Derin Noktalar

Altı Yüz Altmışıncı Bölüm: 01.11.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan Barkın IŞIK’ın “Türkiye 120 Savaş Uçağı Almak İstiyor” başlıklı haberinde, Türkiye, 120 savaş uçağı almak için ilgili firmalara 'çağrı' yaptı. 5 milyar dolar tutan alımlar, İngiltere, ABD ve İtalya'nın yer aldığı "JSF / Müşterek Savaş Uçağı" projesine alternatif arayışı olarak yorumlandı. Türkiye, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na 120 uçak alınması için "Bilgiye Çağrı Dokümanı" yayımladı. Üretici firmalarca 20 Ocak'a kadar yanıtlanması istenen doküman, Eurofighter Typhoon için Alenia Aeronautica'ya, F - 16 için Lockheed Martin'e, F - 15 ve F - 18 savaş uçakları için de Boeing'e gönderildi. Türkiye'nin çağrısı ABD, İngiltere ve İtalya'nın da yer aldığı Joint Strike Fighter (JSF / Müşterek Savaş Uçağı) projesine alternatif arayışı olarak değerlendiriliyor

Uçuşlarını F - 16'lar ve modernize edilen F - 4'lerle sürdüren Hava Kuvvetleri'nde dikkatler, yeni nesil savaş uçaklarına yoğunlaştı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın 24 Ekim'de yayımladığı dokümana göre, tahminen 5 milyar dolar bedelli proje kapsamında alınacak savaş uçaklarının teslimatı ise 2013'te başlayacak. Türkiye, 2002'de attığı imzayla ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Norveç, Danimarka, Kanada ve Avustralya'nın yer aldığı JSF projesine katılmıştı. Projeyle Hava Kuvvetleri için de 100'e yakın uçak üretilmesi planlanıyor. 2005 sonunda imzalanacak mutabakat muhtırasıyla projenin maliyeti ortaya çıkacak. ABD, muhtırada katılımcı ülkelerden "geleceğin savaş uçağı için JSF'yi seçtim" taahhüdü istiyor. Katılımcı ülkelerin satın alacakları uçak sayısını da 2010'da bildirmeleri planlanıyor.

Bu projede Türkiye'nin, yerli katkı payı ve teknoloji transferiyle ilgili beklentilerinin karşılanmaması durumunda diğer seçeneklere yönelmesi bekleniyor. İtalya, İngiltere, Almanya ve İspanya konsorsiyumunun ürettiği Eurofighter Typhoon da 26 - 29 Ekim tarihlerinde Türk basın mensuplarına tanıtıldı. İtalyan Alenia Aeronautica firmasının CEO'su Giovanni Bertolone, uçağın Torino'daki üretim tesislerini tanıtırken Türkiye'ye diğer 4 ortakla aynı hak ve yetkilere sahip olabilecek şekilde, "tam ortaklık" teklifinde bulunduklarını açıkladı. Türkiye'nin Eurofighter'ın tüm kaynak kodlarına tam erişim imkânı olacağını belirten Bertolone, "Konsorsiyum, Türkiye'nin en uygun 5. ortak olduğuna inanıyor. Biz ortaklık sürecimizi, AB üyelik sürecinden bağımsız olarak ilerletmek istiyoruz, çünkü aramızdaki işbirliğinin çok daha ileri noktada olduğuna inanıyoruz" dedi. F-16 Fighting Falcon (Savaşan Şahin) projesinin 1985'te hayata geçmesi, Türkiye'ye 240 F - 16'nın yanı sıra kendi tasarımlarını yapan, dünya devleri Boeing ve Airbus'a parça üreten Tusaş Havacılık ve Uzay Sanayii'ni (TAI) kazandırmıştı.

