Derin Noktalar

Dört Yüz Altmış Sekizinci Bölüm: 21.06.2005 tarihli MHA/FRANKFURT kaynaklı bir haberde, İrlanda Sivil Özgürlükler Konseyi, Kürdistan’da Türk ordu birlikleri tarafından yürütülen operasyonlara son verilmesi çağrısında bulunarak, Türk tarafı ile Kürt tarafının ateşkes görüşmelerine başlamasını istedi. İrlanda Sivil Özgürlükler Konseyi Başkan Yardımcısı Siobhan Ni Chulachain 1998’den 2004 yılına kadar Kürt tarafının tek taraflı ateşkes sürecini Türkiye’nin değerlendirmediğini belirterek, ‘’Türkiye Kürtlerle sorununu çözmek istiyorsa hala fırsatlar var. Ateşkes girişimleri için taraflar bir araya gelmesi her zaman için olasıdır’’ dedi. ‘’Bence bir örgütün silahları bırakmak istemesi, değerlendirilmesi gereken önemli bir fırsattı ve bu yapılmadı. Ve ben silahlı muhalefet silah bıraktığında ve ateşkes önerdiğinde Türkiye’nin tekrar geriye dönerek hükümet düzeyinde anlaşma yollarını bizzat bu silahlı muhalefetin liderleriyle araması gerekir’’ diyen Chulachain, Türk hükümetinin Kürt tarafıyla görüşmeleri başlatmasını istedi. Benzer gelişmelerin İrlanda ile İngiltere arasında yaşandığına dikkat çeken Özgürlükler Konsey Başkan Yardımcısı, ‘’Aynı olay İrlanda’da yaşandı. Bu ağır ve uzun bir süreci kapsar. Barışın inşa edilmesi uzun yıllar boyunca muhalif durumda kalan iki taraf için çok zaman aldı. Ama bazı adımlar atılabilir. Bu konuda İrlanda örneği ortada, ayrıca Güney Afrika, Fas ve Timur örnekleri de verilebilir.Bunlar izlenebilir örneklerdir’’ diye konuştu.

Barış girişimlerinin her fırsatta cesaretlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Chulachain devamla şöyle konuştu: ‘’Her şey barışla başlar ve barış girişimi her fırsatta cesaretlendirilmelidir. Barışın kazanması için çoğu zaman bedel ödemek gerekir. Bir gün barış elde edilecekse bu bedel ödenmeye değer. Türkiye için ödenmesi istenen bedel onurunu gözden geçirmek anlamına geliyor. Yani bunun bir onur sorunu biçiminde ele alınmaması gerekiyor. Ateşkesler cesaretlendirilmeli, teşvik edilmeli ve pazarlıklar için jestler başlamalıdır. Bu görüşmeler bir güven ortamının yaratılmasından başka bir şey değildir.’’ Sorunun çözümü için Türkiye’nin öncelikli olarak bir genel af çıkarması çağrısında bulunan Chulachain, ‘’İki taraf arasında sağlıklı bir ilişkinin yaratılması için genel af bir ilk adım olabilir. Bu ilişkiler çelişkilerin ve çelişkileri oluşturan nedenlerin ortadan kaldırılması için başlayacak olan tartışmaların ve pazarlıklarını temelini oluşturacaktır’’ dedi. Türk ordusunun operasyonlarının da kaygı verici olduğuna dikkat çeken Sivil Özgürlükler Konseyi Başkanı, ‘’Halklar eğer bir masada görüşülecekse bunun masa altında değil açıkça masa üstünde olması gerektiğinin anlaşılması gerekir’’ diye konuştu. Türkiye’deki insan hakları savunucularıyla birlikte olduklarını ve onların çalışmalarını desteklediklerini söyleyen Chulachain, ayrıca Türkiye’nin AB’ye girmek için insan hakları ve Kürt sorunun da adım atması gerektiğini hatırlattı.

Dört Yüz Altmış Dokuzuncu Bölüm: 22.06.2005 tarihli bir haberde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Irak anayasasının oluşturulması sürecine ülkedeki bütün unsurların tam katılımının sağlanması gerektiğini söyledi. Brüksel’de Uluslararası Irak Konferansı’na katılan Gül, ’Kuzey Irak’tan kaynaklanan ve Türkiye’ye zarar veren terörist eylemler engellenmeli.’ dedi. 87 ülke ve uluslararası kuruluşun katıldığı Konferansı’n siyasi diyalog bölümünde konuşan Dışişleri Bakanı Gül, Türk hükümetinin Irak’taki geciş dönemini tam anlamıyla desteklediğini kaydetti. Irak’ın bütünlüğünün vazgeçilmez öncelikler olduğunu vurgulayan Gül, ülkenin geleceğini belirleyecek anayasa sürecine Irak’taki bütün grupların katılmasının gerekli olduğunu söyledi. Irak’ın geleceğinde esas rolün Birleşmiş Milletler tarafından oynanması gerektiğini de belirten Gül, ’Kuzey Irak’tan kaynaklanan ve Türkiye’ye zarar veren terörist eylemler engellenmeli.’ dedi.

