CUMHURBAŞKANI - LiDER - MiLLETVEKiLi

Hayattayken yaptıklarınız sonsuzlukta yankılanır.

Açıkça söylemek gerekirse, ben bu kitabı yazmaya başladığım 1996 yılının sonunda,acımın verdiği sersemlik ve ortalığın benim nazarımda kıyameti andırması üzerine, yazacaklarımın tamamiyle şeffaf olmasına karar vermiştim. Çünkü Abdullah Çatlı, aslı olmayan ucuz ve asla tenezzül dahi etmeyeceği olaylarda sansasyonel isim olarak ortaya atılıyordu. Bu hırstan dolayı, herşeyin anlatılmasını istiyor, adeta bu düşüncenin bende bir saplantı oluşturmasına göz yumuyordum. Ancak kısa bir zaman içinde ufkum genişledi. Dünyada babamın durumuna yakın, örnekler mevcuttu. Yani illegal gibi görünen, resmi insanların (Devlet bünyesi altındaki Çatlı'nın esas liderliği bu kitapta ele almadığım 90'lı yıllardan sonra başlamıştır) vefatı üzerine çeşitli birimler ve Devlet kuruluşları suskunluğa gömülüyordu. Eğer yapılacak birşey yoksa sabır ve sükunetle yerinde beklemek doğruluğunun ispatı olacak, seni zafere götürecektir derdi babam. Ben, bu düşünce sistemini benimsemiş ve kurallar gereği yarı şeffaf bir politikayla babamı anlatmanın tespitine varmıştım. Bunun faydasına inanmakla manevi rahatlık içerisindeyim şimdi.
Derin dünyalarda bir kural vardır; kişilerin hizmetlerinden tekrar yararlanılır düşüncesiyle, asla deşifre edilmezler. Ben bu kitapta duygularımın esiri olmadan mantığımla hareket ettim ve kimseyi töhmet altına sokmadım. Ben bu kitapla eğer babamın aldığı uzun parkurlu yolun sadece bir adımını aktarabildiysem şayet, ne mutlu bana. Bu nedenle yazdıklarımla gerçeğe yakın bir Çatlı imajı canlandırmaya çaba verdim. Aşağıda ele alacağım konuyu uzun ve derin düşünceler neticesinde yazmaya karar verdim.
Merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal mekanınız cennet olsun.
Merhum ANAP Milletvekili ve Adalet Komisyonu Başkanımız Alpaslan Pehlivanlı mekanınız cennet olsun. Sizlerin aziz hatırasına...
Alpaslan Pehlivanlı, Abdullah Çatlı'nın eski dostlarmdandı. Her ikisinin de birbirlerine karşı derin hürmetleri vardı. Çatlı'nın Türkiye'ye dönüşü akabinde eski dostlar görüşmeye karar verdi. Zaten Çatlı'nın cezaevi yıllarında, dostlukları pekişmişti. Çünkü Pehlivanlı, Çatlı'yı arayıp soran ender dostlardan biriydi. Pehlivanlı, Çatlı'yı Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne davet etti. Çatlı'yı görkemli bir şekilde karşılayan kalabalık grup O'nun dönüşüne dostça sevinenlerdendi. Buluşma son derece içten ve duygusal olmuştu. Özellikle de Çatli-Pehlivanlı buluşması. Pehlivanlı, Çatlı'yı odasında ayakta karşılamış, ceketinin önünü düğmelemiş, "Hoşgeldin Başkanını" diyerek O'na sarılmıştı. Çatlı'da kendisinden yaşça büyük olan Alpaslan Pehlivanlı'ya "Sağol Başkanım" diyerek karşılık vermişti. Çatlı da tıpkı onun gibi kendisine saygı duyuyordu. Her iki dostun gözleri buğulanmıştı. Aralarında özel bir konuşma geçti; Abdullah Çatlı'nın şeffaflaşması için, bundan uzun yıllar önce konu edilen 7 TlP'liden temize çıkması gerekiyordu. Ancak bu konuda yapılacak yapılacaklar sınırlıydı, iki eski dost derin mevzuulara dalmış ve bir çıkış yolu belirlemişlerdi; Alpaslan Pehlivanlı konuyu Turgut Özal'a danışmayı önerdi.
