Derin Noktalar

Üç Yüz On Beşinci Bölüm: 05.04.2005 tarihli YENİÇAĞ gazetesinde çıkan “DEHAP’tan Terörist Başına Doğum Günü” başlıklı haberinde; Terör örgütü yandaşları bu kez de terörist başının doğum gününü kutlamak istedi. Yaşlı, genç, çoluk çocuk demeden binlerce kişiyi katleden PKK yeniden canlandırılmaya çalışılıyor. Terör örgütü PKK yandaşları işi iyice azıttılar. Hemen hemen her gün yeni bir eylemle karşımıza çıkıyorlar. Oluk oluk akıttıkları kanı unutan terör örgütü PKK yandaşları 4 Nisan'ın bölücü terör örgütünün başı ele başı Abdullah Öcalan'ın doğum günü olduğu gerekçesiyle Şanlıurfa'nın Halfeti İlçesi'ne bağlı Ömerli Köyü'nde kutlamalar yapmak için toplandılar. Toplantıyı DEHAP'ın organize ettiği belirtildi. Binlerce şehiti aklına bile getirmeyen DEHAP Şanlıurfa İl Başkanı Ahmet DAĞTEKİN, "Öcalan'ın doğum günü programı sebebiyle barış, demokrasi ve kardeşliğin pekiştirilmesi için insanlar Halfeti'nin Ömerli Köyü'ne gelecek. Burada halkın demokratik talepleri dile getirilecek, basın açıklamasından sonra herkes geldiği yere dağılacak" dedi. Güvenlik güçleri, geçen yıl meydana gelen olayları göz önüne alarak, PKK yandaşlarının gösteri yapmasına izin vermedi. Halfetiden bir grup Ömerli Köyü'ne doğru hareket ederken, Gülveren Köyü kavşağında Şanlıurfa Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Çevik Kuvvet ekibiyle jandarma ve komando birliğinden oluşan bin kişilik güvenlik güçleri bölgede yoğun tedbir aldı.

Güvenlik güçlerinin geçen yılki olayların yaşanmaması için grubu Ömerli Köyü'ne bırakmadı. Geçtiğimiz yıl aynı bölgede meydana gelen olaylarda güvenlik güçleriyle toplanan grup arasında taşlı sopalı çatışma çıkmıştı. Güvenlik güçlerinin biber gazlı, göz yaşartıcı bombalı müdahalesiyle grup dağıtılmıştı. Belediyenin otobüsleri PKK'nın emrine verildi. Terör örgütü PKK'ya yakınlığını her platformda dile getiren, makam otomobiliyle PKK’lıların taziye ziyaretine giden ve çatışmada öldürülen teröristlerin cenazeleri için devlete ait ambulansı tahsis eden Diyarbakır'ın DEHAP'lı Belediye Başkanı Osman Baydemir, bu kez de belediyenin servis otobüslerini terör örgütünün yandaşlarnın emrine verdi. Baydemir, terörist başı Abdullah Öcalan’ın doğum günü nedeniyle düzenlenen fidan dikme törenine gidenlere otobüsleri tahsis etmekte hiç bir sakınca görmedi. DEHAP Kadın Kolları’nın çağrısı üzerine başlarında ‘Doğum günün kutlu olsun’ bandajları bulunan ve çoğunluğunu kadınların oluşturduğu yaklaşık 200 kişi, tahsis edilen belediye otobüslerine binerek fidan dikmeye gitti. Ellerinde sarı- kırmızı- yeşil renklerdeki bez parçaları ve başlarında bandajlar olan grup fidan dikme töreninde sık sık bilinen terörist başı Apo için slogan attı.

Üç Yüz On Altıncı Bölüm: 06.04.2005 tarihli YENİÇAĞ gazetesinde çıkan “TANTAN’dan Çok Önemli Uyarılar” başlıklı bir haberde; BÜTÜN Türk milletini ''kendiliğinden'' bir anda ayağa kaldıran Mersin''deki ''bayrak yakma'' hadisesi, aslında ''gelecekte'' uygulamaya konulacak olan hain bir planın ''küçük bir provası'' niteliğindeydi!.. Fırat ve Dicle arasındaki Türk topraklarını ''Büyük İsrail'e'' peşkeş çekmek isteyen güçlere taşeronluk eden PKK, bir taraftan ''siyasallaşma'' çalışmalarını sürdürürken, bir taraftan da ''kutsal değerlere'' karşı saldırıya geçerek ''iç gerginliği'' daha da tırmandırmaya çalışıyor!.. En ufak bir kıvılcımın, ''milletin genlerinde biriken öfke dalgasını'' nasıl harekete geçirdiğine hep birlikte şahit olduk!... Türkiye planlı bir şekilde ''iç çatışmaya'' doğru sürükleniyor!... Kandil Dağı'nda ''gitar'' çalıp ''şarkı'' söyleyen PKK militanları, ''kentleri yeniden kan gölüne çevirmek için'' bir "Türk-Kürt çatışması" çıkmasını bekliyorlar!...

