Derin Noktalar

Beş Yüz On Sekizinci Bölüm: 25.07.2005 tarihli AKŞAM gazetesinde çıkan “Zebari Gözdağı Verdi: Irak’a Kimse Giremez” başlıklı bir haberde, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, Türkiye'den Irak'a olası bölgesel askeri müdahalenin kabul edilmeyeceğini bildirdi. Zebari, Ürdün'ün başkenti Amman'da yaptığı açıklamada, Irak'taki Amerikalıların PKK'lıları yakalamaya hazır olduğunu ifade ederek, Türk ordusunun ülkenin kuzeyine operasyonlar düzenlemesinin Irak'ta istikrarı bozabileceğini iddia etti. PKK'lıların, 'merkezi ve yerel Kürt yönetiminin kontrolü dışındaki bölgelerde olduğunu' ifade eden Zebari, bunların yer değiştirmeleri halinde Amerikan güçleri tarafından yakalanacaklarını söyledi. Zebari, 'Türkiye'ye karşı Iraklı olmayan silahlı grupların faaliyetlerini önleme yükümlülüğümüz var' diye konuştu.

Beş Yüz On Dokuzuncu Bölüm: 25.07.2005 tarihli AKŞAM gazetesinde çıkan “PKK Akaryakıtla Besleniyor” başlıklı Şerife ÜSTÜNER’in haberinde, Meclis Akaryakıt Kaçakçılığını Araştırma Komisyonu raporuna göre, sınır ticareti kapsamında özellikle Habur üzerinden Kuzey Irak ile yapılan ticaretten yararlanan kesimlerin başında terör örgütü PKK geliyor. PKK'nın, yurtiçi finansman kaynakları arasında, bu para önemli bir yer tutuyor. Komisyon raporunda, terör örgütünün akaryakıt kaçakçılığı yoluyla yılda 250-300 trilyon lira kadar gelir elde ediyor. PKK, İran sınırında yaşayan yöre halkının at sırtında yaptığı akaryakıt kaçakçılığından da haraç alıyor. Raporda, bu konuyla ilgili olarak, 'Terör örgütünün bu ticaretten binek hayvanı başına haraç aldığı, sınır ihlali yapan yöre halkı ile terör örgütünü ayırmada güvenlik güçlerinin zorlandığı duyumu alınmıştır' deniliyor.

Beş Yüz Yirminci Bölüm: 25.07.2005 tarihli AKŞAM gazetesinde çıkan “Senden İzin Alan mı Var” başlıklı bir haberde, Orgeneral Tolon, PKK terörü ile mücadele çerçevesinde son günlerde ABD ve Avrupa'dan yapılan açıklamalara çok sert tepki gösterdi. 5. Kolordu Komutanlığı tarafından, Toplumsal Gelişimi Destekleme Faaliyetleri kapsamında Çorlu'ya bağlı Önerler Köyü'nde icra edilen köy destek uygulamasına katılan Orgeneral Tolon, bir konuşma yaptı. Lozan Antlaşması'nın yıldönümü olduğunu hatırlatan Orgeneral Tolon, Lozan'ın, Sevr'i hortlatarak Türkiye'yi parçalamaya çalışan düşmanların, o yıllarda kendilerine kayıtsız şartsız teslim olan işbirlikçi, vatan hainlerinin Türkiye'nin yok edilmesine yönelik kabul ettirdiği tüm şartları ortadan kaldıran bir özgürlük ve milli egemenlik senedi olduğunu söyledi. Orgeneral Tolon, sözlerine şöyle devam etti: 'Sizlerin huzurunda Silahlı Kuvvetlerin bir mensubu olarak söz veriyorum ki, aziz şehitlerimiz ve atalarımız rahat uyusunlar. Yarattıkları yeni azınlık kavramları ile düşmanlarımızın istedikleri tavizler verilmeden, Lozan Anlaşması yapıldığı şekil ve ruhuyla korunacak, tek satırına dahi aykırı harekete asla izin verilmeyecektir.'

Türkiye'nin ulusal birliğini parçalamak isteyenlerin çabaları ve cüretlerini her geçen gün artırdığını belirten Orgeneral Tolon, yıllardır terörün ne büyük bela olduğunun anlatıldığını, ancak Türkiye'nin çifte standartla karşılaştığını söyledi. Terör nedeniyle şehit verilmesinin yüreklerini dağladığını söyleyen Orgeneral Tolon, ABD'den gelen 'Sınırlarınız içinde operasyon yapabilirsiniz' mesajını kastederek, şunları söyledi: Nasıl bağımsız devlet? "TSK'nın ulusal güvenliğini sağlamak için yasal ve evrensel mücadelesine, sanki onlara soran varmış, onlardan onay talep edilmiş de lütfetmişler ülke sınırlarımız içinde bu mücadeleyi sürdürürsek desteklerini ifade ediyorlar. Sınırımıza çok yakın eşkıya yuvalarına devletin uluslararası anlaşmalara dayalı olarak meşru müdafaa hakkı ile yapacağı operasyonlar için oralarda bağımsız bir devlet olduğunu açıklamışlar. Nasıl bir bağımsız devletse? Uluslararası geleneklere göre haddini ve hukukunu aşmaması gereken bir temsilci de her gün vatan evlatları günahsız yere terörist tuzaklarıyla şehit ya da gazi olurken nice tüten ocaklar sönerken 'bunlara karşı silahlı mücadele yapmayın' diyerek aklınca bize öğüt vermektedir. Yine buyurdular ki onların kanını akıtanlar teröristmiş, bizim canımızı yakanlar ise milismiş. Gördünüz mü uluslararası adaleti, hukuku, eşitliği, çifte standardı.'

