Derin Noktalar
Kırk Yedinci Bölüm: 12.10.2004 tarihli haberde, Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) genel başkanı Mesud Barzani resmi bir davet üzerine Ankara’ya geldi. Mesud Barzani Kerkük konusunda şunları söyledi: -Kerkük bir Kürt kentidir. Irak Geçici Temel Yasa’nın gerekleri yerine getirilecek, yasada ne söyleniyorsa onlar yapılacak. Kerkük halkı, Kerkük’e dönecek. Referandum yapılacak. Çoğunluğun kararı neyse o olacak. Yine Mesud Barzani Kerkük konusunda Esenboğa havaalanında AFP ajansına verdiği demeçte de “Her kim olursa olsun veya herhangi bir rejim veya sistem olursa olsun, Kerkük’e yönelik Araplaştırma ve Kerkük halkına yapılan zulmün sürdürülmesinden yana olursa, o zaman biz, Kerkük halkının hakkını savunacağız ve Kerkük halkı için savaşmaya hazır olacağız” dedi.
Ayrıca Mesud Barzani Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmelerde açılması planlanan ikinci bir sınır kapısına ve K.Irak’a sivil hava taşımacılığının başlatılması konuları ile ilgilide şunları söyledi: “Türkiye tarafından açılması planlanan ikinci bir sınır kapısının açılması sorununa ilişkin Kürtlerin tutumu: Kürtlere göre mevcut olan Habur Gümrük Kapısı, yeterli ve modern bir kapıdır; bu nedenle yeni bir kapıya ihtiyaç bulunmuyor” dedi. Kürtlerin uçak seferlerine ilişkin talepleri üzerine: Kürtler Türkiye üzerinden bir hava köprüsü kurmak istiyorlar. Kürtler bunun için çok çalıştılar ancak bu konuda henüz ulaşılan bir sonuç yok. Avrupa uçaklarının Kürdistan’a giderek başkent Hewler’de inmesi için hava koridorunu açtı. Bu, yakın bir zamanda Avrupa ile Hewler arasında uçak seferlerinin başlanacağı anlamına geliyor. Eğer Türkiye hava koridorunu açmazsa Avrupa-Hewler uçak seferleri Ürdün üzerinden yapılacaktır” dedi. Bu konu ile ilgili söylenecek fazla bir söz yok.Çünkü Barzani Erdoğan’a her şeyi söylemiş. Umarım mesajı almış ve Erdoğan’ın ne kadar aciz davranışlar içerisinde bulunduğunu görmüşsünüzdür.
Kırk Sekizinci Bölüm: 21.10.2004 tarihli haberde, Neçirvan Barzani ile Amerika Savunma Bakanı 20.10.2004’de Pentagon’da bir araya gelerek Kürdistan ve Irak hakkında konuştular. Bu görüşmede her iki taraf da, Kürt halkı ile Amerika halkının arasındaki güçlü ilişkilerden söz etti.Neçirvan Barzani, Kerkük’te geçmişte Kürt halkına büyük haksızlığın yapıldığını, bu haksızlığın bugün giderilmesi gerektiğini ve Bağdat’ın da Kerkük meselesinin bir an önce Temel Yasanın öngördüğü şekilde halletmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca Barzani, Pentagon’un iki numaralı adamı Paul Wolfowitz ile bir araya gelerek, 1991’den beri Kürdistan’ı koruduğu için Amerika’ya teşekkür etti. Bu görüşmede de her iki taraf Peşmerge ile Amerikan askerlerinin arasındaki işbirliğini övdü. Bu bölümle ilgili olarak yorumları sizlere bırakıyorum.Bu bölüm de ABD ile Kürtlerin ne derece içli dışlı olduklarını ve işbirliğin derecesini kendi ağızlarıyla açıkladıklarını görüyoruz.
Kırk Dokuzuncu Bölüm: 23.10.2004 tarihli haberde, İsveç Başbakanı Göran Persson, Stockholm’de düzenlediği basın toplantısında, Ülkesinin Türkiye’ye üyelik konusunda her zaman destek verdiğini hatırlatarak, ancak “ Kürt halkının haklarını savunmakta İsveç olarak sorumluluk hissediyoruz” diye konuştu. İsveç Başbakanı, “Türkiye, Kürt halkının haklarını demokratik ve eşitlik ilkesine uygun olarak vermeli, bunun sonucunda Türkiye Avrupa Birliği’ne üye olur” ifadesini kullandı. Persson, Kürtlere demokratik hakların verilmesini, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğinde kıstas olarak gördüklerini belirtti.
Ellinci Bölüm: 26.10.2004 tarihli haberde, Kürdistan Demokrat Partisi genel başkanı Mesud Barzani ile Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani, Selahaddin kentinde toplandılar. Toplantı gündeminin Irak’ta yapılacak genel seçimlerle ilgili olduğu kaydedildi. Toplantı sonrasında Mesud Barzani ile Celal Talabani birlikte basının karşısına çıkarak, her iki partinin birbiriyle uyumlu hareket ettiğini açıkladılar.
