Derin Noktalar
Dört Yüz Doksan Sekizinci Bölüm: 18.07.2005 tarihli MHA/BRÜKSEL kaynaklı bir haberde, Bölgede çatışmaların yeniden yükselmesiyle birlikte Türkiye, Güney Kürdistan’a sınırötesi operasyon yapmayı gündeme getirdi. Başbakan Tayip Erdoğan’ın ‘’Gerekirse sınırötesi operasyon yaparız’’ açıklamasına ABD Genelkurmay Başkanı Richard Myers, ’’Irak'ın bu konuda dile getirecek çok şey olacak’’ sözleriyle cevap verirken, Avrupa Birliği yetkilileri de operasyona karşı çıkıyor. Kürt yetkilileri ise operasyona ihtimal vermediklerini ancak, lider düzeydeki kadrolara yönelik imha amaçlı suikast tipi girişimlerin olabileceğine dikkat çektiler. Brüksel’deki diplomatik kaynaklar, Türkiye'nin 1990’lı yıllar boyunca gerçekleştirdiği sınırötesi operasyonları bu dönemde gerçekleştirmesinin tehlikeli olacağını belirttiler. Olası bir operasyonun Irak içişlerine müdahale olacağını ifade eden AB çevreleri, Amerikan yönetiminin Irak’a yönelik askeri bir operasyona izin vermeyeceğini söyledi.
Irak’ın birçok bölgesinde isyancıların Amerikan ve Irak askerlerine yönelik saldırılar düzenlediğini söyleyen AB yetkilileri, Irak’taki Kürt liderlerin de sınırötesi operasyonlara karşı olduğunu belirttiler. AB yetkilileri, Kürt sorunun askeri yönetmlerle çözülemeyeceğini kaydederek, hem Kürt hem de Türk tarafının diyalog yönetimiyle sorunları çözmesi gerektiğini vurguladılar. Brüksel’deki diplomatik kaynaklar, son dönemlerde artan operasyonlar ve Kürt militanlarının saldırının artmasının endişe verici olduğunu belirttiler. Türkiye’nin reformları hayata geçirmekte yavaş hareket ettiğini söyleyen diplomatik kaynaklar, Kürt sorunun çözümünün AB reformlarının uygulanmasıyla çözüleceğini söylediler. Avrupa Parlamentosu üyesi Felenaz Uca’da Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin askeri operasyonu gündeme getirmesinden rahatsız olduğunu belirterek, olası bir operasyonun Türkiye’nin müzakere sürecini olumsuz anlamda etkileyeceğini söyledi. Uca, ’’Operasyona öncelik ABD, Güney Kürdistan’da KDP ve YNK’de karşıdır. Türkiye bir operasyonu gerçekleştiremez. Bu AB girmek isteyen bir ülke için ciddi bir sorun olur’’ diye konuştu.
’Savaş Güneyde değil, Kuzeyde yapılıyor’ Kürt yetkilileri ise karadan bir müdahalenin başarısız olacağı için belki hava operasyonlarının düzenlenebileceğine dikkat çekerek, olası bir operasyona ihtimal vermediklerini ancak lider düzeydeki kadrolara yönelik imha amaçlı suikast tipi girişimlerin olabileceğine dikkat çektiler. Koma Komalen Kürdistan Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Bozan Tekin, herhangi bir operasyon beklemediklerini söyledi. Türk ordusunun Güney Kürdistan’da bulunduğunu ve hiçbir zaman Güney’den çıkmadığını belirten Tekin, “Türk Devleti hiç bir zaman Güneyden çıkmadı. Hala güçleri var. yeniden gireceğiz demek, birincisi Güney Kürdistanda oluşan Federal Kürdistan’a dönük bir tehditi içermektedir. Kerkükteki milliyetçi tırmanışı geliştirerek Kürtlere geri adım attırmaya çalışmaktır. İleri gittiniz mesajını vermek istemektedir” dedi.
Savaşın Kuzey Kürdistan’da verildiğini söyleyerek, “Bizim meşru savunma temelinde sürdürdüğümüz ve adına direniş savaşı dediğimiz savaş Kuzey Kürdistan’da veriliyor. Ve giderek düşük yoğunluktan orta yoğunluğa bir çıkışı gösteriyor. Savaş Güneyde değil, hatta sınırda falanda değil. Bu savaş daha çok iç bölgelerde, Amed, Dersim, Erzurum, Erzincan’da sürüyor. Buralarda yoğun çatışmalar yaşanmaktadır. Yoğunlaşan çatışmalarda ordu güçleri ağır kayıplar verdiğide günlük olarak kamuoyuna sunuluyor. Savaş içerde sürmesine rağmen Türkiyenin Güney Kürdistan’a operasyon yapmayı gündemleştirmesi, gerilla güçleri karşısında aldığı yenilgiyi ifade etmektedir” diye konuştu. Her şeye rağmen Türk güçlerinin kendilerine yönelmek amacıyla Güney Kürdistana girmesi durumunda, Kuzey Kürdistan’da verdikleri meşru savunma savaşını burada vererek direneceklerinide belirten Tekin, ”Ancak her şeye rağmen Güney’e gireceğiz derlerse bizi karşılarında bulurlar” dedi.
