Derin Noktalar
Yüz Doksan Sekizinci Bölüm: 22.02.2005 tarihli haberde, ABD eski Başkanı Bill Clinton'ın eşi Senatör Hillary Clinton ve beraberindeki bir heyet Kerkük'ü ziyaret etti. Hillary Clinton'ı, Kerkük Valisi Abdurrahman Mustafa ile IKYB Lideri Celal Talabani'nin Kerkük temsilcisi Celal Cevher karşıladı. Vali Abdurrahman Mustafa, Senatör Clinnton ile 58. maddenin uygulanması ve Kerkük'e hizmet projelerinin uygulanmasının hızlandırılması konularını görüştüklerini söyledi. Vali Mustafa, Iraklı bakanların haksız yere Kerkük'e müdahale ettiklerini söyleyerek Baas Partisi'nin Kerkük'te gerçekleştirdiği 'Araplaştırma' politikaları konularında bilgiler verdiğini, görüşmelerde Kerkük gelirlerinin Kerkük için kullanılmasını dile getirdiğini ve yapılan görüşmelerin olumlu bir hava içerisinde geçtiğini söyledi. Hillary Clinton görüşmeler sonrasında herhangi bir açıklama yapmadı. Clinton'ın bu Kerkük'ü ikinci ziyareti.
Yüz Doksan Dokuzuncu Bölüm: 22.02.2005 tarihli haberde, Irak'ın Kerkük kentinde güvenliğin sağlanmasından sorumlu Amerikan güçleri, görevi, yeni oluşturulan Irak Ulusal Muhafızları'na devretti. Amerikalı askerlerle Iraklı muhafızlar görev devir teslim töreni sırasında, petrol boru hatlarının korunması konusunda görüş alış verişinde bulundu. Böylece Kerkük'te kontrol, yaklaşık 2 yıl sonra tekrar Iraklılara geçti.
İki yüzüncü Bölüm: 22.02.2005 tarihli haberde, Lübnan Meclisi, geçtiğimiz hafta uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden eski Başbakan Refik Hariri için 28 Şubat'ta toplanacak. Muhalefetin isteği üzerine gerçekleştirilecek oturumda, hükümete karşı güven oylamasının da yapılması planlanıyor. Öte yandan, Hariri'nin anısına Paris'te bin kadar Lübnanlı sokaklara döküldü. Lübnan'ın Paris büyükelçiliği yakınında toplanan göstericiler, "Suriye dışarı", "Suriyeliler katil" sloganları attı. Göstericiler, Lübnan bayraklarıyla "Chirac-Bush: Lübnan'da barışı sağlayın" yazılı pankartlar taşıdı. Daha sonra polis eşliğinde Hariri'nin Paris'teki evine doğru yürüyen göstericiler buraya çiçek bırakarak mum yaktı. Lübnan'da 5 hükümet kuran milyarder Hariri ile yakın dost olan Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Beyrut'a giderek Hariri'nin ailesine taziye ziyaretinde bulunmuştu. Hariri'nin öldürülmesini "iğrenç" olarak nitelendiren Chirac, ''Hariri, Lübnan için özgürlük ve demokrasi, egemenlik ve bağımsızlık idealine sahipti'' demişti. Bu arada Kuveyt'te yaşayan yüzlerce Lübnanlı da büyükelçilik binası önünde toplandı. Bina önünde Hariri anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunan göstericiler "Suriye dışarı" sloganları attı.
İki Yüz Birinci Bölüm: 23.02.2005 tarihli haberde, NATO ve Avrupa Birliği zirvelerine ev sahipliği yapan Brüksel'de, Amerikan Başkanı George Bush protesto edildi. Bush maskesi takan göstericiler, bir Amerikan silah şirketinin bürosunu işgal ederek, nükleer silah üretimini durdurmasını istedi. Silah şirketini Avrupa ve Amerika'nın savunma harcamalarını artırması için teşvik etmekle suçlayan göstericiler, Bush'u Nazilere benzetti. Kürtler ise Brüksel'de Bush'a sevgi gösterileri düzenlediler. Amerikan büyükelçiliği önünde toplanan Kürtler, Başkan Bush'a Irak Kürtleri'ne desteğinden dolayı teşekkür ettiler.
İki Yüz İkinci Bölüm: 23.02.2005 tarihli haberde, Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Faruk Loğoğlu, ABD'de yayınlanan Wall Street Journal gazetesi yazarı Robert Pollock'un Türkiye ile ilgili yazısını eleştirdi. Loğoğlu, gazeteye gönderdiği mektupta Başbakan Erdoğan ve hükümetinin Türk-Amerikan dostluğuna bağlı olduğunu ve çeşitli ''meydan okumalara'' rağmen bu ilişkileri geliştirdiğini belirtti. Loğoğlu, Pollock'un yazısının aşırı abartılı ve büyük çarpıtma içerdiğinin açık olduğunu kaydetti. Wall Street Journal'da yayınlanan bir başka mektupta ise Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi (ATAA) Başkan Yardımcısı Günay Evinç, "Sadece Türkiye'nin değil, Amerika ve dünya kamuoyunun da büyük kısmı Başkan Bush'un ve 'neo muhafazakarların Irak politikalarını tasvip etmiyor. Türk halkının bu konuda endişelenmesi için çok fazla gerekçeleri var. ABD, 1. Körfez Savaşı'nda Türkiye'ye verdiği sözleri bile daha yerine getirmedi" diye konuştu.
