Çember İçindeki Suriye

13.09.2005 tarihli çıkan bir haberde, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari, yabancı teröristlerin Suriye sınırından Irak’a girdiğine ilişkin iddialar üzerine Suriye’nin ’’tehlikeli bir oyun oynadığını’’ söyledi. Zebari, Washington’da yaptığı açıklamada, bu mesajın, Iraklı yetkililer tarafından Suriyelilere iletildiğini belirterek, mesajda ’’Irak’ın yaşadığı zorluklardan fayda sağlayacaklarını düşünmemeleri, bunun uzun dönemde geri tepeceği’’ uyarısında bulunulduğunu açıkladı.

Altmış Üçüncü Bölüm: 16.10.2005 tarihli YENİÇAĞ gazetesi kaynaklı çıkan bir haberde, Dünya basını, ABD’nin etkili gazetesi New York Times’ın “Amerika-Suriye çatışıyor” haberini okuyucularına savaş alarmı olarak duyurdu, “Yeni cephe açılıyor” diye yazdı. Suriye, ABD Başkanı Bush’un hedef gösterdiği ülkeler arasında. Washington‘daki askeri ve siyasi kaynaklara dayanılarak verilen haberde, ABD ve Suriye askerleri arasındaki çatışmalarda pek çok Suriyeli askerin öldüğü ileri sürüldü Ayrıca, ABD birliklerinin planlı olarak sınır ötesine geçtikleri ve buralarda nokta operasyonları yaptıkları kaydedildi. New York Times, Amerikalı yetkililerin, Kamboçya’nın Vietnam savaşında oynadığı role benzer bir bir rolü Irak savaşında Suriye’nin oynadığını dile getirdiğine dikkat çekti. Savaşın kapıda olduğu belirtilen haberde, Bush’un, henüz Esad’ı devirecek stratejiyi imzalamadığı da belirtildi.

Irak’taki özel ABD birlikleri, direnişçileri kovalama bahanesiyle Suriye topraklarına sızdı. Amerikan askerleri çatışmaya girdiği çok sayıda Suriyeli askeri öldürdü. ABD ordusunun sınır ötesinden istihbarat elde etmek amacıyla küçük gizli ekipler kullanarak Suriye içlerinde özel operasyonlar düzenlemeyi planladığını da yazan gazete, Suriye sınırındaki askeri hareketliliğin Irak’taki anayasa referandumu öncesinde daha da yoğunlaştığını belirtti. Amerikalı yetkililerin her geçen gün daha sık şekilde, Kamboçya’nın Vietnam savaşında oynadığı role benzer bir bir rolü Irak savaşında Suriye’nin oynadığını dile getirdiğine dikkat çeken New York Times, bu ülkenin direnişçiler için bir üs, sınırdan para ve mühimmat akışının sağlandığı bir kaynak ve nihayet gölgeler savaşının yapıldığı bir yer olduğunu iddia etti.

Gazete ayrıca, ABD Başkanı George Bush’un, gelecek haftalarda Suriye lideri Beşar Esad üzerinde daha fazla baskı oluşturabilmek için diğer yöntemlerin yanı sıra Suriye’ye karşı özel operasyonları da içeren daha fazla seçenek üzerinde durmaya başladığını da kaydetti. Bush’un, henüz Esad’ı devirmek için herhangi bir strateji ya da planı imzalamadığı ifade edilen haberde, bunun kısmen Esad’ın yerine kimin geçeceği konusundaki endişelerden kaynaklandığı yorumu yapıldı. Gazete, Washington’ın Esad yönetiminin bir değişim sürecine girmesi konusunda şimdilik umudunu, BM adına eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastini araştıran Alman savcı Detlev Mehlis’in bu ay içerisinde tamamlayacağı rapora bağladığını kaydetti.

