TESBİT

Bir çatı altında, bir merkeze bağlı olan Ermeni terör örgütlerinde terör psikolojik harekatın bir parçası, bir aşamasıdır. Dışarıdan bakıldığında örgüt bilinen terör grupları gibi algılanabilir. Ancak ASALA tıpkı bir piramide benzemektedir. Katı, kaçışı olmayan, karmaşık bir örgüttür. Militanlar sıkı bir eğitimden geçirildikten sonra halkla ilişkiler, haberleşme hakkında geniş bilgilere sahip edilirler. Eylem öncesi gizlilik esas alınmıştır. Eylemlerde propaganda amacı güdüldüğü için bunun yankısı özel timler aracılığı ile duyurulur. Ermeni terör örgütleri bir çok devletin açık veya kapalı desteğine sahiptirler. Söz konusu bazı devletlerin bu örgütü maşa olarak kullandıkları da bilinmektedir. ASALA adı altında bir güç oluşturan örgütlerin, başka ülkelerle dönem dönem pürüzlerin çıkması gelip geçici bir tehdit unsuru taşır fakat düşmanlık beslemez. Türk ve Türkiye düşmanlığı eylemlerinin ve kuruluş sebeplerinin devamı için manevi bir unsurdur.
Michael M. Gunter'in bir açıklamasında da anlaşılacağı üzere ASALA'nın doğuş sebebi şuydu: "Şurası açıktır ki, günümüzde Ermeni terörizminin ana nedenlerinden biri, bir çok devlet ve kişinin açıkça bu mücadeleyi desteklemesi ve teröristleri bu eyleme sürükleyen nedenlerin kabul edilmesi gerektiğini öne sürmesidir..."
Tarih süreci içinde Ermeni terörü üç aşama göstermiştir: Birincisi, terörle bazı Ermeni gruplarını kendilerine çekerek egemenliği sağlamaktı, ikincisi ise, ilgiyi sağlamak için yabancı kamuoyuna güçlerini sergilemekti. Son olarak da uluslararası çıkar çatışmalarında ve siyasi gelişmelerde Türkiye ve Türklük hakkında yaratabilecekleri düşmanlık kaynaklarını hazırlamaktı. XIX yüzyılda hürriyetsizlik, yoksulluk, haklardan mahrum edilmiş ezilen azınlık temalarını işlemişlerdir. XX yüzyılda ise soykırıma, katliama uğrayan sefil halk ve hala ezilmekte olan bir millet görüntüsüne bürünmüşlerdir. Bu nedenle Türkiye ile çıkar çatışması ve anlaşmazlığı bulunan devletler tarafından kullanılır hale gelmişlerdir.
New York Herald muhabiri Sidney Whitman'ın bir demeci ilgi çekicidir: "Bir Yahudi bana Trabzon'da yapılan bu hareketlerin birisi Rusya'da olsaydı, bir tek Ermeni sağ bırakılmazdı dedi," diye kaleme almış.
Rusya'da yaşayan Ermeniler, Türkiye'deki durumlarının aksine askere alınırlar. Mektupları sansüre uğrar. Sürekli olarak denetim altındadırlar. Türkiye'de ise her hangi bir sıkıntıları yok diye biliyorum. Eğitim açısından ideal ortamları vardır. Kendi okullarında diledikleri eğitimi görürler. Ticari hayatta serbesttirler. Karışanları, ayırım güdenleri yoktur.
Bu gibi nedenlerle ASALA'nın mücadele adı altında yürüttükleri terör bir halkın isyan ve özgürlük temalarını içeremez. Şayet durum iddia ettikleri yönde olsaydı ASALA'nın aldığı yola terörizm denmezdi.
Sidney Whitman'ın sözleri şu şekilde devam ediyor: "Avrupa'nın yarısı kadar bir alana dağılmış bir milyonluk unsurun millet olarak toplanmasına imkan var mıdır? O halde, Rusya' daki Yahudilere neden bu hak verilmiyor? Avrupa neden bunların hesabına Rusya' ya müdahelede bulunmuyor? Her yerde misyonerler var. Bunlar da bilmeyerek bu adamları kandırıyorlar. Konsolosların yanındakiler, tercümanlar tamamen Ermeni'ydi. Bunlar ne söylerler, ne gösterirlerse konsoloslar elçilerine öyle yazarlardı. Bu konsoloslar acaba Rusya' da, Almanya'da olsalardı elçilerine böyle şeyler yazabilirler miydi? Sebep, bir islam memleketinde Hıristiyan konsolosu olmalarıdır. Ermeni komitecileri, sakin insanları, çiftçiyi, esnafı ayaklandırıyorlar. Türklerin dine, Hıristiyanlığa saldırılarını ileri sürüyorlar. Halbuki Trabzon'dan Erzurum' a kadar yollar manastırlarla, kiliselerle doludur. Ermeni okulları ve kiliseleri Rusya'dakilerden bin kat daha serbesttir."