Irak'ın 2 ağustos 1990'da Kuveyt'i işgaliyle ABD'nin giriştiği Birinci Körfez Savaşı'nın Türkiye'ye büyük zarar verdiğini hatırlatan Evinç, Türkiye'nin 550 bin Kürt mülteciyle tek başına uğraşmak zorunda kaldığını, mültecilerle birlikte yüzlerce PKK ve Hizbullah militanının Türkiye'ye sızdığını belirtti. Terör örgütleri PKK ve Hizbullah'a karşı mücadelenin Türkiye'ye yılda 5 milyar dolara mal olduğuna işaret eden Evinç, ABD ve BM yaptırımlarını desteklemek için Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattının kapatılması dolayısıyla Türkiye'nin uğradığı zararın da yılda 5 milyar doları bulduğunu belirtti. Evinç, uğradığı zarar konusunda Türkiye'ye yardım sözü vermesine rağmen ABD'nin bu sözü yerine getirmediğini kaydetti. ABD ve Türkiye'nin güçlü ve güvenilir ortaklar olduğu bir dünyanın daha güvenli bir dünya olacağını belirten Evinç, Pollock'un yazısının bu amaca hizmet etmediğini ifade etti. Robert Pollack, Wall Street Journal gazetesinde geçtiğimiz hafta yayınlanan "Avrupa'nın hasta adamı yeniden" başlıklı makalesinde Türkiye'yi ABD ve Yahudi düşmanlığıyla suçlamıştı.
İki Yüz Üçüncü Bölüm: 23.02.2005 tarihli haberde, İngiltere'de yayınlanan The Guardian gazetesi, Kraliyet Başsavcısı Lord Goldsmith'in, hükümetin “endişesi üzerine”, Irak'a müdahaleden iki hafta önce işgalin “yasadışı” olduğuna dair uyarılar içeren 13 sayfalık bir rapor hazırladığını bildirdi. Habere göre, Başsavcı Goldsmith, 7 Mart 2003'te işgalin yasallığıyla ilgili “kuşkularını” içeren raporu Başbakan Tony Blair'e sundu. İngiliz hükümetinin, “savaşın yaratacağı yasal sorunlar konusunda oldukça endişeli olduğu için” hukukçulardan bir ekip oluşturduğunu belirten The Guardian, haberini Avukat Philippe Sands'in “Lawless World” (Hukuksuz Dünya) kitabına dayandırdı. Kitaba göre Goldsmith, raporunda Blair'i uyararak, “askeri müdahale"nin yasadışı olduğunu bildirmiş ve tavsiyelerde bulunmuş. Goldsmith'in raporunda, “konunun mahkemeye intikal etmesi durumunda, güç kullanmanın yasadışı olduğu sonucunun ortaya çıkabileceğini” söylediği öne sürüldü. Goldsmith, 17 Mart 2003'te, üç BM kararının Irak'a karşı güç kullanımını meşrulaştırdığı yönünde tavsiye kararı yayımlamıştı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, eylül 2004'te yaptığı açıklamada, ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'nin onayı olmaksızın Irak'a savaş başlatması kararının “yasadışı” olduğunu söylemişti.
İki Yüz Dördüncü Bölüm: 23.02.2005 tarihli haberde, Irak'ta 30 Ocakta yapılan seçimde Meclis'e girmeye hak kazanan 3 Türkmen milletvekilinin, Şiilerle ortak hareket edeceği bildirildi. Irak Türkmen Cephesi (ITC) Meclis Başkanı Sadettin Ergenç, Şii ittifakın başbakanlığa İbrahim el Caferi'yi aday gösterdiğini hatırlatarak Caferi'nin, Türkmenlere olumlu yaklaştığını kaydetti. "Meclis'te haklarımızı savunmak için Şiilerle hareket edeceğiz" diyen Ergenç, "Şii listelerinden de 4 Türkmen milletvekili seçildi. Böylece Meclis'teki sayımız 7'ye çıkıyor. Bu, Türkmenlerin gerçek varlığını yansıtmıyor. Seçimde yapılan haksızlıkları ortaya koyduk. Ancak, sonuç elde edemedik. Şiilerle koalisyon yararımıza olacak" dedi
24.02.2005 tarihli bir haberde, Türkiye ile ABD, iki ülke arasında varolan stratejik diyalog çerçevesinde Rusya, Kafkasya ve Orta Asya konularında sürekli bir danışma forumu oluşturulması konusunda anlaştı. Dışişleri Bakanlığı nın Rusya-Kafkasya ve Orta Asya dan sorumlu Genel Müdürü Büyükelçi Halil Akıncı, Washington da ABD nin Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan yardımcılığının yetkilisi Laura Kennedy ile bir araya geldi. Görüşmelerde, Gürcistan daki durum, Kafkasya daki gelişmeler, Yukarı Karabağ sorunu, Ermenistan ile ilişkiler ve enerji konuları ele alındı.
İki Yüz Altıncı Bölüm: 25.02.2005 tarihli Yeniçağ gazetesinde Sevil KÜÇÜKKOŞUM’un bir yazısında; Irak başkan adayı ile buluşan Büyükelçi Korutürk, Başbakan Erdoğan’ın cevabi mektubunu iletti KÜRT liderin 10 gün önce Başbakan Erdoğan’a gönderdiği mektupta, “Türkiye bizi hep destekledi. Demokrasiye geçişte engin tecrübelerinizden yararlanmak istiyoruz” dediği öğrenildi. Dünkü ziyaret de iyi niyet jesti olarak nitelendi. TÜRKİYE’NİN Irak Özel Temsilcisi Büyükelçi Osman Korutürk, dün Irak’ın devlet başkanı adayı IKYB Lideri Celal Talabani ile görüştü. Korutürk’e, Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı yetkililerinden oluşan bir heyet eşlik ederken, ziyaretin 10 gün önce Talabani’nin Başbakan Erdoğan’a gönderdiği iyi niyet mektubuna cevabın iletilmek için gerçekleştirildiği öğrenildi.
