nin bu uygulamalarına destek vermesinin yanlış olduğunu ifade etti. Alman parlamenter Johannnes Rommel Moll ise dosyayı gerekli yerlere ileteceği sözünü verdi.

Bu arada Başta Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) üyeleri Cemil Gültekin, Rıza Erdoğan, Gazeteci Maşallah Öztürk ve Kürt Kültür Akademisi sanatçıları Rotinda Yetkiner, Beser Şahin, Ozan Serhat, Ozan Kawa, Cevat Merwani’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda aydın, siyasetçi, yazar ve kurum temsilcisi katıldı. Miting kitlenin Kürtçe türkü ve sloganlar eşliğinde çektiği halaylarla devam etti. Almanya’nın başkenti Berlin’de ise İçişleri Bakanlığı önünde bir araya gelen Kürtler, KONGRA-GEL Başkan Yardımcısı Remzi Kartal’ın serbest bırakılmasını istedi. YEK-KOM tarafından hazırlanan basın açıklanmasının okunduğu eylemde, Türk devletinin Kürtlere yönelik inkar ve imha siyasetine ortak olunmaması çağrısı yapıldı. Türkiye Meclisi’ne milletvekili olarak seçilen Kartal’ın baskılardan ötürü Avrupa’ya çıkmak zorunda kaldığı hatırlatılarak, Kürtlerin hak ve özgürlüğü için mücadele eden Kartal’ın bir an evvel serbest bırakılması istendi. YEK-KOM temsilcisi Nabi Barut, İçişleri Bakanlığı yetkilileriyle görüşerek, Kartal’ın serbest bırakılması talebini içeren bir dosya sundu. Görüşme sırasında mitinge devam eden Kürtler sık sık “Remzi Kartal’a Özgürlük” yönünde slogan attı.

Yüz On Beşinci Bölüm: 31.01.2005 tarihli haberde, Irak seçiminin ardından Beyaz Saray'da televizyonlardan canlı yayınlanan bir açıklama yapan Bush, ''bugün Irak halkı dünyaya konuştu. Irak bütün dünyaya, Ortadoğu'dan yükselen özgürlüğün sesini duyurdu'' dedi.Iraklıların, demokrasi konusundaki kararlılıklarını sergilediğini ve teröristlerin demokrasi karşıtı ideolojilerini şiddetle reddettiğini belirten ABD Başkanı, "Iraklılar, kendi kendini yönetmenin temeli olan cesareti gösterdi" diye konuştu.

Annan: "Gelecek süreçte de yardıma hazırız" BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Iraklılara seçimden sonraki süreçte de yardıma hazır olduklarını söyledi. Afrika Birliği zirvesi için Nijerya'nın başkenti Abuja'da bulunan Annan, açıklamasında, seçimin başarısının, geçiş sürecinin başarılı olacağının işareti olduğunu söyledi. Annan, bütün taraflar için uzlaşma zamanının geldiğini belirterek,Iraklı birçok siyasi liderin, anayasanın hazırlanması sürecine dahil olacaklarını ya da başkalarının buna dahil olmasını sağlayacaklarını açıklamış olmasının, kendisini cesaretlendirdiğini kaydetti.

Rice: "Beklenenden iyi bir seçim" Condoleezza Rice, Irak'ta sandıkların kapanmasından kısa süre önceki açıklamasında, ''seçimler şu ana kadar beklenenden çok daha iyi'' demişti. Rice, ABD güçlerinin Irak'ı ne zaman terk edeceği konusunda bir şey söylemezken, Irak'ın seçimle işbaşına gelecek yeni hükümetiyle, ülkenin güvenlik ihtiyaçlarını görüşeceklerini kaydetti.

Blair: ''Irak'taki seçimler terörizme bir darbedir'' İngiltere Başbakanı Tony Blair ise Irak'taki tarihi seçimlerin, tüm dünyada terörizme bir darbe olduğunu belirtti. Blair, ''seçimler, yalnız Irak'ta değil, İngiltere ve dünyadaki diğer ülkelerde, yok etmekle tehdit eden küresel terörizmin kalbine doğrudan bir darbedir'' dedi.