Ne yazık ki ''Türkçülük'' maskesini takan ve PKK'nın çizdiği hedefler doğrultusunda söylemler kullanan ''karanlık'' bazı provokatörler de bu çatışmanın bir an önce çıkmasına çanak tutuyorlar!... ''Ay yıldızlı al bayrakları'' kaparak meydanlara inen Türk milleti, ''sağduyulu'' bir tepki ortaya koyarak, ''ellerini ovuşturan'' provokatörlerin beklentilerine şimdilik prim vermedi!... Ama, yarın ne olacağını Allah bilir!... Ülkenin hangi noktaya sürüklendiğini tahlil edebilecek en tecrübeli isimlerden birisi kuşkusuz ki İçişleri eski Bakanı Sadettin Tantan!... Bazı güçlerin, ''milli birlik ve bütünlüğü bozmak için'' Türk milliyetçiliğini ''ırk'' ekseni üzerine oturtmaya çalıştıklarını belirten Tantan, şöyle diyor:. "Türkiye'de milliyetçilik kavramı ne yazık ki yeterince gelişemedi!... Türk milliyetçisi olduğunu söyleyen birçok kişi, aslında milliyetçiliğin ne demek olduğunu henüz kavramış değil!... Bu yüzden ''Amerikancı çizgide'' olan kişiler hep ön planda!... Bazı kişiler maalesef, ''ülkenin başına örülmek istenen çorabı'' iyi analiz edemiyorlar!... Bazı güçler, Türk milliyetçilik hareketinin ''sağlıklı bir biçimde'' gelişmesini istemiyorlar!...

Türk milliyetçiliğini saf ve temiz bir şekilde savunanlar, ''tepelerine çöreklenen bazı aktörler tarafından'' planlı bir şekilde etkisiz hale getirilmiş durumda!... Fikir kısırlığı çeken hareketler, dışarıdan yönlendirme provokasyonlara karşı daha duyarlıdırlar!... Emperyalistler, bu sefer de etnik Kürt milliyetçiliğinin karşısına etnik Türk milliyetçiliğini çıkararak hedeflerine ulaşmak istiyorlar!.. Toplumu ayrıştırmak isteyenlere karşı çok dikkatli olmak gerekir!..". Son zamanlarda ülkedeki bazı kurumlar giderek itibar kaybediyor!... ''Şahıslardan kaynaklanan'' bir takım zafiyetler ne yazık ki kurumların geneline mal ediliyor!... AKP'nin iktidara gelmesinin ardından, ülkede bir ''kimlik bunalımı'' yaşandığını belirten Tantan, şunları söylüyor:."Türk tarihine baktığınızda Selçuklu yönetiminde de Osmanlı yönetiminde de ''temel kuruluş felsefesini yansıtan'' ideal bir kimlik vardır!...

Türk devleti, ilk defa bu iktidar döneminde Cumhuriyetin kuruluş felsefesinden ödün verdi.... 'Dil birliğinin'' temelleri kökten sarsıldı, ''alt kimlikler'' yasal güvence altına alındı!... Hükümet, adalet sisteminin içerisindeki unsurlarla, kolluk güçlerinin toplum gözünde zedelenmesine, itibarının düşmesine imkan sağlayan, eylemlere ve söylemlere sessiz kalıyor!... Avrupa''dan gelen dayatmalar doğrultusunda şimdi de ''iç güvenliği sağlayacak olan'' kolluk kuvvetlerinin yetkileri ''törpülenmek'' isteniyor!... Ülkedeki ''yerli sermaye'' organize bir şekilde el değiştiriyor!... ''Ekonomik baskı altına alınan'' Türk insanını önce fakirleştirilmek sonra da kimliksizlikleştirilmek isteniyor!..". Tantan,Türkiye'nin içerisine düştüğü sıkıntıların ancak ''yeni bir Türk devrimi ile'' aşılacağına inanıyor!...

Diyor ki:. "Türkiye'nin bugünkü dünya şartları içerisinde kendisini ''misak-ı milli sınırları içerisine hapsetmesi'' oldukça yanlıştır!...100 yıl önce Osmanlı devletinin çöküş döneminde misak-ı milli sınırları belirlenirken şartlar farklıydı, şimdi ise sınırlar daha farklı!... Türkiye'nin artık sınırlarını ''etki alanındaki bölgelere doğru'' genişletmesi gerekiyor!... Hem ''Türk kimliği'' hem de ''inanç kimliği'' açısından yeni bir Türk devrimine ihtiyaç var!... Türk insanı yıllardan beri bir grup azınlık tarafından kullanılan ''laiklik'' kavramını yeniden okumalı, bir takım ''sanal korkularından'' kurtulmalıdır!... Bazı kesimler, ''misyonerlerin bile yapamadığı'' yöntemlere başvurarak Türk milletini hem ''Türk kimliğinden'' hem de ''inanç kimliğinden'' uzaklaştırmak istiyorlar!... Bir milletin ''edebiyatı'', ''sanatı'', ''müziği'' kendi kimliği ekseninde gelişemiyorsa eğer, o zaman o milletin ''ülkesini sahiplenme'' duygusu da ortadan kalkar!... Türkiye'nin ''Türk kimliği'' üzerine yeniden inşa edilmesi gerekiyor!.."

Üç Yüz On Yedinci Bölüm: 06.04.2005 tarihli bir haberde, ABD'nin Afganistan Büyükelçisi Zalmay Halilzad'ın Irak Büyükelçisi olarak atanacağı bildirildi. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, düzenlediği basın toplantısında, ''Başkan'ın Zalmay Halilzad'ı Irak Büyükelçisi olarak atamayı planladığını bildirmekten onur duyarım'' ifadesini kullandı. Ataması Amerikan Senatosu tarafından onaylanması gereken Halilzad, 9 ay Irak Büyükelçisi olarak görev yapan John Negroponte'nin yerine geçecek.

