Mehmet Eymür'un bu raporunu MiT kabul etmemektedir
AÇIKLANAN MiT RAPORUYLA ÇATLI'YA YAZILAN KADER

Adalet ister işlesin, ister keyfini sürsün... Yapılan icraatlar büyük olunca, aleyhte söylenen sözler kamu vicdanında küçük kalmaya mahkumdur.

Güz başıydı, okuldan eve döndüğümde annemi gazete okurken buldum. Söylediği kadarıyla, babamın ismi Mit raporuyla medyaya lanse edilmişti. Bizler tedbiri elden bırakmamak için O'na ismiyle bile hitap edemezken, dışarının ihaneti cirit atıyordu. Aslında annem, ben ve kardeşim, özellikle 1987 yılıyla birlikte, Çatlı olduğumuzu gizlemeye gerek görmemiştik ama formalite gereği tedbirli olmak zorunda olduğumuzu da unutmuyorduk. Buna hem babam, hem de henüz tanıştırılmadığımız beyler karar vermişti. Faturalar, kimlikler, okuldaki kaydımız... Biz nihayet Çatlı'ydık. Üstelik Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde.
Afallamış durumdaydım. Babam bir yanda desteklenen bir liderdi fakat diğer tarafta lekelenmeye çalışılan bir güçtü.
Büyük zorluklarla kurulmuş olan MiT, öyle bir kaç kişinin kasti olarak saptırılmış analiziyle güvensizlik ortamı yaratmamalıydı. Kendime sorduğum soru, cevapsız kalmalıydı: MiT raporunu yazanlar neye hizmet ediyorlardı? Bildiğim kadarıyla MiT raporu kendini duyurmak için birçok medya kuruluşuna gitmiş, fakat ciddi bulunmadığından geri çevrilmişti. Sadece Aydınlık dergisi raporu yayımlamayı kabul etmişti
Sözcü durumunda ki adı geçen dergide yayımlanan bu MiT raporu, Mart 1995 öncesi olayları ele almıştı. Başbakan Tansu Çiller'e bağlı bir özel birimin Azerbeycan darbesini ve çeşitli olayları organize ettiklerini ele almaktaydı. Yazılanlara göre, grup doğrudan Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar'a bağlı olup, Emniyet Genel Müdür Müşaviri Korkut Eken tarafından sevk ve idare edilmekteydi. Grup üyelerine de Emniyet Genel Müdürlüğü'nce polis hüviyeti ve yeşil pasaport sağlanmıştı. Bu grup PKK ve Dev-Sol'a karşı yıkıcı faaliyetler içindeydi. Raporda ismi geçenlerin çeşitli yasa dışı işleri de yürüttükleri iddia ediliyordu.
Özel ekibin koordinatörü olarak ise babam görünüyordu. Tansu Çiller'in özel istihbarat örgütünün emniyetteki kolu olduğu iddia ediliyordu. 18 yıl önce işlemediği bir suçun azmet¬tiricisi olarak aranan ve oluşturulan bu tabloda Devlet birimlerinin önde gelenleriyle terör faaliyetlerine karşı, birlikte hareket eden Çatlı hakkındaki bazı bilgiler şunlardan ibaretti:
"...Abdullah Çatlı: Ahmet, Remziye oğlu, 1956 Nevşehir doğumlu. 1977 Ülkü Ocakları Derneği Ankara Şube Başkanı, 1978 Ülkü Ocakları ikinci Başkanı, Mehmet Ali Ağca'nın cezaevinden kaçmasında, 7 TIP'linin olayında, Papa davasında ismi geçmektedir ve hakkında kaçakçılık suçlamaları da vardır.
iş telefonu: 0212 59* 3* 4*, Ev telefonu: 0212 57* 2* O*, Yeni Ev numarası: 0212 66* 7* 4*. Cep telefonu: 0532 31* 7* *6, iş Adresi: Sultan Tekstil Küçükçekmece Kanarya yolu. Mehmet Üzmen (veya Özbey) adına kimlik taşıdığı ve polis kimliği, yeşil pasaport gibi hüviyetlerinin bulunduğu bilinmektedir. Bordo Audi marka bir otomobil kullanmaktadır..."
