Derin Noktalar

İki Yüz Elli Altıncı Bölüm: 11.03.2005 tarihli bir haberde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Irak'taki siyasi geçiş sürecine tüm kesimlerin katılımının gerekli olduğunu söyledi. 30 Ocak'ta yapılan seçimlere pek çok Iraklının katılmadığına dikkat çeken Annan, anayasa yazım süreci de dahil olmak üzere, ülkedeki siyasi geçiş sürecine bütün kesimlerin katılımının sağlanması çağrısında bulundu. Kofi Annan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi için hazırladığı Irak konusundaki son raporunda, seçimlerin sağladığı olumlu ivmenin değerlendirilmesi açısından, önümüzdeki haftaların kritik öneme sahip olduğunu da ifade etti.

İki Yüz Elli Yedinci Bölüm: 11.03.2005 tarihli bir haberde, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar BÜYÜKANIT, terör örgütü PKK'nın, Türk topraklarındaki militan sayısını 1999 yılındaki rakamlara çıkardığını söyledi. BÜYÜKANIT, Kuzey Irak'taki PKK militanlarının büyük bölümünün yeniden Türkiye'ye geçtiğini belirterek, "Şu anki rakam Öcalan'ın yakalandığı dönemle aynı" diye konuştu. Orgeneral BÜYÜKANIT, sınır ötesindeki teröristlerin ise büyük bölümünün Irak'ta ve Irak sınır hattında barındığını da kaydetti. Öcalan'ın yakalandığı 1999 yılında PKK'nın Türk topraklarında yaklaşık 5 bin militanı bulunuyordu. Örgüt, ABD Irak savaşını başlatıncaya kadar militanların büyük bölümünü sınır ötesine geçirmiş ve Türkiye'de 1.500 kişi kalmıştı.

İki Yüz Elli Sekizinci Bölüm: 11.03.2005 tarihli bir haberde, Uluslararası Demokrasi, Terör ve Güvenlik Zirvesi, İspanyanın başkenti Madrid'de, devlet başkanlarının da katımıyla gerçekleştirildi. 23 hükümet ve devlet başkanıyla, çok sayıda uzmanın katıldığı toplantıda, 4 konu üzerinde duruldu: Terörizmin nedenleri, Terörle mücadele", "Terörizme demokratik yanıtlar" ve "Sivil toplumun rolü" Zirveden çıkan ortak görüşse, masumların hayatına mal olan terör saldırılarının insanlık suçu olduğu ve bu olayların tüm toplumları bir araya getirmesi gerektiği. Amerikan Başkanı George Bush, bekleneni aksine, zirvede Irak konusunda müttefikleriyle uzun süredir devam eden tartışmalara son vermek istediğinin sinyallerini verdi. Zirveye katılan akademisyenlerin birçoğu, Amerikan politikasının önemli bir dönemeçte olduğu görüşünde. Yapılan konuşmalarda, Amerika'nın tek başına teröre karşı savaş açtığı konusundaki söylemlerin bir kenara bırakılması ve uluslararası alanda işbirliği gerektiği vurgulandı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan ise, küresel işbirliğinin gerekliliğinin altını çizdi, "Aynı dünyada yaşıyoruz terörizm hepimizi etkiliyor" dedi.

İki Yüz Elli Dokuzuncu Bölüm: 12.03.2005 tarihli bir haberde, Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Osman KORUTÜRK'ün Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Celal Talabani'ye Süleymaniye'de yaptığı ziyaretin ardından heyetler arasında yapılan görüşmede uzlaşma sağlandı ve yeni dönemde Kerkük Vali Yardımcısı'nın Türkmenlerden seçilmesine karar verildi. Irak Türkmen Cephesi'nin de sıcak baktığı anlaşmada nihai karar liderlere bırakıldı. KYB'nin Kerkük sorumlusu Rızgar Ali'nin, Mesud Barzani'nin Kürdistan Demokratik Partisi'ni (KDP) de ikna etmesi sonucu vali yardımcısının Türkmen olması konusunda prensipte anlaşma sağlandı. Türkmen Cephesi'nin kurullarında karara bağlanması gereken öneriye karşı çıkılmaması halinde Kerkük Meclis üyesi Ali Mehdi'nin Vali Yardımcılığı görevine getirilmesine "kesin" gözüyle bakılıyor.

İki Yüz Altmışıncı Bölüm 12.03.2005 tarihli ORTADOĞU gazetesi kaynaklı “BÜYÜKANIT: PKK İle İlgili Gelişmeler Çok Kötü” başlıklı bir haberde, Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar BÜYÜKANIT, PKK ile ilgili gelişmeleri "çok kötü" olarak niteledi ve "terör yeniden hortluyor" uyarısında bulundu.

Sayıları attı Ankara'da düzenlenecek olan Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuar'ının resepsiyonuna katılan Org. BÜYÜKANIT, yurtiçindeki PKK militanlarının sayısının, Öcalan'ın yakalandığı dönemdeki seviyeye ulaştığına dikkat çekti.

K. Irak'tan Türkiye'ye sızdılar Kuzey Irak'taki militanların büyük bölümünün Türkiye'ye girdiğini belirten Orgeneral BÜYÜKANIT, Kuzey Irak'ta kalan PKK militanlarının da, Türkiye sınırına yakın bölgelere yerleştiğini ve bu durumun ciddi tehlike yarattığını söyledi. Bu yıl Ankara'da düzenlenecek olan Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuar'ının resepsiyonuna katılan Org. BÜYÜKANIT, PKK ile ilgili gelişmeleri "çok kötü" olarak niteledi.Kuzey Irak'taki militanların büyük bölümünün Türkiye'ye girdiğini belirten BÜYÜKANIT, Kuzey Irak'ta kalan PKK militanlarının da, Türkiye sınırına yakın bölgelere yerleştiğine dikkat çekti.