Dört Yüz Doksan Dokuzuncu Bölüm: 18.07.2005 tarihli HALKA VE OLAYLARA TERCÜMAN gazetesinde çıkan bir haberde, TERÖR örgütü PKK'ya karşı 'askeri operasyon' fikrine güvenlik gerekçesiyle soğuk bakan ve Türkiye'nin olası bir sınır ötesi operasyon girişimine de karşı olduğunu ortaya koyan Washington'un terör örgütü konusundaki tutumu nedeniyle, Irak-ABD-Türkiye arasında gerçekleştirilen üçlü güvenlik toplantıları askıya alındı. Irak'ın kuzeyindeki terör örgütü PKK unsurlarına karşı önlem alınması yönünde uzun süredir Washington'dan beklenti içerisinde bulunan Ankara, Washinton ve Irak tarafından hiçbir adım atılmaması üzerine, ABD-Irak-Türkiye arasında bir süredir gerçekleştirilen üçlü güvenlik toplantıları için 'gereksiz' dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, terör örgütü PKK'nın Irak'ın kuzeyindeki yapılanmasına karşı 'Yeri geldiğinde Türkiye sınır ötesi operasyon yapar' demecine karşılık, ABD böylesi bir operasyona kırmızı ışık yakıyor.
Terör örgütünün 'sınır ötesi operasyon' seçeneğinin dışında kalan lojistik önlemlerle tasfiye edilmesi görüşünü ortaya koyan Washington, bu amaçla gerçekleştirilen üçlü güvenlik toplantılarında da mutabık kalınan önlemler üzerinde henüz hiçbir adım atmadı. Ankara ise, ABD'nin bölücü örgüt PKK'ya 'göz yuman' tavrına karşılık tepkisini, 'Adım atmayacaksanız üçlü toplantı yapmaya gerek yok' diyerek ortaya koydu. Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Osman Korutürk'ün gerçekleştirdiği Washington ziyaretinde de masaya gelen PKK konusunda tatmin edici bir sonuç alınamadı. ABD, 'üçlü güvenlik toplantılarına devam edelim' derken, Ankara'nın tepkisi, 'Sonuç alamadığımız bir konu için üst düzeyde toplantı yapmaya gerek yok' karşılığını verdi. Diplomatik kaynaklar, önümüzdeki dönemde toplantılar yapılsa bile alt düzey gerçekleşeceğini, ancak, şu anda böyle bir toplantının bile planlanmadığını belirtiyorlar.
Kamuoyu üzerinde olumsuz etki Başbakan Erdoğan'ın haziran ayında gerçekleşen Washington ziyareti sırasında gündeme gelen üçlü güvenlik toplantısı için Ankara, 'Madem sonuç alamıyoruz öyleyse, gereksiz yere toplanmayalım. Bu toplantıların sonucunda ilerleme kaydedilmiyor olması kamuoyu üzerinde olumsuz etki bırakıyor' mesajı vermişti. Ziyaret sırasında ABD Dışişleri Bakanı Condelezza Rice ile bir araya gelen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, üçlü güvenlik toplantılarının bir yenisinin temmuz ayı içerisinde yapılması konusunu gündeme getiren Washington'a, bu görüşmeler sonucunda mesafe kaydedilmemiş olmasının getirdiği rahatsızlığı iletmişti. Terör örgütüne karşı operasyon fikrinden uzak duran ABD ile Irak makamlarının da katıldığı toplantılar sonucunda, örgüte karşı bir dizi lojistik önlem almak konusunda mutabık kalınmıştı. Ancak, örgütün finansal kaynaklarının kurutulması, iletişim hatlarının kesilmesi gibi lojistik tedbirlere dayanan bu mutabakat konusunda hiçbir adım atılmaması Ankara'nın hayal kırıklığını artırdı.
Beş Yüzüncü Bölüm: 19.07.2005 tarihli HÜRRİYET gazetesinde çıkan bir haberde, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Kuzey Irak'ta konuşlanan terör örgütü PKK'nın yönetici kadrosunun yakalanması için ABD'nin direkt emir verdiğini açıkladı. Başbuğ, Irak gerekeni yapmazsa, sınırötesi operasyonun bir hak olduğunu belirtti. Orgeneral Başbuğ, Genelkurmay Karargahı'nda gazete, televizyon ve ajansların üst düzey yöneticileriyle üç saat değerlendirme toplantısı yaptı. Başbuğ, bugün medya organlarının yöneticileri ile 3 saat süren bir görüşme yaptı. Orgeneral Başbuğ, PKK terörü konusunda ABD askeri yönetiminin kendilerini anladığını söyledi.
"SINIRÖTE OPERASYONDA MUHATAP IRAK HÜKÜMETİ"
Başbuğ, sınır ötesi harekat konusunda, "sınır ötesi harekat PKK ile mücadelede pek çok seçeneklerden birisidir, hatta sonuncusudur. Mesele iki tümenle Irak'a girmek değil, bu noktaya gelene kadar yapabilecek çok şey var" dedi Orgeneral Başbuğ, sınır ötesi operasyonda Türkiye'nin muhatabının Irak hükümeti olduğunu da vurgulayarak, "bunu görmezden gelmek söz konusu değil. Irak hükümetinin bu konuda ne yapıp da bizim isteklerimize cevap vermesi noktasına geleceğini bilemiyoruz. Bizim isteklerimiz meşrudur. Bizim talebimiz meşrudur" diye konuştu. Başbuğ, "Irak hükümetinin Türkiye'nin talebini yanıtlaması gerekir" ifadeleriyle de, Türkiye ile Irak arasında dolaylı ya da doğrudan temaslar bulunduğunu ve Irak'tan bu konuda bir karar almasının beklendiğini ima etti. Başbuğ, Irak gerekeni yapmazsa, sınır ötesi operasyonun bir hak olduğunu belirtti.
