Derin Noktalar
Altı Yüz Elli Üçüncü Bölüm: 18.10.2005 tarihli çıkan bir haberde, Son dönemde eylemlerini artıran terör örgütü PKK, yurtdışında yeniden yapılanmaya hız verdi. İstihbarat kaynakları tarafından hazırlanan raporlara göre; örgüt, Avrupa´dan gelen militanlarını eğitmek için Gürcistan üzerinden Ermenistan´a geçiriyor. PKK´nın Ermenistan´da bulunan Gümrü, Erivan, Spitag, Laçin ve Kelbecer´de olmak üzere 5 adet kampı ise yeniden yapılandırıldı. Bu kamplarda eğitilen militanlar, çeşitli yollarla İran´a geçiriliyor. Örgüt ayrıca Ermenistan´da "Erivan´ın Sesi" adlı radyo aracılığı ile propaganda çalışmalarını sürdürüyor. Raporlara göre, PKK Gürcistan´daki faaliyetlerini sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerçekleştiriyor. Örgütün Gürcistan´daki propaganda çalışmalarını Kürtlerin Hakları ve Dini Vakfı, Kürt Gençleri Derneği, Kürt Kültür Derneği, Yezidi Kürt Kadınları Derneği ve Kürt Uluslararası Kültür ve Enformasyon Bürosu gerçekleştiriyor. Örgüt, kaynaklarının büyük çoğunluğunu ise uyuşturucu ticaretinden sağlıyor.
Özellikle son iki yıldır örgütün gelirinin büyük bölümü İngiltere ve Romanya´daki uyuşturucu ticaretinden geliyor. PKK/KONGRA-GEL, bu ticaretten yılda yaklaşık 300 milyon dolarlık gelir ederken, sadece İngiltere´de uyuşturucu ticaretinden yakalanan ve örgüt üyesi olduğu belirlenen binin üzerinde kişi cezaevinde yatıyor. Örgütle Avrupa´da en çok mücadele eden ülkeler ise Almanya, İngiltere ve İspanya. Avrupa´da en büyük propagandayı televizyon ve gazeteler yoluyla yapan örgüt, Roj TV´nin kapatılmasının ardından Danimarka´da Mezopotamya TV adı ile kiralık televizyon stüdyolarından kısa süreli yayınlar yapıyor. Belçika´da ise Medya TV´nin kapatılmasının ardından C TV´yi kuran PKK/KONGRA-GEL, ülkede bulunan "Denderleeuw BRD Stüdyosu"ndan günde bir saat yayın yapıyor.
Örgütün Avrupa´nın çeşitli ülkelerinde yayımlanan 20´nin üzerinde de gazetesi bulunuyor. Raporlara göre; PKK, Irak´ın kuzeyinde Irak Kürdistan Demokratik Partisi ile ortak çalışma yürütüyor. Bu bölgede özellikle ABD´nin Irak´a girmesinin ardından 10´un üzerinde kamp kuran PKK, 30´un üzerinde büro ile üye topluyor. Bu bölgede yaklaşık 10 adet PKK karakolu ile örgütün en büyük askeri gücü olan Kürdistan Halk Kurtuluş Ordusu konuşlanmış durumda. Ancak bu yerleşik birlikler, dikkat çekmemek için tugay şeklinde değil, 30´ar kişilik gruplar halinde dolaşıyor.
Altı Yüz Elli Dördüncü Bölüm: 18.10.2005 tarihli İNTERNETHABER web sitesinde AKSİYON Dergisi kaynaklı Haşim SÖYLEMEZ’in “İlk Paket Osman ÖCALAN” başlıklı haberinde, Amerika ve Peşmerge işbirliği ile Kandil’e operasyon düzenleniyor. ABD, Yemen’de El Kaide operasyonlarına katılan özel kuvvetleri Kuzey Irak’a yönlendirirken, PKK ise önlem almak için mevzi değiştirdi. ABD’nin amacı, terörist komutanları Türkiye’ye teslim etmek. İlk hedef ise Osman Öcalan. Uzun süredir konuşulan konulardan biri, terör örgütü PKK’nın önde gelen militanlarının yakalanarak Türkiye’ye verilmesi... PKK’da görülen hareketlilik ve Osman Öcalan’ın tedirgin açıklamaları, ‘teslimat’ zamanının yaklaştığını gösteriyor. İlk işaret ABD Maslahatgüzarı Nancy McEldowney’den geldi. McEldowney, 11 Eylül saldırılarının yıldönümü vesilesiyle Ankara Keçiören’deki Şehitler Anıtı’na çelenk koyarken, PKK’yı kastederek Türk halkının on yıllar boyunca bir cinayet şebekesinin terörüne maruz kaldığını söyledi.
