Derin Noktalar

Üç Yüz Yetmiş Altıncı Bölüm: 05.05.2005 tarihli HALKA VE OLAYLARA TERCÜMAN gazetesinde çıkan “Erbil Patladı:46 Ölü” başlıklı bir haberde, IRAK’IN kuzeyindeki Erbil kentinde Irak Kürdistan Demokratik Partisi’nin bürosunu hedef alan intihar saldırısında en az 46 kişi öldü. Saldırıda 150 kişi de yaralandı. Irak güvenlik güçleri, polis kayıt merkezi olarak da kullanılan Mesud Barzani’nin başkanlığını yaptığı Irak Kürdistan Demokratik Partisi’nin yerel bürosunun önünde bir intihar bombacısının kendisini havaya uçurduğunu bildirdi. Erbil polis yetkilisi, intihar bombacısının kendini IKDP binasının içinde havaya uçurmayı planlandığını ancak sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle içeri giremeyerek saldırıyı dışarıda gerçekleştirdiğini bildirdi. Saldırının merkezin en kalabalık olduğu saatlerde gerçekleştirildiği belirtildi.

Erbil’in en büyük hastanesi Ruz Gari’den bir doktor, patlamada ölen ve kimlikleri tespit edilen 39 kişinin adının yazılı olduğu listeyi hastane önünde toplananlara okudu. Doktor, ölenlerin çoğunun polis adayı olduğunu, bazı cesetlerin ise kimliklerinin tespit edilemediğini kaydetti. Saldırının sorumluluğunu, Ensar El Sünnet Ordusu üstlendi. Örgütün internet sitesinde yayınlanan bildiride, “Bu operasyon, kardeşlerimizin hapishanelerinizde işkence görmesine ve kendilerini Haçlılar’a teslim eden kafir peşmergelere cevabımızdır” denildi. Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, IKDP lideri Mesud Barzani’yi arayarak, saldırıda ölenler için başsağlığı diledi ve yardım teklifinde bulundu.

Saddam’ın yeğeni yakalandı Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’in yeğenlerinden Eymen Sabavi’nin yakalandığı bildirildi. Irak Hükümeti’nden yapılan yazılı açıklamada, direnişçileri finanse etmekle suçlanan Eymen Sabavi’nin, mayıs başında Tikrit yakınlarında yakalandığı belirtildi. Irak Hükümeti, 10 Nisan’da yaptığı açıklamada da Eymen Sabavi’nin kardeşi İbrahim Sabavi’nin Suriye sınırı yakınlarında şubat sonunda yakalandığını duyurmuştu.

Üç Yüz Yetmiş Yedinci Bölüm: 06.05.2005 tarihli bir haberde, Ankara, Orta Doğu'nun 'çıban başı' İsrail'le 400 milyon $'lık bir projeye daha imza atmaya çalışıyor. Tel Aviv'deki temaslarını tamamlayarak Ankara'ya dönen Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İsrail Savunma Bakanlığı ile F-4 uçaklarının bakımı ve uzun menzilli pilotsuz uçak alımı için ön anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Gönül, Başbakan Erdoğan'ın 1-2 Mayıs'ta İsrail ve Filistin'i kapsayan gezisine katılmış, ancak heyetle geri dönmeyerek İsrail'deki görüşmelere devam etmişti. Daha önce Türkiye'nin F-4 Fantom savaş uçaklarından 54'ünü yenileyen İsrail ile Ankara arasında 44 partilik yeni bir grubun daha modernizasyonunun masaya yatırıldığı, bu projenin toplam tutarının ise yaklaşık 400 milyon dolar olduğu kaydedildi. İsrail'den "Heron" uzun menzilli pilotsuz uçaklar satın alınmasının da gündeme geldiği, anlaşmaların imzalanmasıyla Türkiye'nin, Hindistan'ın ardından İsrail'den en fazla askeri alım yapan ikinci ülke olacağı belirtildi.

Üç Yüz Yetmiş Sekizinci Bölüm: 07.05.2005 tarihli bir haberde, Dört aylık gecikmenin ardından kurulan Irak hükümeti, yeni savunma ve petrol bakanlarının kim olacağına karar verdi. Savunma Bakanlığı'na Sünni Sadun al Dulaimi, petrol bakanlığına da Şii İbrahim Bahr al Uloum getirildi. Savunma Bakanlığı'na Dulaimi'nin getirilmesiyle, hükümete Sünni desteğinin sağlanmasının ve saldırıların durmasının amaçlandığı belirtiyor. Saddam Hüseyin yönetimine yakın birçok isim de adaylar arasında yer almış, ancak reddedilmişti. Hem Sünniler, hem de Şiiler hükümet konusunda uzlaşamamaktan birbirini sorumlu tutuyordu.