Üç Yüz On Sekizinci Bölüm: 06.04.2005 tarihli MHA’nın haberinde, Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) lideri Celal Talabani’nin Irak Devlet Başkanlığına seçilmesi tüm Güney Kürdistan’da sevinçle karşılandı. Sabah saatlerinde Celal Talabani’nin Devlet Başkanı olduğu kararının radyo ve televizyonlardan duyurulması tüm Kürtler sokaklara çıktı. Başta Süleymaniye, Zaxo, Duhok, Hewler, Diyalo, Ranya’da sabah meydanalara çıkan Kürtler, Kürdistan bayrağı ve Celal Talabani’nin postlerini taşıyarak kutladılar. "Biji Kürdistan’ sloganlarının atıldığı gösterilerde Kürtler halaylar çekti. Bazı yaşlı Kürtler sevinçten ağlarken, yapılan konuşmalarda uzun yıllar baskı altında tutulan Kürtlerin Irak Devlet Başkanlığını almasının tarihi bir gün olduğunu belirttiler. Kutlamaların gece geç saatlere kadar süreceği belirtildi. Bu arada Talabani’nin Devlet Başkanlığına seçilmesi nedeniyle Güney Kürdistan’da yerel hükümet bir dizi etkinliğin yapılacağını duyurdu.

Bu habere ilişkin AYYILDIZ gazetesi internet sitesinde çıkan bir haberde de; Irak üst düzey yetkilileri, Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani'nin bugünkü Meclis oturumunda devlet başkanı ilan edileceğini söyledi. Irak hükümetinin üst düzey yetkilileri, geçici yönetimin Maliye Bakanı Şii siyasetçi Adil Abdül Mehdi ile geçici Devlet Başkanı Sünni Gazi El Yaver'in de Talabani'nin yardımcılıklarını yapacağını belirtti. 30 ocaktaki seçimlerden sonra Şiilerle Kürt liderler arasında yapılan pazarlıklar, yeni hükümetin kurulmasını geciktirmiş, sonunda Şii lider İbrahim Caferi'nin başbakanlığında uzlaşmaya varılmıştı. Bir taraftan iki gurup arasındaki pazarlıklar sürerken diğer yandan da seçimleri protesto eden ve büyük çoğunluğu oy kullanmayan Sünnilerin de Meclis'te temsil edilmeleri için formül arandı. 275 üyeli Irak Meclisi'nde 17 Sünni milletvekili bulunuyor. Anlaşmazlığın temelinde, Sünnilerin devlet başkanı yardımcılarından birinin kendilerinden olması talebi yatıyordu.

El Yaver'in bu göreve getirilmesi Sünnilerin beklentilerini karşılayacağa benziyor. Kürt ve Şii gruplar daha önce yaptıkları görüşmelerde de Şii lider İbrahim Caferi'nin başbakan olması konusunda anlaşmışlardı. Yetkililer, Caferi'nin başbakanlığının perşembe günü açıklanacağını belirtirken, Iraklılar hükmet kurma girişimlerinin uzamasından rahatsız. Irak güvenlik yetkilileri, hükümet pazarlıklarının direnişcilere yaradığını söylüyor. Aynı konuya ilişkin 07.04.2005 tarihli haberde de; Irak'ta bugün yemin ederek resmen göreve başlayacak olan yeni Devlet Başkanı Celal Talabani ve yardımcılarının, Şii İttifakı adayı İbrahim el Caferi’yi başbakanlığa ataması bekleniyor. Dava Partisi lideri El Caferi'nin başbakan atanmasının ardından sıra hükümetin kurulmasına gelecek. Hükümet pazarlıkları ise, Kerkük ve peşmergeler konularında yoğunlaşıyor. Son gelen haberlere göre, hükümeti kurmak için koalisyon yapması beklenen Kürtlerle Şiiler, peşmerge sayısının 100 binle sınırlandırılması konusunda anlaştı.

Bakanlık paylaşımı konusundaysa hala pazarlıklar devam ediyor. Özellikle petrol ve savunma bakanlıkları için Şii ittifakı ile Kürtlerin anlaşamadığı belirtiliyor. Irak'ta özerk Kürdistan parlamentosu da, gelecek perşembe günü ilk toplantısını yapacak. 105 üyeli yerel Kürdistan Meclisi oturumunda parlamenterler, yemin ederek görevlerine başladıktan sonra, meclis başkanı ve Kürdistan federal bölgesi başkanını seçecek. Irak Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesut Barzani'nin özerk bölgenin başkanı seçilmesi bekleniyor. Başbakan sıfatıyle görev yapan Barzani'nin yeğeni Neçirvan Barzani'nin de, bütün Kürt bölgesinin yönetiminden sorumlu olacağı belirtiliyor.

Üç Yüz On Dokuzuncu Bölüm: 07.04.2005 tarihli bir haberde, Amerikan gazetelerine haber servisi veren Knight Ridder ajansı, Irak'ın kuzeyindeki Amerikan subaylarına dayanarak, ABD ordusunun, Kerkük'teki etnik gerginliklerin şiddet olaylarına, hatta iç savaşa dönüşmesinden kaygı duyduğunu bildirdi. Knight Ridder'ın bölgedeki muhabiri, '30 Ocak seçimlerinden sonra Kerkük'ün Kürt bölgesine bağlanması amacıyla bölgeye Kürt göçünün sürdüğünü' belirtti. Amerikalı subaylar da bu gelişme nedeniyle Araplar ve Türkmenlerin isyan edebileceğini söylediler. ABD Kara Kuvvetleri'nin irtibat subayı Yarbay Anthony Wickham, 'üst düzey yönetim makamlarının Kürtlerin eline geçmesinin yol açacağı domino etkisiyle Türkmenlerin ve Arapların ayaklanmasından endişeliyiz' dedi.