Ancak McEldowney, vermek istediği mesajı konuşmasının sonuna bırakmıştı: “Bomba ister New York’ta ister İstanbul’da patlamış olsun, teröristler hangi nefret ya da yanılma sloganının arkasına saklanırsa saklansın, terörist ister Usame bin Ladin ister Abdullah Öcalan olsun, burada böyle bir anıtta bir arada durarak son derece açık ve kararlı bir mesaj vermiş olalım. Terörü lanetleyelim.” Maslahatgüzarın bu açıklamasının bir tesadüf olmadığı birkaç gün sonra ortaya çıktı. Irak’ta bulunan Amerikan askerlerinin CIA ile birlikte Kandil’e küçük çaplı bir operasyon yaptığı PKK tarafından dile getirildi. Terör örgütü bu operasyonu, kampların fotoğraflarını çekme ve fizibilite çalışmasına yönelik olduğunu açıklayarak eleştirdi. Nitekim Kongra-Gel Genel Başkanı Zübeyr Aydar, Maslahatgüzar McEldowney’i “İşleri karıştırıyor.” diyerek eleştirdi.
Amerika, Türkiye ile olan ilişkilerini sıcak tutmak için PKK terörünü bitireceğini zaman zaman dile getiriyor. Ancak şimdi geçmiş dönemlere nazaran yaptığı hamlelerle kararlı olduğunu göstermeye çalışıyor. Kandil’e keşif amaçlı operasyon bu gayretin bir delili olarak gösteriliyor. Diplomasi çevrelerinde Amerika’nın, Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmemesi ve Kuzey’deki Kürt varlığını kabullenmesine karşılık PKK terörüne yönelik kapsamlı bir operasyon düzenleyeceği ileri sürülüyor. Buna göre, operasyonun en önemli ayağı ise PKK’nın ele başılarının Türkiye’ye teslim edilecek olması. Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan, Osman Öcalan, Nizamettin Taş, Kani Yılmaz ve Hıdır Yalçın gibi yaklaşık 20 militanın belirli aralıklarla yakalanarak bir “paket” halinde Türkiye’ye gönderileceği aktarılıyor.
Amerika, Irak’ta bulunan askerlerinin yanı sıra Yemen’de El Kaide’yi takip eden özel kuvvetlerini de Kandil’deki operasyon için yönlendiriyor. Hedefe CIA ve askerlerden çok bu özel kuvvet kilitlenecek. Bölgede görev yapan Türk istihbaratı Kandil’e yönelik bir çalışmanın yapıldığı bilgisini doğruluyor. Amerika, Kuzey Irak’ta düzenleyeceği PKK operasyonunda her şeye rağmen yalnız başına hareket etmeyecek. Başından beri müttefik saydığı Peşmergeler yardımıyla Kandil’e çıkarma yapmayı hedefliyor. Amerikalı komutanlar Kuzey’de sayıları 100 bine varan ve ağır silahlarla donatılmış, ‘gerilla’ savaşını çok iyi bilen Peşmergelerden faydalanarak amacına en az zayiatla ulaşmak istiyor.
Irak Devlet Başkanı ve Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani ve Kürdistan Bölge Başkanı olarak kendini tanıtan Kürdistan Demokratik Partisi lideri Mesud Barzani’ye bağlı güçler PKK’ya yönelik operasyonlarda yer alacaklarını açıkladı. Talabani, PKK’yı artık desteklemeyeceklerini ve örgütün karşısında olacaklarını söylerken Barzani ise başından beri terör örgütüne karşı bir duruş sergilediğini tekrarladı. Kürt liderlerin bu açıklamaları havada kalmadı. Yaklaşık 25 gün önce Talabani ve Barzani’ye bağlı güçlerin Kandil yakınlarına konuşlandığı, PKK’nın ise bu ablukadan kurtulmak için Kandil’deki erzak depoları ve cephaneliklerin yerini değiştirdiği belirtiliyor. Terörist Murat Karayılan, kendilerine karşı girişilen operasyon karşısında yılmayacaklarını militanlarına gönderdiği bildiride dile getiriyor. Karayılan, Kürdistan’daki (Kuzey Irak’ı kastediyor) Kürtlerin diğer Kürtlere karşı durmasının yanlış olduğunu vurguluyor. Karayılan’a göre, ABD ile hareket eden Kürtler kardeş olan Kürtlerin arasını bozuyor.
Teröristlere yönelik operasyonlar çok yönlü planlanıyor. Liderlerin yakalanıp Türkiye’ye iadesinin yanı sıra diğer militanların da teslim olması öngörülüyor. Ancak ABD’nin işe Musul’da bulunan Osman Öcalan’dan başlayacağı belirtiliyor. Talabani ve Barzani tarafından PKK’dan ayrı tutularak uzun süredir Musul’da 750 militanı ile birlikte korunan Osman Öcalan’ın Türkiye’ye ‘servis’ yapılması ABD’nin ilk jesti olacak. Osman’a karşı Türkiye’den Kuzey’deki Kürtlerin geniş özerkliğine saygı duyulması ve herhangi bir sınır operasyonundan Türkiye’nin tamamen vazgeçmesi talep ediliyor. ABD’nin diğer terörist komutanlar için de Türkiye’den yeni bir üs talebinde bulunacağı ileri sürülüyor. Bunu doğrulayan bilgi ise Newsweek Dergisi’nin son sayısında çıktı. Newsweek’in ‘Dağlardaki dostlar’ başlıklı haberinde şu ifadeler yer aldı: “Kuzey Irak’ta Amerikan tesislerinin kurulması yönünde bazı ön planlama çalışmaları sessizce yapılıyor. Bunun için düşünülen yer, Erbil havaalanının içinde bulunduğu askerî bölge. Sivil havaalanının direktörü Zeyd Zveyn’in verdiği bilgiye göre, Amerikan silahlı kuvvetlerinden geniş bir ekip, güvenlik değerlendirmeleri yapmak üzere nisan ayında bölgeye geldi.”