Üç Yüz Yetmiş Dokuzuncu Bölüm: 07.05.2005 tarihli bir haberde, Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan, kendi partisini kurma hazırlığında olan Celal Doğan’a, Demokratik Toplum Hareketi’ne (DTH) katılması için çağrıda bulundu. İmralı Cezaevinde bulunan Öcalan, DTH’nin, "konfederalizm" çerçevesinde bir program hazırlaması gerektiğini savunarak, hareketin hızla partileşmesini istedi. Öcalan, eski Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Celal Doğan’ın da harekete katılmasını istedi. Bunun için DTH'lilere Doğan’la görüşme çağrısında bulunan Öcalan, "Hemen yapın demiyorum, zaman içinde bunu yaparlar, ama Kürtler için de şiddetle politika yapmaya ihtiyaç var" dedi. Öcalan, geçen günlerde çocuk sahibi olan kardeşi Osman Öcalan’a ise tepkisini şu ifadelerle dile getirdi: "Ben kendi yoldaşlarıma şunu söylerim; çoluk çocuk sahibi olmak değil, halkın yiğit evlatları olmak, halkın özgürlüğü için halkın anası babası olmak gerekir. Osman’lara da söylüyorum eğer bir yolunu bulup kendilerini affettirmezlerse Kürt halkı onları kabul etmez. Yarın bunu yaparız, biz özgürleştiğimizde onları yargılayacağız, ama ben iki müfreze kurmak, silahla vurmayı kastetmiyorum. Eğer kendilerini affettirmezlerse sonlarını hayırlı görmüyorum. Bir sonuç alamazlar."

Üç Yüz Sekseninci Bölüm: 09.05.2005 tarihli bir haberde, Irak'ta yapılan genel seçimler sırasında Kerkük'ün nüfusunu değiştirmek için tarihi kente yerleştirilen PKK militanları problem olmaya devam ediyor. Kendilerine "oy" karşılığında iş ve emlak vaat edildiği halde bu vaadin yerine getirilmediğini ileri süren teröristler, gerekirse seçim hilesini dünya kamuoyuna açıklayacaklarını belirtmişlerdi. PKK militanları Kerkük'te emlak sahibi olmaya başladı. 100 kadar militanın Kerkük merkezinden ev ve arsa topladığı belirtiliyor. Kerkük'e Kürtlerin transfer edilmesini başından beri tepkiyle karşılayan Türkmenler ise PKK'lıların tapulu ev sahibi olmasını doğruluyor ve rahatsızlıklarını dile getiriyorlar. Ancak Türkmenler gelişen bu hadiseler karşısında Barzani ve Talabani'den dolayı bir şey yapamıyor.

Üç Yüz Seksen Birinci Bölüm: 09.05.2005 tarihli bir haberde, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanması konusunda, "Karar dünyanın sonu olmaz" dedi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 12 Mayıs’ta alacağı karar öncesi Turkish Daily News gazetesine konuşan Çiçek, "sorumlu yaklaşılması halinde, meselenin kolayca defedilebileceğini" söyledi. Çiçek şunları söyledi: "Herkesin büyük bir vatanseverlik, sağduyu ve sorumluluk duygusu içinde, meseleye soğukkanlı yaklaşması lazım. Öcalan konusu bir iç politika malzemesi yapılamaz. Mertlik namertlik meselesi yapılamaz. Ben olsaydım şöyle yapardım, böyle yapardım tarzındaki kabadayılığa kurban edilecek bir mesele değildir."

Cemil Çiçek şöyle devam etti: "Birileri pekala 'Heh işte şimdi elimize bir fırsat geçti, hükümeti köşeye sıkıştırmanın yolu işte budur' diyebiliyorlarsa, emin olun bu Türkiye’ye çok zarar verir. Çünkü sıkışan bu hükümet olmaz, sıkışan devlet olur, bu ülkenin insanları olur. Onun için bir devlet meselesidir. Böyle bakarsak, sanıldığından ya da düşünüldüğünden çok daha kolay anlaşılabilecek, algılanabilecek veya defedilecek bir bela olur." Türk yargısının tarafsız, dosyadaki delillere göre, adil bir yargılama yaptığını söyleyen Çiçek "Zaten DGM kalmadı. Duruşmaların belirli bir safhasından sonra da askeri üyeler bu mahkemeden çıkarıldı. Yargıya, devlete, devletin diğer organlarına, birbirimize güvenerek soğukkanlı bir değerlendirme yapmamız lazım" dedi.

Üç Yüz Seksen İkinci Bölüm: 09.05.2005 tarihli bir haberde, Irak'ta, Başbakan İbrahim Caferi’nin yeni hükümeti, Meclis'ten güvenoyu aldıktan birkaç saat sonra ilk firesini verdi. İnsan Hakları Bakanlığı’na getirilen Sünni Haşim Abdürrahman el Şibli, görevi kabul etmeyeceğini açıkladı. El Şibli, “Bu dönemde İnsan Hakları Bakanlığı’nı kabul edemem, reddedeceğim” dedi. Irak'ta daha önce vekâleten atamalar yapılan beş bakanlıkla, başbakan yardımcılığına getirilen bir isim de bugün Meclis'ten onay aldı. Bir başbakan yardımcılığı ise boş. Irak meclisinde bugün yapılan oylamaya katılan 155 milletvekilinden 112'si Başbakan İbrahim Caferi'nin yaptığı atamaları onayladı. Caferi'nin vekaleten yürüttüğü Savunma Bakanlığına Sunni Sadun El Duleymi atandı. Petrol bakanlığına Şii İbrahim Bahr El Ulum getirilirken, İnsan Hakları Bakanlığı'na Sunni Haşim Abdürrahman El Şibli, Elektrik Bakanlığı'na Şii Mihsin Şlaş, Endüstri Bakanlığı'na da yine Sünni Usame El Necafi atandı. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari de, Ürdün'ün, Irak'taki Sünnilerin siyasi katılımlarının artmasında etkili olabileceğini söyledi.

Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ile birlikte ziyaret için Ürdün'de bulunan Zebari, Ürdünlü terörist Ebu Musab el Zerkavi dahil olmak üzere Irak'ta ABD karşıtı militanlarla mücadelede daha geniş işbirliği çağrısında bulundu. Zebari, ''her gün ölüm ve terörizm sorunuyla karşı karşıyayız. Militan örgütlerin bu atmosferden faydalandığını düşünüyorum'' dedi. Irak halkının, Ürdün'ün militanların Irak'a girişini engellemek için daha çok şey yapması gerektiğini belirten Zebari, Iraklı Sünni liderlerle güçlü bağları bulunan Ürdün'ün, bu kişileri demokratik sürece yardım etmeye ikna edebileceğini söyledi. Öte yandan Bağdat'ta bu sabah düzenlenen saldırıda Ulaştırma Bakanlığı’nın üst düzey bir yetkilisi öldürüldü. Irak polisi, üst düzey yetkili Zoba Yasin'in aracında şoförüyle birlikte öldürüldüğünü açıkladı.

Üç Yüz Seksen Üçüncü Bölüm: 10.05.2005 tarihli bir haberde, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) terör örgütü başı Abdullah Öcalan hakkındaki kararının, Türk halkı tarafından kabul edilebilecek bir karar olmasını ümit ettiğini söyledi. Gül, şöyle konuştu: 'Türkiye'nin bunlardan çekinecek hali yok. Ayrıca herkesin, bütün dünyanın bildiği suçları işlemiş bir teşkilatın, bir terör örgütünün başı yüz kez de yargılansa aynı cezaları alır. Bundan şüphem yok. Ümit ediyorum ki mahkemenin kararı, Türk halkı tarafından kabul edilebilecek karar olarak çıkar.'

Üç Yüz Seksen Dördüncü Bölüm: 10.05.2005 tarihli bir haberde, Irak'ta helikopter ve savaş uçakları desteğindeki Amerikan güçlerinin Suriye sınırında düzenlediği operasyon 3. gününe girdi. Cumartesi gecesi Suriye sınırı yakınlarındaki Kaim'de başlayan ve son 6 ayın en büyük operasyonu olan 'Matador Operasyonu'nda, şu ana dek 100 civarında direnişçinin öldürüldüğü belirtildi. Amerikan güçleriyle birlikte hareket eden Los Angeles Times gazetesinin muhabiri, operasyonda 20 kadar Amerikan askerinin yaralandığını açıklarken, bilgi Amerikan ordusunca doğrulanmadı. Bu arada, bu sabah Ubeydi, Romana ve Karabila'da da çatışmalar olduğu, Kayim'de çok sayıda kişinin evlerini terk ederek bölgeden kaçtığı belirtildi.

Üç Yüz Seksen Beşinci Bölüm: 10.05.2005 tarihli bir haberde, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, 'Terörle mücadelede kararlıyız' dedi. Büyükanıt, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Şükrü Sarıışık, Genelkurmay Başkanlığı Plan ve Harekat Daire Başkanı Tuğgeneral Erkan Bektaş'la birlikte incelemelerde bulunmak üzere Van'a geldi. Bölgede terörle mücadelenin sürdürüldüğünü vurgulayan Büyükanıt, 'Olay, sadece asayiş sorunu değildir. Diğer boyutları da var. Onlar bizim görev alanımızın dışında. Biz güvenlik boyutuyla ilgileniyoruz. Ümit ederim ki Türkiye terör belasından kurtulur, huzura kavuşur, ekonomik ve sosyal gelişmesini sağlar' dedi. Bir gazetecinin, 'Bölgede son zamanlarda terör örgütlerine ait yığınaklar bulunduğu ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) karşı saldırılar olduğuna' ilişkin sorusu üzerine de Orgeneral Büyükanıt, şunları söyledi: 'Terörle mücadelemiz devam ediyor. Terörle mücadele devam ettiği sürece, terörist olduğu sürece bu tür şeyler de olacaktır. Ama biz kararlığımızı hiçbir zaman bozmayacağız. Bütün gücümüzle bize verilen görevi yasal çerçeveler içerisinde yerine getirmeye çalışacağız. Şunu açıkça ifade edeyim ki son derece ciddi ve kararlıyız. Bu kararlığımızla devam edeceğiz.'

Üç Yüz Seksen Altıncı Bölüm: 11.05.2005 tarihli bir haberde, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan hakkında vereceği kararın AKP'nin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin meselesi olduğunu söyledi. TBMM'de soruları cevaplayan Çiçek, AİHM'nin terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan'la kararı konusunda, ''Şimdi bir şey söyleyemem. Karar açıklandıktan yarım saat sonra, 'Şu olacak, bu olacak' demek yerine, evvela bu işin Türkiye için ne olduğunu anlamamız lazım'' dedi. Çiçek şöyle devam etti: ''Meseleyi, AK Parti'nin, hükümetin meselesi gibi görüp siyaset yapmaya çalışan bazı değerlendirmeler var, buna fevkalade üzüldüm. Yani birileri, bu meseleyi, hükümeti köşeye sıkıştırma vasıtası olarak görüyorsa, köşeye sıkışacak olan hükümet değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olur. Herkes aklını başına alsın, soğukkanlı, sağduyulu davranarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tüm kurumlarına güvensin. En başta yargısı dahil olmak üzere.''

Üç Yüz Seksen Yedinci Bölüm: 11.05.2005 tarihli bir haberde, Irak Petrol Bakanlığı'na havan topu atıldı. Bir bakanlık yetkilisi, bakanlığın bulunduğu komplekse düzenlenen saldırıda ölen ya da yaralanan olmadığını söyledi. Saldırının çalışma saatlerinin dışında düzenlendiği belirtildi. Petrol Bakanlığı daha önce de birkaç kez saldırıların hedefi olmuştu. Irak'ta bugün düzenlenen intihar saldırılarında 60'dan fazla kişi ölmüştü.