Üç Yüz Yirminci Bölüm: 07.04.2005 tarihli MHA’nın haberinde; DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Celal Talabani’ye bir mesaj göndererek, Irak Devlet Başkanı seçilmesinden dolayı kutladı. Bakırhan, mesajında, “Irak Devlet Başkanı seçilmenizden dolayı, duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum” dedi. Özgür Irak halklarının, tarihin bu aşamasında gerçekleştirdikleri demokratik değişim, son derece sevindirici olduğunu kaydeden Bakırhan, “İnanıyor ve diliyorum ki Irak’ta demokrasi süreci, halkların özgür iradesi ve demokratik tercihleriyle daha da derinleşecek ve Irak, başta Kürt sorunu olmak üzere bütün sorunlarını çözmüş, halkların barış içinde bir arada yaşayabildikleri, Ortadoğu’nun örnek bir ülkesi olacaktır. Partim ve halkım adına, sizi yürekten kutluyor, başarı dileklerimi sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Üç Yüz Yirmi Birinci Bölüm: 07.04.2005 tarihli MHA’nın Strasburg kaynaklı bir haberinde; Avrupa Parlamentosu Yeşiller milletvekilleri Joost Lagendijk, Daniel Cohn-Bendit ve Cem Özdemir Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir mektup göndererek, yazarın düşünce özgürlüğüne saygı gösterilmesi çağrısında bulundular. Pamuk'un güvenliğinin sağlanılmasını isteyen Milletvekilleri, ''Ermeni ve Kürt katliamı yapılmıştır'' dediği için saldırılara maruz kalan yazar Orhan Pamuk'a destek çıktılar. Avrupa Parlamentosu - Türkiye Karma Parlamenterler Komisyonu Başkanı Joost Lagendijk, Yeşiller Grubu Başkanı Daniel Cohn-Bendit ve AP Yeşiller grubu üyesi Cem Özdemir imzalarıyla yazılan mektupta, Yeşiller olarak Türkiye’nin müzakere tarihi alması için AP'de 'evet' kampanyası yaptıkları hatırlatıldı. Bu kampanyanın Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin değişmesine olan inancı ve kararlılığı nedeniyle yapıldığının altı çizildi.

Mektupta, 'Türkiye 1.5 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürmüştür' dediği için basın ve siyaset dünyası tarafından linç kampanyasına maruz kalan yazar Orhan Pamuk olayına dikkat çekildi. Pamuk'un uluslararası alanda tanınan değerli bir yazar olduğu dile getirilerek kendisine yapılan saldırıların kabul edilemeyeceği vurgulandı. Mektupta, Orhan Pamuk'un bir vatandaş olarak ülkesinde yaşananlar hakkında özgür düşüncelerini dile getirdiğini ve suç işlemediği ifade edildi. Orhan Pamuk'a ait kitapların yakılmasının, fotoğraflarının yırtılmasının ise kabul edilemez olduğunu belirten milletvekilleri, Başbakan Erdoğan'dan yazarın güvenliğinin sağlanması istendi. AP milletvekilleri mektupta, Pamuk gibi yazarların yanı sıra gazeteci ve karikatüristlerin de düşünce ve ifadelerinden dolayı korunarak çok kültürlü ve sesli bir Türkiye'ye katkıda bulunulması talebini de ilettiler.

Üç Yüz Yirmi İkinci Bölüm: 07.04.2005 tarihli MHA’nın Bağdat kaynaklı bir haberinde; Irak’ın yeni Devlet Başkanı Celal Talabani, Bağdat Kongre Sarayındaki bugün yapılan törende yemin ederek göreve başladı. Yemin töreninin hemen ardından Talabani, İbrahim el-Caferi’yi Başbakanlığa atadı. Sünni Arapların demokratik sürece katılmasının zamanının geldiğini söyleyen Talabani, Irak’ın bayrağının da değiştirileceğini söyledi. Irak’ın Devlet Başkanı Celal Talabani ve diğer iki Başkanlık Konseyi üyesi Şii ittifaktan Adel Abdel Mahdi ve Suni ittifaktan Gazi al-Yaouar, Kongre Sarayında yapılan törende yemin ederek resmen göreve başladı. Sekiz yüzyıldır Suni egemenliğinde olan Irak’ı ilk kez bir Kürt lider yönetecek. 72 yaşındaki Kürt lider Celal Talabani yemin töreninden sonra yaptığı ilk açıklamada, Irak'ın yeniden yapılanması için tüm etnik ve dini gruplarla birlikte çalışacağını söyledi. Sünni Arapların demokratik sürece katılmasının zamanının geldiğini dile getiren Talabani, Sünni Arapların Irak Başkanlık Konseyi’ne sundukları taleplerini de ciddiye aldıklarını belirtti.

Sünni Arapların dışarıdan gelen ‘terörün’ farkına varmasını umduğunu dile getiren Talabani, terörün devam etmesi halinde, Sünni Arapların da terörle karşı karşıya geleceklerini vurguladı. Terörün ülkenin istikrarı önündeki en önemli engel olduğunu vurgulayan Talabani, “Terörün yoğun olduğu bölgelerde istikrar sadece insanların hayatlarını korumakla sağlanmaz, ülkenin yeniden yapılanması için de terör bitmeli” dedi. Talabani ayrıca, isyancıların affedilmesini istedi. Talabani, ant içme töreninden sonraki konuşmasında, 'yeni Irak'la bütünleşebilmeleri için asilere fırsat verilmesini' önerdi. ''Teröre bulaşan Iraklılarla barışçı ve siyasi çözüm bulmalı, onları affetmeliyiz'' diyen Kürt lider, isyancıların demokrasi sürecine davet edilmesi, onlara da özgürlüklerden yararlanma fırsatı verilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi.