Rusya ve ABD dışişleri bakanları dün yaptıkları görüşmede İran’ın nükleer enerji programını sürdürme hakkı konusunda bir uzlaşmaya varamadı. Moskova, Tahran’ın uranyum zenginleştirmeyi sürdürmesine izin verilmesini savunurken Washington bunu kabul etmiyor. Görüşmeler hakkında Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, “Nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşması NPT’ye üye bütün ülkelerin uranyum zenginleştirme hakkı var” dedi. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ise “NPT sadece haklar vermiyor, ayrıca yükümlülükler de getiriyor. Bu haklar meselesi değildir. Uranyumun zenginleştirilmesi konusunda İran’a güvenilebilir mi” diye konuştu.

Altmış Dördüncü Bölüm: 10.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Irak Devlet Başkanı Celal Talabani ve Irak Başbakanı İbrahim Caferi’yi Şam’a davet etti. ABD ve Irak’ın, Suriye’nin yabancı savaşçıların Irak’a girmesini durdurmak için yeterli çabayı göstermediği suçlamalarını ’’büyük yalan’’ olarak nitelendiren Esad, Washington yönetimini, Suriye’nin Bağdat hükümetiyle dostane ilişkiler kurma çabalarına zarar vermekle suçladı. Esad, televizyonda yaptığı konuşmada, ’’Suriye’nin, ABD’nin taleplerinden ayrı olarak, sınırlarını kontrol etmede çıkarı var. Çünkü Irak’taki kaos, doğrudan Suriye’deki güvenliği etkiliyor. Iraklı kardeşlerimizle tam işbirliğine hazırız’’ ifadesini kullandı. ’’Haksız korkuların üstesinden gelmek ve Suriye’yi ziyaret etmek için Talabani ve Caferi’ye davetimizi yineliyoruz’’ diyen Esad, ’’Irak’ta büyükelçilik açmak için bu ülkeye gönderdikleri diplomatik heyetin Iraklı yetkililerce terslendiğini ve heyetin eli boş geri döndüğünü’’ söyledi. Esad, ’’Suriye’nin sınırda kontrolün sağlanması için ABD’den teknik yardım istediğini, ancak hiçbir şey elde edemediğini’’ de belirtti. ABD ve Irak, Şam yönetimini, ’’Irak’ta istikrarsızlığa destek için yabancı militanların Irak’a girmesine izin vermekle’’ suçluyor.

Altmış Beşinci Bölüm: 10.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, hükümetinin Lübnan’ın Suriye aleyhtarı eski başbakanı Refik Hariri’nin öldürülmesi konusundaki soruşturmada Birleşmiş Milletler ile tam işbirliği yapacağını söyledi. Bu konudaki gelişmeleri televizyonlardan canlı yayımlanan bir konuşmayla bizzat değerlendiren Esad, tam işbirliği vaadine rağmen Suriye’nin güvenliğine zarar verebilecek herhangi bir adımı kabul edemeyeceklerini bildirdi. Suriye Cumhurbaşkanı, ’intihar anlamına gelecek’ bazı taleplerden söz etti. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ise Suriye’ye soruşturmada işbirliği göstermemesi halinde yaptırım uygulanması gerektiğini söyledi. BM Güvenlik Konseyi geçen ay aldığı bir kararla Şam yönetiminden 15 Aralık’a dek tam işbirliği göstermesini istemiş, doğrudan yaptırım tehdidi yapmamıştı. Bu tarihten sonra Konsey durumu yeniden değerlendirecek. Ülkesinin Hariri suikastı konusunda masumiyetinin kesin olduğunu belirten Esad, "Suriye bu olaya ne hükümet ne de birey düzeyinde karışmıştır.

