OYUN BOZANIN ADI: VEFA!

Yer: Ankara Merkez Kapalı Cezaevi 1990
"Haluk Ağabey. Kalk! Uyan! Gözümüz aydın Reis cezaevinden kaçmış!"
Yataktan fırladım, arkadaşın getirdiği gazeteyi elinden çektim. Haberi veren yüksek tirajlı bir gazeteydi. Hemen giyindim ve odadan dışarı fırladım. Arkadaşların hepsine müjdeyi duyurdum. Bu olay herkesi çok sevindirmişti. Cezaevinde o günün konusu başkanın firarıydı. Arkadaşlarla bu konuyu konuşuyor ve yorumlar yapıyorduk.
"inşallah yakalanmaz"
"Benim bildiğim Çatlı artık kolay kolay yaş tahtaya bamaz. "
"Bence Türkiye'ye dönse çok daha iyi olur. Bakarsınız bizim içinde bir şeyler yapar."
"Yahu sen bizi bırak, keşke gelse de şu hareketi toparlasa. Baksana dışarıda herkes ayrı bir telden çalıyor."
Başkan firar etmesine etmişti de tiryakisi olduğum ve dört gözle beklediğim mektupları kesilmişti. Haberini alabileceğim bir yer olmadığından merak içinde kalmıştım. Neredeydi, ne yapıyordu, rahat mıydı... Bilmiyordum. Bir ara ailesine mektup yazmayı düşündüm fakat takip altında olabilecekleri aklıma gelince vazgeçtim. O günlerde başkasına yazdırdığı şifreli mektubunu aldım. Türkiye'ye geldiğini ve çok istemesine rağmen haber göndermek için imkan bulamadığını yazıyordu, içinde inşallah yakında görüşeceğiz şeklinde bir ifade vardı. Bizi ziyarete gelmesi de çok tehlikeli olurdu. Çünkü Türkiye'de halen aranıyordu Kesinlikle gelmemesi için kimle haber gönderebileceğimi araştırmaya başladım. O haftaki görüş gününde benimle görüşmek için gelen biri olduğu söylendi. Görüşüme gelen başkan değildi. Yıllardır görmediğim ve ikimizin ortak arkadaşı olan eski bir dosttu.
"Haluk kusura bakma! Yıllardır arayamadım. Sonra da biraz ihmal, biraz meşguliyet derken arayamadım. Biliyorsun Reis döndü. Ziyaretine gittim. Beni buraya o gönderdi. Hepinize çok selamı var, durumu gayet iyi. Ailesini de yanına aldırdı. Bir ihtiyacınız olup olmadığını sormamı istedi..."
Başkanın o arkadaşı göndermesine çok memnun olmuştum. Vefalı dost kırk türlü sıkıntısına rağmen bizi unutmamış hatırımızı soruyordu. Başkanın bu hassasiyeti yıllardır vefasızlığın her türlüsüne muhatap kalan beni ve arkadaşlarımı çok duygulandırmıştı.
"Çok sevindim Allah razı olsun. Çok selamlarımızı söyle. Hiçbir ihtiyacımız yok ve gayet iyiyiz. Bir de söyle sakın ziyaretimize gelmesin. Çok tehlikeli olabilir."
"Müsterih olun gelmeyecek, ilk başta niyetlendi ama sonra vazgeçti. Şu sıra uçma (firar) olayını soruyor."
Başkan cezaevinden kaçmadan önce tünel kazmaya başlamıştık. Bir mektubunda fırsat bulursak kaçacağımızı şifreli olarak yazmıştım. Fakat o çabamızda da ihanete uğramıştık içeriden "tünel var" ihbarı yapılmıştı. Başkanın Türkiye'ye dönmesiyle haberleşmeye yeniden başlamıştık. Bu benim için büyük bir moral olmuştu, insanın dostlarının olması, onlar tarafından aranıp sorulması ne kadar güzeldi...
Acımasız yıllar geçirmiş, zalimliklere uğramış çok şey yaşamış ve görmüştük. Dost bildiklerimiz bırakın bize selam vermeyi, ailelerimize bir geçmiş olsun demeyi çok görmüşlerdi. Hatta ailemizden birini gördüklerinde yollarını değiştirir olmuşlardı. Korkmayan çekinmeyen hesap yapmayan dostlardan selam almayı iyice özlediğimiz o günlerimizde Çatlı'nın dostça selam göndermesi yeni bir güç kaynağı olmuştu."

 

acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com