Caferi başbakan Görevinin başına geçen Talabani ilk iş olarak ta Irak’ın yeni başbakanını belirledi. Şii ittifakında yer alan Dava Partisi lideri İbrahim el-Caferi yaptığı açıklamada, kendisinin Irak’ın başbakanı seçildiğini duyurdu. Caferi, iki hafta içinde kabinesini oluşturacağını söyledi. Talabani, Başbakan Iyad Allavi’nin istifasını verdiği yönündeki sorulara, “istifasının verdiği duyumunu aldım” dedi. Talabani, ancak istifanın resmi olarak henüz kendisine bildirilmediğini söyledi. Irak bayrağı değişecek Yemin töreninin Saddam Huseyin’den kalma Irak bayrağı altında yapılması, bayrağın değişip değişmeyeceği sorularını gündeme getirdi. Talabani, kendisine yöneltilen sorular karşısında, mevcut bayrağın Saddam dönemine ait olduğunu belirterek bayrağın değiştirileceğini duyurdu. Hükümet görev başına geldiği gibi Aralık ayında yapılacak seçimlerden önce Irak Anayasasını oluşturmak olacak.

Aynı konuya ilişkin MHA’nın Brüksel kaynaklı 07.04.2005 tarihli haberinde de; Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso yaptığı bir açıklama ile Irak Devlet Başkanlığına seçilen Celal Talabani’yi tebrik etti. Barroso’nun mesajında, “Avrupa Komisyonu adına Irak’ın devlet başkanı olarak görevlendirilmenizden dolayı tebrik ediyorum. Komisyon, Irak’ta son aylarda meydana gelen gelişmeleri yakından takip etmekten memnun. Bu vesileden dolayı, yine Irak’ın politik olarak yeniden inşası ve kurumlaşmasına desteğini devam ettirecek” dedi. Ayrıca Talabani’nin şu anda yürürlükte olan sürecin devam etmesi için yürüteceği çabaların da önemli olduğunu belirten Barroso, ayrıca sivil toplum örgütlerinin de sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Bunun Irak’a istikrar ve güvenliğin gelmesi için gerekli olduğunu da sözlerine ekledi. Barroso, Talabani ve ekibine de başarılar diledi. AB’nin Irak’la ortaklığından memnuniyet duyacağını da vurguladı.

Üç Yüz Yirmi Üçüncü Bölüm: 07.04.2005 tarihli MHA’nın Brüksel kaynaklı bir haberinde; Belçika’da iltica taleplerine olumsuz cevap geldiği ve dosyalarının kapandığı için 29 Mart’tan bu yana açlık grevinde olan eylemciler, bugün Belçika İçişleri Bakanlığı ile görüşme talebini içeren bir mektubu bakanlık temsilcilerine iletti. Grevcilerin avukatı Axel Bernard yaptığı açıklamada, açlık grevindeki Kürtlerin can güvenlikleri olmadığı için ülkelerini terk ettiğini belirterek, ‘’Belçika’nın sığınmacı Kürtlerin can güvenliklerini sağlamak zorundadır’’ dedi. 3 grevci ve bir avukattan oluşan heyet Belçika İçişleri Bakanı Basın Sözcüsü Laurent Panneelees’e görüşme talebini içeren mektubu iletti.

Belçika İçişleri Bakanlığı’na iletilen mektupta grevcilerin hepsinin Kürt olduğu ve büyük bir çoğunluğunun da uzun zamandır Belçika’da yaşadığı vurgulandı. Türkiye’yi temel ve insan haklarına saygı duyulmadığı için terkettikleri de belirtilen mektupta, “Bugün, halen Türkiye’nin Ab üyeliği sürecinde birçok raporda yer almasına, birçok tavsiyelerde bulunulmasına rağmen, insan hakları ihlal edilmiyor. Kürt halkının varlığı kabul edilmiyor. İnsan haklarının iyileştirilmesi için yürütülen bütün tartışmalara rağmen, pratikteki uygulamalarda herhangi bir değişiklik gözlemlenmiyor” denildi. Grevcilerin avukatı Axel Bernard, İçişleri Bakanlığına mektubu iletirken yaptığı değerlendirmede, açlık grevindeki Kürtlerin can güvenlikleri olmadığı için ülkelerini terk ettiğini belirterek, ‘’Belçika’nın sığınmacı Kürtlerin can güvenliklerini sağlamak zorundadır’’ dedi.

‘’Türkiye’de bir çatışma yaşanıyor ve çatışma uluslararası kurumlar tarafından kabul ediliyor. Ancak bu çatışma ortamında kabul edilmeyenlerin, bu çatışmaların mağdurlarıdır’’ diyen avukat Bernard, Türkiye’de yaşanan çatışmalardan dolayı Avrupa’ya sığınan Kürtlerin Avrupa Birliği genelinde ilticacı olarak tanınmasının gittikçe zorlaştığını belirterek, Avrupa’nın son yıllarda göçmenlere yönelik getirdiği kısıtlamaları eleştirdi. Belçika İçişleri Bakanı Basın Sözcüsü Laurent Panneelees ise, grevdeki Kürtlerin taleplerini İçişleri Bakanına iletileceğini belirterek, İçişleri Bakanı’nın grevden haberdar olduğunu söyledi. Türkiye’de yaşananları izlediklerini belirten Panneelees MHA’nın “grevcilerin talebini kabul edecek misiniz” sorusuna dosyaların tek tek ele almasının muhtemel olabileceğini söyledi. Panneelees, “Bakan şimdiye kadar bu konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı. Grevdekilerin hepsinin dosyası kapanmış. Yeniden açılıp açılmayacağı ve nasıl ele alınacağı konusunda şimdilik net bir durum yok” dedi.