Elli Birinci Bölüm: 26.10.2004 tarihli haberde, Avrupa Parlamentosu Sosyalist grup başkan yardımcısı Jan Marinus Wiersma, Türkiye ile müzakere sürecinde ağırlıklı olarak Kürt sorununun çözümü üzerinde durulacağını söyledi. Müzakereler sırasında ağırlıklı olarak Kürt sorunu ve İnsan haklarına vurgu yapılacağını belirten Wiersma, müzakerelerin başlamasının tam üyelik anlamına gelmediğini belirtti. Wiersma, müzakerelerin uzun zamana yayılacağını belirterek, insan hakları, Kürt sorunu konusunda çözümün sağlanamaması ve olası bir askeri darbe durumunda müzakerelerin ertelenebileceğini söyledi. Wiersma, “İnsanlara bu müzakerelere başlamakla hemen ertesi yıl Türkiye’nin üye olmayacağının anlatılması gerektiğini, müzakereler sürecinde toprak reformu, serbest Pazar ekonomisinin oluşturulması da dahil tüm konuların cesurca tartışılmasına ihtiyaç olduğunu belirtti.
Wiersma, “Müzakerelerin başlaması tam üye olunacağının garantisi değildir. Türkiye’nin müzakereler sonucu üyeliği 10-15 yıl içerisinde yaşanacak gelişmelere bağlı. Yapılacak değişim bunu belirleyecek” dedi. Wiersma, “Kürt sorunu konusunda ilk adımlar atıldı ve bunlar çok olumlu.Daha çok adımın atılması gerekiyor. Kürtçe’nin büyük gruplar tarafından konuşulması, anadilde eğitim gibi konuların normalleşmesi gerekiyor” dedi. Bu bölümle ilgili olarak, Türkiye’nin bugüne kadar önüne konulan dosyaların eksik (tamamlanmamış) olduğu ve yeni dosyaların bölüm bölüm tamamlanmaya başlanacağının bir göstergesidir. Yani Türkiye’nin önüne yerine getirilmesi için daha çok dosya konulacak ve eğer bu dosyalar yapılmadığı taktirde de üyeliğin maziye karışacağının dayatılacağını bizlere gösteriyor.
Elli İkinci Bölüm: 02.11.2004 tarihli haberde, İstanbul’da ki Avrupa Parlamentosu (AP) Yeşiller Grubu toplantısına katıldıktan sonra Diyarbakır’ı ziyaret eden AP Yeşiller Grubu milletvekili Helene Flautre Diyarbakır’dan çok etkilendiğini belirtti. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı, Diyarbakır Valisi, İHD ve göç edenlerle görüşen Flautre, “Diyarbakır’da çok çarpıcı bir şekilde yıllarca süren savaşın sonuçlarını gördüm” dedi. Savaşın tahribatlarının giderilmesi için daha çok iş yapılması gerektiğini söyleyen Flautre sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’nin AB üyeliği ile birlikte değiştirilmesi, yapılması gereken çok iş var. AP İnsan Hakları Komisyonu, AP ve AB’nin, yürütülecek çalışmalara ve umutlara cevap olmasını umuyorum. Çünkü demokrasi ve özgürlük rüyası sadece bir Avrupa rüyası değil, her yerde tüm insanların ihtiyacıdır. Bu perspektifle Türkiye’de çok sayıda insan ayağa kalkmış aslında” dedi. Türkiye ile müzakerelerin başlaması durumunda insan hakları konusundaki iyileşme taleplerinin daha da artacağını vurgulayan Flautre, Türkiye ve Avrupa’da ki siyasi çevrelerin bu konuyla ilgilendiğini hatırlattı. Flautre, müzakerelerin gelişme prosedürünü destekleyeceğini de vurgulayarak, “10-20 yılda Türkiye’de 2 yılda gerçekleştirilenden daha fazla gelişmeler yaşanacak” dedi.
Elli Üçüncü Bölüm: 06.11.2004 tarihli haberde, Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth, Alman tanklarının sivil halka karşı kullanıldığı yönünde somut bir bilgiye ulaşmadıklarını söyledi. Diyarbakır’da konuşan Roth, “Türkiye, Alman askeri tanklarını almamalı. Eski tanklar işine yaramaz” dedi. Kürt kimliğinin kabulünün AB’ye giden yolda anahtar olduğunu iddia eden Roth şöyle devam etti: “Türkiye’nin AB’ye giden yolunun Diyarbakır’dan geçtiğini söylemek son derece doğru bir teşhis olur. Türkiye’ye 17 Aralık tarihinde müzakerelerin başlangıcı için somut bir tarih verilmesini beklemekteyiz” diye konuştu.
Elli Dördüncü Bölüm: 03.11.2004 tarihli haberde, Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) lideri Celal Talabani, IKYB Ankara bürosunda yaptığı yazılı açıklamada şu görüşlere yer verdi: “Biz, demokratik, federal, birleşik bir Irak istiyoruz.Kerkük, Irak’ın bir şehridir, ama bunun yanında coğrafya, tarih ve belgeler bize gösteriyor ki Kerkük bir Kürdistan şehridir”.
Elli Beşinci Bölüm: 04.11.2004 tarihli haberde, Avrupa Kürt Dernekleri Federasyonu (KON-KURD) başkan yardımcısı aynı zamanda İngiltere Kürt Dernekleri Federasyonu (FED-BİR) başkanı Arzu Peşmen ile HALKEVİ başkanı İbrahim Doğuş, AP milletvekili John Bowis’le görüştü.Uzun yıllardır İngiltere’de faaliyet yürüten “Kürdistan’a Barış” isimli kampanyanın da üyelerinden olan AP milletvekili Bowis’e AB sürecinde Türkiye’de yaşanan yasal değişiklikler, pratikte yaşanan sorunlar, Kürt halkının talepleri başta olmak üzere, 17 Aralık öncesi Kürtler’in Türkiye’den beklentileri hakkında bilgi verildi. Kürt tarafının sorunların çözümüne yönelik attığı adımları hatırlatarak, Türkiye’nin bu adımlara cevap vermemesinin yarattığı olumsuz sonuçlara dikkat çeken Doğuş ise, çatışmaların arttığını, insan hakları ihlallerinde gözle görülür bir artış olduğunu söyledi. Çatışmaların sona ermesi için canlı kalkan olan gençlerin tutuklandığını da belirterek, AP’nin bu konularda müdahil olmasını istedi.
