Derin Noktalar

Aynı konuya ilişkin 07.03.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “Talabani'den Türkiye'nin Irak politikasıyla ilgili ilginç bir iddia!..” başlıklı haberde de, Adı Irak cumhurbaşkanlığı için geçen Irak Kürdistan Yurtsever Birliği lideri Celal Talabani, Türkiye'nin Irak politikasının değiştiğini, Ankara'nın artık Irak'ta federal bir yapıyı desteklediğini söyledi. Kürt-Sat televizyonunda konuşan Talabani, Türkiye'nin Irak Özel Koordinatörü Büyükelçi Osman Korutürk'le yaptıkları görüşmeye değindi ve "Türk kardeşlerimiz, federalizmi desteklediklerini açıkça söyledi" dedi. Türkiye'nin Kerkük konusuna bakışının da değiştiğini savunan Talabani, "Türk kardeşlerimiz de Kerkük’ten göç edenlerin dönüşlerini öngören Irak geçici anayasasındaki 58’inci maddenin uygulanmasını kabul ediyor. Bu da, Türk kardeşlerimiz açısından yeni bir şeydir’’ diye konuştu. Talabani'nin bu yeni iddiası tartışılmaya henüz başlamışken ABD'nin Merkez Kuvvetleri'nin Komutanı Orgeneral John Abizaid 2 martta yaptığı açıklamada Türkiye'nin Kuzey Irak'ta Kürt bağımsızlığına ilişkin kaygı duymasına gerek olmadığını söylemişti. ABD Senatosu'nun Silahlı Hizmetler Komitesi'nin oturumunda konuşan Orgeneral Abizaid, Türkiye'nin Kürt bağımsızlığına ilişkin endişe duymasına gerek olmadığını ifade ederek, ''Kürtler dahil bütün Iraklılar, ülkeyi bir arada tutmak istiyor'' demişti.

Irak'ta Kürt ağırlığı Öte yandan Iraklı Kürtlerin, Saddam Hüseyin rejiminin yıkıldığı 2003 yılından bu yana, kontrol ettikleri bölgeyi yüzde 20 oranında genişlettiği iddia edildi. ABD'de yayımlanan Time dergisi, ‘Kürtlerin intikamı’ başlığıyla verdiği haberde, 30 ocakta elde ettikleri seçim başarısından sonra Iraklı Kürtlerin ülke yönetimindeki etkilerini artırmayı hedeflediklerini de yazdı. Kürtlerin bağımsızlık yönündeki arzularının Irak sınırlarını aşacak etnik çatışmalara yol açabileceğini yazan dergi, seçim başarılarının bazı Kürt gruplarını ‘Kürdistan’ın güney sınırlarını genişleterek Türkmen, Arap ve Kürtlerin yaşadığı Kerkük'ü de topraklarına katmaya cesaretlendirdiğini belirtti.

“Türkiye bölgeye müdahale edebilir ABD'nin en büyük korkusunun Kürtlerin Irak'tan ayrılması ve Suriye, İran ve en önemlisi Türkiye'deki Kürt nüfusu kışkırtmaları olduğunu ifade eden dergi, bu yüzden Türkiye'nin bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını engellemek için bölgeye müdahale edeceği tehdidinde bulunduğunu da yazdı. Seçim sonuçlarının Kürt milliyetçiliğine yeni bir ivme kazandırdığını belirten Time dergisi, seçim günü Kuzey Irak'ta gayri resmi bir referandum düzenleyen Kürdistan Referandum Hareketi'nin, kurdukları sandıklarda oy kullanan 2 milyon Kürt seçmenin yüzde 99'unun bağımsızlıktan yana oy kullandığını iddia ettiğini belirtti. 80 bin kişilik Peşmerge milislerini ellerinde tutarak kendi belirledikleri sınırları korumaya çalışan Kürtlerin, ‘Kürdistan'ın Kudüs’ü olarak iddia ettikleri Kerkük'ün kontrolünü ele geçirmeye uğraştıklarını yazan Time dergisi, Kürtlerin bu amaçla seçimler öncesi bu şehre 100 bin civarında Kürt mülteciyi yerleştirdiğini de belirtti.

İki Yüz Kırk İkinci Bölüm: 07.03.2005 tarihli AKŞAM gazetesinde çıkan “Irak’ta Zerkavi Bilmecesi” başlıklı bir haberinde, Irak'ta işgal güçlerine yönelik direnişin en güçlü isimlerinden Ürdünlü terörist Ebu Musab El Zerkavi'nin yakalandığı iddia edildi. İddiayı ortaya atan Irak Kürdistan Demokratik Partisi'nin resmi yayın organı Zebat Gazetesi. Gazeteye göre, El Kaide Örgütü'nün Irak'taki lideri El Zerkavi, üç yardımcısı ile birlikte Suriye sınırında yakalandı. Iraklı bir kaynak ABD'nin başına 25 milyon dolar ödül koyduğu Zerkavi, halen ABD askerlerinin gözetiminde. Aynı kaynak, yeni Irak hükümeti kurulduktan sonra, Zerkavi'nin yakalandığının resmi olarak açıklanacağını bunun da ABD'nin yeni Irak hükümetine bir jesti olarak sunulacağını belirtti. Gazete, Zerkavi'nin ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in Irak'a gelmeden önce yakalandığını, Rumsfeld'in Zerkavi ile görüştüğünü de yazdı. ABD Başkanı George Bush, kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, Zerkavi'nin yakalanmasının an meselesi olduğunu söylemişti. Daha önce de Saddam Hüseyin'in yakalandığını ve devrik liderin oğulları Uday ile Kusay'ın Musul'da gizlendikleri evde ele geçirildiklerini ilk haber veren Kürt kaynakları olmuştu.