İki Yüz Altmış Birinci Bölüm: 13.03.2005 tarihli İNTERNETHABER sitesinde çıkan “Irak’taki Şii-Kürt İttifakı Çöktü” başlıklı haberde, Şiilerin oluşturduğu Birleşik Arap İttifakı'nın önde gelen üyelerinden Ahmet Çelebi'nin, Kürt-Şii ittifakının sağlanması için kuzeye yaptığı seyahatten eli boş döndüğü belirtildi. Çelebi'nin sözcüsü, "Görüşmeler çöktü. Anlaşma yok" dedi. Kürtler adına konuşan Başbakan Yardımcısı Berham Salih de Şiilerin siyasi eşitlik konusundaki sorumluluğu tümüyle Kürtlerin üzerine yıkmak istediklerini öne sürerek, "Şiiler başbakanlığı Sünnilere bırakırlarsa biz de devlet başkanlığını Şiilere bırakmayı kabul ederiz" diye konuştu. Hükümet kurmak için gereken üçte iki çoğunluğa sahip olan bu iki grubun anlaşmaya varamamasının, Irak'ı siyasi bir belirsizliğin içine sokabileceği, güvenliğin sağlanması ve ülkenin yeniden inşası çalışmalarının daha da ertelenmesine yol açabileceği belirtiliyor.

İki Yüz Altmış İkinci Bölüm: 14.03.2005 tarihli bir haberde, Irak'ta Şiilerin oluşturduğu Birleşik Irak İttifakı ile Kürtler arasında yeni yönetimi belirlemek amacıyla yapılan görüşmeler başarısızlıkla sonuçlandı. Birleşik Irak İttifakı adına Kürt-Şii ittifakının sağlanması amacıyla görüşmelere katılmak için Kuzey'e giden Ahmet Çelebi'nin (yanda), eli boş döndüğü belirtildi. Çelebi'nin sözcüsü, ''Görüşmeler çöktü. Anlaşma yok'' açıklamasında bulundu. Kürtler, devlet başkanlığı ve önemli bakanlıkların da kendilerine verilmesinin yanı sıra, peşmergelerin dağıtılmamasını, petrol gelirlerinden aldıkları payın yüzde 25'e çıkarılmasını ve Kerkük'ün Kürt özerk bölgesine katılmasını talep ediyor. Kürtler adına konuşan Başbakan Yardımcısı Berham Salih de, El Arabiya televizyonuna yaptığı açıklamada, Şiilerin siyasi eşitlik konusundaki sorumluluğu tümüyle Kürtlerin üzerine yıkmak istediklerini öne sürerek, ''Şiiler başbakanlığı Sünnilere bırakırlarsa biz de devlet başkanlığını Şiilere bırakmayı kabul ederiz'' diye konuştu.

Geçici yönetimin Kürt Devlet Başkan Yardımcısı ise, anlaşmazlık noktalarının çok olduğunu, ancak görüşmelerin meclisin toplanmasının ardından yani çarşamba gününden sonra devam edeceğini belirtti. Hükümet kurmak için gereken üçte iki çoğunluğa sahip olan bu iki grubun anlaşmaya varamamasının, Irak'ı siyasi bir belirsizliğin içine sokabileceği, güvenliğin sağlanması ve ülkenin yeniden inşası çalışmalarının daha da ertelenmesine yol açabileceği yorumları yapılıyor. Ancak daha önce gelen haberlerde iki parti yetkililerinin temel prensipler üzerinde anlaştığı açıklanmıştı. Başbakanın Şii lider İbrahim El Caferi ve Konsey Başkanı olarak da Kürt lider Celal Talabani'nin devlet başkanı olması konusunda görüş birliğine varıldığı bildirilmişti. Irak'ta 30 Ocakta yapılan seçimlerde parlamentoda çoğunluğu elde eden Şiiler, devlet başkanlığı seçimi için üçte iki çoğunluğa ihtiyaç duyuyor.

Bu nedenle Şiiler, seçimden ikinci sırada çıkan Kürt İttifakı ile koalisyon arayışı içine girmişlerdi. Bu arada, seçimle oluşan Irak meclisi ilk toplantısını 16 Martta yapacak. Meclis Başkanı Fuat Masum imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, "30 Ocak 2005 seçimleriyle oluşan yeni meclisin 16 martta Bağdat'ta toplanmasının kararlaştırıldığı" belirtildi. 275 sandalyeli meclis, ilk iş olarak, devlet başkanı ve iki yardımcısını (Başkanlık Konseyi) seçecek. Başkan ve yardımcılarının, en az üçte iki çoğunlukla seçilmeleri gerekiyor. Konsey de iki hafta içinde oybirliğiyle başbakan adayını belirleyecek. Başbakan adayının daha sonra meclisten güvenoyu alması gerekiyor. Başkanlık Konseyi, başbakan adayını belirleyemezse bu işi üçte iki çoğunlukla meclisin yapması gerekiyor.

İki Yüz Altmış Üçüncü Bölüm: 14.03.2005 tarihli bir haberde, DEHAP Diyarbakır il örgütü, 21 Mart'taki Nevruz kutlamalarına Cumhurbaşkanı Sezer, TBMM Başkanı Arınç ve Başbakan Erdoğan'ın yanı sıra KDP lideri Mesut Barzani ve KYB lideri Celal Talabani'yi de davet etti. DEHAP'ın 176 kişilik protokol listesinde aralarında ABD, İngiltere ve Vatikan'ın da bulunduğu 50 ülkenin Türkiye Büyükelçileri, AB Türkiye Temsilciliği, parti genel başkanları, sendika ve oda yöneticileri, gazeteciler, yazarlar, dernekler, Kürt Enstitüsü ile cezaevinden çıkan DEP milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan da var.

