| İHTİLÂL ÇOCUĞU
Haftalardır evde bir telaş vardı. Annemin karnı şiştiği için babam onun hiçbir iş yapmasına müsaade etmiyordu. Bu yüzden hem benimle ilgilenmeleri hem de eve sahip çıkmaları için Nevşehir'den istanbul'daki evimize yakınlarımız gelmişti. Bütün bunlar kardeşim olacağından kaynaklanıyormuş. Babam bana da bir görev vermişti: annemin terliklerini giyip giymediğine ve sigara içip içmediğine dikkat edecektim, işte o günlerden birinde babam beni yanına çağırdı. Herkes salonda oturmuş kardeşimin ismini tartışıyordu.
Babam, bu kez bana sadece kendine ait seslenme üslubuyla sordu:
"Gökçen'im, görevin nasıl gidiyor?"
Daha önceden de belirttiğim üzere, babamın bana "Gökçen'im" demesine bayılıyordum.
"Annem bugün hiç sigara içmedi." "Artık ona kızmıyorum."
"Aslında içti ama saydım sadece bir tane. Belki de iki." Annem bana sinirlenmişti. Babama, bundan bahsetmemem gerektiğini unutmuştum.
"Meral hanım benim ortak konuştu. Ne diyeceksin?" "Peşimi bir saniye bile bırakmıyor. Abdullah, Gökçen'e bunu söylemekle hiç iyi etmedin. Evin içinde gizli ajanlar gibi lıcp peşimde dolanıyor. Bugün koltuğun arkasına girmiş bana bakıyordu. Birden görünce korktum. Bu kız bir alem."
"Kızım nereden öğrendin bunları?"
"Ali ağabey de (Mehmet Ali Ağca'yı kastediyorum) böyle yapıyor ama..."
"Bir daha böyle şeyler konuştuğunu duymayayım!"
Ali ağabeyin tuhaf hareketlerini taklit etmem O'nu sinirlendirmişti.
Babam daha sonra işe gitmek için evden çıktı. Anneannemle annem de hemen O'nun ardından. Oysa babam, anne¬min bu Ağustos sıcağında çıkmasına kızıyordu. Babam beni görevimden alarak iyi etmemişti. Yoksa hemen onu arardım.
Akşama doğru babam her zamankinden erken geldi. Annem hala yoktu.
Babam, teyzeme seslenerek:
"Ne zaman çıktılar? Nereye gideceklerdi?" dye sorarken kaşlarını çatmıştı.
Ben hemen lafa girerek "Baba sana küstüm. Eğer küsmeseydim annemlerin senden hemen sonra çıktıklarını söylerdim." dedim.
Bu kez teyzem de bana sinirli bir şekilde bakıyordu.
"Bir kere sana anlattığım için evde herkes, ben duymayayım diye kısık sesle konuşuyor." derken annemler eve girdi. Babam hemen annemin yanına giderek:
"Yüzün solmuş, iyi mi ettin şimdi. Hadi hemen doktora gidelim. Bu halini hiç sevmedim." dedi ama anneme çok sinirlenmişti.
Babam bunda haklıydı. Annem gerçekten de tuhaf olmuştu. Cam acıyor gibiydi.
Annemle babamın arabaya binmelerini evimizin balkonundan izliyordum. Beni almadıkları için ağlamaklıydım. Oysa ki halamlar, teyzemler çok mutluydular. Dediklerine göre çok yakında kardeşim olacakmış. Babam endişelenmekte haklıymış ki, doktorlar annemi hastaneye yatırdılar. O gece de kardeşim oldu.
Sabah olduğunda gözlerimi yanıma yatırılan küçük bir bebeğin çığlıklarıyla açtım. Babam öylece durmuş ikimizi izliyordu.
"Nihayet abla oldun Gökçen'im."
"Babacığım bu benim kardeşim değil mi?"
"Evet. Hem de senin kadar şirin ve afacan."
isimlere karşı bir takıntım olduğundan:
"Oyuncaklarımı vereyim de ağlamasın. Peki bu güzel bebeğin adı ne? Ben ona hep kardeşim diyemem ki." dedim.
"Selcen! Yani hakikatli... Gerçekçi."
Aylar öncesinden zor bir hayat mücadelesi vermeye başlayan babamın, kardeşime seçtiği ismin hakikate dayanması, aslında bir anlamda da gerçeklere duyduğu özlemi akıllara getiriyordu.
acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com |
|