Fransa Eski Dışişleri Bakanı M. Hanotaux: "Daima Osmanlı yönetiminin haksızca davranışlarını, zulümlerini, kötülüklerini yayınlayıp Avrupa müdahalesini çekmek ve müdahale fikrini yavaş yavaş geliştirmek, Avrupa'ya doğru arzusunu kuvvetle duyurmak için, bir çok defalar yaptığı gibi, Haçlılar fikrini aşılamak düşüncesi vardı." diye anlatıyor.
General Mayevski: "Türkiye'de ki Ermeniler hakkında dayanılmaz denen şikayetler, kasabalılara ait değildir. Köylüleriy-se, çiftçilik ve sulama işlerini iyi bildiklerinden, Türkiye'deki Ermenilerin vaziyeti Orta Rusya köylerinin halinden çok daha iyidir. Bunlar devamlı olarak Kürtlerin saldırılarına uğruyorlar sanılmamalıdır. Çünkü bu iddia doğru olsaydı, şimdiye kadar buralarda hiçbir Ermeni köyü kalmaması gerekirdi. Buna karşılık Ermeni köyleri, daima Kürtlerin köylerinden çok daha zengin ve onlara kıyasla çok daha verimlidir... Batılı diplomatlarda kendi yönlerinden bu millet kavgasından pek gaddarcasna istifadeye girişerek, Ermenilerin milli duygularını tahrik edip, Türkiye'de Ermeni sorunu meydana çıkardılar... Komitecilerin girmediği yerlerde Ermeniler rahat etmişlerdir. Bu komiteler bugünde faaliyete geçseler, Ermeniler yeniden eski kötü duruma düşerler... 1895 yılına kadar Ermenilerin Türkiye'deki ıstırapları, sıkıntıları hep hayali ve uydurma masallardır. Türkiye'deki Ermeniler diğer yerlerdeki Ermenilerden daha fena vaziyette değildirler. Ermeni ihtilalcilerin yağma, katliam diye bağırdıkları haller daha çok Kafkasya'da da oluyordu. Hayvan sürmek, götürmek meselesi Rusya'nın çeşitli yerlerindeki hırsızlıktan başka bir şey değildi. Mal ve can güvenliğine gelince Türkiye'de hükümetin ve hakimiyeti etkili olan yerlerdeki emniyet, Elizabetpol ilindekinden daha fazlaydı."
Netice Türkiye'ye yönelik ASALA benzeri terör olaylarını, Devletimize karşı beslenen düşmanca girişimlerin genel bir tepkisi olarak düşünürsek, Ranke'nin "Eğer bir millet layık olduğu mevkiye yükselememiş ise bilin ki hayatına bir kasıt vardır" sözünde görüldüğü üzere vaziyet ortadadır.
Kendi açımdan açıklamak istediğim bir düşüncem var: bir milletin var olma savaşı adına verilen kutsal mücadelelere karşı daima saygı duymuş ve hatta duygulanmışımdır. Dünyada buna örnek teşkil edecek milletlerin halini görüyoruz... Şayet Ermeni davası, saf ve tamamiyle temiz milli duygularla bir mücadele seyri izleseydi, çirkef düzeylere ulaşan diğer devletlerin çıkar hesapları Türkiye üzerinde oynanmasaydı, terör örgütleri diplomatlarımızı katletmekle kalmayıp masum çocukların canına kıyılan o dehşet anlar olmasaydı vs... bu olaylar tartışmaya açık olabilirdi. Ancak benim titiz bir çalışma neticesinde incelediğim bu dosya, Ermeni davası adına verilen kahramanca mücadeleleri hiçbir şekilde içermemektedir. Çünkü işin içine ÇIKAR girmiştir ve bunun olduğu konularda SAMİMİYET olamaz.

 

acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com