Babam 1996 başıyla birlikte başka bir araba kullanmaya başlamıştı. Bu araba rapora geçirilememiş ancak yeni ev telelonumuz saptanmıştı. Bizi tanıyanlar iyi bilirler, çok kısa aralıklarla numaralarımız değişirdi.
Her ne kadar herkesçe bilinse de raporda ismi geçen bazı kişileri kitabıma iliştirmeyi uygun görmedim fakat raporun içeriğinde bir çok emniyet yetkililerin, iş adamlarının ve yeraltı dünyası mensuplarının isimleri geçiriyordu.
Babamın ardından gelişen olaylardan ötürü raporda ismi geçenlerin bazılarını kalemimle ve yüreğimle yerli yersiz müdafaa etmeyi kendime lüzum ve onlara hak görmediğimden sadece babam adına diyebilirim ki; Abdullah Çatlı belli bir kadroyu organize etmiştir. Asla kimsenin adamı olmamıştır. O doğrudan doğruya sevdiği vatan topraklarının milli savunma refleksidir. Bu nedenle O'nun şahsiyeti öyle ne herkesle yanyana getirilmeli, ne de her tanıdığın isminin geçtiği olayda, bunlarla birlikte Çatlı öne sürülmemeli. Tanıdıkların adı tanıdıktır ve bunun ötesi boştur.
MiT'e hizmet vermiş olan Hiram Abas'ta öldürüldüğünde çok fazla alakası olmasa da buna benzer bir tablo mevcuttu. Abas son dönemlerine ve şahsına ait bir kaç hatayla örtbas edilmemelidir. Çünkü vatan için bir çivi çakan, hatta buna teşebbüs eden, bizler için saygın ve değerlidir. Fakat ne acıdır ki, insanoğlunun vicdanı sınırlıdır. Göz kırpmadan verilen hizmetlerin karşılığı ahde vefadır, insanoğlu kendi yaptığı hataları görmezlikten gelir hatta bu hataları önüne gelene yapıştırmayı sever. Bir çok başarıya karşın eğer telafi edilebilir bir kaç hata, kişiyi yalnış adam yapabiliyorsa, hatasız kul olmaz söyleminden hareket ederek hepimizin bu durumda olduğunu hatırlatmam sanırım gerekmemektedir. Bir politikacı icraatlarından dolayı alkışlanmaz, daima bir açığı aranır, yani bir ayağı uçurum kenarındadır. Büyük çoğunluğunun açığı olunca da, gerçek demokrasi ortamından uzaklaşılır, bir devletin ön şartı olan sosyal adalet kavramı yok edilir. Bunu gizlemek için de hepimizin bildiği geleneksel törenle biri seçilir ve günah çıkarmak için kurban verilir...Susurluk olayı altında, memleketin gelmiş geçmiş bütün kirli işleri sadece bir ekip üzerine atılmaya çalışıldı. Söz konusu ekibin faaliyetleri bu denli çarptırılınca; gönülden bağlı olunan değerlerle birlikte, uzun çabalarla oluşturulan aksiyoner güç yara almıştır. Devleti ebet müddet ülküsü için yetiştirilmiş olan bu güç, bir takım yanıltıcı ve yönlendirilmiş analizlerle yok edilmeye çalışılmıştır. Milletlerin kaderinde "dinamik güçlerin" ne kadar önemli olduğunu bilenler bilirler. "Dinamik güçlerin" analizini sadece ve sadece milli vicdan yapar. Konuşulanlar, söylenenler ve yazılanlar tarihe dip not olarak bile geçmeyecektir. Oysa "dinamik güçlerin" yaptıkları daha şimdiden tarih olmuştur. Tekrar ifade etmek gerekirse bu konunun tek karar mercii Türk milletinin vicdanıdır. Kurum ve kuruluşlar, teşkilatlar milli vicdanın sesini duymak zorundadır. Oyunun kuralını er ya da geç milli vicdan koyar. Sonunda herkes bu kurala göre oynamak zorunda kalacaktır. Reis ve teşkilatı milli savunma refleksi ve milli vicdanın tezahüründen başka bir şey değildir. Samanlıkta iğne aranmaz...


acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com