ALMANLARLA BİRLİKTE NEDEN SAVAŞTIK?

Bu soru hemen bütün turlarda soruluyor. Bu itibarla böyle özet bir yazıyı eserin baş tarafına koymanın faydalı olacağını düşündüm.
Başbakan Bismark 1870-1871 savaşında Fransa'yı yenerek 18 Ocak 1871'de Alman İmparatorluğu'nü ilân etti. Buyükselişi hazmedemeyen İngiltere ise onu ezmek isteyecekti. Yani Almanların,
denizlerde ve sömürgelerde İngiltere ile rekabete girişmelerine asla tahammül edemezlerdi. Psikolojik o\atak da ananevi Britanya İmparatorluğu böyle bir şeye asla katlanamazdı. Bu yüzden Almanların karşısında olan Rusya'ya yaklaşması gerekiyordu. Ama 1791-1798 Rus-Türk Savaşlarından beri Rusya'nın Akdeniz'e inmesine engel olmak için 100 yıldır hep Osmanlı İmparatorluğu'nün yanında görünmeye çalışmıştı. Ancak kendi hesabına da pek bir şey kazanamamıştı. Şimdi bu işten vazgeçmeli idi.
Mamafih kısa bir süre daha bu politikayı sürdürerek Kıbrıs'a yerleşti. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu'nün toprak kayıpları hızlanmıştı. Artık ona da destekçi olmanın anlamı yoktu.
Buna göre yıkılan ve yıkılmakta olan İmparatorluğun üzerine Rusların çöreklenmesi yerinde olamazdı. Doğuda bir Ermeni Devleti'nin kurulması daha hesaplı olurdu. O halde hem Rusların yanında görünmeli ve hem de bu oyunu tezgahlamalı idi. Bunun için 1880-1886 arası elaltından Ermeniler hep kışkırtıldı. "Ne var ki Sultan 11. Abdülhamit'in Ermeni Meselesindeki tavizsiz siyaseti bu oyunu bozdu. Ama adı KIZIL SULTAN'a çıktı.
Tahrikler sonucu Batı Başkentleri Ermeni Mezalimi adı altında İmparatorluğu telin mitingleri ile çalkalamaya başladı. İşte telin mitingleri Berlin'de yankı bulmadı. Yani Almanlar olayı ciddiye almadı. Hem 1883-1895 arası askeri misyon da sağlanmıştı. Yüzlerce Türk subayı ve ordu cerrahı eğitimlerini Almanya'da tamamlayarak hemen hepsi birer Alman sempatizanı olmuşlardı. Enver Paşa ise başta geliyordu. O halde Osmanlı, Almanlarla neden işbirliği yapmasın ki? İşte böyle düşünenler az değildi.
Sonra bu sıralarda iki memleket arasındaki ticaret de iyice hızlanmıştı. 1880'de Türkiye'nin Almanya'ya 2.5 Milyon Marklık ihracat hacmi 1905'te 71 Milyon Markın üstüne çıkmıştı. Nihayet 1897'den 1912'ye kadar İstanbul'un Alman sefiri olan Baron Marschol von Blederebttein, bu dostluğu iyice geliştirerek Birinci Cihan Savaşı için Alman-Türk İttifakını gerçekleştirmiş oluyordu. Enver Paşa nerede Alman Sefiri orada idi.
Diğer yandan İngilizlerin iki yüzlü siyasetleri Osmanlı Yönetimini iyice bezdirmişti. Bu bakımdan Enver Paşa, "Eh be canıma yetti" deyip 2 Ağustos 1914 günü Alman Elçisi ile Rusya'ya karşı ikili gizli bir andlaşma imzaladı. Bu sıralarda gene beklenmedik bir hadise daha oldu, şöyle ki;
Osmanlı İmparatorluğu Yunan ve Ruslara karşı deniz gücünü kuvvetlendirmek için İngiltere'ye iki gemi siparişi vermişti. Sultan Osman ve Sultan Reşad. Gemiler tamamlanmak üzereydi. 7.5 Milyon Sterline mal olmuşlardı. Paranın % 90'ı peşin ödenmişti. Çoğu da halktan toplanmıştı. Dul kadınlar bile saçlarını
satarak o gemilere vermişlerdi. Hâl böyle ikin İngiltere Hükümeti, Almanlarla olan ilişkilerimiz ve Alman-İngiliz çatışması ihtimaline karşı 3 Ağustos günü gemilerin Türkiye'ye verilemeyeceğini ilân etti. Artık niyetleri anlaşılmıştı ve Osmanlılara saldıracaklardı.