Talabani’nin Başbakan’a gönderdiği mektubunda “Biz Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin sağlanması taraftarıyız ve komşularımızla iyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Irak’ın komşularıyla ve kendi içinde huzurlu ve barışık olmasını istiyoruz” dediği belirtildi. Talabani’nin, Türkiye’den destek istediği, “Geçmişte Türkiye bizi çok kolladı. Irak’ın geleceğinde bize güvenebilirsiniz, biz de size güveniyoruz. Yeni bir demokrasi kurmaya çalışıyoruz ve sizin tecrübelerinize ihtiyacımız var” dediği öğrenildi. Mektubunda Kerkük’e değinen Talabani’nin, “Kerkük’te Türkmenler’i kucaklayacağız, bizim Kürt ittifakı listemizden en az ITC kadar Türkmen aday çıktı, onlara sahip çıkacağız” dediği ifade edildi. Irak seçimlerinden ikinci büyük grup olarak çıkan Kürt İttifakı ile Ankara arasında ilk resmi temas dün gerçekleşti. Başbakan Erdoğan’ın cevabi mektubunda olumlu bir üslup kullandığı belirtilirken, ziyaretin iyi niyet jesti olduğu belirtildi. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri Korutürk’ün ziyaretinin resmi nitelik taşımadığını belirtirken, Talabani ile temasın “Kuzey Iraklı Kürt Lider” sıfatıyla gerçekleştiğini belirtiyorlar.
İki Yüz Yedinci Bölüm: 27.02.2005 tarihli bir haberde, Irak'taki geçici yönetimin Devlet Başkan yardımcısı Roj Nuri Şıveys, Kerkük'ün durumunu yıl sonunda yapılacak referandumun belirleyeceğini söyledi. Irak'ın kuzeyindeki yerel parlamentonun başkanlığını da yapan Şıveys, Erbil'de düzenlediği basın toplantısında, Saddam iktidarında Kerkük'ten gönderilen Kürtlerin referandumdan önce yeniden geri getirilmesinin önemli olduğunu belirtti. Kürtlerin 30 ocakta yapılan seçimlerde çok iyi bir sonuç aldığını belirten Şiveys, “Referandum Kerkük'ün geleceğinde belirleyici olacaktır. Herkes alacağı oy oranında Kerkük'te söz sahibi olacak'' dedi. Türkiye ile ilişkilerin daha da geliştirilmesi gerektiğini dile getiren Şıveys, ''Kuzey'de federal bir Kürt devleti istiyoruz. Ancak Türkiye'den de iç işlerimize karışmamasını bekliyoruz'' diye konuştu. ABD’nin bu aşamada Irak’tan çekilmesinin yanlış olacağını vurgulayan Irak Kürdistan Demokratik Partisi üyesi Şıveys, “Irak’taki diğer partiler, ABD askerlerinin çekilmesini istiyorlar.
Ancak şimdiye kadar Irak'ta Irak Ulusal Muhafız Birliği tek başına güvenliği sağlayabilmiş değildir” dedi. Kürtlerin Irak başbakanlığı için adaylıklarını açıklayan İbrahim Caferi ve İyad Allavi ile bugüne kadar hiçbir anlaşma yapmadıklarını ifade eden Şıveys, ''benim şahsi görüşüm, Meclis’te daha fazla sandalye sahibi olan İbrahim Caferi'nin başbakan olacağı yönündedir'' diye konuştu. Irak'taki bütün partileri bir araya getiren bir hükümetin kurulmasında yer alacaklarını ve üst düzey görevlerden birine talip olduklarını kaydeden Şıveys, ''Ulusal Meclis seçiminde aldıkları iyi sonuç itibariyle, seçilen Kürt üyeler hükümetin kurulmasında önemli bir role sahip olacaklar'' görüşünü savundu.
İki Yüz Sekizinci Bölüm: 27.02.2005 tarihli bir haberde, New York Times gazetesi, bir Kürt eğitim kampı komutanının odasında bulunan "Büyük Kürdistan" haritasının Türkiye, Suriye ve İran topraklarının önemli bölümünü içine aldığına dikkat çekti. Iraklı Kürtlerin peşmergelerden vazgeçmek istemediklerini yazdı. Kürt liderlerin, yeni anayasada peşmerge güçlerinin meşrulaştırılması dahil, geniş özerklik sağlamaya kararlı olduklarını belirten gazete, Kuzey Irak’taki iki Kürt grubun toplam 100 bin dolayında peşmergesinin bulunduğuna belirtti. Seçimlere kadar Kürtlerin, en azından kamuoyu önünde yaptıkları açıklamalarında ABD’nin milislerin dağıtılması hedefine uymaya hazır göründüğü, ancak şimdi açık bir biçimde meydan okuduklarını belirten gazete, silahlı peşmergelerin varlığının, Kürt liderlerinin geniş özerklik taleplerine destek verdiği yorumunu yaptı. New York Times’a konuşan Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Barzani, "Permeşgelerimizi tutmak istiyoruz, çünkü bizim direnişimizin bir sembolüdür" dedi. Peşmerge güçlerini oluşturan Mustafa Barzani’nin oğlu Mesut Barzani de peşmergeler konusu için, "Tartışılacak, müzakere edilecek bir konu değildir" ifadesini kullandı.