Altı Yüz Altmış Birinci Bölüm: 03.11.2005 tarihli AÇIKİSTİHBARAT web sitesinde çıkan NETPANO kaynaklı “Türkiye’nin Etrafı ABD Üsleri İle Sarılıyor!” başlıklı bir haberde, Türkiye'nin etrafı ABD üsleri ile sarılmaya devam ediyor. Dünyanın en büyük ABD Elçiliği Ermenistan'da bitirildi. Ardından Makedonya ABD üssü yapıldı.Romanya ile Askeri üs antlaşması yapıldı.Şimdide Bulgaristan ile üs antlaşması yapılırken. Sormak gerekiyor. Bu üslerin hedefi ne ? ABD ordusu, yeniden yapılandırma planları çerçevesinde Doğu Avrupa’da askeri yapısını değiştiriyor. Bulgaristan ve Romanya’daki ABD askeri üslerinde, gelecek yıldan itibaren 5 bin asker konuşlandırılacak. Bulgaristan’ın ABD Büyükelçisi Yardımcısı, Savunma Bakanlığı’nın Doğu Avrupa’da yeni ve esnek yapılı üsler kurma planının bir parçası olarak, ABD askerlerinin konuşlandırılmasına karar verildiğini açıkladı. 5 bin askerin 2700’ü Bulgaristan’da, geri kalanıysa Romanya’da konuşlandırılacak. Bu üslere yerleştirilen askerlerin belirli aralıklarla değiştirileceği belirtildi. Romanya’da gelecek dönemde yeni ABD üslerinin açılması da gündemde. Romanya Devlet Başkanı, Washington yönetimi ile Karadeniz kıyısındaki Babadağ, Köstence ve Feteşti’de üs kurulması konusunda anlaşmaya vardıklarını açıklamıştı.

Altı Yüz Altmış İkinci Bölüm: 07.11.2005 tarihli AYYILDIZ Gazetesi web sayfasında çıkan “Emekli Paşa: Orhan PAMUK Mart Kedisi” başlıklı bir haberde, Yazar Orhan Pamuk’un, “Türkler 1.5 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt’ü öldürdü” sözlerine PKK ile aktif mücadele eden emekli Tümgeneral Kudret Cengiz’den sert tepki geldi. “Kesildiği söylenen 30 binden bir kısım PKK’lı benim yönettiğim çatışmalarda öldürüldü” diyen Cengiz Paşa, “Bıraksaydık da masum vatandaşları mı öldürseydi?” diye sordu. Emekli paşa, Pamuk’u “Sözde yazar, barış havarisi, mart kedisi” ifadeleriyle nitelendirdi. 1992-95 yılları arasında 172. Zırhlı Tugay Komutanı olarak Kahramanmaraş, Gaziantep ve Adıyaman’da görev yapan Cengiz Paşa, PKK ile mücadeleyi içeren anılarını "Engizek Kartalı" ismiyle kitaplaştırdı. Emekli Tümgeneral Kurdet Cengiz, kitabında Orhan Pamuk’un, “1.5 milyon Ermeni’yi, 30 bin Kürt’ü öldürdü” sözüne atıfta bulundu. Pamuk’un ithamın muhataplarından birinin de kendisi olduğunu söyleyen Cengiz Paşa şöyle devam etti: “Kesildiği söylenen bu 30 binden bir kısım PKK’lı benim yönettiğim çatışmalarda öldürüldü.

Yani sözde bu yazara göre kesenlerden biri de benim. Bıraksaydık, çarpışmasaydık da onlar daha nice günahsız zavallı vatandaşı, güvenlik görevlisini mi öldürseydi? Devletine isyan etmiş, köyleri basan, yolları kesen, elleri silahlı bu eşkıyalar sanki suçsuz, bu işleri onlar başlatmamış, sütten çıkmış ak kaşık gibi apaklar, biz onları kesmişiz... Bu barış havarilerini anlamak mümkün değil. Daima üste çıkıyorlar. Hepsi mart kedisi.” Cengiz Paşa ayrıca, “Yazar sözleriyle görevini yapmaya çalışan güvenlik güçlerini alenen suçlamış olmuyor mu?” diyerek, Pamuk hakkında suç duyurusunda bulunuyor.