Orgeneral Tolon, Dünya Mimarlar Kongresi'nde dağıtılan ve Cumhuriyet yönetimini yeren ifadeler yer alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi kitapçığına da tepki gösterdi. Tolon. 'Cumhuriyet döneminde İstanbul'a şehircilik adına hiçbir şey yapılmamış. Tekke ve zaviyelerin kapatılması İstanbul'un tarihinden ve kültüründen koparılarak mistik havası bozulmuşmuş, işte bu kadar zırva ile laik Cumhuriyete açıktan açığa saldırılmaktadır. Hilafet özlemi içerisindeki şeriat yanlıları kendilerine dur diyen kişi ve kurumlara karşı sistemli bir saldırı sürdürmektedirler' diye konuştu. Orgeneral Tolon'u sinirlendiren haber, 13 Temmuz günü Anadolu Ajansı tarafından geçildi. Haberde, ABD yönetiminin bir yetkilisi, terörist niteliği kesinlik taşıyan PKK'ya karşı TSK'nın Türk sınırları içinde operasyon düzenlemeye hakkı olduğunu söylemişti. Amerikan makamlarının PKK'nın terörist olduğunu vurguladığına dikkat çekilen haberde: 'Irak'taki Amerikan askeri gücünün imkanlarının kısıtlı olmasından ve ağırlığın Sünni Arap direnişiyle mücadeleye verilmesinden dolayı PKK'ya karşı kuzey Irak'ta henüz kapsamlı önlemler alınamadığını, ancak zaman içinde örgütün bu ülkede barınmasına izin verilmeyeceğini ifade ediyor.'

Beş Yüz Yirmi Birinci Bölüm: 25.07.2005 tarihli YENİÇAĞ gazetesinde çıkan “Küstah DEHAP’lı “ başlıklı bir haberde, DEHAP Başkanı, eli kanlı terör örgütünü ''meşru silahlı güçler'' olarak tanımlayarak, hain terör saldırılarını çatışma ortamı olarak değerlendirdi ve yaşananlardan PKK'nın sorumluluğu olmadığını savundu Partisi tarafından Ankara''da gerçekleştirilen bir toplantıda ''sınır ötesi operasyonları tasvip etmediklerini'' belirterek terör örgütüne destek veren açıklamalarda bulunan DEHAP Başkanı Tuncer Bakırhan, şimdi de PKK''dan ''meşru silahlı güçler'' olarak bahsetti. Bakırhan, çatışma ortamında ölenlerden "silahlı güçlerin sorumlu olmadığını" öne sürdü. Bakırhan, bir gazeteye verdiği demeçte, "çatışma ortamından, her gün onlarca insanın yaşamını yitirmesinden kaygı duyduklarını, bunun sorumlusunun kendileri ve silahlı güçler olmadığını" iddia etti. AKP'nin sorunu diyalogla çözme yerine, Kürt hareketini çözme hareketi içine girdiğini söyleyen Bakırhan, "Meşru savunma pozisyonunda olan silahlı güçlerin çok asgari, demokratik taleplerinin şiddet ve inkârla karşılaşması aslında Türkiye'nin ''99 öncesi tabloyu yaşaması için'' birkaç sebepten bazılarıydı. Türkiye çatışmalı ortama doğru sürükleniyor" dedi. Bakırhan röportajında terörist aşının talimatları doğrultusunda terör yandaşı Leyla Zana'nın organize ettiği DTH ile de aralarının iyi olduğunu ve beraber çalıştıklarını söyledi.

Beş Yüz Yirmi İkinci Bölüm:

25.07.2005 tarihli Halka ve Olaylara Tercüman gazetesinde çıkan “Kuzey’e Dokunmayın” başlıklı bir haberinde, IRAK Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, 'Türkiye, İran veya herhangi bir Arap ülkesinden Irak'a olası bölgesel askeri müdahalenin kabul edilmeyeceğini' söyledi. Zebari, üst düzey Iraklı diplomatların katıldığı bir toplantıya başkanlık ettiği Ürdün'ün başkenti Amman'da yaptığı açıklamada, Irak'taki Amerikan güçlerinin terör örgütü PKK'lıları yakalamaya hazır olduğunu ifade ederek, Türk ordusunun ülkenin kuzeyine operasyonlar düzenlemesinin Irak'ta istikrarı bozabileceğini iddia etti. Terör örgütü PKK üyelerinin, 'merkezi ve yerel Kürt yönetiminin kontrolü dışındaki bölgelerde olduğunu' ifade eden Zebari, bunların yer değiştirmeleri halinde Amerikan güçleri tarafından yakalanacaklarını söyledi. Zebari, 'Türkiye'ye ve komşu ülkelere karşı Iraklı olmayan tüm silahlı grupları kontrol altına alma ve faaliyetlerini önleme yükümlülüğümüz var' diye konuştu. Zebari ayrıca yeni anayasanın yazımının, Sünnilerin ülkedeki süreci boykot etmeyi sürdürmesi halinde bile bitirileceğini söyledi. Zebari, Irak'ta seçimlerin de yıl sonundan önce yapılacağını belirterek, 'Bahane bulmadan sürece katılmak Sünniler'in çıkarınadır' dedi.