Büyük av Kürtler Zerkavi'nin yakalandığını iddia ederken, ABD ve Irak güçleri, ise Ürdünlü teröristin gizlendiği sanılan Samarra kentinde operasyon başlattı. Irak İçişleri Bakanlığı'ndan adının açıklanmasını istemeyen bir yetkiliye göre, Samarra'da 66 şüpheli gözaltına alındı. Iraklı yetkili, 'Zerkavi'nin Samarra ya da yakınlarında gizlendiğine dair istihbarat edindiklerini ve bunun doğruluğunu araştırmak için operasyon başlattıklarını' söyledi. Silahlı grupların liderlerini yakalamak için operasyonun sürdüğü belirtildi. Selahaddin bölgesi Vali Yardımcısı General Abdullah Cabara da, bir hafta sürecek operasyonun amacının, bölgedeki 7 silahlı gruba mensup 250 militanın yakalanması olduğunu kaydetti. ABD ordusu da operasyonu doğruladı. ABD televizyonlarıysa, Zerkavi'ye ait yeni fotoğraflar yayınladı.

İki Yüz Kırk Üçüncü Bölüm: 07.03.2005 tarihli HABERTURKA internet sitesinde İHA kaynaklı “Kundakçı Paşa'dan PKK uyarısı” başlıklı bir haberde, Tamburalı Paşa' olarak tanınan Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, PKK terör örgütünün bitmediğini, her an bazı hareketler olabileceğini söyledi. İnterpol tarafından hakkında 'kırmızı bülten' çıkarılarak yurtdışına çıkması yasaklanan ve 'Tamburalı Paşa' olarak tanınan Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, PKK terör örgütünün bitmediğini, her an bazı hareketler olabileceğini söyledi. Bir konferansa katılmak üzere geldiği Ordu'da açıklamalarda bulunan Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, PKK terör örgütünün halen Kuzey Irak'ta toplu olarak bulunduğunu, bu durumun PKK'nın bittiği anlamına gelmediğini ve her an bazı şeylerin olabileceğine dikkat çekti. Türkiye'nin 1970'li yıllarda ASALA, 1980 ve 1990'lı yıllarda PKK terör örgütü ile mücadele ettiğini ve bunda da başarılı olduğunu ifade eden Kundakçı Paşa, "Türkiye, 1982 yılına kadar ASALA ondan sonra PKK ile uğraşmış ve bunda başarılı olmuştur. Ama açıkça söylemek lazım ki, PKK bitmemiştir. Şuanda Kuzey Irak'tadır. ABD tarafından PKK'ya herhangi bir şey yapılmamıştır. Orada toplu olarak bulunmaktadır. Dolayısıyla her an bazı hareketler olabilir.

Ancak Türkiye'nin terörle mücadele konusunda büyük tecrübesi ve gücü vardır. PKK bunu iyi bilmektedir. Terör örgütü tekrar harekete geçerse kesin olarak karşılığını görecektir" dedi. ABD'nin 'Büyük Ortadoğu Projesi' hakkında sosyal bilimcilerin 'BOP gerçekte Türkiye'nin işgal planıdır' görüşlerini değerlendiren Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, Türkiye'nin öyle kolay kolay yıkılacak bir ülke olmadığını ifade etti. Kundakçı, "Türkiye Cumhuriyeti bazı ülkelerin kolaylıkla işgali sonucu yıkılacak bir ülke değildir. Türkiye Cumhuriyeti sağlamdır, güçlüdür ve çetin cevizdir. Kendisini yutmak isteyenin dişlerini kırar" diye konuştu. 1986 yılında Özel Harp Dairesi Başkanı olan Emekli Korgeneral Hasan Kundakçı, 1992-95 yılları arasında KKTC'de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı yaptı. Buradaki görevinin son yılında sınır ihlali yapan Solomon Spiru adlı Rum göstericinin Türk bayrağının asılı durduğu direğe tırmanırken vurulup öldürülmesinin emrini verdiği iddiasıyla İnterpol tarafından hakkında 'kırmızı bülten' çıkarılmıştı. Kundakçı Paşa, yine 1995 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'ta 35 bin asker ile yaptığı operasyonu yönetmişti.

İki Yüz Kırk Dördüncü Bölüm: 07.03.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan “CIA işkence için uçak tutmuş” başlıklı bir haberde, Amerikan Merkezi Haber alma Teşkilatı'nın (CIA) terör zanlılarını işkencenin yaygın olduğu ülkelere götürmek için gizli uçak kullandığı iddia edildi.. Amerikan CBS televizyonunun dün gece yayınlanan ''60 Dakika'' adlı programında, Glasgow hava alanında Boeing 737 tipi bir uçağın görüntüleri gösterilerek, hayali şirket isimleri kullanılan bu uçağın tüm dünyada izinin sürülebildiği belirtildi. Uçağın 11 Eylül 2001'den sonra 40 kadar ülkeye en az 600 uçuş yaptığını belirten programın yapımcıları, ''işkence uçağının'' Ürdün'e 30, Afganistan'a 19, Fas'a 17 ve Irak'a 16 kez gittiğini kaydettiler. Programda, uçağın Mısır, Libya ve Guantanamo'ya da gittiği belirtilerek, bu uçağın, şüphelilerin yabancı hükümetlerce sorgulanmaları için uygulanan, ancak CIA'nın resmen kabul etmediği programda kullanılan iki uçaktan birisi olduğu ileri sürüldü. Soyadı El Masri olan bir Alman vatandaşı CBS'e yaptığı açıklamada,Makedonya'da tatildeyken polisin kendisini 3 ay süreyle tutukladığını,daha sonra havaalanına götürülerek, maskeli kişilerce dövüldüğünü ve Boeing 737 tipi uçağa bindirildiğini anlattı.