AP milletvekili John Bowis, Türkiye’nin hassas bir süreçten geçtiğini belirterek, üyelik önündeki en önemli engellerinin Kürt ve Kıbrıs sorunları olduğunu söyledi.Kıbrıs sorununda önemli gelişmeler olmasının yanı sıra Kürt sorununda henüz gerçekçi bir çözümden bahsedilemeyeceğini ifade etti.Bowis, Kürt sorununun barışçıl, demokratik çözümü olmadan Türkiye’nin üyelik koşullarını yerine getirmiş olmasının mümkün olmayacağını dile getirdi.Türkiye’nin önünde yapması gereken uzun bir liste olduğunu söyleyen Bowis, sorunların çözümüne yönelik Kürt kurumlarıyla ortak çalışmalar düzenlemekten mutluluk duyacağını belirtti.
Elli Altıncı Bölüm: 04.11.2004 tarihli haberde, Diyarbakır Baro Başkanı Av. M. Sezgin TANRIKULU, “Xunav” isminin kabul edilmesinin ardından, Kürtçe isim başvurusunda bulunan ya da bulunmak isteyenlere kimlikleri verilmediği takdirde dava açabilme imkanlarının bulunduğunu söyledi. Diyarbakır Nüfus Müdürlüğü’nün İsveç vatandaşı Kürt Agnig ailesinin küçük kızları için istediği “Helin Xunav” ismiyle kimlik vermesinin ardından başlayan tartışmalar sürüyor. “X” harfi ile başlayan ismin kabul edilmesinin olumlu olduğunu belirten Tanrıkulu, “Diyarbakır Nüfus Müdürlüğü’nün genelgeye rağmen hukuku uygulayarak Kürt dilinin ses uyumunda yer alan “X” harfi ile başlayan bir adı kimlik vermesi doğrudur ve olumludur” dedi.Tanrıkulu, “Aksi hal, hukuka, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin (AİHS) 8. maddesine ve ayrımcılık yasağını düzenleyen 14. maddesine aykırılık teşkil eder.Bu taleplerin de alfabenin değiştirilmesi talebi gibi algılanmaması gerekiyor.Gerekiyorsa alfabe de değişir” dedi. Tanrıkulu ayrıca, tapuya ve ticaret siciline yapılan tescil işlemlerinde Türk Alfabesi’ne uygunluk şartı aranmadığına dikkat çekerek,”Nüfus kütüğünde de aranmaması gerekiyor” dedi.
Elli Yedinci Bölüm: 22.11.2004 tarihli haberde, Brüksel’de ki Avrupa Parlamentosunda “Avrupa Birliği, Türkiye ve Kürtler” konulu konferans düzenlendi.AP üyesi İnsan Hakları Komite Başkanı Helen Flautre Türkiye’nin AB üyeliğinin Diyarbakır’dan geçtiğini söyleyerek, Kürtlerin Türklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini söyledi. Kürt sorununun görmemezlikten gelinemeyeceğini söyleyen İnsan Hakları savunucusu Akın BİRDAL ise “Kürt sorununa cesaretli ve adı doğru konularak yaklaşılmalı” çağrısında bulundu. Konferansın açılışında Peter GALBRAİTH, Lord Russell JOHNSTON, Hatip DİCLE, Helen FLAUTRE, Conny FREDRİKSSON, Kürdistan İnsan Hakları Projesi Rafto Vakfı’ndan Karaiane WESTERHEİM yer aldı. Konferansın ilk oturumu olan “Türkiye’de demokrasi ve insan hakları” konulu oturumda ise Akın BİRDAL, Yusuf ALATAŞ, Ayhan BİLGEN, Şefika GÜRBÜZ, Jean Paul NUNEZ, Doğu ERGİL, Celal BAŞLANGIÇ birer konuşma yaptı.
AP üyesi İnsan Hakları Alt Komite Başkanı Helen FLAUTRE, Kürt sorununun önemli bir sorun olduğunu söyledi. Flautre, Türkiye’nin AB’ne girişini desteklediklerini, buna karşı çıkanların dini gerekçeleri ön plana çıkardıklarını belirtti.Türkiye’nin AB’ne girişinin Diyarbakır’dan geçtiği görüşüne katıldığını söyleyen Flautre, AB’nin de Diyarbakır’da bir bürosunun açılmasını da istedi. Flautre, bölgede ekonomik yoksulluğu dikkat çekerek “Derin olan yaraları sarmalıyız.Köyler yok oldu, 12 yıldır evini görmeyen insanlar var. AB’ni Kürdistan’da önemli çalışmalar bekliyor.Bölgede asker ve köy korucuları olduğu için çözüm de zorlaşıyor” dedi.Flautre, Kopenhag kriterlerinin Kürdistan’da uygulanması gerektiğini belirtti.