Üç Yüz Seksen Sekizinci Bölüm:

11.05.2005 tarihli bir haberde, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Şırnak 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı'nda incelemelerde bulundu, Şırnak Valisi Osman Güneş'i ziyaret etti. Büyükanıt, Valilik'te yaptığı açıklamada, 'Şırnak, bizim için anlamı büyük olan bir il. Bizi üzen tek şey, Şırnak'ın terörle anılmasıdır. Bunların geride bırakılması lazım' dedi. Büyükanıt, bir gazetecinin, terör örgütünün elebaşı Öcalan'ın yeniden yargılanmasıyla ilgili sorusu üzerine 'İlgi alanımızda değil. Asker açıkladı. Terörist başıyla ilgili konuda tarafız. Taraf olduğumuz için bizim düşüncelerimizi tüm Türkiye biliyor. Buna ekleyecek hiçbir şey yok' diye konuştu.

Üç Yüz Seksen Dokuzuncu Bölüm: 11.05.2005 tarihli bir haberde, ABD’de yayımlanan Washington Post gazetesi, Türkiye’de PKK’nın geri dönüşüne ilişkin işaretler bulunduğunu öne sürdü. Karl Vick imzasıyla yayımlanan haberde, geçen ay bölgede PKK’ya karşı yapılan hava destekli bir operasyondan söz edilirken, bu harekatın ’Türkiye’nin 2 yıldır ABD’nin Kuzey Irak’ta PKK’ya karşı düzenlemesini istediği operasyon tarzını’ andırdığı belirtildi. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından terör örgütü olarak nitelendirilen PKK’nın Irak’taki Kandil Dağı’nda büyük bir üssü bulunduğunu yazan gazete, "Bush yönetimi PKK’yla mücadele edeceğine dair defalarca söz verdiyse de örgüt üyeleri Irak’taki güvenli sığınağın keyfini sürmeye devam etmekle kalmayıp, Türkiye’ye de geri dönmeye başladı" ifadesini kullandı. Gazetedeki haberde, “Bölge halkının yaklaşık 5 yıllık sükunet döneminin ardından bittiğine inandığı çatışmaları hatırlatacak şeylerin de PKK’lılarla birlikte geri döndüğü yorumu yapıldı. Washington Post, "ABD’nin PKK’ya karşı harekete geçmemesinin tek sonucu Türkiye’de Amerikan karşıtlığının körüklenmesi olmadı. Ayrıca anketlerde de ’güvenilir hiçbir dostu olmadığı için Türkiye’nin tek başına hareket etmesi gerektiği’ yönünde sonuçlar alındı" diye yazdı.

Üç Yüz Doksanıncı Bölüm: 11.05.2005 tarihli bir haberde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) günler öncesinden belli olan terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan hakkındaki yeniden yargılama kararı ortada dururken, hükümet yetkilileri kaçamak demeçlerle durumu idare etmeye çalışıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kararla ilgili şimdiden bir şey söylemenin erken olduğunu söyledi. Danıştay'ın 137. kuruluş yıldönümü dolayısıyla TBMM'de verilen kokteylde soruları cevaplayan Erdoğan, ''Kararı görmeden bir değerlendirme yapmak, konuşmak mümkün değil. Kararı görmeden, bu konuda söylenecek her şey, su üzerine yazı yazmak olur. Karar önümüze gelmeden konuşmak doğru olmaz'' şeklinde konuştu.

Üç Yüz Doksan Birinci Bölüm: 11.05.2005 tarihli bir haberde, Orgeneral Tolon, 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda TEMA Vakfı ile birlikte düzenledikleri ağaç dikme töreninde basın mensuplarının terör örgütü ele başısı Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanmasının gündeme gelmesiyle ilgili soruları üzerine şunları söyledi: "Bu ceza halkımızın vicdanında verilmiştir. Anayasamızda, yasalarımızda belirtilen şekilde duruşmaları yapılmış ve karşısında ceza verilmiştir. Halkın vicdanının daha üstünde bir merci olup olmadığını ben bilmiyorum. Ama esas cezayı veren halkın vicdanıdır. Onun yerine kayyım olan Anayasamızda ve yasalarımızda yerini bulan bağımsız Türk mahkemesi, bu cezayı vermiştir. Bu ceza infaz edilmiştir. Terörist başının cezası, 70 milyonluk Türk halkının vicdanında yerini bulmuştur.

Üç Yüz Doksan İkinci Bölüm: 11.05.2005 tarihli bir haberde, AİHM'nin Öcalan'la ilgili kararı çıkmadan tartışması sürüyor. Peki Öcalan kimin sorunu? İktidar baskılara boyun eğecek mi? İşte hükümetin bu konudaki görüşü... Çiçek, Danıştay'ın 137. kuruluş yıldönümü dolayısıyla TBMM'de verilen kokteylde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, AHİM'in terör örgütü ele başı Abdullah Öcalan hakkında vereceği karara ilişkin sorusu üzerine Çiçek, ''Bu konuyla ilgili olarak, en az konuşacağım bir alana giriyorum. Çünkü, yapacağım her konuşmanın, şu veya bu şekilde, bazı yerlerde istismar edileceğini biliyorum. Kararı görmeden bir şey söylemem mümkün olmaz. Kararı görelim, acelemiz yok. Açıklandıktan yarım saat sonra, 'şu olacak bu olacak' demek yerine, evvela bu işin Türkiye için ne olduğunu anlamamız lazım'' diye konuştu.