Uçağın, Üsküp'ten önce Bağdat'a, sonra da Kabil'e gittiğini belirten El Masri, bir cezaevi hücresinde uyandığında kendisini kaçıran kişilerin ''yasaların bulunmadığı ve kimsenin orada olduğunu bilmediği bir ülkeye getirildiğini söylediklerini'' kaydetti. Cezaevinde, Suudiler, Tanzanyalılar ile bir Yemenli ve bir Pakistanlının da bulunduğunu söyleyen El Masri, burada 5 ay tutulduktan sonar hiçbir açıklama yapılmaksızın serbest bırakıldığını anlattı. Bu uçağın gittiği Özbekistan'da görev yapan eski İngiliz Büyükelçi Craig Murray de, bu ülkelerde korkunç işkence yöntemleri uygulandığını söyledi. ABD'nin etkin gazetesi New York Times da dün, Amerikan yönetiminin, CIA'ya 11 Eylül 2001 terör saldırılarından hemen sonra terör zanlılarının, yabancı ülkelere sorgulanmak üzere gönderilmesi için ''açık çek'' verdiği verdiğini yazmıştı. Habere göre, George W. Bush yönetimi tarafından verilen bu açık çek sayesinde CIA, Beyaz Saray, adalet veya dışişleri bakanlıklarına sormaksızın 100 ila 150 terör zanlısını işkence olduğu ileri sürülen ülkelere gönderdi. ABD'nin sansasyonel New Yorker dergisinde geçen ay yer alan ''Dışarıdan İşkence'' başlıklı bir makalede de, işkencenin Bush yönetimince ''bürokratikleştirildiği'' belirterek, zanlıların başka ülkelere gönderilmesi uygulamasının da ''kontrol dışına çıktığı'' ileri sürülmüştü.

İki Yüz Kırk Beşinci Bölüm: 08.03.2005 tarihli bir haberde, İnsan Hakları İzleme Örgütü (İHİÖ), Türkiye'nin, ''köye dönüş projesi kapsamında yerlerinden edilmiş insanların evlerine dönmesine yardım sözünü yerine getirmediğini'' ileri sürdü. Merkezi New York'taki örgüt'ün yayınladığı raporda, köylülerin yeniden evlerine dönmesini sağlamak için AB yetkililerinden Türkiye'ye baskı yapması da istendi. Örgüt, Türkiye'nin BM tarafından üç yıl önce tavsiye edilen önlemleri uygulamada başarısız olduğunu kaydederek, AB'nin Aralık ayında Türkiye'ye tarih vermesinin, önlemlerin hükümet tarafından rafa kaldırılmasına yol açtığını belirtti. AB'nin üyelik müzakerelerine başlama kararını duyurmadan önce Türkiye'nin Avrupa Komisyonu'na gönderdiği istatistiklerin göç eden köylülerin üçte birinin köylerine geri döndüğünü gösterdiğini belirten örgüt, kendi bulgularının hükümetin verdiği rakamların beşte birinden bile az olduğunu iddia etti. Örgüt, geri dönen köylülerin elektrik, telefon ve okul gibi altyapı ihtiyaçlarının sağlanamadığını, ev inşası konusunda da köylülere yeterli yardımda bulunulmadığını savundu. Köy korucularının bölgenin bazı kesimlerinde geri dönenlere saldırdığını, bazılarını öldürdüğünü ileri süren örgüt, eleştirilere rağmen 58 binden fazla köy korucusunun hâlâ devletten maaş almaya devam ettiğini iddia etti.

İki Yüz Kırk Altıncı Bölüm: 08.03.2005 tarihli bir haberde, ABD'li askerlerin Ebu Garib Cezaevi'ndeki işkence fotoğraflarının ardından şimdi de Ramadi'de işkence görüntüleri ortaya çıktı. Ortaya çıkarılan görüntülerde Ramadi'deki ölü bir Iraklıya el sallatan askerler yer alıyor. Asker tarafından çekilen ve montajlanarak DVD haline getirilen görüntüler, 'Palm Beach Post' gazetesinin internet sitesinde yayınlandı. Görüntülerin ajanslar tarafından yayınlanmayan bölümlerinde yaralı bir Iraklı tutuklunun yüzüne tekme atıldığı belirtiliyor. Pentagon ise görüntülerde suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle dava açmadı.

İki Yüz Kırk Yedinci Bölüm: 08.03.2005 tarihli YENİÇAĞ gazetesinde çıkan “Türkmenler Yol Arayışında” başlıklı haberde, 30 Ocak'ta yapılan seçimlerin ardından Irak'ın Kerkük kentinde yaşayan Türkmenler seçimi tartışmaya devam ediyor. Kültür ve Sosyal Ocağın da bir araya gelen Türkmenler, seçimlerin ardından alınan başarısız sonuçları tartıştı. Seçimler sonrası Türkmen nüfusunu geliştirme heyeti kuran Kerküklü Türkmenlerin önde gelen siyasi isimlerinden Saddettin Düzlavi, seçimlerde Türkmenlerin başarılı olamadıklarını belirterek, "Seçim oldu. Seçimlerde oyunlar oynandı. Biz, seçimlere milleti davet ettik. Ama maalesef başarılı olamadık. Seçim bitti, Kürtler 26 sandalye aldılar. Biz 7 sandalye alabildik" dedi. Kurulan heyetin başkanı Remzi Sadık Mahmutbeki de, "Milletimiz tarih boyunca 450 yıl Irak''a hükmetmiştir. Bizim milletimiz büyüktür" diyerek duygularını dile getirdi. Toplantıya gelen Zahide Merdan Mustafa isimli bayan da, "Bugün bu toplantıyı, milletimize yol göstermek için yaptık. Diyorlar ki, Kerkük'te Türkmen yoktur ve azdır. Aslında Kerkük'ün çoğu Türkmen'dir. Türkiye milletine ve hükümetine diyoruz ki, bizim sabit bir iradeye ihtiyacımız var. Biz de bir heyet kurduk. Gençlerimizi yetiştirmek için. Haklarımızı alabilelim ifadesini kullandı.