NATO’dan kutlama ve destek sözü NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, Irak halkını bugün yapılan tarihi seçimlere katılarak gösterdikleri cesaretten dolayı kutladı ve ittifakın Iraklı yetkililer için desteğini artıracağını bildirdi. NATO'nun, Iraklı üst düzey askerleri eğitmek ve yeni Irak birliklerine malzeme desteği için uluslararası yardımları koordine etmek için Bağdat'ta 100 kişilik askeri personeli bulunuyor.

Fransa: “Seçimler yalnızca ABD için başarı değil Fransa, Irak'taki tarihi seçimlerde şiddete rağmen cesurca oy kullanmalarından dolayı Irak halkını kutladı. Hükümet sözcüsü Jean-François Cope, Europe 1 radyosuna yaptığı açıklamada, ''bu süreç başarılı olduğu takdirde bunun öncelikle, zorluklara ve şiddete rağmen dışarı çıkıp oy kullanan Irak halkı için büyük bir zafer olacağını'' bildirdi. Seçimlere katılımın ve seçimlerin, yalnızca ABD için değil uluslararası toplum için bir başarı olduğunu belirten sözcü, katılım oranının yüksekliği teyit edildiği zaman bunun iyi haber olacağını söyledi.

İtalya, seçimin yapılmasından memnun İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, Irak'taki seçimlerle ilgili yaptığı açıklamada, ''bugün bizim. Iraklılar bugün seçimlerle, terörizmi yenme ve özgürlük ile demokrasiyi elde etme arzusunu teyit etti'' dedi. İtalya Başbakanı, Irak'ta yalnız kendi birliklerinin değil tüm birliklerin gösterdiği güvenlik çabalarını da övdü.

Solana da Iraklıları kutladı AB Ortak Savunma ve Dış Politika Yüksek Temsilcisi Javier Solana da Iraklıları, seçimlerdeki cesaret ve kararlılıkları nedeniyle kutladı. Solana, seçimlerin Irak için ileriye doğru atılmış önemli bir adım olduğunu belirterek, birçok zorluğa rağmen seçimlerin demokratik, özgür ve barışçı bir Irak'a geçiş sürecine işaret ettiğine dikkat çekti.

Kerry: "Seçimin meşruiyeti tartışmalı" Kasım ayındaki ABD başkanlık seçiminde Bush'a karşı kaybeden Demokrat Parti Massachussetts Senatörü John Kerry ise, ''ülkenin büyük bir kısmı oy kullanamazken, bu seçimlerin meşru olduğunu söylemek çok zor'' dedi. Bush yönetiminin gelecek birkaç gün içinde yapacaklarının, Irak'ta neyin ortaya çıkacağını göstereceğini belirten Kerry, ''bu belki de Bush için, yanlışlarını düzeltme yönünde son şans'' diye konuştu. Uluslararası Seçim Grubu: ''Irak seçimleri, standartlara uyuyor'' Irak'taki genel ve yerel seçimleri izleyen uluslararası seçim grubu, seçimlerin genelde uluslararası standartlara uyduğunu bildirdi. Grubun başkanı yaptığı açıklamada, ''Irak halkının nereden geldiği göz önüne alındığı takdirde başlangıç noktası olarak seçimlerin çok iyi bir süreç olduğunu'' söyledi.

Bu bölümle ilgili olarak, Burada sorulması gereken soru acaba hangi Irak’a ileri de yardım etmeyi düşünüyorlar?Ayrıca seçimlerin hangi terörizme darbe olduğunu da soruya eklemek gerektiği düşüncesiyle bu açıklamaların hiçbir somut dayanağı yoktur ve aksine verilen demeçler dünyaya bir mesaj niteliğini taşımaktadır.O mesajda, dünyanın artık ABD ve İsrail’in hakim kontrolü altına gireceğine dünyanın da bu kontrole kendilerini alıştırmalarını salık vermektedirler.Burada ki mesajın zaman sürecini yine ABD ve İsrail’in belirleyeceği yol haritasının hangi ülkelerin sınırlarından geçeceğini yüzeysel olarak söylemlerle vermelerine istinaden tek sorunun belirlenen bu yol haritasının nerede son bulacağı yani varış kısmının nerede olduğunu belirtmemektedirler. Fakat bizler yani Türk Milleti buna ağzımızı açıp bakacakmıyız yoksa devlet olmanın gereğini mi yapacağız.Bunu başımıza geçen siyasiler belirleyecek.Şunu da bilmeliyiz ki devletimizi yönetenleri bizler yani Türk Milleti seçiyoruz.Mesajı almış olmanızı dilerim.