Dört Yüz Yetmişinci Bölüm: 22.06.2005 tarihli bir haberde, Terör örgütü PKK’nın ele başısı Abdullah Öcalan’ın avukatları Mahmut Şakar ve Aysel Tuğluk, ’müvekkillerinin Türkiye’de tekrar yargılanması’ konusunda Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nden destek istedi. AKP genel kurulu sırasında, siyasi grupların ve çeşitli ülkelerin heyetlerinin başkanlarıyla görüşen avukatlar, ’Abdullah Öcalan’ın tekrar yargılanması konusunda, Avrupa Konseyi’nin etkili olmasını’ talep etti. Şakar, gazetecilere yaptığı açıklamada, ’AİHM kararı gereği, müvekkillerinin tekrar yargılanması gerektiğini’ belirtti ve ’temaslarında bu konuyu gündeme getirdiklerini’ ifade etti Şakar, ’kendilerinin ve arkadaşlarının, Öcalan’ın avukatlığını yapmalarının bir yıl süreyle yasaklanmasına yönelik kararı da temaslarında gündeme getirdiklerini’ söyleyerek, ’bunun yeni bir savunma hakkı ihlali oluşturduğunu’ iddia etti.

’Kendilerine getirilen yasağa ilişkin olarak Türkiye’de itirazda bulunduklarını’’ belirten Şakar, ’olumsuz cevap almaları halinde AİHM’ye başvuracaklarını’ söyledi. AİHM’nin temyiz niteliğindeki büyük dairesi, mayıs ayında aldığı kararda, ’Öcalan’ın adil yargılanmadığı’ yolunda daha önce verilen kararı onaylamıştı. AİHM kararlarının uygulanmasını denetlemekten sorumlu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, gelecek aylarda terör örgütünün ele başısı Öcalan konusunda verilen kararı değerlendirmeye başlaması bekleniyor.

Dört Yüz Yetmiş Birinci Bölüm: 22.06.2005 tarihli bir haberde, Bağdat´ta, yeni anayasayı hazırlayacak parlamento komisyonu üyeliği için bir dönem Sünnilerin listesinde yer alan yargıç Casim El İsavi öldürüldü. Yetkililer, 55 kişilik anayasa komisyonu için oluşturulan Sünni listesinde bulunan, ancak daha sonra listeden adı çıkarılan El İsavi ile oğlunun, başkentin kuzeyindeki Şule semtinde silahlı kişilerce öldürüldüğünü söyledi. Ulusal Sünni Diyalog Konseyi Genel Sekreteri Salih El Mutlak, El İsavi´nin aynı zamanda Bağdat Üniversitesi´nde hukuk profesörü olduğunu belirtti. El Mutlak, El İsavi´ye düzenlenen suikastın, siyasi süreçte önemli rol oynayacak tüm Sünni şahsiyetleri yok etmek amacıyla yürütülen kampanyanın bir parçası olduğunu söyledi. Ulusal Sünni Diyalog Konseyi, Sünnilerin anayasa komisyonunda yer alması için yürütülen müzakerelerde önemli rol oynamıştı.

Dört Yüz Yetmiş İkinci Bölüm: 22.06.2005 tarihli bir haberde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, ulusların, dünyanın yeniden yapılanmaya çalıştığı bu dönemde Irak’ı destekleyeceğinin garantisini vermesi gerektiğini söyledi. Annan, Brüksel’de düzenlenen ’’Irak’ın geleceği’’ konferansının açılışında yaptığı konuşmada, ’’Uluslararası topluluğun Irak hükümetini ve halkını destekleyeceğine ve Irak’ta yeniden yapılanmanın başarılı olması konusundaki kararlılığımıza dair hem Irak’ta, hem de başka yerlerde açıkça duyulacak önemli bir mesaj veriyoruz’’ dedi. Irak’ta şiddete son vermenin tek yolunun ’’uzlaşma’’ olduğunu söyleyen Annan, ’’Iraklılar, birbirlerine el uzatabilmeli, anlaşmazlığa düştükleri konuları ele alabilmeliler’’ diye konuştu. Irak Başbakanı İbrahim Caferi de, Irak’taki yabancı birliklerin varlığının ’’geçici’’ olması gerektiğini söyledi. Konferansta konuşan Caferi, ’’Irak, kendi üzerine düşen görevleri yerine getirmeli’’ dedi.

Dört Yüz Yetmiş Üçüncü Bölüm: 22.06.2005 tarihli bir haberde, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Sadettin Ergeç’e Kerkük’te bombalı saldırı düzenlendi. Sadettin Ergeç Irak Türkmen Cephesi binasına girerken, yolun karşı tarafındaki bomba yüklü bir araç havaya uçuruldu. Ergeç, olaydan yara almadan kurtuldu. Olayda, Ergeç’in koruması ile yoldan geçen 3 kişi ise hafif yaralandı. Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı, saldırının Türkmenleri sindirme ve bölgeden göçe zorlama amacını taşıdığını söyledi. Muratlı, Türkiye’nin desteğinin kendilerine büyük moral sağlayacağını da kaydetti. Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin, Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilciliği’ne geçmiş olsun dileklerini ilettiği belirtiliyor. Sadettin Ergeç, Faruk Abdurrahman’ın yerine geçen hafta Irak Türkmen Cephesi başkanlığına seçilmişti.