Altı Yüz Altmış Üçüncü Bölüm: 08.11.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan “Talabani’den Avrupalılara Çağrı” başlıklı bir haberde, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, Irak'taki koalisyon kuvvetlerine halen ihtiyaç duyduklarını söyledi. İtalya'da temaslarda bulunan Talabani, Rai1 televizyonuna verdiği demeçte, ülkesindeki demokratik sürecin halk tarafından giderek benimsendiğini ve terör saldırılarında ciddi bir düşüş olduğunu söyledi. ''Irak'ta sadece ABD'lileri ve İngilizleri değil diğer Avrupalıları da görmek istiyoruz. Bu bizler için olduğu kadar onlar için de önemli'' diyen Talabani, İtalyan hükümetine ve halkına, Irak'taki koalisyon kuvvetlerine dahil oldukları için teşekkür etti. Talabani, ''Sizlerin Irak'ta az sayıda askerle de mevcut olmanız, Iraklılara moral vermek, morali yüksek tutmak açısından son derece önemli'' diye konuştu. İtalya'nın Irak'taki askerlerini aşamalı biçimde geri çekme düşüncesine olumsuz yaklaşmadığını dile getiren Talabani, ancak bu yönde atılacak adımların Irak hükümetiyle istişare neticesinde belirlenmesi gerektiğini kaydetti.

Talabani, ''Eğer İtalyan hükümeti aşamalı çekilme türünden bir karar alacaksa buna itirazım olmaz. Ancak bu türden bir adım atma konusunda Irak hükümetiyle birlikte karar verilmeli'' görüşünü dile getirdi. Irak'ta anayasa konusunda yapılan referandumu demokratik süreçte ilerleme olarak yorumlayan Talabani, Irak'ta bombalı araçla düzenlenen saldırı sayısının 4 ay öncesine kadar günde 10-15 civarında olduğunu, şimdiyse bu sayının 1 ila 3 arasında değiştiğini söyledi. Talabani, ''Dört ay öncesine kadar pek çok şehir teröristlerin kontrolündeydi. Artık böyle şehirler de kalmadı. Gerçek şu ki teröristlerin faaliyetlerinde ciddi bir azalma var'' dedi. Talabani, İtalya'daki temaslarına İtalya Cumhurbaşkanı Carlo Azeglio Ciampi ile görüşerek başladı. İtalya Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Talabani'nin Ciampi tarafından kabul edildiğinin belirtilmesiyle yetinildi.

Görüşmede, İtalya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Senatör Alfredo Mantica'nın da hazır bulunduğu belirtildi. Talabani, Ciampi'yle görüşmesinin ardından İtalya Senato Başkanı Marcello Pera'yı da ziyaret etti. Pera, görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Irak'taki İtalyan askerlerini geri çekme zamanının Bağdat yönetimiyle istişareyle belirlenmesi gerektiği konusunda Talabani'yle hemfikir olduğunu belirterek şöyle konuştu: ''Benim şahsi görüşüm Talabani'nin yaklaşımıyla örtüşmektedir. Irak'taki İtalyan askerlerinin geri çekilmesi, ancak ülkedeki siyasi durum istikrar kazandığı ve de bizzat Irak yönetimi tarafından uluslararası gücün geri adım atmasının istendiği zaman mümkün olabilecektir''. İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, Dışişleri Bakanı Gianfranco Fini, Meclis Başkanı Pier Ferdinando Casini ile görüşecek olan Talabani, Papa 16. Benediktus ile bir araya gelecek.

