Çember İçindeki Suriye
Yirmi Beşinci Bölüm: 10.03.2005 tarihli bir haberde, Avrupa Parlamentosu (AP), Lübnan'daki Hizbullah hareketini 'terörist grup' olarak niteledi ve AB'den bu örgüte karşı önlem almasını istedi. AP Genel Kurul oturumunda büyük bir oy çoğunluğuyla kabul edilen tavsiye kararında, Hizbullah'ın terörist faaliyetlerinin açık kanıtları bulunduğu belirtildi ve AB Konseyi'ne bu faaliyetlerin önüne geçilmesi için gerekli önlemleri alması çağrısında bulunuldu. Kararda, Suriye'den Lübnan'daki askeri birliklerini ve istihbarat servislerini geri çekmesi istendi. ABD ve İsrail, daha önce AB'ye yaptıkları çağrılarda, Lübnan'daki Hizbullah örgütünü terörist gruplar listesine almasını ve bu örgütün Avrupa'daki mal varlığının dondurulmasını istemişti. AB'de aralarında Fransa, İngiltere ve İspanya'nın da içinde bulunduğu bir grup ülke, Ortadoğu barış sürecine olumsuz katkıda bulunacağı gerekçesiyle bu çağrılara duyarsız kalmıştı.
Yirmi Altıncı Bölüm: 10.03.2005 tarihli TÜRKİYE gazetesinde Şam kaynaklı çıkan “Suriye:Bize Yardım Edin” başlıklı bir haberde, Suriye Enformasyon Bakanı Mehdi Dahlallah; Türkiye ve Türk halkından, bölgede barışı sağlamak için baskıda bulunmalarını ve kendilerine yardımcı olmalarını istedi. Dahlallah, Türkiye ile Suriye arasındaki işbirliğinin bir “gerçek” haline dönüştüğünü belirterek, bu ilişkinin ana hedefinin işbirliğini geliştirmek ve barışı sağlamak olduğunu kaydetti. İki ülke ilişkilerinin bölgenin de çıkarına olduğunu ifade eden Dahlallah, son yıllarda bu ilişkilerin gelişmesini çok olumlu bulduğunu ve bağların daha da güçlenmesini umduğunu söyledi. Dahlallah, “Hem Türkiye’den hem de Türk halkından istediğimiz şudur ki; barışı gerçekleştirmemiz için bazı baskılar yapsınlar ve bize yardımcı olsunlar” diye konuştu.
Dahlallah, bölgede yaşanan gelişmelerden sadece Suriye’nin değil bölgedeki tüm ülkelerin endişe duyduğunu da belirtti. Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesinin yeni bir gelişme olmadığına dikkat çeken Dahlallah, Taif Anlaşması’na göre zaten Suriye’nin Lübnan’da kalmayacağını, varlığının geçici olduğunu söyledi. Öte yandan Suriye’nin Washington Büyükelçisi İmad Mustafa, “Suriye ordusunun, Mayıs ayından önce Lübnan’dan çekilmiş olacağını” söyledi. Mustafa, Amerikan CNN televizyonuna yaptığı açıklamada, Suriyeli askerlerin en kısa sürede Lübnan’dan çekileceğini ve bunun Mayıs ayından önce yapılacağını belirterek, “Askerler çekilmeye başladı” dedi
Yirmi Yedinci Bölüm: 11.03.2005 tarihli bir haberde, Suriye birliklerinin tamamına yakınının, Lübnan'ın kuzeyinden çekildiği kaydedildi. Görgü tanıkları, aralarında büyük bir askeri üssün bulunduğu tüm diğer askeri mevzilerin dün gece boşaltıldığını ve binlerce asker ile yüzlerce aracın Suriye'ye geçtiğini bildirdiler. Suriye birliklerinin, bu hafta içinde kabul edilen aşamalı çekilme planı çerçevesinde Beyrut bölgesinden evlerine dönüşlerinin sürdüğü de gelen haberler arasında. Görgü tanıkları ve güvenlik kaynaklarının verdiği bilgiye göre, Suriyeliler, Trablus şehrinin içindeki ve civarındaki iki istihbarat bürosunu ve iki askeri mevziyi boşaltmadı. Ancak bu aşamanın da 24 saat içinde tamamlanabileceği belirtildi.
Yirmi Sekizinci Bölüm: 14.03.2005 tarihli bir haberde, Eski başbakanlardan Refik Hariri'nin öldürülmesi Lübnan'ı hareketlendirdi. Suriye'de çeşitli gruplar protesto gösterilerine başladı. Lübnan'ın çeşitli bölgelerinden gelen yaklaşık 300 bin kişi muhalefetin çağrısıyla başkent Beyrut'ta düzenlenecek gösteri için toplandı. Beyrut'a otomobille, deniz yoluyla hatta yayan gelen göstericilerin, eski Başbakan Refik Hariri'nin öldürülmesinden bu yana yapılan mitinglerin en büyüğünü yapmaya hazırlandıkları belirtildi. Hariri suikastının aydınlatılmasını ve Suriye askerlerinin ülkeyi terk etmesini isteyen göstericiler, Beyrut'a gelinceye kadar büyük bir trafik sıkışıklığının meydana geldiği ve araçların kuzey otoyoluyla Şam otoyolunda tampon tampona gidebildikleri kaydedildi.