Bunun Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin önündeki bir mesele olduğunu vurgulayan Çiçek şunları kaydetti: 'Öncelikle, meseleye böyle bakmak gerekir. Son günlerde bazı televizyon kanallarında, meseleyi, bir devlet meselesi olarak değil AK Parti'nin, hükümetin meselesi gibi görüp siyaset yapmaya çalışan bazı değerlendirmeler var, buna fevkalade üzüldüm. Yani birileri, bu meseleyi, hükümeti köşeye sıkıştırma vasıtası olarak görüyorsa, köşeye sıkışacak olan hükümet değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olur. Herkes aklını başına alsın, soğukkanlı, sağduyulu davranarak, Türkiye Cumhuriyeti devletinin tüm kurumlarına güvensin. En başta yargısı dahil olmak üzere.''

Çiçek, devlet ve kurumları olarak bugüne kadar bir çok meselenin üstesinden gelindiğini ifade ederek, sorunların içinden, alnı açık başı dik çıktıklarını söyledi. Meseleyi, bu çerçevede tutmak gerektiğini vurgulayan Çiçek, ''Sizler de buna yardımcı olun, başka türlü sorumsuzluk yapanlara da prim, fırsat vermeyin'' diye konuştu. Bir gazetecinin, ''CHP'nin bu konuya yaklaşımını nasıl değerlendiriyor sunuz?'' sorusuna Çiçek, ''Benim, cumhuriyeti kuran köklü bir partinin, bu konulara daha sorumlu ve duyarlı davranacağı konusunda inancım var. Sayın Baykal'ın, bu konuda, son derece duyarlı bir davranış içinde olacağına inanıyorum. Şu ana kadar, bir çok konuda, bu hassasiyeti göstermiştir, bunu da politik malzeme konusu yapmayacaktır'' diye konuştu.

Üç Yüz Doksan Üçüncü Bölüm: 11.05.2005 tarihli bir haberde, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani, ülkesinde ''anarşi olmadığını ve yeni hükümetin Irak'ın bazı bölgelerinde düzenlenen saldırılara çok çabuk son vereceğini'' söyledi. Talabani, ''Irak'ta 18 bölge var ve sadece 4'ü sorun yaşıyor. Bu duruma derhal son vereceğiz'' dedi. Suriyeli bir yetkili ile görüşen Talabani, ''Suriye'nin anavatanı gibi olduğunu'' belirterek, ''davet alır almaz Şam'a gitmeye hazır olduğunu'' da kaydetti. Talabani ayrıca, Suriye'nin desteğini beklediğini belirterek, ''İktidara gelmemiz için yardım ettiniz, desteğinize devam etmelisiniz. Her alanda stratejik ilişkilere sahip olmalıyız'' şeklinde konuştu.

Üç Yüz Doksan Dördüncü Bölüm: 11.05.2005 tarihli YENİÇAĞ gazetesinde çıkan “Kubad TALABANİ: Türk Hükümeti, Irak’ta Federalizmi Destekliyor” başlıklı bir haberde; Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (IKYB) Washington temsilcisi Kubad Talabani, “Kürt bağımsızlık hareketleri konusunda Türkiye'nin endişelerini gidermek için elimizden geleni yaptık. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan babama (Celal Talabani) gönderilen yakın dönemdeki bir mektupta Erdoğan, Türk hükümetinin Irak için federalizmi desteklediğini ifade etti. Bu ilk defa oluyor. İlk defa açıkça federalizm kavramını kamuoyu önünde onayladılar” dedi. Kubad Talabani, Türk hükümetinin, Irak'ın gelecek yıllar boyunca potansiyel olarak istikrarsız olabileceği gerçeğini kavradığını ve Irak''ta ''istikrarlı bir tampon bölgenin'', Türkiye'nin siyasi ve ekonomik çıkarlarına da hizmet edeceğini savundu. Irak'ta ne tür bir federalizm olabileceği yönündeki bir soruya karşılık Talabani, bütün dünyada çok farklı modeller bulunduğunu ve Irak'ın bu modellerin belli unsurlarından yararlanabileceğini kaydetti. Kubad Talabani, şöyle dedi: ''Irak'a uygulanabilecek özel bir bölge veya model yok. Ancak her modelin farklı bir unsurundan faydalanabiliriz. Dil konusunda Kanada modeli uygulanabilir.

Avustralya ilginç bir petrol politikasına sahip. Avustralya federasyonunda, bölgeler petrol üzerinde kontrole sahip. Petrol gelirleri ise merkez hükümette toplanıyor. Merkez hükümet bu bölgelerden vergi topluyor ve petrol gelirini bütün ülkeye eşit dağıtıyor.Talabani, terör örgütü PKK konusunda Türkiye'nin endişelerini ifade ettiğini ve bu konuya bir çözüm getirilmesinin zorunlu olduğunu söyledi. Talabani, PKK meselesinin, ilgili bütün tarafların arasında çözüme yönelik diyalogla çözülmesi gerektiğini, kendisinin, askeri değil politik çözüme inandığını ifade etti. Kubad Talabani, bunun için ilgili bütün tarafların masaya oturup PKK sorununa barışçı bir çözüm bulması gerektiğini savundu. Bugünün PKK'sının, 1990'lardaki PKK'dan farklı olduğunu ileri süren Kubad Talabani, ''PKK artık çatlamış, üyelerinin çoğunun morali bozuk, sivil yaşama dönmek isteyen daha zayıf bir örgüt” dedi. Talabani, geniş bir af sağlayarak PKK'daki aşırı unsurların iyice yalnız bırakılmasının sağlanabileceğini de iddia etti. Suriye'deki Kürtler'in Suriye vatandaşlığı bulunmadığını söyleyen Talabani, ''modern çağda bu böyle devam edemez'' dedi.