İki Yüz Kırk Sekizinci Bölüm: 10.03.2005 tarihli bir haberde, Irak'ta 30 ocakta yapılan seçimlerin galibi Şii İttifakı ile Kürt İttifakı, Kerkük konusunda geçici anayasada yer alan hükümleri uygulama kararı aldıklarını açıkladı. Şiilerle müzakerelere katılan Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) yetkilisi Fuad Kemal, tarafların Kerkük konusundaki anlaşmazlığı aştığını söyledi. Kemal, geçiş dönemi süresince geçici anayasada öngörülenleri Kerkük'te uygulama kararı aldıklarını belirterek, ''bu da şehrin durumunu geçiş hükümetinin normalleştireceği anlamına geliyor'' diye konuştu. Sünni Arap ve Türkmenler ise, yeni oluşturulan yerel meclisteki çalışmaların engellendiğini öne sürdü. Araplar, meclisi boykot edebileceklerini açıkladı. Müzakerelere Şiiler adına katılan yetkililerden Meryem Talib Rayes, ''Kerkük'ü Kürdistan'a bağlamak isteyen Kürtleri, sorunu geçici anayasaya uygun şekilde düzenleme konusunda ikna ettik'' demişti. Kerkük'ün statüsünün belirlenmesi için yapılması öngörülenler, Irak Geçici Anayasası’nın 58’inci maddesinde yer alıyor. Bu maddedeki iki paragraf, Araplaştırma politikasının neden olduğu zararların karşılanması ve kentin etnik haritasının çıkarılması açısından kritik öneme sahip. 58’inci maddeye göre, Kerkük'ten sürülenlerin geri dönmesinin sağlanması, dönemeyen ya da dönmek istemeyenlerin de tazmin edilmesi ve nüfus sayımı yapılması gerekiyordu.

Madde, Kerkük'ün nihai statüsünü de Irak'ın kalıcı anayasasına bırakıyordu. Ancak ne söz konusu komisyon çalışmalarına başladı, ne de nüfus sayımı yapıldı. Iraklı Kürt liderler Talabani ve Barzani 58’inci maddenin yerine getirilmediğini savunarak, Kerkük seçimlerinin ertelenmesi için uzun süre girişimlerde bulundu. Ancak Irak geçici hükümeti talebi kabul etmedi. Kerkük 30 ocak seçimlerine böylesine bir belirsizlikte girdi. Ne şehrin nüfusu tam olarak belliydi, ne de hangi etnik grubun ne kadar ağırlığı olduğu. Kerkük ve bağlı ilçelerin nüfusunun 1.5-2 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. Bu arada, seçimle oluşan Irak meclisi ilk toplantısını 16 martta yapacak. Meclis Başkanı Fuat Masum imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, "30 ocak 2005 seçimleriyle oluşan yeni meclisin 16 martta Bağdat'ta toplanmasının kararlaştırıldığı" belirtildi. 275 sandalyeli meclis, ilk iş olarak, devlet başkanı ve iki yardımcısını (Başkanlık Konseyi) seçecek. Başkan ve yardımcılarının, en az üçte iki çoğunlukla seçilmeleri gerekiyor. Konsey de iki hafta içinde oybirliğiyle başbakan adayını belirleyecek. Başbakan adayının daha sonra meclisten güvenoyu alması gerekiyor. Başkanlık Konseyi, başbakan adayını belirleyemezse bu işi üçte iki çoğunlukla meclisin yapması gerekiyor.

İki Yüz Kırk Dokuzuncu Bölüm: 10.03.2005 tarihli bir haberde, ABD Avrupa'da yeni NATO örgütüne dahil olan iki ülkeden üs istedi. Avrupa'daki Amerikan kuvvetlerinin komutanı Orgeneral James Jones, ABD'nin Bulgaristan ve Romanya'dan üs istediğini doğruladı. Amerikalı komutan, Pentagon'un Amerikan kuvvetlerini dünya çapında yeniden yapılandırma çerçevesinde bu üslere ihtiyaçları olduğunu söyledi.

İki Yüz Ellinci Bölüm: 10.03.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan “Ermenistan’la Tiflis Köprüsü” başlıklı bir haberde, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliği aracılığıyla yürüttüğü Ermenistan ile ilişkilerini Gürcistan'ın Başkenti Tiflis'teki Türk Büyükelçiliği'ne kaydırdığını açıkladı. Türkiye ile Ermenistan makamlarının, ilişkilerin normalleştirilmesi ve Yukarı Karabağ gibi sorunların çözümünün kolaylaştırılması amacıyla zaman zaman bir araya geldiğini belirten Tan, yazışmaların yapılması, diğer temasların sürdürülmesi ve vatandaşlıkla ilgili konuların giderilmesinde Tiflis Büyükelçiliği'nin Moskova'dan 'daha işlevsel bir konuma sahip' olduğunu belirtti. Türkiye'nin bu kararı almasında Ermenistan ile ilişkilerinin Moskova üzerinden yürütmek istememesi de etkili oldu.