Beş Yüz Yirmi Üçüncü Bölüm: 26.07.2005 tarihli ZAMAN gazetesinde çıkan bir haberde, Aksiyon dergisinde yer alan habere göre; PKK artık sadece örgütten kopanları değil, propagandalarına gölge düşüren Kürt aydınları da hedef almaya başladı. Kandil Dağı’ndan emir alan PKK tetikçilerinin hedefinde 250 Kürt olduğu iddia ediliyor. 200’ü aşkın Kürt aydını, eski HADEP Genel Başkan Yardımcısı Hikmet Fidan’ın Diyarbakır’da sinsi bir planla öldürülmesini, yayınladıkları bildiriyle protesto etti. Fidan’ın oğlu Zinnar Tarık Fidan, fotoğrafın bütün karelerinin birleştirilmesi halinde babasının Murat Karayılan’ın adamlarınca öldürüldüğünün ortaya çıktığını söyledi. Kürt siyasetçilerinden yazar Tarık Ziya Ekinci’ye göre de suikast PKK tetikçilerinin işi. Olaya sessiz kalan Kürt aydınlar, bugün yarın aynı tetikçileri karşılarında görebilir.

Fidan’ın öldürülmesinin ardından Viyana Dağı’nda cesedi bulunan PKK kurucularından ‘Salih’ kod adlı Hasan Özen’in öldürülme talimatının da Kandil Dağı’ndan verildiği, cinayetin Yusuf, Halit, Berhudan Çiya ve Dijvar kod adlı tetikçiler tarafından işlendiği iddia ediliyor. Terörist başı Abdullah Öcalan’ın Kuzey Irak’taki kardeşi Osman Öcalan da, Özen’in, Murat Karayılan’ın tetikçilerince öldürüldüğünü öne sürdü. Terörist Cemil Bayık ve Murat Karayılan’ın son bir yılda yayınladıkları ölüm listelerinde Fidan ve Özen’le birlikte 300 Kürt’ün adı geçiyor. Listelerde Kürt kökenli yazar, siyasetçi ve aydınların yanı sıra; PKK’nın şiddet politikasını eleştiren ve Kürt halkını temsil etmediğini savunarak örgütten ayrılanların isimleri de bulunuyor. Aksiyon dergisinde yer alan habere göre, aynı sebeplerle örgütten ayrılan Osman Öcalan, Nizamettin Taş gibi teröristlerin isimleri liste başında yer alıyor. Örgüt kaynaklarına göre, şimdiye kadar, listeye giren kişilerden yaklaşık 50’si öldürüldü.

Karayılan’ın görevlendirdiği ‘Heval’ ve ‘Çavreş’ kod adlarını kullanan bir PKK tetikçisi, Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde şu anda 50 PKK tetikçisinin eylem için hazır olduklarını söylüyor. Fidan’ın, Karayılan’ın tetikçilerince öldürüldüğünü, tetikçilerin 250 Kürt’ü vurmak için emir beklediğini ileri sürüyor. Heval’in aktardıklarına göre, örgüt, ölüm emirlerini trafik ışıkları sistemine benzeyen ilginç bir yöntemle veriyor. Yeşilde, öldürülecekler belirleniyor. Sarıda, takip başlıyor. Kırmızıda ise infaz gerçekleşiyor. Heval, başta yazar Mehmet Uzun olmak üzere çok sayıda Kürt’ü öldürmek için ‘sarı’ emrini alarak Avrupa’ya gelmiş. Ancak istenilenin doğru olmadığı hükmüne vararak örgütle irtibatını koparmış. Şimdi örgütle Avrupa’da köşe kapmaca oynuyor. Tetikçiler, daha önce dağda eğitim alan, ardından da PKK’nın şehir kadrosuna geçenlerden seçiliyor. Emirler şehirdeki liderle ‘baş tetikçiye iletiliyor. Cinayetleri en az iki ya da üç tetikçi işliyor. Pişman olarak örgütten ayrılan diğer bir tetikçi Delil Amudi de Heval’e benzer bilgiler veriyor.

İtirafları, PKK karşıtı çeşitli internet sitelerinde yayımlanan Amudi, eski komutanlardan Zeki Öztürk ve Ayhan Çiftçi’yi öldürmek için Cemal adlı bir tetikçinin görevlendirildiğini iddia ediyor. Avrupa’daki tetikçilerin infazlarda silah haricinde iz bırakmayan yöntemler kullandıklarını dile getiriyor. Araba kazası, intihar süsü verilmesi, boğma ve yakma, yöntemlerden sadece birkaçı. Cesetler genellikle ormanlık alanlara gömülüyor. Olaylar örgüt kayıtlarına; ‘kayboldu, nereye gittiği bilinmiyor, intihar etti, yangında ve trafik kazasında öldü’ diye geçiyor. Ortaya çıkarılan vakalar Amudi’yi doğruluyor. Hasan Özen’in cesedi ormanda gömülü bulundu. Leyla Turan ve Metin Koru’nun cesetleri Berlin’in Buckow ilçesindeki ormanda domuzlar tarafından toprağın altından çıkartıldı. PKK, artık sadece muhaliflerini değil, Kürtleri müspet yönde etkileyenleri de hedefe koyuyor. Karayılan bir yıl önce yayınladığı bildiride, “Asıl tehlike, Kürt kimliği deyip Kürt kültürünü savunan, kendilerine bilge denen kişilerdir. Dağdan kaçan ahmaklar bir şey yapamaz, bizim mücadelemiz diğerleriyle olmalı.” diyordu. Örgütün bütün ölüm listelerinde var olan Serhat Ararat, PKK’nın aydınları susturmayı ve Kürt halkı üzerinden rant sağlamayı amaçladığını söylüyor. Ararat’a göre PKK, eylem ve cinayetleriyle Türkiye’nin AB sürecini baltalamak istiyor.