DEHAP Diyarbakır İl Başkanı Mesut Beştaş Nevruz'a Türkiye'de, Dünya'da ve Ortadoğu'da yaşayan herkesi davet ettiklerini belirterek "Nevruz Ortadoğu'nun bayramıdır. Davetiye listemiz bayağı kabarık. Liste Din, dil, ırk, milliyet, renk farkı gözetmeksiniz herkesi kapsıyor. Nevruz için herkese açık çağrımız var'' dedi. DEHAP'ın hazırladığı listeye göre davetiyelerin Pazartesi'nden itibaren gönderileceği ve yoğun bir katılımın beklendiği belirtildi. DEHAP'ın 21 Mart'taki Nevruz kutlamasına ünlü Türkücü İbrahim Tatlıses ve Kürt Sanatçı Civan Haco'da katılacak. DEHAP Kutlama programına aldığı ibrahim Tatlıses ve Civan Haco'yla birlikte Nevruz'a en az 500 bin kişinin gelmesini planlıyor. DEHAP il örgütünün davet ettiği Kürt liderler Mesut Barzani ve Celal Talabani'nin Nevruz'a katılıp katılmayacağı ise henüz bilinmiyor. Aynı konuya ilişkin 14.03.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “DEHAP'tan Barzani ve Talabani'ye Nevruz Daveti” başlıklı DHA kaynaklı haberinde de, DEHAP Diyarbakır il örgütü, 21 Mart'taki Nevruz kutlamalarına Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yanı sıra, KDP lideri Mesut Barzani ve KYB lideri Celal Talabani'yi de Ankara'daki temsilcilikleri aracılığıyla davet etti.

Diyarbakır DEHAP il örgütü, 21 Mart'taki Nevruz kutlamaları için 176 kişilik protokol listesi hazırladı. DEHAP'ın Nevruz'a davet ettiği listede, aralarında ABD, İngiltere ve Vatikan'ın da bulunduğu 50 ülkenin Türkiye Büyükelçileri, AB Türkiye Temsilciliği, Parti Genel Başkanları, Sendika ve, Oda yöneticileri, gazeteciler, Orhan Pamuk'un da aralarında bulunduğu Yazarlar, Dernekler, Kürt Enstitüsü, ile cezaevinden çıkan DEP milletvekilleri Leyla Zana, Hatip Dicle, Selim Sadak ve Orhan Doğan da bulunuyor. DEHAP Diyarbakır İl Başkanı Mesut Beştaş Nevruz'a Türkiye'de, Dünya'da ve Ortadoğu'da yaşayan herkesi davet ettiklerini belirterek "Nevruz Ortadoğu'nun bayramıdır. Davetiye listemiz bayağı kabarık. Liste Din, dil, ırk, milliyet, renk farkı gözetmeksiniz herkesi kapsıyor. Nevruz için herkese açık çağrımız var'' dedi. DEHAP'ın hazırladığı listeye göre davetiyelerin Pazartesi'nden itibaren gönderileceği ve yoğun bir katılımın beklendiği belirtildi. DEHAP'ın 21 Mart'taki Nevruz kutlamasına ünlü Türkücü İbrahim Tatlıses ve Kürt Sanatçı Civan Haco'da katılacak. DEHAP Kutlama proğramına aldığı ibrahim Tatlıses ve Civan Haco'yla birlikte Nevruz'a en az 500 bin kişinin gelmesini planlıyor. DEHAP il örgütünün davet ettiği Kürt liderler Mesut Barzani ve Celal Talabani'nin Nevruz'a katılıp katılmayacağı ise henüz bilinmiyor.

İki Yüz Altmış Dördüncü Bölüm: 14.03.2005 tarihli AKŞAM gazetesinde çıkan “Şii-Kürt İttifakı Ölü Doğdu” başlıklı bir haberde, Irak'ta 30 Ocak'ta yapılan genel seçimlerin galibi Şii İttifakı ile Kürt liderler arasında yapılan hükümet kurma çalışmalarıyla ilgili görüşmeler tıkandı. Şiilerin kurduğu Birleşik Arap İttifakı'nın önde gelen üyelerinden Ahmet Çelebi, Kürt-Şii ittifakının sağlanması için kuzeye yaptığı seyahatten eli boş döndü. Taraflar, anlaşmazlığın tam olarak ne olduğu konusunda herhangi bir ayrıntılı bilgi vermedi.

Anlaşma yok Çelebi'nin sözcüsü, 'Görüşmeler tıkandı. Anlaşma yok'' dedi. Kürtler adına konuşan Başbakan Yardımcısı Berham Salih de, Şiilerin siyasi eşitlik konusundaki sorumluluğu tümüyle Kürtlerin üzerine yıkmak istediklerini öne sürerek, 'Şiiler başbakanlığı Sünnilere bırakırlarsa biz de devlet başkanlığını Şiilere bırakmayı kabul ederiz'' diye konuştu. Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) Lideri Celal Talabani'nin devlet başkanı, Dava Partisi'nin lideri İbrahim Caferi'nin de başbakan olması öngörülüyordu. Hükümet kurmak için gereken üçte iki çoğunluğa sahip olan bu iki grubun anlaşmaya varamamasının, Irak'ı siyasi bir belirsizliğin içine sokabileceği, güvenliğin sağlanması ve ülkenin yeniden inşası çalışmalarının daha da ertelenmesine yol açabileceği belirtiliyor. Iraklı Kürtler, ittifak kurmak için Kerkük'ü, Irak'ın federal sistemi kabul etmesini, geçici anayasanın kalıcı anayasaya temel oluşturmasını, peşmergelerin varlığının devamını ve petrolden kaynaklanan servetin eşit biçimde dağılmasını istiyordu.