İki Yüz Elli Birinci Bölüm: 10.03.2005 tarihli CNN TÜRK kaynaklı İNTERNETHABER sitesinde çıkan “Şiiler ve Kürtler Hükümette Anlaştı” başlıklı bir haberde, Irak'ta 30 ocakta yapılan seçimlerin galibi Şii İttifakı ile Kürt İttifakı, yeni hükümet kurma konusunda anlaştı. Şii-Kürt ittifakı anayasada yer alan hükümleri uygulayacak. Şiilerle müzakerelere katılan Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) yetkilisi Fuad Kemal, tarafların Kerkük kenti konusundaki anlaşmazlığı aştığını söyledi. Kemal, Kerkük konusunda geçiş dönemi süresince geçici anayasada öngörülenleri uygulama kararı aldıklarını belirterek, ''bu da kentin durumunu geçiş hükümetinin normalleştireceği anlamına geliyor'' diye konuştu. Müzakerelere Şiiler adına katılan yetkililerden Meryem Talib Rayes ise dün yaptığı açıklamada, ''Kerkük'ü Kürdistan'a bağlamak isteyen Kürtleri, sorunu geçici anayasaya uygun şekilde düzenleme konusunda ikna ettik'' demişti. Kerkük'te ise Sünni Arap ve Türkmenler, yeni oluşturulan yerel meclisteki çalışmalarının engellendiğini öne sürdü. Araplar, meclis toplantılarını boykot edebileceklerini açıkladı.

IRAK'TA SEÇİM TAKVİMİ Irak'ta nihai seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından, şimdi sıra bundan sonraki sürecin işlemesinde. Irak'ta seçimle belirlenen Ulusal Meclis kurucu işlevini üstlenerek, yeni bir dönemi başlatacak. Buna göre: Meclis, sembolik nitelikteki devlet başkanı ile iki yardımcısını seçecek Seçilenlerin göreve gelmesi için meclisin üçte ikisinin onayı gerek Hükümet 275 sandalyeli meclisten en az 138 güvenoyu aldığı takdirde göreve başlayacak 11 ay görev yapacak ulusal meclis 15 ağustos 2005'e kadar daimi anayasayı hazırlayacak Anayasa, 15 ekim 2005'te halkın onayına sunulacak ve referandum yapılacak Anayasanın onaylanması halinde, daimi bir hükümet için 15 aralık 2005'te seçime gidilecek Anayasa reddedilirse, tüm süreç yinelenecek

58'inci madde belirleyici Kerkük'ün statüsünün belirlenmesi için yapılması öngörülenler, Irak Geçici Anayasası’nın 58’inci maddesinde yer alıyor. Bu maddedeki iki paragraf, Araplaştırma politikasının neden olduğu zararların karşılanması ve kentin etnik haritasının çıkarılması açısından kritik öneme sahip. 58’inci maddeye göre, Kerkük'ten sürülenlerin geri dönmesinin sağlanması, dönemeyen ya da dönmek istemeyenlerin de tazmin edilmesi ve nüfus sayımı yapılması gerekiyordu. Madde, Kerkük'ün nihai statüsünü de Irak'ın kalıcı anayasasına bırakıyordu. Ancak ne söz konusu komisyon çalışmalarına başladı, ne de nüfus sayımı yapıldı. Iraklı Kürt liderler Talabani ve Barzani 58’inci maddenin yerine getirilmediğini savunarak, Kerkük seçimlerinin ertelenmesi için uzun süre girişimlerde bulundu. Ancak Irak geçici hükümeti talebi kabul etmedi. Kerkük 30 ocak seçimlerine böylesine bir belirsizlikte girdi. Ne şehrin nüfusu tam olarak belliydi, ne de hangi etnik grubun ne kadar ağırlığı olduğu. Kerkük ve bağlı ilçelerin nüfusunun 1.5-2 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.

Irak meclisi 16 martta toplanıyor Bu arada, seçimle oluşan Irak meclisi ilk toplantısını 16 martta yapacak. Meclis Başkanı Fuat Masum imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, '30 ocak 2005 seçimleriyle oluşan yeni meclisin 16 martta Bağdat'ta toplanmasının kararlaştırıldığı' belirtildi. 275 sandalyeli meclis, ilk iş olarak, devlet başkanı ve iki yardımcısını (Başkanlık Konseyi) seçecek. Başkan ve yardımcılarının, en az üçte iki çoğunlukla seçilmeleri gerekiyor. Konsey de iki hafta içinde oybirliğiyle başbakan adayını belirleyecek. Başbakan adayının daha sonra meclisten güvenoyu alması gerekiyor. Başkanlık Konseyi, başbakan adayını belirleyemezse bu işi üçte iki çoğunlukla meclisin yapması gerekiyor.

