| 1 Kasım 1996 ABDULLAH ÇATLI "Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor. Lakin vatandan Ayrilişin ızdırabı zor." Yahya Kemal Meral Çatlı anlatıyor: "Abdullah 27 Ekimde, Siverek milletvekili Sedat Bucak'la önemli bir mevzu nedeniyle bir haftalığına Güney'e gitmişti. Her şey l Kasıma kadar normaldi. En azından Perşembe akşamı saat 22:30 civarında eşim beni cep telefonundan arayana kadar. Tedirgin bir sesi vardı. Kendisinin nasıl olduğunu sorduğumda, iyi olduğunu söylemesi bana kâfi gelmemişti. Bir şeylerin onu huzursuz ettiğini hissediyordum. Bana evin önüne konulan bomba hakkında, soruşturmaya gelen polislerin sadece bizden mi ifade alıp almadıklarını sordu. Emin olmamı istiyordu. Bu normal değildi. Eşim her ne kadar meraklanacak bir şey olmadığını yinelese de okun yaydan çıktığını anlamıştım. Sebebini sordum, cevabı kısa oldu; takip edildiklerini söyledi. Yanındakilere de güveni azalmış gözüküyordu. Kocamın yıllardır izlendiğini biliyordum. Ama bu seferki, eşimi bir hayli kızdırmışa benziyordu. Merakımdan kimin bundan sorumlu olduğunu sordum. Bir arabadan izleniyorlarmış. Yabancılarmış. Anlamamıştım. Yani arabanın plakası mı, içindekiler mi, yoksa tanımadığımız insanlar mı... Kocam bu konuyu telefonda değinmeye sıcak bakmadığından, Pazar akşamı eve geldiğinde anlatacağını belirtti.
|