Altı Yüz Altmış Dördüncü Bölüm: 08.11.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan “ABD 92 Bin Askeri Çağırdı” başlıklı bir haberde, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, 2006 yılı ortalarından itibaren başlayacak rotasyon programı çerçevesinde Irak'a gönderilmesi muhtemel 92 bin askere seferber olma talimatı verdi. Pentagon sözcüsü Bryan Whitman, yaklaşık 2 yıllık bir dönemi kapsayan rotasyon uygulamasının, Irak'taki Amerikan askerlerinin sayısı konusundaki planlarında değişiklik olacağı anlamına gelmediğini söyledi. Pentagon'un bir diğer sözcüsü Yarbay Barry Venable da ileride, daha fazla Amerikan askerinin de rotasyona dahil edilebileceğini, Irak'taki duruma göre karar verebilecek zamanları bulunduğunu belirtti. ABD, Irak'ta 160 bin kadar asker bulunduruyor. Sayı, ekim ve aralıktaki referandum ile seçimde güvenlik önlemleri düşünülerek arttırılmıştı. Irak'taki askeri kayıplar nedeniyle baskı altında olan ABD BaşkanıGeorge Bush ile Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, bu ülkedeki asker sayısının, Irak güvenlik kuvvetleri görevi devralabilecek düzeye geldiğinde azaltılabileceğini söylemişlerdi.

Altı Yüz Altmış Beşinci Bölüm: 08.11.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan “Irak Terör Yuvası Olmamalı” başlıklı bir haberde, Başbakan Yardımcısı Ahmed Çelebi, "Irak'ın komşularının istikrarını bozmak için hareket eden silahlı güçlerin bir geçiş noktası olmaması gerektiğini" söyledi. İngiliz Financial Times gazetesine konuşan Çelebi, Türkiye'nin PKK'nın Kuzey Irak'ta faaliyet gösterdiği yolunda endişelerinin olduğunun altını çizerek, "örgütün Kuzey Irak'ta üsleri bulunduğunu" belirtti. Komşularını istikrarsızlaştırmak amacıyla Irak'ın bir "üs ve geçiş noktası" olarak kullananlara karşı Irak anayasasına bir hüküm konmasını talep etti. Çelebi, "İran da benzer endişeler duyuyor. Bu konuda İranlı, İngiliz ve Iraklı yetkililer birlikte çalışma kararı aldı" dedi.

Altı Yüz Altmış Altıncı Bölüm: 08.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, Irak´ın devrik lideri Saddam Hüseyin davasında görev alan 2 avukata silahlı saldırı düzenlendiği ve avukatlardan birinin öldüğü bildirildi. Reuters´ın Irak polisi ve savunma ekibi kaynaklarına dayanarak verdiği habere göre, Bağdat´ın batısında 2 avukatın bulunduğu araca kimliği belirlenemeyen silahlı kişiler ateş açtı, saldırıda avukatlardan Adil El Zubeydi öldü, diğer avukat Tamer Hamud El Huzeyi yaralandı. Saldırıya uğrayanların, Saddam Hüseyin´le birlikte yargılanan eski Devlet Başkanı Taha Yasin Ramazan ile Saddam´ın üvey kardeşi Barzan El Tikriti´nin avukatları olduğu belirtildi. Saddam Hüseyin davasında yer alan bir başka avukat Sadun El Cenabi, geçen ay silahlı saldırıda öldürülmüştü. Bu gelişmenin ardından davada yer alan avukatlar, kendilerine yönelik tehditlerin artması üzerine mahkemenin başka bir ülkede yapılmasını istemişlerdi. Irak´ın devrik lideri Saddam Hüseyin ve eski Baas yöneticisi 7 kişi, 1982 yılında 143 kişinin öldüğü Duleymi katliamı suçlamasıyla ilgili olarak geçen ay özel mahkemede yargılanmaya başladı.

Altı Yüz Altmış Yedinci Bölüm: 08.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, Irak’taki El Kaide örgütü, ülkenin batısında ABD ve Irak kuvvetlerine karşı ’’taarruza geçtiğini’’ öne sürdü. Suriye sınırı yakınlarında geniş çaplı operasyonlara başlayan Amerikan ve Irak kuvvetlerine operasyonları durdurmak için 24 saat süre veren örgüt, internette bugün yayımladığı bildiride, bu sürenin dolduğunu ve ’’Amerikan-Irak kuvvetlerine karşı taarruza geçtiğini’’ duyurdu.