Aynı konuya ilişkin ve aynı tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “Şiiler ve Kürtler Kerkük Konusunda Anlaştı….” Başlıklı haberde de, Irak'ta 30 Ocak'ta yapılan seçimlerinin ardından hükümet kurma çalışmaları yürüten Şii İttifak ile Kürt grubun Kerkük kenti konusunda anlaştığı bildirildi. Şiilerle müzakerelere katılan Irak Kürdistan Yurtseverler Birliği (IKYB) yetkilisi Fuad Kemal, tarafların Kerkük kenti konusundaki anlaşmazlığı aştığını söyledi. Kemal, AFP'ye yaptığı açıklamada, Kerkük konusunda geçiş dönemi süresince geçici anayasada öngörülenleri uygulama kararı aldıklarını söyledi ve ''Bu da kentin durumunu geçiş hükümetinin normalleştireceği anlamına geliyor'' ifadesini kullandı. Müzakerelere Şiiler adına katılan yetkililerden Meryem Talib Rayes, dün yaptığı açıklamada, ''Kerkük'ü Kürdistan'a bağlamak isteyen Kürtleri, sorunu geçici anayasaya uygun şekilde düzenleme konusunda ikna ettik'' demişti.Geçiş döneminde Irak'ta yürürlükte olan geçici anayasanın 58. maddesi, Saddam Hüseyin döneminde ''Kerkük'ün zorla Araplaştırılmasının etkilerinin düzeltilmesini'' öngörüyor. Kurulacak başkanlık konseyinin 3 üyesinin, ''eski rejimin Araplaştırma politikasında adil olmayan değişikliklerini düzeltmek'' için ileride ulusal meclise tavsiyelerde bulunması bekleniyor.

İki Yüz Elli İkinci Bölüm: 10.03.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan “DTH’den PKK’lının Evine Taziye Ziyareti” başlıklı haberde, Hapisten çıkan eski DEP milletvekili Hatip Dicle'nin de aralarında bulunduğu Demokratik Toplum Hareketi (DTH) üyesi bir grup, Şırnak'ta güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada ölen PKK/Kongra-Gel üyesi Abdulgafur Can'ın Nusaybin'deki ailesine taziye ziyaretinde bulundu. DTH üyesi Selanik Öner, "Herkesin başı sağ olsun. Bunların yanı sıra asker ve polislerin de cenazeleri geliyor. Biz artık bunun bitmesini istiyoruz. AK Parti hükümetine çağrımız, bu ölümlerin son bulması için uzatılan barış elinin havada bırakılmaması, toplumsal bir barış için gereken adımların atılmasıdır" dedi.

İki Yüz Elli Üçüncü Bölüm: 31.01.2005 tarihli Tercüman gazetesinde çıkan haber kaynağı Çelik ÇELİKYAMAN’ın “İşte Kandil Dağı'ndaki PKK kampı” başlıklı haberinde, Kandil Dağı'nı mesken tutan PKK'nın düzenli ordu gibi organize olduğu ortaya çıktı. Halka ve Olaylara Tercüman gazetesi, terör kampını ayrıntılarıyla anlattı. Teröristler uçaksavarlarla korunan kamplarda silahlı eğitim alıyorlar Terörist başı Apo'nun AİHM savunması ise başucu kitapları ABD, Türkiye'nin 'Kuzey Irak'taki PKK varlığını ortadan kaldırın' ısrarına kulak asmazken, Kandil Dağı'ndaki sabır taşıran gerçeğin bilinenden de sistemli olduğu göz önüne serildi.

Örgüte arka çıkan, Osman Öcalan'ı da Musul'da koruyan iki yüzlü tavır, bir ziyaret ve bir belgede ortaya kondu. İşgal güçleri, 21 aydır bölgedeki ele başıları besleyip, 'parça parça oldular' denen PKK'yı güvenlik şemsiyesi altına alırken, İncirlik pazarlığı için Ankara'ya inen ABD Merkez Kuvvetler Komutanı, Türkiye'nin tepkisine 'Zaman içinde mücadele edilebilir' cevabını verdi. Irak'ın da komutanı olan Org. Abizaid bu sözleriyle sözde 'öldürücü darbe fırsatının kollandığını' ima etti. Ancak her geçen saatin PKK'ya nasıl bir hazırlık fırsatı yarattığı, eğitim kamplarındaki fotoğraflarla anlaşıldı. 4 binden fazla kişiye eğitim Türkiye sınırı içindeki bir operasyonda ele geçirilen teröristlerin üzerinden çıkan bilgisayar disketinde bulunan ve örgütün yayın organlarına gönderileceği tahmin edilen fotoğraflar ve bilgiler PKK'nın düzenli bir ordu haline gelmek için çalıştığını, hatta özel timlerini nasıl rahat yetiştirdiğini gözler önüne serdi.

PKK içinde 2.5 sene önce oluşturulan ve rgüt tarafından özel kuvvetler olarak tanımlanan sözde HPG'nin (Halkın Savunma Gücü) 4 binden fazla militanı, çetenin iki eğitim merkezi olan Mahsum Korkmaz Askeri Akademisi ve Haki Karer İdeolojik Eğitim Akademisi'nde 'güvenli' bir şekilde eğitim gördüler. Mahsum Korkmaz, 1986'da Mehmetçik'in öldürdüğü örgütün önde gelenlerinden. Haki Karer ise PKK'nın kurucularından.Tiyatro gösterileri bile yapıyorlar Halen merkezlerde eğitim alan 500 terörist, kendilerine operasyon düzenlenmeyişinden o kadar rahatlar ki, boş zamanlarda tiyatro gösterileri bile gerçekleştiriyorlar.

Yeni komutanlar yetiştiriliyor PKK yapılanması içinde Apollo Akademiler Komutanlığı'na bağlı olarak faaliyet gösteren Mahsum Korkmaz Askeri Akademisi'nin 7'nci devre eğitimleri 5 Ocak'ta başladı. Açılışta HPG ana güçleri ve HPG meclis üyeleri hazır bulundu. 18 Ekim 2004'te Hakkâri kırsalında Mehmetçik tarafından ölü ele geçirilen HPG çete başlarından Dıjwar Erkendi'nin anısına 'Şehit Dıjwar Eğitim Devresi' olarak isimlendirilen devrede teröristlerle beraber HPG sözde komutan ve komutan adayları da eğitim görüyor.