Yirmi Dokuzuncu Bölüm: 14.03.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “Suriye, Kuzey Lübnan ve Metn'den Tamamen Çekildi” başlıklı bir haberde, Lübnan'daki Suriye birliklerinin Bekaa Vadisi'ne doğru bir hafta önce başlayan çekilme işleminin devam ettiği, bu çerçevede Suriye askerlerinin Lübnan'ın kuzeyi ile kuzeydoğusundaki Metn dağından tamamen çekildiği bildirildi. Bölgedeki AFP muhabiri, askerlerin Lübnan'ın kuzeyindeki tüm mevzileri bu geceyarısı boşalttığını, teçhizat taşıyan kamyonlarla asker taşıyan otobüs ve ciplerin Suriye sınırına doğru yol aldığını belirtti. Suriye ordusunun, Metn dağındaki tüm mevzilerini de boşalttığı bildirildi. İki aşamalı çekilme planına göre, ilk aşamada yaklaşık 6 bin asker çekilecek. Suriye'nin Lübnan'da 14 bin askeri bulunuyor.
Bu arada, Lübnan'da Suriye karşıtı muhalefet, eski Başbakan Refik Hariri'ye düzenlenen suikastın birinci ayı nedeniyle başkent Beyrut'ta büyük bir gösteri yapacak. Organizatörler, günlük gösterilere sahne olan Beyrut'un merkezindeki ana meydanda yapılacak bu gösteriye yüzbinlerce kişinin katılmasının beklendiğini belirttiler. Siyasi kaynaklar, bugüne kadar barış içinde geçen protesto ve gösterilerin, Hariri'nin 14 Şubat'ta öldürülmesinden bu yana Suriye'nin bu suikasttaki rolü üzerine çıkan derin siyasi görüş ayrılıkları nedeniyle şiddete dönüşmesinden endişe edildiğini ifade ediyorlar.
Otuzuncu Bölüm: 14.03.2005 tarihli MİLLİYET gazetesinde çıkan “Edelman: Türkiye Suriye Konusunda Uluslar arası Camianın İçinde Olmalı” başlıklı bir haberde, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman, ''Suriye konusunda söylenecek şey, uluslararası camianın, BM'nin 1559. kararı gereği tamamen fikir birliğinde olmalarıdır'' dedi. Eric Edelman, Bursa Valisi Oğuz Kağan Köksal'ı ziyaretinde, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, ''Bugünkü gazetelerde, ABD'nin, Cumhurbaşkanı Sezer'in Suriye'ye yapacağı ziyareti ertelemesi yönündeki beklentisine rağmen, Sezer'in bu ziyareti ertelemeyeceği yer alıyor. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?'' yönündeki sorusu üzerine Edelman, şöyle konuştu:
''Suriye konusunda söylenecek şey, uluslararası camianın, BM'nin 1559. kararı gereği, tamamen fikir birliğinde olmalarıdır. Bu karar gereğince, Suriye'nin Lübnan'dan askerlerini derhal çekmesi gerektiğidir. Başkan Bush da, Avrupa'yı ziyaretinde bu konuda tamamen fikir birliği olduğunu gördü. Fransa Cumhurbaşkanı Jacque Chirac, Almanya Başbakanı Schröder, Rus ve Mısır liderleriyle yaptığı görüşmelerde, görüşbirliği içinde olduklarını gördü. Umarız, Türkiye de uluslararası camianın içinde yer alacaktır. Tabiki bu uluslararası camiaya uyup uymamak konusu, Türkiye'nin kendi kararıdır.''
''ABD ALEYHTARI HABERLER'' Edelman, ''Türkiye basınında ABD aleyhtarı yayın yapıldığı yönündeki iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Göreve geldiğinizden beri bu haberlere onlarca tekzip yayınlattınız'' yönündeki soruya da, herkesin haberler tarafından çevrilen bir dünyada yaşadığını söyledi. Bu haberlerin bazılarının doğru, bazılarının yanlış olabileceğini ifade eden Edelman, şunları kaydetti: ''Haberlerin yanlış olduğu zaman bunun belirtilmesi gerektiği inancındayım. Antiamerikanizm konusuna gelince de, Irak'ta askeri olarak bulunmamızdan dolayı tabiki Türkiye'de bazı endişelerin olduğunu biliyoruz. Bu da çok doğal. Bunu anlıyoruz. Çeşitli tartışmaların, diyalogların olması gerektiğine inanıyoruz. Fakat, bunların doğru temeller üzerine oturtulması gerektiğine inanıyoruz. Bizim için endişe verici olan, çoğu zaman haberlerin komplo teorileri üzerine dayandırılması.'' Eric Edelman, ''Metal Fırtına'' kitabına ilişkin soruya ise, ''Kitabı biliyorum, ama henüz okuma fırsatı bulamadım'' yanıtını verdi. ABD Büyükelçisi Edelman, daha sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin'i ziyaret etti. Edelman ile bir süre sohbet eden Şahin, Türkiye'nin Kafkaslar, Akdeniz ülkeleri ve Ortadoğu'nun ortasında stratejik öneme sahip bir ülke olduğunu vurguladı.
