| ÇATLI'DAN MEKTUP
Dün Pehlivaridan da bir mektup aldım, iki tane de şiir yazmış. Yaşı bizlerden ileri olmasına rağmen genç bir kişinin heyecanını taşıyor. Sohbet esnasında senin gönderdiğin fotoğrafı göstermiştim. Gözleri yaşardı ve adresini istemişti. Ben de vermiştim. Tabii daha sonra oradan bir ihbar yüzünden beni başka bir yere göndermişlerdi..."
Nevzat Bilecan davasını V. Bölümde babamın mektuplarından hareket ederek detaylı olarak ele aldım ancak babam bu mektubunda onun çeşitli gruplar tarafından yönetildiğini ve ajan olduğunu bizzat açıklamaktadır. Çatlı mektubunun devamında 1982 yılında gelişen Bilecan olayında O'nu kasıtlı olarak sıkıntıya sokan ve bu yüzden karşılığını başka, kişilerce maddi manevi alan (söz konusu kişiye oturum izni, ev, para v.s verilmiştir) birisinden söz eder. Çatlı öfkelidir. Eşi Meral Çatlı'nın vasıtasıyla konuyla ilgilenmeleri için Ankara'da kalan bazı dostlarla görüşüp görüşmemenin ikilemi içerisindedir. Çünkü O'nun tek arzusu doğruların söylenmesidir. Araya başkalarını sokmak şeref ve haysiyetine aykırı gelmektedir.)
"...Halbuki o ilgili kişinin söylediği, herşeyden önce gerçeklere uymuyordu, istediğimiz tek şey gerçeklerin söylenmesini temin etmek. Bütün bunlara rağmen ben o kişinin ifadesini çürütebiîirdim. Ama prensiplerime ters geldiği için sineye çektim. Yoksa onun ne izni ne de şerefi kalırdı. Artık onun adiliğini başka türlü,
yaptığı uşaklığın ceremesini de başka türlü çektireceğim. O zaman da inşallah arkasında olanları tespit edeceğim. Aklıma geldikçe yerimde duramıyorum Haluk. Oturum izni nelere tercih ediliyor. Halbuki bunu söylerken hicap duyuyorum; o kişinin ev bark sahibi olmasına, kahpeliğe bedel olan iznin alınmasına onu tuzağa düşürmek istediği kişiler vesile olmuştur. Haluk'cuğum öyle şeyler var ki bunu yazmaktan sıkılıyorum. Yoksa bunun gibi neler var neler. Avrupa'da çok kişinin bu tip yerlere düşmesine o kahpe ve satılmış zihniyetler sebep olmuştur. Dolayısıyla kapıkulu, şamaroğlanı ve teslimiyetçi olmak istemeyenler de şuurlu olarak harcanmak istenmiştir. Ümit ederim neticeden memnundurlar. Dünün adi politikacıları ve istirmacılarının yerini yenileri almıştır. Değişen sadece isimler oldu. Hele bir de yeni yetmeler var ki kahırları hiç çekilmiyor. Bunun için de sana ilk yazdığım mektuplarda hala bildiğin kişi olarak kaldığımı belirtmiştim.
Bir de bana para yardımı (!) yapıldığını öğrenmişsin. Şimdiye kadar Allah'a şükür, bir kuruş yardım gelmedi o dediğin kişilerden. Ablana (Meral Çatlı'yı kast ediyor) sor bir de, acaba o hiç yardım görmüş mü? Bildiğim kadarıyla ablan, onlardan yardım değil dedikodu yapılmamasını, köstek olunmamasını ve ismimin istismar edilmemesini istiyor.
Hatta söz açılmışken, ablan bundan iki hafta önce bunun gibi bir işten dolayı müthiş üzülmüş, morali bozulmuştu. Ankara'dan arkadaşlardan (!) biri ablanı arayıp "Yenge Abdullah'a para toplanıyormuş, ihtiyacınız varmış. Pek inanmadım ama yine de bir sorayım dedim." diyor. Meral de bana "Öyle bir habere, dedikoduya değil o kişinin bunu bana sormasına çok bozuldum" dedi. Güya benim buradaki bir arkadaşım bilmem kime telefon açıp benim için talepte bulunmuş v.s. Arkadaş durumu öğrenince o da bozuluyor. Sonra o denilen kişiyi falan aramış. Netice malum: kaynak yok. Bir arada şu Ağrı'lı çok toplamış benim ve çocuklarım adına, ve inan daha başkaları da var. Hepsi benim adıma bazen de çocuklarım adına yardım dilendiler. Haluk'un bunların hiç birinden ne önceden ne sonradan asla haber olmadı. O parayı
alan kişilerin, eğer almışlarsa topladıkları bir kuruş ne benim ne de çocuklarımın boğazlarından geçmedi.
Hel 'le ilgili olanını ise y eni duydum. Bu tip haberlere
(!) bana sormadan tükürebilirsin. Aslında benim de onlardan isteğim yengenin istediklerinin aynısı. Ve inan bana, bu tip meseleleri konuşup tartışmak doğruyu aramak boşuna gayrettir. Zamanını bunlarla telef etme. Bu işleri ayarlamanın tek yolu dışarı çıkmak. Sonrası kolay."
acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com |
|