Beş Yüz Yirmi Dördüncü Bölüm: 29.07.2005 tarihli çıkan bir haberde, Londra’dan sonra Mısır’da patlayan bombalar El Kaide tehdidinin batıdan doğuya kaydığını gösterdi. İstihbarat örgütleri El Kaide bombalarının hedef listesinde Türkiye’nin de olduğu bilgisi veriyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat ve Kaçakçılık Şubelerinden Sorumlu Müdür Yardımcısı Şammaz Demirtaş: ’Türkiye hassas bir döneme giriyor. Biz de gereken tüm tedbirleri alıyoruz. Özellikle istihbarata ağırlık veriyoruz. Londra ve Mısır’daki bombalı saldırılardan sonra terör dalgasının batıdan doğuya doğru geldiği anlaşılıyor. Türkiye’de de Kasım’a kadar bir eylem yapılmasını bekliyorum’’. ’’Önemli olan, eylemi olmadan önce engellemek. Eylem olduktan sonra failleri ele geçirmek ikinci planda olmalı. Bunun için istihbarat çalışmalarına ağırlık verdik. Türkiye’deki istihbarat polisinin yüzde 80’i dini motifli örgütler üzerinde çalışıyor. Uluslararası işbirliğiyle ham bilgileri ayrıntılandırıyoruz. İstanbul’da El Kaide ile bağlantısı olduğunu tespit ettiğimiz 1000 kişiyi izliyoruz.

’’Seyahatlerini, ev ya da iş değişikliklerini, kimlerle görüştüklerini, hemen her hareketlerini izliyoruz. Örgütle bir temas kurduklarında derhal müdahale edebilmek için izleme çok önemli’’. ’’El Kaide eylemleri Türkiye’de sokaktaki vatandaşı tehdit etmiyor. Önceki saldırılar yabancı uyruklu vatandaşları ya da yabancıları hedef aldıklarını gösterdi. Bu nedenle otobüslerin ya da metronun tehdit altında olduğunu düşünmüyorum. El Kaide saldırıları global terörün gövde gösterisi oluyor, gerçekleştiği devletin ise itibarını, güvenliğini, huzurunu sarsıyor. Ancak bunlara rağmen İstanbul’da metro ve belediye otobüs durakları dahil terör örgütlerinin hedefi olabilecek her yeri kontrol ediyoruz’’. ’’Mobese yani güvenlik kameraları var. Bu kameralar da izleme ve takip için çok önemli. Uluslararası işbirliğiyle elimize geçen resimlerle karşılaştırmada, araçların takibinde çok işimize yarıyor. Ayrıca NATO Zirvesi için Atatürk Havalimanı’nın 35 turnikesine yerleştirilen kameralarla, turnikeden geçen herkesin resmini çektik. Bu resimler global terörle mücadelede uluslararası işbirliğinde kullanıldı.

Bu kameralar hâlâ faaliyette ve çok işe yarıyor. Sistemin tüm Türkiye’ye yayılması için Emniyet Genel Müdürlüğü’ne proje sunduk. Türkiye’deki tüm sınır kapıları kara, hava, deniz her kapıda bu kameralardan mutlaka olmalı. Bomba malzemeleri de takipte ayrıca bomba yapımında kullanılan gübre, şeker, belli başlı asitler, deterjan gibi maddelerin satıldığı yerler takibimiz altında. Dikkat çekici oranda bir alım yapıldığında ya da şüphe çeken bir satış olduğunda müdahale edebiliyoruz. Ama başta da söylediğim gibi önemli olan istihbarattır ve biz önceliği istihbarata verdik.’’ ’’Son dönemde çıkartılan 5387 sayılı kanun MİT, Emniyet ve Jandarma’nın elini güçlendirdi. Daha önce suç oluştuktan sonra dinleme yapmak gibi bir durum vardı. Ancak bu yasa ile suç oluşmadan önce, suçu önlemek için dinleme yapmamızı sağlayacak. Bu yasa çıkar çıkmaz yazışmalarımızı yaptık. 3’er aylık periyodlarla, üç ay sonra gerekiyorsa süresini uzatarak dinleme yapabiliyoruz.’’ diye konuştu.

Beş Yüz Yirmi Beşinci Bölüm: 01.08.2005 tarihli bir haberde, Iraklı Kürtler, başkenti Kerkük olan Taamim vilayetinin vali yardımcılığına bir Türkmen getirilmesi önerisinde bulundular. Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (IKYB) yerel yetkililerinden Razjar Ali, ’’Arap ve Türkmen kardeşlerimize vilayet yönetim konseyinde 5 önemli mevki öneriyoruz. Türkmenlere vali yardımcılığı ile konseyde bir başka önemli mevki ve Araplara da 3 ayrı görev teklif ediyoruz’’ dedi. IKYB yetkilisi, Kerkük’te Taamim vilayet konseyini Şubattan bu yana boykot eden Arap ve Türkmen üyelerin dönüşünü sağlamak için yapılan arabuluculuk toplantısı sonundaki açıklamasında, ’’Top şimdi onlarda, bu görevlere atanacak kişiyi seçmek onlara düşüyor’’ diye konuştu.

Beş Yüz Yirmi Altıncı Bölüm: 01.08.2005 tarihli YENİÇAĞ gazetesinde çıkan “Kalleşliğin Bush’cası” başlıklı bir haberde, Türkiye`yi arkadan vurmayı siyaset edinen Bush yönetimi, kendi yasalarına "PKK'ya yardım yapana ceza verilemez." hükmünü koyarken, terör örgütüne Kerkük'te büro da açtırdı.