Irak'ta maaş isyanı Irak'ta Sağlık Bakanlığı çalışanları maaşlarındaki kesintiyi protesto için dün başkent Bağdat'ta gösteri yaptı. Bakanlık binasının önünde toplanan çalışanlara binanın güvenlik görevlileri de destek verdi. Geçici hükümet aleyhine sloganlar atan yüzlerce gösterici maaşlarının eski düzeyine çekilmesini istedi. Protestocular binaya zorla girmek isteyince Irak Ulusal Muhafızları olay yerine çağrıldı. Gösteri olay çıkmadan sona erdi.

ASKERİ TESİSLER YAĞMALANDI Irak işgali sırasında askeri tesislerden nükleer silah yapımında kullanılan ekipmanların sistematik olarak yağmalandığı ortaya çıktı. New York Times gazetesi, Irak'ta 8 veya 10 tesisten kimyasal, biyolojik ve nükleer silahla füze yapımında kullanılabilen malzemeler çalındığını bildirdi. Irak Sanayi Bakan Yardımcısı Sami El Araci, yağmacıların çok iyi organize olduklarını ve belirli tesislere girerek malzemeleri çaldıklarını söyledi. Tesislerin 2003 yılının nisan-mayıs döneminde yağmalandığı belirtildi. Yağmalanan ekipmanların karaborsada satılmış olabileceği sanılıyor.

İki Yüz Altmış Beşinci Bölüm: 14.03.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “Washington Post: Türk Ordusu Demokrasi Bekçisi Modeli Olabilir” başlıklı bir haberde, Orta Doğu'daki grupların demokrasi sürecine katılımlarının sağlanabileceği, anayasal düzene saygının ise, Türkiye'de olduğu gibi ulusal ordu tarafından gerçekleştirilebileceği yorumu yapıldı. ABD'de yayınlanan Washington Post gazetesi köşe yazarı Jackson Diehl, Orta Doğu'daki grupların demokratik siyasete katılımlarının sağlanmasına ilişkin değerlendirmelerini içeren bir makale kaleme aldı. Diehl, Lübnan'da geçen hafta Hizbullah tarafından gerçekleşen kitle gösterilerinin, Orta Doğu'daki özgürlük yanlısı hareketi teyid ettiği ancak ABD ve onun bölgedeki müttefikleri için bir başarısızlığı simgelediğini ifade etti. Diehl, gösterilerin aynı zamanda, "Hizbullah, Hamas ve diğer İslami hareketlerin, bölgedeki yeni politikalara dahil edecek Arap uyanışı için gerekli olan bir sonraki aşamanın başlangıç noktası olabileceğini" ifade etti.

Gösterilerin, adı geçen grupların halkın görüşüne karşı hassas olduklarını ortaya koyduğuna dikkat çeken Diehl, bu grupların sadece silahlı güçler olmadığını, Lübnan, Mısır ve Filistin'de pek çok seçmeni yönlendirebileceğini de kaydetti. Diehl, Hizbullah ve Hamas'ın iyi silahlanmış gruplar olduğunu ve kolayca yenilgiye uğratılamayacaklarını da belirtti. Diehl, "Başkan Bush'un demokrasi yanlısı ekibi için fırsat burada yatıyor" derken, İslamcılar'ın, güçlerini bombalama ve intihar eylemleri ile göstermek yerine siyasetle ortaya koymaya ikna edilmeleri halinde, bu hareketlerin saldırgan hücrelerinden ve aşırı eğilimlerinden uzaklaştırılabileceğini savundu.

"İSLAMİ ZAFER FELAKET DEĞİL, ORDU BEKÇİ OLUR" YAKLAŞIMI Diehl, Hizbullah ve Hamas gibi grupların desteğine önem verdiği kamuoyunun yıllar süren tiranlıklar ve terörizmin ardından demokratik siyaseti gelecek vaadeden bir alternatif olarak görmeye başladığına dikkat çekti. ABD'nin bölgede şimdiye dek uyguladığı politikanın da değişmesi gerektiğini öne süren Diehl, "Amerikan Orta Doğu politikasının uzun zamandır süregelen ilkelerinin birkaçı gözden geçirilmezse, strateji işlemez. Bunlardan biri de, demokratik bir seçimde bir İslami zafer kazanılmasının felaket olacağı inancıdır" diye yazdı. Diehl, "Anayasaya saygı, Latin Amerika'da olduğu gibi bölgesel anlaşmalarla ya da Türkiye'de olduğu gibi ulusal ordu tarafından sağlanabilir" ifadelerini kullandı.

İki Yüz Altmış Altıncı Bölüm: 14.03.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan Can KAMİLOĞLU’nun NEWYORK (DHA) kaynaklı “Time: Zarkavi ABD'ye Saldırabilir” başlıklı haberinde, TİME Dergisi, Ürdünlü terörist Ebu Mousab El Zarkavi'nin ABD topraklarına sızarak eylem yapma hazırlığı içinde olduğunu iddia etti.Time Dergisi'nin ismini vermediği kaynaklarına dayandırarak verdiği haberde, Usama Bin Laden'in Zarkavi'ye `ABD topraklarında eylem yap' çağrısının endişe verici olduğunu yazdı. Dergi, geçtiğimiz yıl yakalanan Zarkavi'nin iki üst düzey kurmayının da sorgulamaları sırasında saldırı olasılığı yönünde bilgi verdiklerini iddia etti. Dergi, geçen yıl yakalanan teröristlerin Zarkavi'nin ABD topraklarında eylem yapmayı düşündüğünü ve bunun için de intihar komandolarını Orta Amerika bölgesinden ABD topraklarına sızdırmayı kafasından geçirdiğini söylediklerini öne sürdü.