'Güçlü bir Türkiye'nin varlığının, bölgede ne kadar önemli olduğu bir gerçektir'' diyen Şahin, şunları söyledi: ''Biz inanıyoruz ki, Türkiye'nin hem bölge barışına hem de dünya barışına önemli katkısı olacaktır. Yıllardan beri ABD ile olan ekonomik, siyasi, kültürel işbirliğinden oldukça mutluyuz. ABD'nin dünya barışına ve ekonomisine katkılarını takdirle takip ediyoruz. Türkiye ile ABD arasındaki dostluğun uzun yıllar sürmesini diliyoruz.'' Edelman da Bursa'ya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getirirken, misafirperverliklerinden dolayı Vali Köksal ve Şahin'e teşekkür etti.
''GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE AVRUPA VE ABD İÇİN ÖNEMLİ'' Güçlü bir Türkiye'nin Avrupa ve ABD için önemli olduğuna işaret eden Edelman, şöyle konuştu: ''Türkiye ve ABD arasındaki dostluğun uzun süreli olması, bizim de temennimizdir. Bursa'nın da bu dostluğun kurulması ve gelişmesinde katkısı vardır. Aldığım bilgilere göre, Organize Sanayi Bölgesi'nde bir ABD merkezi var. Bu, Bursalıların ABD'yle ilgili direkt bilgi almaları için önemli. ABD, Bursa ve Türkiye arasındaki dostluk, ekonomik ve siyasi alanlardaki ilişkilerin devam etmesini istiyoruz.''
Otuz Birinci Bölüm: 14.03.2005 tarihli bir haberde, Lübnan'daki Suriye birlikleri Bekaa Vadisi'ne doğru çekilme işlemine hız verdi. Suriye askerleri ülkenin kuzeyi ile Metn Dağı'ndan tamamen çekildikleri bildirildi. Askerlerin Lübnan'ın kuzeyindeki tüm mevzileri bu geceyarısı boşalttığı, teçhizat taşıyan kamyonlarla asker taşıyan otobüs ve ciplerin Suriye sınırına doğru yol aldığı belirtildi. İki aşamalı çekilme planına göre, ilk aşamada 6 bin asker çekilecek. Suriye'nin Lübnan'da 14 bin askeri bulunuyor. Bu arada, Lübnan'da Suriye karşıtı muhalefet, eski Başbakan Refik Hariri'ye düzenlenen suikastın birinci ayı nedeniyle başkent Beyrut'ta gösteri yapacak.
Otuz İkinci Bölüm: 16.03.2005 tarihli bir haberde, ABD yönetimi, Hizbullah'ı, silah bırakması şartıyla politik olarak tanıyabileceği mesajını verdi. Suriye'nin ABD Büyükelçisi İmad Mustafa da, "Washington'un İsrail yanlısı bir politika izlemeye ve Hizbullah'ı terör örgütü olarak göstermeye son vermeli. ABD, Hizbullah'ın ulusal bir hareket olduğunu anlamalı" dedi. ABD Başkanı George Bush, "Hizbullah silahlarını bırakarak terörist olmadıklarını kanıtlayabilir" sözleriyle ilk kez örgütün Lübnan'da politik bir rol üstlenebileceği işaretini verdi. Hizbullah'ı hala terörist olarak gördüklerini hatırlatan Bush, örgütün İsrail-Filistin barışını baltalamasından endişe duyduğunu kaydetti. Bush'un Hizbullah ile ilgili açıklamasına cevap Suriye'den geldi. Suriye'nin Washington Büyükelçisi İmad Mustafa, ABD yönetiminin Hizbullah'ı terör örgütü olarak görmemesi için önünde tarihi bir fırsat olduğunu belirtti.
Mustafa, "ABD yönetimi İsrail yanlısı bir politika izlemeye ve Hizbullah'ı terör örgütü olarak göstermeye son vermeli. ABD, Hizbullah'ın ulusal bir hareket olduğunu anlamalı. Hizbullah, İsrail askerlerini Lübnan'dan çıkarmayı başarmış bir örgüttür" dedi. Hizbullah'ın İsrail'e hiçbir zaman intihar komandosu göndermediğine ve sivilleri hedef almadığına dikkat çeken İmad Mustafa, ABD'nin Hizbullah ile işbirliği yapması gerektiğini söyledi. "Washington Hizbullah'ın Lübnan'da politik rol üstlenmesine yardım etmeli" diyen Mustafa sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunun gerçekleşmesi durumunda Hizbullah kendiliğinden Lübnan ordusuna dahil olur ve bütün sorunlar çözülür. Bu da hem Lübnan'ın hem de ABD'nin bölgedeki uzun vaadeli politikasının çıkarına olacaktır."