Dört Yüz Yetmiş Dördüncü Bölüm: 22.06.2005 tarihli bir haberde, Irak’ın yeniden yapılanması çalışmalarının ele alınacağı Belçika’nın başkenti Brüksel’de başlayan ’’Irak’ın geleceği’’ konferansının açılışında konuşan ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, ’’Irak, sorumluluklarını tek başına taşıyamaz’’ yorumunu yaptı. Rice, Irak hükümetine çağrıda bulunarak, ’’Irak’ın kendi ödevleri var. Hükümet güvenliği güçlendirmeli, ekonomiyi liberalize etmeli ve siyasi alanı şiddeti reddeden Irak toplumunun bütün üyelerini açmalı’’ diye konuştu. ’’Iraklı yetkililer, sorumluluklarının yükünü tek başına taşıyamaz’’ diyen Rice, ’’Irak’ın yararına uluslararası bir birliktelik kurmak için ortak karara vardık. Irak’ın cesur halkı bizden kendileriyle beraber olmamızı istedi. Tüm desteğimizi hak ediyorlar’’ ifadesini kullandı. Türkiye’yi Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün temsil ettiği konferansa, Rice’ın yanı sıra bazı AB ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla Irak’a komşu ülkelerin bakanları katılıyor.

Dört Yüz Yetmiş Beşinci Bölüm: 22.06.2005 tarihli bir haberde, Irak´ta Kerkük İl Meclisi, bugünkü oturumunda, Meclis Başkanı ile yardımcısını ve Kerkük Valisi´ni seçti. Türkmenler ve Araplar seçime katılmadı. Kürt listesi mensubu 26 üyenin hazır bulunduğu toplantıda görevdeki Vali Abdurrahman Mustafa yine seçildi. Kent Meclisi Başkanlığı´na Rızgar Ali, yardımcılığına da Rebuar Talabani getirildi. Oturumu İngiltere ve ABD´nin Kerkük konsolosları da izledi. Türkmen ve Arapların oluşturduğu 15 kişilik grup, yıl başındaki seçim sonuçlarının kent sakinlerinin gerçek iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle il meclisindeki seçimi boykot etti. Kerkük´te Türkmen ve Araplara yönelik baskı uygulandığı yönünde haberler geliyor. Dün Irak´ın Kerkük kentindeki ABD Kuvvetleri Komutanı General Alan Gayhart, Kerkük´te gözaltına alınan ve kent dışındaki cezaevlerine gönderilen 15´i Türkmen 180 kişi olduğunu açıkladı.

Gözaltıların bilgisi dahilinde gerçekleştiğini söyleyen General Gayhart, Kerkük´teki cezaevinin kapasitesinin düşük olması nedeniyle bazı tutukluların Süleymaniye ve Erbil´deki cezaevlerine nakledildiğini savundu. Kerkük İl Meclisi´nin Türkmen Üyesi Ali Mehdi´yi de teröre destek vermekle suçlayan General Gayhart, Mehdi´nin 250 Türkmen´in tutuklandığı iddiasını ortaya attığını ancak liste istediklerinde, sadece 35 kişinin adını verebildiğini iddia etti. ABD´de yayımlanan The Washington Post gazetesi, 14 haziranda Irak´ın Kerkük kentinde Kürtlerin yüzlerce Türkmen ve Arabı tutuklayıp Kuzey Irak´taki cezaevlerine gizlice gönderdiğini yazmıştı. Gazete ABD Dışişleri Bakanlığı´nın Beyaz Saray, Pentagon ve ABD´nin Bağdat Büyükelçiliği´ne gönderdiği gizli telgrafı ele geçirmişti. Söz konusu telgrafta ´zorla yapılan tutuklamaların etnik gruplar arasındaki gerilimi artırdığı ve ABD´nin güvenilirliğini tehlikeye attığı´ belirtiliyordu.

Dört Yüz Yetmiş Altıncı Bölüm: 23.06.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan bir haberde, Gürpınar ilçesinde 21.06.2005 tarihinde yaşanan gösterilerde ölen 19 yaşındaki Vahdettin İnan'ın cenazesinde gerilim yaşandı. Polis biber gazı kullanıp havaya ateş açtı. Van'ın Gürpınar ilçesinde öldürülen 2 teröristin cenazesinin ailelerine verilmemesi nedeniyle 21.06.2005 tarihinde yaşanan olaylar sırasında ölen Vahdettin İnan'ın (19) cenazesi dün toprağa verildi. Cenazede yine gerginlik yaşandı. İnan'ın cenazesi yakınları tarafından Devlet Hastanesi morgundan alındı. Cenazenin alınması sırasında hastane girişinde bekleyen yaklaşık 500 kişilik grup ile polis arasında arbede yaşandı. Dakikalarca polisi taş yağmuruna tutan gruba polisler de havaya ateş açıp, taşla karşılık verdiler. DEHAP'lı yöneticiler olayı yatıştırmaya çalıştı. Yaklaşık bir saatlik görüşmeden sonra gruptakilerin, mezarlığa gitmesine izin verildi. Vahdettin İnan burada sloganlar arasında toprağa verildi. Definden sonra kalabalık grup İnan Ailesi'nin evine giderek taziye ziyaretinde bulundu. Van Valisi Niyazi Tanılır olaylarla ilgili açıklamasında, "Devletin cenazeleri kaçırması söz konusu değil. Yaşananlar bir anlık heyecan ve provokasyondan kaynaklandı" dedi.

