LiDERiN SEKiZ ANA VASFI

Hiç bir başarı rastlantı değil, yoğun bir çalışmanın eseridir.

Çoçukluk döneminden ortaokul talebeliğine kadar geçen süreç içinde genç Çatlı dikkatleri üzerinde toplarken, Lise döneminde Nevşehir gençleri tarafından benimsenen biri olmuştu. Ankara'ya geldiğinde ise, O kısa zaman içinde başkanlığa yükselmişti. Arkadaşları ve ideoloji adına yüklendiği ağır sorumluluk neticesinde Abdullah Çatlı'ya Reislik unvanı layık görüldü.
Sözü Mustafa beye bırakıyorum:
"Üstünlüğün bize geçmesinde Çatlı başkanın payı ve emeği tartışılmazdı. Başkan, yönetim kuruluna ve diğer birimlere seçkin kadrolar yerleştirmiş, stratejileri uyum içinde yönetiyor, tedbirleri yerinde alıyordu. Aralarına girdiğimde çok gençtim. Başkan benim gibi, bir çok ülküdaşımıza her türlü manevi desteği veriyordu. Gururumuzu incitmeden bizim yanlış yollara sapmamıza engel olduğuna bir çok defa şahit oldum. Bu iki özelliklerinden ötürü, hepimizin gönlünde yatan aslan olmuştu. Başkan görevini eksiksiz yaptığından dolayı, temiz duygularını yitirmiş olanlar, onun bu büyük kitle hareketindeki başarısını hazmedemedikleri için, bunu doğrudan ifade edemeseler de Reis'den rahatsız olduklarını biliyorduk. Çatlı başkanın efsaneleşmesini hazmedemeyenler vardı.
Bir kişinin lider olması için sekiz ana vasıf şarttır. Hatta bu "olmazsa olmaz" denecek kadar mühimdir. Abdullah Çatlı'mn kabiliyetleri ise, bu sekiz ana vasıftan üstündü. Liderin vasıflan:
1. Cesaret
2. Bilgi Birikimi
3. Pratik zeka
4. Teşkilatçlık
5. Fizyonomik Görünüm
6. Hitabet
7. Güven verici olma
8. Ailevi durum
Abdullah Çatlı samimi bir liderdi, ihanet kelimesinden hoşlanmayan, düşmanlarını dahi sırtından vurmayan biriydi. Koyduğu ilkelere, öncelikle kendisi itibar eder ve bu surette yanında saf alan kişilerden de aynısını beklerdi. Hata kabul görmezdi. Çünkü ona göre böyle önemli bir misyonda hata yapmanın geri dönüşü yoktu. Bu konuda oldukça katıydı. Taviz verilmesinden hoşlanmazdı.
Abdullah Çatlı'mn bir de insancıl yönü ağır basardı. Haksızlığı tahammül edemeyen, yardımsever, yufka yürekli ve duygusal bir insandı. Ama gerektiğinde duygularını bastırmakta korkunç bir kabiliyeti vardı. Atlatılması güç evrelerden dahi geçerken bizlere örnek olmak amacıyla, yaşadığı sorunları belli etmesi gerektiği kadar hissettirirdi." diye anlatıyor.
Bir insan, kişisel hayatıyla ilgili karşılaştığı sorunların üstesinden gelmesiyle, önce kendi kahramanı olur. Sonra bu küçük potansiyel genişler ve bu kişi yakın çevresinin sorunlarına çare bulmak için eğilince, bunların kahramanı olur. Artık engelleri kaldırmakta zorlanmadığını gören ve var olan potansiyelini ortaya çıkaran bu kişi, büyük bir kitlenin önünü tıkayan ve kaldırılması gereken sorunları gidererek, bir camianın kahramanı olur. Camia O'nu milletin içine sürükler ve milli bir davanın takipçisi olan bu kişi, milli kahraman olur. Bir insanın kahraman olması için, hainler şarttır. Abdullah Çath'nın hayatı boyunca karşısına bunlardan çok çıkmıştır. Bu hainler kimi zaman canlı, kimi zaman cansız, yani bir sistemin düşüncesi olmuştur. Bu düşünceye kul olanlara Çatlı, "sistem çıkmazının sistemperverleri" demiştir.
Bir hain aynı zamanda kahraman olamaz. Tıpkı bir kahramanın aynı zamanda hain olamayacağı gibi. Abdullah Çatlı, hayatı boyunca vatanperverliğe emin adımlarla yükselmiş ve şahsına ait hiçbir talepte bulunmadan ayrı bir şahsiyet olmuştur.

 

acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com