Bush yönetiminin Suriye'nin Irak sınırında yeterli güvenlik sağlayamadığı ve teröristlerin Irak'a geçmesine izin verdiğine yönelik suçlamalarına da yanıt veren Suriye Büyükelçisi, ABD'nin Meksika sınırında yaşadığı sorunları hatırlatarak Washington yönetimine işbirliği çağrısında bulundu. Mustafa sözlerini şöyle noktaladı: "Irak sınırında güvenliğini sağlamaya çalışıyoruz. Ancak taktir edersiniz ki bu çok zor. Çünkü 500 kilometrelik sınır çölden ibaret. Sınırlarımızın güvenliğinin artırılması konusunda ABD ile işbirliği yapmaya hazırız. ABD'nin yardımını seve seve kabul ederiz. Asker ve istihbarat konularında yardıma açığız. Bunu tek başımıza başaramayız. Özellikle de ABD medya aracılığıyla Suriye'ye baskı yapmaya devam ettiği sürece." Radikal dinci Hizbullah, İsrail topraklarına yönelik pekçok saldırıdan sorumlu tutuluyor. Örgütün aynı zamanda Lübnan parlamentosunda vekilleri bulunuyor. Hizbullah geçtiğimiz hafta, yaklaşık 4 milyon nüfusu olan Lübnan'da 1 milyondan fazla kişinin katılımıyla "Suriye'ye destek" mitingi düzenlemişti.
Otuz Üçüncü Bölüm: 16.03.2005 tarihli bir haberde, Suriye'nin başkenti Şam'da bir araya gelen Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ve Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, Lübnan krizinin 22 ve 23 Mart'ta Cezayir'de yapılması öngörülen Arap liderleri zirvesine taşınması konusunda anlaştı. Diplomatik bir kaynak, toplantının olumlu geçtiğini ve görüşmede ikili ilişkilerin sağlamlığının vurgulandığını da kaydetti. Mübarek'e Suriye'de, Mısır Dışişleri Bakanı Ahmed Ebu Geyd ile istihbarat şefi Ömer Süleyman'ın eşlik ettiği belirtildi.
Otuz Dördüncü Bölüm: 16.03.2005 tarihli bir haberde, Suriye askeri istihbaratının Beyrut'taki ana karargahı boşalttı. Suriyeli istihbarat ajanları ve yetkililer, iki otobüs ve birkaç otomobille hareket ederek, Beyrut'taki 18 yıllık varlıklarına son verdiler. Araç konvoyunun ayrılmasından sonra, birkaç Lübnanlı binaya girerek, Lübnan bayrağı ve eski Başbakan Refik Hariri'nin resimlerini dalgalandırdı.
Otuz Beşinci Bölüm: 17.03.2005 tarihli bir haberde, Hizbullah'ın lideri Hasan Nasrallah, ABD Başkanı Bush'un silahsızlanma talebini reddetti. ''Lübnan'ın savunmasız kalması için bizden silahsızlanmamızı istiyorlar'' diye konuşan Nasrallah, "Öncelikleri Irak ve İsrail olan Amerikalılar, Lübnan'da olan bitenlerle dalga geçiyor" dedi. Hizbullah lideri, ABD'nin Lübnan'a askeri müdahalede bulunmasının söz konusu olmayacağı da belirterek, ''ABD'nin nüfuzu bize ulaşamaz'' ifadesini kullandı.
Otuz Altıncı Bölüm: 17.03.2005 tarihli bir haberde, Lübnan askeri kaynakları, Suriye ordusunun, Lübnan'dan çekilmenin ilk aşamasını tamamladığını duyurdu. Suriye birliklerinin Beyrut yakınlarındaki dağlarda ellerinde bulundurdukları mevzilerden de ayrıldıkları açıklandı. İlk aşamada yaklaşık 8 bin askerin çekildiğini belirten kaynaklara göre, bu askerlerin yarısı Bekaa Vadisi'nin doğusuna çekildi, diğer yarısı da Suriye'ye döndü. Lübnan güvenlik kaynakları da, Suriye istihbarat servisinin Trablus'taki son iki merkezini de boşalttığını duyurdu.
Otuz Yedinci Bölüm: 17.03.2005 tarihli bir haberde, AB, Suriye'den, Lübnan'daki tüm birliklerini ve istihbarat elemanlarını çekmesini istedi. Brüksel'de toplanan AB dışişleri bakanları, yayımladıkları bildiride, Şam yönetiminden, Lübnan'dan tamamen çekilmesini, BM kararını uygulamasını istedi. Bildiride, Suriye birliklerinin Lübnan'dan 'belli bir takvime' göre çekilmesi vurgulandı. AB dışişleri bakanları ayrıca, Lübnan hükümetinden de, eski Başbakan Refik Hariri suikastını çözmesini istedi.