Dört Yüz Yetmiş Yedinci Bölüm: 23.06.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan bir haberde, Kürt aydınları düzenledikleri basın toplantısıyla "barış" çağrısı yaptı. Genel af ilan edilmesini isteyen aydınlar, "PKK'nın da ön koşulsuz silah bırakmasını" istedi. Basın açıklamasını aralarında sendikacı, yazar, sanatçı, işadamı ve eski milletvekillerinin de bulunduğu 264 kişi imzaladı. Grup adına açıklama yapan Tarık Ziya Ekinci, kendilerinden önce bu kampanyaya destek verenlere katkıda bulunmak için bu açıklamayı yaptıklarını belirtti. Ekinci "PKK'nın ön koşulsuz derhal silah bırakmasını, devletinde doğu ve güneydoğu da her türlü açılımı gerçekleştirmesini" arzu ediyoruz" dedi. Daha önce aralarında Orhan Pamuk, Adalet Ağaoğlu, Müjde Ar, Fikri Sağlar gibi isimlerin bulunduğu 140 aydın da PKK'ya silahlı eylemlerini önkoşulsuz olarak bırakma çağrısı yapmışlardı

Dört Yüz Yetmiş Sekizinci Bölüm: 23.06.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan Fikret AYDEMİR’in Brüksel’den bildirdiği bir haberde, AB ve ABD'nin ortaklaşa düzenlediği Uluslarası Irak Konferansı dün Belçika'nın başkenti Brüksel'de başladı. Irak havayollarına 1991'den beri uygulanan ambargo sonrası ilk Avrupa seferiyle gelen Irak Başbakanı İbrahim Caferi de katıldı. Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün temsil ettiği konferansta Caferi, "Çokuluslu kuvvetlerin varlığının geçici olmasını istiyoruz" dedi. Türkiye'nin Kuzey Irak'tan gelen terörden çok çektiğini belirten Gül ise, "Bölge Irak topraklarındaki istikrarsızlıktan etkilendi. Bugün bile Türkiye, Kuzey Irak'tan gelen terörden çekmektedir. Bunlar sona ermeli" dedi. Çoğu kamyon şoförü yaklaşık 100 Türk'ün öldüğünü hatırlatan Gül, bunun Irak'taki pek çok ülkenin askeri kayıplarından fazla olduğunu vurguladı. Irak'ın sorumluluklarını tek başına taşıyamayacağını söyleyen ABD Dışişleri Bakanı Rice da, "Irak'ın cesur halkı bizden kendileriyle olmamızı istedi. Tüm desteğimizi hak ediyorlar" dedi.

Dört Yüz Yetmiş Dokuzuncu Bölüm: 24.06.2005 tarihli MHA Devrim ARSLAN/Brüksel kaynaklı bir haberde, Avrupa Parlamentosu'nun Portekizli Sol Grup Üyesi Miguel Portas Kürt tarafının barış için ilk ve temel olarak nitelendirilecek adımını attığını söyledi. Şu anda bütün sorumluluğun Türk tarafına yüklendiğini de belirten Portas, "Bu taraf da çok anlamsız ve gereksiz bir savaşta ısrar ediyor“ dedi. MHA'ya açıklamada bulunan Portas, Kürt tarafının ateşkes ilan ederek barışın sağlanması yönünde adım attığını belirterek Türkiye'de Kürtlerin kültürel haklarının tanınması ve demokrasi şartlarının yerine getirilmesi biçiminde yapılan açıklamaları yine bu yönde atılan adımlar olarak nitelendirdi.

Şu anda sorumluluk Türk tarafında Şu anda barışın sağlanması için bütün sorumluluğun yani Türk tarafına yüklendiğini de belirten Portas, "Bu taraf da çok anlamsız ve gereksiz bir savaşta ısrar ediyor. Bu savaş da gerillanın hayatını tehdit ediyor. Gerillanın politik bir çözümü istemesi çok normal" dedi. Portekiz'in de zamanında yayılmacı ve işgalci bir ülke olduğunu hatırlatan Portas, "Biz işgalci bir ülkeydik. Timor'da askerlerimiz bulunuyordu. Bizim ordumuz geri çekildiğinde Endonezya ordusu Doğu Timor'u işgal etti. Bu süreçte bir küçük gerilla grubu oluştu, Timor dağlarında. Endonezyalıları yenemediler, fakat halkta umut uyandırdılar" dedi. Portas, Doğu Timor'da 20-25 yıllık mücadele sonrasında politik bir çözüme ulaşıldığını da vurguladı. Portas sorunun bağımsızlık sorunundan ziyade hakların tanınması sorunu olduğunu da sözlerine ekledi.