Dergi, Zarkavi'nin yakalanan kurmaylarının, "Zarkavi, ABD'nin terörist eylemleri yapılması için boşluklarla dolu olduğunu inanıyor'' dediklerini yazdı. Geçtiğimiz hafta Amerikan güvenlik güçleri arasında gizli bir iç yazışmayla uyarıların yapıldığını yazan Time, bu uyarılarda, "Zarkavi ABD topraklarındaki küçük hedeflere saldırı planları yapıyor, bunlar sinema- tiyatro salonları, restoran, okul gibi hedefler var'' mesajı iletildi diye yazdı. Uyarı bülteninde "Zarkavi'nin herkese rüşvet vererek, ABD'ye çok rahat girebilir. Honduras veya Meksika yolunu kullanabilir'' görüşüne yer verildiğini kaydetti. Time Dergisi, FBI'ın da bu konuda bir çok kritik eyalete uyarı bülteni göndererek Zarkavi'nin adamlarının ABD'ye sızabileceği yolunda bilgi verdiğini belirtti.

İki Yüz Altmış Yedinci Bölüm: 15.03.2005 tarihli bir haberde, Irak'ta 30 Ocak'ta yapılan seçimlerin ardından Parlamento 16.03.2005 tarihinde açılacak ancak hükümet hâlâ kurulamadı. Sandıktan birinci çıkan Şiilerle Kürt ittifakı arasındaki pazarlıklar da sürüyor. Görüşmelerde önemli bir ilerleme sağlanamadığı için henüz nihai bir plan oluşturulamadı. İki tarafın anlaşamadığı noktalar, üst düzey bakanlıkların dağılımı ve otonom Kürt bölgesinin genişletilmesi. Anlaşma sağlanamazsa parlamentonun açılışı sembolik olacak. Hükümet kurma çalışmalarının parlamentonun açılışından sonra iki hafta daha sürebileceği belirtiliyor.

İki Yüz Altmış Sekizinci Bölüm: 15.03.2005 tarihli bir haberde, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar BÜYÜKANIT, terör örgütü PKK mensuplarının Türkiye'ye Irak'tan sızması ile ilgili olarak, "Şimdi Irak yeniden yapılanıyor. Söz hakkımız var mı? Yok. Bir Irak politikamız var mı? Yok" dedi. BÜYÜKANIT, Ankara'daki Büyük Tiyatro'da sahnelenen, "Bir Ulusun Yeniden Doğuşu" adlı oyunun ardından gazetecilerin, "Terör örgütünün Türkiye içindeki silahlı varlığı 1999'da Öcalan'ın yakalandığı seviyeye çıktı" şeklindeki sözlerini hatırlatması üzerine şunları söyledi: "Ortada çok ciddi bir durum var. Mevcut tehlikeye dikkat çekmek istedim. Terörle mücadelede elimizdeki çeşitli güç unsurları 1999'un gerisinde. Zira, 'olağanüstü hal'in kalkmasından kimi yasaların değişmesine kadar bir dizi yeni durum ortaya çıktı. Yani örgüt 1999'daki terörist sayısına ulaşırken, biz 1999'daki mücadele gücünün gerisinde kaldık. Bu çok tehlikeli bir durum. Hükümet kanadından bugüne kadar benden bilgi isteyen, ya da yapılması gerekenleri konuşan olmadı."

İki Yüz Altmış Dokuzuncu Bölüm: 15.03.2005 tarihli ORTADOĞU gazetesinde çıkan “Kerkük Çıkmazı” başlıklı bir haberde, Irak'ta Şiiler ile Kürtler arasındaki koalisyon görüşmeleri Kerkük engeline takıldı. İmzalanması beklenen koalisyon anlaşması, Kürtlerin Kerkük'ün hemen kendilerine verilmesi talebi nedeniyle gerçekleşemedi. Şiiler, Kerkük'ün statüsünün geçici anayasa çerçevesinde belirlenmesini istiyor. Taraflar bakanlıkların dağılımı konusunda da anlaşmaya varamadı. 30 Ocak'taki seçimle oluşturulan Irak Parlamentosu'nun 16 Mart günü yapacağı ilk oturumdan önce geçici hükümetin kurulacağı umut ediliyordu, ancak Kürtlerin 'Kerkük ısrarı', koalisyon pazarlığını dinamitledi. 275 üyeli ulusal mecliste 146 sandalye elde eden Şii İttifakı ile 77 üyelik kazanarak ikinci büyük fraksiyon konumuna gelen Kürt Bloku arasındaki koalisyon görüşmeleri Kerkük yüzünden çıkmaza girdi. Dün imzalanması beklenen koalisyon anlaşmasının ilanı ertelendi.

Görüşmeler neden tıkandı Görüşmeler şu noktada düğümlendi: Geçen hafta yapılan görüşmelerde Kerkük konusunda varılan ön anlaşmaya göre, kentin statüsü geçici anayasasının 58'inci maddesinde öngörüldüğü şekilde belirlenecekti. Laik ve federal bir Irak kurulmasını içeren anayasanın bu maddesi, Saddam Hüseyin döneminde 'Kerkük'ün zorla Araplaştırılmasının etkilerinin düzeltilmesini' öngörüyordu. Ancak özellikle Irak Kürdistan Demokrat Partisi Lideri Mesud Barzani bu formüle karşı çıktı. Kuzeydeki özerk Kürt yönetiminin Kerkük'ü de içine alacak şekilde genişletilmesini istedi. Barzani bir TV'ye demecinde, 'Bu meseleyi anayasa sonrasına bırakamayız. Kerkük konusunda hemen şimdi anlaşmaya varmamız gerekiyor' dedi. Geçen hafta Şii ittifakı ile hazırlanan anlaşma taslağının halen IKDP ve IKYB liderleri arasında tartışıldığı bildiriliyor. Kürtleri ikna etmek için Şii blok’u Birleşik Irak ittifakı'nın önde gelen liderlerinden Ahmed Çelebi devreye girerek Kürt bölgesine gitti, ancak eli boş döndü. Hükümeti oluşturmak için gerekli olan üçte iki çoğunluk sağlanamadı. Taraflar görev dağılımı konusunda da anlaşamadı. Celal Talabani'yi cumhurbaşkanı yapmak isteyen Kürtler, içişleri, maliye ve savunma bakanlıklarını da istiyor.