Otuz Sekizinci Bölüm: 14.03.2005 tarihli İNTERNETHABER sitesinde SABAH gazetesi kaynaklı çıkan “ABD'den Türkiye'ye Suriye Uyarısı” başlıklı haberde, Washington, Sezer'in nisanda Şam'a yapacağı gezinin iptali ya da ertelenmesi yönündeki beklentisini, diplomatik yollarla Ankara'ya iletti.
"BASKI BEKLERDİK" Üst düzey bir AB yetkilisi de Suriye asker çekene kadar Ankara'nın sessiz kalmasının soru işaretleri yarattığını belirterek "Türkiye Şam'a baskı yapmalıydı" dedi.
ERTELEME YOK Sezer'e yakın bir kaynak "Bölgedeki gelişmeler dikkatle izleniyor" deyip ziyareti ertelemenin şu aşamada düşünülmediğini belirtti.
Sezer'e 'gitme' baskısı Suriye'nin Lübnan'dan asker çekmesi için ortak cephe oluşturan ABD ve AB, Sezer'in Suriye gezisini iptal etmesi için mesaj gönderdiler. Ancak Çankaya erteleme düşünmüyor. Lübnan Başbakanı Refik Hariri'ye yönelik suikast, Irak savaşı nedeniyle sarsılan "Transatlantik ittifakı"nı yeniden canlandırarak Suriye konusunda ortak bir cephe yarattı. ABD ve AB, Suriye'nin Lübnan'dan askerlerini çekmesi için ortak cephe kurarken, ittifakın parçası olan Türkiye'nin "gelişmeleri izlemekle yetinmesi" beklenmedik bir gerilime yol açtı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın geçen ayki Avrupa gezisi sonrasında, başta Fransa olmak üzere çeşitli AB ülkeleri, Hariri suikastine sert tepki göstermiş, Suriye'nin Lübnan'dan çekilmesi konusunda Washington'a beklenenin üstende destek vermeye başlamıştı. Bu ortak tutum, Ankara'daki AB ve ABD misyonlarına da yansıdı. Üst düzey bir AB yetkilisi, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Lübnan'dan askerlerini çekme kararı almadan önce AB ve ABD'nin ortak girişimde bulunduğunu, ancak Türkiye'nin "sessiz kaldığını" belirtti.
ANKARA SORU İŞARETİ Aynı yetkili SABAH'a şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye'nin tutumu soru işaretlerine neden oldu. Bu süreçte Ankara'ya diplomatik kanallar aracılığıyla 'Şam yönetimine BM Güvenlik Konseyi kararı hatırlatılmalı' talebi iletildi. Ancak Ankara ne bu yönde bir adım attı ne de bir açıklama yaptı. En sonunda Esad'ın çekilme kararını resmen açıklamasının ardından Dışişleri Bakanlığı tarafsız tutumunu koruyarak bir açıklama yaptı ve 'kararı memnuniyetle karşıladıklarını' bildirdi. Oysa biz Türkiye'nin Suriye'ye baskı yapmasını beklerdik."
GÖZLER SEZER'E ÇEVRİLDİ Dışişleri Bakanlığı, Suriye'nin Lübnan'dan çekilmesi konusundaki tutumunu 7 Mart'ta açıklamıştı. Dikkatli bir üslupla kaleme alınan açıklamada, konuyla ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına atıf yapılarak, Türkiye'nin Suriye ve Lübnan'la "yakın ve iyi ilişkiler içerisinde olduğu, bölge için yararlı ve yapıcı bir diyaloğunun bulunduğu" vurgulanmıştı. Ankara'ya diplomatik yollarla iletilen tepkilerin ardından, gözler Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Nisan ayında gerçekleşmesi planlanan Suriye gezisine çevrildi. Üst düzey bir Amerikalı yetkili, ziyaretin ertelenmesi yönünde beklentileri olduğunu, ancak Çankaya'dan bu yönde bir sinyal alamadıklarını belirtti. ABD'li yetkili, Türkiye'den "Hangi cephedesiniz?" sorusuna yanıt beklediklerini, bu çerçevede Sezer'in ziyaretini ertelemesinin "olumlu bir adım" olacağını vurguladı.
KÖŞK ERTELEME DÜŞÜNMÜYOR Cumhurbaşkanı Sezer'e yakın bir kaynak ise, ziyaretin ertelenmesinin şu aşamada düşünülmediğini belirterek, "Bölgedeki gelişmeleri izliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı'nın ziyaretine ilişkin çalışmalar sürüyor" dedi. Cumhurbaşkanı Sezer, Finlandiya'ya bu ay yapması beklenen ziyareti de, Kıbrıs Rum kesimi büyükelçisiyle aynı ortamda bulunmamak için ertelemek zorunda kalmıştı.
Otuz Dokuzuncu Bölüm: 19.03.2005 tarihli bir haberde, Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta bomba yüklü bir aracın patlaması sonucu 9 kişi yaralanandı. Yeni Cideyde mahallesinde düzenlenen bombalı saldırıyı henüz üstlenen olmazken, yetkililer, patlamanın nedeninin ve hedefinin bilinmediğini ifade etti. Patlama sonucu, infilak eden aracın yakınlarındaki bir bina ve park halindeki araçlar zarar gördü. Lübnan'da 14 şubatta eski Başbakan Refik Hariri bombalı saldırıda öldürülmüştü. Hariri suikastından sorumlu tutulan Suriye yönetimi ise iddiayı reddetmişti.