PKK'ya siyasi parti dediler ABD'de 11 Eylül sonrası çıkarılan ve terör örgütlerine yardım ve yataklık edenlere 15 yıl hapis getiren yasa maddesi Los Angeles Federal Mahkeme'si tarafından terör örgütü lehine düzeltildi. PKK'ya yardım edenlere ceza verilemeyeceğini hükme bağlayan mahkeme PKK'nın Türkiye'deki Kürtler'in haklarını koruyan siyasi parti olduğu da kabul etti.

Teröristleri eğitecekler Mahkeme Yargıcı Audrey Collins'in aldığı kararın çok önemli olduğunu vurgulayan terörist avukatı David Cole, "PKK üyelerini barişçi yoldan Türkiye'deki Kürtler'in hakkına nasıl savunacakları konusunda eğitmek istiyoruz.Mahkemenin aldığı bu karar önümüzdeki engelleri kaldırdı. Amerikan Hükümeti'nin yaklaşımları son derece olumlu yönde gelişiyor." dedi.

Kerkük'e PKK bürosu PKK militanlarının Türkmenler'in yoğun olarak yaşadıkları Kerkük'de büro açmalarına izin veren ABD, terör örgütünün Türkiye,Irak,Suriye ve İran'daki kürtleri tek çatı altında toplanmalarını simgeleyen sözde flamasını asmasına da ses çıkarmadı.

ABD PKK terörünü hem besliyor hem koruyor Terör örgütünün kontrolü altındaki Kerkük'te büro açmasına göz yuman ABD, ülkesinde PKK üyelerini eğiteceğini açıklayan bir derneğin de faaliyette bulunmasına mahkeme kararıyla izin verdi

Kerkük'te büro açtılar Türkiye'nin Kuzey Irak’a olası sınır ötesi operasyonu tartışılırken, PKK, ABD’nin kontrolündeki Irak’ta Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı Kerkük kentinde büro açarak, örgütü ve sözde ’demokratik konfederalizm’i simgeleyen flamalar astı. Kerkük’ten yayın yapan Türkmeneli televizyonu, Kerkük’ün merkezinde PKK’lıların büro olarak kullandığı binanın üstünde örgütü simgeleyen flama ileteröristbaşının 21 Mart’taki Nevruz sırasında ‘kuruluşunu ilan ettiği’, Türkiye, Irak, İran ve Suriye’deki Kürtleri tek çatı altında toplayan sözde ’demokratik konfederalizm’i simgeleyen flamaların yan yana asıldığını görüntüledi.

Büyük bir telsiz anteninin de göze çarptığı binaya Amerika ve diğer müttefik güçlerinin hiçbir müdahalede bulunmadığı belirtildi. Türkmeneli televizyonunun haberinde ayrıca, İmralı’da ağırlaştırılmış ömürboyu hapse mahkum edilen bebek katilinin posterlerinin de Kerkük’teki bazı yerlerde asılı olduğu ifade edildi. Türkmeneli televizyonu, ABD’nin yanı sıra geçici Irak yönetiminin terör örgütleri listesinin ilk sıralarında yer alan PKK’nın bu kadar açık faaliyet göstermesinin Türkiye tarafından dikkatle izlendiğini vurguladı. Irak Başbakanı İbrahim Caferi’nin Ankara’ya yaptığı ziyarette PKK ile mücadele sözü verdiği, ABD’nin de örgütün Kuzey Irak’taki faaliyetlerinin durdurulacağına dair Ankara’ya defalarca teminat verdiği hatırlatıldı.

Amerika'da eğitim verilecek Kuzey Irak'ta PKK'yı koruyup kollayan ABD, ülkesinde PKK terör örgütünün eğitim faaliyetlerini de serbest hale getiriyor. Los Angeles Federal Mahkemesi PKK'ya destek verenlere hapis cezasını anayasaya aykırı buldu. Federal Mahkeme 11 Eylül sonrasında çıkarılan ve terör örgütlerine yardım ve yataklık edenlere 15 yıl hapis getiren maddesinde PKK lehinde düzeltme yapılmasına karar verdi. PKK yandaşı Kürtler tarafından "Anayasal Haklar ve İnsani Hukuk Derneği" aracılığıyla açılan davada Yargıç Audrey Collins, PKK'nın "Türkiye'deki Kürtler'in haklarını gözeten bir siyasi parti olduğunu kaydetti. Hakim, terör listesine alınmasına rağmen örgüte eğitim ya da insani yardım sağlanmasını engelleyen düzenlemenin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. Collins, PKK'ya personel sağlamanın ise yasadışı olduğunu vurguladı. Davayı Kürtler lehine yürüten derneğin avukatı David Cole, "PKK üyelerini barışçı yoldan Türkiye'deki Kürtler'in hakkını nasıl savunacakları konusunda eğitmek istiyoruz. Mahkemenin kararı çok önemli" dedi.

