| ÇEKİŞME
Zaten kararlı olmak değil miydi, insanı korkudan kurtaran. Ya da doğru yolda olduğunu bilip, kararlı olmak.
Mehmet Özbay (Abdullah Çatlı'nın kullandığı isim), Meral, Gökçen, Selcen Çatlı adı altındaki, Kıbrıs'daki Ömer Lütfi Topal'ın bağlantıları olduğu Emperyal's Jasmine Court Hotel tatilinden döneli bir hafta olmuştu. Güzel Sanatlar dönem ödevimi Kıbrıs üzerine seçtiğimden babamla o gece, harabeye dönmüş köylerin ve hâlâ savaşın izlerinden kurtulamamış bölgelerin resimlerini ve hazırladığımız metni incelediğimizden ancak sabaha karşı yatabilmisdik. Uyumadan evvel kendisine bu Kıbrıs tatilinin nereden çıktığını sormuştum. "Elbet bir bildiğimiz var Gökçen'im sen kafanı bunlarla karıştırma. Her istanbul'dan uzaklaşmamız gerektiğinde aynı yerlere gitmemiz sakıncalı olur." demişti. Babamın bana "Gökçen'im" demesine bayılıyordum. Bu O'na has bir hitap şekliydi. Samı Hoştan dolayısıyla tanıdığı Topal ile babamın bir samimiyeti yoktu ama, o da tanıdıklardan biriydi. Daha evvelden de dediğim gibi hassas konular bana söylenme ihtiyacı duyulmadı ta taktirde beni ilgilendirmezdi. Bu durumda herkes yerinden memnundu. O anlatınca dinler, anlatmayınca bilmezdim.
Sabahın erken saatleriydi. Kardeşim:
"Abla uyan, bir adam telefon açtı babamızla görüşmek istiyor."
"Geç yattı. Sakın uyandırma. Sonra aramasını rica et."
"iyi de ablacığım bu adam Abdullah Çatlı'yla görüşmek isliyor. Burada böyle birinin olmadığını ve babamın Mehmet Özbay olduğunu söyledim ama..."
Kardeşimin anlattıkları bana elbette ki tuhaf gelmişti. Bilmesi gereken sağır sultanlar, babamın asıl hüviyetini biliyordu fakat O'na bu şekilde hitap edilmiyordu. Arayan şahısla konuşmak için yatağımdan kalktım. Doğrusu kim olduğunu merak etmiştim. Aranmayan kaçağı kim arayabilirdi ki! "Buyurun ne istemiştiniz?" "Ben babanızla görüşmek istiyordum." "Kardeşim söylemiştir, babam henüz kalkmadı, isminizi ve notunuzu alayım."
'Fakat Abdullah Beyle konuşsam daha memnun olurduın."
"Kim dediniz?" "Abdullah Çatlı."
"Yalmş numara olacak ama ben gene de isminizi rica ediyorum."
"o halde daha sonra ararım." dedi ve bana konuşma fırsatı birakmadan telefonu kapattı. Oysa ki ben tekrar aramasına luzum kalmayacağını, bu konuda onu aydınlatabileceklerin olduyumu söyleyecektim.
Kahvalti masasındayken babama, arayan kişiden bahsettim fakat O bunu fazla önemsememişti. Okumakta olduğu gazeteyi saniyeliğine bırakıp, gözlerini Kıstı, düşünür gibiydi yüzünde oluşan ufak bir tebessümün ardından başım belirsiz salladı. O'nun bu soğukkanlığı beni her zamanki gibi rahatlatmisdi. Zaten kararlı olmak değil miydi, insanı korkudan kurtaran. Ya da doğru yolda olduğunu bilip, kararlı olmak
Az evel arayan şahsa göre Abdullah Çatlı kimdi? Daha doğrusu ona nasıl sufle edilmişti ve suflörler kimlerdi? Babanizin .luftu konumun makamı, rütbesi, rozeti, yıldızıyoktu. O, korur, kollar, benimser ve korunur, kollanır, benimsenirdi. Sadakatmdan şüphe etmedikleri hala sadık, fakat ihanetinden şüphe ettikleri 3 Kasım 1996'ya kadar bekledi...
Babamdan öğrendiğim kadarıyla telefonlarımız bir istihbarat servisi tarafından dinleniyordu. Yani bu kurumun da yardımıyla şüpheli şahsı tespit edebilirdik. Ama aynı servis, ister iyi ister kötü niyetlerle babamı da izlediğine göre... Türkiye'de herkes birini koruyor, diğerinin ipini çekiyordu. Mantık şuydu; bana güvenebilirsin ama ne kadar garantisi olduğunu bilemezsın.
Tarık Ümit'in ortadan esrarengiz şekilde kaybolması, derin güçlerdeki farklı grupların arasını açmıştı. Suflörlerin kol gezdiği o dönemde iddialara göre, bize yakın sanılan kişilerce Ümit kaçırılmıştı. Babamın ismi de bu olayda geçiyordu. Zaten bu iddia, Ümit'in bağlı olduğu MiT'in belli bir grubuyla Çatlı'nın arasını açmak için ortaya atılmıştı. Bu da uzun bir hikaye.
Diğerleri için konuşmam doğru olmaz ama babam için bu kadar küçük düşürücü bir iftirayı kabul görmek olanaksız Babamın, başka bir kuruluştaki tanıdığına belki de yanlış olan desteği vermesi bazılarını rahatsız etmişti anlaşılan. MİT Başkanı Mehmet Eymür'ün bir ifadesinde "Çatlı beni bile yerini den aldıracak güce sahipti" açıklamasını yaptığı gibi, ben dr bazılarının yerinde olsam, Çatlı ismine başlangıçta gizliden gizliye büyük bir antipati duyardım.
acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com |
|