KÜRT TALEPLERI Cumhurbaşkanlığı, maliye, savunma ve içişleri bakanlıkları. Kerkük'ün Kürdistan federal bölgesine hemen dahil edilmesi. Petrolden elde edilen % 17'lik payın % 25'e çıkarılması.

İki Yüz Yetmişinci Bölüm: 16.03.2005 tarihli bir haberde, Irak Meclisi 275 yeni üyesiyle ilk kez toplanıyor. Hükümet kurma girişimlerindeki başarısızlık nedeniyle Meclis'te hükümet ve bakanlara ayrılan sıralar boş kalacak. 30 Ocak'ta yapılan seçimin galipleri arasında hükümet oluşturma konusunda uzlaşma sağlanamaması, bugünkü açılışı sembolik kılıyor. Milletvekillerinin yemin edeceği bugünkü oturumda Cumhurbaşkanı ve yardımcısı seçilemeyecek. Hükümetin oluşturulması girişimlerinin ise ay sonuna kadar sürmesi bekleniyor. Meclis'in açılışı nedeniyle Bağdat'ta geniş güvenlik önlemleri alındı.

Aynı konuya ilişkin diğer bir haberde de, Irak'ta 30 Ocak'ta yapılan seçimle oluşturulan meclisin 275 üyesi yemin ederek, resmen göreve başladı. Irak meclisinin ilk oturumu sona erdi. Irak Devlet Başkanı Gazi El Yaver, yaptığı konuşmada, ''Aramızda kazanan ve kaybedenin olmadığını bilmeliyiz. Ya hepimiz kazanır, ya da hepimiz kaybederiz. Yöntemlere bakmaksızın amaçlarımızı birleştirelim'' dedi. Konuşmaların ardından düzenlenen yemin törenini, Irak Yüksek Mahkeme Başkanı Mithad El Mahmud yönetti. Törenden sonra devam etmesi beklenen toplantının neden sona erdiği belirtilmedi. Irak meclisinin ilk olarak devlet başkanı ve yardımcılarından oluşan bir başkanlık konseyi seçmesi, bunun için de rakip blokların aday gösterilecek isimler üzerinde anlaşması gerekiyor.

İki Yüz Yetmiş Birinci Bölüm: 16.03.2005 tarihli bir haberde, Irak'ın başkenti Bağdat'ın batısındaki Bağdadi şehrinde Iraklı bir generalin Amerikalılara ait bir kontrol noktasında öldürüldüğü bildirildi. Irak ordusundan Yüzbaşı Emin El Hitti, ''Amerikan güçlerinin, Bağdadi'deki Irak ordusuna ait üste görev yapan General İsmail Svayid El Obeydi'ye evine tek başına döndüğü sırada ateş açarak vurduklarını'' belirtti. Amerikan ordusundan olaya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

İki Yüz Yetmiş İkinci Bölüm: 17.03.2005 tarihli bir haberde, ABD Başkanı Bush, Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında, koalisyon ortaklarının birliklerini Irak'tan çekme arzularını anladığını söyledi, ancak Amerikan askerlerinin ne zaman çekileceği konusunda takvim vermedi. Irak ve diğer konularla ilgili görüşmek üzere İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'yi aradığını belirten Bush, Berlusconi ile Dünya Bankası'nın başkanlığına önerdiği Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz'i görüştüklerini de kaydetti. Wolfowitz'in Dünya Bankası'nın ''güçlü bir başkanı'' olacağını belirten Bush, merhametli ve dürüst olduğu için Wolfowitz'i bu göreve aday gösterdiğini anlattı. Bush, büyük organizasyonları idare edebilecek tecrübeli bir diplomat olan Wolfowitz'i neden seçtiğini anlatmak için dünya liderlerini aradığını da sözlerine ekledi. Irak'ta milletvekillerinin yemin ederek resmen görevlerine başlamaları ve yeni meclisin tarihi oturumunu konusunda da Bush, bunun ''parlak bir an'' olduğunu bildirdi.Bush, İran'ın nükleer programından vazgeçmesi gerektiğini belirterek, İran böyle yapmadığı takdirde kendisinin ve Avrupalı liderlerin bu konuyu BM'ye taşıyacaklarını söyledi.

İki Yüz Yetmiş Üçüncü Bölüm: 18.03.2005 tarihli bir haberde, Iraklı Şii ve Kürt yetkilileri, yeni hükümeti kurma çalışmalarında ilerleme kaydettiklerini bildirdiler. Bölgesel konular ve kabinede görev dağılımıyla ilgili ilerleme sağladıklarını söyleyen yetkililer, ancak koalisyon hükümetinin oluşması için bir haftalık süreye daha ihtiyaçları olabileceğini belirttiler. Geçici hükümetin Kürt Başbakan Yardımcısı Berham Salih, görüşmelerde sadece Kürtleri ilgilendiren konuların değil, Irak hükümetinin oluşumuyla ilgili pek çok konunun görüşüldüğünü söyledi. Celal Talabani'nin lideri olduğu Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (IKYB) sözcüsü Azad Cundiyan da yeni hükümetin 26 Martta sona erecek Nevruz kutlamalarından sonra kurulmasını beklediğini belirtti. Görüşmelerin yapıcı geçtiğini, geçici anayasa ve peşmergelerle ilgili konulardaki görüş ayrılıklarının giderildiğini ifade eden Cundiyan, peşmergelerden bir kısmının Kürt bölgesi polisine, bir kısmının da Irak ordusuna katılması konusunda anlaştıklarını kaydetti. Irak Birleşik İttifakı müzakerecilerinden Abdülkerim El Enzi ise Kerkük'le ilgili görüşmelere hükümet kurulur kurulmaz başlamayı kabul ettiklerini kaydetti. El Enzi, yeni anayasanın yazılmasından sonra da çalışmalara devam etmelerine olanak sağlayacak bir mekanizma kurmaları gerektiğini söyledi.