Olay sadece siyasi bir sorun" diye konuştu. Şam Üniversitesi’ndeki konuşma sırasında binlerce Suriyeli, Esad lehinde tezahürat yaptı ve Suriye bayrakları salladı. Esad, soruşturma heyetine başkanlık eden savcı Detlev Mehlis’in Şam’ı ziyaret etmesi yolundaki daveti reddettiğini söyledi. Esad Mehlis’in görüşmek istediği Suriyeli yetkililerle Suriye’deki BM binasında ya da Arap Birliği’nin Kahire’deki merkezinde görüşme önerisini de kabul etmediğini belirtti. Suriye ayrıca görüşmelerde bir de resmi yetkilinin bulunmasını şart koşuyordu. Birleşmiş Milletler yetkilileri, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin suikast sonucu öldürülmesiyle ilgili soruşturmaları kapsamında altı Suriye yetkilisiyle ülke dışında ve baş başa görüşmek istiyor. Bu yetkililer arasında Beşar Esad’ın kardeşi ve kayınbiraderinin de olduğu sanılıyor. Esad iktidardaki Lübnan hükümetine de sert eleştiriler yöneltti. Esad, suikast sonrası Hariri’nin oğlu Saad Hariri öncülüğünde kurulan hükümetin Lübnan’ı Suriye aleyhtarı komplolar için bir platform olarak kullandırdığını öne sürdü.

Suriye lideri, Lübnan hükümeti için ’başkalarının emrini uygulayan bir kukla hükümet’ ifadelerini kullandı. 14 Şubat’ta Beyrut’ta düzenlenen Hariri suikastinden bu yana giderek artan bir baskı altındaki Esad’ın açıklamalarını yüzlerce gazeteci izledi. Suriye, suikasta karıştığı yolundaki iddiaları reddetse de, olayla ilgili kendi soruşturmasını başlatmıştı. Detlev Mehlis, geçen ay Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda, Hariri suikastinin, Lübnan ve Suriye istihbaratlarının desteği olmaksızın düzenlenmesinin çok zor olduğunu belirtmişti. Mehlis ayrıca Suriyeli yetkilileri soruşturmayı engellemeye çalışmakla suçladı.

Altmış Altıncı Bölüm: 14.11.2005 tarihli çıkan bir haberde, İsrail Başbakanı Ariel Şaron, Suriye ve İran’ı ’şer ekseni’ olarak niteledi ve uluslararası topluluktan bu iki ülkeye karşı tavır almasını istedi. İsrail’e bu akşam saatlerinde gelen ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’in da katıldığı bir forumda konuşan Şaron, ’İran ve Suriye, bölge istikrarını tehdit eden sorumsuz liderler tarafından yönetiliyor. Bu ülkeler terörizmi ve terörist unsurları cesaretlendiriyor, onları manipüle ediyor, eğitiyor ve finanse ediyor’ ifadelerini kullandı. Uluslararası topluluğa seslenen İsrail Başbakanı, İran’a, nükleer programını durdurması yolunda baskı uygulanması, Suriye’ye de eski başbakan Refik Hariri suikasti soruşturmasına katkıda bulunmaya zorlanması çağrısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice ise, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad’ın ’İsrail haritadan silinmeli’ yolundaki son açıklamalarını kınayarak, Ahmedinecad’ın açıklamalarının uluslararası sistemde kabul edilemeyeceğini savundu.

Altmış Yedinci Bölüm: 16.11.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “Gül’den Suriye’ye Sürpriz Ziyaret” başlıklı bir haberde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’la görüşmek için sürpriz bir biçimde Suriye’ye hareket etti. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, kısa bir çalışma ziyaretindi bulunmak üzere sürpriz bir biçimde Şam’a gitti. Gül’ün Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’la görüşeceği ve akşam saatlerinde Türkiye’ye döneceği öğrenildi.

Konu ile ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, "Türkiye’nin bölgesinde meydana gelen gelişmelere kayıtsız kalması beklenemez. Sayın Bakanımız Suriye’ye de bu anlayışla gitmektedir. Türkiye, bölge istikrarının korunması ve bölgedeki reform hareketlerinin devamı için bugüne kadar gösterdiği çabaları bundan sonra da sürdürmekte kararlıdır" ifadeleri yer aldı. Açıklamada ayrıca, Abdullah Gül’ün Şam’da yapacağı görüşmede Eski Lübnün Başbakanı Refik Hariri’ye yönelik suikastin aydınlatılması amacıyla BM Komisyonu tarafından yürütülen soruşturmanın tamamlanması için tanınan ek sürenin hızla tükenmekte olması ışığında 1636 sayılı BM kararının hükümlerinin yerine getirilmesi konusunun öncelikle ele alacağı belirtildi. Gül’ün ziyaretinde ayrıca Irak’ta devam eden siyasi sürecin de ele alınacağı ifade edildi.

