Trajik bir olayın canlandırması: ESENBOĞA KATLİAMI

Yer: Ankara Esenboğa Havalimanı - Diş Hatlar Terminali Tarih: 7 Ağustos 1982

Dikkat dikkat! 11:30 Ankara-Marsilya seferli uçağımı¬zın yolcuları, lütfen B peronundan giriş yapınız"
Genç hostesin anonsu üzerine salonda bir dalgalanma oluştu. B kapısının önünde oluşmaya başlayan kuyrukla, gişeler önünde biletlerini onaylatmak için bekleyenlerin ki birbiri¬ne karışmıştı. Bu kargaşadan dolayı salonda tansiyon dönem dönem gerginleşiyordu. Bir başka tarafta ise seferleri iptal olanların çözüm arayışları, ortalıkta koşturan çocuklar ve kalkış saatinden çok önce gelmiş yolcular bulunuyordu. Ağustos sıcağına yenik düşenler kendilerini kah boşalan sandalyelere, kah temiz buldukları bir köşeye atıyor ve gazetelerini yelpaze yerine kullanarak serinlemeye çalışıyorlardı. Dış hatlar terminali adeta izdihama uğramıştı. Derken herkes tekrar hostese kulak verdi. Rötar yapan bir uçağın kalkış seferi anons edilince heyacanlı bir bekleyiş başladı. Özellikle de biri için; eşini görmeye gidecek olan hamile ve genç bir bayan etrafındakilerden saklarcasına önce çantasından küçük bir ayna çıkarttı, rujunu tazeledi, ardından da belli belirsiz hareketlerle saçını düzeltecekti ki aynasına rastlayan bakışlar onun dikkatini çekti. Orta yaşlı bir beydi ona bu denli dikkatli bakan. Tuhaf görünüyordu. Gözlerini ilk kaçıran kadın olmuştu. Zira bakışları onu ürkütmüşe benziyordu. Tam o sırada büyük bir ses yankılandı. Havada tozdan bir bulut oluşmuş, şaşkınlığın ilk tepkileri ve korkunun çığlıkları yükselmeye başlamıştı. Her¬kes bir yere koşuyordu. Ortalık, küçük bir kıyamet gününü andırmaktaydı. Derken iki silahlı adam salonun giriş kapılarında belirdi:
"Katil Türkler kanı kan temizler! Hareket edeni vururuz." diyen kişi elinde tuttuğu bombaları da patlatmakla tehdit ediyordu. Bu kişi hamile bayanın aynasına rastlayan adamdı.
insanları bir panik sarmış, kaçmaya yeltenenlerin ardından da ateş açılmıştı. Kana bulanmış yerde altmıştan fazla yaralı ve cansız beden vardı.
Bu iki adamdan kurtulan ve beyaz tişörtü kana bulanan bir bayan dış kapıda bekleyen bir polis memurunun yakasına yapışarak:
"Oğlum çok kan kaybediyor, öldürecekler, içeriye girin herkesi öldürecekler..." diye adeta yalvarıyordu. Polis memuru içeriye girmekte çekinince, kadın korkak ve çekimser adımlarla da olsa tek başına salona girmeye kalkıştı. Ancak polis "Çatışma var hanım. Giremem sen de gidemezsin" diyerek onu engellemeye çalışıyordu. Polis memurları, onca insanın canını tehdit eden kişilere karşı harekete geçememenin şaşkınlığını yaşıyordu. Çünkü bu adamlar salondan seçtikleri kalabalık bir rehine grubuyla, dış hatların restorant bölümüne geçmiş, tehditlerin dozajını arttırmış, anlaşma yapmayı red ederek adeta ölmek ve öldürmek üzere geldiklerini belli ediyorlardı. Bunun üzerine polis ile aralarında uzun bir çatışma çıktı. Yere serilmiş seksenden fazla yaralı ve dokuz ölü vardı.