Kırkıncı Bölüm: 21.03.2005 tarihli YENİÇAĞ gazetesinde çıkan Mustafa AŞULA’nın “SURİYE İKİLEMİ” başlıklı yazısında; Amerika şimdi de Türkiye’nin Suriye politikasına taktı. Buna hakkı var mı ? yok, ama Amerika öteden beri yapmak istediklerini yapıyor, hakkı var mı yok mu, bu, Amerikanın tasalarının belki en sonuncusu. Amerika Irak''ı işgal ederken buna hakkı var mıydı ? Ve iki yıldan bu yana bu zulme direnenleri kitleler halinde imhaya devam ederken buna hakkı var mı ? Amerikanın, kendi uzun ve orta vadeli global çıkar hesaplarıyla, nerede, neye , ne zaman itiraz edeceğini kestiremeyiz.
Böyle olunca, biz kendi işimize bakmalıyız. Suriye bize yıllar süren düşmanlık yaptığında, bir '' Suriye '' politikamız var mıydı bilinmiyor. Ancak hatırlanan şu idi ki, soğuk savaş döneminde Sovyetlerin kanatları altında Suriye sağa sola epey sun''i hava basıyordu. Şu kadar Sovyet eğitimli silahlı kuvvetleri, şu kadar T-72 Sovyet tankları vardır tarzında, sistematik olarak yürütülen propaganda ile Suriye, etrafını sindirmeye çalışırken, belki de bu propagandanın tesiriyle, biz de, tüm mazarratına rağmen, Suriye’ye ne dokunuyor, ne de tahrik ediyorduk. Ancak Suriye APO'ya kucak açtıktan ve bu tutumunu yıllarca sürdürdükten sonradır ki, Suriye’yi sıraya koymak zorunda kaldık ve bu ülkenin yöneticilerinin anladığı dilden konuşmaya başlayınca Suriye hizaya geldi. Bizim siyasetimiz öteden beri, komşularla iyi ilişkilere dayalıdır.
Bize düşmanlık yapılmadıkça da bunu değiştirmek için sebep yoktur. Ancak bu, geçmişi tümüyle hatırdan çıkarmak anlamına gelmediği gibi, komşularımızı yakından izlememize de mani değildir. Suriye ile düzeltilmeye çalışılan ilişkilerin devamı ve güvencesi, Suriye’nin her koşulda artık bütünüyle açık, samimi ve şeffaf davranmasına bağlıdır. Geçmişte düşmanlık görmüş bir ülke olarak, bunu istemek ve beklemek hakkımızdır. Bu tutumu o kadar devam ettirmeliyiz ki, Suriye hep ayni çizgide kalsın ve yanlış algılama gibi bir hataya düşmesin. Yoksa Suriye’ye hamilik bizim işimiz değildir. Amerikanın etrafa salmak istediği baskı ne olursa olsun, bizim Suriye politikamız böyle olmalıdır. Bu çerçevede, davet edilen Sayın Cumhurbaşkanımızın Beşar Esad'ın vaki ziyaretini iade etmesi de çok normal diplomatik bir nezakettir. Bundan sarfı nazar edilmesi elbette düşünülmemelidir.
Kırk Birinci Bölüm: 24.03.2005 tarihli HALKA VE OLAYLARA TERCÜMAN gazetesinde çıkan “Korkutan Bomba” başlıklı haberinde, Lübnan’da eski Başbakan Refik Hariri’nin suikaste kurban gitmesinin ardından ülkede korkutucu gelişmeler oluyor. Ticaret merkezindeki patlamada 3 kişi öldü. LÜBNAN’IN başkenti Beyrut yakınlarındaki Kaslik bölgesinde bir ticaret merkezinde meydana gelen patlamada 3 kişi öldü, 3 kişi yaralandı. Lübnan özel televizyonu LBCI’ın güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, gece yarısından sonra meydana gelen patlamada bir ticaret merkezinin yıkıldığı ve çevredeki bir binanın ağır hasar gördüğü belirtildi.
Patlamada bir Hintli ile bir Pakistanlının öldüğünü söyleyen polis yetkilileri, 2 Sri Lankalı ve bir Lübnanlının yaralandığını kaydettiler. Ancak daha sonra enkaz altından kimliği ve milliyeti belirlenemeyen bir kişinin daha cesedi çıkarıldı. Saldırının, yaklaşık 80 kilogram patlayıcı kullanılarak düzenlendiği sanılıyor. Bu arada, turistik ve ticari bir mahalle olan Kaslik’te oturanlar, saldırının ardından, Suriyeliler ve Lübnan istihbaratçılarının, Lübnan’ın bağımsızlığı için mücadelelerinden vazgeçmeleri için kendilerini terörize ettiği yorumunda bulunuyor. Patlamada dükkânı zarar gören Corcet Rufeyl, “Suriyelilerle yandaşları, özgürlük talebinde bulunduğumuz ve orduyla istihbaratçılarının gidişini istediğimiz için bizi cezalandırıyor” yorumunda bulundu. Milletvekili Faris Sued de, “Uluslararası toplumun tarafından Lübnan’dan çıkmaya zorlanan Suriyeliler, Lübnanlı işbirlikçilerinin yardımıyla, Refik Hariri cinayetinin ardından başlayan bağımsızlık ayaklanmasını bastırabileceğini sanıyor, ama yanılıyorlar” dedi.