Gazete, Kürtler liderlerin, peşmergelerin, Irak güvenlik güçlerinden bağımsız konvansiyonel ordu özelliklerini koruyacağı, subay okulu, eğitim kampları, topçu birliklerinin olacağını söylediklerine dikkat çekti. Büyük Şii partilerinin peşmergeler konusunda Kürtleri durdurmaya çalışabileceği, ancak Şii grupların kendi milislerini korumak isteyebileceğini yazan gazete, Sünnilerin ise Kürtler ve Şiilerin milislerini meşrulaştırma çabalarına büyük bir olasılıkla karşı çıkacağına işaret etti. New York Times, ABD’li komutanların ise Irak’taki güvenlik güçlerinin devlet çatışı altında olması gerektiğini söylemekle birlikte özel sohbetlerde milislerin dağıtılmasının çok zor olacağını kabul ettiklerini yazdı. ABD’nin direnişçilerle mücadelede peşmergelere güvendiğini kaydeden gazete, bir örnek olarak Musul kentini gösterdi. Koalisyonun geçici yönetimine danışmanlık yapan Hoover Enstitüsü yetkililerinden Larry Diamond, New York Times’a verdiği demeçte Irak’ta "yerel savaş beylikleri"nin ortaya çıkması olasılığının bulunduğunu söyledi. Kürtlerin kendilerini önce Kürt sonra Iraklı olarak gördüklerini de ifade eden gazete, bir Kürt eğitim kampının komutanı olan Albay Mehdi Doski’nin odasının duvarında Kürtlerin bir gün Ortadoğu’da oluşturmayı umdukları büyük ülkenin haritasının bulunduğuna dikkat çekti. Gazete, haritanın, "Akdeniz’den Batı İran’a kadar uzanan ve Türkiye, Suriye ve İran’ın büyük parçalarını içeren büyük bir toprağı gösterdiği"ni yazdı. Irak’ta işlerin iyi gitmemesi halinde milislerin varlığının ülkede Lübnan türü bir sivil savaşa yol açabileceği uyarısını yapan Diamond, "Peşmergelerin varlığının Kürt siyasi liderlerinin, daha geniş özerklik talepleri konusunda boyun eğmeme kararlılığını güçlendireceğini" savundu.
İki Yüz Dokuzuncu Bölüm: 27.02.2005 tarihli bir haberde, Irak'ta cumhurbaşkanlığı'nın adayı Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Celal Talabani, kendisiyle görüşmek için Kuzey Irak'a önceki gün giden Türk heyetine, yeni dönemde Iraklı Kürtlerin en büyük güvencesinin Türkiye olacağını söyledi. "Kiminin İran'ı, kiminin Arap ülkeleri var. Bizimse Türkiye'den başka kimsemiz yok" diyen Talabani, Irak Koordinatörü Büyükelçi Osman Korutürk başkanlığındaki Türk heyetini Süleymaniye'de ağırladı. Talabani, Irak'ta yeni dönemde Türkiye'nin demokratik ve çağdaş yönetimini örnek alacaklarını kaydetti. Talabani'ye Ankara'ya gönderecekleri bir heyete demokratik kurumlar konusunda eğitim verme teklifini ileten Korutürk de Türkiye'nin Irak'la ilgili en önemli kaygısının toprak bütünlüğünün korunması olduğunu kaydederek, "Bütünlüğün bozulması hem Irak'ta, hem de bölgede dengeleri değiştirir. Biz bu dengelerin korunması için gereken her şeyi yapmaya hazırız. Kerkük'e Araplar getirildi diye yıllarca şikâyet ettiniz. Şehrin nüfus yapısını düzeltin. Bağımsız bir Kürt devleti fikrine Araplar da sıcak bakmayacaktır " uyarısında bulundu. Ankara, Kürt lidere, Irak - Türkiye uçak seferleri konusunda da "yeşil ışık" yaktı. KYB Ankara Temsilcisi Behruz Galali'yi de görüşmeye helikopterle beraberlerinde götüren Türk heyeti, Kürt yetkilinin ulaşım konusundaki rahatsızlığına, "Irak'ta güvenlik sağlandıktan sonra Bağdat - İstanbul uçuşları karşılıklılık esasına göre başlayabilir" mesajını verdi.
İki Yüz Onuncu Bölüm: 27.02.2005 tarihli www.haberturka.com internet sitesinde “Powell’dan İtiraflar” başlıklı haberde; ABD'nin eski dışişleri bakanı Colin Powell, Irak savaşı ile ilgili itiraflarda bulundu. ABD'nin eski dışişleri bakanı Colin Powell Powell, "Bazen Avrupalıların nasıl algılayacağını hesaba katmadan sözler sarf ettik. Avrupa kamuoyuyla yapılacak çok işimiz var" dedi. ABD Başkanı George Bush'u Ağustos 2002'de bir akşam yemeğinde, "zor olanın Irak'ı işgal etmek değil, işgalden sonra ülkeyi istikrara kavuşturmak olduğu" konusunda uyardığını da ifade eden Powell, "Zor olan kısmın daha sonra geleceği, askeri kısmın kolay olacağı, Irak'ın kristal bir bardak misali kırılacağı ve dağılan parçaları toplamanın sorun olacağı konusunda uyardım. Bush, işte bunun üzerine, BM nezdinde bir çözüm bulunabilir mi diye bakmam için bana izin verdi" dedi. BM Güvenlik Konseyi'nde, istihbarat servislerinden gelen ve sonradan yanlış olduğu ortaya çıkan, "Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğuna" dair bilgilerle ilgili konuşmasından, "Çok acı duyuyorum" diye söz eden Powell, "Hep bu argümanları sunan kişi olarak bilineceğim. Bütün bunların kaynağı çok şaibeli hale geldiğinde ve her şey bir bir yıkılmaya başladığında korkunç bir hayal kırıklığına uğramıştım" ifadesini kullandı. "Sorun kitle imha silahları stoklarıydı. Hiçbiri bulunamadı.