Musul’da Nizamettin Taş ile birlikte Kürdistan Yurtsever Partisi’ni (KYP) kuran Osman Öcalan’ın verilmesi için başta Talabani’nin ikna edilmesi gerekiyor. Yerel kaynaklara göre, ABD Osman Öcalan konusunda Talabani ile anlaştı. Osman Öcalan’dan sonra sıra Kandil’deki komutanlara gelecek. Ancak bunun için telaffuz edilen kesin bir zaman yok. Her şey Türkiye ile ABD arasındaki gizli pazarlıklara kalmış. Ama PKK’nın Kuzey Irak’ta yer değiştirerek yeni bir mevzi açması, muhtemel bir operasyonun yakında gerçekleşeceğinin bir işareti. Ağabeyi teröristbaşı Abdullah Öcalan’dan sonra PKK’nın başına geçen ve örgütün ‘karakutusu’ sıfatını alan Osman Öcalan, Musul’da kurduğu KYP’den ziyade evliliği ve yeni doğan çocuğu ile gündeme geliyor.
Bildik terörist profilinden uzaklaşan Öcalan’a ilk tepkiyi örgütü göstermişti. Mesela, Murat Karayılan, Osman Öcalan hakkında ölüm fermanı çıkartmıştı. Hakkında “görüldüğü yerde vurulsun” emri bulunan Osman Öcalan’ın teslim edilmesi aslında pek bir anlam ifade etmiyor. PKK’dan ayrıldığı günden bu yana tek başına kalan ve sadece teröristbaşının kardeşi olduğu için ismi gündemde olan biri. Ne PKK ne de ağabeyi tarafından kabul gören Osman Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesi ciddi bir mana ifade ediyor. Zaten etkinliği ve 750 adamına rağmen PKK içinde bir ağırlığı olmayan Öcalan’ın PKK operasyonlarında da çok fazla bir bilgiye sahip olmadığı belirtiliyor. ‘Karakutu’ sıfatına rağmen Öcalan, değişik zamanlarda yaptığı açıklamalarda kendisinin barıştan yana olduğunu ve hiçbir PKK operasyonunda yer almadığını ısrarla dile getiriyor
Altı Yüz Elli Beşinci Bölüm:
24.10.2005 tarihli The New Anatolien (Yeni Anadolu) gazetesinde çıkan gazeteci ve işadamı İlnur ÇEVİK’in Celal TALABANİ ile yaptığı bir söyleşiyi yayınlıyoruz.
* Barzani´nin Beyaz Saray ziyareti Irak Kürdistanı´nın tanınmasıdır.
* PKK´yı dağdan bir genel af indirir.
* Referandum Terörizme karşı bir savaş gibiydi.
* Kerkük hakkında Kerküklüler karar verecek....
ÇEVİK: Anayasa referandumu tamamlandı. Bu anayasanın Irak için önemi ne, Irak´a istikrar getireceğine inanıyor musunuz?
TALABANİ: Anayasanın halkoyuyla kabul edildiği kanısındayım. (Bu söyleşi yapıldığında henüz sonuçlar açıklanmamıştı; çevirenin notu). Anayasa Irak devleti için önemlidir. O Irak devletinin, Irak parlamentosunun, Irak´ın yeni yönetim sisteminin tüm bölümlerinin yeniden yapılanmasına yardımcı olacak. Anayasa Irak halkının demokratik hak ve özgürlüklerini güvenceye alıyor. O aynı zamanda Irak Kürdistanı´nda federal yapıyı ve tüm eyaletlerin yerel sorunlarıyla başa çıkmakta aktif ve yeterli olma haklarını garanti ediyor.
Referandum terörizme karşı verilen bir savaş gibiydi. Tutucular boykot çağrısında bulundular ve oylamayı engellemeye çalıştılar. Ama büyük çoğunluk, son seçimlerdekini de aşan bir oranda referanduma katıldı. Mısır, Lübnan gibi ülkelerdeki seçimlerle karşılaştırıldığı zaman görülecektir ki refaranduma katılım oranı bu ülkelerdeki katılımdan çok daha yüksektir.
ÇEVİK: Sayın Başkan, halk oylamasından önce sizin ve Mesud Barzani´nin Sünni ve Şiiler arasında bir uzlaşma sağlanması için yoğun arabulucu çabalar içinde olduğunuzu biliyoruz. Aynı zamanda bazı ödünler verdiğinizi de gördük. Sünni ve Şiilerin de benzer ödünler verdiği kanısında mısınız?