İki Yüz Yetmiş Dördüncü Bölüm: 18.03.2005 tarihli CUMHURİYET gazetesinde Bülent SARIOĞLU’nun “AK Parti’de Öcalan Krizi” başlıklı haberinde, AİHM'nin, terör örgütü liderinin lehine karar vereceği duyumunu alan Gül ve Çiçek'in 'yeniden yargılama' için hazırlattığı önerge partide gerilim yaratınca görüşmeler ertelendi. Hükümetin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi'nin iki ay içinde vereceği karardan önce Abdullah Öcalan 'a ''yeniden yargılanma'' yolunu açmak istemesi AKP'de krize neden oldu. Ceza Muhakemesi Yasası'nın yürürlük tasarısına eklenmek üzere Adalet Bakanlığı bürokratlarınca hazırlanan önergeye TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan tepki gösterdi. CMK'nin yürürlüğünü düzenleyen tasarı bu hafta salı günü TBMM Genel Kurulu'nun gündemine alınmıştı. Tasarı görüşülmeden önce Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek 'in onayıyla hazırlandığı belirtilen bir önerge kulisleri karıştırdı. Gerilimin tırmanması ve gündemin yoğunluğu nedeniyle tasarının görüşmesi ertelendi. Öcalan'ın yeniden yargılanmasına olanak sağlayacak önergenin, AİHM Büyük Dairesi'nin nisan veya mayıs ayında vereceği karar konusunda alınan duyumlara dayandığı öğrenildi. AİHM'nin daha önce verdiği ''yeniden yargılanma'' kararına Türk hükümetinin yaptığı başvurunun reddedilme olasılığının belirdiği, hükümetin ''ön almak'' amacıyla girişimde bulunmak istediği belirtildi. AİHM'nin olası kararı üzerine Öcalan'ın yeniden yargılanması için Avrupa Konseyi'nin Türkiye'ye baskı yapacağına dikkat çekildi.

Yöntem tarihte Toptan ise düzenlemenin karar beklendikten sonra gündeme getirilmesini istedi. AB'-ye uyum paketlerinde, AİHM'den dönen davalar için ''yeniden yargılanma'' usulü getirilirken, Öcalan'ın yararlanmaması amacıyla özel hükümler eklenmiş ve tarih sınırlaması getirilmişti. 1 Nisan'da yürürlüğe girecek Ceza Muhakemesi Yasası'nın 311. maddesinde de aynı sınırlama getirildi. CMK yürürlük tasarısının Meclis'e ilk gönderilen metninde de benzer hüküm yer almıştı. Ancak bu madde komisyonda çıkarıldı. Adalet Bakanlığı'nca hazırlanan önergenin, yasalardaki tarih sınırının kaldırılmasını öngördüğü öğrenildi.

AİHM gerekçeleri AİHM, Öcalan'la ilgili yargı sürecinin öncesi ve sonrasında, AİHS' nin özgürlük, güvenlik hakkı, işkence ve kötü muameleyle ilgili maddelerinin çiğnendiğine karar vermişti. Mahkeme, gözaltı süresince Öcalan'ın tecritte tutulduğu, avukatlarının kısıtlandığı ve davacının yargı organlarına başvuru hakkının sınırlandığı görüşüne varmıştı. Önergenin yasalaşması durumunda, Öcalan eski DEP'liler gibi ağır ceza mahkemesinde yargılanacak.

İki Yüz Yetmiş Beşinci Bölüm: 18.03.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde DHA kaynaklı çıkan “Doları Kürtlere Taşıyan Senatör” başlıklı bir haberde, Avustralya, bir petrol şirketi adına ülkesinden Kuzey Irak'taki Kürtlere para kaçıran bir senatörü konuşuyor. The Daily Telegraph'ın haberi gündeme bomba gibi düştü. Avustralya Senatosu Başkan Yardımcısı da olan Liberal Senatör Ross Lightfoot, ülkenin en büyük petrol şirketi Woodside Petroleum'un Kürtler'e bağışlanmak üzere kendisine verdiği 20 bin Amerikan Doları'nı (25 bin Avustralya Doları) Türkiye üzerinden Kuzey Irak'a soktuğunu söyledi. Avustralya gazetesi The Daily Telegraph'ın haberine göre, Woodside petrol firmasının hissedarlarından olan Lightfoot bu parayı ceket astarının içine gizlenmiş olarak sınırdan geçirdi. Avustralya Parlamentosu tarafından, ocak ayında yapılan seçimleri denetlemek üzere Irak'a gönderilen Lightfoot, gizlice soktuğu bu paranın, bölgedeki Kürt idaresi tarafından Halepçe'deki bir hastaneye bağışlanacağını söyledi. Daha önce Parlamento'ya verdiği raporda ne hastaneden, ne de Woodside'ın bağış olarak gönderdiği paradan bahseden Senatör Lightfoot, en sonunda ikisini de itiraf ederek ülke gündemine yerleşti.