Uluslar arası hukuk ve müzakere uzmanı Peter GALBRAİTH ise Irak Kürdistan’ından geldiğini ve hem Türkiye’de hem de Güney’deki Kürtlerin bu son yıllarda önemli değişiklikler yaşadığını belirtti.Son 13 yılda Irak Kürdistan’ında defacto bir durum yaşandığını da sözlerine ekleyen Galbraith, Güney Kürdistan’da ya federal ya da konfederasyona gidileceğini belirtti.Güney Kürdistan’da Kürtlere bakıldığında bir Kürdistan görüldüğünü ama Kuzey’de böylesi bir durum olmadığını da sözlerine ekledi. ABD’deki değişimin Türkiye’de de görüldüğünü vurgulayan Galbraith, “Türkiye’de farklı görüşler var, Türkiye Güney Kürdistan’a girdiği taktirde AB’ne girmesi sekteye uğrar.Irak’ta federal devletin oluşumuna olumlu bakılmalı” dedi.
Bu bölümle ilgili olarak, özetle AB, Türkiye’nin (TSK’nın) Güney Kürdistan’a (K.Irak’a) PKK/Kongra-Gel’e askeri bir harekat için dahi bile olsa girmesini istememektedir ve girdiği taktirde de AB’ne girmesi sekteye uğrar şeklinde de tehdit etmektedir. Ayrıca Türkiye’de Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde K.Irak’ta ki şekliyle bir federe Kürdistan devletinin kurulmasını ve bu iki federe devletin ileride bütün şekliyle bir devlet halini almasını istemektedirler.Bunun için de ilk önce K.Irak’ta ki federe Kürdistan devletinin 30 Ocak 2005 tarihinde yapılacak olan genel seçimler sonucunda meşrulaştırılmasını sağlamaya çalışmaktadırlar.Bunun içinde Avrupa ülkeleri genel itibariyle AB’ye üye ülkeler K.Irak’ta ki Mesut Barzani ve Celal Talabani’nin liderlik ettikleri peşmergelere parasal ve siyasi yönden yardım etmektedirler.Bu ülkeler kumuş oldukları Vakıflar aracılığıyla da Kürt peşmergelere para transferi yaparak ve Kürtlerin yoğun oldukları bölgelerin yeniden inşasını tamamlamaya gayret etmektedirler.
Elli Sekizinci Bölüm: 22.11.2004 tarihli haberde, Irak’ın kuzeyindeki Musul’da Ulemalar Komitesi üyesi Şeyh Faidh Muhammed Emine El Faidhi, cami çıkışında kurşunlanarak öldürüldü.Şeyh El Faidhi’nin üye olduğu Ulemalar Komitesi Irak’taki en önemli Sünni örgüt olarak biliniyor.Şeyh Faidhi’nin kardeşi Muhammed Beşir El Faidhi de komitenin sözcülüğünü yapıyor. Bu bölümle ilgili olarak, Bu suikastı ABD ve İsrail’in emriyle özel yetiştirilmiş olan Barzani’ye mensup özel peşmerge timleri düzenlemiştir.ABD’nin ve İsrail’in amacı Irak’ta Sünni ve Şii etkili karar merci gücünü zayıflatmak ve meydanı Kürt peşmergelerin kontrolüne bırakarak ileride ki karar mercilerinde ki ağırlıklarını sağlamak için gizli satranç oyunları tertiplemektedirler.Bunun yanında Musul ve Kerkük’teki Türkmen gücünü de etkisizleştirmek için hem Telafer’e bombalar yağdırarak Barzani ve Talabani Kürtlerinin Suriye’deki Kürtlere uzanan ayağını sağlamlaştırarak Telafer’deki Türkmen nüfusunun göçünü sağlayarak Kürt nüfusunun genişleyerek yayılmasını TSK’nın olası bir müdahalesi vuku olunduğunda TSK’nın manevra alanının daraltılmasını sağlamaya çalışmaktadırlar.Son günlerde ABD’nin Musul’a da olası bir harekatı dillendirilmektedir.Umarım noktaları yakalamışsınızdır.
Elli Dokuzuncu Bölüm: 22.11.2004 tarihli haberde, Irak’ın üçüncü büyük şehri Musul’da ki Kürt güçlerinin takviye edilmesi, halk arasında tedirginlik yarattı.Irak Ulusal Muhafızları bünyesindeki Kürt güçlerinin, kuzeydeki Dohuk ve Erbil üzerinden Musul’a gönderilme işlemi sürüyor. ABD ordu kaynakları, bu güçlerin Musul’daki mevcudunun 1800’e ulaştığını bildirdi. Reuters, gelişmeyi “Yerel nüfus, Kürtlerin nüfuz alanlarını Musul’a doğru genişletmesinden kaygılı” şeklinde yorumladı.
Altmışıncı Bölüm: 01.12.2004 tarihli haberde, Irak Kürdistan Demokratik Partisi ile Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği, 30 Ocak 2005’te yapılması planlanan genel seçimlere ortak listeyle girme kararı aldı. IKDP lideri Mesud Barzani, Bağdat’ın kuzeyindeki Selahaddin’de yaptığı açıklamada, “Kürt siyasi güçler, genel seçimlerde ve özerk Kürt parlamentosu seçiminde ortak liste sunma konusunda anlaşmaya vardı” ifadesini kullandı. Bu bölümle ilgili olarak, ABD ve İsrail’in emriyle bu birliktelik daha önce sağlanmış ve bu birlikteliğin devam etmesi Barzani ve Talabani’ye K.Irak’ta bir Kürt devletinin kurulabilmesi için kendilerine bu salık verilmişti.