"ABD PKK YÖNETİCİLERİNİN DİREKT YAKALANMASI EMRİ VERDİ"
Orgeneral Başbuğ, ABD'den PKK konusunda önemli işaretler olduğunu bildirdi. Orgeneral Başbuğ, ABD'nin, Kuzey Irak'ta konuşlanan terör örgütü PKK'nın lider kadrosunun yakalanması konusunda direkt emir verdiğini açıkladı. Orgeneral Başbuğ, zayıflamasına rağmen PKK'ya katılım olduğunu, örgütün Türk Silahlı Kuvvetleri ile yüz yüze çatışmaktan kaçındığını, sadece varlığını göstermek için silahlı propaganda yaptığını anlattı.
"PKK'NIN AMACI ETNİK MİLLİYETÇİLİK"
Genelkurmay İkinci Başkanı, PKK terör örgütünün amacını ise 'etnik milliyetçilik yapmak olarak' ifade etti. Her ülkede etnik ve kültürel farklılıklar olabileceğini belirten Başbuğ, "ancak etnik farklılıklara milliyetçi yaklaşım hakim olursa, etnik milliyetçilik ortaya çıkar ki, etnik milliyetçiliğin terör örgütü veya legal kuruluşlar veya sivil toplum örgütleri tarafından kullanılması asla kabul edilemez. Bu, ülkenin bütünlüğüne ve üniter devlet yapısına karşı açılan bir mücadele olur, karşısında da Türk Milleti'ni ve TSK’yı bulur" dedi. "Bu konuda herkesin kesin kararlı olması, net tavır koyması zorunludur. Aksi durumlar toplumumuzun bölünmesine ve çatışmaların doğmasına neden olabilir" diyen Başbuğ, bu konuda herkesi dikkatli olmaya ve toplumda ayrımcılığa yol açabilecek davranışlardan kaçınmaya çağırdı.
"PKK, 1990'LARDAKİ SEVİYESİNE ULAŞAMAZ"
Bu noktada, örgütün yeniden 1990'lardaki seviyesine ulaşıp ulaşmayacağı konusunda ise Başbuğ, "cevabımız 'hayır' şeklindedir. Buradaki en büyük dayanağımız, bölge halkının terörden bezmesi ve en büyük zararın örgüt tarafından kendisine verildiğini artık çok iyi anlamış olması, örgütü tekrar eski günlere döndürecek desteği örgüte vermeyecek olmasıdır" dedi.
PKK'NIN PROFİLİ
Toplantıda örgütün profiliyle ilgili değerlendirme de yapıldı. Başbuğ'un açıkladığı profil ise şöyle:
PKK mensuplarının yaş durumu:
Üyelerin yüzde 40'ı 20-25 yaş arasında
Üyelerin yüzde 35'i 25-30 yaş arasında
Eğitim durumu:
Üyelerin yüzde 10'u eğitimsiz
Üyelerin yüzde 50'si ilkokul mezunu
Genel durum:
Üyelerin yüzde 60’ı eğitim alamamış
Üyelerin yüzde 75'i işsiz
Orgeneral İlker Başbuğ, profilin değerlendirilmesi ile birlikte örgüte katılımların önlenebileceğini belirterek, "bölgede eğitim seviyesi yükseltilemezse ve işsizliğe çare bulunamazsa, örgüte yeni katılımları önlemek gerçekten çok zordur" ifadesini kullandı.
PKK'NIN SON DURUMU
Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, PKK'nın şu andaki durumu hakkında bilgi de verdi. Başbuğ'un açıkladığı rakamlara göre:
Türkiye sınırları içinde 1,800 - 1,900 terörist var
Yurtdışındaki terörist sayısı 3,300 – 3,700 arasında
Kandil dağı bölgesinde 600 - 650 terörist bulunuyor
Yurtdışındaki teröristlerden 2,200 - 2,450 kadarı Türkiye Irak sınırı boyunca konuşlanmış durumda.
HİZBULLAH VE DHKP-C'DEN DEN TERÖR EYLEMİ BEKLENTİSİ
Orgeneral Başbuğ, PKK kadroları için genel affa karşı olduklarını, ancak, eli kana bulaşmamış militanlar için bir formül düşünülebileceğini dile getirdi. Başbuğ, PKK'nın yanı sıra Hizbullah ve DHKP-C'den terör eylemleri gelebileceği uyarısında bulundu. Orgeneral Başbuğ, Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de terör yasası çıkarılmasını istediklerini kaydetti.
Beş Yüz Birinci Bölüm: 19.07.2005 tarihli NETHABER internet sitesinde çıkan bir haberde, Yunanistan Savunma Bakanı Spilios Spiliotopoulos, önümüzdeki 15 yıllık dönemde savunma ihtiyacını karşılayacak uçaklarla ilgili kararın askeri konsey (KYSEA) toplantısında alındığını söyledi. Ülkesinin 2010 yılına kadar 60 savaş uçağı satın almayı planladığını hatırlatan Spiliotopoulos, kalan 30 savaş uçağıyla ilgili kararın bir sonraki KYSEA toplantısına bırakıldığını kaydetti. Spiliotopoulos, alımı kararlaştırılan 30 F16 Block 52+ savaş uçağının mevcut şartlarda 1.1 milyar avroya mal olacağını ifade etti. Yunanistan Savunma Bakanı Spiliotopoulos, KYSEA toplantısında Almanya'dan alınması planlanan 333 tankla ilgili kararın da onaylandığını sözlerine ekledi.
