| ÇATLI TEŞKİLATININ FARKI
Çatlı ailesinin sadece acil durumlarda kullandıkları ve herkesten sakladıkları evlerinde ikinci bir telefon hattı vardı. Susurluk kazasından tam bir yıl sonra, hiç kimse tarafından bilinmeyen bu telefon çaldığında aile şaşırdı. Karşı taraftaki kişinin sesi dostane ancak aileye yabancı gelmişti:
"Beni tanıyıp tanımamanız önemli değil. Abdullah Çatlı'nm vefatı ardından özellikle de politik kulvarda isminin rencide edilmesini kınadığımı belirtmek ve ailenin hiçbir zaman yalnız kalmayacağını hatırlatmak için aradım. Eğer size "Devletin isteği üzerine Abdullah Çatlı teröre karşı mücadele vermiştir, hatta başarısız da olmuştur" denilecek olunursa, siz de bunlara karşı "Abdullah Çatlı, yetkili mercilerin anlaşma tekliflerinden çok önce teşkilatıyla birlikte mücadele başlatmıştı" deyiniz. O zaman işledikleri ayıbı yüzlerine bulaştırırlar..." deniliyordu.
Aileyi arayan ve son derece dostane bir şekilde, şimdiye dek açıklanmayan ilginç bir konuya değinen bu kişinin sözleri üzerine ne yorum ne de fırtına koparmak doğru olmaz. Sadece (...) ve (!) işaretleri baki kalacaktır.
"Çatlı teşkilatının farkı" adlı başlıklı yazının en önemli noktası, O'nun 1984 yılında Paris'te cezaevine girmesine rağmen ASALA'ya karşılık verilen mücadelenin Çatlı'nm direktifleriyle devam edilmesini içeren bir husustur. Bu da teşkilatın zihniyetim anlayabilmemizde sanırım daha çok anlam ve belirginlik kazandırmıştır. Çatlı izlenilecek programı buradan vererek görevini bu zor şartlar altında dahi yerine getirmiştir. Çatlı'nm cezaevine girmesi, buradan direktif vermesine engel değildir. Çünkü sistemi oturmuş olan bir teşkilat, liderin yokluğunda -varlığını çok uzun bir müddet boyunca olmasa dahi- baş koyduğu görevi bitirecek kadar zaman ve potansiyele "sahip edilmese" dahi "sahip olur."
GECİKEN TEKLiF
"Abdullah bey ASALA ile adımıza mücadele etmeye devam eder misiniz?"
1982 ortalarında, Türkiye'den gelen bu teklif üzerine Çatlı liderliğinde ki grup, operasyon planlarına devam edeceklerdi. Ancak önce Çatlı, arkadaşlarına danıştı ve teklif kabul görüldü. Çatlı teşkilatının görevi kabul etmelerindeki gaye, özel insiyatiflere sahip olunmak üzere değil, daha güçlü ve doğal olarak pahalı araçgereçlere kavuşarak keskin operasyonlar düzenleyebilmek için idi. Üst düzeydeki yetkililer "Söz konusu olan emel, Devletimizin ve milletimizin haysiyetidir" diyor ve atağa geçmekte geç bile kalındığını belirtiyorlardı. Yetkililer, bu görev karşılığında bir milyon dolar verileceğini de söylüyorlardı. Çatlı'nm yanıtı aslında teşkilatın niyetini de ortaya çıkarıyordu: "Biz bunlara karşı mücadele etmeyi kararlaştırdığımızda paramız yoktu. Bundan sonra da para için değil, Türkiye'nin içinde bulunduğu kritik konum dolayısıyla faaliyetlerimize devam etmeyi istiyoruz"
ASALA operasyonlarına karşılık bazı çevrelerce kasti olarak "Farklı yerlerde, aynı zamanda patlayan bombaları Çatlı teorik açıdan yapamaz. O halde Çatlı değil başka gruplar bu operasyonları gerçekleştirdi..." karalama kampanyalarını yapanlara söylenecek tek söz var. Elbette ki aynı saatte, farklı ülkelerde gerçekleştirilen operasyonlarda Çatlı'nm her yerde bulunması düşünülemez. Zaten burada sadece lider Çatlı'dan değil, lider Çatlı kontrolünde ki Çatlı teşkilatından bahsetmek lazım. Çatlı ve teşkilatı, operasyonların daha yıkıcı olması için aynı anda her biri farklı noktalarda bulunarak çeşitli eylemleri gerçekleştirmişlerdir. Yoksa ASALA'ya karşı aynı tarihte, farklı yerlerde gerçekleşen eylemlerin, patlayan bombaların vs. sahibi ne sadece Çatlı'dır, ne de hiçbir surette O değildir. Hatırlatırım ki, bu tür operasyonların yayılım alanı daha çok yeri kapsasın ve dolayısıyla daha çok ses getirsin diye birden fazla kişilerce gerçekleştirilir!
Kendilerine karşı bir Türk grubunun örgütlendiği sıralarda Ermeni çetesi, Fransa'nın Bastüle Meydanı'nı kana boğmuş, rastgele açılan ateş sonucu masum Fransız vatandaşları da zarar görmüştü. Ancak Abdullah Çatlı ve arkadaşları operasyonlara aralık vermeden devam ediyorlardı. Belki sayı olarak Ermeni çetesi yok edilmedi ama Çatlı teşkilatının yarattığı psikolojik baskı onları etkiliyordu. Bunlara karşılık Kanada, Amerika, Yugoslavya, Lübnan ve Yunanistan gibi ülkelerde operasyonlar düzenlendi, isimlerini kullanmak zahmetinde bulunmak istemediğim birkaç kişinin söylediği gibi operasyonlar, traji-komik bulduğum molotof kokteyli ile sınırlı değildi. Zaten bir terör örgütüne karşı, ateş kıvılcımından ibaret molotof kokteyli ile saldırıya da geçilmez! Bu yüzden bazı kişilerin saçmalıklarına artık kulak verilmemeli. Herşeyi göze alan bu Türk ekibi, vatanımız için mücadele verdiklerine göre kimin hangi hesabı ve neyi yargılamaya hakkı vardır? Çatlı hakkındaki ASALA gerçeğini çarpıtmaya çalışanlara soruyorum: Size kim bu hakkı verdi! Kime karşı, ne tür bir ithafta bulunduğunuzun farkında Çatlı'nm ASALA faaliyetleri neticesinde yüklü miktarda para aldığı söylendi. Rezilliğin ta kendisi! Eğer ben O'nun kızıysam ve o dönemlerde tam anlamıyla maddi sıkıntıyı yaşadıysam biri yalan konuşuyor demektir.
Abdullah Çatlı, 4 Mart 1982 tarihli ve 1982-172-124 sayılı tutuklama kararına dayanılarak Interpol Genel Sekreterliği tarafından 777-82 sayılı Kırmızı Bültende "Tehlikeli şahıs" olarak yerini almıştı. Yani ASALA faaliyetleri sürerken!
acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com |
|