TALABANİ: Eğer dürüstçe konuşmak gerekirse, Şiiler bazı ödünler verdiler. Ama Sünni ekstremistler her türlü uzlaşmayı reddettiler. Kendilerini Sünnilerin temsilcisi diye sunan bu kişiler gerçekte Sünnileri temsil etmemekte idiler. Bunlar yalnızca ekstremist bir grup Sünniyi temsil ediyorlardı. Ne zaman ki Irak İslam Partisi – ki o da Sünni delegasyon içinde idi- tüm istemleri tarafımızdan benimsendikten ve istedikleri değişiklikler yapıldıktan sonra ılımlı bir tutum benimsedi ve Anasayasa tasarısını kabul etti, ekstremistler ona bile saldırdılar. Ekstremist Sünni Araplar hiçbir ödün vermediler ve hertürlü uzlaşmayı reddettiler.
ÇEVİK: Kürtler ve Şiiler tüm bu çabaları gösterirken Sünnilerin böylesine uzlaşmaz davranmasının Kürt halkı arasında bir öfkeye yol açtığını düşünüyor musunuz?
TALABANİ: Bir öfke olduğunu söyleyemem, ama bir hoşnutsuzluk olduğunu söyleyebilirim. Kürtler bu olanlardan memnun değil. Biz çok ödün verdik diye düşünüyorlar. Biz başlangıçta çok haklar istedik, ama onlarda ısrar etmedik; Sünniler ise uzlaşmaya yanaşmadılar.
ÇEVİK: Irak Kürdistan bölgesinden yüksek düzeyde bir heyet bu hafta Waşington´u ziyaret edecek. Bu ziyaretin önemi nedir?
TALABANİ: Öncelikle şunu belirteyim: Tarihte ilk kez Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, Kürdistan Bölgesi´nin Başkanı´nı davet ediyor. ABD ve Irak Kürdistanı arasında bu seviyede bir temas ilk kez gerçekleşiyor. Kürt heyeti Başkan tarafından kabul edilecek. Bu, ABD tarafından Irak Kürdistanı kimliğinin -Irak çerçevesinde- bir tür tanınmasıdır. Şunu özellikle vurgulamak isterim: ABD daima Irak Kürdistanı´nı Irak çerçevesinde tanıdığını belirtir.
ÇEVİK: Bu ziyaretten ne bekliyorsunuz?
TALABANİ: Kürtler ve ABD arasında daha iyi bir anlayış bekliyorum. Öyle sanıyorum ki ABD Kürtlere Irak´ın birliği konusunda tavsiyelerde bulunacaktır. Irak´ın birliği için daha fazla çaba isteyecektir. Sünni ve Şiiler arasında aracı bir rol üstlenmelerini, Irak toplumunda denge unsuru olmalarını isteyecekler. Aynı zamanda, demokrasiye sadık kalmaları ve dinsel aşırılık ve ultra milliyetçilik dahil, her türlü aşırılığa karşı durmaları konusunda Kürtlere desteklerini dile getireceklerdir.
ÇEVİK: Yeni birleşik Kürdistan kabinesinin açıklanması birkaç ay gecikti. Siz bu politik kilitlenmeyi aşmak için Mesud Barzani ile daha yeni buluştunuz. Bize hükümetin süresi ve başbakanların rotasyonu ve hizmet süresi ile ilgili olarak uzlaşmazlık olduğu söylendi. Barzani´nin başkanlığındaki Kürdistan Demokrat Partisi, iki yıl sonrası için planlanmış bölgesel parlamento seçimlerinin ertelenmesini öneriyor; böylece hükümetin daha uzun süre görevde kalacağını, rotasyon yoluyla değişecek iki tarafın başbakanlarının da daha uzun süre hizmet edebileceğini savunuyor. Bir uzlaşma var mı veya birleşik hükümetin açıklanması daha çok gecikecek mi?
TALABANİ: Bilmiyorum. Biz (Kürdistan Yurtsever Birliği olarak) sayın Barzani´ye ve KDP liderliğine oldukça makul bir öneri götürdük ve onlar bunu Polit bürolarında görüşüp diğer arkadaşlarını da ikna etmeye çalışacaklarını söylediler. Onların kararını bekliyorum.
ÇEVİK: Bir hükümetin hemen kurulabileceğini bekliyor musunuz?
TALABANİ: Eğer söz konusu makul önerilere evet derlerse olabilir.
ÇEVİK: Birleşik bir hükümetin kuruluşunu zorlaştıran ana problem nedir?
TALABANİ: Büyük bir problem yok. Yalnızca hükümetin süresi tartışılan bir konu. Sorun KDP´nin, iki yıl sonrası için planlanmış parlamento seçimlerini erteleyerek hükümetin görev süresini uzatma önerisinden kaynaklanıyor. Ancak bu demokratik bir çözüm değil. Sizin parlamentonuz, ki AK Partinin parlamentoda ezici çoğunluğu var, hükümet süresini uzamak için parlamento seçimlerini bir ya da iki yıl ertelemeye karar verebilir mi? Bu antidemokratiktir ve yasaya da aykırıdır. Antidemokratiktir, çünkü yurttaşlar bu parlamentoyu belli bir süre için seçtiler. (....) Biz, Parlamento´nun kalan hizmet süresini ikiye bölelim, birinci dönem için başbakanlık KDP´den, ikinci dönem için de KYB´den olsun diyoruz. Umut ediyorum ki bunda anlaşacağız.