Altmış Birinci Bölüm: 11.12.2004 tarihli haberde, Avrupa Birliği’nin (AB) başkenti Brüksel’de binlerce Kürt “Kürt halkı diyalog ve çözüm istiyor”, “AB’ye giriş Kürt sorununun çözümünden geçer” sloganları atarak yürüyüş yaptılar.Binlerce Kürt, “AB’ye evet, Türkiye’ye demokrasi ve Kürt sorununa çözüm” sloganları attılar.Belçika, Almanya, Hollanda ve Fransa’dan binlerce kişi yürüyüşe katılmak için sabah saatlerinde Pacheco bulvarında bir araya gelerek, saat 10:00’da yürüyüşe geçti. “Biji Serok Apo”, “Dişe diş, kana kan, seninleyiz Öcalan” sloganları attılar.Yürüyüşün en önünde Kongra-Gel başkanı Zübeyir Aydar ve Kon-Kurd başkanı Ali Yiğit, Liberal gruptan Belçikalı senatör Lionel Vanbenberge, Brüksel Parlamentosu milletvekili Jan Beghin ile birlikte yer aldılar.Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Mahmut Şakar’ın yanı sıra çok sayıda KNK üyesi de yürüyüşe katıldı.Yürüyüşte dikkat çeken bir başka poster de hazırlanan Kürdistan kimlikleriydi.
Adı: Kürdistan
Doğum Yeri: Mezopotamya
Doğum Tarihi: MÖ…
Dili:…..
Kültürü: Yasak
Kimliği:….
Biçiminde Fransızca hazırlanan kimlikler, yürüyüşe katılan Kürtler tarafından taşındı.Dev boyda Öcalan posterlerinin taşındığı yürüyüşte “Öcalan” sloganları atıldı.
Altmış İkinci Bölüm: 28.12.2004 tarihli haberde, Irak’ın önde gelen Şii partilerinden Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi’nin lideri Abdülaziz el-Hekim’in Bağdat’taki bürosuna saldırı düzenlendi.El-Hekim saldırıdan yara almadan kurtuldu.Geçici Irak Hükümeti sözcüsü saldırıda 13 kişinin öldüğünü, 66 kişinin de yaralandığını açıkladı.Abdülaziz el-Hekim, Irak’ta nüfusun yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan Şiilerin, 30 Ocak’ta yapılması planlanan genel seçim için oluşturdukları ittifakın başta gelen adayıydı.Partinin kurucusu ve Abdülaziz el-Hekim’in abisi Ayetullah Muhammed Bekir El-Hakim, devrik lider Saddam Hüseyin’e muhalefetini, uzun yıllar sürgünde yaşadığı Tahran’dan yürütmüştü.Ayetullah Muhammed Bekir El-Hakim, Saddam Hüseyin’in devrilmesi ardından, geçen yılın Mayıs ayında ülkeye dönüşünde binlerce Şii tarafından karşılanmıştı.
Altmış Üçüncü Bölüm: 31.12.2004 tarihli haberde, İsrail İstihbarat Servisi Mossad yayımladığı 2004 raporunda, Kuzey Irak’taki Kürtleri eğittiği ve burada istihbarat merkezi kurduğunu açıkça söyledi. Mossad’ın Şaron’a sunduğu 2004 raporunda, Irak’ta onlarca istihbarat ajanının bulunduğuna işaret edildi. Ajanların Kuzey Irak’ta aktif olduğu belirtilen raporda, Mossad’ın Irak’ın komşuları hakkında istihbaratı buradan sağladığı vurgulandı.İsrail İstihbarat Servisi Mossad yayımladığı 2004 raporunda, Kuzey Irak başta olmak üzere Irak topraklarının büyük bir bölümüne nüfuz ettiklerini açıkladı.Raporun bazı bölümlerinin okunduğu İsrail radyosunda, Kuzey Irak’ta 100’den fazla istihbarat elemanının bulunduğu kaydedildi.Raporda, bölgede çok kısa zamanda bir casusluk merkezi inşa ettiği belirtilen Mossad’ın Kürt milisleri idare ettiği vurgulandı.Mossad ajanlarının Kürtleri, direnişçiler başta olmak üzere diğer Irak halkına karşı nasıl kışkırttıklarına yer verilen raporda, Mossad’ın K.Irak’ta kurduğu istihbarat merkezinin Suriye başta olmak üzere komşu ülkeler hakkında casusluk yaptığına da işaret edildi.Raporda ayrıca bu merkezin, Kürt ve bazı Arapların Mossad adına silahlandırılmasında başarılı olduğuna değiniliyor.İsrail radyosu, birçok Kürt’ün Mossad’ın bölgedeki merkezi tarafından eğitildiği ve saldırılarda kullanıldığı kaydediliyor. Kuzey Irak’taki istihbarat merkezinin, Kürt Muhafızları binası, askeri bölgeler, Erbil yakınlarından küçük bir havaalanı ve İsrailli yetkililerle birlikte Irak Başbakanı İyad Allavi ile direkt bağlantı kuracakları bir hat kurmakta başarılı olduğu da bildirildi.Radyonun, raporun sadece bir bölümünü yayınlaması dikkat çekti.
Altmış Dördüncü Bölüm: 03.01.2005 tarihli haberde, Diyarbakır’daki Kürt çevrelerinden gelen 260 kişi, Avrupa Birliği sürecinde tartışmalara neden olan bildiri ile ilgili bir basın açıklaması yaptı.Grup adına konuşan İbrahim Güçlü, bildiri üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen tartışmaların hala sürmesini, sorunun değişik kesimlerle tartışılır olmasına bağladı. Habercilere dağıtılan yazılı bildiride, “Avrupa gazetelerindeki açıklamayı destekliyor ve imzalıyoruz. Açıklamanın zamansız olduğu eleştirisine katılmıyoruz” denildi. Paris Kürt Enstitüsü tarafından kaleme alınan bildiriyi daha önce de 200 kişi imzalamıştı.
