YAVRUM YARAN DERÎN

17 Temmuz 1915 Cumartesi günü Çanakkale Sahra hastanelerini ziyaret etmiştik. Ağır yaralılara mahsus büyük çadır koğuşlarda tüyleri ürperten kor¬kunç yaralılar vardı. Hele o aralık pansumanı yapılanlar arasında biri vardı ki eli, yüzü dağılmıştı. Ağzı, çenesi hemen tamamı ile dökülmüş, boyunla burun arasındaki kısım müthiş bir oyuk halinde kalmıştı.
Yaşayacağı hakkında ümitler pek az olan bu kahraman yaralı, ayakta hiçbir müşteki hareket yapmaksızın o korkunç yaranın temizlenmesini bekliyor, bize sabırlı ve tevekküllü gözlerle bakıyordu. Ben o askerin, Türk ırkının bütün mahrumiyet ve felâketlerini ifşa eden, bakışlarından, hissettiklerimi işte şu manzume ile tespit etmek isterim.

Ey asker, yaranı gördüm ap açık
Çoğaldı gönlümün kederi, yası.
O yiğit çehreni dağıtmış yazık
Bir melun düşmanın vahşi bombası.

Bir kız gördüm daha on beş yaşında
Peri gibi bir pınarın taşında
Ağlamıştı bana geçit başında
Bu halimi duyup yansın, söyleyin.

Tahammül etmezken gözlerim bile
Sen nasıl susarsın bu azap ile
Sen nasıl susarsın diyorum, lâkin
Ağzının bir söze var mı mecali?

Sürmeli gözleri boşlukta dalgın
Ah o uzaklarda bekleyen kadın
Yavuklun Mehmedi unutma sakın
Düşün ki bir aslan gibi yiğitti...

Çenen, dilin kopmuş, yalnız o derin
Bakışından sezdim düştüğün hali
Söylesen o kadar duymazdım belki
Hissettim gözlerin bana diyor ki:

Bu toprağı akan selde boğulup,
Koruyan biz, şenleten biz, kul olup.
Sırtımızdan geçinenler kovulup
Hak sahibi ayaklansın söyleyin.

Her cefaya göğüs veren topraklar,
Yoksulluktan inildeyen bucaklar,
Hıçkırarak sessiz akan ırmaklar
Biraz coşup kan bulansın, söyleyin.

Babam, dedem kaldı Moskof elinde,
Kardeşlerim vuruldu Kümelinde,
Çanakkale her köylünün dilinde
Dolaşırken beni ansın, söyleyin.

 

acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com