Türk polisinin ısrarlı mücadelesi üzerine adamlardan biri yaralı diğeri ölü de olsa ele geçirilmişti. Esas ismi Zohrap Ser-kisian olan ve ölü olarak ele geçirilen Ermeni teröristin üzerinden bir Türk kimliği çıkmıştı. Diğeri tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu süreç içerisinde polis, ASALA militanı Le-von Ekmekçiyan'dan önemli ifadeler almış, terör örgütünün hareket alanı hakkında daha çok bilgiye sahip olmuştu...
Esenboğa katliamı ile birlikte yetkili merciiler harekete geçmeye karar almışlardı. Zira bu olay bardağı taşıran son damla idi. Alınacak kararlara göre ASALA ile farklı bir mücadele şekli yürütülecekti. Çünkü bundan önce bazı yabancı devlet organlarından yardım istenmiş fakat somut hiçbir destek alınamamıştı! Sanki ASALA, Türkiye'ye karşı beslenen tüm düşmanca girişimlerin toplandığı genel bir merkez idi. Türkiye'den her türlü yardım esirgenerek, hareket alanın kısıtlanması, siyasi ve tarihi açıdan yenilgeye uğraması isteniyordu. Öyle ki yurtdışında görev yapan diplomatlarımız dahi yabancı polis tarafından korunmuyordu.
ASALA sadece Türkleri katletmemiş bizzat Türk devleti ve milletinin varlığını inkar etmiş, bu değerlerle kedi-fare misali oynamıştı. Bu terör örgütüne bazı yabancı devletlerin resmi veya gayri resmi desteği devreye girince de işler iyiden iyiye karışmıştı. Bu durum Türkiye'nin resmi bir şekilde, şeffaf bir dille mücadele vermesini engelliyordu. Çünkü işin içine yabancı devletlerin desteği girdiği vakit, şeffaf ve resmi bir mücadele düşünülemezdi. Onların anlayacağı dilden yani ağır silahlar ve profesyonelce stratejiler artık kaçınılmazdı. Ancak terör örgütüne dolayısıyla buna destek veren bütün devletlere karşı alınacak olan bu gizli tavrın gayri resmi görünmesi gerekiyordu. Bu tedbir eğer alınmaz ise ve Çatlı teşkilatının ASALA'ya karşı verdikleri resmi mücadele dünya kamuoyununda açıklansaydı savaş rüzgarlarının esmesi büyük bir ihtimal idi. Çatlı teşkilatının faaliyetlerinin, yabancı derin devletlerce bilinmesi ile dünya kamuoyununda bilinmesi arasındaki incelik sanırım açıklama gerektirmemektedir.
Susurluk olayı olduktan sonra gizlilik ilkesinden çıkan Çatli-ASALA-Devlet iddiası tüm dünyanın gözü hala üzerimizdeyken, resmi olarak doğrudan doğruya yetkili Türk mercilerince bunların kabul edilememesi bu tespitlerden sonra umarım artık anlaşılmıştır. Bu nedenle ne Çatlı ailesi ne de dostları, Abdullah Çatlı'nm vefatından sonra resmi bir dille açıklanamayan "Çatlı vatanperverliği" hususunda kırgın değillerdir. Çünkü Adnan Menderes'in demiş olduğu gibi "topun ağzmdayız." Abdullah Çatlı severlerinin kırgın hatta kızgın olduğu nokta, bir vatanperverin Öcalan muamelesi görmesidir. Kaldı ki Ûcalan şu an Abdullah Çatlı'nm kabrinde onca iftiradan sonra yattığında., daha rahat bir durumdadır. "Olacak şey" diye düşünülmesin. Çünkü bu da, Türkmen Beyi olan Abdullah Çatlı gibi bir vatanpervere verilen değeri (isimleri açıklanmayan kahramanlar gibi) yani değersizliği göstermektedir. Bu da hainlerin, cansız bedenlerle dahi mezarlarında rahat yatırılmayan vatanperverlere sundukları bir Türkiye çıkmazıdır. Yani hepimizin çıkmazı. Her ne kadar ileride tarihin ağlayan satırlarında, bu vatanperverler göğüs kabartılarak okunacak olsa da...

 

acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com