Altmış Beşinci Bölüm: 05.01.2005 tarihli haberde, Bush yönetimi, Iraklı direnişçilere mali ve lojistik destek sağladığı iddiasıyla, Suriye’ye yeni yaptırımlar içeren bir uygulamaya hazırlanıyor.New York Times’a açıklama yapan bir ABD’li üst düzey terör uzmanı, Suriye’nin söz vermesine rağmen, Iraklı direnişçilere yardım yapılmasını önlemediğini iddia etti. ABD ilk aşamada Hazine Bakanlığı aracılığıyla, Suriyeli bankaları izole etmeyi planlıyor. Amerikalı yetkili, Suriye’deki Iraklıların, direnişçilere mali yardım, silah ve malzeme sağlamada önemli bir rol oynadığını öne sürdü. Yetkili, Iraklı direnişçilere destek sağlayanlar arasında eski Saddam Hüseyin’in akrabalarının da bulunduğunu belirtti. Bush yönetimi geçtiğimiz yıl Suriye’nin ihraç mallarına yeni yaptırımlar içeren bir dizi karar almıştı.
Altmış Altıncı Bölüm: 11.01.2005 tarihli haberde, Irak’ta seçimlere 19 gün kala, Kerkük’teki Türkmenler ve Araplar seçimleri boykot etmeye hazırlanıyor.Her iki grubu huzursuz eden konu ise 72 bin Kürt seçmenin daha Kerkük’te seçmen listelerine kaydedileceği haberleri. Irak Türkmeneli Partisinden İlyas Sarıkahya işin Kerkük seçimlerini boykot etmeye kadar gidebileceğinin sinyallerini verdi.
Altmış Yedinci Bölüm: 11.01.2005 tarihli haberde, Kerkük’teki Irak Türkmenleri Cephesi Genel Merkezi’ne silahlı saldırı yapıldı. Uzun namlulu silahlarla binaya ateş açan saldırganlar, Türkmen korumaların karşılık vermesi üzerine kaçtılar. Saldırının ardından olay yerine gelen Amerikan güçleri binayı korumakla görevli güvenlik şirketinin müdürü İmad Abdurrahman’ı bir süre gözaltına aldı.Abdurrahman’ın gözaltına alınma gerekçesi ise binayı koruyan güvenlik görevlilerinin saldırganlara silahla karşılık vermeleri. Binanın yerel yayın yapan Türkmeneli Radyosu ile televizyonun bulunduğu alt katının saldırı sırasında ağır hasar gördüğü bildirildi.
Altmış Sekizinci Bölüm: 12.01.2005 tarihli haberde, İran’da güvenlik güçleri ve PKK/Kongra-Gel’e yakınlığıyla bilinen Pejak grubu üyeleri arasında çatışma çıktı. İran News gazetesinin Baztab internet sitesine dayanarak verdiği habere göre, 10.01.2005 akşamı Irak sınırındaki K.Irak’ın Serdeşt bölgesinde kaçakçıların İran’a kaçak mal sokmalarına yardım eden örgüt üyelerine güvenlik güçleri müdahale etti. Bir örgüt üyesinin öldürüldüğü, iki örgüt üyesinin de yaralandığı çatışmada, teröristlerin ağır makineli tüfek ve el bombaları kullandığı belirtildi.
Altmış Dokuzuncu Bölüm: 13.01.2005 tarihli haberde, Irak’ta Büyük Ayetullah Ali El Sistani’nin Necef’teki temsilcisinin öldürüldüğü bildirildi.Sistani’nin Necef kentinde hukuki işlerden sorumlu temsilcisinin ölü bulunduğu belirtildi.Ayetullah’ın temsilcilerinden Şeyh Mahmut Medeheyni ile oğlu ve dört koruma görevlisi de Bağdat yakınlarındaki Selman Park’ta silahlı saldırganlarca vurularak öldürülmüştü
Yetmişinci Bölüm: 13.01.2005 tarihli haberde, Irak’ın başkenti Bağdat’ta bir Türk inşaat şirketine baskın düzenlendi. Saldırıda şirketin altı çalışanı öldürülürken, bir kişi de kaçırıldı. İHA ve Reuters haber ajanslarına göre; meydana gelen olayda, silahlı üç kişi Bağdat’taki Filistin Oteli karşısında bulunan “77” adlı Türk inşaat şirketine baskın düzenledi.Habere göre, silahlı kişiler şirketin altı çalışanını öldürürken, şirkette şoförlük yapan Abdulkadir Tanrıkulu adlı bir Türk vatandaşını da aracıyla birlikte kaçırdı.
Yetmiş Birinci Bölüm: 14.01.2005 tarihli haberde, ABD’nin Saddam Hüseyin yönetimini devirmesiyle dağılan Irak Ordusu’ndan kalan onlarca tank ve zırhlı personel taşıyıcı, Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) lideri Mesud Barzani ile Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) lideri Celal Talabani’nin denetimine geçti. IKDP ve IKYB, işgal sonrası ordunun zırhlı araç ve ağır silahlarına el koydu.