Altı Yüz Altmış Sekizinci Bölüm: 08.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, İsrail Genelkurmay Başkanı Dan Halutz, İsrail’e yönelik saldırıları engellemek için İslami Cihadın hedef alınmasının süreceğini açıkladı. Savunma ve Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Yuval Steinitz, komitede konuşan Halutz’un, İsrail’in hedef seçerek öldürme politikasının İslami Cihad üzerinde odaklanacağını söylediğini aktardı. İslami Cihad örgütü, Şubat ayındaki resmi ateşkesi bozduğundan bu yana İsrail’e 4’ü intihar saldırısı olmak üzere birçok saldırı düzenledi. İsrail, Şubat ayındaki ateşkes nedeniyle suikastları askıya almış, ancak birkaç ay önce bu politikasına geri dönmüştü. İsrail ordusunun hedeflerinin çoğunu da İslami Cihad üyeleri oluşturuyor.

Altı Yüz Altmış Dokuzuncu Bölüm: 09.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, Iraklı Kürt lider Mesud Barzani, Irak’ta bir iç savaş çıkması durumunda Kürtlerin bağımsızlığını ilan etmekten başka bir seçeneği kalmayacağını söyledi. Londra’da Arapça olarak yayımlanan Şark El Avsat gazetesine konuşan Barzani, PKK meselesine siyasi bir çözüm bulunmazsa sorunun süreceğini savundu. PKK sorununu ’var olan bir halka karşı izlenen yanlış siyasete karşı bir tepki’ olarak niteleyen Barzani, Kuzey Irak’taki PKK varlığının abartıldığını söyledi. Kürt lider, örgütün asıl varlığının Türkiye’de olduğunu da ileri sürdü. Barzani, 4 kasımda Londra’da yayımlanan El Hayat gazetesine verdiği demeçte de, Kürt milletinin birkaç devlette parçalanmış durumda olduğunu belirterek, “Biz de dünyadaki diğer milletler gibi bir milletiz. Devletimizi kurma hakkımız var. Kürtlerin de bu doğruluktan korkmamaları gerekiyor” demişti. Mesud Barzani, “bağımsız milli devletlerini kurmak Kürtlerin hakkıdır" ifadesini de kullanmıştı. Resmi bir ziyaret için İtalya’da bulunan Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ise, La Republica gazetesine verdiği demeçte, Türkiye’deki Kürtlere, ’terörü kınayın, şiddetten uzak durun’ çağrısı yaptı. Talabani, Kürtlerin, sorunu demokratik biçimde çözmek isteyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın politikasından istifade etmeleri gerektiğini söyledi.

Altı Yüz Yetmişinci Bölüm:

10.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, Irak Savunma Bakanı Sadun El Dulaymi, Irak ve Amerikan askerlerinin Suriye sınırındaki Husaybe’de düzenlediği operasyonda 200 direnişçinin öldürüldüğünü açıkladı. El Dulaymi, düzenlediği basın toplantısında, Cumartesi başlatılan operasyonun dün sona erdiğini belirterek, ’’Operasyonda 200 terörist ölü ele geçirildi’’ dedi. Iraklı Bakan, sınırdan sızmaların önlenmesi için bu bölgede operasyon düzenlemenin zorunlu olduğunu söyledi. Amerikan ordusu da bir Irak ve bir Amerikan askerinin öldüğü operasyonda 180 zanlının tutuklandığını açıkladı. Suriye sınırından El Kaide örgütü üyelerinin sızmalarını önlemeyi ve sınırda askeri varlığın kalıcı hale getirilmesini amaçladığı belirtilen operasyona 2 bin 500 Amerikan deniz piyadesi ile bin kadar Irak askerinin katıldığı belirtiliyor.