Uçaksavarla koruyorlar ABD, Kuzey Irak'taki PKK varlığı için zaman kazanmaya yönelik konuşmalarda bulunurken teröristler Kandil Dağı'nda bulunan Mahsum Korkmaz Askeri Akademisi ve Haki Karer İdeolojik Eğitim Akademisi'ni ağır silahlar ve uçaksavarlarla koruyorlar. Her iki kampta 3 binden fazla Kalaşnikof, 10 bin el bombası, 242 roketatar ve 13 tane uçaksavar bulunduğu belirtiliyor. Haki Karer İdeolojik Eğitim Akademisi daha ziyade ideolojik eğitim vermek üzere, iki ay önce, kurulmuş. Mezun olan teröristlerin bahar ayları ile birlikte sınırdan Türkiye'ye sızabileceğine dikkat çekiliyor.

Sabah 07.00'de güne başlıyorlar PKK'nın özel ordusu HPG'nin elamanları güne saat 07.00'da başlıyorlar. Gün boyu spor eğitimleri ile zorlu dağ koşullarına karşı dayanıklılıkları artırılan teröristler ardından silahlı eğitimlere alınıyorlar. Teröristler bütün bunların yanı sıra seminer salonlarında ideolojik eğitime de tabi tutuluyorlar. Günde 2'şer saat nöbet tutuyorlar. Dağın önemli noktalarına yerleştirilen biksi ağır makineli silahların başında bayan teröristler de görev yapıyor. Mahsum Korkmaz Askeri Akademisi örgütün gözbebeği eğitim kurumlarından biri olarak gösterilirken ancak özel yeteneğe sahip olduğuna inanılan teröristler burada ileri düzeyde eğitim alıyorlar.

Öcalan ders olmuş Mahsum Korkmaz Askeri Akademisi ve Haki Karer İdeolojik Eğitim Akademisi'nde teröristler silahlı eğitimden geçirilirken halen İmralı'da yatan çete başı Abdullah Öcalan'ın savunmaları da ders kitabı olarak okutuluyor. Bölücü başının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) sunduğu savunması da kitap haline getirilerek müfredata alınmış. Militanların diğer kaynağı ise yine Öcalan'ın kaleme aldığı 'Bir Halkı Savunmak' adlı kitap.

İki Yüz Elli Dördüncü Bölüm: 10.03.2005 tarihli bir haberde, Kuzey Irak'taki Musul'da Şiilere ait bir camiye dün düzenlenen intihar saldırısında ölenlerin sayısı 47'ye yükseldi. Hastane kaynaklarına göre, şehrin doğusunda bulunan Tamim mahallesindeki Sadrain Camii'ndeki saldırında 90 kişi de yaralandı. Ölü sayısının artmasından endişe ediliyor. Saldırının Şii lider Mukteda Sadr'a bağlı hareketin liderlerinden birinin cenaze töreni sırasında, caminin hemen yanındaki avluda bulunan kalabalığa yönelik olduğu belirtildi. Sünnilerin Musul'daki Ulema Komitesi saldırıyı kınadı ve halka kan bağışında bulunulması çağrısı yaptı. Aynı konuya ilişkin 11.03.2005 tarihli bir haberde de, Kuzey Irak'ın Musul şehrinde dün akşam saatlerinde Şiilerin cenaze törenine düzenlenen bombalı intihar saldırısında ölenlerin sayısı 50'ye yükseldi. Hastane kaynaklarına göre, şehrin doğusunda bulunan Tamim mahallesindeki Sadrayin Camii'nde 100'den fazla kişi de yaralandı.

Saldırının Şii lider Mukteda el Sadr'a bağlı hareketin liderlerinden birinin cenaze töreni sırasında, caminin hemen yanındaki avluda meydana geldiği belirtildi. Öte yandan Amerikan ordusunun Irak'taki Ebu Garip Hapishanesi'nde 11 yaşındaki çocukları da esir bulundurduğu ortaya çıktı. Yine aynı konuya ilişkin 11.03.2005 tarihli bir başka haberde de, Türkiye, Irak'ın Musul kentinde 10.03.2005 akşamı düzenlenen ve çok sayıda kişinin ölümüne neden olan intihar saldırısını şiddetle kınadı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan; Irak'taki şiddet eylem ve saldırılarının ülkenin siyasi geçiş sürecine zarar vermenin dışında kimseye fayda sağlamayacağına da dikkati çekti. Tan: "Irak halkının ve tüm Iraklı siyasi partilerle liderlerin; itidallerini koruyacaklarını, tahriklere kapılmayacaklarını, sürece zarar verebilecek her türlü tavır ve eyleme karşı sorumlu tutumlarını sürdüreceklerini ümid ediyoruz" dedi.

İki Yüz Elli Beşinci Bölüm: 10.03.2005 tarihli haber kaynağı ORTADOĞU gazetesi olan “PKK'ya karşı acil önlem uyarısı” başlıklı haberde, ABD'nin önemli düşünce kuruluşlarından The Washington Institute’ün ABD - Türkiye ilişkileriyle ilgili raporunda, ABD'nin terör örgütü PKK'ya karşı Irak'ın kuzeyinde aktif önlemler alması gerektiği ifade edildi. Rapora göre ABD:

*Irak'ta PKK'ya karşı harekete geçmeli
*PKK yöneticilerini yakalamaya yardim etmeli
*AB'yi PKK ile mücadeleye ikna etmeli
*PKK'nın finans kaynaklarının kurutulmalı

ABD'nin önemli düşünce kuruluşlarından The Washington Institute'ün ABD'nin Türkiye'deki görünümüne ilişkin yayımladığı raporda, Türklerin, ABD'nin kendilerine karşılı saygılı davranmadığı inancını taşıdığı belirtilerek, iki tarafa da ilişkileri güçlendirecek yönde tavsiyelerde bulunuldu. The Washington Institute'ün Türkiye programı direktörü Soner Cağaptay'ın imzasını taşıyan raporda, ''ABD'nin terör örgütü PKK'ya karşı Irak'ın kuzeyinde aktif önlemler alması, Türk hükümetinin de ülkede Amerikan karşıtlığıyla mücadele etmesi gerektiği'' ifade edildi.