Kullanılamaz durumdaki zırhlılar, hurda olarak Türkiye ve İran’a gönderildi. IKDP, kalan top, uçaksavar, tank ve zırhlı personel taşıyıcılarla birlik oluşturdu. Mesud Barzani’nin karargahının bulunduğu Selahaddin kenti yakınlarında 2 ayrı noktada toplanan zırhlı birlikleri DHA muhabiri görüntüledi. IKDP’nin bazı tankları ise boyattığı dikkat çekti. Peşmergeler, tank ve zırhlı personel taşıyıcı kullanımı konusunda ABD’li askeri subaylar ve Mossad’ın askeri subayları tarafından ortaklaşa bir eğitimden geçirilmektedirler.
Yetmiş İkinci Bölüm: 14.01.2005 tarihli haberde, Terör suçlarının “siyasi suç” sayılmasını önleyen, Terörizmin Önlenmesi Avrupa Sözleşmesi Tadil Protokolünün uygun bulunduğuna dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Protokol, Tedhişçiliğin Önlenmesi Avrupa Sözleşmesi’nin “siyasi suç, siyasi suçla bağlantılı suç ve siyasi gerekçelerle işlenen suç” tanımını değiştiriyor. Protokol, terör örgütü suçlarını, “siyasi suç” olarak değerlendirerek, suçluların iadesinin engellenmesini de önlüyor. Protokol’ün gerekçesinde, bundan sonra Türkiye’nin iade taleplerinin kabul edilmesinin sağlanacağı vurgulandı. Bu bölümle ilgili olarak, TBMM’de kabul edilen Protokol Türkiye’nin işlerini kolaylaştırmaktan ziyade tam tersi suçluların ekmeğine yağ (tereyağı) sürmekten başka daha çok sorunlar çıkartacaktır ve daha yeni bir çok ekmekler fırınlardan çıkartılarak basiretsiz kişiler sayesinde ekmeklerin üzerilerine yağ (tereyağı) sürmeleri sağlandırılacaktır.
Yetmiş Üçüncü Bölüm: 14.01.2005 tarihli haberde, ABD Dışişleri Bakanlığı, Irak’ta Saddam Hüseyin hükümetinin Kerkük ve çevresinde uyguladığı zorla göç ettirme ve idari sınırlarla oynanması gibi politikalara çare bulma çabalarının, Iraklıların iç meselesi olduğunu bildirdi. Bakanlık Sözcüsü Richard Boucher tarafından yapılan açıklamada, ABD’nin, Kerkük ile ilgili 58’inci maddeyle birlikte geçici anayasanın tam olarak uygulanmasını desteklediği belirtildi. Geçici Irak Anayasası’nın 58’inci maddesi, Kerkük’ten Saddam döneminde sürülenlerin kente dönmelerinin sağlanması konusuna işaret etmektedir.
Yetmiş Dördüncü Bölüm: 16.01.2005 tarihli haberde, Irak’ın kuzeyindeki Erbil şehrinde IKDP il başkanlığı binasında şiddetli bir patlama meydana geldi. Patlamada ilk belirlemelere göre, aralarında IKDP yetkililerinin de bulunduğu yedi kişinin öldüğü çok sayıda kişinin yaralandığı bildiriliyor. Patlamanın ardından bölge Kürt milislerce kuşatma altına alındı ve giriş-çıkışlar kapatıldı. Bu bölümle ilgili olarak, fazla söze gerek yok düşüncesiyle IKDP’ye yani Mesud Barzani’ye ayağını denk alması konusunda bir mesaj verilmek istenmiştir.Mesud Barzani’ye verilecek mesaj niteliğindeki en güzel sözde şu olsa gerek “Eceli gelen (İT) cami duvarına işer.
Yetmiş Beşinci Bölüm: 16.01.2005 tarihli haberde, Türkmen Milliyetçi Hareketi Partisi, Kerkük’te sahte belgelerle 72 bin Kürt seçmenin daha seçmen listelerine kaydedileceği haberleri üzerine Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’a mektup gönderdi. Bu sahteciliğin engellenmesini isteyen Türkmenler, terör örgütü PKK/Kongra-Gel’in baskılarıyla Irak’ın kuzeyine göç ettirilen ve Mahmur Kampında yaşayan Kürt kökenliler de dahil olmak üzere tam 400 bin Kürt’ün sistemli olarak Kerkük’e yerleştirildiğini de ifade etti. Mektupta, Irak’taki Bağımsız Seçim Üst Kurulu’nun yasadışı işlerin sorumlusu olduğu da belirtildi.
Yetmiş Altıncı Bölüm: 16.01.2005 tarihli haberde, Irak Savunma Bakanı Hazım El Şaalan, makamına gelen bir kadının kendisine silah çektiğini, ancak ağlamaya başladığı için suikastın başarısız olduğunu söyledi. Şaalan, yaklaşık bir hafta önce bir toplantı sırasında, 40 yaşındaki bir kadının, zehirli kurşun doldurulmuş bir silahı kendisine doğrulttuğunu, ancak ateş edemediğini anlattı. Kadının toplantıya gelerek Şaalan’a önemli bir bilgi vermesi gerektiğini söylediği, silahını yaklaşık bir metre mesafeden bakana doğrulttuğu, ancak birdenbire ağlamaya başlaması üzerine ateş edemeden yakalandığı aktarıldı.
