| DENEMELERDEN SONRA TÜRKÇÜLÜK ÜLKÜSÜNÜN BUGÜNKÜ DURUMU Türk Milliyetçileri olarak, milletimizin ve mefkuremizin geleceği üzerine düşünürken, daima geçmiş denemelerden yararlanmayı, müsbet düşüncenin bir gereği sayarız. Fizik, kimya gibi müsbet ilimler için Laboratuvar ne ise, toplum meseleleri için de geçmiş denemeler aynı şeydir. Denenmiş ve sonucu olmayan tutumlarda ısrar etmek, akıl yolu olamaz, 1944'ün anlamı Atatürk'ün ölümünden sonra, devlet idaresinde önemli değişiklikler oldu. 1938-1950 döneminde, bir yandan komünist cereyanlar güç ve cüret kazanırken, öbür yandan Türk milliyetçiliğine ağır darbeler indiriliyordu. Dışa bağlı uydu politika dönemi de diyebileceğimiz bu yıllarda, İkinci Dünya Savaşının sonuçları, iç politika hayatımızı temelden etkiledi. Rusların başarı kazanmalarıyla birlikte, onlara şirin görünmek için, Atatürk devrinde devlet siyaseti haline getirilmek istenen Türk milliyetçiliğine cephe alındı. Devletimizi idare edenlerin tarihe kara bir leke olarak sürdükleri meşhur "1944 Milliyetçilik Olayı" bu devrin, tehlikeli, haksız, yanlış, kanunsuz ve keyfi idaresinin tipik bir misalini teşkil etmektedir. O devirde, bugünkü gibi üniversitelerde solcu genç bulunmazdı. Bütün yüksek tahsil gençliği Türk milliyetçiliği-ülküsüne bağlıidi. Problem üniversiteye sızmış bir avuç Marksist öğretim üyesiniı pervasızca yürüttüğü faaliyetlerden doğuyordu. Bugün Türk devletini yıkmak üzere silâhlı isyan hareketine girişen ve halâ iddiasından vaçgeçmeyen komünist "eylemleri" 1944'lerde devleti idare edenlerin, bir avuç Marksist öğretim üyesinin yanında yer alarak Türk milliyetçiliğine "Haçlı Seferleri" açmalarının bir sonucudur. Bilindiği gibi tanınmış Türkçüler, memleketteki komünist yayılma hakkında tedbir alınmasını istedikleri için, hapishanelere doldurulmuşlar ve "vatan ihaneti" suçuyla yargılamışlardır. Daha mahkemeler başlamadan Milli Şef, 19 Mayıs 1944'de verdiği bir nutukla, Türkçüleri vatana ihanet etmekle suçlamış ve hepsinin hesabının görüleceğini ilan etmişti. Devlet adamlığıyla, hukuk ve kanun anlayışıyla asla bağdaşması mümkün olmayan bu zihniyet, bugünlere kadar daima Türçülük fikrinin düşmanı olmuştur. Yetkili bulundukları sürede, devletin imkânlarıyla; Türk milleti bu emaneti ellerinden aldığı zamanda da, bulabildikleri bütün imkânlarla Türk milliyetçiliğinin aleyhinde faaliyet göstermişlerdir. Milli Şefin "Vatan haini" ilan ettiği Türkçüler, kendi idaresi sırasında ve her türlü baskılara rağmen askerî mahkemeler sonunda beraat etmişlerdi. Fakat, Türkçülük düşmanı zihniyet, devlet radyolarında, okul kitaplarında, her türlü resmî ve özel törenlerde söylenen nutuklarda kendini gösterdi. Adeta, devlet eliyle devletin kuruluş felsefesi silinmek isteniyordu.
|