| AJANLAR GEÇİDİ
Zaferin ilk anahtarı düşmanın niyetini anlamaktır.
Daha önceki sayfalarda da ele aldığım üzere Selcenle ben oldukça girişken çocuklardık. Aslında bu yönümüzü birbirimize fark ettirmeden geliştirmiştik. Çünkü çocuk aklımıza göre ne kadar çok girişken olursak o kadar çok arkadaşımız olur ve canımız sıkılmazdı. Kardeşimle bendeki bu yalnız kalma korkusu, bize kah iyi kah kötü olarak dönüyordu. Paris'in ikimizde bıraktığı hatırı sayılır iki şey vardı: Club Funny .sayesinde, hareketlilik kazanan günlerimiz ve Fransızca'yı anadilimiz gibi öğrenmek.
Okul çıkışı, apartmanımızın önündeki çocuk parkında oynuyorduk. Ben kendimi voleybolcu sanan bir tip ve Selcen beni alkış yağmuruna tutan coşkulu bir taraftardı. Herşey iyi gidiyordu ki, gözüm kardeşimin yanına oturan ve onunla konuşmaya çalışan orta yaşlı bayana takıldı. Annem yabancılar konusunda hatta ve hatta tanıdıklar konusunda bizi defalarca uyardığı için topumu bir kenara fırlatıp yanlarına gittim.
Kardeşimin yanındaki bayan Fransızca konuşarak:
"A bak Selcen, ablan da geldi. Merhaba tatlım. Tebrik ederim güzel oynuyorsun. Biz de şimdi yeni açılan havuzdan bahsediyorduk. Yüzmeyi biliyor musun?"
Ben: "Burada mı oturuyorsunuz"
Bayan: "Keşke evet diyebilseydim ama evim 20 dakika uzaklıkta olan Aniers'de. Yaşıtlarınıza öğretmenlik yapıyorum.
Selcen: "Abla Madam Claudette bana geçen gün saymayı öğretti. Evinde bir de köpeği varmış. Yarın onu da getirecek."
Selcen'in daha evvel bu bayanla konuştuğundan haberim yoktu. Kardeşime Türkçe seslenerek:
"Annenin sözünü dinlemedin. Bence başımız dertte."
Bayan: "Yabancı olduğunuzu biliyordum ama peki hangi ülkeden?"
Ben: "Türkiye'den. Babam yakında gelecek. Dedem iyileşmiş. Babamın çok işi var ama biz O'na küsmedik."
Bayan: "işleri yoğunsa siz gidebilirsiniz onun yanına. Ülkenize dönmeyi düşünmüyor musunuz?"
Ben: "Ama dedem hasta demiştim ya!" Bayan: "Sizinle kimler ilgileniyor burada?"
Ben: "Babam müdür. Arkadaşlarına telefon açar onlar da sözünü dinler ve gelirler."
Bayan: "Ne büyük şans. Baban da, onlar da demek ki iyi insanlar. Peki tatlı kız, babanın arkadaşlarının adları nedir? Ben: "Bilmiyorum..."
Bayan: "Ben bir kaç tane Türk ismi biliyorum ama biraz daha söylersen mutlu olurum. Unutma ben bir öğretmenim."
Ben: "Annem sizinle konuşmamıza kızacak. Hadi Selcen eve gidiyoruz."
Bayan: "Henüz değil!"
Selcen: "Madam Claudette kolumu acıtıyorsunuz..." Ben: "Kardeşimi rahat bırak. Bizimle de artık konuşma. Zaten seni büyüklerime hemen söyleyeceğim."
Bayan: "Bana bakın eğer uslu durmazsanız çok öfkeleneceğim. Oyun mu oynuyorsunuz benimle!"
Başlangıçta bana da sevimli gelen bu bayan artık korkutuyordu. Madam Claudette olduğunu söyleyen bu esrarengiz kişinin yumuşak ses tonu gitmiş yerine sinirli ve tehditkar sözler gelmişti. Selcen'in kolunu hala bırakmaması üzerine, art niyetini iyice anlamış olacağız ki kardeşimle birlikte bağırmayı başladık. Sitenin bütün çocukları etrafımızda toplanmıştı.
Bunun üzerine bayan yanlış anladığımızı söyleyerek yanımızdan uzaklaştı. Eve ağlayarak çıkmıştık. Anneme olanları anlatınca ondan azar işittik.
Bundan sonra tuhaf sohbetli ve davranışlı insanlardan biri, sitemize aniden taşınan bir Arap ve Clichy'nin merkezinde bulanan büyük parktaki iki kız çocuklu bir başka bayan olacaktı. Amaçları bilgi toplamak olan bu kişiler annemin deneyimli tutumuyla hiç bir yere ulaşamıyor fakat hayatımızı daha da kısıtlı yaşamamıza sebep oluyorlardı.
acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com |
|