ÇEVİK: Şimdi Irak´ın komşularıyla ilişkisine gelmek istiyorum. Siz komşularınızın Irak´ta terörizmi sona erdirmek için yeterince çaba gösterdiği kanısında mısınız?
TALABANİ: Sizinle açık konuşayım: İran´la iyi ilişkilerimiz var. Türkiye ile iyi ilişkilerimiz var. Kuveyt ve Ürdün´le iyi ilişkilerimiz var. Suriye ve Suudi Arabistan´la ilişkilerimiz ise istenen seviyede değil. İkisiyle de sıkıntılarımız var. Onlara gitmek, onlarla konuşmak ve ilişkileri iyileştirmek için anlaşmak zorundayız. Her iki ülke de son derece önemli. Biz onlarla sorunlarımızı diyalog yoluyla, kardeşlik çerçevesinde çözmekten yanayız.
ÇEVİK: Irak-Türkiye ilişkilerini konuşalım. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan daha yeni bir açıklama yaptı, sabrımız tükeniyor, çünkü Irak PKK´lı teröristleri Kuzey Irak dağlarından indirmek için yeter çaba göstermiyor, dedi. Siz bu soruna yakın zamanda bir çözüm görüyor musunuz?
TALABANİ: PKK´yı dağdan indirmek mümkündür, eğer Türkiye´de bir genel af ilan edilirse. Bu konuyla ilgili olarak Türkiye ile Irak hükümeti, KYB ve KDP arasında eğer bir koordinasyon sağlanabilirse bu da sorunun çözümüne yardımcı olur. Bu sorunu zor yoluyla çözmeye çalışmak ise mümkün değil. Irak ordusu henüz bunu yapabilecek güçte değil. Böyle bir durumda PKK´yı Irak içindeki teröristlerle, El Kaide , Ansar el İslam ve Abu Musa al-Zarkawi gibileriyle işbirliğine itebiliriz ki bu her birimize daha fazla sıkıntı yaratır. Bu nedenle politik bir çözümün onları dağdan indirmek ve silahlı mücadele dedikleri şeyi son erdirmek için en uygun yöntem olduğu kanısındayım.
ÇEVİK: Amerikalıların bu hafta Waşington´u ziyaret etmekte olan Kürt heyetiyle terörist Kürdistan İşçi Partisi konusunu görüşecekleri kanısında mısınız?
TALABANİ: Öyle sanıyorum. Çünkü Amerikalılar PKK´nın Irak´taki varlığıyla oldukça ilgileniyorlar ve bu sorunun çözümünü istiyorlar. Onlar bu konudaki Türk isteklerini ciddi biçimde göz önüne alıyor ve her fırsatta konuyu bizimle görüşüyorlar.
ÇEVİK: Türkiye ile Irak Kürt liderleri arasındaki diyalogdan memnun musunuz?
TALABANİ: Memnunum. KYB´nin Türkiye ile çok iyi ilişkileri var. Öyle sanıyorum ki KDP de Türkiye ile daha iyi bir diyalog istiyor. Bu amaçla Türkiye ile Irak Kürtleri arasındaki ilişkiler daha da iyileştirilebilir.
ÇEVİK: Türkiye ile Irak Kürdistan Bölgesi arasındaki ilişkileri iyi buluyor musunuz?
TALABANİ: ´Sayın Erdoğan´ iktidarda olduğu sürece umuyorum ki ilişkiler iyi olacak. Bu dönemde ilişkiler mümkün olduğunca güçlenecek ve yaygınlaşacak.
ÇEVİK: Bu sürece destek vermek için Türkiye´yi ziyaret edecek misiniz?
TALABANİ: Türkiye´yi ziyaret için fırsat doğacağını umuyorum.
ÇEVİK: Irak´ta istikrarın kurulmasının önündeki başlıca engel sizce nedir?
TALABANİ: İstikrarın önündeki başlıca engel El Kaide, Ansar ul İslam ve Zarkawi grubudur. Ülkeye dışardan gelen bu mücrimler Şiilere ve Kürtlere karşı yıkıcı bir savaş ilan etmişlerdir. Yani bunlarınki işgal güçlerine veya Amerikalılara karşı bir direniş hareketi değil. Bunlar Irak halkına karşı. Öte yandan Irak içinde şiddete destek olan gruplar var. Zarkawi ile bağlantı içinde olmayan Sünni gruplar var. Bunlarla sorun diyalog yoluyla çözülebilir, onların bazı haklı taleplerine kulak vererek ve bir genel af ilan ederek... Ama Saddam yanlısı unsurlarla bir anlaşmaya varmak pek kolay değil. Irak halkı onların cürümlerinin bilincine vardıkça zamanla izole olacaklardır. Birçok yerde halk silahlanıp Irak silahlı güçlerinin desteğiyle onlara karşı savaşmaya hazır. Örneğin Tel Afer´da kent teröristlerden kurtarıldıktan sonra halktan 1000 kişi polis olarak yazılıp kentini savunmaya talip oldu ve Irak hükümeti bunu kabul etti.