Kırk İkinci Bölüm: 25.03.2005 tarihli bir haberde, Eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'ye düzenlenen suikastı araştıran BM ekibi, Lübnan'ın soruşturmasının tatmin edici olmadığına; uluslararası yeni bir soruşturmanın gerektiğine kanaat getirdi. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunulan raporda, Lübnan'ın konunun aydınlatılmasına yeterince katkıda bulunmadığı ve soruşturmanın kabul edilebilir uluslararası standartlara göre yapılmadığı ifade edildi. Lübnan Devlet Başkanı Emil Lahud'un da, Annan'dan suikastı çözmek için gerekenin yapılmasını istediği bildirildi. Lübnan Devlet Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, BM Genel Sekreteri'nin raporun genel çerçevesiyle ilgili olarak akşam saatlerinde Lahud'a bilgi verdiği, Lübnan Devlet Başkanı'nın da Annan'dan, en kısa zamanda olayın çözülmesi için ne gerekiyorsa yapmalarını istediği belirtildi.
Kırk Üçüncü Bölüm: 27.03.2005 tarihli bir haberde, Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta akşam saatlerinde meydana gelen patlamada iki kişi öldü, en az sekiz kişi de yaralandı. Bir hafta içindeki bu üçüncü patlama, 14 Şubat'ta eski Başbakan Refik Hariri'nin öldürülmesiyle başlayan siyasi sorunların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Ağırlıklı olarak Hıristiyanların yaşadığı bir bölgede iki otomobilin arasında yerleştirilen bir bombanın neden olduğu patlama sırasında caddenin fazla kalabalık olmamasının, ölü ve yaralı sayısının daha yüksek olmasını önlediği belirtiliyor. Paskalya törenlerine hazırlanan Hristiyanlar'ın yaşadığı bir bölgede meydana gelen bu son patlama, haftalardır gerginliğin hakim olduğu Beyrut'ta güvenlik endişelerinin artmasına neden oldu. Saldırıyı henüz üstlenen olmadı. Patlamanın ardından olay yerini ziyaret eden Müslüman politikacılar, bölgenin Hıristiyan halkı tarafından sıcak şekilde karşılandılar. Suriye'nin Lübnan'daki varlığının sona ermesini isteyen muhalefet yetkilileri, şiddet olayları yaşanmasını beklediklerini açıklamışlardı.Ancak Lübnan'daki Suriye yanlısı kesimler, bu saldırıyla bir ilgileri olmadığını belirtiyorlar.
Kırk Dördüncü Bölüm: 28.03.2005 tarihli bir haberde, Suriye birliklerinin, Lübnan'daki son hava savunma mevzilerini de terk ettiği bildirildi. Böylece Lübnan'daki Suriye askerlerinin üçte biri çekilmiş oldu. Güvenlik kaynakları tarafından yapılan açıklamada birliklerin Bekaa Vadisi'ndeki en büyük iki uçaksavar mevzisini de terk ederek Suriye'ye döndüğü belirtildi. Ağır silah, uçaksavar füzeleri ve askerlerle dolu 35 askeri aracın Masnaa sınırından Suriye'ye geçtiği, Baalbek kentinde ise mevzileri söken Suriye askerlerinin bu gece yarısı Suriye'ye döneceği kaydedildi. Böylece 2 aşamalı gerçekleştirilecek olan çekilme işleminin ilk aşamasını 17 Mart'ta tamamladığını açıklayan Suriye bugüne kadar 4 bin askerini çekmiş oldu. Nisan ayında masaya oturacak olan Suriye -Lübnan askeri komitesi, kalan birliklerin ne zaman çekileceğini karara bağlayacak. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, Lübnan'da Mayıs ayında yapılacak genel seçimler öncesi çekilme işleminin tamamlanmış olmasını beklediğini kaydetti.
Kırk Beşinci Bölüm: 30.03.2005 tarihli bir haberde, Suriye Lübnan'daki birliklerini bu ülkede Mayıs ayında yapılması öngörülen seçimlerden önce çekeceğini açıkladı. Suriye Dışişleri Bakanı Faruk El Şara, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'a Suriye'nin Lübnan'daki asker sayısını şimdiden on bine indirdiğini, seçimlere kadar tüm birliklerin çekileceğini belirtti.