Beş Yüz Yirmi Yedinci Bölüm: 02.08.2005 tarihli bir haberde, Irak Başbakanı Ceferi’nin Türkiye’ye "PKK ile mücadele edeceğiz" diye verdiği sözler fos çıktı. Kerkük’te örgütlenen PKK’nın 16 bürosu ve radyo istasyonu olduğu belirtildi. Türkiye, ABD ve Irak’ın "PKK ile bağı konusunda yeterli kanıt yok. Kapatamıyoruz" diyerek Irak seçimlerine girmesine göz yumduğu "Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi" ile "Demokratik Yeniden İnşa Partisi’nin" PKK ile organik bağı bulunduğuna ilişkin kanıtlara yer verdiği bir istihbarat dosyası hazırladı. Türk basının manşetlerine yansıyan fotoğraflardaki büronun Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi’nin bürosu olduğu belirtildi. Washington’da bugün yapılacak toplantıda masaya yatırılacak olan dosyada, bu bürolar ile ilgili şu bilgiler yer alıyor:

* PKK partinin kuruluşunda bizzat açıklama yaparak organik bağını ilan etti.

*Bürolar PKK’nın önde gelen isimlerinden Cemil Bayık ve Murat Karayılan tarafından yönetiliyor.

* Kerkük’te bu bürolardan bir değil 16 tane bulunuyor ve bazıları Sivil Toplum Örgütü sıfatıyla faaliyet gösteriyor. Musul’un yanı sıra Bağdat’ta da büroları bulunuyor. Dört katlı binaları var.

*Demokratik Yeniden İnşa Partisi Başkanı As’ad Hamid Rabah albadi. Demokratik Çözüm Partisi’nin Başkanı ise Fa’iq Muhammad Ahmad.

Türk tarafı, dosyalarının yanı sıra Kürdistan Demokratik Çözüm Partisi’nin www.pcdk.com adresindeki internet sitesine işaret ediyor.Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın fotoğraflarının bulunduğu sitede, Öcalan için "başkan" sıfatı kullanılıyor. Türkiye, Irak ve ABD üçlü PKK toplantısı bugün üç ülkenin uzmanlarının katılımıyla Washington’da başlayacak. Toplantıya Türkiye’den Genelkurmay ve Dışişleri istihbarat Daireleri ile MİT yetkilileri katılacak. Toplantıda 3 kritik gündem maddesi yatırılacak.

1-Kırmızı bültenle aranan 150 PKK’lı yöneticilerin akıbetini sorarak ABD tarafından verilen tutuklama emrinin sonuçları hakkında bilgi isteyecek.

2-Nasıl iade edileceğini masaya yatıracak.

3-Yasal olarak faaliyet gösteren PKK ile bağlantılı partilerin "kapatılma talebi" yineleyecek.

Beş Yüz Yirmi Sekizinci Bölüm: 02.08.2005 tarihli bir haberde, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Kuzey Irak’ta sözde PKK bayrağı asılmasına ilişkin ’’PKK’nın Irak’taki her türlü faaliyetini çok yakından takip ediyoruz. Bunlarla ilgili hassasiyetimizi Iraklı yetkililer ve ABD’lilerle paylaşıyoruz, girişimlerde bulunuyoruz’’ dedi. Gül, Suudi Arabistan Kralı Fahd’ın cenaze törenine katılmak üzere özel uçakla İstanbul’dan bu ülkeye hareket etti. Hareketinden önce Atatürk Havalimanı VIP Salonu’nda açıklama yapan Gül, ek protokolle birlikte yayımlanan deklarasyonuna ilişkin Güney Kıbrıs Rum kesimi tarafından hukuki olmadığı yönünde yapılan açıklamaların hatırlatılması üzerine, ’’Herkes her şeyi söyleyebilir. Deklarasyon da protokolün bir parçası olarak dönem başkanı tarafından kabul edilmiştir’’ dedi.

Gül, bu aşamadan sonra ticaretin Kuzey’den Güney’e kayacağı yönündeki açıklamaları nasıl değerlendirdiğine ilişkin soru üzerine de, ’’Bunlar bilinerek söylenen şeyler değil. Kuzey’den Güney’e mal mı satılıyormuş, ticaret mi var? Bildiğiniz gibi yarım kilo peynirin Kuzey’den Güney’e geçmesi, turistin yanında bile yasak. Takip ettiğimiz Kıbrıs politikası ile Kıbrıs Türklerinin refahı çok daha iyi duruma gelmiştir’’ diye konuştu. Bakan Gül, ’’Kıbrıs konusunun vatan hainliği, vatanseverlik şekilde tartışmalara neden olduğunun’’ belirtilmesi üzerine de, ’’Bizim kimseye söylediğimiz bir şey yok. Bazıları muhalefet yapacağım derken, ne ülkelerine, ne de kendi partilerine faydaları oluyor. Biz şeffaf bir şekilde olup bitenleri halkımızla paylaşıyoruz. Türkiye’nin geleceği çok önemli’’ dedi.

Beş Yüz Yirmi Dokuzuncu Bölüm: 04.08.2005 tarihli çıkan bir haberde, Terörle mücadeleden mağdur olanların zararlarının tazmin edilmesine ilişkin yasanın süresi uzuyor. Yavaş işlediği için eleştirilen sistemin hızlandırılması için, valiliklere talimat verildi. Terör ve Terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması hakkında temmuz 2004’te çıkarılan kanunun süresi 26 temmuz 2005’te dolmuştu. Bakanlar Kurulu’nun önündeki yeni tasarıya göre, başvuru süresi 26 temmuz 2006’ya kadar uzatılacak. Ancak 1 ekimde açılacak Meclis’in değişikliği onaylamasına kadar geçecek süre için İçişleri Bakanlığı bir genelge yayınladı. Valilikleri gönderilen Genelgede, değişiklik gerçekleşene kadar tazminat başvuruların alınması, değerlendirilmesi, sürecin kesintiye uğratılmaması ancak yasal dayanak oluşana kadar 26 temmuz 2005’ten sonra yapılan başvuruların karar bağlanmaması istendi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, terör ve terörle mücadele nedeniyle zarar görüldüğü iddiası ile Türkiye aleyhine yapılan bin 500 başvurudan bir tanesi sonuçlandırdı ve Türkiye’yi mahkum etti. Tazminata hükmetmeyen mahkemeye iç hukuktaki tazminat komisyonlarına atıf yaparak uygulamanın sonuçlarının bekleneceğini belirtti. Son olarak Türkiye’ye verdiği süreyi ekim ayına kadar uzatan mahkeme tazmin komisyonlarının kararlarına göre hareket edecek. İçişleri Bakanlığı’nın konuyu titizlikle ele aldığını ve son dönemde karar sürecinin hızlandığını belirten Dışişleri Bakanlığı yetkilileri 1 mart 2005’te 69 bin 832 başvurudan sadece 342’si hakkında tazminat kararı verilirken son dönemde bu rakamın katlanarak arttığının altını çiziyor.