Yüz On Altıncı Bölüm: 03.02.2005 tarihli haberde, Eski BM Genel Sekreteri Butros Gali, su kaynakları için rekabetin Afrika ve Ortadoğu'da savaşların fitilini ateşleyebileceğini savundu. En büyük tehlikenin Nil Delta'sında bulunduğunu, bölge ülkeleri arasında su nedeniyle askeri çatışmanın neredeyse kaçınılmaz olduğunu söyleyen Gali, "İleride kurulacak bağımsız bir Filistin devleti, su kaynakları İsrail'in elinde bulunduğu sürece yaşayamaz" dedi. Nil Nehri'nin Beyaz Nil ve Mavi Nil adlı kolları üzerinde bulunan ülkeler de sudan daha fazla pay talep etmeye başladı. Etiyopya'daki Tana Gölü Mavi Nil'in kaynağı. Ancak Mısır'ın dışındaki ülkeler, nehirden hiçbir şekilde faydalanamıyor. Etiyopya'daki kuraklık nedeniyle, milyonlarca insan yaşamak için gıdaya muhtaç. Kenya ve Tanzanya da, Nil'den daha fazla pay talep eden ülkeler arasında. Daha önce Mısır Dışişleri Bakanlığı da yapmış olan Butros Butros Gali, Mısırlıların, sorunun çözülmemesi durumunda, ileride karşılaşabileceklerinin farkında olmadıklarını söylüyor. Su paylaşımı, sadece Nil Deltası'nın değil, Orta Doğu'nun da büyük bir sorunu. Butros Butros Gali, daha önce de, su sorununun Orta Doğu'yu savaşa sürükleyebileceği uyarısı yapmıştı.

Yüz On Yedinci Bölüm: 03.02.2005 tarihli haberde, IRAK seçimlerinin ardından ülkeyi yeni sürece taşıyacak geçiş hükümeti için Şiiler, Kürtler ve Sünniler arasında yapılan pazarlıklar hız kazandı. Irak Hükümeti’nin üçlü bir koalisyondan oluşması bekleniyor. Şiiler’in ağırlık kazanacağı hükümette, Kürt gruplar ve Başbakan İyad Allavi’nin liderliğini yürüttüğü “Irak Listesi Partisi”nin koalisyon yapma ihtimalinin güçlü olduğu ifade ediliyor. Seçimlerin ardından rol paylaşımı tartışılırken, Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari’nin görevinde kalması bekleniyor. Allavi’nin Başbakanlık görevini sürdüreceği öne sürülürken, Devlet Başkanlığı görevinin ise IKYB Lideri Celal Talabani’ye verilmesi ihtimalinin güçlendiği kaydediliyor.

Şiiler’in, Kürt gruplara, “Başbakanın Şii olması halinde, Devlet Başkanlığı’na bir Kürt’ün getirilmesi” önerini ilettiği öğrenildi. Şii kaynaklar, “Devlet Başkanı’nın yetkilerinin sınırlı olması ve sembolik bir anlam taşıması” nedeniyle Talabani’ye bu önerinin sunulduğunu kaydediyor. Şiiler’in önemli isimlerinden Abdülaziz El Hekim, İbrahim Caferi ve Hüseyin El Şehristani’nin de Petrol, Savunma ve Maliye gibi önemli bakanlıklara getirilmesi düşünülüyor. Ankara’daki diplomatik kaynaklar, Talabani’nin Başkanlık görevini alması ihtimalini, “Bağımsız bir yönetim için heveslerini kesecek” bir gelişme olarak değerlendiriyorlar.

Boykot hazırlığı Seçimleri boykot eden ve ülke nüfusunun yüzde 20’sini oluşturan Sünnileri ise Devlet Başkanı Gazi El Yaver ya da eski Dışişleri Bakanı Adnan Paçacı’nın temsil etmesi bekleniyor. Paçacı’nın ismi, Kurucu Meclis Başkanlığı için geçiyor. Seçimlerin ardından belirlenecek olan Ulusal Meclis, simgesel nitelikteki Devlet Başkanı ile 2 yardımcısını seçecek. Devlet Başkanı da, Başbakan ve hükümeti belirleyecek. 11 ay görev yapacak olan Meclis, daimi Anayasa’yı hazırlayacak. Anayasa, ekimde halkın onayına sunulacak. Anayasa onaylanırsa, daimi bir hükümetin kurulması için aralıkta seçime gidilecek. Ancak, referandum oylanması sırasında Sünnilerin boykot etme ihtimali, ABD ve diğerlerinin ortak endişesini oluşturuyor.