Bulunacağını da sanmıyorum. Belki o dönemde yoktu bile. Bunlar istihbarat servislerinden gelen yargılardı, benim uydurmam değildi" diyen eski bakan, ABD'nin, kabul edilmeyeceğini bile bile, müttefiki İngiltere'nin Başbakanı Tony Blair'in İngiliz parlamentosunda savaşı haklı çıkarabilmesine olanak sağlamak amacıyla, BM Güvenlik Konseyi'ne ikinci bir karar tasarısını sunduğunu söyledi. Powell, "İkinci bir karara ihtiyacımız olduğunu düşünmüyorduk ve Fransızlarla çok ciddi bir sorun yaşayacağımızdan emindik, ancak İngiltere'nin buna ihtiyacı vardı ve kesinlikle ikinci bir karar istiyordu" açıklamasında bulundu. Powell, demecini şu sözlerle tamamladı: "İkinci kararı çıkaramayacağımız gün gibi ortadaydı ve kararı oya sunmadık. Ancak 1-2 hafta sonra Tony Blair, İngiliz parlamentosundan istediği desteği aldı. İkinci karar tasarısı şu amaca hizmet etmiş oldu, İngiltere şunu diyebildi: Denedik, şimdi ileriye gitmek lazım..."
İki Yüz On Birinci Bölüm: 28.02.2005 tarihli bir haberde, Irak'ta seçimlerinde birinci parti çıkan Birleşik Irak İttifakı'nın başbakan adayı İbrahim Caferi, PKK dahil, komşu ülkeler aleyhine Irak'ta faaliyet gösteren hiçbir örgütün barınmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Başkent Bağdat'ta basın toplantısı düzenleyen Caferi, "Bizim siyasetimiz tüm komşu ülkelerle iyi ilişkiler kurma yönünde olacak. Topraklarımızdaki herhangi bir örgütün komşularımıza zarar vermesine kesinlikle izin vermeyeceğiz" dedi. PKK'nın önünde iki seçenek olduğunu belirten Caferi, terör örgütünün Irak hükümetinin kanunlarına uyarak zararlı faaliyetlerine son vermesi gerektiğini, aksi takdirde örgütün Irak topraklarını terk etmek zorunda kalacağını vurguladı. Kerkük konusuna da değinen Şii lider, "bu bölgenin dengeli bir yönetime kavuşması arzusundayız. Ancak kalıcı bir çözüm, kabul edilecek anayasaya ve parlamentoya dayalı olarak sağlanabilecek" şeklinde konuştu.
İki Yüz On İkinci Bölüm: 28.02.2005 tarihli bir haberde, Irak'ta 30 Ocak'ta yapılan seçimlerin ardından, ülkenin önde gelen Şii din adamı Ayetullah Ali Sistani, Şiilere Sünnilerle beraber çalışma ve birleşme çağrısında bulundu. Seçimlerden birinci parti çıkan ve Şii siyasi oluşumunu simgeleyen Birleşik Irak İttifakı üyesi din adamı Hümam Hammudi, Sistani'nin, "Birleşik Irak İttifakı'nın sadece Şiileri değil, tüm Iraklıları temsil ettiğini ve özellikle Sünnilere hak ettikleri yerin verilmesi gerektiğini vurguladığını" belirtti. Hammudi'nin verdiği bilgiye göre Sistani, "kadın haklarının göz ardı edilmemesi, anayasanın bilgili kişilerce kaleme alınması, güvenlik ve kamu hizmetleri konusunda halkın taleplerine çözüm bulunması" tavsiyesinde bulundu.
İki Yüz On Üçüncü Bölüm: 28.02.2005 tarihli bir haberde, Irak’ta orduya alternatif silahlı gruplar istemeyen ABD’ye karşı peşmerge direnişi. Kürt lider Mesud Barzani ısrarlı: Peşmerge sembol, dağıtılamaz. AMERİKAN New York Times gazetesi, seçimlerden güçlenerek çıkan Kürt partilerin peşmergeleri dağıtmamakta kararlı olduklarını yazdı. Gazete, Kürt liderlerin yeni hazırlanacak anayasada bölgesel özerklikler elde ederek peşmergelerin dağıtılmasını engellemeye çalışacaklarını belirtti. Kürdistan Demokratik Partisi lideri Mesud Barzani, direnişin sembolü oldukları için peşmergeleri dağıtmak istemediklerini ve bunun tartışma konusu olmadığını söyledi. Kürtler, yeni anayasada istedikleri gibi bir madde koydurmayı başarırlarsa, peşmergeler resmi olarak Irak Savunma Bakanlığı’nın kontrolü altında olacak. Ancak pratikte peşmergeler bölgesel komutanların denetimi altında faaliyet gösterecek. Kendi silahlı güçleri bulunan bazı Şii partilerin de milislerin dağıtılmasına karşı çıkabilecekleri belirtiliyor. Ancak ABD’li uzmanlar, farklı silahlı güçler arasında çatışmalar çıkmasından ve Irak’ın Lübnan’dakine benzer bir iç savaşa sürüklenmesinden endişe ediyor. ABD’li yetkililer, peşmergelerin dağıtılıp dağıtılmayacağına yeni kurulacak Irak hükümetinin karar vereceğine söylüyor. New York Times gazetesi, bir Kürt eğitim kampı komutanının odasında bulunan “Büyük Kürdistan” haritasının, Türkiye, Suriye ve İran topraklarının önemli bölümünü kapsadığına da dikkat çekti.