Turgut Özal'ın, Pehlivanlı'ya karşı ayrı bir sempatisi vardı. Pehlivanlı ona "Genel Başkanım" der, Özal'da ona "kara oğlan" diye hitap ederdi.
Adalet Bakanı Alpaslan Pehlivanlı: "Genel Başkanım, onun bu durumunu düzeltecek birşeyler yapmak artık şart. Bu davaya bakacak bir savcı atansa işler yoluna girer."
Cumhurbaşkanı Turgut Özal: "Savcı da atanır, konu derinlere de götürülür, açıkçası ne gerekiyorsa yapılır ancak bu olayın yaratacağı yankıyı hiç düşündün mü kara oğlan?"
Pehlivanlı: "Hangi açıdan abi tam anlayamadım?"
Özal: "Basın kara oğlan, basın!"
Pehlivanlı: "Doğru ya... Bunu hiç düşünmemiştim!"
Bu olayı duyan Meclis mensupları aralarında fısıldaşmaya başlamışlardı: "Helal olsun" diyenler de vardı "Vallahi ben ne birşey duydum ne de gördüm." diyenler de, veya "Bu zirve ben politikacı olduğum halde bana bile tanınmadı! Çatlı'dan korkulur," diyenler de.
Görüşmeden üç yıl sonra...
Eski Cumhurbaşkanımız vefat edeli kısa bir zaman geçmişti. Babam beni okula bırakırken merhum Turgut Özal hakkında konuşmaya başladık;
"Vefat etmesine gerçekten çok üzüldüm. Eğer senin orada bulunmanda bir sakınca olmazsa kabrine götürür müsün beni babacığım?"
Babam: "Ortalık sakinleşsin, ailece gideceğiz zaten."
"Baba o iyi bir insandı değil mi? Diğerlerine nazaran güler yüzlü ve ataktı bence."
Söylediklerim O'nu derinlere daldırmışa benziyordu.
Babam: "Beni severdi. Davam ve mücadelem için destek veren biriydi."
"Bunları duydukça daha çok üzülüyorum. Mekanı cennet olsun."
Eski Cumhurbaşkanımız Turgut Özal'ın vefatı ardından ortalık büsbütün karışmıştı. Özellikle de siyasi hayat...
Babamla aramızdaki bu duygusal konuşma üzerinden çok geçmemişti ki yakın dostlarından biri öldürüldü. Bu sefer ka yıp büyüktü. Babamın acısı derindi. O, mert bir dostunu kaybetmişti. ANAP kurucularından olan ve mertliğiyle tanınan Alpaslan Pehlivanlı, yada bir başka değişle Turgut Özal'ın kara oğlanı, babamın da mert dostu öldürülmüştü.
Özel bir davetten çıkan Pehlivanlı'ya pusu kuranlar onu çapraz ateşe alıp, bu mert insana birbiri ardına kurşunlar boşaltmıştı. Merhum, gözleri açık vefat etmişti.
Çatlı'nın bu acı gününde "intikamı çetin olacak" diyen de vardı, demekten çekinen de. Merhumun kimler tarafından öldürülebileceği kör bir düğüm değildi. Adres belliydi: siyasi bir hesaplaşma. Kırıkkale Keskin'li olan Pehlivanlı'nın hem kan davalıları, hem de Çatlı gibi siyasi hayatta çekemeyenleri mevcuttu. Benim bildiğim kadarıyla Alpaslan Pehlivanlı, memleketinin Belediye başkanının yeni seçimlere katılmasına sıcak bakmıyor, yeni isimlere fırsat tanınmasını uygun görüyordu. Belediye başkanı ile arasında sert bir konuşma geçmişti. Belediye başkanı, Pehlivanlı'ya saygısızlık ediyordu. Tartışma Pehlivanlı'nın tokat vurmasıyla sonuçlanmıştı. Kalabalık bir nüfusa sahip olan Belediye başkanı, bunu kendine yedirememiş olacak ki ona pusu kurdurmuştu.
Olaydan belli bir zaman sonra, kulaktan kulağa "Mert adamın gözü arkada kalmadı" diye dedikodular dolaşmaya başladı. Alpaslan Pehlivanlı'nın katiline dair söylenmiş bir sözdü bu.

 

acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com