Çuval olayı Raporda, Türk halkının çoğunluğunun Irak savaşına karşı çıktığı hatırlatılarak, ''Süleymaniye olayının Türkiye'de büyük tepkiye yol açtığı, ABD'nin PKK'ya karşı hareketsiz kalmasının Ankara'da hayal kırıklığı yarattığı ve genelde Irak'ta Kürt milliyetçiliğine ilişkin gelişmelerin Türkiye'de ABD'ye karşı hoşnutsuzluk oluşturduğu'' görüşlerine yer verildi.

İstenen önlemler The Washington Institute'ün raporunda, iki ülke ilişkilerinin güçlendirilmesi için ABD'ye, PKK'ya karsı aktif önlemler alması önerildi. Önlemler arasında ABD'nin, Irak'ın kuzeyinde PKK'ya karşı kararlı şekilde harekete geçmesi, PKK yöneticilerinin ele geçirilmesi için Türkiye'ye yardım etmesi, AB'yi ikna ederek PKK'nın Avrupa şebekesinin çökertilmesi ve PKK'nın finans kaynaklarının kurutulması yer aldı. Raporda, Türk halkının ülke sınırları dışında yaşayan Türklerin çektiği sıkıntılara karşı çok duyarlı olduğu belirtilerek, Kerkük meselesinin önemine işaret edildi. Bu çerçevede Türkmen, Arap, Kürt ve Hıristiyanların yaşadığı petrol kenti Kerkük'ün Kürt vilayetlerine bağlanması durumunda, bunun Türk kamuoyunda büyük kızgınlığa yol açacağı uyarısında bulunuldu. Türkiye için de ABD ile yakın ve iyi ilişkilerin büyük önem taşıdığı anlatılan raporda, 3 Ekim'de AB ile müzakerelere başlayacak olan Türkiye'nin, ABD'nin desteğine sahip olmasının elini güçlendireceği görüşüne yer verildi. The Washington Institute'ün raporunda, ''bu çerçevede Türk hükümetinin Amerikan karşıtlığına karşı kampanya yürütmesi gerektiği'' belirtildi.

Aynı konuya ilişkin yine aynı tarihli TÜRKİYE gazetesinde çıkan WASHINGTON kaynaklı “ABD PKK’yı Bitirmeli” başlıklı haberde de, ABD’nin önemli düşünce kuruluşlarından The Washington Institute’ün ABD’nin Türkiye’deki görünümüne ilişkin yayımladığı raporda, Türklerin, ABD’nin kendilerine karşı saygılı davranmadığı inancını taşıdığı belirtilerek, iki tarafa da ilişkileri güçlendirecek yönde tavsiyelerde bulunuldu. The Washington Institute’ün Türkiye programı direktörü Soner Cağaptay’ın imzasını taşıyan raporda, “ABD’nin terör örgütü PKK’ya karşı Irak’ın kuzeyinde aktif önlemler alması, Türk hükümetinin de ülkede Amerikan karşıtlığıyla mücadele etmesi gerektiği” ifade edildi.

Kaynakları kurutulmalı Raporda, Türk halkının çoğunluğunun Irak savaşına karşı çıktığı hatırlatılarak, “Süleymaniye olayının Türkiye’de büyük tepkiye yol açtığı, ABD’nin PKK’ya karşı hareketsiz kalmasının Ankara’da hayal kırıklığı oluşturduğu ve genelde Irak’ta Kürt milliyetçiliğine ilişkin gelişmelerin; Türkiye’de, ABD’ye karşı hoşnutsuzluk oluşturduğu” görüşlerine yer verildi. The Washington Institute’ün raporunda, iki ülke ilişkilerinin güçlendirilmesi için ABD’ye, PKK’ya karşı aktif tedbirler alması önerildi. Tedbirler arasında ABD’nin, Irak’ın kuzeyinde PKK’ya karşı kararlı şekilde harekete geçmesi, PKK yöneticilerinin ele geçirilmesi için Türkiye’ye yardım etmesi, AB’yi ikna ederek PKK’nın Avrupa şebekesinin çökertilmesi ve PKK’nın finans kaynaklarının kurutulması yer aldı. Raporda, Türk halkının ülke sınırları dışında yaşayan Türklerin çektiği sıkıntılara karşı çok duyarlı olduğu belirtilerek, Kerkük meselesinin önemine işaret edildi. Bu çerçevede Türkmen, Arap, Kürt ve Hıristiyanların yaşadığı petrol kenti Kerkük’ün Kürt vilayetlerine bağlanması durumunda, bunun Türk kamuoyunda büyük kızgınlığa yol açacağı uyarısında bulunuldu.

Türkiye için de önemli Türkiye için de ABD ile yakın ve iyi ilişkilerin büyük önem taşıdığı anlatılan raporda, 3 Ekim’de AB ile müzakerelere başlayacak olan Türkiye’nin, ABD’nin desteğine sahip olmasının elini güçlendireceği görüşüne yer verildi. The Washington Institute’ün raporunda, “Bu çerçevede Türk hükümetinin Amerikan karşıtlığına karşı kampanya yürütmesi gerektiği” belirtildi.

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com