AB müzakerelerin merkezine Kürt sorununu koyar AB ile Türkiye arasında 3 Ekim'de başlatılacak müzakereler boyunca, Türkiye'ye Kürt sorununun çözülmesi için baskı yapılacağını da belirten Portas, "Bu kaçınılmaz. Müzakereler çok uzun olacak. Anayasasının gözden geçirilmesi gibi, demokratikleşme şartları var. Bürokraside konuya karşi bir direniş olsa bile bir şekilde çözülür" dedi. Kürt sorununun Brüksel'de "Güneydoğu" sorunu olarak nitelendirildiğini de hatırlatan Portas sözlerine şöyle devam etti: "Kürdistan yada Güneydoğu, sorun dağlarda, yani orada. Müzakereler zamanında Kürt sorununun gündemde olmaması çok mümkün değil. Kesinlikle olacak, kaçınılmaz bir durum. AB Kürt sorununu unuttuğunda bütün güvenirliliğini kaybeder." Türkiye ile her şeyin müzakere edilmesi ve en önemli ulusal sorunun unutulmasının hiçbir şekilde mümkün olmadığını da vurgulayan Portas, bunun Türkiye'nin içindeki bir sorun olduğunu ve demokratikleşmenin önüne geçtiğini de sözlerine ekledi. Kürt sorunu ve demokratikleşme sorununun aynı olduğunu vurgulayan Portas, "bu bir madalyonun iki yüzü gibi" dedi.

AP'liler daha fazla kamuoyu oluşturmalı Kürt sorununun çözümünün AB'nin ve Avrupalıların gündemine daha iyi girmesi için çaba harcanması gerektiğini söyleyen Portas, "AP sadece değil, Komisyon, Avrupa Birliği Konseyi de hesaba katılmalı. Bizim çalışmamız AB kurumlarına baskı yapacak olan kamuoyunu oluşturmak" dedi. Avrupa sağınının çoğunluğun Türkiye'nin AB'ye üyeliğine karşı kampanya yürüttüğü bir dönemde, bir grup milletvekili yada AB'linin "Biz müzakerelerin başarılı bir şekilde sonuçlanmasını istiyoruz. Türkiye çok uluslu bir ülke olarak üye olmalı denirse" biçiminde karşı bir mesajla kampanya yürütmesinin, AB kurumları şartlandırabileceğini de sözlerine ekledi.

Dört Yüz Sekseninci Bölüm: 25.06.2005 tarihli MHA/Viyana kaynaklı bir haberde, Avrupa Sosyalist Partileri Kongresine katılan DEHAP genel başkanı Tuncer Bakırhan yaptığı görüşmeler hakkında MHA’ya bilgi verdi. Bakırhan, Sosyalist Enternasyonal Genel Sekreteri Luis Ayana’nın yanısıra Avusturya, Rusya, Romanya ve İrlanda Sosyalist Partilerinin başkanıyla görüşmelerde bulundu. Bakırhan, temaslarında Avrupa Birliği yetkililerin son dönemlerde artan operasyonlardan endişe duyduğunu söyledi. Avusturya’nın başkenti Viyana’da toplanan Avrupa Sosyalist Partileri Kongresine katılan DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan kongre boyunca çeşitli temaslarda bulundu. Avrupa Sosyalist Partileri Kongresine, Avrupa Birliği üye ülkelerin sosyalist partileri, Rusya, Birliğe üye olmaya hazırlanan Romanya, Bulgaristan ve bir çok ülkelerin sosyalist partileri katıldı. Bugün sona eren Kongrede Türkiye’den CHP ve DEHAP yer aldı. İki gün süren tartışmalarda, Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu kriz ele alınarak, krizin aşılmasının yolları arandı.

“Avrupa’nın mevcut durumda serbest piyasa ekonomisinin, özellikle küreselleşme ile birlikte daha fazla işsizlik, sosyal haklarda kısıtlama ve çevre sorunları doğurduğu” tespitinin yapıldığı kongrede, Avrupa’da yaşayan yurttaşların geleceğe güvenle bakamadıklarına dikkat çekildi. İşsizlik ve sosyal sorunların derinleşmesi ile AB Anayasası’nın reddedildiğine de işaret edildi. Kongre hakkında MHA’ya konuşan DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, AB’nin içinde bulunduğu krizin “daha sosyal, daha genişleyen, ayni zamanda eğitime ve alt yapıya önem veren projelerle çözülebileceğini” belirterek, “daralmanın AB projesini daha fazla tartışılır ve güvensiz hale getireceğine” dikkat çekti. Bakırhan, kongrede AB’nin genişlemesi ile bu mevcut krizin aşılabilmesi konusunda ortak düşüncelerin ortaya konulduğunu kaydetti. Bakırhan, bu konuda çeşitli görüşmelerde bulunduklarını belirtti. Kongreye CHP ile DEHAP gözlemci olarak katıldığını söyleyen Bakırhan, yaptıkları görüşmelerde şunlara dikkat çektiklerini belirtti: “Hayır’cıların son süreçte ortaya çıkmadığı, öteden beri AB ülkeleri bu konuda yeterince halkı bilgilendirme, bilinçlendirme mevcut genişlemenin AB Anayasası’nın anlamını ve önemini yeterince kavratamadıkları, dolayısıyla ‘hayır’ cevabının iş, gelecek ve ulusal değerlerin kaybolacağı kaygısıyla verildiği, ama AB Anayasası’nın iyi anlatılması halinde, mevcut krizin de aşılması yönünde bir proje olduğunu anlattık.”