ÇEVİK: Türkmenlerle ilişkilerinizden memnun musunuz?
TALABANİ: Yarı yarıya. Şii Türkmenlerle iyi ilişkilerimiz var. Sünni Türkmenlerin bir bölümüyle de iyi ilişkilerimiz var. Ne yazık ki Türkmen Cephesi ile ilişkilerimiz iyi değil. Her ne kadar onlarla ilişkilerimizi iyileştirmek için çok çaba harcadıksa da başaramadık.
ÇEVİK: Problem sizce ne?
TALABANİ: Sanırım ekstremist bir tutumdan kaynaklanıyor. Türkmen Cephesi´ndeki bazı liderler oldukça ekstremist. Hep mübalağa yapıyorlar. Irak´ta 4-5 milyon Türkmen olduğunu ileri sürüyorlar. Seçimler bunun gerçek olmadığını gösterdi. Kürtlerin Kerkük´teki Kürt nüfusunu yüksek göstermek için Kürdistan´ın diğer bölgelerinden buraya 250 000 Kürt getirdiğini iddia ediyorlar. Bu tür bir yaklaşım Kürtlerle ilişkilerin iyileşmesini engelliyor. Umuyoruz ki Türkmen Cephesi akla yatkın, gerçekçi bir tutum benimsesin.
ÇEVİK: Son olarak Kerkük konusu var. Bu sorunu nasıl çözeceğiz?
TALABANİ: Biz bu kenti her zaman burada yaşamış olan Kürtler, Türkmenler ve Araplar arasında bir kardeşlik kentine dönüştürebiliriz. Kent Kerküklüler tarafından yönetilmeli. Kerkük´ün geleceği Anayasa´nın 58. Maddesine göre belirlenecektir. Yani iki yıl sonra Kerkük halkı ne karar verirse o olacak.
ÇEVİK: Ya onlar Kürt federasyonunun bir parçası olmak istiyoruz derlerse?
TALABANİ: Saygıyla karşılayacağız.
ÇEVİK: Ama şehri gerçekte kim yönetecek?
TALABANİ: Kenti Kerkük halkının kendisi yönetecek, Süleymaniye ve Duhok eyaletleri gibi. Türkmenlerin ve Arapların temsilcileri bölgesel yönetimde yer almalılar. Onlar bakan unvanını taşıyacaklar ve aynı zamanda bölgesel parlamentoya seçilmiş olacaklar.
Altı Yüz Elli Altıncı Bölüm:
26.10.2005 tarihli Alman Televizyon Kanalı ARD’de Celal TALABANİ ile yapılan röportaj yayınlandı.Bu röportajı aşağıda yayınlıyoruz.
Tagesschau: Sayın Başkan, kabul edilen Anayasa’dan sonra Irak hangi noktada bulunuyor?
Celal Talabani: Bizim için ileriye atılmış büyük bir adım. Bu anayasanın, demokratik, federal, çoğulcu ve bağımsız yeni bir Irak devleti’ni oluşturmanın temeli olduğunu düşünüyorum. Anayasa, Irak hükümeti nezdinde, kabinede, başkanlık organında ve bakanlıklarda birçok değişiklikleri birlikte getirecek. Ve, aynı zamanda Irak’ın demokratik sürece doğru yol almasını da.. Bu sürecin dönülemeyecek olduğunu düşünüyorum.
Tagesschau: Yapılması zorunlu olarak gördüğünüz önemli adım nedir? Neler olacak?
Talabani: İlk adım, parlamentonun ve bir başkanın seçimidir. Yeni hükümet 4 yıllığına seçilecek ve yeni Irak’ın nasıl olması konusunda karar verecek. “Kürdistan genel olarak güvenliklidir.“
Tagesschau: Göreceli olarak güvenlikli olan Kuzey Irak’ta da saldırı haberleri geliyor.
Talabani: Kürdistan’da Ensar-El-İslami adlı teröristlere yönelik mücadeleyi yıllarca önceden başlatmış bulunuyoruz. Teröristler yakalandı ve yok edildi. Ülkemiz genel olarak güvenlikli bir durumdadır.
Tagesschau: Irak’ın geri kalan bölümlerinde güvenlik nasıl?
Talabani: Irak’ın tümü –uluslararası medyanın bahsettiği düzeyde- korkulacak bir noktada ve kaos halinde değil. Ülkenin güneyindeki yeni yerleşim birimleri de sakin. Tekil düzeyde terör saldırıları oluyor. Saldırganlar ülke dışından geliyorlar. Orada yaşayan insanlar günlük yaşamlarını barışçıl biçimde sürdürüyorlar. Söz konusu politikayı onaylamadıkları durumlarda ise, bunu, barışçıl biçimde dile getiriyorlar. Bağdat’ta güvenlik sorunumuz var. Bazı bölgeleri, orada ikamet edenlere bırakırsak ve yeterli ölçülerde eğitilmiş asker ve polisimiz olursa, kentin güvenliğini sağlayabiliriz.
Tagesschau: Dışarıdan gelen teröristler hangi rolü oynuyorlar?