Bernard: Türkiye’nin AB sürecindeki tek engeli Kürt sorunu Yapılan görüşmenin ardından sorularımızı yanıtlayan grevcilerin avukatlarından Axel Bernard ise “Konuştuk ve görüşme talebimizi ilettik. Türkiye’deki Kürtlerin yaşadığı duruma da dikkat çekti. Sözcü Panneelees, mektubun ve talebin dikkate alınacağını belirtti” dedi. Bernard, Türkiye’de yaşanan çatışmanın mağdurlarının tanınması için çatışmanın tam olarak tanınması gerektiğini de sözlerine ekledi. Bunun Türkiye’nin AB süreci ile bağlantılı olduğunu da vurgulayan Bernard, “Türkiye Kürt sorunundan dolayı AB sürecinde bu kadar zorlanıyor. Türkiye Kürt sorununu tanımalı, yoksa AB süreci çok zorlu olur” değerlendirmesini yaptı.

Dayanışmacılara polis engeli Brüksel’deki grevcilerle dayanışmak amacıyla grev yerinden yola çıkan grubun ise içişleri bakanlığına gitmesi polis tarafından engellendi. Avukat Bernard, sivil toplum örgütleri ve dayanışmak amacıyla heyetle birlikte hareket eden kişiler, polisin engeline takıldığını söyledi. 29 Mart 2005’ten bu yana Belçika’nın başkenti Brüksel’in merkezindeki Minimes Kilise’sinde 10’u kadın toplam 36 Kürdistanlı açlık grevinde. Ayrıca Brüksel’deki Petit Chateau isimli kampta 7 ve Dinant kentindeki başka bir kampta da 3 Kürdistanlı iltica taleplerinin kabul edilmesi amacıyla açlık grevinde bulunuyor.

Üç Yüz Yirmi Dördüncü Bölüm: 07.04.2005 tarihli MHA’nın Diyarbakır kaynaklı bir haberinde; Avrupa'da yaşayan ve birçok değişik sektörde yatırımları bulunan Kürt ve yabancı uyruklu 23 işadamı Diyarbakır'a bir ziyaret gerçekleştirdi. İşadamları Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’i ziyaret ederek şehrin sorunları ve yatırım olanakları hakkında bilgi edindiler. Ziyaret kapsamında ilk olarak Diyarbakır Valisi'ni ziyaret eden işadamları, Vali Efkan Ala'dan bölgede yapılabilecek yatırımlar hakkında bilgi aldı. Değişik sanayi kollarında faaliyet gösteren işadamları daha sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'i makamında ziyaret etti. Osman Baydemir, ziyaret öncesi yaptığı açıklamada yurt dışında bulunan işadamlarının Diyarbakır’a yatırım yapılmasını isteyerek bölgenin kalkınmasına destek olunmasını istedi. Baydemir, bugün bölgeye yatırım yapacak sermayenin 10 yıl sonrasının dev şirket ve holdingleri olacağını belirtti. Türkiye’nin müzakereler sürecinde bölgeler arası gelişmişlik düzeyini ortadan kaldırmasının temennileri olduğunu söyleyerek yapılacak yatırımların bu dengesizliği ortadan kaldıracağını savundu.

Sermayesini batı illerinde ve yurt dışında değerlendiren iş adamlarına seslenen Baydemir, Diyarbakır’a gelinerek yatırım yapmanın avantajlarının görülmesini istedi. Kürt işadamlarından oluşan heyet adına konuşan Halil Karakaş ise Diyarbakır'a el birliğiyle yatırım yapacaklarını söyleyerek, kendilerinin daha önce yaptıkları toplantılarda kentin yatırım yapmanın avantajlarını değerlendirdiklerini belirtti. Karataş, ‘‘Bölge iş adamları olarak küreselleşen dünyada yerimizi alabilmemiz için bizim de güçlü ve cüretli adamlar atmamız gerekiyor. Amacımız para kazanmaktır. Bu durumu belirtmek zorundayım. Sizlerden katkı beklememiz söz konusudur. İyi bir birliktelik kurabilirsek, tahmin ediyorum çok güzel projelere imza atabileceğiz’ diyerek yurt dışında varolan teknik ve mali imkanlarla bölgede çok güzel projelere imza atabileceklerini kaydetti. Kürt ve yabancı uyruklu 23 işadamından oluşan heyet sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini ziyaret ettikten sonra Organize Sanayi Bölgesi ve fabrikalarda incelemelerde bulunacak..