Bu konuya ilişkin aynı tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan ikinci bir haberde de; ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün Suriye ziyareti sırasında ileteceği mesajlar konusunda Türkiye ile aynı görüşleri paylaştıklarını bildirdi. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nden üst düzey bir yetkili, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gül’ün Suriye ziyareti hakkında önceden haberdar edildiklerini, bu ziyaret öncesinde Türk ve Amerikalı yetkililerin ziyaretin içeriğini konuştuklarını kaydetti. Gül’ün Suriye tarafına ileteceği mesajlar konusunda hemfikir olduklarını ifade eden Amerikalı yetkili, bu mesajların, Suriye’nin terörizme destek vermemesi, Irak ve Lübnan’ın içişlerine karışmaması ve özellikle de Hariri suikastıyla ilgili soruşturmada uluslararası toplumla işbirliği yapması konularında olduğunu söyledi.

Altmış Sekizinci Bölüm:

01.12.2005 tarihli İNTERNETHABER web sitesinde çıkan “Hariri Suikastinde İlginç Gelişme” başlıklı bir haberde, Hariri Suikastı'nın görgü tanığı olarak Lübnan'da şahitlik yaptıktan sonra Suriye'ye kaçarak ifadesini değiştiren Hüssam Tahir Hüssam, avukatı Teysir İd ve Suriye Enformasyon Bakanı Dr. Mahdi Mahalala ile birlikte bir basın açıklaması yaptı. Hüssam, Lübnan'da kendisinin ve nişanlısının tehdit edildiğini söyledi. Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri'nin, Lübnan'da bir suikastı sonucu öldürülmesi olayına tanık olduğunu ifade ederek, mahkemede şahitlik yaptıktan sonra Suriye'ye kaçıp ifadesini değiştiren Hüssam Tahir Hüssam, avukatı Teysir İd ve Suriye Enformasyon Bakanı Dr. Mahdi Mahalala ile birlikte bir basın toplantısı düzenledi. Hüssam, kendisinin ve nişanlısının Lübnan tarafından tehdit edildiğini söyleyerek, "Lübnan'daki nişanlım şu an tehdit altında. Nişanlıma bana karşı şahitlik yapılması için baskı yapılıyor" dedi.

Hüssam'ın avukatı Teysir İd de Hüssam'a, Lübnan'da baskı ve işkence sonucu şahitlik yaptırıldığını ve Hüssam'ın baskılar sonucu Suriye'ye kaçıp ifadesini değiştirmesinin ardından, Lübnan'daki nişanlısına Hüssam'ın akli dengesinin yerinde olmadığına dair bir demeçte bulunması için tahditlerde bulunulduğunu söyledi. Teysir İd konuşmasında, "Detlev Mehlis'in, Suriyeli 5 üst düzey yetkilinin şüphelendiği raporu da Hüssam'ın ifade değiştirmesi ile geçerliliğini yitirmiştir. Çünkü bu şahitlik baskı ve işkence altında yapılmıştır. Mehlis bunu bilsin ya da bilmesin, bu bir şeyi değiştirmez. Hüssam baskıdan kurtuldu ve ifadesini değiştirdi. Buna hakkı vardır. Sadece Suriye tasalarında değil, uluslararası yasalara göre, bir şahit ifadesini değiştirebilir. Çünkü önceki ifadesi baskı altında yapılmıştı" diye konuştu.

Irak Enformasyon Bakanı Dr. Mahdi Mahalala ise, "Suriye hakkında hazırlanan Mehlis raporu Hüssam'ın ifadesini değiştirmesi ile geçerliliğini yitirmiştir. Çünkü bu rapor baştan sona kadar sahte bir şahitlik üzerine yapılmış ve yazılmıştır. Bununla beraber Suriye ve Lübnan arasındaki ilişkiler iyi bir şekilde devam ediyor. Lübnan'ın Barcelona'da yaptığı açıklamalardaki tutumu ümit vericidir" şeklinde konuştu.