Altı Yüz Yetmiş Birinci Bölüm: 11.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, Ürdün'de üç ayrı otele düzenlenen saldırılarda Filistinli üst düzey yetkililerinin hayatını kaybetmesi şüpheleri İsrail istihbaratı üzerine çekti. Ürdün'ün başkenti Amman'da düzenlenen bombalı saldırılarda ölenler arasında, biri tümgeneral dört üst düzey Filistinlinin bulunması dikkatleri İsralil gizli servisi MOSSAD'a yöneltti. Filistin'in Amman Büyükelçisi Attala Hayri, patlamada Filistin Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Beşir Nafi'nin de hayatını kaybettiğini söyledi. Hayri, ayrıca patlamada Filistin'in Kahire Büyükelçiliği'nde görevli Cihad Fettuh ile Filistin istihbarat biriminde görevli Albay Abid Allun'un öldüğünü, Fettuh'un Filistin Meclis Başkanı Ruhi Fettuh'un kardeşi olduğunu kaydetti. Saldırıda Kahire-Amman Bankası Başkan Yardımcısı Musab Hurme'nin da yaşamını yitirdiği belirtildi. Filistin devleti, Amman'daki saldırılar nedeniyle 3 günlük yas ilan ederek, bayrakları yarıya indirdi. Filistin Başbakanı Ahmed Kurey, ''Filistinliler için çok üzücü bir gün'' dedi. Ürdün Kralı Abdullah, İsrail'e yapacağı ziyaretti iptal etti. İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mark Regev, Kral Abdullah'ın, ziyaretini iptal etme kararını anlayışla karşıladığını ve bu karara saygı duyduğunu belirterek, Kralı yakın gelecekte İsrail'de görmeyi ümit ettiklerini ifade etti. Öte yandan, saldırılardan sonra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan bu ülkeye yapacağı ziyareti erteledi.

Altı Yüz Yetmiş İkinci Bölüm: 12.11.2005 tarihli İHA/ERBİL kaynaklı çıkan “Irak’ta Kürt İstihbarat Teşkilatı Kuruldu” başlıklı bir haberde, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani Irak'ta kendisine ait 'Reğestin Teybot' adlı özel bir Kürt istihbarat teşkilatı kurdu. Kuzey Irak'ta bilgi toplayan teşkilatın, savaş sonrası ABD ordusunun baş edemediği direnişçi ve yabancıları büyük bir gizlilikle yakından takip ettiği belirtiliyor. 'Irak Kürdistan bölgesi lideri' sıfatıyla ABD Başkanı George W.Bush ile görüştükten sonra bağımsızlık için 15 gündür yurt dışı gezisini sürdüren KDP lideri Mesud Barzani kendisine ait 'Reğestin Teybot' adlı özel istihbarat örgütünü güçlendirdi. Kuzey Irak'ta faaliyet gösteren teşkilatın başında Barzani'nin ortanca oğlu Mesrur Barzani bulunuyor. Yaklaşık 3 bin 500 kişinin görev yaptığı gizli servis örgütünün personeli olan polislerin çoğu, sivil kıyafetle, seyyar satıcılık ve taksi şoförlüğü gibi işlerle uğraşarak bilgi toplarken KDP yönetiminde bulunan Erbil, Dohuk ve Süleymaniye kentlerine giriş yapan yabancılar büyük gizlilik içinde yakından izleniyor. Irak ve ABD istihbarat birimleri ile yakın temas içerisinde olduğu öne sürülen 'Reğestin Teybot' özel istihbarat servisinin, savaş sonrası ABD ordusunun adeta korkulu rüyası haline gelen Arap kökenli direnişçileri yakın takibe alıp, olası bir patlamaya karşı önceden önlem aldığı iddia ediliyor.

