ÇANAKKALE SAVAŞLARTNIN SİMGESİ NUSRAT YA DA NUSRET'İN ÇİLESİ

İsim / Bordo Numarası / İnşa Tarihi / Yeri
Hizmete Giriş ve Hizmetten Çıkış Tarihi
Temel Özellikler; Boyutlar
Deplasman Tonaj
Ana Tahrik
Sürati
Silahlar
Nusrat - Nusret, 1911, Almanya
1913-1955
40x7.5x3.4 m.
365 Ton.
2 x Üçlü Ekspenşın sum Mk. 2 Pervane
15 mil.
2 x 4.7 cm.Hk top, 40 x mayın taşıma.

Düşünceler:

1-Geminin "Nusrat" olan ilk ismi 1937'de "Nusret" olmuş ve 1939'da ise tekrar "Nusrat" olmuştur. Mamafı "Nusrat" tekrar "Nusret" olarak değiştirilerek günümüze kadar söylene gelmiştir.
2-18 Mart 1915'te Çanakkale'de tesis ettiği mayın hatları ile savaşın kaderini değiştiren gemi, "NUSRAT" mayın gemisidir. Düşman armadasının Çanakkale Boğazı'ndan içeri girmesi neticesi Çanakkale'de döşenmiş bulunan mayın hatlarına ilâveten yeni bir mayın hattının tesis edilmesine gerek duyulduğundan bu görev Yzb. Hakkı Bey komutasındaki "NUSRET" mayın gemisine verildi. Bu görevi alan gemi komutanı düşman gemilerine
görünmeden seyrederek 7 Mart 1915 akşamı Erenköy Koyuna paralel olarak 26 mayın dökerek yeni bir mayın hattı meydana getirdi. 18 Mart 1915 günü düşman gemilerinin bombardımanına karşılık veren Türk bataryalarından açılan topçu ateşi sonucu manevra yapma ihtiyacını hisseden İngiliz ve Fransız donanmasına ait gemiler NUSRET mayın gemisinin döktüğü mayınlara çarpmış ve İngiliz donanmasına ait İRRESISTIBLE ve OCEAN ile Fransız donanmasından BOUVET Zırhlıları aldıkları mayın yarası nedeniyle batmıştır.
3-NUSRET mayın gemisi, 1955 yılında hizmet dışına çıkarılmış ve 1962'de de özel kişiye satılmıştır. 1983 yılında tekrar başka bir firma tarafından satın alınan gemi Omurga ve Postalar hariç herşeyi değiştirildikten sonra "KAPTAN NUSRET" adıyla kuruyük gemisi olarak MERSİN-MAGOSA arasında kullanılırken Mersin açıklarında Nisan 1990'da alabora olarak batmıştır. Daha sonra gemi, 1999 yılında gönüllü bir grup tarafından Mersin'de satha çıkarılmıştır. Yeniden inşa çalışmaları sürmektedir.
4-Bire bir saç modeli Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nca 1982 yılında Çanakkale'de "Çimenlik Kalesi'nde inşa edilmiş ve müze olarak kullanılmaktadır.

BASINDA NUSRET MAYIN GEMİSİ

Nusret Mayın Gemisi Müze Oluyor /10 Ocak 2002 ZAMAN Gazetesi
Çanakkale Savaşı'nın kazanılmasında büyük rol oynayan "Nusret mayın gemisi" restore edilecek. Yıllardır Mersin Limanı'nda terk edilmiş halde bulunan tarihî gemi, Tarsus Belediye Encümeni'nin kararı ile müze yapılmak üzere İçel Valiliği'nden talep edildi. Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, geminin Kültür Bakanlığı'na ait olduğunu; ancak İçel Valiliği tasarrufunda bulunduğunu hatırlattı. İçel Valisi Akif Tığ'in gemiyi vermeyi kabul ettiğini vurgulayan Kocamaz, "Biz de encümen kararı aldık. Yazışmaların yapılmasının ardından gemi teslim edilecek. Gemiyi parçalara ayırarak ya da bütün olarak Tarsus'a getireceğiz. Gemiyi, Tarsus girişinde düzenlemesini yaptığımız alana yerleştirmeyi düşünüyoruz." dedi. Tarsus Belediyesi Yazı İşleri Müdürü Niyazi Yıldız da, 20 gün sonra geminin maliyet tespitini yapıp bir buçuk yıllık süre içinde restorasyonunun tamamlanacağını söyledi. İçel Valisi Akif Tığ, talebin Kültür Bakanı İstemihan Talay'ın İçel'i ziyareti sırasında belediye başkanı tarafından dile getirildiğini k
aydetti.