Sünniler’e yarayacak Kürtler tarafından Geçici İdari Yasa’ya emniyet sübabı olarak “veto hakkı” için eklettirilen 61. Madde’nin, önümüzdeki süreçte direnişçi Sünnilerin işine yarayabileceği belirtiliyor. Kürtler, bu maddeye dayanarak, Kerkük’ün statüsünün kendi çıkarları doğrultusunda teminat altına alınmadığı takdirde, Anayasa’yı referandumda veto etmeyi planlamıştı.

Türkmenler’den itiraz Oy sayımı işlemi devam ederken Irak Türkmen Cephesi, Irak Bağımsız Seçim Komisyonu’na itiraz başvurusunda bulundu. El-Kudüs El-Arabi gazetesinde yayınlanan itirazında Irak Türkmen Cephesi; Kerkük, Musul, Selahaddin ve Erbil’deki seçimlerde usulsüzlük yapıldığını ve Kürtlerin oy kullanabilmesi için yasal olmadığı halde 8 oy verme merkezinin kurulduğunu belirtti. Iraklı yetkililer de bu iddaları doğruladı. Bağımsız seçim komisyonu, çoğunluğu Sünni, onbinlerce seçmenin, Bağdat, Basra ve Necef’te, oy pusulalarıyla oy verme merkezlerinin yeterli olmaması nedeniyle oy kullanamadığını açıkladı. Komisyon, şikayetlerin ele alınması için üç avukattan oluşan bir komitenin oluşturulacağını bildirdi.

Yüz On Sekizinci Bölüm: 03.02.2005 tarihli haberde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, gözaltında kötü muameleye tabii tutmak suçundan Türkiye aleyhine açılan iki ayrı davayı karara bağladı. Verilen ceza 137 bin Euro... Lazgin Biyan isimli vatandaşın açtığı davada, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin kötü muamele ve işkencenin yasaklanmasıyla ilgili 3. ve adil yargılanma hakkının ihlaliyle ilgili 6. maddesinin ihlal edildiği görüşüne varan AİHM, Türkiye'nin mahkeme masrafları dahil 12 bin euro maddi tazminat ödemesini kararlaştırdı. Aydın cezaevinde bulunduğu belirtilen Biyan, 2000 yılında açtığı davada, bölücü terör örgütü üyesi suçlamasıyla 1997 yılında polis tarafından gözaltına alındığında kendisine elektrikle şok verildiğini ileri sürmüştü.

ORTAK BAŞVURU AİHM, Zülcihan Şahin isimli vatandaşın 9 arkadaşıyla açtığı davada ise Türkiye'nin AİHM'nin kötü muamele ve işkencenin yasaklanmasıyla ilgili 3. maddesini ve etkin başvuru hakkının kullanım hakkıyla ilgili 13. maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Kararı gereği Türkiye, şikayet başvurusunda bulunanlara toplam 125 bin euro maddi tazminat ödeyecek.Yasadışı sol bir örgüte üye oldukları gerekçesiyle 1997 yılında gözaltına alınan başvuru sahipleri, polis tarafından kötü muameleye tabi tutulduklarını ileri sürmüşlerdi.

Yüz On Dokuzuncu Bölüm: 04.02.2005 tarihli haberde, Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) lideri Mesud Barzani, Türkiye'nin Kuzey Irak'a askeri müdahalede bulunmasının felakete yol açacağını söyledi. Türkiye'nin bölgedeki gelişmelerle ilgili tavrını, 'Irak'ın iç işlerine karışmak' olarak niteleyen Barzani, "Türkiye'nin böyle bir hakkı yok" dedi. Kürt lider, "Çok açık ve net olarak resmi konumumuz belli. Eğer 'bağımsızlıktan bahsetmemeniz gerekiyor' denirse bu tartışılabilir" diye konuştu. Saddam'ın devrilmesinden sonra Türkmenleri kendilerinin koruduğunu iddia eden Barzani, "Türkiye iç işlerimize karışmasın. Bunun sonuçları felaket olur" ifadesini kullandı.

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com