Talabani: Şii ve Kürtlere karşı yok etme savaşı yürüten terörist gruplardır. Bunları, ancak askeri yöntemler kullanarak yok edebiliriz. Zor değil. Bunlar, günahsız çocuklara ve kadınlara, kutsal yerlere ve okullara yönelik saldırılarda bulunan ve gün geçtikçe soyutlanan kesimlerdir.
Tagesschau: Sünnilerin durumu nasıl?
Talabani: Onlar, onlarca yıl Irak’a hükmettiler. Bunlardan bazıları, Sünnilerin, iktidarı yeniden elde etmesi için demokratik süreci engellemek istiyorlar. Bu, ancak diktatörlük şeklinde yürüyebilir. Radikal Sünni İslami kesimlerin politik sürece katılacaklarını düşünemiyorum. Sorunu, ekonomik, askeri ve komşu ülkelerle birlikte çözme konusunda bir plan üretmemiz zorunlu. Kendi Polisimizi Bekliyoruz
Tagesschau: Irak güvenlik güçleri ne zaman ülkenin sorumluluğunu tümüyle üstlenecekler?
Talabani: Size açıkça söylemek istiyorum: Biz, henüz bu düzeyde değiliz. Henüz eğitimden geçirilmemiş on binlerce polis mevcut. Ama bir yıl içinde on binlerce sadık polisin, ülkenin güvenliği konusunda sorumluluğu üsteleneceğini söyleyebilirim.
Tagesschau: Amerika ve müttefiklerinin bu süre içinde askeri güçlerini Irak’tan geri çekecekleri anlamına geliyor mu?
Talabani: Bu başka bir konu. Bana göre bu konuda herhangi bir zaman söylemek doğru olmaz. Ama, Irak güvenlik güçleri, yabancı güçlerin yerlerini alma ve teröristleri yakalama konusunda bilgi ve birikim sahibi olabilirler. Ve, Irak, yabancı güçlerin işgal ettiği ilk demokratik ülke olmayacaktır. 1963 yılında Batı Berlin’i ziyaretimi hatırlıyorum. O dönemde, Fransız, İngiliz ve Amerikan güçlerinin kontrolünde olan işgal bölgeleri söz konusuydu. Yabancı güçlere, terörle savaşmak ve içişlerimize karışmak isteyen komşularımızdan korumaları için ihtiyacımız var.
“Zerkavi ülkeyi kana boğamaz“
Tagesschau: Gelecekle ilgili olarak konuşalım. Saddam Hüseyin’in davasının başlamasından önce, İslamcı terörist Abu Musab el Zerkavi, ülkeyi bir terör dalgasıyla boğacağı yönünde tehditlerde bulundu. Bu adam ne kadar tehlikeli?
Talabani: Zerkavi adi bir hayduttur. Bombalarla dolu birkaç otomobili patlatmaktan öte bir şey yapamaz. Kürdistan’da ise, onu bir kez yakaladık
Tagesschau: Yeni bir tehdit yok mu?
Talabani: Bu bir tehdittir, ama onun düşündüğü gibi büyük değil. O, ülkeyi kana boğamaz.
Tagesschau: Ekonomik gelişmeyle ilgili bir soru: Kuzey Irak’ta, Kürdistan’da, ekonomik patlama söz konusu. Her yerde inşaatlar, dünyanın her yerinden firmalar, -hepsinden önce Türkiye ve Çin’li firmalar- angaje olmuşlar. Ama çok az sayıda Alman firması. Neden böyle?
Talabani: Soruyu ben size geri soruyorum. Alman politikacılarını ve işverenlerini, ülkenin yeniden inşasını katkıda bulunmaları için birçok kez davet ettik. Şayet gelirseler, kendilerine özellikle yardımcı olabiliriz. Buradan da bir çağrı yapmak istiyorum: Değerli dostlar, en kısa zamanda Kürdistan’a gelin. Irak’ın başka bölgelerine de gidebilirsiniz.
Tagesschau: Alman işverenler bize, Kürdistan’da ekonomik angajmana girdikleri takdirde, sizin, Türk ortaklarınızla olan ticari ilişkinizin tehlikeye girebileceğini söylüyorlar. Böylesine bir rizikonun olabileceğini düşünüyor musunuz?
Talabani: Bana göre yanlış. Türk hükümeti, Türk işverenlerinin buraya gelmesi yönünde teşvik ediyor. Erdoğan hükümeti, Iraklıların, aynı zamanda Kürtlerin duygularını paylaşıyor. Türkiye, refah ve demokratik bir Irak için sürdürdüğümüz mücadeleyi destekliyor.
Tagesschau: Bu konuşma için teşekkür ederiz Sayın Talabani.
Altı Yüz Elli Yedinci Bölüm: 27.10.2005 tarihli çıkan bir haberde, Ankara, IKDP lideri Barzani’nin, Beyaz Saray’da hangi sıfatla ağırlandığını sordu. Dışişleri Bakanlığı’na çağrılan, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği Maslahatgüzharı Nancy Mc Eldowney’e, “başkan” sıfatının neden kullanıldığı soruldu. Bush-Barzani görüşmesinin ardından, Türkiye’nin Irak Özel Temsilci Yardımcısı Ethem Tokdemir’in, Nancy Mceldowney ile görüştüğü öğrenildi.