Üç Yüz Doksan Beşinci Bölüm: 12.05.2005 tarihli bir haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile ilgili aldığı karara ilişkin olarak, 'Özünün yargılamanın usulü ile ilgili olduğu bilinmelidir. Esas ile alakalı bir şey söz konusu değildir' dedi. Erdoğan, 'Bu dosya hukuken yeniden açılsa da açılmasa da millet vicdanında kapanmış bir dosyadır' diye konuştu. Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: 'Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Bundan herkesin, gerek içeride gerek dışarıda emin olması gerekir. Bu dosya, hukuken yeniden açılsa da açılmasa da millet vicdanında kapanmış bir dosyadır. Terörist ve terörizm konusunda bizim iktidar olarak, millet olarak tavrımız bellidir. Bütün dünyada hassasiyetin doruğa çıktığı bir dönemde, dünya bir teröristin suç dosyasına eğer yeniden bakmak istiyorsa, biz yeniden bu anlama, bu yaklaşım tarzına (Türkiye'de yargı bağımsızdır ve Türkiye Cumhuriyeti devleti açık bir hukuk devletidir) demek suretiyle cevabımızı veririz.'

Üç Yüz Doksan Altıncı Bölüm: 12.05.2005 tarihli bir haberde, "Sözde" Avrupa Birliği üyeliği yolunda 30 bin masum insanın katilinin salıverilmesi süreci de başladı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) temyiz kurumu niteliğindeki büyük dairesi, terör örgütü PKK'nın lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlarının başvurusuyla ilgili olarak, “adil yargılanma hakkının ihlal edildiği” kararını verdi. 17 yargıçtan oluşan "büyük" daire, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkıyla ilgili 6, gözaltı süresinin uzunluğuyla ilgili 5. ve kötü muameleyle ilgili 3. maddesini ihlal ettiğine ilişkin daha önce 2003 yılı Mart ayında alınan kararı değiştirmedi. Bugün alınan karar, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'ne gidecek. Bakanlar Komitesi'nin ilgili kararı Temmuz ayından önce değerlendirmeye alacağı ve 1 yıl süreceği tahmin ediliyor. AİHM'nin Büyük Dairesi, 9 Haziran 2004 tarihinde yapılan ikinci duruşmada, tarafların görüşlerini yeniden dinlemişti. AİHM, 2003 yılı Mart ayında aldığı kararda, Öcalan'ın avukatlarının başvurusuyla ilgili olarak, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) adil yargılanma hakkıyla ilgili 6., gözaltı süresinin uzunluğuyla ilgili 5. ve kötü muameleyle ilgili 3. maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti.

Türkiye'nin AİHS'nin adil yargılanma hakkıyla ilgili 6. maddesinin 1. ve 3. fıkralarını ihlal ettiğini savunan AİHM, duruşmalar başladıktan sonra askeri yargıcın sivil yargıçla değiştirilmesini yeterli görmemiş ve savunma için gerekli olanak ve zamanın verilmediğine karar vermişti. Mahkeme, AİHS'nin gözaltı süresiyle ilgili 5. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının da ihlal edildiğini, Öcalan'ın mahkemeye çıkarılmadan önceki gözaltı süresinin de uzun olduğunu savunmuştu. AİHS'nin yaşam hakkıyla ilgili 2. maddesiyle ilgili şikayet konusunda, Türkiye'nin ihlalde bulunmadığı görüşüne varan AİHM, Abdullah Öcalan'ın adil olmayan bir yargılama sonucunda ölüm cezasına mahkum edilmesini, AİHS'nin kötü muamelenin önlenmesiyle ilgili 3. maddesinin ihlali olarak görmüştü. Strasbourg mahkemesi, avukatlarının, Öcalan'ın Kenya'dan yasadışı bir biçimde getirildiği ve ayrımcılığa tabi tutulduğu yolundaki şikayetlerini ise reddetmişti. AİHM, Öcalan'ın avukatlarının AİHS'nin 7, 8, 9, 10 ve 18. maddelerine dayanarak yaptıkları başvuruların incelenmesini de oybirliğiyle gerek görmezken, Öcalan'ın Kenya'dan getirilişi ve cezaevindeki koşullarıyla ilgili olarak herhangi bir kötü muamelenin oluşmadığı, dolayısıyla 3. maddenin ihlal edilmediği sonucuna varmıştı. Tespit ettiği ihlallerin şikayetçinin muhtemel mağduriyetini gidermeye yeterli olduğunu belirterek herhangi bir tazminatı gerek görmeyen mahkeme, Türkiye'nin karşı tarafa yargılama masrafları için 100 bin avro ödemesine karar vermişti.