Altı Yüz Yetmiş Üçüncü Bölüm: 12.11.2005 tarihli SABAH gazetesinde AA kaynaklı “Rice’den Irak’a Sürpriz Ziyaret” başlıklı çıkan bir haberde, ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Irak'ta gelecek ay yapılacak seçimler öncesinde ülke bütünlüğüne destek vermek amacıyla Musul'a geldi. Rice, Irak'a yaptığı beklenmedik ziyaret sırasında, Şiilerle Sünniler arasında uzlaşma arayışında olacağını söyledi. ABD Dışişleri Bakanı'nın, Irak'taki günübirlik temaslarında, Sünnilerden, seçimlerde işbirliği yapmalarını istemesi bekleniyor. Rice'ın, Irak'ın dahil gözükmediği gezi planı çerçevesinde Bahreyn, Suudi Arabistan, İsrail ve Batı Şeria'ya gitmesi bekleniyor.ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın Irak ziyaretinin güvenlik amacıyla gizli tutulduğu belirtildi.

Altı Yüz Yetmiş Dördüncü Bölüm: 14.11.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan DHA/DİYARBAKIR kaynaklı “Diyarbakır’da PKK Şovu” başlıklı bir haberde, DİYARBAKIR’da 28 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu ‘Demokrasi Platformu’ tarafından düzenlenen ‘Kürt sorununa demokratik ve barışçıl çözüm’ mitingi, terörist başı Abdullah Öcalan ve PKK şovuna dönüştü. Öcalan ve PKK lehine sloganların atıldığı mitingde, PKK ve sözde Konfederalizm flamaları açılırken, kadınlar ellerinde Apo posterleriyle halay çekti. Kent merkezinin İstasyon Meydanı’nda düzenlenen mitinge, Diyarbakır’ın yanı sıra Bitlis, Van, Batman, Mardin, Siirt ve Ağrı’dan gelen yaklaşık 20 bin kişi katıldı. Mitinge katılmak için Elazığ, Bingöl ve Şanlıurfa’dan konvoy halinde gelenlerin kente sokulmadığı ileri sürüldü. Miting alanına sabahın erken saatlerinden itibaren gelenler, 4 ayrı noktada oluşturulan kontrol noktasında üst aramasından geçirilerek miting alanına girebildi. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve alt kademe belediye başkanlarının da katıldığı mitingde, ‘Dağlara çıkacağız, hesabını soracağız’, ‘Avrupalıyım, Türkiyeliyim, Kürdüm’, ‘Demokratik ve özgürlükçü anayasa istiyorum’, ‘Şemdinli halkı yalnız değildir’, ‘Apo irademizdir’ pankartları açıldı.

PKK ve Abdullah Öcalan lehine sloganların atıldığı mitingte, PKK ve sözde Konfederalizm flamaları açılırken, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’in miting alanına gelişi sırasında kalabalık, ‘PKK halktır, halk burada’ sloganları yükseldi. Düzenleme komitesi, sık sık yaptığı anonslarla belirlenen sloganlar ve pankartlar dışında slogan atılmaması ve pankart açılmaması uyarısında bulundu. Düzenleme komitesi adına konuşan avukat Ayla Akat, “Diyarbakır halkı barış talebini ifade etmeye devam edecek. Kürt sorununun barışçıl çözümü için bu mitingi düzenledik. Kullandığımız her yöntem, demokratik ve barışçıl olmalıdır. 6 yıldır süren barış projesini destekliyoruz. Bizler bunun bir parçasıyız. Şemdinli halkı yalnız değil, bölge halkı onların yanındadır. Kürt sorunu bu ülkenin gündemidir. Tartışılmak zorundadır'' dedi. Daha sonra sahneye çıkan sanatçı Suavi beyaz güvercin uçurarak, “Kürt sorununun barışçıl çözümünde samimi olanlar, nerelerde tartışıldığını açıkça göstersinler. Kamera arkasında tartışılmasın. Herkesi barış sürecine katılmaya davet ediyorum. Barışa katkıda bulunmak için buradayım. Yaşasın halkların kardeşliği'' diye konuştuktan sonra türkülerini söyledi.