Altmış Dokuzuncu Bölüm: 12.12.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “Lübnan’da Bomba Patladı, Suriye Karşıtı Gazeteci Milletvekili Öldü” başlıklı bir haberde, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un bir banliyösünde bombalı araç havaya uçtu, gazeteci milletvekili Cibran Tüeyni öldü. Görgü tanıkları, patlamada 4 kişinin öldüğünü ve yaralananlar olduğunu kaydederken, polis, patlamada en az 10 kişinin yaralandığını kaydetti. Lübnan televizyonları LBC ve Future, Suriye karşıtı Tüeyni'nin bombalı saldırıda öldüğünü duyurdu. Polis, Tüeyni'nin öldüğü haberlerini henüz resmi olarak doğrulamadı. Bölgeden gelen haberlerde, Beyrut'ta nüfusun çoğunluğunu Hıristiyanların oluşturduğu sanayi bölgesi Mekalis'teki patlamada zırhlı bir aracın zarar gördüğü bildiriliyor.

Patlamada bazı araçların ve çevredeki dükkanların alev aldığı, binalarda hasar meydana geldiği kaydediliyor. Kurtarma görevlilerinin yaralıları hastaneye kaldırmaya çalıştığı, polisin bölgeyi kordon altına aldığı bildirildi. Patlamanın meydana geldiği, nüfusun çoğunluğunu Hıristiyanların oluşturduğu sanayi bölgesi Mekalis'in, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri suikastını soruşturan BM heyetinin bürosunun birkaç kilometre uzağında olduğu belirtiliyor. Lübnan'da son aylarda meydana gelen bir dizi patlama, basın yayın organları tarafından Hariri suikastıyla bağlantılandırılarak, saldırılar soruşturmayı engelleme çabaları olarak nitelenmişti. Bugünkü patlamadan birkaç saat önce, BM soruşturma heyetinin başkanı Detlev Mehlis'in soruşturmayla ilgili son raporunu BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunduğuna dikkat çekiliyor. Mehlis'in, önceki ayki raporunda, şubat ayında düzenlenen Hariri suikastına Suriyeli ve Lübnanlı istihbarat servislerinin karıştığı ima edilmişti.

SURİYE'DEN İLK TEPKİ Suriye, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta meydana gelen patlamanın zamanının, Suriye’nin itibarını zedeleme niyetinin göstergesi olduğunu bildirdi. Suriye’nin resmi ajansının haberinde, Beyrut’ta, nüfusun çoğunluğunu Hıristiyanların oluşturduğu sanayi bölgesi Mekalis’de meydana gelen, "zamanlamasıyla Suriye’ye suçlamalar yöneltme niyeti taşıyan" saldırının kınandığı belirtildi. Aynı konuya ilişkin 13.12.2005 tarihli çıkan bir haberde de; Lübnan'da Suriye karşıtı gazeteci ve milletvekili Cıbran Tüveyni, dün düzenlenen bombalı araç saldırısında hayatını kaybetti. Dün sabah saatlerinde başkent Beyrut'un Hıristiyan mahallesi Mekalis'te düzenlenen saldırıda, Tüveyni'nin yanı sıra 3 kişi öldü, 30 kişi de yaralandı. Bombalı saldırıyı adı duyulmamış "Doğunun Özgürlüğü ve Birliği Savaşçıları" adlı bir örgüt üstlendi. Örgütün Reuters'a gönderdiği faksta, "Lübnan'da Arabizmin diğer muhaliflerini de aynı akıbetin beklediği" belirtildi.

