BOMBA

Belkide rastlantı dediğimiz şey, belirli bir şeyin bilinmeyen nedenidir. Bir liderin sonu hazırlanıyordu.

Dabam eve geç ve seyrek saatlerde gelmeye başlamıştı. Çelik yelek kullanıp, kalabalık kişilerce de koruma altında tutuluyordu. Babam her ne kadar bu olumsuz gelişmeleri bizlere hissettirmemek için büyük çaba harcasa da mevcut tehlike kapımızda bekliyordu.
22 Ekim 1996 sabahıydı. O gece de babamın eve geç geldiği günlerden biriydi. Zile ne zamandır basılıyordu bilmiyordum ama homurdanarak yatağımdan kalktım. Apartmanda bir telaş vardı. Kapıcımız korkudan kekeleyerek, babamla benim arabamın arasında bir bomba olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Babamı uyandırmadan, kardeşimle sokağa indik. Polis memurları, MKE yapımı olduğu söylenen bombayı inceliyorlardı. Bu el bombası babamın arabasının arka lastik civarına bırakılmıştı. Aklımdaki sorular çoğalıyordu. Sokak sakinleri, PKK'nın semtimize sıçramış olmasından şüpheleniyorlardı. Hiç yorum yapmadan herkesi dinliyordum. Nitekim iki araç, polisler tarafından itina ile bombadan uzaklaştırılıp, etkisiz hale getirildi. Polis memurları, sokak sakinlerinin ifadesine başvurup, araştırma yapsa da bombanın sorumluları meçhuldü. Babam uyandığında sabah olanları anlattım. Önce kendine kızar bir ifadeyle dişlerini sıktı, sonra yüzümü iki elleri arasına alarak korkmamamı, sakin olmam gerektiğini söyledi. Babamın söyledikleri kulağa hoş geliyordu ama, bende günden güne artan telaş, gerilimin yükseleceğinin habercisi olaçaktı. O günden itibaren günlüğüme, kalın ve siyah keçeli kalemle isyanlarımı dile getirmeye başladım... Memleket sen can derdinde bir yerlere koşarken, ülkenin dinamiklerini de peşinde sürüklüyordun. Konuşmaya dilin yetse, kollamaya gücün olsa seni bu denli koruyup, yarınını düşünenleri kanatlarının altına alırdın ama... Memleket, kovalayanların kimdi? Neydi bu kargaşa, neydi bunca gerilim, neydi bu kapanmayan hesaplar? Dünya tezatlıklar üzerine kurulu diyor büyüklerim. Bunca tezatlık nasıl bir arada hareket eder, nasıl aynı çatı altında birbirine ihanet eder? Sende şahitsin ki, Çatlı ekibi ne harama alet oldu ne de kötüye. Aksine, olanları da kovaladı. Doğru yolda olduğu için de daima yanlış senaryoların aktörü olarak anılması istendi. Hem de kaç kere, kaç kere canım memleket.
Neredeyse her gün gördüğüm, sırdaşı olduğum babam nereye sürükleniyordu? Bazılarına göre, bu el bombasının MiT raporunun yayımlanmasından tam bir ay sonra bırakılması, pek hoş bir durum değildi. MiT raporu 22 Eylül 1996'da yayımlanmış, bomba 22 Ekim 1996'da bırakılmıştı. Mesaj alınmıştı. Babamın ömrü kısaltılacaktı.
Bir liderin sonu hazırlanıyordu.

 

acilis tarih: 25.02.2003
bu site Türk İslam Ülküsüne bağli
Copyright © 2003 www.Yalniz-kurt.com