Beş Yüz İkinci Bölüm: 19.07.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan bir haberde, ABD'nin, Türkiye'nin PKK’ya sınır ötesi operasyon yapmasına soğuk baktığını yinelemesi üzerine İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, "Türkiye, kendi güvenliğini sağlamak için bugüne kadar gereğini yapmıştır ve yapmaya da devam edecektir'' dedi. Dışişleri Bakanı sözcüsü Namık Tan da sınır ötesi operasyon konusunda, "Türkiye’nin gerekli gördüğü tedbiri, gerekli gördüğü zamanda elbette alacağını" söyledi. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried ise sınır ötesi operasyonun hata olacağını savundu. Washington Institute adlı düşünce kuruluşunun düzenlediği, eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ı anma amaçlı konferansta soruları cevaplayan Fried, PKK örgütünün saldırılarını kınamakla birlikte, sınır ötesi operasyon düzenlenmesine karşı çıktı.
Türkiye'nin kendini sınırlarında savunmak için kimseyi beklemek zorunda olmadığını belirten Fried, ''ancak Kuzey Irak, farklı askeri güçlerin eylem alanı değil'' dedi. Gül: Hiçbir ülke dışarıdan sistematik bir zarar gelmesine göz yumamaz Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, "hiçbir ülkenin, kendisine dışarıdan ısrarlı, bilinçli ve sistemli zarar verilmesi halinde, buna gözünü yumamayacağını" söyledi. Gül, İrlanda Dışişleri Bakanı Dermot Ahern ile Dışişleri Bakanlığı Konutu’ndaki görüşmelerin ardından düzenlenen basın toplantısında, sınır ötesi operasyon konusuna ilişkin soruları yanıtladı. "Şu anda bu yönde alınmış bir kararın olmadığını" ifade eden Gül, "Ama bildiğiniz gibi, uluslararası hukukta da bu vardır. Eğer siz başka bir ülkeden zarar görüyorsanız, bununla ilgili, BM’nin ilgili maddeleri vardır, ilgili hukuk vardır. Hiçbir ülke şüphesiz ki kendisine dışarıdan ısrarlı, bilinçli ve sistemli bir zarar veriliyorsa, buna gözünü yumamaz. Ama tüm bunların usulü vardır, şüphesiz ki bunlarla ilgili hukuk vardır, bunlarla ilgili uygulamalar da vardır. Dolayısıyla bunların hiçbiri ihtimal dışı değildir, ama şu anda alınmış bir karar yoktur" dedi.
Gül, Amerikalı yetkililerin sınır ötesi operasyona karşı çıkan açıklamalarının hatırlatılması üzerine de, "Bu konuları basın yoluyla konuşmanın doğru olmadığını çok iyi biliyorum. Ama şu bir gerçek ki, her ülkenin kendisi için hayati konularda kendi başına karar alma hakkı vardır" diye konuştu. Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, "ABD’nin, terör örgütü PKK’nın lider kadrosunun yakalanması konusunda direkt emir verdiği" yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine de Gül, "Başbuğ’un neler dediğini henüz bilmediğini, ancak söz konusu konunun Türkiye’nin büyük beklentisi olduğunu" belirtti. Gül, konuyla ilgili görüşmelerin ve talimatların olduğunu da kaydetti.
AMERİKALI MİLLETVEKİLİNİN SÖZLERİNE KINAMA
Gül’e, ABD’nin Colorado eyaletinden Cumhuriyetçi milletvekili Tom Tancredo’nun, "Köktendinci teröristlerin ülkesine nükleer silahlarla saldırması durumunda, ABD’nin misilleme olarak İslam’ın kutsal yerlerini hedef alabileceği" yönündeki sözleri de hatırlatıldı. Amerikalı milletvekilinin sözlerinin, "bireysel ve tamamen kendisini bağladığını" söyleyen Gül, Toncredo’nun açıklamalarını, "çok kışkırtıcı ve Müslümanları yaralayıcı" olarak niteledi ve "şiddetle" kınadı.
Gül, şöyle konuştu: "Bu, şunu gösteriyor: Fanatizmin din, millet, vatan, sınır, ülke tanımadığını gösteriyor. Her yerde bu tip fanatik insanların çıkabileceğini gösteriyor. Bugünlerde de en az ihtiyaç duyulan şey bu tip konuşmalar. Çok kışkırtıcı ve dünyanın her tarafındaki tüm Müslümanları yaralayıcı bir konuşma tarzı. Bundan dolayı şiddetle kınıyorum." Amerikan yönetiminin bu şekilde düşünmediğinin, tam tersi bir düşünce içinde olduklarının gayet açık olduğunu, Amerikan halkının da böyle düşünmediğini ifade eden Gül, ABD’nin kendi içinde de Müslüman nüfusun bulunduğuna dikkati çekti. Gül, "Dolayısıyla tamamen kişisel, sorumsuz, lafının nereye kadar uzanacağını ve ne tip problemler açacağını düşünmeden konuşan bir fanatikten başka birisi değildir" diye konuştu
"TÜRK HÜKÜMETİ HER TÜRLÜ GÜVENLİK TEDBİRİNİ ALDI"
Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, İrlandalı bir gazetecinin, Kuşadası’ndaki terör olayının ardından güvenliğin sağlanması için Türkiye’nin ne gibi önlemler aldığına ilişkin sorusu üzerine, terör olaylarına karşı Türk hükümetinin her türlü güvenlik tedbirini aldığını, turistlerin Türkiye’ye gelme konusunda tereddütte bulunmamaları gerektiğini söyledi. "Türk hükümeti hem kendi vatandaşları, hem de tüm turistler için her türlü güvenlik tedbirini almıştır" diyen Gül, ancak bu önlemlere rağmen terör örgütlerinin insanlık dışı eylemlerde bulunduklarını kaydetti.