Üç Yüz Doksan Yedinci Bölüm: 12.05.2005 tarihli bir haberde, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, AİHM’in terörist başı Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanması kararı konusunda, "Biz bu görüşlerimizi daha önceden belirttik. TSK, terörizmle mücadelede 1984’ten beri 20 yıldır mücadele içinde. Başlangıçtan bugüne kadar binlerce şehit verdik. Binlerce şehit veren bir kurumun, tarafsız olmasını bekleyemezsiniz. TSK’nın düşüncesini çok net biliyorsunuz, biz bu konuda tarafız" diye konuştu. "Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın 'Irak’tan C4 getiriliyor, metropollerde saldırılar beklenebilir’ dediğinin hatırlatılması üzerine de Başbuğ, "Son dönemlerde özellikle C4 tipi patlayıcıların büyük ölçüde girdiğine yönelik bilgiler var. Güvenlikle sorumlu bütün kurumların dikkatli olması lazım" diye konuştu. Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, gazetecilerin "Vatandaşa yönelik uyarınız var mı?" sorusu üzerine de, "Vatandaşlar normal yaşamına devam etsin. Bu, güvenlik kuvvetlerinin sorumluluğudur. Güvenlik kuvvetleri bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gerekli tedbirleri alacaktır. Bütün halkımız güvenlik kuvvetlerine güvensin" dedi. 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon da, AİHM’in kararıyla ilgili olarak, bağımsız Türk adaletinin cezayı verdiğini ve cezanın hâlâ infaz edildiğini vurgulayarak, "Bunu da, Türk halkının vicdani kararına uygun olarak acil bir yargılama sonunda bağımsız mahkemeler tarafından verilmiş bir karar olarak değerlendiriyorum. Kaldı ki TSK, hepimizin dediği gibi taraftır" diye konuştu. Kararın açıklanmasını önemli bulmadığını da belirten Orgeneral Tolon, "cezanın 70 milyonluk Türk halkının ve kamuoyunun vicdanında verildiğini" tekrarladı.

Üç Yüz Doksan Sekizinci Bölüm: 12.05.2005 tarihli bir haberde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), teröristbaşı Öcalan'ın yeniden yargılanmasına ilişkin kararını bugün açıklıyor. Hükümet de tavır belirlemek için karara kitlendi. AİHM kararında; Türkiye'nin Öcalan'ın yargılanmasında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) ölüm cezası nedeniyle 3'üncü, İmralı'daki gözaltı süresiyle ilgili 5'inci, DGM'nin yapısı nedeniyle de 6'ncı maddesinin ihlal edildiği savunuluyor.Hukukçulara göre; AİHM, Öcalan'la ilgili iki karar verebilir. Mahkeme, Türkiye'den yeniden yargılama talep edebilir. Ya da AİHS'nin hangi maddelerinin ihlal edildiğini sıralayıp tavsiyede bulunmayabilir. Bu durumda da devreye Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi girip Türkiye'den yeniden yargılama isteyebilir. Böylece Öcalan dosyası Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin önüne gelecek. Mahkeme kararına göre: Öcalan'ın gözaltı sürecinin dört günü aşması ve bu sürede yargıç önüne çıkarılmaması AİHS'ni ihlal olarak değerlendirildi Gözaltı süresi içinde tutukluluğa itiraz imkanının olmaması da sözleşmeyi ihlal olarak değerlendirildi. AİHS'nin adil yargılamayla ilgili 6'ncı maddesinin de ihlal edildiği belirtildi. Öcalan'ın adil yargılanmadığı, askeri yargıçla sivil yargıcın davanın ortasında değişmesinin yeterli olmadığı açıklandı.

Adil yargılama olmadan ölüm cezasının verilmesi AİHS'nin ihlali olarak değerlendirildi. Öcalan'ın savunma hakkının sınırlandırılmasında da ihlal olduğu vurgulandı. İtiraz edilen diğer maddeler ise AİHS'ye aykırı bulunmadı. Birinci Daire'nin kararını onayan Büyük Daire, yaşam hakkı ile ilgili 2'nci maddede ihlal olmadığı, Öcalan'ın kötü muamele ve işkence görmediği ve Kenya'da yakalanarak Türkiye'ye getirilmesi sırasında insan hakları ihlali bulunmadığına hükmetti. AİHM, Türkiye'den yeniden yargılama talep edebilir. Ya da AİHS'nin hangi maddelerinin ihlal edildiğini sıralayıp tavsiyede bulunmayabilir. Bu durumda da devreye Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi girip Türkiye'den yeniden yargılama isteyebilir. Böylece Öcalan dosyası Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin önüne gelecek. Mahkemenin önünde üç yol var. Bunlar şöyle: Mahkeme, davayı yeniden görmeyi reddedebilir: Zira Türkiye AİHM'nin yeniden yargılama yetkisini kabul ederken görülen davaları kapsam dışı tutmuş, bu haktan yararlanamamıştı. Fakat daha sonra anayasada yapılan değişiklikle, Türkiye uluslararası sözleşmelerin ulusal kanunların üstünde olduğunu kabul etti. Bu da, yasa ile anayasa arasında çelişkiye neden oldu. Yasa ile anayasa arasındaki çelişkiyle ilgili Anayasa Mahkemesi'ne iptal davası açabilir:

Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi, yasa ile anayasa arasındaki çelişkiye dikkat çekip, Anayasa Mahkemesi'nden görüş isteyebilir ya da, yasanın iptali istemiyle, Anayasa Mahkemesi'ne dava açabilir. "Sonuç değişmeyecek" gerekçesiyle yeniden yargılamayı reddedebilir: Öcalan dosyasına bakacak Ankara 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin önündeki üçüncü yol da, Avrupa Konseyi'nin yeniden yargılayın yönündeki talebini esastan görmesi. Mahkeme, "Öcalan suçunu başından itibaren kabul etmiştir. İnsan Hakları Sözleşmesi ihlal edilmiş olsa da, yeniden yargılama yapılsa da sonuç değişmeyecektir" deyip davayı kapatabilir. Fakat tüm bunların yine de sonucu değiştirmesi pek beklenmiyor. Çünkü, Avrupa Konseyi, bugüne kadar bu tür davalarda, Türkiye'den yeniden yargılama yapmasını talep etti. Başkent Ankara ise Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanmasına ilişkin kararını bugün açıklayacak olan AİHM'ye kilitlendi. AİHM’nin Öcalan'ın adil yargılanmadığına dair daha önce verdiği kararı onaylayarak yeniden yargılanma kararı vermesine kesin gözüyle bakılıyor.