Üç Yüz Yirmi Beşinci Bölüm: 07.04.2005 tarihli MHA’nın Brüksel kaynaklı bir haberinde; Avrupa Konseyi (AK) Bakanlar Komitesi, İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmasını denetlemek üzere başlattığı toplantılarında en büyük sorun olarak Türkiye'yi ele alıyor. Bu çerçevede Türk güvenlik güçlerinin Kürdistan’da ki ihlalleri de gündeme geldi. Bu yıl ikinci insan hakları toplantısını önceki gün başlatan Bakanlar Komitesi, aynı amaçla 7 Nisan'da da bir araya gelecek. Toplantılar, AİHM kararlarının uygulanmasının denetimini öngören Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 46. maddesi çerçevesinde yapılıyor. Komite, 463 davada tazminatların ödenmesini görüşüyor. 60 davada ise ihlallerin azaltılması amacıyla alınması gereken başka tedbirleri ele alıyor. Bu tedbirler arasında mahkumiyetlerin sabıka kayıtlarından silinmesi, yeniden yargılama yolunun açılması da bulunuyor. Türkiye'de DEP davasının ardından şimdi de Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın yeniden yargılanması gündemde.

AİHM'in yakında bu yönlü bir karar vermesi bekleniyor. 84 ayrı dava ile ilgili olarak da ilerde benzer ihlallerin tekrarlanmaması için genel tedbirler görüşülüyor. Bunun için anayasal ve yasal reformlar, içtihat ile idari uygulamaların değiştirilmesi isteniyor. Komite, aynı zamanda AİHM'in yeni verdiği 153 dava ile ilgili karaları denetim altına alacak, üye ülkelerin kararlara uyduklarına dair 58 nihai bildirge taslağını onaylayacak. Bakanlar Komitesi, iki günlük oturumlarda, Türkiye'nin Kürdistan'daki insan hakları ihlallerini de masaya yatıracak. Türkiye'den, güvenlik güçlerinin Kürdistan'da ve Türkiye'nin başka bölgelerinde işledikleri insan hakları ihlallerine karşı tedbirler alması isteniyor. En önemli tedbir olarak, AİHM tarafından da mahkum edilen ihlalleri etkili biçimde soruşturması isteniyor. Avrupa Konseyi'nde, güvenlik güçlerinin ihlalleri ile suçlanan diğer bir ülke ise İngiltere. Bu ülkenin güvenlik güçlerinin Kuzey İrlanda'daki ihlalleri mercek altına alınıyor.

Üç Yüz Yirmi Altıncı Bölüm: 08.04.2005 tarihli bir haberde, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye'nin terör örgütü PKK/KONGRA-GEL'in Kuzey Irak'taki varlığıyla ilgili rahatsızlığını vurgulayarak, ABD'nin PKK konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Sezer, Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmada, "Geçici Irak hükümeti, PKK varlığına son verilmesi konusunda açıklamalar yapmıştır. Yeni Irak hükümetiyle de etkin işbirliğinin başlayacağını umuyoruz. Kerkük'ün Irak'ın toprak bütünlüğü ve siyasal birliği içindeki yerinin korunması uluslararası toplumun da öncelikleri arasında yer almalıdır" dedi. Son yıllarda sözde soykırım söylemlerinin arttığını da ifade eden Sezer şunları söyledi: "Bu söylemler, Türk ulusunu üzmekte ve rencide etmektedir. Toplumumuzda kimi kanaat önderlerinin, tarihsel doğruluğunu hiçbir biçimde sorgulamadan, en aşırı iddia sahiplerinin yanında çekincesiz yer almayı seçmiş olmaları üzüntü vericidir. Tarihsel olayları yorumlarken bilimsellikten uzaklaşmak, aydın dürüstlüğü ve tutarlılığıyla bağdaşmaz. Bu konuda yapılması gereken, önyargılardan arınmış, belgelere dayanarak tarihi araştırmak, soruşturmak ve belgeler üzerinden tartışmaktır." Filistin-İsrail anlaşmazlığına da değinen Cumhurbaşkanı Sezer şöyle devam etti: "Filistin seçimlerinden sonra oluşan yeni dinamikler ve uzlaşma olasılığının, tüm bölge ülkeleri ve uluslararası toplum gibi Türkiye'yi de umutlandırıyor.

Türkiye, her iki tarafla geleneksel iyi ilişkileri bulunan bir ülke olarak, barış sürecini ileriye götürmek için tarafların isteyecekleri girişimlerde bulunmaya hazırdır. Suriye'nin 1559 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı uyarınca Lübnan'daki birliklerini geri çekmeye başlamasından da mutluluk duyuyoruz. Geçmişte, bir dönem ciddi sorunlar yaşadığımız Suriye'yle ilişkilerimiz, son yıllarda, özellikle bu ülkenin PKK terörüyle savaşımda kararlı bir tutum takınmasından sonra, karşılıklı saygı ve yarar çerçevesinde gelişmektedir. Kritik bir dönemeçten geçmekte olan bölgemizde, istikrarın korunması ve gerginlikleri azaltıcı politikalar üretilmesi yönünden, bölge ülkelerine özel bir görev düşmektedir. Biz de, uluslararası toplumun beklentileri doğrultusunda, bu yönde gerekli adımların atılması için, Suriye ve ilgili tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunmayı sürdüreceğiz."

Üç Yüz Yirmi Yedinci Bölüm: 08.04.2005 tarihli bir haberde, Papa II. Jean Paul'un cenaze törenine gölge düştü. Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı Sen Piyer meydanında PKK militanları bayrak açtı. Ellerinde bayraklarıyla alan giren PKK'lı göstericilere müdahalede bulunulmadı. 200'e yakın devlet temsilcisinin ve milyonların buluştuğu cenaze töreninde terör örgütü PKK bayraklarının açılmasına göz yumulması şaşkınlıkla karşılandı.