Benzer terör olaylarının sadece Türkiye’de değil, İngiltere ve İspanya’da da meydana geldiğini hatırlatan Gül, terörizmle mücadelelerinin devam edeceğini, turistlerin Türkiye’ye gelme konusunda tereddütte bulunmamaları gerektiğini kaydetti. ABD: PKK'ya yönelik sınır ötesi operasyon en iyi hareket değil ABD’nin Avrupa’dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Dan Fried, terör örgütü PKK’ya yönelik sınır ötesi bir operasyonun yapılacak en iyi hareket olmadığını savunarak, "’PKK sadece Türkiye’nin değil, ABD’nin de problemi" dedi. The Washington Institute adlı düşünce kuruluşu, eski cumhurbaşkanlarından Turgut Özal’ı anma amaçlı yıllık konferansının yedincisini Washington’da yaptı. Dan Fried, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üç numaralı yetkilisi, Bakan Yardımcısı Nicholas Burns’ün konuşacağı konferansta, bir görüşmesi nedeniyle son anda konferansa katılamayan Burns’ün konuşmasını okudu ve daha sonra bazı soruları da yanıtladı.
Fried, Kuşadası ve Çeşme’deki terörist saldırıların hatırlatılarak Türkiye’nin kendini savunma amaçlı Kuzey Irak’a sıcak operasyon düzenlemesi durumunda ABD’nin alacağı tutuma ilişkin bir soruya karşılık, "Türkiye’nin, PKK’nın terörist bir örgüt olduğu yönündeki tutumunu paylaşıyoruz. Türkiye’nin, Irak’ta PKK’ya yer olmadığı yönündeki görüşünü paylaşıyoruz. Bu terörist saldırılar karşısında Türkiye’deki hüsranı paylaşıyorum ve anlıyorum. Böyle bir saldırı karşısında empati hissetmemek mümkün değil. Terörist gündemin hiçbir özrü yok. Sıcak takibin, askeri bir gerginliğin en iyi eylem yolu olduğunu düşünmüyorum. Şimdi birlikte yapacağımız en iyi şey, Irak’ı başarılı bir devlet yapmak. O zaman Irak, aşırıları, teröristleri temizleyebilir" yanıtını verdi.
Dan Fried, Iraklı Kürtlerin artan şekilde Iraklı olarak hareket ettiğine işaret etti. Fried, PKK’nın sadece "Türkiye’nin problemi" olarak görülmediğini, bu terörist örgütün hem Irak hem de Türkiye’de faaliyet gösterdiği için ABD’nin de problemi olduğunu söyledi. Fried, ABD’nin, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın yakalanmasında Türkiye’ye yardım etmesinden gurur duyduğunu kaydetti ve "Her şeyi basın önünde konuşamayız. PKK terörü ile mücadeleyi yoğunlaştırmakta kararlıyız. Ancak ortak bir gündem izlemeliyiz ve yapabileceğimiz her ne varsa yapmalıyız" dedi. ABD’nin Irak’ta Kürtlerle yakın işbirliğinin, PKK’ya karşı eyleme geçişiyle ilgisine yönelik bir soru üzerine Fried, Iraklı Kürtler ile ABD’nin Irak’taki işbirliğinin, "Iraklı Kürt gündemi üzerine olmadığını" ve bu işbirliğinin Irak gündemine ilişkin olduğunu söyledi. Türkiye’nin kendini sınırlarında savunmak için kimseyi beklemek zorunda olmadığını belirten Fried, "Ancak Kuzey Irak, farklı askeri güçlerin eylem alanı değil" dedi. Fried, terörizme karşı savaşta kısa ve uzun dönemli stratejilerin izlenmesi gerektiğini bunlar arasında istihbarat, ekonomik tedbirler ve en son da askeri tedbirlerin geldiğini kaydetti.
KIBRIS
Fried, Kuzey Kıbrıs Türk toplumunun ve liderliğinin, adanın birleşmesi yönünde gösterdiği cesareti, ABD’nin alkışladığını ve Kuzey Kıbrıs’ın tecridinin mümkün olduğunca azaltılması yönünde adımlar atıldığını söyledi. Dan Fried, adil bir çözüm yönündeki çabaların, Annan planı temelinde devam edeceğini belirtti. ABD’nin, Kıbrıslı Rumları Annan planı temelinde uzlaşmaya teşvik için, Kuzey Kıbrıs’ta bir diplomatik temsilcilik açabileceğini öneren bir katılımcının görüşlerine karşılık Fried, bu tip adımların, adanın bölünmesine yönelik işaretler olarak algılanabileceğini söyledi. Fried, "Gözümüzü toptan ayırmamalıyız. O da Annan planı" dedi.
TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİ
Dan Fried, iki ülke arasındaki ilişkilerin, Irak konusunda geçen zorlu bir dönemin ardından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaretiyle "ortak gündem" üzerine yoğunlaştığını kaydetti. Fried, Türkiye ile ABD’nin, Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika, demokrasinin ilerletilmesi, Gürcistan, Kafkaslar’da istikrar, Orta Asya, NATO, Afganistan’da işbirliğinde ortak gündem izlediğini söyledi. Fried, "Türk-Amerikan ilişkileri artan şekilde ilişkilerin özüne yönelik değil fakat dünyada birlikte neler yapılabileceğine yönelmeli. Şimdi biz de bu yoldayız" dedi.