Zaferin Simgesi Müze Olacak / 14.08.2002 SABAH Gazetesi
Mersin'in Tarsus İlçe Belediyesi tarafından müzeye dönüştürülecek olan, Çanakkale Zaferi'nin simgesi tarihi Nusret Mayın Gemisi'nin restorasyonu için çalışmalara başlandı.
Restorasyonu gerçekleştirecek Çağlar Mühendislik Firması'nın yetkilisi Aydın Çalım, 90 günde çalışmaları tamamlayacaklarını söyledi.
Geminin mevcut durumunun denizde restorasyon edilmesine olanak tanımadığını kaydeden Çalım, karadan nakil işinin de zorluklarına dikkati çekti. Şu anda bulunduğu Mersin Limanı'ndan, ek donanımlarla Karaduvar Limam'na kadar yüzdürülmesi plânlanan Nusret mayın gemisi, buradaki onarım çalışmalarının ardından, Tarsus Çardak Kavşağı'nda yapılacak Çanakkale Parkına ulaştırılmak için 25 km. de karadan yürütülecek.
Çalım, karadan yürütme işleminin 'sürüngen' ya da 'kırkayak' tabir edilen yöntemle gerçekleştirileceğini belirterek, şunları kaydetti: "Geminin yüksekliği karayollarından geçirilmesi için uygun değil. Bu yüzden mümkün olduğu kadar yekpare bir biçimde kalmasını sağlayarak, ancak özellikle yüksekliğini karayollarındaki köprü ve üst geçitlere uygun hale getirerek karadan yürüteceğiz."
Hülâsa, mağrur düşman 18 Mart günü hiç düşünemediği bir akıbetle karşılaşmıştır. Teknolojik üstünlüğüne rağmen Çanakkale'yi geçememiştir. O günleri dünya basını "18 Mart Destanı-Başdöndürücü Bir Zafer" olarak yazmışlardır. Başka bir deyişle İstanbul'a ulaşmak için Londra'dan başlayan yolculuk 17 Mart Gecesi Karanlık Liman'a Nusrat'imin diktiği gül bahçesi içinde noktalanıp kaybolduğu gündür.

ZAVALLI ANZAK

Bir Anzak askeri, Conkbayırı'nın kuzey ve batı yamaçlarında aylarca zirveye ulaşmak için uğraşır durur. Ama nafile. Conkbayırı'nın üzerini göremeden savaş sona erer. O da ülkesine döner.
Ama velâkin uğruna bunca insanın harcandığı o zirvede ne vardı? Sanki orada Nuh'un gemisi mi vardı? Her ne ise, Türkler için orası neden bu kadar önemli idi. Başkomutan Hamilton neden, hep Conktepe-Kocaçimen Tepe dedi durdu? Mutlaka bunda bir iş olmalı idi. O tepenin üstünü görmek için bir çare bulmalıyım ve buldumda. Şimdi savaş yok.
Üstelik düşmanımız Türkiye dostumuz oldu. O halde gidip hem siperlerimi ve hem de Conktepe'yi göreyim Mariya-Coni: "Yürüyün Çanakkale'ye gidiyoruz". "Ne oluyor büyükbaba?". "Canım lâfı şimdi fazla uzatmayın. Haaydi çabucak biletleri alıp gelin. 2 gün sonra Türkiye'ye uçuyoruz." "Peki anlaştık."
Nihayet 1915'te Conkbayırı'nda savaşan bir Anzak gazisinin 4 kişilik ailesi bir 25 Nisan sabahı Arıburnu Anzak Koyu'ndadır. Balıkçıdamları üzerinden zirveye ulaşmak için yolculuk başlar. Birkaç saat süren yorucu bir tırmanıştan sonra Conktepe'nin batı yamacının düzleştiği bir eşiğine varılır.
"İşte şu siperleri atlayıp da oracığa varamadık. Binbaşı Alanson, 8 Ağustos günü ben çıktım diyor ama belli değil. Conktepe mi, Besim tepe mi, yoksa bir tepe daha varmış orası mı? Yoksa şuracıklardan herhangi bir tepecik mi? Baksanıza burada her yer tepe. Onu Alanson kendisi de bilemiyor. İşte şu zirve! Oraya, bir türlü çıkamadık. Biz çıkmak istedik, Türkler kovaladı. Biz çıkmak istedik onlar yine kovaladı. Hele Ağustos ayında burada ne dövüş ve çarpışmalar oldu, ne canlar gitti. Aha şu derelerden sel gibi kan aktı. Ben de şu hendeğin arkasına saklanarak canımı kurtarabildim. Tanrı hiçbir ulusa böyle bir savaş yaşatmasın. Amin deyin çocuklar, amin

Hülâsa Anzak gazisi "Yürüyün çocuklar, hep birlikte tepeye çıkıyoruz" dedi. Çocuklar yürüdü, Türk siperlerinin içinden geçip zirvenin kenarına basmışlardı bile; baktılar ki büyükbabaları yanlarında yok. Başlarını geri çevirdiklerinde onu yerde yatarken gördüler ve hemen kolundan tutup kaldırmak istedilerse de olmadı. Büyükbabaları çoktan ölmüştü. Görmek için 7.000 km. yol katettiği manzaraya o kadar çok yaklaşmıştı ki ama yine olmadı. Savaş sırasında Mehmetçiğin süngüsünden kurtulmuştu ama şimdi ecelin pençesinden kurtulamadı. Yakınları; "Ne olurdu 10 saniye daha yaşasaydı, özlemini çektiği tepeyi görecekti. Kader bu ne yapabiliriz ki?"
"Nasipse gelir, Hintden; Yemenden. Nasip değilse ne gelir elden." Bu söz bunun için, misal olmuştur.

 

acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com