Avrupa çatışmaları yakından izliyor Türkiye’deki güncel gelişmelerin; yapılan askeri operasyonlar ve yaşanan çatışmaların kaygı verici olduğunu anlattıklarını da söyleyen Bakırhan, “Hayır’lardan sonra imtiyazlı ortaklık gibi önerilerin tartışılmasının Türkiye’yi daralttığını, Türkiye’nin AB girmesini istemeyen çevrelerin elini güçlendirdiğine dikkat çektik. Buna karşın Türkiye’nin bu süreçte daha da cesaretlendirilmesi ve daha fazla açılımın yapması konusunda AB’nin destek vermesi gerektiğini kaydettik.Bununla birlikte mevcut durumda Türkiye’nin durumunun iç açıcı olmadığını, öncelikle bu konuda çatışmaların durması ve bunun için de operasyonların durması gerektiğini anlattık” dedi. Bakırhan görüşmelerin olumlu geçtiğini söyleyerek 19-20 Eylül’de Avrupa Parlamentosunda yapılacak ikinci Kürt Konferansına AP başkanı, eski Konsey Başkanı, Avrupa Sosyalist Partisi Genel Başkanı ve görüştükleri diğer parti başkanlarını da davet ettiklerini belirtti. Bakırhan, Sosyalist Parti Başkanları son dönemde Türkiye’de artan çatışmaları yakından takip ettiklerini ve endişelerini dile getirdiklerini söyleyerek, bu anlamda Türkiye’yi “itme değil de daha da yakınlaştırmak” gerektiğini, bunun için de Kürtlere büyük rol düştüğü mesajını verdiklerini kaydetti.

AB Türkiye’den bir şeyler yapmasını bekliyor DEHAP’ın “mevcut süreci derinleştiren değil, AB yolundaki Türkiye’yi teşvik eden bir yaklaşım içerisinde olması gerektiğine işaret ettiklerini belirten Bakırhan, “AB sürecini en fazla Kürtlerin desteklediğini, ama Türkiye’deki siyaseti artık hükümetin yerine ordunun belirlediğini, hükümetin Kürt sorununu orduya havale ettiğini, bu konuda çözüm inisiyatifini ve iradesini yitirdiğini belirttik” diye konuştu. Bakırhan, “3 Ekimde büyük bir ihtimalle AB sürecin devam edeceğini düşünüyorum.” diyerek konuya ilişkin şöyle konuştu: “Bu konuda olumsuz bir düşünce gelmedi bu güne kadar. Ancak görüşmelerde de dile geldiği gibi Türkiye’nin de bir şeyler yapması gerektiğini, 17 Aralık’ta tarih alınıncaya kadar bazı gelişmeler olduğunu ama tarih aldıktan sonra tamamen uygulamalarını durduğunu kendileri de dile getirdiler.” Öte yandan Batman Belediye Başkanı da Hasankeyf ile ilgili Sivil Toplum Örgütlerin vermiş olduğu bir konferansa katıldı. Sular altında kalan Hasankeyf barajını yapanın Avusturya’ya ait bir firma olduğuna dikkat çekildi. Konferansta DEHAP’lı yetkililer “tarihi ve kültürel olarak Türkiye`deki en büyük değerlerden birisi olan Hasankeyf” koruyacaklarını belirterek, Kürt halkının da bu konuda tepkilerini ortaya koyacaklarını kaydetti.

Dört Yüz Seksen Birinci Bölüm: 26.06.2005 tarihli MHA/FRANKFURT kaynaklı bir haberde, Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK)'ye mektup gönderen PWD, dolar, ev ve koruma tahsis edilmesi halinde gerillanın dağdan indirilmesi için özel çalışma yürütüleceği kaydediyor. 1 Mart 2005 tarihli mektupta YNK'den aylık 100 bin doların yanı sıra maaşlarının arttırılması istendi. KONGRA GEL'den kaçıp Partiya Welatparezên Demokratikên Kürdistan (PWD) isimli bir parti kuran Nizamettin Taş, Osman Öcalan, Hıdır Yalçın, Kani Yılmaz öncülüğündeki grubun, ekonomik krize girince YNK'ye mektup yazıp maddi destek talebinde bulundukları ortaya çıktı. İstanbul'da yayınlanan Gündem gazetesinin haberine göre Dolar, ev ve koruma taleplerinin öne çıktığı mektupta, "gerillanın dağdan indirilmesi için özel bir çalışma yürütme kararı alındığı" ifade ediliyor. 1 Mart 2005 tarihli mektupta, YNK Siyasi Bürosu'na başlığı taşıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve KONGRA GEL'i hedef alan açıklamaların dikkat çektiği mektubun giriş bölümünde şu suçlamalar yer alıyor:

"Başta özgür Kürdistan olmak üzere halkımızın özgürlük kazanımları dıştan ve içten büyük tehlikelerle karşı karşıyadır. Dış tehditlerin ilk sırasında Türkiye yer alırken, iç tehditlerin ilk sırasında ise Kongra Gel/PKK yer almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti özgür Kürdistan'ın kuruluşunu hazmedemiyor. Daha önemlisi Abdullah Öcalan aracılığıyla Kongra-Gel / PKK'yi özgür Kürdistan'a saldırtmamın hazırlıkları yapıyor. Ne yazık ki Kongra-Gel / PKK Türk devletinin isteği doğrultusunda özgür Kürdistan'a ve bütün özgürlük hareketlerine düşmanlık tutumunu benimsemiştir. Türk devletinin isteği doğrultusunda hareket etmektedir."

'Yasal parti kuracağız' "Türkiye ve PKK'nin özgürlük davası için yarattığı tehditleri önlemek büyük öneme sahiptir" ibarelerine yer verilen mektupta, bunun için paraya ihtiyaç olduğu belirtilerek, "Acilen uygulamak istediğimiz projelerimiz için maddi desteğe ihtiyacımız vardır. Projelerimiz Türkiye'de yasal siyasi bir partinin kurulması, haftalık bir gazetenin çıkarılması, gençlik, kadın, esnaf ve diğer demokratik sivil örgütlenmelerin yaratılmasıdır. Şimdilik bu projelerin ön çalışmaların yürütmekteyiz. Yasal siyasi partinin kadrolarını hazırlama ve halk desteğini sağlama konusunda umut verici gelişmeler yaratılmıştır" deniliyor.

'Hedef gerilla' PWD'nin para koparmak için YNK'ye HPG gerillalarını dağıtmayı da önerdiği anlaşılıyor. Şöyle öneride bulunuluyor: "Bir başka önemli çalışmamız, dağdaki silahlı güçlere yönelik olacaktır. PKK Kongra-Gel'in tehlikeli politikaları karşısında gerillanın dağdan indirilmesi için özel bir çalışma yürütme kararı aldık. Eğer gelecek olanların ihtiyaçlarını karşılayabilirsek çok sayıda gerillayı çekmek ve PKK Kongra-Gel'i yıl sonuna kadar büyük ölçüde çözebiliriz."

'Dolar ve ev verin' Ajitasyon ve propaganda için de destek isteyen PWD mektubunda, "Aylık düzenli olarak 100 bin dolar. Güvenliğimiz için daha fazla duyarlılık gösterilmesi ve özel bir gücün ayrılması. Kalıcı yerleşmek amacıyla uygun bir yerin verilmesi, evlerin inşaatı için malzeme ve maddi desteğin sağlanması. Radyo cihazı ve yayın konusunda adım atılması. Süleymaniye'de büro ve bir evin verilmesi." Bugüne kadar kendilerine en çok yardımın YNK'den geldiği belirtilen mektupta, "Verilen destek için müteşekürüz. Büyük sorumluluklarımız bu dönemde bize destek sunmaktan geri durmayacağınıza duyduğumuz inançla isteklerimize olumlu cevap vermenizi bekliyor, selam ve saygılarımızı sunuyoruz" cümleleri ile sona eriyor.

Aylık 100 dolar alıyorlar Edinilen bilgilere göre, KONGRA-GEL'den kaçan üst düzey yetkililere YNK tarafından bekar olanlara 100 dolar, evli olanlara da 250 dolar aylık maaş ödeniyor. Söz konusu parayla geçim sağlamadıklarını belirten Nizamettin Taş, Hıdır Yalçın ve Osman Öcalan'ın da aralarında bulunduğu kişiler bir süre önce maaşlarının artırılması talebinde bulundu.

Dört Yüz Seksen İkinci Bölüm: 28.06.2005 tarihli DİHA/BATMAN kaynaklı bir haberde, DTH Koordinasyon Üyesi Selim Sadak ve beraberindekiler Şırnak'ta yaşamını yitiren asker Nevzat Akçil'in ailesinin Beşiri'de açtığı taziye ziyaretini ziyaret ettiler. Burada konuşan Selim Sadak acilen operasyonlara son verilmesini istedi. ABD'nin şiddetin sona ermesi için Irak'ta gruplarla görüşeceğini açıkladığını dile getiren Sadak, artık Türkiye'nin de oturup sorunu çözmesini istedi. DTH Koordinasyon Üyesi Selim Sadak, Şırnak'ta patlayıcıya denk gelerek yaşamını yitiren jandarma komando er Nevzat Akçil'in ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, DEHAP Batman İl Başkanı Mehmet Ali Şimşek, sivil toplum örgütü temsilcilerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 200 kişi Sadak'a eşlik etti. Beşiri'de açılan taziye çadırında duaların okunmasından sonra aileye başsağlığı dilekleri iletildi. Burada konuşan Selim Sadak, kimsenin kan üzerinde siyaset yapmaması gerektiğini söyledi.