BURNS’UN KONUŞMA METNİ
Fried tarafından okunan Nicholas Burns’ün konuşma metninde de terör örgütü PKK konusuna değinildi. Burns konuşma metninde, PKK terör tehdidine karşı ABD’nin, Türkiye ve Irak ile birlikte çalıştığını ve daima çalışmaya hazır olduğunu kaydetti. Burns, bu yönde istihbarat, finansal, diplomatik, güvenlik ve askeri olmak üzere her türlü önleme yoğunlaşıldığını, Türkiye ile ABD’nin, Irak’ta birlikte çalışması gerektiğini belirtti. Burns, Türkiye ve ABD’nin, Turgut Özal ve onun Türkiye’ye verdiği yöne çok şey borçlu olduğunu kaydetti ve Özal’ın anısını saygıyla yad etti. Atatürk’ün "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" politikası ve ülkenin yüzünü batıya çevirmesinin önemini vurgulayan Burns, bu çerçevede Türkiye ile ABD’nin Kore Savaşı’ndan bu yana ciddi bir işbirliği geliştirdiğini anlattı. İlişkilerin, Irak konusunda "zorlu bir dönemden geçtiğini" ancak Başbakan Erdoğan’ın ABD’ye düzenlediği son ziyaretlerin, "ilerlemek için uygun temeli" kurduğunu belirten Burns, "şimdi geleceğe bakıyoruz" dedi.
ABD’nin Türkiye’yi, "Avrupa’nın bir parçası" olarak gördüğünü belirten Burns, bunun Türk-Amerikan ilişkilerini etkilemediğini söyledi ve "Türkiye ile ABD, 21’inci yüzyılın doğal müttefikleri" ifadesini kullandı. Burns, demokrasinin dünyada yayılması yönünde ABD’nin projesinde Türkiye’nin kilit bir müttefik olabileceğini ifade etti. Avrupa Birliği’ndeki dalgalanmaları izlerken Türkiye’ye "sabırlı olması" tavsiyesinde bulunan Burns, demokratik ve modern bir Türkiye’nin AB için de iyi olacağını ve AB’nin de sonunda bu gerçeği göreceğini kaydetti.
Beş Yüz Üçüncü Bölüm: 19.07.2005 tarihli bir haberde, ABD’nin Avrupa’dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Dan Fried, terör örgütü PKK’ya yönelik sınır ötesi bir operasyonun yapılacak en iyi hareket olmadığını savunarak, "PKK sadece Türkiye’nin değil, ABD’nin de problemi" dedi. The Washington Institute adlı kuruluşunun Turgut Özal’ı anma amacıyla düzenlediği konferansa katılan Fried gazetecilerin sorularını cevapladı. Fried, Türkiye’nin Kuzey Irak’a sıcak operasyon düzenlemesi durumunda ABD’nin alacağı tutuma ilişkin soru üzerine şöyle konuştu: ’’Türkiye’nin, PKK’nın terörist bir örgüt olduğu yönündeki tutumunu paylaşıyoruz. Türkiye’nin, Irak’ta PKK’ya yer olmadığı yönündeki görüşünü paylaşıyoruz. Bu terörist saldırılar karşısında Türkiye’deki hüsranı paylaşıyorum ve anlıyorum. Böyle bir saldırı karşısında empati hissetmemek mümkün değil. Terörist gündemin hiçbir özrü yok. Sıcak takibin, askeri bir gerginliğin en iyi eylem yolu olduğunu düşünmüyorum. Şimdi birlikte yapacağımız en iyi şey, Irak’ı başarılı bir devlet yapmak. O zaman Irak, aşırıları, teröristleri temizleyebilir.’’
Dan Fried, PKK’nın sadece ’’Türkiye’nin problemi’’ olarak görülmediğini, bu terörist örgütün hem Irak, hem de Türkiye’de faaliyet gösterdiği için ABD’nin de problemi olduğunu iddia etti. Fried, ABD’nin, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın yakalanmasında Türkiye’ye yardım etmesinden gurur duyduğunu kaydetti ve ’’Her şeyi basın önünde konuşamayız. PKK terörü ile mücadeleyi yoğunlaştırmakta kararlıyız. Ancak ortak bir gündem izlemeliyiz ve yapabileceğimiz her ne varsa yapmalıyız’’ dedi. ABD’nin Irak’ta Kürtlerle yakın işbirliğinin, PKK’ya karşı eyleme geçişiyle ilgisine yönelik bir soru üzerine Fried, Iraklı Kürtler ile ABD’nin Irak’taki işbirliğinin, ’’Iraklı Kürt gündemi üzerine olmadığını’’ ve bu işbirliğinin Irak gündemine ilişkin olduğunu söyledi. Türkiye’nin kendini sınırlarında savunmak için kimseyi beklemek zorunda olmadığını belirten Fried, ’’Ancak Kuzey Irak, farklı askeri güçlerin eylem alanı değil’’ dedi. Fried, Kuzey Kıbrıs Türk toplumunun ve liderliğinin, adanın birleşmesi yönünde gösterdiği cesareti, ABD’nin alkışladığını ve Kuzey Kıbrıs’ın tecridinin mümkün olduğunca azaltılması yönünde adımlar atıldığını söyledi.
Beş Yüz Dördüncü Bölüm: 19.07.2005 tarihli bir haberde, ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, son aylarda artan terörist saldırılar karşısında artık dünyada kimsenin güvende olmadığını söyledi. Rumsfeld, Washington’da, Avustralya Başbakanı John Howard ile görüşmesinin ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. İngiltere’nin, ABD ile yakın ilişkileri nedeniyle hedef alındığı yönündeki yorumların gerçeği yansıtmadığını anlatan Rumsfeld, Endonezya’nın Bali adası ile İspanya ve Türkiye’deki terörist saldırıların neden düzenlendiğini sordu. Rumsfeld, "Teröristlerle bir sıkıntısı olmadan yaşayacağını düşünenler bunun çok tehlikeli olduğunu görecekler. Bu aynen en son sizi yiyeceğini umarak, bir timsahı beslemeye benziyor." dedi.