İki Yüz On Dördüncü Bölüm: 28.02.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan bir haberde, New York Times gazetesi, Kuzey Iraklı Kürtler'in özerkliğin garantisi olarak peşmergeleri dağıtmayacağını yazdı. Gazeteye konuşan bir uzmana göre bu, ülkede iç savaşa yol açabilir. Seçimlerden güçlenerek çıkan ve devlet başkanlığını almalarına kesin gözüyle bakılan Kürt partiler, peşmergeleri dağıtmamakta kararlı... Amerikan New York Times gazetesinde yer alan habere göre Kürdistan Demokratik Partisi lideri Mesud Barzani, direnişin sembolü oldukları gerekçesiyle peşmergelerin dağıtılmasını istemiyor. Kürt liderlerin yeni hazırlanacak anayasada bölgesel özerklik elde edip peşmergelerin dağıtılmasını engellemeye çalışacağı da haberde yer aldı.
KÜRTLER'İN İNTİKAMI Kürtler yeni anayasaya istedikleri maddeleri koydurmayı başarırsa, peşmergeler resmi olarak Irak Savunma Bakanlığı'nın, pratikte bölgesel komutanların denetimi altında olacak. Bazı Şii partilerin de adamlarını dağıtmayacağı belirtiliyor. Geçici yönetimde eski danışman Larry Diamond, "Etnik ve bölgesel bölünmeler doğru şekilde ele alınmazsa Irak Lübnan benzeri bir sivil savaşa sürükleyebilir" dedi. Öte yandan Time dergisi "Kürtler'in intikamı" başlıklı haberde devlet başkanı adayı Celal Talabani'nin peşmergeleri dağıtmaktan yana olmadığını ve petrol bakanlığını istediğini yazdı.
İki Yüz On Beşinci Bölüm: 28.02.2005 tarihli bir haberde, New York Times Gazetesi, Kuzey Irak'taki peşmerge güçlerinin kontrol edilemez, bağımsız ve düzenli bir ordu haline geldiğini ve gücün zaman içinde Türkiye'yi tehdit edeceğini yazdı. GAZETE, peşmerge karargahlarında asılan "Akdeniz'den Batı İran'a kadar uzanan ve Türkiye, Suriye ve İran'ın büyük parçalarını içeren büyük bir Kürdistan devletini kurmanın, giderek büyüyen ordunun tek ülküsü haline geldiğine yer verdi. Seçimler öncesi güvenlik milisi olarak adlandırılan peşmerge, 100 bin kişilik ordu haline geldi.
İki Yüz On Altıncı Bölüm: 28.02.2005 tarihli Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM)’ın internet sayfasında Soran ŞÜKÜR’ün “Seçim Sonrası Irak’ta Üzerinde Durulması Gereken Gelişmeler” başlıklı yazısında; (27.02.28) üzerinde durulması gereken iki önemli gelişme yaşanmıştır. Bunlardan birincisi Saddam’ın üvey kardeşi Sabaavi’nin yakalanması, diğeri ise El Sistani destekli Şii ittifakının başbakan adayı İbrahim El Caferi’nin (Dava Partisi Genel Sekreteri) PKK ile ilgili yapmış olduğu açıklamadır. ABD'nin Afganistan ve Irak müdahalelerinin ardından en çok konuşulan konulardan biri de, İran ve Suriye’ye yönelik müdahale tehditleri olmuştur. Hiç şüphe yok ki ABD’nin Irak’ta başarılı olması, bu iki ülkenin endişelerinin daha da artmasına neden olacaktır. Dolayısıyla bu iki ülke, başta Irak’taki direnişçilere destek vermek ve Arap direnişçilerin Irak’a sızmalarına göz yummak olmak üzere, ABD’nin başarısız olması için her türlü girişimin yanında, örtülü de olsa yer almaktadır.
Seçim sonrası süreçte ABD’nin, İran ve Suriye’ye baskıyı artırması muhtemeldir. Bu iki ülke, ABD’nin talep ve beklentilerine olumlu yaklaşmadığı takdirde, başta askeri müdahale olmak üzere her türlü ihtimale açık hale gelebilir. Böyle bir durumun sonucu olarak da, başta Suriye olmak üzere bu iki ülkenin Irak konusundaki politikalarında özellikle Sünni direnişçilere destek verme stratejilerinden geri adım atmaları beklenmektedir. Bu bağlamda ilk gelişme, dün Irak Hükümet Sözcüsü Sair Hasan El Nakib tarafından iddia edildiği üzere, ABD’nin Irak müdahalesi sonrası yayınladığı en çok aranan 55 kişilik listede 38. sırada yer alan Saddam’ın üvey kardeşi El Sabavi’nin Irak geçici hükümeti güvenlik teşkilatı tarafından yakalanmasıdır. Böylece bu listede yer alan 55 kişiden 45’i ele geçirilmiştir. Sabavi’nin yakalanması iki temel konuya dikkat etmemizi gerektirmektedir. Birincisi Irak yerel kaynaklarının iddiasına göre Sabavi’nin Suriye Hükümeti tarafından Irak Hükümetine teslim edildiği iddiasıdır. Bu iddia ABD’nin Newsweek dergisinde yayınlanan bir raporda da doğrulanmaktadır.