Üç Yüz Yirmi Sekizinci Bölüm: 08.04.2005 tarihli YENİÇAĞ gazetesinde çıkan “Peşmerge Türkiye’ye Müdahale Edebilir mi ?” başlıklı haberde, BAĞDAT'a devlet başkanı gönderen peşmerge, Güneydoğu'da çıkartılacak bir karışıklığa "Bunlar benim kardeşlerim" bahanesiyle, arkasına İsrail ve Batı'yı alarak tankı ve topu, uçağı ve pilotuyla saldırmaya kalkabilir mi... Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti için son rütuşlar yapılırken, Irak'ın bütününe de peşmergelerin hükmedeceği tescillendi. Şimdi tüm korku, Türkiye'de bir karışıklık çıkartılarak, peşmergelerin saldırılarda bulunması. Türkiye'nin Kuzey Irak'ta kırmızı çizgileri çoktan aşıldı. Şimdi Türkiye daha büyük bir tehditle karşı karşıya. Kürtler bir yandan Kuzey Irak'ta Kerkük'ü de içine alacak bir biçimde sözde Kürdistan'ın sınırlarını çiziyor. Diğer yandan da Irak'ta yönetimin başına peşmerge lideri Celal Talabani'yi getirdi. Böylece, Kürtler sadece Kuzey Irak'ta değil aynı zamanda, Irak'ın bütününde söz sahibi oldu. Kürtlerin, Şiilerle peşmerge konusunda da anlaşmaya vardığı bilgileri veriliyor. Buna göre peşmergelerin 62 bin kişilik bölümü Kuzey Irak'ta, 100 bin kişilik bölümü de Irak ordusunda yer alacak. Irak ordusunda yer alacak peşmergeler, Kürt liderlerin yönetiminde olacak. Böylece Irak ordusunun en seçkin askerleri konumuna gelecek.

ABD'DEN KÜRDİSTAN MÜSTEŞARI Süleymaniye'de bir de askerlik şubesi açıldı. Askerlik Şubesi Başkanı General Şeyh Cafer Mustafa, "Biz buraya peşmergeler için askerlik şubesi açtık. Bu askeri kampta Irak ordusu için ve Kuzey Irak içen peşmergeler eğiteceğiz. Acil bir şey olursa Irak ordusu içindeki peşmergeler olaylara müdahale edecek. Peşmergeler milis kuvvet değil, devletin gücü olacak" şeklinde konuştu. Sözde Kürdistan için 100 bin peşmerge istediklerini belirten General Mustafa ise, "Biz aslında istiyoruz ki, 100 bin peşmerge olsun. İnşallah, Mesut Barzani ve Celal Talabani'ye bağlı peşmergeler, bir arada olacak. Bir kişi tarafından yönetilecek" ifadelerini kullandı. Aynı toplantıda bir de ABD'nin Sözde Kürdistan'a müsteşar atadığı ortaya çıktı. Kürdistan hükümeti ABD 1.Müsteşarı Harry Shot, "Bu merkezin açılması iyi oldu. Biz, Irak ve Iraklılar'ın geleceği için özel güçler yetiştirmek zorundayız. Bunun için burayı açtık" dedi.

SAVAŞ PİLOTU PEŞMERGELER Geçen Mart ayında ise 30 peşmerge uçuş eğitimi almak üzere İsrail'in Natanya kentine götürüldü. Peşmergelerin kurulacak sözde Kürt devletinin ilk savaş filosunun pilotları olacağı iddia ediliyor. Askeri kaynaklar, Erbil'deki havaalanının Barzani'ye, Süleymaniye'deki havaalanının Talabani'ye bağlı olduğuna dikkat çekerek, yetiştirilen pilotların birkaçının da savaş filosunda değil, nakliye uçaklarında kullanılacağını belirtiyorlar. Irak'ın kuzeyinde bir ay önce bugüne kadar eğitilenlerin dışında IKDP ve IKYB mensubu 500 peşmergeye, ABD'li uzmanlar tarafından özel askeri eğitim verilmeye başlandı. Eğitilenler direnişçilere karşı suikast, bombalama ve diğer operasyonlarda kullanılacak.

PEŞMERGE TEHDİDİ Bu gelişmeler yaşanırken, Türkiye'nin nasıl bir tehdit altında olduğu da ortaya çıkıyor. Çeşitli senaryolara göre, Türkiye üzerine bir oyun oynandığı ve Güneydoğu Anadolu'da dış güçlerin desteklediği bir karışıklık çıkacağı iddia ediliyor. Bu senaryoya göre, bunun üzerine de, "Kardeşlerimiz zulüm altında" iddiasıyla özel eğitim alan peşmerge ordusu, Türkiye'ye çeşitli saldırılar düzenleyecek. ABD desteği altında yapılacak bu saldırılarda İsrail'de eğitim gören savaş pilotları kullanılacak. Ve yine ABD'nin özel olarak yetiştirdiği peşmerge özel kuvvetleri de çeşitli sabotajlarda ve bombalama eylemlerinde bulunacak. Siyasi uzmanlar, bu senaryonun yabana atılacak bir şey olmadığını belirttiler. Uzmanlar, "Hani Türkiye'nin kırmızı çizgileri vardı. ''Bunun için gerekirse Kuzey Irak'a asker sokarız'' deniyordu. Bakın bunların hiçbirisi olmadı. Türk halkının gözleri önünde, orada bir Kürt devleti kuruluyor. Ve önlerinde hiçbir engelde yok. Bundan sonra gözlerini Anadolu'ya dikecekler. Eğer önlem alınmaz ise bölgede büyük olaylar yaşanacak" yorumunda bulundular.

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com