Beş Yüz Beşinci Bölüm: 19.07.2005 tarihli Halka ve Olaylara Tercüman gazetesinde çıkan Hakan AKPINAR’ın “ABD’nin PKK Politikası” başlıklı yazısında; ABD, işgal ettiği Irak topraklarında, 1990'lı yılların başından bu yana kurguladığı Yeni Kürt Politikası'nı adım adım hayata geçiriyor. Birinci Körfez Savaşı'nda Irak'ın kuzeyini Saddam'ın denetimine kapatarak, otonom Kürt Bölgesi yaratan Washington Yönetimi, gelinen süreçte, peşmerge gruplarının bu topraklardaki egemenliğinin pekiştirilmesine hizmet ediyor.
Beyaz Saray, özellikle 1 Mart Tezkeresi'nin TBMM tarafından reddedilmesinden sonra Irak'ın kuzeyini tamamen Kürt grupların denetimine bıraktı. İşgalin başladığı 2003 baharından itibaren Kuzey Irak'taki peşmerge gruplarıyla ittifaka giren ABD, böylece güney ve orta Irak'ta sürdürdüğü savaş sırasında yukarı coğrafya ile uğraşmaktan kurtuldu. Şu bir gerçek; ABD'nin Irak'ta batağa saplanmadığı ve zayiat vermediği tek bölge Kuzey Irak'tır. Dikkat edilirse, ABD birlikleri, yalnızca bu bölge dışındaki alanlarda direnişle karşılaşıyorlar ve buralarda savaşıyorlar. Kuzey Irak'taki sessizlik, doğal olarak Washington'un bölgedeki Kürt gruplara olan sempatisini ve işbirliğini artırıyor. ABD'nin, Celal Talabani'nin Irak'ın devlet başkanlığına seçilmesine perde arkasından verdiği destek de Kuzey Irak'taki bu dost ittifakın dolaylı ödülüdür.
Etnik dayanışma ABD, asayişin berkemal olduğu Kuzey Irak'ta peşmerge gruplarını özel olarak desteklemekte ve yönlendirmektedir. Uzun vadede bölgedeki zengin petrol yataklarının peşmerge grupları eliyle korunmasını planlamaktadır. Bu bakımdan Washington yönetimi, Kürt gruplarla bölgesel ve siyasal işbirliğini ileriye dönük olarak sürdürmeye niyetlidir. Şimdilik Pentagon'un yönetici masalarında müsvedde olarak duran Genişletilmiş Ortadoğu Projesi ve Kuzey Afrika Girişimi'nde (Eski adıyla BOP) bağımsız bir Kürt devleti perspektifi de vardır. Ortadoğu'yu küresel çıkarlarına ve Yeni Dünya Düzeni anlayışına göre şekillendirmeye çalışan ABD'nin, uygun bir zamanda kurulacak Kürt Devleti'ne soğuk bakmadığını söylemek, isabetsiz bir saptama olmasa gerek. ABD, PKK'ya Kürt gruplarla karşı karşıya gelmemek için özellikle dokunmamaktadır. Bölgedeki etnik dayanışmayı kırmamak ve Birinci Körfez Savaşı'nda başlayan Kürt Dostu politikayı korumak uğruna, PKK militanlarının Türkiye'ye dönük terörist faaliyetlerine göz yummaktadır. ABD bu tavrıyla, adeta reddedilen 1 Mart Tezkeresi'nin karşılığını vermektedir.
Kandil Dağı açmazı PKK'nın Türkiye topraklarındaki faaliyetleri ve saldırıları, ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra büyük artış göstermiştir. İşgal sonrasında Kuzey Irak'ta rahatça hareket eden PKK militanları, ABD'nin ve Irak yönetiminin gözü önünde Kandil Dağı'na kamp kurmuşlardır. Silah ve patlayıcı maddelerle birlikte Türkiye'ye militan taşınmaktadır. Sınır ötesi operasyonların durması da PKK'nın bölgedeki manevra kabiliyetini ve serbestliğini artıran unsurlardan biridir. İşgalden sonra Türkiye'nin Kuzey Irak'taki ağırlığı ve otoritesi zaafa uğramış, etnik terör tehdidi geçmişe oranla bugün daha fazla el yakmaya başlamıştır. Artık açıkça ve yüksek perdeden dile getirmek gerekiyor. ABD ile PKK arasında diğer peşmerge gruplarıyla kurulan işbirliği sebebiyle dolaylı ve zımni bir ittifak oluşmuştur. Amerika, PKK'yı yalnızca kağıt üzerinde ve teorik olarak terörist kabul etmektedir. Eğer öyle değilse, neden Stratejik Ortak Türkiye'ye dönük terörist faaliyetler, ABD'nin işgali altındaki Irak topraklarından beslenmektedir. ABD Türkiye'yi oyalamaktadır, hem de alay edercesine. Türkiye'de canlar yakan, yuvalar yıkan, bin yıldır barış içinde yaşayan kardeş halkları birbirine düşman etmeye çalışan PKK militanlarına ABD, bilerek göz yummaktadır. Eğer öyle değilse, Felluce'de masum sivillere uçaktan bomba yağdıran Amerikan jetleri, üstünden geçtikleri Kandil Dağı'nı niçin görmezden geldiler. Kimi kandırıyorlar?
