ANKARA YOLUNDAKİ "TESADÜF

"Alimin mürekkebi, şehidin kanından daha kutsaldır" Hz. Muhammed (SAV)

Okul hayatına devam etmekte kararlı olan Çatlı, Ankara Üniversitesi iktisadi idari Bilimleri Fakültesi'ne bağlı Mali Bilimler ve Muhasebe Yüksek Okulunu kazanmıştı. Kaydını yaptırmak üzere yola çıktığı Ankara otobüsünde hamile bir bayana yerini verdiği için yolculuğu ayakta geçiriyordu. Muavinin bakışlarından rahatsız olan hamile bayanın düştüğü mağdur durum, Çatlı'nın ahlaki anlayışıyla bağdaşmadığından şoföre tepkisini gösterince tatsız olaylar meydana gelmiş ve böylece bayanı da yanına alarak başka bir araca binmişlerdi. Oysa ki o hamile bayan, genç Çatlı'nın hocası Ayşe Nuran Ararat hanımdı.

Meral Aydoğan Anlatıyor: "EVLENİYORUZ..."

Henüz 13 yaşlarındayken mahallemize yeni taşınanların oğlu Abdullah ile aramda ufak bir sürtüşme geçmişti. Çok geçmeden Abdullah, kardeşim Nihat'la arkadaş oldu. Onu ne zaman görsem bizim eve, özellikle de bana bakıyordu. Babama şikayet etmeyi düşünürken Abdullah beni okul yolunda yakaladı ve elime bir mektup tutuşturdu. Üç yıl sonra da nişanlandık. Abdullah son derece asil, kültürlü ve milliyetçi bir gençti. 16 Ağustos 1974 tarihinde dünya evine girdik, imza atma merasiminde önce Abdullah imzaladı ardından ben imzalayacaktım ki durakladım ve "ama burası imzalanmış" diyebildim. Nikah memuru da gülerek; "Niye burayı imzaladın delikanlı" deyince, Abdullah önce biraz utanmış ama heyecanın yarattığı mahcubiyetle; "Nasıl olacağını Meral'e göstermek istemiştim'' diyerek hepimizi güldürmüştü. diye anlatıyor.
Genç çift, Çatlı ailesinin otur nakta olduğu apartman katına yerleşmişlerdi. Yeni damat, gündüzleri babasıyla birlikte yeni açtıkları lastik dükkanında ki işlerin başında duruyor, arta kalan zamanlarda eşi Meral ile gezmek maksadıyla Peri Bacaları civarında ki turistik bölgelere ve memleketlerine nazaran daha gelişmiş olan Kayseri'ye gidiyorlardı.
Son zamanlarda ki durgunluğunu fark eden eşi sebebini sorunca, O da üzgün bir tavırla:
"Babama belki de üniversitede başarılı olamayacağımı, ticarete daha yatkın olduğumu söyledim. Ama o okumamı istiyormuş, kabul etmedi. Meral, seni burada bırakmak istemiyorum. Ayrıca Ankara gündemi son zamanlarda yine karıştı. Oraya gitmem, dönmeme engel teşkil olabilir" diyerek başına gelecek olanları önceden sezmişe benziyordu. Meğerse, Abdullah Çatlı okumaya değil, Ankara'ya kavganın tam ortasına gidiyordu. Ya da Ankara'nın karmaşasını düzen sokmak iddiasıyla, büyük bir mücadeleye sürükleniyordu. Bunu kim bilebilirdi ki? Çatlı, bunun farkındaydı. Ankara'ya gittiğinde kendine hakim olamayacak ve kuracağı yeni bir kadroyla, ülkücü zihniyete farklı bir imaj kazandırmaya çalışacaktı.

ÜNİVERSİTEDEKİ ARKADAŞININ GÖZÜYLE

Uç yıldır öğrencisi olduğum Ankara Üniversitesi'ni çok sevdiğim hemşehrim Abdullah'ın da kazandığını öğrenince, fazlasıyla mutlu olmuştum. Abdullah memleketimizde akranları ve büyükleri tarafından gerek dürüstlüğü, gerekse vatanına ve milletine karşı beslemiş olduğu milliyetçi duyguları, zekası ve yiğitliği ile tanınmış, sevilen, sayılan bir arkadaşımızdı.
Okulun ilk günü birlikte yapmış olduğumuz minibüs yolculuğunda muhabbetimiz memleket sorunları üzerineydi. Sohbet konusu üniversite arkadaşlarımla hemen hemen her gün tartıştığımız sıradan bir konuydu. Ancak Abdullah'ın memleket konularını ele alışı, bu mevcut sorunlara alışılmışın dışında çözümler üretmesi beni oldukça şaşırtmıştı. Sarf ettiği her kelime düşünmemi sağlıyor, kurduğu bağlantılar genelde cevabını bulamadığım sorulara çözüm oluyordu. Aslında ona imrenmiştim. Karşımda bir arkadaştan ziyade bir eğitmen vardı. Abdullah her yönüyle kendini çok iyi eğitmişti. Okulun koridorlarında benim de kendisine uymamla, yavaş adımlarla gezinmeye başladık. Abdullah gerek şık giyimi gerekse etrafında gördüklerini analiz edercesine süzen derin bakışlarıyla tüm dikkatleri üzerimize toplamıştı. Daha sonra Devlet Bahçeli'nin odasında sohbeti devam ettirirken, milli davamızda engin başarılara ulaşacağını, bizleride uyandıracağını işaret ediyordu. Nitekim öyle de oldu. Çünkü Abdullah kardeşim bizlerin önderi olmakla yetinmeyip, milli davaların takipçisi oldu. Böyle ender bir dosta sahip olduğum için kendimi de ender sayıyorum."
Kadim dost Mustafa

"KIZIMIZ OLDU"

Annem bana anlatıyor:
"O anki hislerimizi kelimelerle ifade etmem mümkün değil. Baban seni incitmeden kucağına aldı, öptü, kokladı:
Gökçen aileye katılıyor
"Senin adın Gökçen Ansa Çatlı. Inşaallah adın gibi ömründe güzel olur yavrum." dedi."

 

acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com