'Türkiye'ye masaya otursun' Anne ve babaların yüreğinin yanmasına izin vermeyeceklerini belirten Sadak, "Artık bir an önce bu savaş dursun. Hem KONGRA GEL bir an önce ateşkes ilan etsin, hem de TSK operasyonlara son versin. Biz gerillanın da askerlerin de sahibiyiz. Bu bizim de şehidimizdir" dedi. Sadak, Türk aydınlarının bir süre önce yaptığı çağrıyı desteklediklerini ifade ederek, "Artık vatan millet Sakarya edebiyatıyla sorunlar çözülmez. Hepimiz elele verelim ve artık yürekler yanmasın. Barış için hepimize görevler düşüyor. Şu anda İdil'de morgda 3 cenaze bekletiliyor. Onlar da bizim insanımız. Artık bu fırtına durmalıdır. Barış, kardeşlik ve eşitlik içinde yaşayalım" diye konuştu. ABD'nin şiddetin sona ermesi için Irak'ta gruplarla görüşeceğini açıkladığını dile getiren Sadak, artık Türkiye'nin de KONGRA GEL ile ya da muhataplar her kim ise oturup sorunu çözmesini istedi.

'Diyalog için aracı oluruz' Sadak, istenirse diyalog için biz aracı olacaklarını da kaydederek "Zonguldak da Şırnak da bizimdir. Biz Antalya'nın güzel sahillerini kimseye bırakmayız. Ama Beşiri'yi de kimseye bırakmayız. Biz bu vatanın tümünün sahibiyiz. Artık barış olsun. Kardeşlerin birbirini öldürmesi sona ersin. Ben buradan çıkınca bir gerilla taziyesine gideceğim. Hepsi bizim kardeşimizdir. Şehir içinde panzerler ne arıyor. Panzerler gidip sınırları korusun. Halk kendi şehrini koruyabilir. Artık güvenlik sisteminin değişmesi gerekir" diye belirtti.

Herkesin demokratik yaşama dahil olması için bir genel affın ilan edilmesi gerektiğini belirten Sadak, şunları söyledi: "Basından izliyoruz. KONGRA GEL'in bu ülkeyi bölmek gibi bir derdi yok. Sadece Kürtlerin haklarının verilmesi için mücadele ediyor. Aydınların çağrısını Genelkurmay ve KONGRA GEL dikkate almalıdır. KONGRA GEL'in tekrar bir ateşkes ilan etmesi bölgeye ve topluma fayda getirecektir. Ateşkes ilan ederek aydınların sesinin topluma ulaşmasına fırsat versinler. Eğer operasyonlar sürerse, Kürtler başka yerlerde çere ararlar. Kürtlerin başka yerlerde çare aramaması için operasyonlar derhal durmalıdır. Artık Kürt sorununa Türkiye içinde bir çözüm arama zamanıdır." Taziye ziyaretinin ardından Sadak ve beraberindekiler Gercüş Belediye Başkanı Esat Üner'in trafik kazasında yaşamını yitiren kız kardeşi Selma Üner'in taziyesine katılmak üzere Gerçüş İlçesi'ne geçti.

Dört Yüz Seksen Üçüncü Bölüm: 30.06.2005 tarihli MHA/LONDRA kaynaklı bir haberde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile ilgili aldığı yeniden yargılama kararı İngiltere parlamentosunda tartışıldı. İktidardaki İşçi partisi milletvekili John Austin'in başkanlığında gerçeklesen parlamentodaki toplantıya Öcalan’ın Türkiye ve İngiltere’deki avukatları katıldı. İngiltere Parlamentosunda yapılan bir toplantı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile ilgili aldığı yeniden yargılama kararı ele alındı. İktidardaki İşçi Partisi milletvekili John Austin'in başkanlığında gerçeklesen toplantıya Öcalan’ın Türkiye ve İngiltere’deki avukatlarının yanı sıra çok sayıda tanınmış şahsiyet konuşmacı olarak katıldı.

Toplantıya misafir konuşmacı olarak katılan Asrın Hukuk bürosunda Avukat Hatice Korkut, Öcalan davasının tarihte “Mandela vb.” davalardan ayrı düşünülemeyeceğinin altını çizerek, adil yargılamanın daha çok Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için bir zemin olarak değerlendirilmesi gerektiği mesajını verdi. Toplantıya ayrıca Öcalan’ın avukatlarından Michael Ivers, Uluslararası Baris Bürosundan Bruce Kent, Yeşiller Partisi uluslararası komitesinden Margaret Wright, Lord Rea ve Milletvekili Angus Robertson, Savaş Karşıtı koalisyondan Lindsey German, Gallerli milletvekili Elfyn Llwyd ile Toplumları Kriminalize etmeye karşı Kampanya yetkililerinden Saleh Mamon konuşmacı olarak katıldı. Yapılan konuşmalarda Öcalan davasının önemi üzerinde durularak, Türkiye’nin Baris ve demokratik çözüm şansını iyi kullanması gerektiği vurgulandı.

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com