Bağımsız Gençlik inisiyatifi adına konuşan Murat Filiz, Abdullah Öcalan’ın 7 yıldan beri sesinin kısılmak istediğini öne sürerek, Öcalan’ın üzerindeki tecriti protesto etmek amacıyla meydanda bulunan herkesi 2 dakikalık oturma eylemine davet etti. Bunun üzerine kalabalık 2 dakika oturma eylemi yaptı. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, önce kürtçe kısa bir konuşma yaptıktan sonra kalabalığa Türkçe hitap etti. Baydemir, Türkiye’nin aydınlık geleceği için 7 yıldan beri barış elini uzatmalarına rağmen, Şemdinli’de yanıt verildiğini kaydederek şunları söyledi: “İnsanların dağdan inmeleri isteniyorsa, bunun hukuki ve siyasal zemininin oluşturulması gerekir. Susurluk’ta çeteyi bir trafik kazası ortayı çıkardı. Şemdinli’deki bir kaza değildir. 7 yıldır uzatılan barış eline Şemdinli halkının ‘artık yeter’ demesidir. Şemdinli Türkiye’nin bir barış sınavıdır. Bu hükümet te diğerleri gibi ürkerse, bu halk diğerleri gibi sizi de çizecektir. Yeter ki samimiyetinize inansın, bu halk çabuk bağrına basar. Kim bu halktan sevgi bekliyorsa, halkın barış ve özgürlük taleplerine cevap vermelidir. Avrupa Birliği de bu sorunun çözümüne ortak olmak zorundadır. Çözümü ertelememelidir. Ancak, tecrit ve izolasyonla barışı sağlayamayız. Halkın katılımıyla sivil projeye ihtiyaç vardır. Sağduyu ile aydınlık geleceğe barışa doğru yürümemiz devam edecektir.''

Apo’nun avukatı İrfan Dündar da, 1 Haziran’dan sonra Öcalan’ın tecrit edildiğini belirterek, “Avukatları olarak önümüze duvar örülmüş, sonuç alamıyoruz. Halkımızın ağır tecrit koşullarını yerle bir edeceğine inanıyoruz. Öcalan, barışın kalıcılaştırılması için yoğun çaba harcadı. Uluslararası güçler ve Türkiye Öcalan’ı devre dışı bırakarak, farklı çözüm arayışına girerek daha da çözümsüzleştiriyor. Barış kültürünü Sayın Öcalan geliştirdi. Farklı arayışlara girmenin anlamı yok. Barış gelişecekse Öcalan ile olmadılır. Öcalan’ın yargılanmasının önü açılmalı ve bağımsız, tarafsız bir mahkemenin oluşturulması gerekir'' dedi. Ahmet Türk ise, Şemdinli’de katillerin enselerinden yakalandığını öne sürerek, “Dünya değişim içinde,Ttürkiye de değişmek zorundadır. Jandarma Genel komutanı, Şemdinli’de yakalanan uzatmalı başçavuşu tanıdığını ve akıllı biri olduğunu söylüyor. Bu durum yargıya müdahaledir. Mehmet Ağar ise bu olayı, ‘Çok acemice yapılmış bir olaydır’ diye değerlendiriyor. Soruyorum ustaya, çırakların senin gibi akıllı çıkmadı mı?’ ’ diye konuştu. Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanı Aysel Tuğluk da, Şemdinli’deki olayın lokal olmadığını ve karanlık güçler dağıtılmadığı müddetçe toplumsal barışın sağlanamayacağını söyledi.

Diyarbakır’da düzenlenen ‘Kürt sorununa barışçıl çözüm’ mitinginden sonra 500 kişilik kalabalık, Ofis semti’nden koşu yolu parkına Apo ve PKK lehine slogan atarak yürüdü. Uyarıya rağmen göstericiler yürüyüşe devam edince polis, panzerle kalabalığı dağıtmak istedi. Göstericiler ise taşla karşılık verdi. Polisler bu kez panzeri kendilerine siper ederek takviye istedi. Olay yerine gelen motorize ekipler havaya ateş açarak kalabalığı dağıtmaya çalıştı. Polisin biber gazı da kullanması üzerine kalabalık dağılırken, 10 kişi gözaltına alındı.

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com