Tehdit aldığı için Fransa'da yaşayan Tüveyni'nin önceki gün Lübnan'a döndüğü öğrenildi. 48 yaşındaki Tüveyni, ülkenin en büyük gazetelerinden El Nahar'ın genel müdürlüğünü yapıyordu. Ortodoks listesinden parlamentoya giren Tüveyni, El Nahar'ın kurucusu, eski politikacı Gassan Tüveyni'nin oğluydu. Aynı gazetede çalışan Suriye karşıtı gazeteci Samir Kasir de suikasta kurban gitmişti. Tüveyni'nin dayısı ve şimdiki kabinede Haberleşme Bakanı olan Marvan Hamada da geçen yıl başkent Beyrut'ta uğradığı suikasttan kurtulmuştu. Cıbran Tüveyni suikastının, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesiyle ilgili BM soruşturmasını yürüten Alman Savcı Detlev Mehlis'in, Suriye'yi suçladığı raporunu önceki gece New York'ta BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a teslim etmesinin hemen ardından düzenlenmesi dikkat çekti.

BM Güvenlik Konseyi üyelerinin bugün Mehlis'i dinlemeleri bekleniyor. 25 sayfalık raporda, Suriye'nin Hariri suikastıyla olan bağlantısını daha da kuvvetlendiren yeni kanıtlar bulunduğu belirtilirken, Şam yönetimi BM'nin soruşturmasını engellemeye çalışmakla suçlanıyor. Mehlis raporunda, ekibinin, suikastla bağlantılı 19 zanlıyı belirlediğini, bunlardan 5'inin Viyana'da sorgulanan Suriyeli yetkililer olduğunun da altını çiziyor. Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat, saldırıdan Suriye'yi sorumlu tuttu ve bu olayla Hariri suikastıyla ilgili BM tarafından yürütülen soruşturmanın bağlantısı olduğunu ileri sürdü. Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora da, Tüveyni suikastının soruşturulması için BM Güvenlik Konseyi'ne başvuruda bulunacağını açıkladı. Saldırıya şiddetle kınayan Beyaz Saray, Tüveyni'nin öldürülmesini, Lübnan'ı Suriye'nin egemenliğine boyun eğdirtmeyi hedefleyen "bir terörizm eylemi" olarak niteledi.

Beyaz Saray Sözcüsü Scott McClellan, suikastın "Zalim bir saldırı" olduğunu belirtti. ABD Dışişleri Bakanı Rice da olayla ilgili Şam'ı suçladı. BM Genel Sekreteri Kofi Annan da, saldırıyı şiddetle kınayarak, şok olup dehşete düştüğünü bildirdi. Annan, Lübnan'da dün ve daha önce düzenlenen saldırıların sorumlularının adalet önüne çıkarılarak yaptıklarının cezasız kalmaması gerektiğini de vurguladı. Hanzade Doğan'a 'Tehdit ediliyorum' demişti Gazetemizin İcra Kurulu Başkanı ve Dünya Gazeteler Birliği (WAN) Yönetim Kurulu Üyesi Hanzade Doğan, Lübnanlı gazeteci Tüveyni'nin ölümünün ardından şu açıklamayı yaptı: "Kendisi WAN Yönetim Kurulu üyesiydi. Ölümünü büyük üzüntüyle karşıladım. Büyük bir kayıp. Kendisiyle en son geçen ay Kopenhag'da yapılan WAN toplantısında görüşmüştük. Bir süredir ölüm tehditleri aldığı için Paris'te yaşıyordu.

Son karşılaşmamızda 'Lübnan'a dönemiyorum. Çok büyük tehditler alıyorum' demişti". WAN Genel Müdürü Timothy Balding de Yönetim Kurulu üyelerine gönderdiği mesajda, "Cıbran, Lübnan'daki siyasi süreci baltalamaya çalışan katiller için öncelikli bir hedef olduğunu çok iyi biliyordu. Buna rağmen, onun liderliğinde Arap dünyasında bağımsız gazeteciliğin meşalesi olan El Nahar'ın başında kalmayı seçti" dedi.

Sağlıcakla kalın. , Saygılarımla,

ŞEHİTLERİN SESI

 

Meclisdeki Hainler

Meclisdeki Hainler


Şemdinli Gerçegi

Şemdinli Gerçegi


Abdullah Öcalan gerçeği

 


© 2002 - 2008  www.Yalniz-Kurt.com