Kırk Altıncı Bölüm: 02.04.2005 tarihli bir haberde, Lübnan'ın başkenti Beyrut’ta Hıristiyanların yaşadığı bölgeye düzenlenen saldırı, bir alışveriş merkezini hedef aldı. Görgü tanıkları, Beyrut'a 15 kilometre uzaklıktaki Broummana tatil beldesinde saat 21.45'teki patlamanın ''Rizk Plaza'' merkezini salladığını, güvenlik güçleriyle ambulansların olay yerine gittiğini söylediler. Tanıklar, patlamanın giriş katında mağazalar olan binada meydana geldiğini belirtti. İlk bilgilere göre 4 kişi hafif yaralandı. Bu arada Lübnan Başbakanı Ömer Kerame'nin istifa etmeyerek, hükümeti kurmak için çaba sarf edeceği belirtildi.
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Suriye yanlısı grupların bugün yaptığı toplantıda, Kerame'den, ülkeyi mayıs ayında yapılacak seçimlere götürecek ulusal birlik hükümeti kurulması çabalarını bırakmamasını istediklerini söyledi. Berri, milletvekillerinin Kerame'nin istifa etme kararına karşı çıktıklarını kaydetti. Ömer Kerame, eski başbakanlardan Refik Hariri'nin öldürülmesinin ardından gelişen protesto hareketleri üzerine 28 şubatta istifa etmiş, ancak yeniden hükümeti kurmakla görevlendirilmişti.
NOT: ABD’nin ve İsrail’in gerçekleştirmek istediği Büyük Ortadoğu Projesinin ana merkezleri Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin meydana getirdiği çember içerisinde meydana gelen ve de gelecek olan olayların geri dönülmesi muhtemel olmayacağını kati şekilde bilmek suretiyle ABD’nin ilk önce Gürcistan’da, daha sonra sırayla, Ukrayna’da, Kırgızistan’da hükümetlere karşı muhalefetin ayaklanmalarını ve sivil darbelerle hükümetleri yıkarak ABD yanlısı muhalefetlerin ülke yönetiminin başına geçmelerini desteklediğini bilerek Suriye, İran ve Türkiye’de de bu ve buna benzer faaliyetler düzenleyebileceğini aklımızın bir köşesine koyarak önlemlerimizi almak ve bu gibi faaliyetleri de bertaraf edebilecek hazırlıkları tamamlamak mecburiyetinde olduğumuzu unutmamamız gerekmektedir.
Onun içindir ki, TÜRK MİLLETİ ve GENÇLİĞİ olarak gözümüzü dört açmamız ve çevremizi bilinçlendirerek hazırlıklarımızı yapmamız en kati mecburiyettir.Şu son zamanlarda ülkemizde beyinlerini para karşılığı batıya satmış güya aydınların, gazetecilerin, yazarların, şairlerin TSK’yı Türk Milletinin nezdinde güvenini, itibarını yitirmesi için yoğun saldırı durumuna geçmiş olduklarını görüyoruz. Bunlardan birincisi, birkaç sene önce CASA tipi CN-235 Hafif Nakliye Uçaklarının art ardına düşmeleri (düşürülmeleri) ile ilgili konuda ve ikincisi de ALARKO’nun sahiplerinden Üzeyir GARİH’in bir asker tarafından bıçakla (güya) kabristan’da öldürülmesi olayıdır.Şimdi ki saldırıları da sizler biliyorsunuz.Size bahsetmiş olduğum bu iki olayın perde arkasının üzerine siyah bir perde gerdirilmiş ve unutturulmaya çalışılmıştır.
CN-235 nakliye uçaklarının düşme olayları ABD tarafından yapılmıştır.Üzeyir GARİH’in öldürülme olayını da İsrail (MOSSAD) düzenlemiştir.Fakat bunlar Türk Milletinden gizli tutulmuştur.Biliyorsunuz ki yine birkaç sene önce de bir deniz tatbikatında ABD deniz kuvvetlerine mensup SARATOGA uçak gemisinden kasıtlı şekilde Türkiye’ye gözdağı verilmek için atılan 2 adet Sea Sparrow tipi füzeleriyle Muavenet gemimiz vurulmuş ve bir çok şehidimiz olmuştur.Yine TSK’nın Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait F-104 E savaş uçaklarının modernizasyonunun İsrail’e verilmesinden sonra da modernizasyonun hem ağır işlemesi ve hem de modernizasyona tabi tutulduktan sonra teslim edilen uçakların uçamaz duruma gelmesi ve daha önemlisi uçan uçakların da düşmeye başlamaları sizlere ne gibi düşünceler yüklemektedir.
Ayrıca yine birkaç sene önce Yunanistan ile savaşın eşiğine geldiğimiz Kardak Kayalıkları konusunda da Kayalıklara Yunan SAT-SAS komandolarına karşın sessiz sedasız gece yarısı çıkan Türk SAS ve SAT komandolarının daha sonraki günlerde ve haftalarda sırayla helikopter kazalarında şehit olmalarını nasıl değerlendirebilirsiniz acaba?Sizlere tavsiyemiz bunları irdeledikten sonra ona göre düşüncelerimizde oluşumların meydana getirilmesidir.
|