Yetmiş Yedinci Bölüm: 16.01.2005 tarihli haberde, Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB), Kürt siyasal grupların Kerkük kentinde seçime katılmak için öne sürdükleri koşulların yerine getirildiğini ve 30 Ocak’taki oylamada yer alacaklarını açıkladı. Iraklı Kürtler, seçime katılmak için Kerkük’te oy kullanabilmeyi şart koşuyorlar. Celal Talabani liderliğindeki Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği’nden yapılan açıklamada, “Kürt siyasi liderleri, Kerkük’te şartların yerine getirilmesi üzerine, genel seçimlere tam olarak katılma kararı aldılar” dedi. Iraklı Kürtler, Saddam Hüseyin döneminde şehirden sürülen Kürtlerin dönerek burada oy kullanmalarının sağlanmaması durumunda, Kerkük’te seçimi boykot edeceklerini söylüyorlardı.Yapılan açıklamada ayrıca, PKK yanlısı 2 parti seçime katılıyor.Irak Seçim Komisyonu’nun 17-25 Ocak arasında Kürt adayların kayıtlarının yapılmasına izin verdiği de belirtildi. Daha önce Merkez Seçim Komisyonu’nun, 175 Kürt adayı koşullara uygun olmadıkları için kaydetmeyi reddettiği bildirilmişti.
Yetmiş Sekizinci Bölüm: 18.01.2005 tarihli haberde, Irak’ta 30 Ocak’ta yapılacak seçimlere katılacak adaylardan biri daha öldürüldü. Yetkililer, Başbakan İyad Allavi’nin adaylarından birinin, sabah Basra’da öldürüldüğünü söyledi.Öldürülen adayın İyad Allavi’nin lideri olduğu Irak Ulusal Uzlaşma Partisi’nin adayı Riadh Radhi Habib olduğu bildirildi. Irak’ta 17.01.2005’te de öğleden sonra Şii aday Şakir Cabbar Sahl, Bağdat’taki evinin yakınında düzenlenen saldırıda öldürülmüştü.
Yetmiş Dokuzuncu Bölüm: 24.01.2005 tarihli haberde, IKYB lideri Celal Talabani, Başbakan İyad Allavi ve Irak’taki İngiliz ve ABD büyükelçiliklerinden Kerkük konusunda yazılı güvence aldığını ifade etti. Talabani, “Kürtlerin tekrar Kerkük’e yerleştirilmeleri ve Saddam Hüseyin döneminde gelen Arapların da eski yerleşim yerlerine gönderilmesi konusunda anlaşmaya vardık” dedi.Bu amaçla bir komite oluşturulacak diye konuştu. Talabani, oluşturulacak bu komitenin çalışmalarına 30 Ocak seçimlerinden sonra başlayacağını ve Kerkük’ün bölünmüş parçalarının bir araya getirileceğini de söyledi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher, ABD’nin, Kerkük’le ilgili 58’inci maddeyle birlikte, geçici anayasanın tam olarak uygulanmasını desteklediği belirtilmişti. Washington’daki gözlemciler, Boucher’in açıklamasının, ABD’nin Kerkük’e Kürt göçüne dolaylı destek anlamına geldiği yorumunda bulunmuşlardı.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, Boucher’in açıklamasına karşılık olarak, Kerkük ve çevresine “yapay ve gayri meşru nüfus kaydırması” yapıldığı yönünde duyumlar alındığını belirterek, ilgili tüm taraflara bu şekildeki uygulama ve emrivakilerin büyük bir dikkatle incelenerek gereğinin yapılması çağrısında bulunmuştu.Bu arada Ankara, Irak’ta 30 Ocak’ta yapılacak seçimlerde Kerkük il meclisinin dengesinin bozulabileceği endişesini de taşımaktadır. ABD’nin desteğiyle çok sayıda Kürt göçmenin seçimlerde oy kullanmasıyla, 41 kişilik Kerkük il meclisinin dengesinin bozulacağı belirtiliyor. Kürt göçmenlerle birlikte toplam seçmen sayısının 450 binden 500 binin üzerine çıktığı Kerkük’te, Kürtlerin seçimlere katılımının yüzde 85-90 arasında olması beklenirken, bu oranın seçimi boykot etmeleri sebebiyle Sünni Araplarda yüzde 60, Türkmenlerde ise yüzde 65’de kalabileceği kaydediliyor.
Sekseninci Bölüm: 24.01.2005 tarihli haberde, Bağdat’ta, Yeşil Bölge yakınlarında patlama meydana geldi.Patlamada, ilk belirlemelere göre 5’i polis 6 kişi yaralandı.Saldırının, Irak Başbakanı İyad Allavi’nin parti merkezinin yanında düzenlendiği de ifade edildi.
Seksen Birinci Bölüm: 24.01.2005 tarihli haberde, Kapatılan DEP’in eski milletvekillerinden, terör örgütü PKK/Kongra-Gel’in üst düzey isimlerinden Remzi Kartal Türkiye’nin iade talebi üzerine Almanya’nın Nürnberg şehrinde gözaltına alındı. PKK/Kongra-Gel lideri Zübeyir Aydar, Mezopotamya Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada Kartal’ın gözaltına alındığını doğruladı.Van’dan 1991 yılında milletvekili seçilen Remzi Kartal, kapatılan DEP’in kurucularındandı.Parti kapatıldıktan sonra yurtdışına kaçan Kartal, terör örgütü PKK’nın siyasallaşması için Avrupa Parlamentosu nezdinde yoğun çaba göstermişti.Kartal, PKK’nın adını önce “KADEK” sonra da “Kongra-Gel” olarak değiştirmesinden sonra örgütün ikinci ismi olmuştu.
Seksen İkinci Bölüm: 24.01.2005 tarihli haberde, Bağdat’ın kuzeyindeki Diyala vilayetinin vali yardımcısı Gassan Hadran’a suikast girişiminde bulunuldu. Hadran’ın aracının yola yerleştirilen bir bombaya çarptığı belirtildi. Hadran saldırıdan kurtulduğu bildirildi.
|