Edinilen bilgilere göre, görüşmede, Mc Eldowney’e “Sayın Bush, Barzani için başkan sıfatını hangi çerçevede kullandı” sorusu yöneltildi. Mc Eldowney’nin ise, “Barzani, 2004 yılında, Irak’ta kabul edilen geçici idari yasa ile belirlenen Bölgesel Irak yönetiminin başkanıdır. Başkan Bush’un ifade ettiği de budur” dedi. Amerikalı diplomat Ankara’ya, Başkan Bush’un, Barzani ile görüşmesinde, Irak’ın toprak bütünlüğüne verilen öneme de dikkat çektiğini hatırlatarak, “Politikamızda değişiklik yok” mesajı verdi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan ise, konuya ilişkin olarak, Türkiye’nin politikalarının gerek Amerika Birleşik Devletleri, gerekse Irak tarafından kabul gördüğünü söylemekle yetindi.
Altı Yüz Elli Sekizinci Bölüm: 31.10.2005 tarihli çıkan bir haberde, Irak’taki Amerikan uçaklarının Suriye sınırı yakınındaki saldırısında 40 kişi öldü. Amerikan ordusunun sabaha karşı bir El Kaide liderinin evine düzenlediğini saldırıda, Kaim’deki hastane kaynaklarına göre 40 kişi öldü, 20 kişi de yaralandı. Hastane yetkilileri, ölen ve yaralananların çoğunun kadın ve çocuk olduğunu söylediler. Bir aşiret reisi de bölgede gerilla bulunmadığını söyledi.
Askeri bir sözcü ise Kaim yakınlarındaki Karabila’daki operasyonda, sivil kayıpları önlemek için tam hedefe yönelik bombardıman yapıldığını ifade etti. Amerikalı yetkililer, Kaim ile Fırat havzasının, yabancı militanların Bağdat’a başlıca giriş yolu olduğunu belirtiyorlar. Son aylarda bu bölgeye birçok saldırı düzenlendi.
Altı Yüz Elli Dokuzuncu Bölüm: 31.10.2005 tarihli çıkan bir haberde, İngiliz Times gazetesi, Irak’taki Kürdistan’ın bağımsızlık peşinde olduğunu belirtti. Haberde, Bağdat’tan Erbil’e gidildiğinde "yabancı bir ülkeye" gelinmiş izlenimi edinildiği ifade edildi. İngiliz Times gazetesi, Irak’taki Kürtlerin bağımsızlık arayışında olduğunu belirtti. "Savaşların ardından Kürtler bağımsızlık gününü bekliyor" başlıklı haberde, Bağdat’tan Erbil havaalanına gidildiğinde bir bayan polisle karşılaşıldığını ve pasaport kontrolüne girildiğini ifade edildi. Gazete, Iraklıların nüfus cüzdanını göstererek geçebilmelerine rağmen genel izlenimin "başka bir ülkeye" gelindiği şeklinde olduğu belirtildi.
Aynı izlenimin "Irak’ın kuzeyinde yer alan Kürdistan sokaklarında" da edinildiği aktarılan haberde bölgenin 1991’den bu yana özerk olduğu ifade edildi. James Hider imzalı haberde "Irak’ın kalanı arabalı saldırılardan, suikastlerden ve kaçırılma olaylarından korkarken Kürdistan’da peşmergeler her yerde bulunuyor ve demir yumrukla istikrar sağlamaya çalışıyor" ifadeleri yer aldı. Gazeteye konuşan, Erbil Gazeteciler Birliği Başkanı ve KDP milletvekili Ferhat Ovni Muvat, "Kürdistan bağımsız olacak. Bir ay içinde ya da on yıl sonra olabilir ama o günü görmek için yaşayacağım" dedi. Ancak gazete, Kürdistan’ın bağımsızlığı için hala çok erken olduğunu belirtti. Haberde, "Ancak pek çok Kürt şu anda doğru zamanın hala gelmediğinin bilincinde. Bağımsızlığa gitmek bir karmaşa yaratabilir ancak sıradan Kürtler liderlerine güvenmekte ısrarcılar" ifadeleri yer aldı.
Haberde ayrıca Erbil yakınlarındaki Akre kasabasında yerel bir televizyon kanalında haberleri sunan Kemal Ramazan’ın duvarında Süleymaniye’den Türkiye kıyılarına kadar uzanan bir daireyi ile devam eden ve Suriye’de son bulan bir Kürdistan haritasının bulunduğu belirtildi. Haberde, "Bu gerçeklikten daha büyük olan mitolojik toprakların adına Kürdistan" denildi. Gazeteye konuşan Ramazan da "Bu bir rüya değil, Kürtler’in hakkı" diye konuştu. Haberde ayrıca "15 milyon Kürt yaşıyor ve Kürtler’in yarıya yakını Türkiye’de" ve "Irak’ta, nüfusun yüzde 20’sini oluşturan 5 milyon Kürt yaşıyor" notları düşüldü. Haberde ayrıca Kürtlere bağımsızlık sözünün ilk kez 1920’de Sevr antlaşması ile verildiği ifade edildi.
|