ELİNDE KALAŞNİKOFLA POZ VERDİ The Daily Telegraph gazetesinin 'Dumanı Tüten Silah' başlığıyla manşet yaptığı haberin fotoğrafında, Lightfoot elinde Kalaşnikof tüfek olduğu halde peşmergelerle birlikte görülüyor. Parlamento'ya verdiği raporda kendisine güvenlik için bir de tabanca verildiğini söyleyen Senatör, Kuzey Irak'a gitmeden önce Avustralya'nın Perth kentinden İstanbul'a uçtuğunu, buradan da Güneydoğu Anadolu'ya geçerek 'karlı dağlar üzerinden yaptığı bir taksi yolculuğuyla' parayı Kürtler'e teslim ettiğini söyledi. The Daily Telegraph gazetesiyle salı günü yapılan röportajda parayı kendi ceketinin astarına sakladığını söyleyen Senatör Lightfood daha sonra bu ifadesini değiştirip, 20 bin doların, yanındaki başka biri tarafından taşındığını iddia etti. Lightfood, bağış olayının ortaya çıkmasından önce Woodside Petroleum'un hissedarlarındandı, ancak Irak ziyaretinin detayları açıklanmadan hemen önce hisselerini elinden çıkardı.

HAPİS CEZASI GEREKTİREN BİR SUÇ Avustralya'dan ülke dışına 10 bin Avustralya Doları'ndan fazlasını çıkarmak yasak. Bu yasağı ihlal edenler 2 yıla varan hapis ve 13 bin Avustralya Doları'na varan para cezalarına çarptırılabiliyor. Siyasi kariyerini de bu yasağı delerek riske atan Lightfoot, "Bu parayı kaçırmak zorundaydım. Çünkü bu miktarda parayı Irak'a sokmanın başka güvenli bir yolu yoktu. Bölgede postane ya da banka bulunmuyor" dedi. Woodside şirketi geçen kasım ayında Kürt denetimindeki bölgede petrol aramak için bir anlaşma imzalamış; anlaşma gereği Iraklı petrol işçilerine de Avustralya'da eğitim verme taahhüdünde bulunmuştu. Senatör Lightfood Kuzey Irak ziyareti sırasında Süleymaniye'de kaldı. Woodside'ın da petrolü bu bölgede arayacağı belirtiliyor.

İki Yüz Yetmiş Altıncı Bölüm: 18.03.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan “Irak Meclisi’nde Kürtçe Krizi” başlıklı bir haberde, Yeni seçilen Irak Meclis'inin Bağdat'taki ilk oturumunda, kuzey bölgesinden gelen milletvekilleri Kürtçe yemin etmek istedi. Meclis bir anda gerildi. Irak'ın yeni dönem vekilleri ilk oturumda Arapça yemin ederek göreve başladı. Yemini Kürtçe etmek isteyen Kuzey Iraklı vekillerin yol açtığı krizi Talabani önledi. Irak'ta 30 Ocak'taki seçimle belirlenen yeni meclis, önceki gün yemin töreninde ilk kez toplandı. 275 milletvekilinin başkent Bağdat'ta gerçekleşen ilk oturumuna, dil krizi damga vurdu. Ülkenin en kıdemli yargıcı Mithat El Mahmud'un başkanlığındaki oturumda Kuzey Irak'tan seçilen Kürt milletvekilleri, Arapça yeminden sonra yemini bir de kendi dillerinde yani Kürtçe etmek istedi. Israrlı davranan vekillerle diğerleri arasında bir gerilim yaşanmasını, devlet başkanlığının en güçlü adayı Kürt lider Celal Talabani engelledi. Oturum başkanına yüksek sesle bu taleplerini dile getiren milletvekillerine müdahale eden Talabani, "Kürtler Arapça biliyor. Fakat Araplar Kürtçe bilmiyor. Anlamadığın bir lisanda yemin edemezsiniz. O nedenle yemin Arapça edilmelidir" dedi.

Oturum sırasında birçok Kürt milletvekili konuşmaların Arapça'nın yanısıra Kürtçe de yapılmasını istedi. Meclisin en yaşlı üyesi Şeyh Dari El Fayid (82), ilk oturum konuşmasında "bu ülke için şehit olan herkesi, özellikle de kuzeyde kurban olanları anmaları" gerektiğini söyledi. El Fayid'in sözü bitmeden bir milletvekili öfkeli şekilde "Kuzey değil Kürdistan" diye bağırdı. El Fayid de özür dileyerek düzeltti, tansiyonun yükselmesini engelledi. Meclisin açıldığı günün yani 16 Mart'ın Halepçe katliamının yıl dönümüne denk gelmesi de gerilime sebep oldu. Bazı milletvekilleri devrik lider Saddam döneminde hayatını kaybeden Kürtler'in anısına meclisin açılmaması gerektiğini söyledi. Talabani de konuşmasında "yeni meclisin ilk görevinin ulusal bütünlük sağlamak olduğunu" vurguladı.

İki Yüz Yetmiş Yedinci Bölüm: 19.03.2005 tarihli bir haberde, Pakistan'ın güneydoğusunda, Şiilerin dini toplantısı sırasında meydana gelen patlamada en az 32 kişinin öldüğü bildirildi. Resmi kaynaklar, patlamanın Ketta'ya 300 kilometre mesafedeki Fatahpur yerleşim yerinde meydana geldiğini belirtti. Fatahpur'un yakınlarında bulunan Nasırabad'ın Belediye Başkanı, ''32 ceset gördüm. İnsanlar ağlıyordu, ortalık kan gölüne dönmüştü'' dedi. Belediye Başkanı, kalabalığın ortasında meydana gelen patlamada birçok kişinin de yaralandığını kaydetti

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com