Şayet bu iddia doğru ise, ki büyük ölçüde de doğru olduğunu tahmin ediyoruz, Suriye’nin Irak seçimleri sonrası Irak’taki direnişçileri destekleme konusunda ciddi bir değişime gittiği söylenebilir. Dikkate edilmesi gereken ikinci husus ise, Sabavi’nin yakalanmasının Irak’taki direnişin Baas kanadı üzerinde nasıl bir etki doğuracağıdır. Sabavi’nin, ABD’nin Irak müdahalesi öncesi rejim içindeki temel görevi, Saddam Hüseyin’in yurt dışındaki mallarını idare etmek idi. ABD’nin Irak müdahalesi sonrası, yayınlanan birçok istihbarat raporunda, Sabavi'nin, bu malların bir kısmını Suriye’ye, Suriye’den de direnişçilere aktardığı belirtilmektedir. Yani Sabavi, Irak’taki direnişin Baasçı kanadının baş finansörü konumundaydı. Dolayısıyla Sabavi’nin yakalanması, Baasçı direnişin etkisizleşmesi açısından önemli bir gelişme olarak görülmektedir.
Dün yaşanan ikinci bir gelişme ise, Başbakan adayı İbrahim El Caferi’nin PKK ile ilgili yaptığı açıklamadır. Caferi, Irak Hükümeti olarak başta PKK olmak üzere komşu ülkeleri tehdit eden herhangi bir örgütün varlığına kesinlikle izin vermeyeceklerini ifade etmiştir. Haklı olarak bu açıklama, Türkiye’yi PKK konusunda rahatlatmıştır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, Caferi’nin bu açıklaması ile sadece PKK’yı değil, komşuları tehdit eden diğer örgütleri de kastetmiş olmasıdır. Caferi burada dolaylı olarak, Irak’ta bulunan İran rejimine muhalif Halkın Mücahitleri Örgütü’ne gönderme yapmaktadır. El Caferi’nin bu tavrından çıkarabileceğimiz önemli bir sonuç, başbakan olması halinde, yeni Irak hükümetinin İran konusunda koruyucu bir politika izleyeceği ihtimalidir. Bu durumun, ABD ile yeni Irak Hükümeti arasındaki ilişkileri nasıl etkileyeceği konusunda bir takım şüpheler bulunmaktadır.
İki Yüz On Yedinci Bölüm: 28.02.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan “Saddam Devrildi, Kürtler Yayıldı” başlıklı bir haberde, Haftalık Amerikan dergisi Time'ın yeni sayısında çıkan ''Kürtlerin intikamı'' başlıklı yazıda Iraklı Kürtlerin, Saddam Hüseyin rejiminin yıkıldığı 2003 yılından bu yana, kontrol ettikleri bölgeyi yüzde 20 oranında genişlettiğini yazdı. Dergide Kürtlerin bağımsızlık istediğini söylendiği söyleyen Talabani'nin başkanlık için en kuvvetli aday olduğu yazıldı. Haftalık Amerikan dergisi Time, Iraklı Kürtlerin, Saddam Hüseyin rejiminin yıkıldığı 2003 yılından bu yana, kontrol ettikleri bölgeyi yüzde 20 oranında genişlettiğini yazdı. ''Kürtlerin intikamı'' başlığıyla bir haber yayınlayan Time dergisi, 30 Ocak'ta elde ettikleri seçim başarısından sonra Iraklı Kürtlerin ülke yönetimindeki etkilerini artırmayı hedeflediklerini kaydetti. Bir zamanlar Saddam Hüseyin tarafından öldürülmek istenen Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) lideri Celal Talabani'nin bugün Saddam'ın yerini alacak en güçlü aday haline geldiğini yazan dergi, Talabani'nin, Iraklı Kürtlerin bağımsızlıklarını ilan edeceklerine dair artan endişeleri gidermeye çalıştığını ifade etti.
Dergide yer alan yazıda, Talabani'nin, kendisiyle yapılan söyleşide, ''Eğer Kürtlere (Bağımsızlık istiyor musunuz?) diye sorarsanız şüphesiz herkes (Evet) diyecektir. Ama eğer soruyu (Bağımsızlığı şimdi mi istiyorsunuz?) şeklinde yöneltirseniz, cevap (Hayır) olacaktır'' dediğini kaydetti. Ülke nüfusunun yüzde 17'sini oluşturan Kürtlerin Irak'ın yeni parlamentosunda 275 sandalyeden 75'ini aldığını belirten dergi, Kürtlerin Irak hükümetindeki en önemli konumları da ele geçirmeye çalıştıklarını yazdı. Ülkenin en etkin konumu olan başbakanlığın Şiilere gideceğini belirten dergi, devlet başkanlığını almayı planlayan Talabani'nin ise bu konumunu Kürtlerin çıkarlarını korumak üzere kullanacağını ifade etti. Kürtlerin bazı arzularının Irak sınırlarını aşacak etnik çatışmalara yol açabileceğini yazan dergi, seçim başarılarının bazı Kürt gruplarını ''Kürdistan''ın güney sınırlarını genişleterek Türkmen, Arap ve Kürtler'in yaşadığı Kerkük'ü de topraklarına katmaya cesaretlendirdiğini kaydetti. ABD'nin en büyük korkusunun Kürtlerin Irak'tan ayrılması ve Suriye, İran ve en önemlisi Türkiye'deki Kürt nüfusu kışkırtmaları olduğunu ifade eden dergi, bu yüzden Türkiye'nin bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını engellemek için bölgeye müdahale edeceği tehdidinde bulunduğunu yazdı.