Ankara ise, bu konuda adım atmak için karar metnini görmeyi bekliyor. Dışişleri Bakanlığı muhtemel kararın uygulanmaması durumunda, yani Abdullah Öcalan'ın tekrar yargılanmaması durumunda, ortaya çıkabilecek sorunlarla ilgili hükümeti uyardı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Abdullah Öcalan'ın Türkiye aleyhine açtığı davada kararını 2003 yılında açıklamış ve adil yargılama yapılmadığına hükmetmişti. Mahkemenin kararına hem Türkiye hem Öcalan itiraz ettikten sonra dava AİHM'nin en üst karar mercii olan büyük mahkemede görüşülmeye başlandı. Bugün kararını açıklaması beklenen büyük mahkemede sürpriz beklenmiyor. Öcalan benzeri 90 dava daha mahkemenin önünde ve bunların 30’unda Türkiye'nin adil yargılama hakkını ihlal ettiğine dair karar verildi. Ancak Türkiye'nin kararı hemen uygulama zorunluluğu da bulunmuyor. Mayıs 2003'te verilen Öcalan benzeri Hulki Güneş davasında Ankara hala adım atmış değil. Öcalan konusunun 3 Ekim'de müzakerelerin başlamasının ardından ele alınması da Ankara'da değerlendirilen ihtimaller arasında bulunuyor.

Üç Yüz Doksan Dokuzuncu Bölüm: 12.05.2005 tarihli MHA-Strasbourg kaynaklı bir haberde, Fransa’nın Strasbourg şehrinde bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde 300 kadar Kürt de, Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın davası görüşüldüğü sırada bir gösteri düzenlendi. Öcalan’ın özgürlüğünü talep eden döviz ve pankartlar taşıyan kitle Öcalan posterleri ve KONGRA GEL bayrakları taşıdı. Kitle ayrıca Öcalan için bildiriler de dağıttı. Karar açıklamasının sona ermesinin ardından KONGRA GEL Genel Başkanı Zübeyr Aydar da göstericilerin yanına gelerek kısa bir açıklama yaptı. Öcalan’ın yeniden yargılanmasına yönelik bir karar alındığını ifade eden Aydar bundan sonra kendilerinin de yargılama çerçevesinde Öcalan’ın özgürlüğü için yeni bir kampanyanın başlatılacağını söyledi. Gösteride sık sık “Biji Serok APO”, “Kanımızla Canımızla Seninleyiz Öcalan” şeklinde sloganlar atıldı.

Dört Yüzüncü Bölüm: 12.05.2005 tarihli bir haberde, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, terörist başı Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanması için Ceza Yargılama Usulü Yasası'nda değişiklik yapılması gerektiğini söyledi. Portekiz'den dönen Sezer, ''Türkiye'de bu davayı gören mahkeme, bu isteği reddedecektir. Yasal değişikliğin yapılmasına da TBMM Genel Kurulu karar verecek" dedi Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da, AİHM'nin kararıyla ilgili olarak ''Bu hukuki değil, siyasi bir karar'' dedi. Malatya'da soruları cevaplayan Büyükanıt, "Bizim düşüncelerimizi biliyorsunuz. Terörle mücadele eden bir kurumuz. Bugün ortaya çıkan sonuç, mutlaka devletin yasal organlarında tartışılacaktır" diye konuştu.

Dört Yüz Birinci Bölüm: 12.05.2005 tarihli bir haberde, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi Ahmet Muratlı, Telafer'de 8 ay önce başlayan ve bir türlü durulmayan olaylardan dolayı endişesini dile getirerek, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ve Başbakan İbrahim Caferi'yi göreve çağırdı. Muratlı, Türkiye'ye en yakın Türkmen şehri olan Telafer'de direnişçilerin bulunduğu gerekçesiyle aylar önce başlatılan operasyonların devam ettiğini, kentin harebeye döndüğünü ve halkın perişan olduğunu kaydetti. Muratlı, ''ABD güçleriyle direnişçiler arasında meydana gelen sınırlı silahlı çatışmalar kontrolden çıkarak Türkmenleri taciz ve imha noktasına getirmiştir'' dedi. ITC Telafer sorumlusu Dr. Yaşar Abdullah'ın hiçbir gerekçe gösterilmeden tutuklandığını ve kendisinden bir daha haber alınamadığını belirten Muratlı, ''Bu yöntem bize Saddam dönemini ve onun uygulamalarını anımsatmaktadır. Yoksa hala Irak'ta Saddam veya uzantıları mı egemendir?'' ifadelerini kullandı. Bölge hastanesinin boşaltıldığını ve Türkmenlerin sosyal güvenlikten yoksun bırakıldığını ifade eden Muratlı, Türkmenleri kentten göç ettirmek için her türlü yolun denendiğine işaret etti.

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com