Beş Yüz Otuzuncu Bölüm: 04.08.2005 tarihli AÇIKİSTİHBARAT web sitesinde çıkan MİLLİYET gazetesi kaynaklı “Terör kamplarını Türkiye'nin "sadık üye" olduğu, hizmet ettiği NATO koruyor!” başlıklı bir haberde, NATO füzeleri

1. Ana kampta NATO envanterine kayıtlı 5 Stinger füzesi, Dorçka, BKC, M - 16 türü ağır silahlar, Nissan jeepler, 100 jeneratör, 2 kaynak makinası, 10 suni mağara ve 15 hizmet birimi bulunuyor.

2. Hastane biriminde "Ahmet" kod adlı Türk doktorun denetiminde 2 ayrı noktada hastane, 3 doktor ve 14 sağlık personeli yer alıyor. Ameliyat ve diş tedavisiyle poliklinik hizmeti verebilecek alet ve ilaçlar da bulunuyor.

3. Kampta 13 kişilik cephanelik birimi tüm ağır silah ve mühimmattan, 13 kişilik lojistik birimi yüklü miktarda gıda maddesinin dağıtımından, 8 kişilik matbaa birimi defter, kitap ve dergilerin basımından, 1 kişilik maliye birimi para denetiminden, 13 kişilik muhabere birimi haberleşmeden sorumlu. Ayrıca, alım - satım birimi de bulunuyor.

4. Zeli'de ağır silahlarla askeri ve siyasi eğitim veriliyor. Dere içinde büyük bir hastane ve jeneratör yer alıyor.

Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "gerekirse sınır ötesi operasyon" düzenlenebileceğine yönelik sözleriyle işaret ettiği Kuzey Irak'taki PKK varlığı tüm ayrıntılarıyla, devletin zirvesine sunulan bir raporla ortaya konuldu. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün hazırladığı raporda, PKK'nın 9 ana kampta yaklaşık 4 bin teröristi eğittiği belirtildi. Rapor, 2 hafta önce Irak'a komşu ülkelerin içişleri bakanlarının katıldığı İstanbul zirvesinde, masaya konuldu. PKK'nın başta Kandil Dağı olmak üzere Kuzey Irak ve İran'daki mevcut durumu raporla gözler önüne serildi.

1990'lı yılların başından itibaren kurulan Kandil, Hakurk, Hinere, Lolan, Zap, Metina, Avaşin, Haftanin ile BM'nin denetimindeki Mahmur, ana kamp bölgelerini oluşturuyor. Örgüt üst yönetiminin barındığı Kandil Dağı kamp alanında Zeli, Dole Koge, Şehit Ayhan, Şehit Harun, Kalatukan, Kani Cenge, Bele Kati, Batı Cephesi, Şehit Rojhat, Balagati ve Süredi adı verilen kamplar bulunuyor. Rapora göre, örgütün Kuzey Irak'a çektiği teröristlerin büyük bölümü yeniden Türkiye'ye girdi. Bölgede örgütün daha önce 10 binin üzerinde silahlı mensubu bulunuyordu. Şu anda ise 3 bin 640 ile 4 bin 30 arasında bir mevcuttan söz ediliyor. Rapordaki ayrıntılar şöyle:

Kandil ana kampında 3 bin terörist bulunuyor. Buradaki iki küçük kampta, Şehit Harun deresi adıyla anılan doğal şelaleyle Şehit Ayhan deresi olarak tanımlanan bölgede kurulan 2 "Santral’de de elektrik üretiliyor. Şehit Harun deresinde elde edilen elektrik, aynı zamanda çevredeki 2 köyün ihtiyacını karşılıyor. Barajda 8 terörist görev yapıyor.

NATO füzeleri
1. Ana kampta NATO envanterine kayıtlı 5 Stinger füzesi, Dorçka, BKC, M - 16 türü ağır silahlar, Nissan jeepler, 100 jeneratör, 2 kaynak makinası, 10 suni mağara ve 15 hizmet birimi bulunuyor.

2. Hastane biriminde "Ahmet" kod adlı Türk doktorun denetiminde 2 ayrı noktada hastane, 3 doktor ve 14 sağlık personeli yer alıyor. Ameliyat ve diş tedavisiyle poliklinik hizmeti verebilecek alet ve ilaçlar da bulunuyor.

3. Kampta 13 kişilik cephanelik birimi tüm ağır silah ve mühimmattan, 13 kişilik lojistik birimi yüklü miktarda gıda maddesinin dağıtımından, 8 kişilik matbaa birimi defter, kitap ve dergilerin basımından, 1 kişilik maliye birimi para denetiminden, 13 kişilik muhabere birimi haberleşmeden sorumlu. Ayrıca, alım - satım birimi de bulunuyor.