Beş Yüz Altıncı Bölüm: 19.07.2005 tarihli Halka ve Olaylara Tercüman gazetesinde çıkan Erdal GÜVEN’in “Kuzey Irak’ın Önemi” başlıklı bir yazısında; TÜRKİYE, kendisine karşı oluşan terör tehdidini önleyebilmek için Kuzey Irak'ta operasyon yapmak istiyor. Ancak ABD yönetimi, Irak'ın özgür bir ülke olduğunu, bu nedenle Türkiye'nin ancak Irak Hükümeti'nden izinli olarak Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı bir harekat düzenleyebileceğini söylüyor. Irak hükümeti ise Türkiye'nin bu talebine İçişleri Bakanı aracılığı cevap veriyor. Irak İçişleri Bakanı, 'Biz her zaman Türk Milleti ve Türk Hükümeti ile beraberiz. Türkiye'ye karşı terörü kabul etmiyoruz' diye garip bir cevap vererek topu taca atıyor.
Yani, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta bir operasyon için izin alması zor görünüyor. Ancak Türkiye'nin Kuzey Irak'taki terör kamplarını temizlemeden terörü bitirmesi mümkün değil. Türk askerinin Irak içerisinde 70 kilometrelik bir alanı kontrol altında tuttuğu dönemde, teröristlerin eylem hazırlıkları Irak sınırları içinde fark edilip engellenebiliyordu. Ama şimdi Türkiye bölgeye hakim olmadığı için bu güçten mahrum kalmış durumda. Peki, Irak bu görevi yerine getirip PKK'lı teröristleri engelliyor mu? Hayır. PKK Irak'ta istediğini yapıyor. Hatta Barzani yönetimi, PKK'lı teröristleri peşmergelerle evlendiriyor. Onlara ev, bark veriyor. Ve bu teröristleri yeri geldiğinde Türkiye'ye karşı kullanmak için hazır bekletiyor. Türkiye, hiç vakit kaybetmeden Kuzey Irak'ta operasyon başlatmalıdır. PKK Türkiye'deki eylemlerine hız vermeye hazırlanmaktadır. Teröristlerin geçiş yolları bellidir. Güvenlik güçleri bu konuda geniş bilgiye sahiptir. Asker, Kuzey Irak'ta olmalı ve PKK'nın faaliyetleri Türkiye'ye girmeden önlenmelidir.
Osman Öcalan ne biliyor?.. Terörist başı Apo'nun kardeşi, bir zamanlar PKK'nın üst düzey yöneticisi, kaçak PKK'lı Osman Öcalan, Milliyet muhabirine 'ABD beni yakalamaz' açıklaması yapmış. Amerikan Ordusu'nun arama listesinin başında yer alan Osman Öcalan'ın böyle bir açıklama yapması ilginç... İnsanın aklına bin bir türlü şey geliyor. Acaba Öcalan, PKK'ya karşı ABD ile beraber mi çalışıyor? Amerika PKK'lı Murat Karayılan'a karşı Osman Öcalan kozunu mu oynamak istiyor? Bu senaryoları binlerce çoğaltmak mümkün... Ancak işin en önemli yanı, Öcalan'ın Amerika'dan aldığı destek... Öcalan bunu gizlemiyor. 'Amerika tüm Kürt gruplarla arasını iyi tutmak zorundadır' diyerek, bunun gerekçesini de açıklıyor. Sonra, biz de ABD'den PKK konusunda destek istiyoruz. ABD, PKK ve diğer terör örgütleri ve onların elebaşları konusunda ne yapacağına daha kendi karar vermiş değil. Belki bir gün lazım olur diye, ne kadar terörist başı varsa elinin altında tutuyor. Eh, hal böyle olunca da, bizim PKK konusunda ABD'den destek almamız zor gözüküyor.
Eski başbakanlar açıklama yapmasın ESKİ başbakanların açıklama yapmaları engellensin. Yıllarca her gün, gazetelerin birinci sayfalarında kendileriyle ilgili haberler görmeye alışan eski başbakanlarımız, görevleri bitip köşelerine çekilince unutulduklarını düşünerek, kendilerini hatırlatabilmek için olmadık açıklamalarda bulunuyorlar. Tamam, bir Süleyman Demirel veya bir Bülent Ecevit bu ülkeye bir daha zor gelir, yaşadıkları deneyimler bizim için çok önemlidir. Yeni siyasetçilerin onlar gibi deneyimli siyasetçilerin önünde saygıyla eğilip, bilgi ve görgü almaları gerekmektedir. Ama bunlar kamuoyunun önünde olmamalıdır. Sonra baksanıza, gündem bir anda değişiyor. Son olarak eski Başbakanlardan Bülent Ecevit, 'Abdülhamid vatan haini değildi' diyerek gündemin başına oturdu. Ardından Süleyman Demirel, hemen ona cevap vererek gündeme geldi. Şimdi sırada Necmettin Erbakan ve diğerleri var. Yeni bir tartışma açıldı. Eh, zaten yaz günü haber sıkıntısı çeken gazetelerimiz de bu haberleri sür manşete taşıyınca ortalık şenlendi.
Bülent Ecevit'in yaptığı açıklamanın ne kadar ciddiyetten uzak olduğunu dün yazmıştım. Süleyman Demirel verdiği cevap ile beni haklı çıkardı. 'Türkiye'nin şu an böylesine bir beyanı kaldıracak durumu yoktur.' Evet, Sayın Demirel haklı. Türkiye'nin şu an böyle bir açıklamayı kaldıracak durumu yoktur. Ama Sayın Demirel, Cumhurbaşkanı eşi türbanlı olabilir açıklamasını yaptığında da, ülkenin böylesine bir açıklamayı kaldıracak durumu yoktu. Bu nedenle rica ediyorum, değerli politikacılar, görüşlerini hükümetle veya ana muhalefet liderleriyle paylaşsınlar. Yaptıkları açıklamalar doğru dahi olsa, ülke bunları tartışmaya hazır değil.
|