Hiç beklenmedik bu hadise karşısında Osmanlı Hükümeti ve halkı adeta şok olmuştu. İkdam Gazetesi şiddetli bir İngiliz ve Rus aleyhtarlığına girişince /ancak bu gazete işinde Almanların parmağı vardı/ İngiltere ve İmparatorluk birbirlerine saldıracak derecede savaş haline gelmişlerdi. Artık bir şey yapılamazdı. Ok yaydan çıkmıştı.
Tam bu sırada ise iki Alman gemisinin "Breslau - Goeben" Çanakkale Boğazı'ndan içeri girmesi bardağı taşıran son damla oldu. İngiltere'nin siparişimiz iki gemiyi vermemesi ve Türkiye'nin bu iki Alman gemisine Çanakkale Boğazı'ndan geçme izni vermesi ve bunlara ilave Yunanistan'ın Türkiye'ye inat ABD'den iki gemi satın alması; Osmanlı Devletinin Almanya ile birlikte savaşmaları için başlıca görünür sebepleri idi.
Şimdi işin esas püf noktasına gelince: Osmanlı Yöneticileri, Almanların İngiliz ve Ruslarla savaş halini biliyorlardı ve bu savaşı mutlaka Almanların kazanacaklarına inanıyorlardı. Kendileri de en son olarak Kafkasları kaybettikleri gibi, Balkanlar da elden çıkmıştı. Alınanlarda ilk anda Rusları ve Fransızlan ezmişlerdi. Bunun için Almanlarla savaşa girerlerse kaybeden kendileri olmayacaktı. Dahası kaybettikleri toprakları da geri alabileceklerdi. Hatta Enver Paşa, Kafkaslar ve Afganistan üzerinden Hindistan'ı işgali bile hayal ediyordu. Onun bu niyetini Alman Paşası Liman Von Sanders'ten başkası bilmiyordu.
Zira burada Padişah, Sadrazam ve Hükümet falan yoktu. Her şey Enver Paşa idi. O Almanlarla birlikte savaşa girilecek dedi ve girildi. Sarıkamış yenilgisinde 100 Bin Mehmetçik karların içine gömüldü, padişah bu olayı dört ay sonra öğrendi. Kısacası o gün için İmparatorluğun en kudretli adamı Enver paşa idi. Astığı astık, kestiği kestik. İstediğini emekli istediğini idam ettirirdi.
Yalnız burada çok önemli bir mesele daha vardı. O da şu idi: Bir kere Avrupalılar ve Ruslar artık Osmanlının her işine burunlarını sokuyorlardı. Bu da imparatorluğu- canından bezdirmişti. Bu yüzden savaşa girilmiş, girilmemiş değişen bir şey olmayacaktı. Hasta Adam ilân edilmiş ve paylaşılma nasıl olsa denenecekti. Dünya başlarına üşüşecekti. Buna Almanlar da dahildi. Herkes bunun farkında idi. Bu bakımdan Enver Paşa'ya destek de vardı. Özellikle genç subaylar Balkan lekesini silmek istiyorlardı. Balkan Savaşı'nda esir düşüp sonra evine dönen Üsteğmen Saffet Bey'e refikası Fatma Hanımın; "yürü Çanakkale'ye alnındaki lekeyi sil de gel" demesi anlamlı idi.
Hülâsa silahla bir çıkış yolu aramalarında bir sakınca yoktu. Bırak şanslarım bir de öyle denesinler. Çünkü kaybedecek pek bir şey kalmamıştı. Balkan ve Kafkaslar
elden gittikten sonra... Ama olmadı. Şansları yaver gitmedi. Ulu çınar ömrünü tamamlamıştı. Son bir defa Çanakkale'de dalgalandı ve sonra da uçup gitti. Ama öyle bir miras bıraktı ki; Anadolu'ya gömdüğü şehitlerin isimlerini bile tarih sayfalarına sığdıramazsınız. Dahası dünyayı toplasanız, Çanakkale Kahramanlarının, dedelerinin mezar taşlarını bile okuyup-bitirmeye ömrünüz yetmez.

 

acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com