4. Zeli'de ağır silahlarla askeri ve siyasi eğitim veriliyor. Dere içinde büyük bir hastane ve jeneratör yer alıyor.

5. Şehit Rojhat, Balagati, Süredi isimleri verilen küçük kamplarda da askeri ve siyasi eğitim veriliyor.

6. Dole Koge'de, lojistik depolar, kütüphaneyle Türkiye, Ortadoğu ve Avrupa Yoğunlaşma Okulları adlı birim var.

7. Şehit Ayhan'da fedai eylemlerine yönelik "özel kuvvetler" eğitimi veriliyor.

8. Türkiye ve Mesut Barzani'ye bağlı güçlerin operasyonların önüne geçmek amacıyla kurulduğu belirtilen Hakurk kampında da 550 terörist bulunuyor,

9. BM'nin denetiminde olan Mahmur kampında da aralarında örgüt üyelerinin de bulunduğu büyük çoğunluğu mülteci 9500 kişi yaşıyor.

Subay okulu var
1. Kani Cenge kampında bine yakın terörist, 25 SAM - 7 füzesi, ağır silahlar, 6 - 7 doktor denetiminde ameliyat ve tıbbi tahliller yapılan merkezi hastane, silah deposuyla subay okulu bulunuyor. Profesyonel ordu kurmak amacıyla oluşturulmuş.

2. Çok sayıda SAM - 7 füzesinin bulunduğu Bele Kati kampındaki PKK mensupları, kaçakçılardan vergi alıyor. 550 PKK'lı, 20 Sam - 7 füzesi var.

3. Şehit Harun kampında "soruşturma komisyonu" adıyla oluşturulan birim suç işleyen örgüt üyelerini yargılıyor ve ceza alanlar kamptaki cezaevine konuluyor. Bu kampta da hastane, terzi, büyük kayalara oyulmuş suni sığınaklar bulunuyor.

Patlayıcı laboratuvarı
1. Telsiz şifrelemeleri, Hinere kampında yapılıyor. 'Ekrem' kod adlı Hıdır Sarıkaya'nın sorumlu olduğu karargâhta 10 taburdan oluşan terörist timlerine eğitim veriliyor. 'Abbas' kod adlı Duran Kalkan'ın sorumlusu olduğu idelojik kampta, fedai, kadro eğitimi, istihbarat ve cephane birimleri, hastane, alım - satım komisyonu ve 2 laboratuvar bulunuyor. Laboratuvarlarda, elektrik düzenekleri ve patlayıcılarla ilgili çalışma yapılıyor. İstihbarat kadrosunda da hukuk ve bilgisayar mühendisliği mezunları yer alıyor.

2. Hüseyin Kaytan'ın sorumlu olduğu 35 kişilik kültür ve eğitim birimi de müzik, folklor, tiyatro çalışmaları yapıyor. Bunlar Medya TV ve Roj TV'ye gönderiliyor."

Beş Yüz Otuz Birinci Bölüm: 05.08.2005 tarihli çıkan bir haberde, Afganistan´daki ISAF görevini tamamlayarak Türkiye´ye dönen TSK personeli için yapılan törende konuşan Özkök, PKK ile mücadelenin devam edeceğini belirterek, "terör örgütlerinin en çok korktukları şey kendilerine karşı topyekün cephe oluşturulmasıdır" dedi. Genelkurmay Başkanı, terörle mücadelenin güvenlik güçlerinin yanı sıra, halk, yöneticiler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışmasıyla daha etkili yürütüleceğini belirtti. PKK terör örgütünün son zamanlarda düzenlediği bombalama eylemlerine dikkat çeken Orgeneral Özkök, "bombalama eylemleri, bomba patladığında kimin öleceğinin veya yaralanacağının önceden kestirilemediği, sadece insanlığa karşı işlenen bir suçun vasıtası sayılması gereken en aşağılık eylem tarzıdır" diye konuştu. Özkök, "TSK, halkı eski acılı günlere geri götürmeyi amaçlayan bölücü terör örgütüne karşı mücadelesini kısıtlanmış yetkilerine rağmen özveriyle sürdürmektedir ve sürdürmeye devam edecektir" ifadelerini de kullandı.

Beş Yüz Otuz İkinci Bölüm: 05.08.2005 tarihli çıkan bir haberde, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, Irak’ın Kerkük kentinde binlerce Kürdün ikamet kaydı yaptırmasına ilişkin olarak, gelişmelerin yakından izlendiğini ve konunun düzenli olarak ilgili tarafların dikkatine getirildiğini söyledi. Tan, konuya ilişkin bir soruya verdiği cevapta, ’’Bazı grupların Kerkük’teki çabaları esasen tarafımızdan bilinmekte, yakından takip edilmekte ve konu düzenli olarak ilgili tarafların dikkatine getirilmektedir’’ dedi. Irak’ta anayasa hazırlık çalışmalarının son aşamasına girildiğini hatırlatan Tan, şunları kaydetti: ’’Bu anayasanın Irak’ın birliğini ve toprak bütünlüğünü güvence altına alan ve Kerkük gibi, Irak’ın ulusal değer ve serveti niteliğindeki yerlerin ulusal aidiyetini vurgulayan bir anlayışla sonuçlandırılması, herkesten önce, Irak halkının büyük çoğunluğunun beklenti ve hedefidir. Türkiye de bu iradenin arkasında durmaktadır’’ dedi.

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com