Seçim sonuçlarının Kürt milliyetçiliğine yeni bir ivme kazandırdığını yazan dergi, seçim günü Kuzey Irak'ta gayri resmi bir referandum düzenleyen Kürdistan Referandum Hareketi'nin, kurdukları sandıklarda oy kullanan 2 milyon Kürt seçmenin yüzde 99'unun bağımsızlıktan yana oy kullandığını iddia ettiğini belirtti. 80 bin kişilik Peşmerge milislerini ellerinde tutarak kendi belirledikleri sınırları korumaya çalışan Kürtlerin, ''Kürdistan'ın Kudüsü'' olarak iddia ettikleri Kerkük'ün kontrolünü ele geçirmeye uğraştıklarını yazan dergi, Kürtlerin bu amaçla seçimler öncesi bu şehre 100 bin civarında Kürt mülteciyi yerleştirdiğini kaydetti.
İki Yüz On Sekizinci Bölüm: 01.03.2005 tarihli SABAH gazetesinde çıkan “Bin Ladin ABD’ye Saldıracak” başlıklı bir haberde, ABD'de terörle mücadeleden sorumlu bir yetkili, El Kaide lideri Usame bin Ladin'in, bu örgütle ittifak kuran Ürdünlü militan Ebu Musab Zerkavi'ye, ABD topraklarında saldırı düzenlemesi çağrısında bulunduğunu söyledi. Adının açıklanmasını istemeyen yetkili, AFP'ye yaptığı açıklamada, Zerkavi'ye ABD'de saldırı düzenlemesi çağrısında bulunulduğunu ve bu çağrının, ABD'de 11 Eylül 2001'de düzenlenen saldırıların sorumlusu olan Usame bin Ladin'den geldiğini belirtti. Amerikalı yetkili, Bin Ladin ile Zerkavi'nin nasıl temas kurduklarını açıklamadı.
İki Yüz On Dokuzuncu Bölüm: 01.03.2005 tarihli bir haberde, Gürcistan'dan yeni bir tabur, Irak'taki yüzlerce Gürcü askere katılmak üzere Kuveyt'e hareket etti. Başkent Tiflis'e 28 kilometre uzaklıktaki Vaziani üssünde Kuveyt'e hareket etmelerinden önce askerlere hitap eden Albay Levan Nikoleişvili, ''Size görevinizi tamamlamanızı, eve canlı ve sağlıklı dönmenizi emrediyorum'' dedi. Nikoleişvili, Kuveyt'e hareket eden 550 askerin BM binalarını korumak için görevlendirildiğini, onlara eşlik eden 50 kişinin, tercüman, iletişim mühendisi ve diğer yardımcı personelden oluştuğunu kaydetti.
İki Yüz Yirminci Bölüm: 01.03.2005 tarihli bir haberde, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın yayınladığı "2004 İnsan Hakları Raporu"nda terör örgütü PKK, Türkiye ile aynı kefeye konuldu. Türkiye'deki demokrasinin Irak ve Afganistan ile bir tutulduğu raporda Avrupa Birliği'nin (AB) Kopenhag Kriterleri'ni karşılama arzusuyla Ankara'nın önemli reform paketleri geçirmesine karşılık uygulamanın zayıf kaldığı, işkence ve baskının devam ettiği iddia edildi. PKK’nın önce terör örgütü olarak nitelenmesine rağmen, daha sonra hükümet ve PKK "çatışmanın tarafları" olarak gösterildi, her iki tarafın da, Güneydoğu’da "çatışmanın dışında olanların insan haklarını ihlal ettiği" görüşü savunuldu. Birçok vakaya da yer verilen raporda gazeteci Mehmet Ali Birand, PKK'nın lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla birlikte "PKK’ya yardım etmekle suçlanıyor.
İki Yüz Yirmi Birinci Bölüm: 01.03.2005 tarihli bir haberde, Irak'ta 30 Ocak'ta yapılan seçimlerin galibi Şii ittifakının başbakan adayı İbrahim Caferi, Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) lideri Mesud Barzani ile görüşmek üzere Irak'ın kuzeyindeki Selahaddin kentine gitti. Bu arada, IKDP'nin insan hakları sorumlusu Muhammed İhsan, Caferi-Barzani görüşmesinden önce AFP'ye yaptığı açıklamada, Iraklı Kürtlerin başka listelerle anlaşma yapmadığını söyledi ve ittifak yapmak için bazı koşullarının olduğunu söyledi. İhsan, ''Bunun için, demokratik bir Irak'ta federal sistemin tanınmasını, Kerkük'ün Kürdistan'a bağlanmasını ve peşmergelerin devamını istiyoruz. Ayrıca İran benzeri bir din devleti istemiyoruz ve önemli bakanlıklardan istediklerimiz var'' dedi.
|